WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Temmuz 2026

İZMIR 4. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/189
KARAR NO : 2024/293
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/03/2023
KARAR TARİHİ : 05/04/2024
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;
İDDİA ;
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında müvekkilleri aleyhine icra takibi başlatıldığını, davaya konu takibin dayanağı senetteki imzaların müvekkillerine ait olmadığını, ayrıca senetteki hiçbir yazının da müvekkillerine ait olmadığını, müvekkillerinin dava konusu takipte alacaklı gözüken kişiyle bir defa muhatap olduklarını, bunun da tapu alışverişinden kaynaklandığını, tapu alışverişine ilişkin tüm ödemenin yapıldığını, bu alışveriş dışında bir ilişkilerinin olmadığını, bu tapu alışverişine de senette kefil olarak gözüken dava dışı...'ün aracılık ettiğini, müvekkillerine tapu işlemleri sırasında bir takım imzaların attırıldığını, bu nedenle hile ile senet imzalatılmış olma ihtimalinin de bulunduğunu, irade fesadına dayalı olarak düzenlenen senedin geçersiz olduğunu, senetteki düzenleme yazılarının hiçbirinin müvekkillerine ait olmadığını, takip dayanağı senet tutarının 270.000,00 USD olduğunu, davalının mali durumunun borç vermeye yeterli olmadığını, varlıklı olan müvekkillerinin de böyle bir borcu almalarının söz konusu olamayacağını, diğer yandan senet üzerinde tahrifat yapıldığını, tahrifat yapılan senedin geçersiz olduğunu, senette tahrifat iddialarına ilişkin olarak İzmir... İcra Hukuk Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, müvekkillerinin haksız icra takibinden dolayı icra tehdidi altında olduklarını, senedin tahsili halinde müvekkillerinin ileride telafisi imkansız maddi ve manevi zararlara uğrayacağını belirterek, dava konusu senedin teminatsız veya uygun görülecek bir teminat karşılığında yargılama sonucu verilecek kararın kesinleşmesine kadar ödenmesini engeller nitelikte icra takiplerinin durdurulması amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesine, aksi kanaat halinde; İİK'nın 72/3 maddesi uyarınca gecikmeden doğacak zararlara ilişkin belirlenecek teminat ve takip konusu alacağın icra veznesine depo edilmesiyle birlikte mahkeme kararının kesinleşmesine kadar icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesine; müvekkillerinin davalıya icra takibine konu senetten dolayı 270.000,00 USD ve icra takibine konu edilmiş olmasından kaynaklı faiz ve tüm fer’ilerinden dolayı borçlarının olmadığının tespitine, asıl alacağın % 20’si oranında kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline, HMK'nın 329/1 maddesi uyarınca davalının 575.000,00 TL avukatlık ücreti ödemesine, aynı kanunun 329/2 maddesi uyarınca davalının en yüksek bedelden disiplin para cezasına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
CEVAP ;
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; müvekkilinin, sahibi olduğu İzmir Çeşme Dalyan Mahallesi’nde ... numaralı bağımsız bölümün satışı için davacılarla anlaştığını, edinilen bilgiye göre; davacılar arasında olağandan farklı bir ilişkinin bulunduğu, bu ilişki kapsamında sözü edilen taşınmazın davacı ... tarafından davacı ...'a hediye olarak alındığını; taşınmazın satış bedelinin 6.250.000,00 TL olarak kararlaştırıldığını, olası ekonomik risklerden etkilenmemek adına bu miktarın dolara çevrildiğini, taşınmaz üzerindeki banka ipoteğinin davacılar tarafından kaldırıldığını, yine bu kapsamda senette belirtilen 270.000,00 USD haricindeki fark miktarın da 10/01/2023 tarihinde (26.100 USD) elden teslim alındığını; satış günü olan 09/01/2023 tarihinde tarafların tapu müdürlüğünde buluştuklarını ve müvekkili tarafından para havalesinin istendiğini ancak davacıların “çok ciddi sıkışık olduklarını ve parayı tamamlayamadıklarını” bildirmeleri üzerine müvekkilinin, aracı olan ...'ün de telkinlerine uyarak “senet almak koşuluyla ödeme için 10 gün izin verebileceğini” söylediğini, bu kapsamda tarafların miktar hesaplaması yaptıklarını ve kalan borcu 270.000,00 USD olarak belirlediklerini, dava konusu senedin müvekkilinin eşi ... tarafından hazırlandığını ve evi üzerine alan ... ve yanında arkadaşı olan davacı ...’in imzaladıklarını, ayrıca ikinci kefil olarak senedi ...'ün de imzaladığını, bu kişiye TC kimlik numarasının alınmamış olması nedeniyle takibin yöneltilemediğini; taşınmazın bu şekilde 326.820,00 USD'ye satıldığını, satış tarihindeki kur (USD alış 09/01/2023 18,7538 TL) kapsamında yapılan hesaplamada anlaşılan miktar 6.129.116 TL olup, 120.884,00 TL eksik hesap yapıldığının da sonradan anlaşıldığını, bu konudaki dava haklarını saklı tuttuklarını; 19/01/2023 vade tarihinde müvekkilinin ve eşi...’in defaatle davacıları ayrı ayrı aradıklarını, davacıların zaman isteyerek süreci yavaşlatmaya çalıştıklarını senet karşılığının ödenmemesi nedeniyle 15/02/2023 tarihinde icra takibinin başlatıldığını, karşı tarafın borcu ödediklerine ilişkin itirazlarının “senetle ispat koşulu” kapsamında değerlendirildiğinde dayanaktan yoksun olduğunu ve davacı tarafça ispatinin gerektiğini; davaya konu senedin taşınmaz alım satımı kapsamında hazırlandığını, imzaların huzurda davacılar tarafından atıldığını ve karşılıklı anlaşmaya varıldığını; taşınmaz satış işleminin tapu kayıtları ile sabit olduğunu, davacı tarafın bu konuda bir irade fesadı yönünde iddiada bulunmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu; diğer yandan taşınmazın devrinin davacı ... ile müvekkili arasında alım satım sözleşmesiyle gerçekleştirildiğini, diğer davacı ...'in sözleşmede (finansör olmak dışında) sıfatının bulunmadığını, davacı ...'ın ise tapu devir işlemleri haricinde hiç bir yere imza atmasının söz konusu olmadığını, davacılar arasındaki gizli ilişki konusunda bilgi sahibi olmadıklarını, dolayısı ile davacı tarafın “evrakların arasına imzaların atıldığı sırada bahse konu senedin sıkıştırılarak imzalattırılması” şeklindeki iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu; senet metninde “09/01/2023” ibaresinin bulunmadığının çok açık olduğunu, senedin düzenlenme tarihinin “9/01/2023” olarak yazıldığını, yine senedin ödeme tarihinin de “19.01.2023” ve “19 Ocak 2023” olarak yazıldığını, senet metninden de anlaşılacağı gibi hiç bir tahrifatın bulunmadığını, diğer yandan yerleşik Yargıtay içtihatlarından da anlaşılacağı gibi emre muharrer senetlerde vade tarihinin zorunlu unsur olmadığını, vade tarihi bulunmayan senetlerin görüldüğünde ödeneceğini, ödeme tarihinin kesinlikle tahrif edilmediğini, söz konusu iddiayı kabul etmemekle birlikte, bir an için ödeme tarihinin 09/01/2023’ten 19/01/2023 tarihine değiştirildiğini kabul etmiş olsalar dahi bu durumun tamamen borçlunun lehine bir durum olduğunu, davacı tarafın aynı iddialarda bulunarak üç ayrı dava açtığını ve borçtan kurtulmaya yönelik hukuka aykırı işlemler yapmaya çalıştığını belirterek, davanın reddine, senetteki imzaların geçerli olduğunun kabulüne, mahkeme aksi kanaatteyse; davacılar vekiline “imzaya itiraz edilip edilmediği, sahtecilik iddiası bulunup bulunmadığı, borca konu işlemin ne şekilde sakatlığının iddia edildiği, dava konusu miktarın ne şekilde ödendiği veya ödenip ödenmediği” hususlarının açıklattırılması ve buna göre taraflarına yeniden tebliğinin yapılmasına, davacı tarafın “imzaya itiraz, ifa edilme” itirazları yönünden isteklerini İİK'nın 168/5 maddesi gereği İcra Mahkemesi nezdinde ve 5 gün içerisinde yapması gerektiğinden süresi içerisinde yapılmayan itiraz nedeniyle davanın bu yönüyle reddine, davacı tarafın haksız şekilde yaptığı imza itirazı nedeniyle İİK'nın 170/3. maddesi gereği senet bedelinin % 10'u oranında para cezasına mahkum edilmesine, takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere inkar tazminatının davacılardan tahsiline, davacı tarafın HMK'nın 329/1. maddesi kapsamında belirttiği ve istediği 575.000,00 TL avukatlık ücretinin fahiş olması nedeniyle reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER ;
İzmir... İcra Müdürlüğü’nün... sayılı dosyası, İzmir... İcra Hukuk Mahkemesi'nin... Esas sayılı dava dosyası, 09/01/2023 düzenleme tarihli ... yevmiye numaralı resmi senet, tapu kaydı.
GEREKÇE ;
Dava; İİK’nın 72. maddesine dayalı menfi tespit davasıdır.
Davacı vekili cevaba cevap dilekçesi ile özetle; davalı tarafın davaya konu senedin taşınmaz satışı nedeniyle düzenlendiğini ileri sürerek senedin ihdas nedenini talil ettiğini ve ispat yükünü üzerine aldığını, zira; davalının senette ihdas nedeni “nakden” iken, “malen” olduğu savunmasını getirdiğini, taraflar arasındaki tek hukuki ilişkinin sözü edilen taşınmazın alım satım ilişkisi olduğunu ve satın alınan taşınmazın bedelinin de eksiksiz bir şekilde ödendiğini, nitekim; 09/01/2023 tarihinde taşınmazın tapuda müvekkili ... adına kaydının yapıldığını; dava ve takip konusu senetteki imza ve yazıların müvekkillerinin eli ürünü olmadığı yönündeki itirazlarının açık olduğunu, nitekim; davalının, cevaplarında “Senedi müvekkil davalının eşi hazırlamıştır. Yazılar müvekkilin eşine aittir.” diyerek senetteki yazıların davalının eşi...'in eli ürünü olduğunu açıkça ikrar ettiğini belirtmiştir.
Davalı vekli ikinci cevap dilekçesi ile; senedin düzenlenmesi taşınmaz satışına bağlı olsa da satıştan sonra davacılar tarafından ödemenin yapılmaması nedeniyle senedin imzalandığını, senedin mali karşılık olarak düzenlendiğini, ev satışı karşılığında senet alınmadığını, evin borcunun ödenmemesi nedeniyle senedin imzalandığını, borcun kaynağının anlatılmasının talil kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; “İzmir... İcra Müdürlüğü’nün ...sayılı dosyasında kambiyo takibine konu edilen 09/01/2023 düzenleme tarihli, 19/01/2023 vade tarihli, 270.000,00 USD miktarlı senet üzerindeki imzaların davacıların eli ürünü olup olmadığı, yani imza sahteciliği yapılıp yapılmadığı, senet metninde tahrifat yapılıp yapılmadığı, bu kapsamda da senedin geçersiz bir senet olup olmadığı, senedin davacı taraftan iradesi fesada uğratılmak suretiyle ve hile yolu ile alınıp alınmadığı, davacıların bu senet nedeniyle davalıya borçlarının bulunup bulunmadığı, olayda tazminat istenebilme ve İİK'nın 170/3. maddesinin uygulanabilme koşullarının oluşup oluşmadığı” konularındadır.
Davalı vekili 06/10/2023 tarihli duruşmada; taraflar arasında taşınmaz alım satımının gerçekleştiğini ancak karşı tarafın üzerinde nakit paranın bulunmaması sadece 27.000 USD'nin bulunması sebebiyle bu tutarın elden verildiğini, kalan kısım yönünden ise davaya konu senedin düzenlendiğini, ispat yükünün yer değiştirmesinin söz konusu olmadığını belirtmiştir.
Davanın konusu olan İzmir... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı takip dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının davalı alacaklı, takip borçlularının davacı ... ve davacı ..., takip tarihinin 17/02/2023 olduğu, takipte faiz ve fer’ileri ile birlikte toplam 272.957.05 USD’nin tahsilinin istendiği görülmüştür.
Takibin dayanağı olan senet incelendiğinde; 09/01/2023 düzenleme tarihli, 19/01/2023 vade tarihli, 270.000,00 USD miktarlı senet olduğu, senette düzenleyenin davacı ..., kefilin ise davacı ... olduğu, senet metninde “bedelinin nakden ahzolunduğu” ibaresinin bulunduğu görülmüştür.
İzmir... İcra Hukuk Mahkemesi'nin... Esas sayılı dava dosyası incelendiğinde; davacılarının ... ve ..., davalısının ..., dava tarihinin 27/02/2023 olduğu, bu davada İzmir... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı takip dosyasında takibe dayanak evrakın bono niteliğini taşımadığı, bonodaki “ikiyüzyetmişbeşbin USD Türk Lirası” yazılarının davacılara ait olmadığı, senette tahrifat yapıldığı hususlarının ileri sürülerek ödeme emrinin ve takibin iptaline karar verilmesinin istendiği, mahkemece yapılan yargılamada Adli Tıp Uzmanı Bilirkişi ...’tan rapor ve ek rapor aldırıldığı; bilirkişinin 10/07/2023 tarihli raporunda “senet üzerindeki tüm el yazıları ve rakamların aynı el tarafından yazıldığı, senet üzerindeki boş alanların iki farklı mavi boyalı tükenmez kalem kullanılarak doldurulduğu, ödeme günü olan 19/01/2023 tarihi için mavi boyalı farklı bir tükenmez kalem ve diğer el yazıları ile imzalar için mavi boyalı farklı bir tükenmez kalem kullanıldığı, ödeme günü olan 19/01/2023 tarihinin günler bölümündeki 19 sayısını oluşturan 1 ve 9 rakamlarının aynı el tarafından aynı renkte kalemle yazıldığı, 09 sayısının 19 sayısına dönüştürüldüğüne ilişkin herhangi bir silinti, ekleme veya sürsaj yapıldığına ilişkin tahrifat bulgusuna rastlanılmadığı, senet bedelinin hem rakamla 270.000 USD hem de yazı ile 'ikiyüzyetmişbeşbin USD' olarak belirtildiği, senet aslının görünüm itibariyle orijinal sahih belge özelliği gösterdiği, üzerinde özellikle meblağ ve ödeme tarihi ile ilgili sonradan tahrifatla santecilik yapıldığını gösterir nitelikte bulgular içermediği” şeklinde tespitlerde bulunduğu, aynı bilirkişinin 21/11/2023 tarihli ek raporunda da aynı görüşü yinelediği, davanın derdest olduğu görülmüştür.
09/01/2023 düzenleme tarihli... yevmiye numaralı RESMİ SENET incelendiğinde; “Taraflarca tapu kütüğü ve elektronik ortamda kayıtları incelenen ve yukarıda özellikleri belirtilen ... arsa paylı Zemin + Üst Kat 4 nolu dubleks meskenin tamamı ... adına kayıtlı iken, ... bizzat, hissesinin tamamını 475.000,00-TL (DörtyüzyetmişbeşbinTL) bedelle ...'a sattığı, SATIŞ BEDELİNİ NAKDEN VE TAMAMEN ALDIĞINI ...birlikte ifade ve beyan ettiler.” dendiği görülmüştür.
İzmir ili, Çeşme ilçesi, Dalyan Mahallesi,... numaralı bağımsız bölüme ait tapu kaydı incelendiğinde; davacı ... adına kayıtlı olduğu, edinme sebebinin “09/01/2023 tarihinde satış” olarak gözüktüğü görülmüştür.
Davacılar vekili 08/03/2024 tarihli duruşmada; ispat yükünün yer değiştirerek karşı tarafa geçtiğini, karşı tarafın herhangi bir delil sunmadığını, davaya konu senedin nakden kaydıyla düzenlendiğini, karşı tarafın bunun mal karşılığı düzenlendiğini ileri sürerek ispat yükünü üzerine aldığını, imza inkarına ilişkin savunmalarından vazgeçtiklerini, diğer tüm itirazlarının devam ettiğini belirtmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 200. maddesinde; “Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre; senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Eğer taraflardam biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, lehine olan senet karinesi çürümüş sayılacak, bunun sonucu olarak da iddiası paralelinde ispat yükünü de üstlenecektir. Somut olay yönünden; davaya konu senet “nakden” kaydı ile düzenlenmiş, davalı taraf ise “taraflar arasında taşınmaz alım satımının gerçekleştiğini, 27.000,00 USD'sinin elden verildiğini, kalan kısım için davaya konu senedin düzenlendiğini” savunmuştur. Dolayısıyla bu savunması ile senetteki nakden kaydının aksini ileri sürerek ispat yükünü üzerine almıştır. Davacı tarafın davaya konu senetteki imza inkarından vazgeçmesi nedeniyle imzaların davacılara ait olduğu kabul edilmiş, bu nedenle bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekliliği ortadan kalkmıştır. İmzaların davacı tarafa ait olduğunun kabulü ile birlikte, senetteki nakden kaydının davalı tarafça “mal karşılığı” şeklinde değiştirilmiş olması karşısında ispat yükü davalı tarafa geçmiş olup, davalı tarafça davaya yasal süre içerisinde cevap verilmemiş ve delil sunulmamış olmakla davalı taraf, üzerine düşen ispat yükünü yerine getirememiştir. Diğer bir anlatımla; davalı taraf, davaya konu senedin taşınmaz alım satımı nedeniyle yapılan bir kısım nakit ödemeden sonra kalan kısım için düzenlendiği yönündeki iddia ve savunmasını ispata yarar delil sunmamıştır. Bu çerçevede de davacı tarafın haklı görülen davasının kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davalı tarafça başlatılan icra takibin haksız ve kötü niyetli olduğu ispat edilmediğinden, davacı tarafın tazminat isteği reddedilmiştir. Yine; davalının kötü niyetli olduğu ispat edilmediğinden, davacı tarafın davalı hakkında HMK'nın 329/1 ve 329/2 maddesinin uygulanmasına ilişkin isteğinin de reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
1-Davanın KABULÜ ile;
İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün... sayılı takip dosyası ve takibe konu 09/01/2023 düzenleme tarihli, 19/01/2023 vade tarihli, 270.000,00 USD miktarlı senet nedeniyle davacıların davalıya BORÇLU OLMADIKLARININ TESPİTİNE,
2-Takibin haksız ve kötü niyetli olduğu ispat edilmediğinden, davacı tarafın tazminat isteğinin reddine,
3-Davalının kötü niyetli olduğu ispat edilmediğinden, davacı tarafın davalı hakkında HMK'nın 329/1 ve 329/2 maddesinin uygulanmasına ilişkin isteğinin reddine,
4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 351.657,83 TL nispi ilam harcından, peşin alınan 87.914,46 TL harcın düşülmesi ile kalan 263.743,37 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,
5-Davacıların yatırmış olduğu 179,90 TL başvurma harcı ve 87.914,46 TL peşin harç toplamı olan 88.094,36 TL'nin davalıdan alınarak, davacılara verilmesine,
6-Davacıların yapmış olduğu tebligat-posta gideri olan 571,50 TL'lik yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacılara verilmesine,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 348.959,40 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacılara verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 05/04/2024
Başkan ...
¸E-imza
Üye ...
¸E-imza
Üye ...
¸E-imza
Katip ...
¸E-imza