T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/552
KARAR NO : 2024/70
DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ : 27/01/2021
KARAR TARİHİ : 30/01/2024
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı Bankanın İzmir ...San. Sitesi Şubesi ile davalı borçlu ... arasındaki ilişki davalının kullandığı kredi kartından kaynaklanmakta olduğu, davalı tarafın kullandığı kredi kartı nedeni ile davacı bankaya borcu bulunduğu, bu borcu ödemesi için davacı banka tarafından temerrüt ve muacceliyet ihbarı ve ihtarname gönderilmiş olduğu, davalının davacı ve alacaklı bulunduğu tutarı ödememesi üzerine davacı bankanın alacağının tahsilini teminen İzmir .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı dosyası ile İcra takibi yapıldığı, Ödeme emrinin tebliği üzerine davalı tarafça borca ve faizlerine itiraz edildiği. Davalının borca ve ferilerine itirazının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu, davalının davacı bankaya borcu bulunduğu, Davacı bankanın defter ve kayıtlarının incelendiğinde alacağın anlaşılacağı, Talep edilen asıl alacak, işlemiş ve işleyecek temerrüt faizi ve ferileri, tüm taleplerinin banka kayıtlarına uygun olduğu, tüm taleplerinin haklı, yasal ve yerinde olduğu, yapılan itirazın hiç bir hukuki dayanağının bulunmadığı. Dava şartı olan arabuluculuk kapsamında davalı ile arabuluculuk kapsamında davalın ile arabuluculuk görüşmesi yapılmış ancak ek de sunulduğu son tutanaktan da anlaşılacağı üzere anlaşmanın sağlanamadığı, bu nedenle itirazın iptali ve İcra takibinin devamı için Mahkemeye başvuru zorunluluğunun doğduğu yönünde olduğu. Fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla; davalının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazının iptaline ve İcra takibinin devamına, davalı aleyhine % 20 den az olmamak üzere İcra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin de davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesine talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; Takibe konu edilen bedelle ilgili tarafına geçerli bir bildirim yapılmadığı, Ödeme emrindeki faiz oranının çok yüksek olduğu ödeme yapılması için geçerli bir süre verilmediği içinde temerrüde düşürüldüğü, bunun haksız dayanaksız takip yapılmasına itiraz ettiğini, İcra takibinin durdurulmasını talep etmiştir. İzmir ....İcra Müdürlüğü tarafından ... Esas dosyasına ait davalı tarafından yapılan itiraz 13.07.2020 tarihinde İİK.66 Maddesine göre tebligat parçası henüz dosyasına dönmemiş olması nedeniyle takibin durdurulmasına karar verilmiştir.
KANITLAR: -09/05/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Tarafımıza dosyanın tekrar tekrar incelemesinde Davacı Bankanın uyguladığı faiz oranlarında sözleşmelere ve Bankacılık uygulamalarına uygun olduğu Ancak son ekstre borç rakamının hesap özetindeki toplam borç tutarı ve ihtarname rakamı, Yeniden yapılanma taksitlendirme sonunun 11.11.2023 olan vade sonu rakamından, İcra dosyasındaki rakamların hiç birinin birbirini tutmadığı görülmüş ve Davacı Bankadan hesaplamaya ilişkin net bir dönüş olmamıştır. Bu nedenle hesaplama davalı ...’e ait kredi kartı borcuna ilişkin hesaplama yapılamamıştır, yukarıda belirtmiş olduğum son ekstre borç rakamı görülmüş olup bundan sonraki hesap özeti ve ihtarnamede belirtilen 30.891.49 TL ve yeniden yapılanma yapılan rakamın ise 40.105.75 olduğu vade sonunun ise 11.11.2023 olduğu yeniden yapılanmanın telefon görüşmesine dayalı yapıldığı davalının imzasının bulunmadığı görüldüğünden, Talep edilen faiz oranlarının sözleşmeye uygun ancak borç bedeli konusunda kesin rakama borç rakamına ulaşılamadığı kanısına varılmıştır.
-09/06/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; Davacı Banka tarafından dosyaya gönderilen belgeler incelendiğinde davalı için 11.12.2019 tarihinde 1,60 aylık faiz oranı ile 48 ay vade, 835,54.-TL aylık taksit tutarında, 26.149,37.-TL anapara, 40.105,75.-TL geri ödeme tutarı olacak şekilde yapılandırma yapıldığı görülmektedir. Yapılandırma sonrası kesilen 03.01.2020 son ödeme tarihli ekstresinin ödenememesi nedeniyle ‘Temerrüt ve Muacceliyet’ nedeniyle ihbarname gönderildiğini gecikmelerinin devam etmesi nedeni ile yasal düzenlemeler uyarınca 03.07.2020 tarihli ‘İhtarname’ gönderimi gerçekleştiği, borcun kat edilerek yasal takip başlatıldığı görülmüştür.23.06.2020 hesap kesim tarihli son kesilen ekstresine yapılandırmaya ilişkin 7.taksit yansımış görünmekte ve ekstreye ait borç 7.327,81.-TL görülmekte, 8.taksitten itibaren vadesi gelmeyen taksitlerin anaparası alınmakta 23.563,68 .-TL vadesi gelmeyen taksitlerin anapara toplamı görülmekte, Son ekstre borcu + vadesi gelmeyen taksitlere ait anapara toplamı ile 30.891,49.-TL ihtarname tutarına ulaşılmaktadır. Tüm bu veriler davalıya gönderilen son kredi kartı ekstresinde yazılı olduğu görülmüştür. Bu bağlamda ; Davalı ...’in Davacı Bankaya borcu bulunduğu tespit edilmiştir.
30,891.49 TL Asıl Alacak
79,80 TL 03.07.2020 – 07.07.2020 Tar.arası % 18.60 hes.kat.tar.takip tar.
3.99 TL BSMV
+______________
30.975,28 TL Taleple bağlı kalmak ilkesi gereği Davacı Banka alacağı 30.922.23 TL dir.
-İzmir ... İcra Dairesine yazılan yazıya cevap verilmiştir.
-İzmir .... İcra Dairesine yazılan yazıya cevap verilmiştir.
GEREKÇE :
Dava; Kredi kartından kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.
Öncelikle taraflar arasında hukuki ilişki olup olmadığı, varsa hukuki ilişkinin niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeble de davacı ve davalının ileri sürmüş olduğu iddialar, vakıalar ve bunları ispat edip etmedikleri ve ispat yükünün kimde olduğu hususuna değinmekte yarar vardır.
HMK 190. maddesi ""İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " hükmü mevcuttur.
İleri sürülen bir önermenin doğruluğu hususunda kanaat oluşturmak için bir nedenselliğin ortaya konulması olarak tanımlanabilen ispat, yargılama hukuku açısından dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir.
İspatın konusu olan vakıalar, hukuk açısından doğrudan önem taşıyan veya dolaylı olarak önem taşıyan vakıalar olarak ayrılabilir. Hukuk açısından doğrudan önem taşıyan olaylar; hukuken hakların ve hukuksal ilişkilerin doğumu, değişmesi, işlemez duruma gelmesi, doğumunun engellenmesi veya doğduktan sonra düşmesine yol açan olaylardır. Hukuk açısından dolayısıyla önem taşıyan ve “emareler (belirtiler) ” olarak da tanımlanan olaylar ise; hak ve hukuksal ilişkilerde yukarıda belirtilen durumların meydana gelmiş olduğu, kendilerinden olağan yaşam deneyimleri kuralları uyarınca anlaşılabilen, bir başka deyişle bir eylemsel karine bağının kurulmasına olanak veren olaylardır. Emareler, ancak hâkimin delilleri serbestçe değerlendirme (takdir) serbestisinin bulunduğu (HMK madde 198), bu serbestinin özel kurallar ile sınırlanmamış olduğu (HMK madde 200 ve 201 gibi) durumlarda ispat konusu olabilir.( Bilge Umar; (1980), İspat Yükü, (2. Baskı), Büyükçekmece, Kazancı Matbaacılık Sanayi. sf. 19.)
İspatın, doğrudan delil göstererek ispat ve dolaylı ispat olarak ayrıma tabi tutulup, dolaylı ispatın emareler ile ispat olarak değerlendirildiği, bu kapsamda emareyi bir delil vasıtası olarak değil, ispata yardımcı, kanuni maddi unsura uymayan yabancı vakıalar olarak nitelendirildiği de görülmektedir.( M. Kamil Yıldırım; (1990), Medeni Usul Hukukunda Delillerin Değerlendirilmesi, İstanbul, Kazancı Kitap Ticaret. sf. 120, 121.)
İspat yükü belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden hâkimin aleyhte bir kararıyla karşılaşma tehlikesidir. Bu tanımda asıl davayı kaybetmek tehlikesinden değil, hâkimin aleyhte bir kararı ile karşılaşma tehlikesinden bahsedilmesi dikkate değerdir. Zira yalnızca davanın asıl konusu bakımından değil, aynı zamanda bir ön sorun veya bir ara sorun hakkında da iki tarafın birbirine zıt olarak ileri sürdükleri olayların hiçbirinin ispat edilememesi olasılığı vardır. Bu durunda hâkimin yapacağı iş söz konusu sorun bakımından ispat yükünü taşıyan tarafın, o sorunda ileri sürdüğü istemi reddetmek olacaktır.(Umar; İspat Yükü, sf. 3)
İspat yükü taraflar için bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Bilâkis kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; meselâ, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir.(Kuru; Arslan; Yılmaz; sf. 370.)
Bilirkişi raporunda; Davacı Banka tarafından dosyaya gönderilen belgeler incelendiğinde davalı için 11.12.2019 tarihinde 1,60 aylık faiz oranı ile 48 ay vade, 835,54.-TL aylık taksit tutarında, 26.149,37.-TL anapara, 40.105,75.-TL geri ödeme tutarı olacak şekilde yapılandırma yapıldığı, yapılandırma sonrası kesilen 03.01.2020 son ödeme tarihli ekstresinin ödenememesi nedeniyle ‘Temerrüt ve Muacceliyet’ nedeniyle ihbarname gönderildiği, gecikmelerinin devam etmesi nedeni ile yasal düzenlemeler uyarınca 03.07.2020 tarihli ‘İhtarname’ gönderimi gerçekleştiği, borcun kat edilerek yasal takip başlatıldığı, 23.06.2020 hesap kesim tarihli son kesilen ekstresine yapılandırmaya ilişkin 7.taksit yansımış olduğu, ekstreye ait borcun 7.327,81.-TL, 8.taksitten itibaren vadesi gelmeyen taksitlerin anaparası 23.563,68 .-TL olduğu, son ekstre borcu + vadesi gelmeyen taksitlere ait anapara toplamı ile 30.891,49.-TL olduğu, 30.891,49 TL asıl alacak, 79,80 TL faiz, 3.99 TL BSMV olmak üzere Toplam 30.922,23 TL borç hesaplandığı anlaşılmakla bilirkişi raporu doğrultusunda ve davacı tarafın talebi ile bağlı kalınarak davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
2004 sayılı İİK'nun 67/2. Fıkrasına göre ;bir davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
Kanuni düzenlemeye göre davalı borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilebilmesi için takip tarihi itibari ile itirazında haksız bulunması yeterlidir. Diğer bir anlatımla kötüniyetli olması alacaklı bakımından getirilmiş bir koşuldur. Ancak itirazın haksızlığı tek başına icra inkar tazminatına hükmedilmesine elverişli değildir. Yani bu tazminata hükmedilmesi için takip konusu alacağın belirli, sabit olması, borçlu tarafından bilinmesi veya tayin ve tahkik edilmesinin mümkün nitelikte bulunması, hakimin takdirine bağlı olmaması gerekir. (Yargıtay HGK 13/12/1967 Tarih, 9/1344- 615) Diğer bir anlatımla alacağın likit ve belli olması gerekir.
Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatına karar verilmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile;
İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı dosyasında davalının 30.891,49 TL asıl alacak, 79,80 TL faiz, 3.99 TL BSMV olmak üzere TOPLAM 30.922,23 TL alacağa yönelik yapılan itirazının İPTALİNE, takibin takip talebinde belirtilen şartlar altında DEVAMINA,
2-Alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan alacağın %20' si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.112,30 TL harçtan peşin olarak alınan 373,47 TL harcın düşülmesi ile kalan 1.738,83 TL harcın davalıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,
4-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sy Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL'nin davada haksız çıkan davalıdan alınarak HAZİNE'ye gelir kaydına,
5-Davacının yatırmış olduğu 59,30 TL'si başvurma harcı ve 373,47 TL'si peşin harç olmak üzere toplam 432,77 TL'nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
6-Davacının yapmış olduğu 584,60 TL'si posta-tebligat gideri ve 750,00 TL'si bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.334,6 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı.30/01/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!