WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 01 Temmuz 2026

İZMIR 4. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/880
KARAR NO : 2024/247
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/06/2017
KARAR TARİHİ : 26/03/2024
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;
DAVA ;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin 28.12.2016 tarihli, 36.581,75 TL bedelli fatura ile davalı taraftan alacaklı olduğunu. Davalı tarafın borcunu ödemediğinden bahisle davacı tarafından İzmir...İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı ve davalının 29.05.2017 tarihli itirazı sonucu takibin durduğunu. Davalının, itiraz dilekçesinde müvekkil şirkete hiçbir borcu bulunmadığını, icra takibine dayanak olan faturada belirtilen hizmetin yerine getirilmemiş olduğunu beyanla itirazda bulunduğunu. Davalı tarafın davacı tarafından tanzim edilen faturayı teslim alınmış ve TTK ilgili hükümleri gereğince herhangi bir itirazda bulunmadığını. Ayrıca davalının, cari hesap mutabakat mektubu ile davacı şirkete 36.581,75 TL borçlu olduklarını kabul ettiklerini. Tarafların bu alacak konusunda mutabık olduğu ve herhangi bir itirazlarının da olmadığını. Davacı şirketin davalı tarafından bu gün yarın ödeyeceğiz diye oyalayıp en sonunda davacı şirket tarafından icra takibine başvurulunca da, bu borç konusunda aralarında mutabakata varmalarına rağmen, alacağı sürüncemede bırakmak amacıyla kötü niyetle icra dosyasına itirazda bulunduklarını. Davalının İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın haksız olduğundan sebeple davalının İzmir...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın 36.581,75 TL üzerinden iptali ile takibin devamına, davalı aleyhinde % 20 icra tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP ; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; " Davacının davalı şirkete dava konusu olan faturayı tebliğ ettiğini, şirket tarafından iş bu faturaya itiraz edilmediğini, bu nedenle de alacağın sabit olduğunu iddia etmekte olduğunu, Faturanın, hukuki sonuçları olan önemli bir belge olduğunu. Ancak yargıtay karalarında da belirtildiği gibi, salt faturanın bildirilmesinin alacak hakkı doğurmadığını. Faturayı düzenleyen tacir aradaki ilişkiyi ve malın teslimi ya da hizmetin eksiksiz yerine getirdiğini kanıtlamak zorundu olduğunu. TTK 21.Maddesi " Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. " Denmektedir. Yani faturaya itiraz edilmemiş olması borcun kabul edildiği sonucunu doğurmadığını, Bu, faturanın mutad münderecatını yani satılan malın veya verilen hizmetin cinsi veya yapılan işin bedelinin kabul edildiğini göstermekte olduğunu. Hukuki açıdan fatura kesilmiş olmasına rağmen, gerçekte mal teslimi yapılmamış veya hizmet tamamlanmamış ise delil olabilme niteliğinde mümkün olmadığını. Sadece faturanın tebliğ edilmesi ve tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz edilmesinin, sözleşmenin varlığının kanıtı olmadığı gibi, malın teslimi veya hizmetin görüldüğünün de kanıtı olmadığını. İş bu nedenden dolayı da faturayı düzenleyen davacının, bu ilişkinin varlığını ve hizmetin eksiksiz olarak tamamlandığını kanıtlaması gerektiğini. Kaldı ki, davacının davalı şirkete 13.07.2016 tarihli ... sıra nolu bir fatura gönderilmiş, ancak işin davacı tarafından yapılmamış olmasından dolayı iş bu fatura davacıya iade edilmediğini. Davacının ise bu faturanın iadesinden sonra, tüm bildirimlerimize rağmen ayıbı gidermiş olmasına rağmen 28.12.2016 tarihinde tekrardan fatura düzenlendiğini. Davacı tarafından kesilmiş olan faturalardan da anlaşılacağı üzere, davacının davalı şirketin işleteni olduğu limana giren araçların plakalarının tespiti için, plaka tanıma sistemi kurmak için davalı şirket ile anlaştığını. Davacı ile davalı şirket arasındaki ilişkinin tarafa da borç yüklenmekte olduğunu. Davacının plaka tanıma sistemi kurmak davalının da sistemin kurulması halinde arasında belirlenen bedelli davacıya ödemekle yükümlü olduğunu. Ancak, yargılama neticesinde yapılacak keşif ve Bilirkişi incelemesiyle de anlaşılacağı üzere, davacının üzerine düşen edimi yerine getirmediğini. Söz konusu sistemi davacı tarafından düzgün kurulamamış ve bunun neticesinde de liman gelen araçların plakaları ekte mevcut listeden de anlaşılacağı üzere okunmadığını, Sistemden geçen araçların yaklaşık % 37' sinin plakası okunmamaktadır. Sistemdeki bu ayıptan dolayı davalı şirketin uğramış ve uğrayacağı tüm zararlara karşı talep hakkımız da saklı tutmakla. Davacının kurmuş olduğu sistem çalışmamakta olup, davalı şirkete sunulan hizmet ayıplı olduğunu. Zira davalının iş bu hususu davacıya defalarca yazılı ve sözlü olarak bildirmiş, ancak davacı bu bildirime rağmen ayıbı gidermediğini. Kısacası faturada belirtilen hizmet davacı tarafından yerine getirilmemiştir. Davalı şirket davacıya söz konusu ayıbı giderilmesi için defalarca uyarmış, ancak davacı söz konusu ayıbı halen giderilmiştir. İki tarafa da borç yükleyen taraflar arasındaki ticari ilişkiden dolayı, davacının davalı şirketten edimini yerine getirmesini talep edebilmesi için öncelikle kendi edinimini yerine getirmesi gerekmektedir. İş bu nedenden dolayı davacının davalı şirketten herhangi bir bedel talep etme hakkı bulunmadığından davanın reddi gerekmektedir. Davacının iddialarını kabul etmemekle ve kabul anlamına gelmemekle birlikte, TBK 117, maddesi, temerrüdün oluşabilmesi için alacaklının borçluya bildirimde bulunması gerektiğini açıkça belirtildiğini. Davacı ile davalı arasındaki borç ilişkisi herhangi bir vadeye veya kambiyoya dayanmamadığını. İş bu nedenle davacının davalı şirketi temerrüde düşürebilmesi ve faizi talep edebilmesi için, bu durumu bildirmesi gerekmektedir. Davacı tarafından davalı şirkete herhangi bir bildirimde bulunmadığından takip öncesi faiz talebinin reddi gerekmektedir. Davacının alacağı likit olamadığı alacak konusunda bir itilaf olduğu ortadadır. Yargılama neticesinde davacının kendi edimlerini yerine getirebilmesinden dolayı herhangi bir alacağının olmadığı, faturada belirtilen hizmetin alacaklı olduğunu iddia eden davacı tarafından yerine getirilmediği anlaşılacak olup, likit olmayan bir alacak için tazminat talep edilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Yargıtay içtihatları ve yasa açıkça kötü niyet tazminatına hükmedilmesi için alacağın likit olması gerektiğini belirtmektedir. İş bu nedenlerden dolayı davacının icra takibindeki talebi ile davadaki talebi arasında fark olduğu aşikar olup, davacının alacağının likit olmadığı da sabittir. Yukarıda arz ve izah olunan nedenlerden dolayı; Tüm dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla, Davacının haksız dayanaktan yoksun davasının reddini. Davacı aleyhine % 20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, Yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
KANITLAR ;Bozma öncesi 10/06/2018 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
1.Davacı tarafın 2016 yılı yasal defterinin 6762 sayılı (mülga) TTK’nın m. 66.,69.,70.,82. gereği ticarî defterlerin ispat kuvveti bakımından açılış tasdikine ve kapanış tasdikine sahip olduğu, bu yönüyle sahibi lehine delil sayılması gerektiğine dair nihaî takdir yetkisinin Sayın Mahkemenize ait olduğu, Davacı tarafın 2017 yılı yasal defterinin 6762 sayılı (mülga) TTK’nın m. 66.,69.,70.,82. gereği ticarî defterlerin ispat kuvveti bakımından açılış tasdikine sahip olduğu, kapanış tasdiki yasal süresinin 30.06.2018 olması sebebiyle henüz kapanış tasdikine sahip olmadığı, durumun usulüne uygun olduğu, bu yönüyle sahibi lehine delil sayılması gerektiğine dair nihaî takdir yetkisinin Sayın Mahkemenize ait olduğu, Davalı tarafın vekilinin ofisi ( Tel: 0 212 231 71 66 ) tarafımdan birden fazla aranarak Av. ... görüşülmüş olup, defter ve belgeler istenmiş ancak dönüş yapılmadığından ve defter ve belgeler sunulmadığından, davalı defterleri üzerinden inceleme yapmanın mümkün olmadığı,
2. Davacı şirketin davalı şirkete 18.05.2017 takip tarihinde, asıl alacak bakiyesi olan 36.581,75 TL asıl alacak için İzmir ... İcra Müdürlüğü ... E sayı ile ödeme emri gönderdiği, 7 gün içinde ödeme talep ettiği, takip dayanağının 28.12.2016 tarihli 36.581,75 TL 1 adet cari hesap alacağı olarak gösterildiği, ödeme emrinin davalıya 23.05.2017 tarihinde tebliğ edildiği, davalının takibe 29.05.2017 tarihinde itiraz ettiği, takibin durduğu,
3. Takipten sonra herhangi bir ödemenin davalı tarafından yapılmadığı, İcra takip tarihinden önce ETTK 92.madde/YTTK 94.madde gereği mevcut bakiye için taraflar arasında davalı tarafından gönderilen 15.03.2017 tarihli imzalı kaşeli cari hesap mutabakatı kopyasının dosya içinde olduğu,
4. İki tarafında tacir sayıldığı ve aralarında fiili bir cari hesap ilişkisi bulunduğu; Takdiri Sayın Mahkemenize ait olmak üzere ETTK 92.madde/YTTK 94.madde yerine getirildiğinden, davacının davalıyı takip tarihinden önce temerrüde düşürdüğü,
5. Dava ve takip konusu cari hesap muavin kayıtlarındaki işlemlerin (Fatura, ödeme vb.), DAVACI yasal defter kayıtlarına genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine ve VUK usulüne uygun olarak kaydedildiği,
6. Davacı taraf ticari defterleri üzerinden bakıldığında, davacı tarafından icra takibine konu edilen alacağın doğduğu, takip tarihi itibariyle, Davacı şirketin Davalı şirketten TABLO 1'de görüldüğü üzere 36.581,75 TL asıl alacağı olduğu, (Davalının borçlu görüldüğü),
7. Vergi dairesine verilen onaylı BA-BS formları açısından yapılan incelemede, Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 396) gereği aylık dönemlere ilişkin mal ve/veya hizmet alışları ile mal ve/veya hizmet satışlarına uygulanacak had 5.000 TL olarak belirlenmiş olduğu, takip ve dava konusu faturaların hadler dahilinde DAVACI BA-BS formlarına dahil edildiğinin görüldüğü,
8. Takdiri sayın mahkemenize ait olmak üzere, yukarıda 3. ve 4.maddelerde açıklanan nedenlerle davacının davalıyı icra takip tarihinden önce temerrüde düşürdüğüne hükmedilmesi durumunda, 36.581,75 TL asıl alacağa mutabakat tarihinden takip tarihine kadar aşağıdaki faizin de dahil edilmesi gerekeceği, 36.581,75 TL + 673,51 TL = 37.255,26 TL Toplam davacı alacağının olacağı, kanaatine varılmıştır.
-26/07/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
Davalı işyerinde davacının 28.12.2016 tarihli 36.5681,75 TL bedelli fatura kapsamında 22.04.2016 tarihinden itibaren limanda kullanılmış olan sistemin incelenemediği, bu sistemin davalı işyerinde bulunmadığı ve sadece kameraların takılı ancak bağlanmamış şekilde bulunduğu kanaatine varılmıştır.
-İzmir ... İcra Dairesine yazılan yazıya cevap verilmiştir.
GEREKÇE
Dava, TBK’nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedelinin tahsili amacıyla yapılan icra takibine itirazın, İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali isteğine ilişkindir.
Mahkememizce verilen 17/07/2018 tarih ve ... Esas ve ... Karar sayılı kararı, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin 30/09/2022 tarih ve ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile "..6098 Sayılı TBK'nın 470. maddesi, "Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." hükmünü; aynı kanunun 471. maddesi, "Yüklenici, üstlendiği edimleri işsahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır.
Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken meslekî ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır.
Yüklenici, meydana getirilecek eseri doğrudan doğruya kendisi yapmak veya kendi yönetimi altında yaptırmakla yükümlüdür. Ancak, eserin meydana getirilmesinde yüklenicinin kişisel özellikleri önem taşımıyorsa, işi başkasına da yaptırabilir.
Aksine âdet veya anlaşma olmadıkça yüklenici, eserin meydana getirilmesi için kullanılacak olan araç ve gereçleri kendisi sağlamak zorundadır." hükmünü; aynı kanunun 479/1. maddesi ise; "İşsahibinin bedel ödeme borcu, eserin teslimi anında muaccel olur." hükmünü düzenlemiştir.6098 sayılı TBK'nın 97. maddesi de, "Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir." düzenlemesini içermektedir. TMK'nın 6. maddesi, "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." hükmünü içermekte olup, taraflar iddialarını kanıtlamakla yükümlüdür. Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 1978/11-1147)
Eser sözleşmesi ilişkilerinde 6098 sayılı TBK'nın 474. maddesi hükümlerine göre iş sahibi açık ayıplarda eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz (makul süre içerisinde) eseri muayene ve açık ayıpları ihbar etmek zorunda olduğu, BK 362 son ve TBK'nın 472/son maddesi hükümleri gereğince ayıbın gizli olup sonradan ortaya çıkması halinde gecikmeksizin (derhal) ayıbı yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, aksi halde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı hükümleri getirilmiştir. Bu hükümler gereğince gerek açık gerek gizli ayıplarda iş sahibinin ihbar zorunluluğu bulunmakta ise de yüklenici eserdeki işçilik, malzeme ve yapımla ilgili açık ve gizli ayıplardan dolayı sorumluluğu garanti ettiği süre için önceden kabul ettiğinden yüklenici lehine olan iş sahibinin ihbar zorunluluğunu aramaktan vazgeçtiği ve garanti süresi içinde ortaya çıkan bu ayıpları ücretsiz olarak gidermeyi sözleşme tarihinde peşinen kabul ve taahhüt ettiği kabul edilmektedir.
Somut olayda; davacı yüklenici, davalının işletmesinde bulunan Çeşme Limanı'na araç plaka okuma sistemi yapıldığı, gönderilen 28.12.2016 tarihli faturaya itiraz edilmediği, 15.03.2017 tarihinde de hesap mutabakatı imzalandığı gerekçesi ile ödemeyen 36.581,75 TL iş bedelinin tahsili için İzmir...İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine itirazın haksız olduğunu belirterek, eldeki davayı yasal 1 yıllık süresi içerisinde açmıştır. Davalı, işin ayıplı olduğunu belirterek davacının iş bedelini talep edemeyeceğini savunmuştur. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de; davacı yüklenicinin iş bedelini talep edebilmesi için, düzenlenen fatura iade edilmemiş ve itiraz edilmemiş ve mutabakat belgesi düzenlenmiş olsa dahi, takibin dayanağı olan faturaya konu işin, sözleşme hükümlerine uygun olarak yapılıp teslim edildiğinin yüklenici tarafından ispat edilmesi ve varsa ayıpların niteliğine göre iş sahibinin süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmamış olması gereklidir. Belirtilen nedenle mahkemece, mahallinde yapılan işin niteliğine uygun uzman bilirkişi ile yapılacak keşif ve düzenlenen bilirkişi raporu ile işin ayıpsız olarak teslim edilip edilmediğini, varsa ayıpların gizli ya da açık ayıp olup olmadığını, ayıpların niteliğine göre ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığını tespit ettikten sonra bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmamıştır. Kabule göre; itirazın iptâli davalarında borçlunun icra inkâr tazminatı ile sorumlu tutulabilmesi için İİK'nın 67/II. maddesi gereğince borçlunun itirazında haksız ve alacağın likit olması gerekir. Somut olayda, alacağın varlığı yapılan yargılama ile belirlenebileceğinden, bu nedenle alacak likit olmadığından icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi de doğru görülmemiştir. Ayrıca davaya dayanak İzmir...İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyası da dosya içinde bulunmadığından bu dosyanın ilgili merciiden celbi gerekmektedir. Bozularak yukarıda belirtilen esasa kaydı yapılarak yargılamaya devam olunmuştur.
Bozma ilamı doğrultusunda Mahallinde keşif yapılmış olup davaya konu plaka tanıma sisteminin kurulduğu bilgisayarların keşif mahallinden söküldüğü, yine kameraların kullanım dışı olduğu, sistemin kurulu olduğu bilgisayarlar ve kameralar hakkında taraf vekillerine beyanda bulunmak üzere süre verildiği, davalı şirket vekili tarafından 12/05/2023 tarihli keşif alanında verilen beyanında davaya konu sistemin davacı tarafından söküldüğünün iddia edildiği, sistemin kurulu olduğu alanın Çeşme Gümrük Müdürlüğü sahasında olduğu ve halihazırda kullanılan bilgisayarların Çeşme Gümrük Müdürlüğü'ne ait olduğunun tespit edildiği, davalı vekili tarafından verilen 8/08/2023 havale tarihli dilekçede dava konusu bilgisayarların söküldüğüne ilişkin tutanakların bulunmadığı ve bilgisayarların davalı şirketin bulunduğu Çeşme'de bulunan iş yerinde bulunduğunu beyan ettiği anlaşılmıştır.
Davalı tarafın ayıp ihbarında bulunduğu sistem ve bilgisayarları keşif alanında hazır etmediği, keşif mahallinde dava konusu bilgisayarların davacı tarafından söküldüğünün iddia edildiği, taraflara sistemin yüklü olduğu bilgisayarların bulunduğu yere ilişkin beyanda bulunmak üzere süre verildiği, verilen süre içinde davalı tarafından beyanda bulunulmadığı, 8/08/2023 havale tarihli dilekçede ise dava konusu bilgisayarların söküldüğüne ilişkin tutanakların bulunmadığı ve bilgisayarların davalı şirketin bulunduğu Çeşme'de bulunan iş yerinde bulunduğunun belirtildiği, mülkiyeti davalı tarafa ait olan bilgisayarları keşif mahallinden söküp götürmek ve ayıp iddisının incelenmesi için bilirkişi heyetine sunmamış olması, keşifte verilen süreden sonra da mülkiyeti kendilerine ait bilgisayarların Çeşme'de olduğunu bildirmesi nedeniyle davalı tarafın ayıp iddiasını ispat edemediği kanaatiyle davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM ;
Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
Davanın KABULÜNE,
1-Davalının İzmir...İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasındaki 36.581,75 TL' lik asıl alacağa yönelik İTİRAZININ İPTALİ İLE, Takibin 36.581,75 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına,
2-Hüküm altına alınan 36.581,75' TL asıl alacak cari hesap alacağa dayandığından likit ve hesaplanabilir olduğundan İİK 67/2 uyarınca %20'si olan 7.316,35 TL nin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
3-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 2.498,90 TL nispi ilam harcından, peşin alınan 434,97 TL harcın düşülmesi ile kalan 2.063,93‬ TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak, Hazineye gelir kaydına,
4-Davacının yatırmış olduğu 31,40 TL başvurma harcı, 434,97 TL peşin harç toplamı olan 466,37‬ TL'nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
5-Davacının yapmış olduğu 202,00 TL'si tebligat-posta gideri, 1.250,00 TL keşif araç ücreti ve 7.000,00 TL'si bilirkişi ücreti gideri olmak üzere toplam 8.452‬ TL yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı. 26/03/2024
Katip...
e-imzalı
Hakim...,
e-imzalı