T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/376
KARAR NO : 2024/53
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/10/2017
KARAR TARİHİ : 23/01/2024
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;
İTİRAZ ;
İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında; davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu hakkında 14.026,15-TL’si asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatılmıştır.
Kendisine 01/08/2016 tarihinde usulüne uygun olarak ödeme emri tebliğ edilen davalı-borçlu yasal süre içerisinde verdiği 02/08/2016 tarihli dilekçesi ile; müvekkilinin adresinin Van olduğunu, takibin yetkisiz icra müdürlüğünde başlatıldığını, Van İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğunu, borcu kabul etmediklerini, 7 adet faturadan kaynaklanan bir borcun bulunmadığını ileri sürerek, yetkiye, borcun tamamına ve faize itiraz etmiştir.
İDDİA ;
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; davalı şirketin müvekkilinden bir kısım inşaat malzemeleri satın aldığını, müvekkili tarafından fatura düzenlendiğini, malların davalıya teslim edildiğini, buna ilişkin sevk irsaliyelerinin düzenlendiğini, malların ... Kargo ile gönderildiğini, yetki itirazının yerinde olmadığını, uyuşmazlık halinde İzmir Mahkemelerinin yetkili olacağının kararlaştırıldığını, faturalara itiraz edilmediğini, takibe itirazın haksız olduğunu, alacağın 7 adet faturaya dayalı olduğunu ve likit olduğunu belirterek, davalının itirazının iptaline, müvekkili yararına alacağın % 20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
CEVAP ;
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; davanın süresinde açılmadığını, zaman aşımına uğradığını, Van Mahkemelerinin yetkili olduğunu, müvekkili tarafından davacıdan alınan malzemelerden dolayı faturaların sunulduğunu ve davacıya gerekli ödemelerin yapıldığını, başkaca herhangi bir borcun bulunmadığını, defterler incelendiğinde durumun ortaya çıkacağını, dava dilekçesinde belirtilen faturaların müvekkilinin muhasebe kayıtlarında bulunmadığını, borcun olmadığını belirterek, davanın reddine, müvekkili yararına % 20'den az olmamak üzere tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE ;
Dava; hakkında faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatılan davalıların borca itirazlarının iptali istemine ilişkindir.
Alacağın faturaya dayalı para alacağı olması nedeniyle TBK’nın 89. maddesi gereğince alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden ve alacaklının yerleşim yeri İzmir olup, İzmir İcra Müdürlükleri ve Mahkemeleri yetkili bulunduğundan, davalı tarafın gerek icra müdürlüğünün gerekse mahkememizin yetkisine yönelik itirazının reddine karar verilmiştir.
İcra ve İflas Kanununun 67. maddesinin birinci fıkrasında; “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.” düzenlemesi yer almaktadır. İtirazın iptali davası, bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gereken bir dava olup, bu düzenlemeye göre dava açma süresi itirazın tebliği ile başlayacak yani ödeme emrine itiraz, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak takip alacaklısına tebliğ edilmez ise dava açma süresi başlamayacaktır. Somut olayda; davanın dayanağı olan icra takibinde davalı borçlunun ödeme emrine itiraz dilekçesi davacı alacaklıya tebliğ edilmemiş olup, 1 yıllık hak düşürücü süre başlamadığından, itirazın iptali davasının süresinde açıldığı kabul edilmiştir.
Olayda 6098 sayılı BK'nın 146. maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğinden ve dava tarihi itibariyle bu süre dolmadığından, davalı tarafın zaman aşımı itirazı da haklı görülmemiştir.
Davacı takipte 23/02/2016 tarihli 771,25-TL bedelli, 23/02/2016 tarihli 8.675,95-TL bedelli, 29/02/2016 tarihli 197,12-TL bedelli, 02/03/2016 tarihli 57,82-TL bedelli, 16/03/2016 tarihli 5.891,88-TL bedelli, 26/04/2016 tarihli 382,32-TL bedelli ve 11/05/2016 tarihli 286,74-TL bedelli toplam 7 adet faturaya dayanmıştır.
Mahkememizce davalı defterlerinin incelenmesi amacıyla Van Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi’ne talimat yazılmasına ve davalıya uyuşmazlık dönemine ilişkin ticari defter ve belgelerini sunması konusunda sonucu da hatırlatılır şekilde usulüne uygun olarak davetiye tebliğ edilmesine rağmen, davalı, defter ve belgelerini bilirkişi incelemesine sunmamıştır.
Davacı defterlerini inceleyen mali müşavir bilirkişi 05/03/2019 tarihli raporunda özetle; davacı defterlerinin yasal tasdiklerinin bulunduğunu, davacının defterlerine göre davalıdan 29/07/2016 takip tarihi ve 31/12/2016 yıl sonu itibariyle 29.971,16 TL alacağının olduğunu, dava konusu 7 adet faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğunu, davalının Halkbankası’nın 22/02/2016 tarihli 130618 numaralı dekontu ile 15.945,00 TL ödemesi dışında davacıya yapılmış başka bir ödemesinin bulunmadığını, davacı alacağının 14.026,15 TL olduğunu bildirmiştir.
Mahkememizce; “davalı vekilinin cevap dilekçesinde teslimi inkar etmediği, aksine ödeme savunmasında bulunduğu, ödemeyi ispat yükünün davalıya ait olduğu, davalının, kendisine usulüne uygun olarak yapılan davetiye tebliğine rağmen defter ve belgelerini bilirkişi incelemesine sunmadığı gibi ne icra takip dosyasına ne de mahkememize ödemeye ilişkin belgelerini de sunmadığı, davacının usulüne uygun olarak düzenlenen ve yasal tasdikleri bulunan defterleri davacı lehine delil oluşturup, davanın ve takibin konusu olan faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, bunlarla ilgili davalı ödemesinin gözükmediği, davacının takip konusu miktarda alacaklı olduğu, davalının borca itirazında haksız olduğu” gerekçeleriyle; “1-Davanın KABULÜ ile; İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında davalının 14.026,15-TL asıl alacak miktarına itirazının iptaline, Bu miktara 29/07/2016 takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmek suretiyle takibin bu miktar üzerinden devamına, 2-14.026,15-TL’nin % 20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine” ilişkin 28/05/2019 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Mahkememiz kararı İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi’nin 06/04/2023 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile kaldırılmıştır.
Kararın gerekçesinde;
“….Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Davacı taraf icra takibine konu 7 adet faturadan kaynaklı davalıdan alacaklı olduğunu iddia etmektedir.
Davalı taraf ise faturaların muhasebe kayıtlarında olmadığını, borçlu olmadığını savunmaktadır.
İlk derece mahkemesince davacı defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmış olup; takibe konu faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı defterlerinin usulüne uygun tutulmuş olduğu, davacının sunduğu ... kargo belgeleri ile fatura konusu malları davalıya göndermiş olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.
Davalı şirket ticari defterlerinin sunumu için talimat yolu ile tebligat çıkartılmış, tebligatın usulüne uygun tebliğ edildiği, ancak defterlerin talimat mahkemesine sunulmadığı anlaşılmıştır.
Somut olayımızda; davaya konu faturalardan kaynaklı davalıdan alacaklı olduğunu ve malların teslim edildiğini ispat yükü davacı taraftadır. Faturaların, salt davacı defterlerinde kayıtlı olması fatura konusu malların davalıya teslim edildiğini göstermez. Davacının malların teslimine ilişkin irsaliye ve teslime ilişkin herhangi bir belge sunması gerekmektedir. Davacı tarafça dosyaya ... kargo ambar teslim fişleri sunulmuş olup, bu belgeler, malların ... kargoya teslim edildiğini gösterir belgelerdir. ... kargo tarafından malların davalıya teslim edildiğini gösterir belgeler değildir.
İlk derece mahkemesince, davacının sunduğu ... kargo ambar fişleri ile teslimi yapılan malların, davalıya ... kargo ile teslim edilip edilmediğinin araştırılmadığı anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılacak iş; ... kargoya müzekkere yazılarak davacının sunduğu ambar teslim fişleri de eklenmek suretiyle fişlere konu malların davalıya teslim edilip edilmediği edilmiş ise buna ilişkin belgenin gönderilmesini istemek, belgeler geldikten sonra toplanan delillere göre bilirkişiden ek rapor alarak sonucuna göre değerlendirme yapmak olmalıdır.
O halde, yukarıda yapılan açıklamalara göre, delillerin toplanarak sonuca varılması için yargılamaya devam edilmesi gerektiğinden, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, HMK nun 353/(1)-a-6 maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılarak, dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmek gerekmiştir.” denmiştir.
Mahkememizce ... Kargo’ya yazı yazılarak ve yazıya davacı tarafça sunulan ambar teslim fişleri eklenerek davaya konu malların davalıya teslim edilip edilmediği hususu sorulmuştur.
... Kargo’dan verilen cevapta; şirketlerinin 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu ve ikincil mevzuat kapsamında “Posta Hizmet Sağlayıcısı” sıfatı ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu düzenlemelerine ve denetimine tabi olduğu, Kurum tarafından 27/12/2016 tarihinde yayınlanan “Posta Gönderilerine İlişkin Güvenlik Tedbirlerine Yönelik Usul ve Esaslar” başlıklı, 2016/DK-YED/517 numaralı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu Kararında “Hizmet sağlayıcılar tarafından, posta gönderilerinin alıcıya teslimi aşamasında; asgari olarak; teslim alanın adı-soyadı kayıt altına alınır ve gerektiğinde ilgili mercilere sunmak üzere gizliliği sağlanarak en az iki yıl süreyle saklanır.” dendiği, bu sebeple, istenen gönderilere ait bilgilerin iki yıllık saklama süresi sona erdiğinden sunulamadığı bildirilmiştir.
04/02/2011 tarihli 27836 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6100 sayılı HMK’nın “ticari defterlerin delil olması” başlıklı 222. maddesinde ticari defterlerin delil olması düzenlenmiştir.
7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun 22/07/2020 tarihinde kabul edilmiş ve 28 Temmuz 2020 tarihli 31199 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu kanunun 23. maddesinde; “(1) 6100 sayılı kanunun 222 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan 'ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi' ibaresi 'diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi' şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir; “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.” denmiştir.
Bu değişiklikle birlikte HMK’nın 222. maddesinin 3. fıkrasında; “İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Teslimi ispat yükü davacı tarafta olduğundan ve 6100 sayılı HMK'nın 448. maddesine göre bu kanun hükümleri tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanacağından mahkememizce, talimat yolu ile defterleri incelemeye sunması konusunda davalıya anılan şerhi içeren davetiye tebliğ edilmiş ve sunulan davalı defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Davalı defterlerini talimat yolu ile inceleyen mali müşavir bilirkişi ... 07/11/2023 tarihli raporunda özetle; davalı şirketin defterlerinin usulüne uygun şekilde tutulduğunu, yasal tasdiklerinin bulunduğunu, ticari defterlerinin TTK hükümlerine göre sahibi lehine kesin delil olma niteliğini taşıdığını; 2015 yılında 35.927,04 TL 7 adet faturanın kayıtlarda olduğunu, 35.928,00 TL ödemenin göründüğünü, kalan bakiyenin olmadığını, yevmiye defterinde dönem sonu kapanış mizanında herhangi bir bakiyenin kalmadığını; 2016 yılı defterlerine göre davacı ile arasında oluşan bir ticari harekete rastlanmadığını; dava dosyası kapsamında yapılan incelemelerde faturadaki mal/hizmetin davalı yanca teslim alınıp alınmadığı konusunda somut bir tespit yapılmasının mümkün olmadığını; davacı tarafından davalı adına düzenlenen dava konusu toplam 16.263,09 TL bedelli 7 adet faturanın ihtilaflı döneme ilişkin davalı yasal ticari defterlerinde kayıtlı olmadığını; faturaların davalıya tebliğ edilip edilmediğinin belirlenemediğini; davaya konu 7 adet faturanın davalıya gönderildiğinin ve tebliğ edildiğinin kabulü halinde davacının 2016 yılı kendi yasal ticari defter ve belgelere göre davalıdan 14.026,15 TL asıl alacağının olduğunu; davalı ticari defter kayıtlarının kabul görmesi halinde 2015 ve 2016 yılı yevmiye defterlerinde davalı şirketin davacıya eksik yaptığı ödemelerin olmadığını, herhangi bir alacağın olmadığını bildirmiştir.
Toplanan deliller ile tüm dosya içeriğine göre; davacı tarafın davaya konu 23/02/2016 tarihli 771,25-TL bedelli, 23/02/2016 tarihli 8.675,95-TL bedelli, 29/02/2016 tarihli 197,12-TL bedelli, 02/03/2016 tarihli 57,82-TL bedelli, 16/03/2016 tarihli 5.891,88-TL bedelli, 26/04/2016 tarihli 382,32-TL bedelli ve 11/05/2016 tarihli 286,74-TL bedelli toplam 7 adet fatura nedeniyle davalıdan alacaklı olduğunu ileri sürdüğü, faturalarda gözüken malları davalıya teslim ettiğini ve alacaklı olduğunu ispat yükünün davacıda olduğu, her ne kadar faturalar davacı defterlerinde kayıtlı ise de bu hususun fatura içeriğindeki malların teslim edildiğini göstermeyeceği, davacı tarafın teslime ilişkin bir belge de sunmadığı, sunulan ... kargo ambar teslim fişlerinin teslimi gösterir belgeler olmadığı; diğer yandan faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı gibi faturalardaki malın davalı tarafça teslim alınıp alınmadığı konusunda somut bir belirlemenin yapılamadığı; davacı tarafın dilekçesinde açık bir şekilde "yemin" deliline dayanmadığı anlaşıldığından ve takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu ise iddia ve ispat edilmediğinden, teslime ilişkin ispat koşulunun yerine getirilememesi nedeniyle yerinde görülmeyen davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmış, aşağıda yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM;
Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin olarak alınan 169,41 TL harcın düşülmesi ile kalan 258,19 TL harcın davacıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerine bırakılmasına,
4-Davalının yapmış olduğu tebligat masrafı olan 20,00 TL'lik yargılama giderinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 14.026,15 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayarak artan kısmın gerekçeli karar tebliğ masrafları düşüldükten sonra yatıran tarafa iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı, miktar itibariyle kesin olarak karar verildi.23/01/2024
Katip...
e-imzalı
Hakim...
e-imzalı
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!