WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Haziran 2026

İZMIR 4. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/697 Esas
KARAR NO : 2024/76
DAVA : 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 30/08/2023
KARAR TARİHİ : 01/02/2024
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Alaşehir İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyasında davacı tarafın eski eşi ...'ın kefil sıfatında olduğunu, davacı taraf ile icra dosyası kefili ...'ın 2015 yılında boşanmış olduklarını, davalı şirket tarafından, davacı tarafın T.C. Kimlik numarası edinilerek 2022 yılında 1. 2. ve 3. Haciz ihbarnamelerinin, davacı tarafa gönderilmiş olduğunu, usulsüz tebligatlar sonucu dosyaya borçlu olarak eklendiğini ve 7 sene sonra boşandığı eski eşinin borcundan sorumlu hale geldiğini, davacı tarafça 89/3 Haciz İhbarnamesinin usulsüz tebligat olduğunu, bu sebeple usulsüz tebligatın öğrenilme tarihinin 28/08/2023 olarak düzeltilmesi talepli davayı Alaşehir İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosya ile ikame etmiş olduklarını, davaya konu usulsüz tebligatı ve davayı ikame ettiklerine dair tevzi formunu dosyaya sunduklarını, mahkemece de incelendiğinde 89/3 haciz ihbarnamesinin usulsüz olduğunun görüleceğini, bu sebeple usulsüz tebligatı davacı tarafın öğrenme tarihinin 28/08/2023 olduğunu beyan ettiklerini, İcra İflas Kanunu'nun 89/3'te belirtili 15 günlük içerisinde menfi tespit davasını açmış olduklarını, üçüncü kişinin açacağı menfi tespit davasında yetkili mahkeme'nin İİK. 89/3 gereği takibin yapıldığı ya da üçüncü kişinin yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesi olduğunu, kanundan kaynaklı olarak davacı tarafın yerleşim yerinde davanın açılabileceği belirtildiğinden İzmir Mahkemeleri'nin bu davayı incelemeye yetkili olduğunu, üçüncü şahıs tarafından açılan menfi tespit davası konusu bir miktar paranın ödenmesi olan bir alacak ya da tazminat davası olmadığından arabuluculuğa tabi olmadığının kanaatinde olduklarını, TTK. M.5/A hükmündeki "ödeme" ve "talep" kavramları ancak eda davalarında söz konusu olduğunu, bu bağlamda bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığın veya yokluğunu tespit olan ve herhangi bir eda hükmü kurmayıp icra edilebilirlik özelliği de olmayan menfi tespit davalarının zorunlu arabuluculuk kapsamında değerlendirilemeyeceğini düşünmekte olduklarını, önemle belirtilerek açılan dava'nın 3. Haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde ikame edilmesinin gerektiğini, Arabuluculuk dava şartı olmayan durumlarda, arabuluculuk bürosuna başvuru süreyi durdurmayacağı için hak kaybına sebebiyet vermemek ve Yargıtayın 2022 ve 2023 yılına ait istikrar kazanın görüşlerine dayanarak taraflarınca arabuluculuk bürosuna başvurunun yapılmış olduğunu, Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Daireleri tarafından verilen kesin nitelikteki kararlar arasında ticaret mahkemesinin görev alanına giren menfi tespit davalarında 7155 sayılı kanunla 6102 sayılı TTK.'ya eklenen 5/A maddesi uyarınca arabuluculuğa başvurunun dava şartı olup olmadığı hususunda çelişki bulunduğu belirtilerek; bu çerçevede uyuşmazlığın giderilmesi ve içtihat birliğinin sağlanmasının gerektiği gerekçesiyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu'nca uyuşmazlığın giderilmesi için Yargıtay'ın ilgili Dairesi'nden karar alınması için gereğinin yapılmasını talep edildiğini, Yüksek mahkeme ise "Açıklanan nedenlerle, ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı kanaatine varıldığından uyuşmazlığın giderilmesine karar verilmesinin gerekmekte olduğunu, Alaşehir İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyası ile 89/1, 89/2, 89/3 haciz ihbarnamelerinin davacı tarafa usulsüz olarak tebliğ edilmiş olduğunu ve dosya borcundan sorumlu hale geldiğini, İcra takip dosyasından görüleceği üzere takip dayanağı belge kambiyo senedine dayanmakta olduğunu, davacı tarafın 8 sene evvel boşanmış olduğu eşi ...'ın senedin kefili olduğunu, alacaklı tarafından icra takibine 2014 yılında başlanmış olduğunu, davacı tarafın 2015 yılında icra takibinin kefilinden boşanmış aradan 8 sene geçtikten sonra eski eşinin borcundan sorumlu hale geldiğini, davacı tarafın dosya kefili eski eşi ...'a herhangi bir borcu olmadığı gibi 8 senedir de görüşmemekte olduğunu, davacı tarafın asgari ücreti ile tekstilde çalışarak geçimini sağlamaya çalıştığını, alacaklı tarafın kötü niyetli olarak, davacı tarafa haciz ihbarnamelerini çıkarttığını, davacı tarafın bilgisizliğinden faydalanma yoluna giderek dosya borcunu 9 senedir tahsil edemediği kefilin eski eşinden tahsil etmeye çalışmakta olduğunu, Uyap üzerinden taraflarınca yapılan incelemede davacı taraf aleyhine hakim kararı ile ev haczi için arar aldığını, ayrıca asgari ücretle tekstilde çalıştığı iş yerine maaşının 4/1'ne haciz gönderdiğini öğrenmiş bulunduklarını, İİK: 89/3'te belirtildiği gibi, "Bu davada üçüncü şahıs, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmeye mecburdur." üçüncü kişi, açmış olduğu menfi tespit davasında takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispatla yükümlü olduğunu, kural bu olmakla birlikte somut olayın özelliğine göre ispat yükü yer değiştirebildiğini, eğe borçlu, borcun varlığını inkâr ediyorsa bu durumda ispat yükü davalıda olmasına karşın alacaklıya düştüğünü, buna karşılık borçlu varlığını kabul ettiği, borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa bu durumda ispat yükünün doğal olarak kendisine düşeceğini ve borçlu iddiasını ispat edeceğini, davacı tarafın eski eşi, dava dışı icra takibi borçlusu ...'a herhangi bir borcunun bulunmadığını, Yargıtay kararında görüldüğü gibi davalı, davacı şirketin dava dışı eski eşine borçlu olduğunu kanıtlamak zorunda en azından somut bir delil sunmak zorunda olduğunu, davalı tarafın dosya borcu ile hiç alakası olmayan davacı taraftan borcunu tahsil etmeye çalışarak kötü niyetli davrandığını, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı mahkemece re'sen tespit edeceği nedenlerle davacı tarafın dava dışı takip kefili ...'a ve davalı şirkete borcunun olmadığının tespit edilmesini, davalı tarafın haksız ve kötü niyetli icra takibi yapmış olması nedeni ile dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere; kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın mahkemeye sunmuş olduğu dilekçesiyle Alaşehir İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyasından davacı tarafa gönderilen, 1., 2. ve 3. Haciz ihbarnamelerinden davacı tarafa usulsüz tebliğ edildiğini, davacı tarafın icra dosyası borçlusu ...'a borcu bulunmadığını iddia ederek menfi tespit talepli bu davayı ikame ettiğini, davacı tarafın iddialarının gerçek durumu yansıtmadığı gibi usul ve yasaya da uygun olmadığını, bu sebeple davanın tüm talepler yönünden reddinin gerektiğini, davalı şirketin alacağının sağlanması için Alaşehir İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davacı ... ile ... ve ... arasındaki alacak-borç ilişkisi göz önüne alınarak Alaşehir İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyasında davacı ...'a İcra İflas Kanunu'nun 89. maddesi uyarınca birinci, ikinci ve üçüncü haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiğini, dolayısıyla davacı ...'ın Alaşehir İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyada asıl borçlusu olmadığını, bu icra dosyasının asıl borçlunun ... ve ... olduğunu, icra dosyasının asıl borçlusu olmayan davacı tarafın davasını, davalı şirkete karşı değil borçlular ... ve ...'ya karşı yöneltmesinin gerektiğini, dolayısıyla icra takiplerinin asıl borçlusu olmayan davacı tarafın, davalı şirkete karşı husumet yöneltebilmesinin mevzuat uyarınca mümkün olmadığından husumet yokluğu sebebiyle davanın usulden reddinin gerektiğini, davalı şirketin alacağı sebebiyle açmış olduğu Alaşehir İcra Dairesi'nin... sayılı İcra dosyasında davacı tarafa gönderilen birinci haciz ihbarnamesi 28/03/2022 tarihinde, ikinci haciz ihbarnamesi 05/05/2022 tarihinde, üçüncü haciz ihbarnamesi ise 30/05/2022 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini, davacı tarafın birinci ve ikinci haciz ihbarnamesine yasal 7 günlük süresi içinde itiraz etmediği gibi üçüncü haciz ihbarnamesinin tebliğinden sonra (İcra İflas Kanunu madde 89/3 uyarınca) yasal 15 günlük süre içinde davasını açmamış olduğunu, hak düşürücü 15 günlük süre geçtikten sonra iş bu menfi tespit davasını açmış olduğunu, bu sebeple hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan davanın usulden reddinin gerektiğini, Alaşehir İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyasına konu alacaklarının ticari alacak olduğundan söz konusu icra dosyası yönünden açılan bu davanı da ticari nitelikte bir dava olduğunu, bu sebeple 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi uyarınca dava açılmadan arabuluculuk yoluna başvurulmuş olmasının dava şartı olduğunu, ancak davacı tarafın arabuluculuk yoluna başvurmaksızın bu davayı açmış olduğunu, bu nedenle davanın usulden reddinin gerektiğini, söz konusu davada yetkili mahkemenin davalı şirketin ve icra takibinin yapıldığı yer itibariyle yetkili olan Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nden açılması gerekirken İzmir Mahkemeleri'nde dava açılmasının da usul ve yasaya uygun olmamış olduğunu, bu sebeple davanın usulden reddinin gerektiğini, dava menfi tespit talepli olarak ikame edilmiş ise de icra dosya borcu baz alınarak nispi harç ödenmediği ve dava dilekçesinde dava değerinin belirtilmediğinin görüldüğünü, söz konusu nispi harç yatırılmaksızın açılan bu davanın usulden reddinin gerektiğini, davacı tarafın icra dosya borçluları ... ve ... ile arasındaki alacak-borç ilişkisi göz önüne alınarak davacı tarafa birinci, ikinci ve üçüncü haciz ihbarnamelerinin gönderilmesi talep edilmiş olduğunu, davacı taraf aksi yönde beyanlarının kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafın icra dosyasının borçlusu ...'a borcunun bulunmadığını iddia ederken ...'ya dair borçlara dair beyanda bulunmaktan kaçınmış olmasının da dikkate çekici olduğunu, davacı tarafa haciz ihbarnamelerinin usulsüz tebliğ edildiğine dair iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın iddialarının aksine ispat yükünün davacıda olduğunu, davacı tarafın kötü niyetli olarak hareket ettiğini, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı davacı tarafın davasının tüm talepler yönünden reddini, kötü niyetli davacı tarafın asıl alacağın %20'sinden aşağı olmayacak şekilde kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR: Alaşehir İcra Dairesi'nden ... sayılı İcra dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilmiştir.
Alaşehir İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilmiştir.
GEREKÇE :
Dava, İcra İflas Kaunun 89/3 maddesi uyarınca üçüncü kişinin açtığı menfi tespit davasıdır.
Görev açısından yapılan değerlendirmede; davaya konu takibin senete ilişkin olması nedeniyle Asliye Ticaret Mahkemesi Görevli bulunduğundan görev itirazının reddine karar verilmiştir. Zira Yargıtay .... Hukuk Dairesinin ... Esas ... Karar sayılı ilamında " Dava İ.İ.K.’nun 89/III maddesine istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasıdır. İhbarnamenin gönderildiği takip, davalı alacaklı tarafından dava dışı borçlu..... karşı kambiyo senedine istinaden yapılmış bir takiptir. Bu itibarla ticari iş niteliğindeki takip dosyasından gönderilen ihbarnameye karşı açılan menfi tespit davasının ticaret mahkemesinde görülmesi gerekir. Dava tarihi itibarıyla asliye hukuk mahkemesi ile asliye ticaret mahkemesi arasındaki ilişki görev ilişkisi olduğundan mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilmesi doğru görülmemiş" belirtilmiştir.
Yetki açısından yapılan değerlendirmede; İİK. 89/3 maddesi uyarınca Davacının yerleşim yerinde açılan davaya yapılan yetki itirazının reddine karar verilmiştir.
İİK’nın 89. maddesinin 3. fıkrasında; “Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmezse, mal yedinde veya borç zimmetinde sayılır ve kendisine gönderilen haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmediği, bu nedenle de malın yedinde veya borcun zimmetinde sayıldığı ikinci bir ihbarname ile bildirilir. Bu ikinci ihbarnamede ayrıca, üçüncü şahsın ihbarnamenin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ikinci fıkrada belirtilen sebeplerle itirazda bulunması, itirazda bulunmadığı takdirde zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmesi istenir. İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur. Bu süre içinde 106 ncı maddede belirtilen süreler işlemez. Bu davada üçüncü şahıs, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmeye mecburdur. Üçüncü şahıs açtığı bu davayı kaybederse, mahkemece, dava konusu şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkûm edilir. Bu fıkraya göre açılacak menfi tespit davaları maktu harca tabidir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
İİK’nın 89. maddesi uyarınca 1. ve 2. haciz ihbarnamelerine 7 gün içerisinde itiraz edilmemesi sebebiyle borç zimmetinde sayılan üçüncü kişi İİK’nın 89/3. maddesi gereğince 3. haciz ihbarnamesine karşı 15 günlük süre içinde menfi tespit davası açtığı takdirde bu davada üçüncü kişi takip borçlusuna borçlu olmadığını ispat etmek zorundadır. Somut olayda ispat yükü davacı 3. kişidedir.
19.12.2018 tarihinde yürürlüğe giren 06.12.2018 tarih 7155 sayılı Kanunun 20. maddesiyle TTK'ya eklenen 5/A maddesinde "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmüne, aynı tarihte yürürlüğe giren aynı yasanın 23. maddesiyle 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa eklenen 18/A-(2) maddesinin dördüncü cümlesinde "Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir" düzenlemesine yer verilmiştir. HMK'nın 115/2. maddesi de " Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. " şeklindedir.
6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi, ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Türk Ticaret Kanunun 5/A maddesi 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31'inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı bütün halinde değerlendirilmekle; Davanın borçlu olunmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davası olması ve dava tarihi itibariyle arabuluculuğa başvurunun zorunlu olduğu, dava açılmadan önce davacı tarafça arabuluculuğa başvurulmadığı anlaşılmakla açılan davanın arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden usulden reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu ret harcından davacı tarafından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL karar ve ilam harcının davacı taraftan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT. hükümlerine göre 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine,
5-Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı. 01/02/2024
Katip ...
¸E-imza
Hakim ...
¸E-imza