WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Temmuz 2026

İZMIR 4. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/755
KARAR NO : 2024/370
DAVA : Ticari Şirket Feshi
DAVA TARİHİ : 09/09/2022
KARAR TARİHİ : 10/05/2024
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;
İDDİA ;
Davacı dava dilekçesi ile özetle; müvekkili ile dava dışı ...’in davalı şirketin yetkili ortakları olduklarını ve şirketi münferit imza ile temsil yetkilerinin bulunduğunu, davalı şirketin tüm işlerinin bugüne kadar dava dışı ortak ... tarafından yürütüldüğünü, şirkete ait tüm evrakların da ...’de olduğunu, şirket ortakları arasındaki anlaşmazlıklar sebebiyle davalı şirketin varlık amacını gerçekleştiremediğini, ortaklar arası güven ve işbirliğinin zedelendiğini, davalı şirketin gün geçtikte borçlandığını ve zarar ettiğini, hali hazırda borca batık ve gayri faal halde olduğunu, davalı şirketin pasiflerinin aktiflerinden fazla olduğunu, bu koşullar altında devamının mümkün bulunmadığını belirterek, davalı şirketin TTK’nın 636/3 maddesi gereğince fesih ve tasfiyesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
CEVAP ;
Dava dilekçesi davalı şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı davaya yasal süre içerisinde cevap vermemiştir.
DELİLLER ;
Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdindeki kayıtlar, beyannameler, davalı şirketin borç durumunu gösterir yazışmalar, bilirkişi raporu.
GEREKÇE ;
Dava; davalı limited şirketin TTK’nın 636/3 maddesi gereğince haklı sebeple feshi ve tasfiyesi isteğine ilişkindir.
İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün yazısında; davalı şirketin Merkez ... sicil numarasında kayıtlı olduğu, adresinin “.../ İZMİR” olduğu, faal olduğu, sermayesinin 50.000,00 TL olduğu, tescil tarihinin 18/09/2012 olduğu, şirket ortaklarının ... ile davacı ... olduğu, her birinin 500’er payının bulunduğu, 18/09/2012 tarihinde ...’in ve ...’ün 5 yıl süreyle müştereken şirketin temsilcisi olarak seçildiği ancak yetki sürelerinin 18/09/2017 tarihinde sona erdiği ve yeni atama yapılmadığı bildirilmiştir.
Davalı şirkette yönetim boşluğunun bulunması nedeniyle, davacı vekiline davalı şirkete temsilci tayin edilmesi konusunda dava açması ve dava açıldığı hususunu mahkememize bildirmesi ve belgesini sunması için kesin süre verilmiş, kesin süreye sunmamanın sonucu hatırlatılmıştır.
Davacı tarafın verilen kesin süre içerisinde başvurması üzerine İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen ve kesinleşen 08/03/2023 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı karar ile davalı şirkete temsil kayyımı olarak ... atanmıştır.
Mahkememizce davalı şirket temsil kayyımına dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davaya yasal süre içerisinde cevap verilmemiştir.
Davalı şirket temsil kayyımı ... 29/09/2023 tarihli duruşmada; davaya yazılı cevap bildirmediğini, davayı kabul etmediini belirtmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; “davalı şirket ortakları olan davacı ile dava dışı ... arasında anlaşmazlığın bulunup bulunmadığı, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin ve iş birliğinin zedelenip zedelenmediği, davalı şirketin varlık amacını gerçekleştirip gerçekleştirmediği, devamında yarar olup olmadığı, davalı şirketin faal olup olmadığı, borca batık olup olmadığı, pasiflerinin aktiflerinden fazla olup olmadığı, davalı şirketin 6102 sayılı TTK’nın 636/3 maddesi kapsamında haklı sebeple feshi koşullarının oluşup oluşmadığı” konularındadır.
İzmir SGK İl Müdürlüğü’ne yazılan yazıya verilen cevapta; 05/10/2022 tarihi itibariyle davalı şirketin gecikme zammı dahil borcunun 128.143,65 TL olduğu bildirilmiştir.
Şirinyer Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne yazılan yazıya verilen 06/10/2022 tarihli cevapta; davalı şirketin 05/10/2022 tarihi itibariyle toplam 384.964,32 TL vadesi geçmiş vergi borcunun bulunduğu bildirilmiştir.
Davacı tarafın defterlerin kendi elinde olmadığını bildirmesi, davalı şirket temsil kayyımının da defterlerin yerini bilmemesi, davalı şirkete defter sunulması konusunda çıkartılan davetiyeye rağmen defterlerin sunulmaması nedeniyle mahkememizce davalı şirkete ait genel kurul toplantı tutanak örnekleri ve beyanname örnekleri getirtilerek dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Mali müşavir bilirkişi ... hazırlayıp sunduğu 03/05/2024 tarihli raporunda özetle; davalı şirketin ticari defterlerinin incelemeye sunulmaması nedeniyle bu konuda inceleme yapılamadığını, davalı şirketin 18/09/2012 tarihinde kuruluşunun tescil edildiğini, 2012, 2013, 2014, 2015 ve 2016 yıllarına ilişkin genel kurul toplantılarının yapıldığını, en son 2014, 2015 ve 2016 yıllarını kapsar şekilde 06/02/2018 tarihinde genel kurul toplantısının yapıldığını, 2017 ve sonraki yıllarda genel kurulların yapılmadığını; davalı şirketin 2018, 2019 ve 2020 yıllarında hiç satışının bulunmadığını, satışları bulunmadığından satış maliyetinin de olmadığını, 2014 yılında 452.386,16 TL, 2015 yılında 194.711,58 TL faaliyet giderinin olduğunu, 2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 yıllarında faaliyet giderinin olmadığını; faaliyet karının 2014 yılında 102.540,60 TL, 2015 yılında 6.763,60 TL olduğunu, 2016 ve sonraki yıllarda faaliyet karının bulunmadığını; ticari karının 2014 yılında 77.242,88 TL, 2016 yılında 105.044,64 TL, 2017 yılında 81.500,60 TL olduğunu, 2015 yılında 3.933,03 TL ve 2018 yılında 38,80 TL ticari zararının bulunduğunu, 2019 ve 2020 yıllarında ticari kar veya zararının olmadığını, gelir tablosunda beyan edilmiş bir gelir veya giderinin olmadığını, vergi sonrası dönem net karının 2014 yılında 58.811,65 TL, 2016 yılında 66.933,92 TL, 2017 yılında 65.200,48 TL olduğunu, 2015 ve 2018 yıllarında zarar etmesi nedeniyle vergi ödemesinin bulunmadığını, 2019 ve 2020 yıllarında da gelir tablosunda beyan edilmiş bir gelir veya giderinin bulunmaması nedeniyle vergi hesabının yapılmadığını, kurumlar vergisi ekinde bulunan tablolar üzerinde yapılan incelemelere göre kar dağıtım tablosunun bulunmadığını; şirketin aktiflerinin 2014 yılında 238.703,43 TL, 2015 yılında 143.605,15 TL, 2016 yılında 210.404,75 TL, 2017 yılında 50.000,00 TL, 2018 yılında 5.000,00 TL, 2019 yılında 5.000,00 TL, 2016 yılında 5.000,00 TL olduğunu, şirketin bu yıllarda borca batık olmadığını, pasiflerinin aktiflerinden fazla olmadığını; şirketin 2017 yılına kadar bilançosunda kayıtlı sermayesi 50.000,00 TL iken 2018 ve 2019 yıllarındaki bilançosunda 5.000,00 TL’ye düştüğünü ancak ticaret sicil gazeteleri üzerinde yapılan incelemede son ticaret sicil gazetesinin 12/02/2018 tarihli 9514 sayılı adres değişimi konusunda olduğunun görüldüğünü, dolayısıyla sermaye azaltılması konusundaki prosedürün gerçekleşmediğini, sermaye tutarındaki azalmanın mali tablolardaki hatadan kaynaklanmış olabileceğini, şirketin 2017 yılında özkaynağının 50.000,00 TL, 2018, 2019 ve 2020 yıllarında 5.000,00 TL olduğunu, şirketlerin faaliyetlerini sürdürmesi için faaliyet konuları ile orantılı miktarda sermayeye ihtiyaçları olduğunu, incelemesi yapılan davalı şirketin 2018, 2019 ve 2020 yıllarında herhangi bir alım satımının ve faaliyetinin bulunmadığını, dolayısıyla varlık amacını gerçekleştirme imkanının olmadığını, TTK’nın 636. maddesi kapsamında fesih koşullarının oluşup oluşmadığı konusundaki değerlendirmenin mahkemeye ait olduğunu bildirmiştir.
Aldırılan rapor somut olaya uygun ve hüküm kurmaya elverişli bulunmuştur.
Davacı vekili 10/05/2024 tarihli duruşmada; davalı şirketin feshine karar verilmesi durumunda tasfiye işlemlerinin yapılabilmesi bakımından müvekkilinin tasfiye memuru olarak atanmasını istediklerini, tasfiye memuru ücreti takdir edilmesi yönünde bir isteklerinin bulunmadığını belirtmişttir.
6102 sayılı TTK’nın 636. maddesinde; “(1) Limited şirket aşağıdaki hâllerde sona erer: a) Şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesiyle, b) Genel kurul kararı ile, c) İflasın açılması ile, d) Kanunda öngörülen diğer sona erme hâllerinde, (2) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir. (3) Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. (4) Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir. (5) Sona ermenin sonuçlarına anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Haklı sebebin belirlenmesi hususunda hakimin geniş bir takdir hakkı bulunmaktadır. Hakim, haklı sebebin bulunduğuna kanaat getirse bile, şirketin yaşatılması ekonomik ve rasyonel açıdan daha doğru ise, fesih kararı yerine, fesih isteğinde bulunan ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. Bu maddede haklı sebeple ilgili bir tanımlama yapılmadığı gibi haklı sebebin kapsamı da belirtilmemiştir. Bu durumda haklı sebep her olayın özelliğine göre farklılık gösterebilecektir. Haklı sebebin var olup olmadığı belirlenirken kollektif şirketlere ilişkin düzenlemeden yararlanmak mümkündür. Zira; Türk Ticaret Kanunu'nun kollektif şirketlerle ilgili 245. maddesinde haklı sebep tanımı yapılmış ve hangi olayların haklı sebep sayılacağı örnekleme yolu ile belirtilmiştir. Bu maddenin I. fıkrasında; “...a. Bir ortağın, şirketin yönetim ve işlerinde veya hesaplarının çıkarılmasında şirkete ihanet etmiş olması, b. Bir ortağın kendisine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmemesi, c. Bir ortağın kişisel menfaatleri uğruna şirketin ticaret unvanını veya mallarını kötüye kullanması, d. Bir ortağın, uğradığı sürekli hastalık veya diğer bir sebepten dolayı, üstüne aldığı şirketin işlerini yapmak için gerekli olan yeteneği ve ehliyetini kaybetmesi gibi haller haklı sebeplerdendir.” düzenlemesine; II. fıkrasında ise; “a, b, c bentleri gereğince kendisinde fesih sebebi doğmuş olan ortağın dava hakkı yoktur.” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu maddede haklı sebebe verilen örnekler her ne kadar ortağa ilişkin olsa da maddenin örnek verici niteliği gereği ortak dışı sebepler de haklı sebep olarak kabul edilebilecektir. Özetle; tarafların şahıslarını ilgilendiren ya da kendilerinin dışında gerçekleşen olayların ortaklık ilişkisini zedelemesi ya da devamını imkansız kılması durumunda haklı sebebin var olduğundan söz edilebilecektir. Bu davanın açılabilmesi için haklı sebeplerin ortaya çıkmasında davacı ortağın/ortakların kendi eylem ve işlemlerinin katkısının bulunmaması, diğer bir anlatımla feshe dayanak gösterilen haklı sebeplerin diğer ortaklardan kaynaklandığının kanıtlanması gerekecektir. Bu davayı açma hakkı, haklı sebepte kusuru bulunmayan ortağa aittir. Yargıtay'ın emsal kararları da bu yöndedir.
Yasal mevzuat ışığında dosyaya sunulan ve toplanan deliller ile bilirkişi raporu değerlendirildiğinde; davalı şirketin kuruluş tescilinin 18/09/2012 tarihinde yapıldığı, davacının davalı şirketin ortağı olduğu, davalı şirketin davacı dışındaki diğer ortağının ise ... olduğu; 06/02/2018 tarihinden sonra genel kurul toplantısının yapılmadığı, bir sermaye şirketi olan limited şirketlerin “ekonomik amaçla” kuruldukları ve bunun doğal bir sonucu olarak bir limited şirkette pay sahibi olan kişinin en temel amacının kar etmek olduğu, davalı şirkette kar payı dağıtılmadığı gibi bu konuda alınmış kararların da bulunmadığı, davacının bir ortak olarak davalı şirketten olan ekonomik beklentilerinin karşılanmadığı; davalı şirketin 2017 yılında öz kaynağı 50.000,00 TL iken, 2018, 2019 ve 2020 yıllarında 5.000,00 TL olduğu, faaliyetini sürdürebilmesi için sermaye ihtiyacının olduğu; 2018, 2019 ve 2020 yıllarında satışlarının yani ticari faaliyetinin bulunmadığı, dolayısıyla varlık amacını gerçekleştirme imkanı ve devamında yarar görülmediği, davalı şirketin TTK’nın 636. maddesi kapsamında fesih koşullarının oluştuğu yönünde kanaate ulaşıldığından, haklı görülen davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davalı şirketin tasfiye işlemlerini gerçekleştirmek üzere kendi isteği de dikkate alınarak davacının tasfiye memuru olarak görevlendirilmiş, yine ücret istemediğini bildirmiş olması nedeniyle ücret takdir edilmemiştir.
HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
1-Davanın KABULÜ ile;
İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü’nde “Merkez ...” sicil numarasında kayıtlı davalı ... Ticaret Limited Şirketi’nin 6102 sayılı TTK’nın 530 ve 636/2 maddeleri uyarınca FESİH ve TASFİYESİNE,
2-Davalı şirkete tasfiye memuru olarak davacının görevlendirilmesine,
3-İstekleri bulunmadığından tasfiye memuru olarak atanan davacı için ücret takdirine yer olmadığına,
4-Tasfiye memurunun görevine mahkememiz kararının kesinleşmesinden sonra başlamasına,
5-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın düşülmesi ile kalan 346,90 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,
6-Davacının yatırmış olduğu 80,70 TL başvurma harcı ve 80,70 TL peşin harç toplamı olan 50,87 TL peşin harç toplamı olan 161,40 TL'nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
7-Davacının yapmış olduğu 63,25 TL'si tebligat-posta gideri ve 2.500,00 TL'si bilirkişi ücreti gideri olmak üzere toplam 2.563,25 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
9-Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair; davacı vekilinin ve davalı şirket temsil kayyımının yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 10/05/2024
Başkan ...
¸E-imza
Üye ...
¸E-imza
Üye ...
¸E-imza
Katip ...
¸E-imza