WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Haziran 2026

İZMIR 4. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/32
KARAR NO : 2024/186
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 11/01/2023
KARAR TARİHİ : 12/03/2024
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;
DAVA ; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının "..." adresli malikane inşaatının parke işlerini yapması için davalı şirket ile anlaştığını, buna ilişkin de 01/03/2022 tarihinde 75.000,00 TL bedelli satış sözleşmesinin imzalandığını, sözleşme bedelinin davacı tarafından tam ve eksiksiz olarak ödendiğini, 03/06/2022 tarihinde 11.563,06 TL bedelli ilave iş sözleşmesi akdedildiğini ve davacı tarafından ... bank'a ait 14/06/2022 tarihli dekont ile ödeme yapıldığını, sözleşme gereği davalı yan tarafından üstlenilen iş yapıldığında parke döşemesi üzerinde birçok yerde tırtıklanma olduğu, tüm döşeminin aynı hizada döşenmemesi nedeniyle bazı parçaların daha aşağıda bazılarının daha yukarıda kaldığının görüldüğünü, davacı ile müteahhidin derhal konuyu davalı ile paylaştıklarını, karşı yanın sorunun zemindeki şaptan kaynaklandığını belirttiğini, bunun üzerine, müteahhit, davacı ve davalı arasında yapılan görüşme sonucu, döşenen kısmın sökülerek yeniden şap işlemi yapılıp düzeltildikten sonra tekrar parke döşenmesi konusunda anlaşıldığını, yapılan anlaşmada maliyetin şap ile ilgili kısmını davacının üstlendiğini, parke ile ilgili kısmını ise müteahhit firma olan ... Petr. Ür. İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'nin üstlendiğini, davalı tarafça düzeltilen şap üzerine yeniden parke döşenmiş ise de işin yine ayıplı olarak ifa edildiğini, bu seferde parkede kabarmalar ve bu kabarmalar nedeniyle parkenin üzerinde yürürken zeminde dalgalanmalar ve parke üzerinde tırtıklanma oluştuğunu, sorunun davalı yana iletilmesi üzerine davalın yanın sorunun yerden ısıtma sisteminde kaçak olduğu ve biriken bu su dolayısıyla dalgalanma olduğunu belirttiğini, 23/07/2022 tarihinde davalı yanın adrese kendi uzmanı ile birlikte bir termal kamera gönderdiğini ve yapılan incelemede yerden ısıtma sisteminde herhangi bir kaçak bulunmadığının görüldüğünü, tüm bu süreç sonrasında davacı tarafça Aliağa Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D.İş sayılı dosyası üzerinden tespit yaptırıldığını, bu tespit raporunda davalı şirketçe yapılan işin ayıplı olduğu, ayıbın giderilmesi için gerekli maliyetin 65.000,00 TL olduğunun tespit edildiğini, davacı şirket tarafından davalı tarafça ayıplı olarak yapılan işin başka bir firmaya yeniden yaptırılması sırasında asıl sorunun davalı şirketçe şap kurumadan parkelerin döşemesinden kaynaklandığı, şapın nem oranının olması gerekenin çok üzerinde olduğu ve öncelikle kurutma işlemi yapılması gerektiğinin görüldüğünü, bunun üzerine davacı tarafça tespit raporunu hazırlayan teknik bilirkişiden yeniden ek rapor alındığını ve bilirkişi tarafından zemine atılan şapın nem oranının olması gerekenin çok üzerinde olduğu, kurutma yapılmadan parke döşendiğinin tespit edildiğini, tüm bu işlemlerden sonra davalıya İzmir .... Noterliği kanalıyla 30/09/2022 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname keşide edilerek tespit raporu ile tespit edilen ayıp giderme maliyeti olan 65.000,00 TL ile 4.130,00 TL şap nem azaltma bedeli olmak üzere toplam 69.130,00 TL'nin ödenmesinin ihtar edildiğini fakat hiçbir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden 69.130,00 TL asıl alacak, 407,62 TL ihtarname gideri ve 602,58 TL işlemiş faiz olmak üzere toplum 70.140,20 TL üzerinden 7 örnek icra takibi başlatılmış ise de davalının icra takibine karşı haksız olarak itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, işbu sebeplerle davanın kabulü ile davalının İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına ilişkin itirazının iptaline, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP ; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı vekilinin dilekçesinde parkelerdeki ayıpların parkenin altına atılan şapın nem derecesinden kaynaklandığını; başka bir firmaya 4.130 TL bedel ödeyerek şap kurutma işlemi yapıldığı ve üzerine parkelerin döşendiğini ve sorunsuz şekilde kullandıklarını beyan etmiş olduğunu, bu durumda davacı taraf davalıdan satın aldığı parkeleri ayıpsız kullandığını kabul ve beyan etmekte olduğunu, ancak buna karşılık tüm parke bedelinin iadesini de talep etmekte olduğunu ifade etmiştir. Bu durum açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı tarafın seçimlik haklarından ayıp nedeni ile uğranılan zarar ya da bedelde indirim talep etmesi gerekirken ayıpsız şekilde kullandığını beyan ettiği davalı şirkete ait parke bedelinin tamamını talep etmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, davanın bu nedenle de Reddi gerekmekte olduğu ifade edilmektedir. Taraflar arasında imzalanmış ve davacı tarafından dosyaya ibraz edilmiş 13.06.2022 tarihli sözleşmenin 3.3 maddesi gereğince süresinde ürünleri incelememiş; incelettirmemiş ve ayıp ihbarında bulunmamış olduğunu, tarafların tacir olup aralarında imzaladıkları sözleşme hükümleri ile bağlı olduklarını, İşbu nedenle Sayın Başkanlığınızdan davalı ile davacı arasında imzalanan satış sözleşmesinin incelenerek TTK amir hükümlerine aykırı olmayan satış sözleşmesi gereğince davanın Reddine karar verilmesini vekaleten arz ve talep ettiklerini, Somut olayda davacı tarafından ayıp ihbarının 30.09.2022 tarihinde yapılmış olup; dava konusu ürünlerin ise davacıya 01.03.2022 tarihinde satılmış olduğunu, işbu nedenle ürünün ayıbına ilişkin (ki asla ürünlerin ayıplı olduğunu kabul etmemekle birlikte) bildirim süresinde olmadığından davanın Reddine karar verilmesini vekaleten arz ve talep ettiklerini, Davacı ile davalı şirket arasındaki sözleşmelerin incelenmesi ile açıkça görüleceği üzere montaj sorumluluğunun davalı şirkete ait olmadığını, ürünlerin montaj işlemi ve montaj bedeli hariç olarak davacıya satılmış olduklarını, davacı tarafın dava dilekçesinde ürünlerin uygun şap üzerine montajının yapılmaması nedeni ile montajdan kaynaklı ayıp olduğunu iddia ve beyan etmekte olduğunu, ancak davalı şirketin montaj işleminden kaynaklı” sorumluluğu bulunmamakta olduğunu, taraflar arasında imzalanan satış sözleşmeleri (Davacı tarafın dava dilekçesinin ekinde ibraz etmiş olup cevap dilekçesinin ekinde ibraz edildiğini) gereğince md.3.3'te açıkça " Teklif konusu ürünlerin montajı Müşteri'ye aittir. Ürün fiyatlarına montaj ücreti dahil değildir. Ürünlerin montajı tamamen Müşteri'nin sorumluluğundadır. Müşteri tarafından yapılacak montaj nedeni ile oluşabilecek hasar ve kusurlardan SATICI sorumlu değildir" maddesi mevcut olduğu belirtilmektedir. Taraflar arasındaki faturalar, ödeme dökümlerinin kontrol edilmesi halinde açıkça görüleceği üzere davalı montaj işlemi yapmamış ve buna ilişkin olarak da davacıdan işçilik ve montaj bedeli tahsil etmemiş olduğunu, Davacıya işçilik için fiyat teklifi verilmiş ancak işçilik yani montaj işlemi davalı şirket ya da çalışanları tarafından davacı ile işçilik metrekare bedelinde anlaşılamaması nedeni ile montaj işleminin davalı şirket tarafından yüklenilmemiş olduğu ifade edilmektedir. Ticari defter, belgeler, satış sözleşmeleri ve ödemelerin incelenmesi ile davalı şirketin montaj işlemine ilişkin bir sözleşme yapmadığı gibi ödeme de almadığının açıkça sabit hale geleceğini, ayrıca davacı taraf dilekçesinde de belirttiği üzere davacının müteahhit firması Karpim İnşaat olup bu firma zemine şap atma ve zeminin parke döşenmeye uygun hale getirilmesinden sorumlu olduğunu, şapın olması gereken kalınlıkta ve kurulukta olmamasından davalının sorumlu. tutulmasının mümkün olmadığını, davalı şirketin davacıya yalnızca ürün tedarik etmiş; montaj olmadığını taraflar arasında imzalı sözleşmeler ile tarafların kabul ve beyan etmiş oldukları belirtilmiştir. Söz konusu ürünlerin laminat parke olup Aliağa Sulh Hukuk Mahkemesinde bilirkişi tarafından dava konusu ürünlerin ayıplı olmadığı; montaj hatası olduğunun açıkça belirtilmiş olduğunu, dava konusu ürünlerin montajının davalı şirket elemanları tarafından yapılmadığını, aksini ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, davalı şirketin montaj ekibinin bulunmadığı beyan edilmiştir. Davacı tarafın mermer temizleme makinası ile parkelere kendisinin zarar vermiş olduğunu bu nedenle davacının iddia ve taleplerinin hukuka uygun olmadığını, davacı tarafın üzerine düşen özen ve dikkatli kullanma yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğu beyan edilmiştir. İşbu nedenlerle, Davanın Reddine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini vekaleten arz ve talep etmişlerdir,
KANITLAR ; 24/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
1. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin kapsamı, sözleşme gereğince gerekli ifanın yapılıp yapılmadığı, sözleşme kapsamında montaj işleminin davalının edimleri arasında olup olmadığı, Taraflar arasında imzalanan sözleşme incelendiğinde teklif konusu ürünlerin montajının müşteri (davacıya) ait olduğunu, ürünlerin fiyatına montaj ücretinin dahil olmadığını, satıcının (davalının) ünler ile ilgili hukuki ve ticari sorumluluğu ürünlerin teslimi ile sona erdiğini, ürünlerin montajının tamamen müşterinin (davacının) sorumluluğunda olduğunu, müşteri tarafından yaptırılacak montaj nedeni ile oluşabilecek hatalardan ve kusurlardan satıcının (davalının) sorumlu olmadığı belirtilmiştir.
2. Davalı tarafından edimin ayıplı bir şekilde ifa edilip edilmediği, davacı tarafından ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, davalının ikinci defa parke döşemesi yaparken şapı kurutması gerekip gerekmediği, şaptaki eksikliğin davacı tarafından giderilmesinin davalının sorumluluğuna etkisinin ne olacağı, ikinci kez parke döşemesi yapılırken uygulayan tarafından şapın kuruyup kurumadığının kontrol edilmesi gerektiği, Davalı firma tarafından ürünlerin montaj sorumluluğu bulunmadığı taraflar arasında imzalanan sözleşmede belirtilmiş olup, davalı firma tarafından montaj ve işçiliğin yapıldığına ilişkin herhangi bir belge dosya içerisinde görülememiştir. Davacı tarafından sözleşmede belirtildiği üzere sipariş veren firma sipariş tesliminden itibaren açık ayıpları 2 (iki) gün içinde yazılı olarak bildirmek diğer durumlarda malı teslim aldığı tarihten itibaren 8 (sekiz) gün içerisinde malı incelemek veya incelettirmek ile mükellef olduğunu, aksi halde malın ayıplı olduğuna dair itirazda bulunmazsa malı kabul etmiş sayılacağı belirtilmiş olup davacı vekili tarafından 25.07.2022 tarihinde e-posta tarafından ihtar edildiği ve akabinde Aliağa Sulh Mahkemesinin ... D.İş. dosyası kapsamında 27.07.2022 tarihinde dava konusu taşınmazda yapılan keşif yapıldığı ve rapor düzenlendiği görülmektedir. İkinci kez parke döşemesinin ... tarafından yapıldığı, söz konusu kişinin davalı firma bünyesinde çalışıp çalışmadığı bilinmemektedir.
3. Davacının yaptırdığı delil tespitinin bu dosyada dikkate alınıp alınamayacağı, davalı tarafından yapılan parke işleminden sonra davacı tarafından mermer temizlik ve bakım çalışmasının yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ayıba neden olup olmayacağı, Uygulanan parke işleminden sonra mermer temizlik ve bakım çalışması yapılmış olsa idi yapılan teknik incelemelerde parkelerde meydana gelen hasarların görüleceği, eğer bu işlem yapılmış olsa idi sadece şap da değil parkelerde de suya bağlı hasarların meydana geleceği görüş ve kanaatine varılmıştır. Yaptırılan delil tespitinin, eldeki yargılama bakımından hukuken dikkate alınıp alınmayacağı hususu ise münhasıran sayın mahkemenizin takdirindedir.
4. Davacı tarafından başlatılan takibe itirazın iptalinin gerekip gerekmediği, faiz türü ve başlangıç tarihinin ne olması gerektiği Takibe yapılan itirazın iptalinin ne zaman gerekeceği ve işletilecek faiz oranının tespiti hususları somut olayın hukuki nitelendirmesi ve ticari işlerde faize ilişkin yasal düzenlemelerin yorumlanması ile doğrudan bağlantılı olduğundan bu konuda değerlendirme yapılmamıştır. Ayıp ihbarının süresinde ve şekil şartına uygun yapılıp yapılmadığının tespitine bağlı olarak ve nihai takdir sayın mahkemenize ait olmak üzere faizi başlangıç tarihinin, 25.07.2022 tarihinde gönderilen e posta yahut 07.10.2022 tarihli ihtarname tarihi olabileceği düşünülmektedir.
-Aliağa Sulh Hukuk Mahkemesine yazılan yazıya cevap verilmiştir.
-Taraflar için Vergi Dairesine yazılan yazıya cevap verilmiştir.
GEREKÇE ;
Dava; Taraflar arasındaki satış sözleşmesinden kaynaklı ticari ilişkiden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.
Öncelikle taraflar arasında hukuki ilişki olup olmadığı, varsa hukuki ilişkinin niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeble de davacı ve davalının ileri sürmüş olduğu iddialar, vakıalar ve bunları ispat edip etmedikleri ve ispat yükünün kimde olduğu hususuna değinmekte yarar vardır.
HMK. 190. maddesi "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." hükmü mevcuttur.
İleri sürülen bir önermenin doğruluğu hususunda kanaat oluşturmak için bir nedenselliğin ortaya konulması olarak tanımlanabilen ispat, yargılama hukuku açısından dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir.
İspatın konusu olan vakıalar, hukuk açısından doğrudan önem taşıyan veya dolaylı olarak önem taşıyan vakıalar olarak ayrılabilir. Hukuk açısından doğrudan önem taşıyan olaylar; hukuken hakların ve hukuksal ilişkilerin doğumu, değişmesi, işlemez duruma gelmesi, doğumunun engellenmesi veya doğduktan sonra düşmesine yol açan olaylardır. Hukuk açısından dolayısıyla önem taşıyan ve “emareler (belirtiler) ” olarak da tanımlanan olaylar ise; hak ve hukuksal ilişkilerde yukarıda belirtilen durumların meydana gelmiş olduğu, kendilerinden olağan yaşam deneyimleri kuralları uyarınca anlaşılabilen, bir başka deyişle bir eylemsel karine bağının kurulmasına olanak veren olaylardır. Emareler, ancak hâkimin delilleri serbestçe değerlendirme (takdir) serbestisinin bulunduğu (HMK. madde 198), bu serbestinin özel kurallar ile sınırlanmamış olduğu (HMK. madde 200 ve 201 gibi) durumlarda ispat konusu olabilir. (Bilge Umar; (1980), İspat Yükü, (2. Baskı), Büyükçekmece, Kazancı Matbaacılık Sanayi. sf. 19.)
İspatın, doğrudan delil göstererek ispat ve dolaylı ispat olarak ayrıma tabi tutulup, dolaylı ispatın emareler ile ispat olarak değerlendirildiği, bu kapsamda emareyi bir delil vasıtası olarak değil, ispata yardımcı, kanuni maddi unsura uymayan yabancı vakıalar olarak nitelendirildiği de görülmektedir.( M. Kamil Yıldırım; (1990), Medeni Usul Hukukunda Delillerin Değerlendirilmesi, İstanbul, Kazancı Kitap Ticaret. sf. 120, 121.)
İspat yükü belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden hâkimin aleyhte bir kararıyla karşılaşma tehlikesidir. Bu tanımda asıl davayı kaybetmek tehlikesinden değil, hâkimin aleyhte bir kararı ile karşılaşma tehlikesinden bahsedilmesi dikkate değerdir. Zira yalnızca davanın asıl konusu bakımından değil, aynı zamanda bir ön sorun veya bir ara sorun hakkında da iki tarafın birbirine zıt olarak ileri sürdükleri olayların hiçbirinin ispat edilememesi olasılığı vardır. Bu durunda hâkimin yapacağı iş söz konusu sorun bakımından ispat yükünü taşıyan tarafın, o sorunda ileri sürdüğü istemi reddetmek olacaktır.(Umar; İspat Yükü, sf. 3)
İspat yükü taraflar için bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Bilâkis kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; meselâ, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir.(Kuru; Arslan; Yılmaz; sf. 370.)
Davacı şirketin, davacının "..." adresli malikane inşaatının parke işlerini yapması için davalı şirket ile anlaştığını, buna ilişkin de 01/03/2022 tarihinde 75.000,00 TL bedelli satış sözleşmesinin imzalandığını, sözleşme bedelinin davacı tarafından tam ve eksiksiz olarak ödendiğini, 03/06/2022 tarihinde 11.563,06 TL bedelli ilave iş sözleşmesi akdedildiğini ve davacı tarafından ... bank'a ait 14/06/2022 tarihli dekont ile ödeme yapıldığını, sözleşme gereği davalı yan tarafından üstlenilen iş yapıldığında parke döşemesi üzerinde birçok yerde tırtıklanma olduğu, tüm döşeminin aynı hizada döşenmemesi nedeniyle bazı parçaların daha aşağıda bazılarının daha yukarıda kaldığının görüldüğünü, davacı ile müteahhidin derhal konuyu davalı ile paylaştıklarını, karşı yanın sorunun zemindeki şaptan kaynaklandığını belirttiğini, bunun üzerine davalı arasında yapılan görüşme sonucu, döşenen kısmın sökülerek yeniden şap işlemi yapılıp düzeltildikten sonra tekrar parke döşenmesi konusunda anlaşıldığına ilişkin iddiasını; davalı taraf dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; ürünlerin montaj işlemi ve montaj bedeli hariç olarak davacıya satılmış olduklarını, davacı tarafın dava dilekçesinde ürünlerin uygun şap üzerine montajının yapılmaması nedeni ile montajdan kaynaklı ayıp olduğunu iddia ve beyan etmekte olduğunu, ancak davalı şirketin montaj işleminden kaynaklı” sorumluluğu bulunmamakta olduğunu, taraflar arasında imzalanan satış sözleşmelerinde de bu durumun anlaşıldığını beyan ederek taraflar arasındaki ticari ilişkinin olduğunu ancak söz konusu ticari ilişkinin eser sözleşmesi değil satış sözleşmesi olduğunu kabul etmiştir. Davacı taraf montaj işinin davalı tarafa ait olduğunu ve davalı tarafın ayıplı ifada bulunduğunu iddia etmiş olup ispat yükü davacı taraftadır.
Taraflar arasında imzalanan ve her iki tarafın kabulünde olan sözleşmenin 3.3 numaralı bendi uyarınca " Teklife konu ürünleri teslim alma esnasında gerek adet, gerek nitelik ve gerekse ayıplı olup olmadığı yönünde satıcının deposunda kontrol etmek ile yükümlüdür. Teklif konusu ürünlerin montajı müşteriye aittir. Ürün fiyatlarına ücret dahil değildir. Satıcının ürünler ile ilgili hukuki ve ticari sorumluluğu ürünlerin teslimi ile sona ermektedir. Ürünlerin montajı tamamen müşteri sorumluluğudur. Müşteri tarafından yapılacak montaj nedeniyle oluşabilecek hatalardan ve kusurdan satıcı sorumlu değildir. " belirtilmiştir.
Dava ön inceleme aşamasında her ne kadar taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan ayıplı ifa nedeniyle meydana gelen zararın tazminine ilişkin olarak belirlenmiş ise de taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 3.3 maddesinde montajın davacıya ait olmadığı belirtilmiş olup davalının montaj yükümlülüğü bulunmadığından taraflar arasındaki sözleşmesinin satış sözleşmesi olarak nitelendirilmesi ve ayıp ihbarının satış sözleşmesinin ayıp ihbarına ilişkin hükümlerin uygulanması gerekmektedir.
TTK’nın 23. maddesine göre göre tacirler arasındaki mal ve satış sözleşmelerinde Borçlar Kanunu hükümleri uygulanacaktır. TBK’nın 223. maddesinde ayıba ilişkin düzenlemeye yer verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 23/son maddesine göre; malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde inceleme veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda ise Türk Borçlar Kanunu’nun 223. maddesinin ikinci fıkrası uygulanacaktır.
6098 sayılı TBK'nın 223. maddesinde; ("1) Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. (2) Gizli ayıp mevcut ise herhangi bir şarta ve sınırlamaya tabi olmaksızın alıcının seçimlik hakkını kullanması için yeterlidir. Satıcı ise tercih edilen seçimlik hakkı yerine getirmek zorundadır. Dolayısıyla ayıbın küçük, büyük veya orantılı olup olmaması sonucu değiştirmeyecektir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Açık ayıplar bakımından durum bu olmakla birlikte, olağan bir gözden geçirmeyle anlaşılamayacak ve sonradan ortaya çıkan gizli ayıplar bakımından farklı bir değerlendirme yapmak gerekmektedir. TTK m. 23/1-c hükmünün son cümlesinde, diğer durumlarda TBK m. 223 hükmünün uygulanacağı belirtilerek, tacirler arası ticari satışlarda gizli ayıplar bakımından iki ve sekiz günlük sürelerin uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır. Buna göre, alıcının gizli ayıp nedeniyle ayıptan doğan seçimlik haklarını kullanabilmesi için satılanda ortaya çıkan ayıbı hemen (uygun bir süre içinde) satıcıya bildirmesi zorunludur (TBK m. 223/27) Ayıp ihbarı, TTK m. 18/2'de sayılan ihbarlardan olmadığından, tacirler arasında dahi olsa ayıp ihbarının belirli bir şekilde yapılması gerekmez.
Satış hukuku bakımından ayıp, satılanda satıcı tarafından bildirilen ya da kullanım amacı gereği satılanda bulunması gereken niteliklerin bulunmaması, satılandaki nitelik eksikliğidir. Satıcının ayıptan doğan sorumluluğu, kusurdan bağımsız bir sebep sorumluluğudur. Alıcı, muayene ve ihbar külfetlerini yerine getirmek koşuluyla, satıcının kusuru olmasa dahi TBK m. 227/1'de sayılan seçimlik haklarını kullanabilir. Satıcının kusuru, yalnızca genel hükümlere tabi olan tazminat talebi bakımından önem taşımaktadır (TBK m. 227/2; TBK m. 112).
TBK 227 madde ;"Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:
1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.
2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.
3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.
4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.
Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.
Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.
Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir..."
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Davalı firma tarafından ürünlerin montaj sorumluluğu bulunmadığı taraflar arasında imzalanan sözleşmede belirtildiği, davalı firma tarafından montaj ve işçiliğin yapıldığına ve yapılacağına ilişkin dosyada herhangi bir belge bulunmadığı, montaj işleminin yapıldığı bildirilen kişilerin davalı çalışanı olmadığı, duruşmada dinlenen tanık beyanlarında da montaj işlemini yapan kişilerin söz konusu işlemleri kendi ad ve hesaplarına yaptıklarına ve davalı şirket bünyesinde çalışmadıklarına ilişkin beyanları, davacı tarafın ayıp ihbarını montaj işleminden sonra davalı tarafa bildirdiği ve taraflar arasındaki sözleşmeye göre bildirmesi gereken süre içerisinde bildirmediği, kaldı ki Davacının iddiasının söz konusu malzemenin ayıplı olduğu değil de yapılan montaj işleminin ayıplı olduğu, davalı şirketin montaj ve işçilik sorumluluğu bulunmadığı anlaşılmakla davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM ;
Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin olarak alınan 847,12 TL harcın düşülmesi ile kalan 419,52 TL harcın karar kesinleştiğinde isteği halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerine bırakılmasına,
4-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL'nin davada haksız çıkan davacıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalılara verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayarak artan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı. 12/03/2024
Katip...
e-imzalı
Hakim...
e-imzalı