WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 24 Haziran 2026

İZMIR 4. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/693 Esas
KARAR NO : 2024/174
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/08/2022
DOSYAMIZDA BİRLEŞEN İZMİR... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN... ESAS, ... KARAR SAYILI DAVASINDA;
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/09/2022
KARAR TARİHİ : 07/03/2024
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin, motorlu araçlar ile bunlara ait kasa, şasi vb. parçaların üretimi ve polyester gibi petrol yan ürünlerinin üretimi ve pazarlaması alanında hizmet veren, sektörde tanınan, kendisine güven duyulan ve sayıca pek çok personel istihdam eden bir firma olduğunu, davacı şirketin, gerek ticari faaliyetini gerçekleştirirken kendi şirket düzenini yönetirken her zaman dürüstlük kuralı çerçevesinde, basiretli bir tacir gibi hareket ettiğini, ticari hayatını her zaman bu ilkeler çerçevesinde yürüttüğünü, davalı şirketin, davacı şirketin ürettiği parçaları satın aldığını, davalı şirkete de mal sattığını, teslim ettiğini ancak karşılığını alamamış olduğunu, davacı şirketçe yapılan işlere ilişkin faturaların mevcut olduğunu, davalı şirketin faturalara itirazının da olmadığını, ancak davalı şirketin halen herhangi bir ödeme yapmadığını, davacı şirketin, davalı şirketten tahsil edemediği alacağın vergi ve KDV'sini ödemek zorunda kaldığını, davacı şirketin dava dilekçesinin ekinde sunulan cari hesap dökümünden görüleceği üzere davalı şirketten alacağının bulunduğunu, davalı şirketin borçlu olduğunu bilmesine rağmen ödeme konusunda davacı şirkete hiçbir şekilde geri dönüş yapmadığından, davacı şirketin alacağını tahsil amacıyla Kemalpaşa İcra Dairesi'nin... sayılı İcra dosyasından icra takibini başlattığını, davalı şirketin, davacı şirkete herhangi bir ödeme yapmadığı gibi dava konusu icra takibine itiraz edip haksız ve kötü niyetli olarak takibi durdurduğunu, davalı şirketin bu yönde açılmış bir davasının, usulüne uygun, süresinde ve takipten önce yapılmış bir bildirimi de bulunmadığını, dolayısıyla itirazları bu davanın konusu olmadığını, davalı şirketin takipten sonra yaptığı kısmi ödeme alacak miktarından düşüldüğünü, takipten önce İzmir... İcra Dairesi'nin... sayılı İcra dosyasından 24/05/2022'de açıldığını, sonrasında yetki itirazı ile Kemalpaşa İcra Dairesi'ne gönderildiğini, dolayısıyla davalı şirketin itirazında da belirttiği gibi kısmi ödemeyi takipten sonra yaptığını, söz konusu kısmi ödeme takipten sonra yapıldığından vekalet ücretinin takip çıkışı olan 154.354,15 TL üzerinden hesaplanmasının gerektiğini, ayrıca borçlu itirazında faize de itiraz ettiğini bu itirazın da yerinde olmadığını, takip kanuna uygun olduğunu gibi, avans faizi istenebilmesi için borçlunun tacir olması ve borcun da ticari işletme ile ilgili olmasının yeterli olduğunu, yapılmış olan itirazın zaten alacağına kavuşmayan davacı şirketin durumunun daha da zorlaştırmış olduğunu, davalı şirketin icra dosyasına itiraz etmesinin ve borçlu olmadığını ileri sürmesinin sadece süre kazanmaya yönelik olduğunu, davalı borçlunun takibe itiraz etmesinin nedeninin takip aşamasını yargılama süreci ile uzatmak olduğunu, yargılama süresinde davalı şirketin durumunda meydana gelebilecek değişiklikler, davacı şirketin alacağını olumsuz ve telafisi imkansız şekilde etkileyeceğini, borçlu şirketin kötü niyetli olup, borca haksız yere itiraz etmiş olması, borcu ödemede zaman kazanma çabasında olduğunun ve mal kaçırma ihtimalinin bulunduğunun kanıtı olduğunu, itirazın iptal edilebilmesi için geçecek yargılama süresinde davalı borçlunun mal kaçırma ihtimali ve şansı daha da arttığını, bu nedenle davacı şirketin uğrayacağı zarar daha da artacağını, İcra ve İflas Kanunu'nun 258/1 hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı konusunda kanaat getirmiş olmasının yeterli olduğunu, bu durumda -ticari defter kayıtlar-cari hesaplar-icra dosyası,-taraflara ait ticari defter ve kayıtlar,-banka kayıtları,-faturalar,-imzalı irsaliyeler,-BA, BS formları alacağın varlığı hakkında kanaat getirmeye yeterli olduğunu, bu sebeplerle, davacı şirketin alacağının karşılığında, davalı borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesinin gerektiğini, davalı şirketle yapılan zorunlu arabuluculuk görüşmesi sonucunda, davalı şirket ile anlaşma sağlanamadığını, arabuluculuk son tutanağının dava dilekçesinin ekinde de sunduklarını, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı re'sen gözetilecek sair nedenlerle öncelikle alacaklarının karşılığında borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasını, akabinde haklı davanın kabulü ile davalı borçlunun itirazının iptalini ve takibin devamını, davalı borçlu haksız ve kötü niyetli olarak takibin durmasına neden olduğu için alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemeye tevdi edilen ilk davanın, Kemalpaşa İcra Dairesi'nin... sayılı İcra dosyası olduğu ifade edilmişse de öncelikle icra dosyasına ilişkin süreç hakkında açıklama yapma zorunluluklarının doğduğunu, davacı şirketin ilk olarak, davalı şirket aleyhine İzmir ... İcra Dairesi'nin... sayı, 24/05/2022 tarihli 154.354,15 TL tutarlı takibini başlattığını ve ödeme emrinin, davalı şirkete 01/06/2022 tarihinde tebliğ edildiğini, ancak bu süreçte henüz icra takibinden haberdar olmayan, davalı şirketin, davacı şirkete 27/05/2022 tarihinde 75.802,63 TL cari hesaptan kaynaklı borcunu ödediğini, ödeme emrinin davalı şirkete tebliğ edilmesi ile beraber takipte borca, fer'ilerine ve İcra Dairesi'nin yetkisine itiraz edildiğini, davalı şirketçe 07/06/2022 tarihinde itiraz edildiğini ve bu sebeple de takibin durduğunu, bu itiraz sebebiyle davacı şirketin bu kez dosyanın yetkili İcra Dairesi'ne gönderilmesini talep ettiğini ve dosya yetkili Kemalpaşa İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyası ile yeni esas alarak taraflarına açıldığını, 13/06/2022 tarihinde elektronik tebligat ile teslim edildiğini, bu takibe karşı da 14/06/2022 tarihinde itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, bu aşamada davalı şirketin, takipten bilgisi olmaksızın ödeme yapmış olmasına rağmen, davacı şirketçe icra dosyasına gerekli bildirim yapılmaksızın takip işlemleri kötü niyetli olarak 154.354,15 TL üzerinden devam ettiğini, birleşen dava yönünden ise itirazın iptaline onu edilen icra takibinde ise ilk olarak İzmir .... İcra Dairesi'nin... sayılı İcra dosyası ile 13/06/2022 tarihinde 76.202,00 TL cari hesap alacağı için takip başlatıldığını, 17/06/2022 tarihinde tebliğ edilen bu takibe 21/06/2022 tarihinde yetkiye, borca, fer'ilerine ve yine derdestlik itirazı sebebiyle takibe itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, bu kez borçlu dosyasının yetkili cra dairesine dosyanın gönderilmesini istediğini ve Kemalpaşa İcra Dairesi'nin... sayılı, 04/07/2022 tarihli takibine karşı taraflarınca aynı gerekçelerle 05/07/2022 tarihine takibe itiraz edildiğini, davacı şirketin, 05/09/2022 tarihli dava dilekçesi ile Kemalpaşa İcra Dairesi'nin... sayılı İcra dosyası ile başlatılmış olduğunu, icra takibine karşı taraflarınca yapılan itirazın, iptali talebiyle dava açmış olduğunu ve İzmir ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/683 Esas dosyası ile tevzi edilen davanın,...Karar sayısı ile mahkeme dosyası ile birleştirilmesine karar verildiğini, birleşen dava dilekçesinde dayanak olan Kemalpaşa İcra Dairesi'nin 2022/1383 sayılı icra dosyasının takibinde takip çıkışı, 76.202,00 TL olduğunu, ancak belirtmiş ve harcı bu miktar üzerinden ödemiş olduğunu, halbuki dava dilekçesinin 2. sayfasında davacı şirketin "Bunun üzerine vadesi ilk takip tarihi olan 24/05/2022'den sonraki faturalar için işbu dava konusu Kemalpaşa İcra Dairesi'nin... sayılı İcra takip dosyası açılmıştır. Davalı kötü haksız ve kötü niyetli olarak işbu takibe de itiraz etmiştir. Takip dayanağı cari hesap icra dosyasında ve zaten davalıda mevcuttur. Buna rağmen takip konusu borcun tamamına itiraz edilmesi haksız ve kötü niyetlidir." demiş ancak buna rağmen bu alacağa dayalı davayı 21.222,54 TL üzerinden açmış olduğunu, davalı şirketçe takip tarihi ile dava tarihi arasında herhangi bir ödeme yapılmamış olmasına rağmen, davacı şirketin yanın hangi sebeple itirazın iptaline konu icra dosyasından farklı bir alacak talebine dayandırdığı taraflarınca anlaşılmadığından ve dava dilekçesinin istem ve sonuç bölümünde "Kemalpaşa İcra Dairesi'nin... sayılı İcra dosyasına yapılan itirazın iptalini" talep ettiğinden davacı şirketçe yatırılan eksik harcın tamamlatılmasına karar verilmesinin gerektiğini, Davalı... Termoteknik,... Grup'un 7 ülkede bulunan 12 üretim tesisinden biri olduğunu 2011 yılında İzmir-Kemalpaşa'da üretime tesisinin kurulması ile yağ ve hava soğutucular, radyatör, kondenser, bakır-pirinç ve alüminyum soğutucular gibi ürün gruplarının üretimini yapmakta olan kurumsal bir firma olduğunu, davacı şirketin ise davalı şirketin sac parçalar aldığı tedarikçi firma konumunda olduğunu, davalı şirket ile davacı şirket arasında bir süredir ticari ilişkinin devam ettiğini ve davalı şirketçe yapılan ödemelerde hiçbir gecikme yaşanmamış olduğunu, keza bu davaya konu olayda da tamamen davacı şirketin kusurlu ürün tedarikinden kaynaklanan uyuşmazlık sebebiyle bu haksız davanın açıldığını, davacı şirketin dava dilekçesinde taraflar arasındaki ticari ilişkiden kısmen bahsettiğini ve kötü niyetli olarak tüm süreç ile ilgili gerçekleşen mail yazışmaları, iade faturaları vs. Belgelerden bahsetmediğini ve ilgili belgelerin tamamını mahkemeye ibraz etmediğini, davalı şirketin, gerek davacı şirket gerekse de davacı statüsündeki benzer tedarikçiler ile üretimini talep ettiği parçalar için belirli ölçü ile özellikleri içerir ve evrensel geçerliliği olan çizimler ile ürün siparişinde bulunduğunu, söz konusu sipariş neticesinde tedarikçi firma üretimini yaptığı parçadan numune ürünü davalı şirkete gönderir ve üründe mevcut herhangi bir hata olup olmadığını, davalı şirketçe kontrol edilerek mevcut duruma göre tedarikçi firmaya üretim onayı verilir ve gerekli sipariş neticesinde davalı şirkette ürün üretimine geçerek, müşterilerine sipariş teslim tarihi belirlediğini, ancak bu aşamadan sonra her ne kadar davalı şirket ilk numuneleri onaylamışsa da, sipariş edilen ürünler hatalı olarak üretilip teslim edilmekte olduğunu, çünkü toplu sevk edilen ürünler içinden kısıtlı numune incelemesi yapılmakta olduğunu, ürünlerin tamamının incelenmesinin mümkün olmadığını, nitekim mevcut davada da benzer durumun gerçekleştiğini ve davacı şirketçe sipariş üzerine üretilen ürünlerin hatalı üretildiğini ve hatalı ürün ile yapılan davlumbazlar, radyatörler davalı şirketin müşterisi olan dava dışı Hidromek tarafından davalı şirkete iade edildiğini, bu davaya konu süreçte de davacı şirketçe üretilen parçaların hatalı olduğundan davalı şirketçe davacı tarafa iade edildiğini ve 31/08/2021 tarihli iade faturası düzenlenerek hatalı ürünler davacı şirkete iade edildiğini ve 31/08/2021 tarihli iade faturası düzenlenerek hatalı ürünler davacı şirkete teslim edilmiş olduğunu, nitekim bu cevap dilekçesi ekinde sunulu elektronik posta yazışmaları incelendiğinde de davacı şirketin Üretim Sorumlusundan gönderilen mail içerisinde davacı şirketin Üretim Müdürü tarafından gönderilen mailde parçanın reddedildiğinin belirtildiğini ve buna karşın davalı şirketin Teknik Satın Alma Mühendisi tarafından aynen "..., Maalesef kritik bir ölçüden dolayı red oldu. Bizdeki parçayı alarak yeniden çalışabilir misiniz?" diye başlayan görüşmelerin devamında da ürünlerdeki hata bir türlü giderilmemiş olduğunu, gerek elektronik posta yazışmaları gerekse de davalı şirketçe düzenlenen iade faturaları ile hatalı ürünler davalı şirketçe kabul edilmemiş olduğunu, bu davaya konu alacak talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, ancak davacı şirketin bir an alacaklı olduğu düşünülse dahi asıl dava yönünden dava dilekçesi ile talep edilen vekalet ücretinin 154.354,15 TL üzerinden hesaplanmasına yönelik istemin hukuka aykırı olduğunu, zira asıl davada harca esas değerin 78.551,52 TL iken davacı şirketin haksız ve mesnetsiz vekalet ücreti talebinin taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, davacı şirketin delil listesine tanık bildirmişse de; 6100 sayılı HMK. 201 maddesi hükmü gereğince tanık deliline dayanması ve mümkün olmadığını, ilgili madde "Senede karşı tanıklı ispat yasağı" başlığına haiz olduğunu, delil kapsamında tanık dinletme talebinin reddine karar verilmesini talep ettiklerini, netice itibariyle bu davaya konu cari hesap ilişkisi davacı şirketin üretimi hatalı üretilen sac parçalardan kaynaklanmakta olduğunu, hatalı mallar ile ilgili tüm bu sürece ilişkin bildirimin davacı şirketin gerek yazılı gerekse de sözlü olarak bildirmiş olduğunu, zira üretilen sac parçaların hatalı olması sebebiyle, davalı şirketin müşterisi tarafından üretilen ürünlerin iadesi gerçekleştirildiğinden, davalı şirketçe de davacı şirket yana iade ve yansıtma faturaları düzenlendiğini ve böylelikle cari hesaptan kaynaklı herhangi bir borcun kalmadığını, düzenlenen faturaların hatalı üretilen ürünlerden kaynaklandığından iade edildiğini, davalı şirketçe ürünlerin kabul edilmemiş olduğunu, buna rağmen dava dilekçesinde sanki hatalı ürünler hakkında ilk kez icra takibine yapılan itirazlar ile haberdar olduğu algısının yaratılmasının doğrudan kötü niyet göstergesi olduğunu, davalı şirketin, davacı şirkete herhangi bir borcunun da bulunmadığından açılan bu haksız ve kötü niyetli asıl ve birleşen davanın reddini talep ettiklerini, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı öncelikle birleşen dava yönünden eksik harcın tamamlattırılmasına karar verilmesini, haksız ve mesnetsiz taleple açılan asıl ve birleşen davanın reddini, davacı şirketin hatalı ürün üretimi sebebiyle davalı şirketin mağduriyetine sebep verdiği sabit olmasına karşın, davalı şirket aleyhine icra takibi başlatılması ve akabinde haksız iddialar ile ihtiyati haciz talebinde bulunarak kötü niyetli hareket ettiği göz önünde bulundurularak asıl ve birleşen davada takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve karşı vekalet ücretinin davacı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin motorlu araçlar ile bunlara kasa, şasi vb. parçaların üretimi ve polyester gibi petrol yan ürünlerinin üretimi ve pazarlaması alanında hizmet veren bir firma olduğunu, davalı şirketin, davacı şirketin ürettiği sac parçaları satın almakta olduğunu, davacı şirketin, davalı şirkete mal sattığını, teslim ettiğini ancak karşılığını alamadığını, davacı şirketçe yapılan işlere ilişkin faturaların mevcut olduğunu, davalı şirketin faturalara itirazı olmadığını, ancak davalı şirkete herhangi bir ödeme yapmadığını, davacı şirketin alacağını tahsil amacıyla Kemalpaşa İcra Dairesi'nin ...a dosyasından icra takibi başlattığını, davalı şirketin icra takibine itiraz edip haksız ve kötü niyetli olarak takibi durduğunu, davalı şirketin, hakkında açılan bir önceki takip olan Kemalpaşa İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dos... sayılı İcra dosyanın takip tarihinin 24/05/2022 olduğunu, faturalara ve cari hesap dökümüne bakıldığında ilk takibe 24/05/2022 tarihine kadar vadesi gelmiş borçlar konu edildiğini, itiraz üzerine takipten sonra yapılan kısmi ödeme olan 75.802,63 TL düşüldüğünü ve ... sayılı İcra dosyası için İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyasından vadesi gelmiş 78.551,52 TL üzerinden itirazın iptali davası açıldığını, bunun üzerine vadesi ilk takip tarihi olan 24/05/2022'den sonraki faturalar için işbu dava konusu Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün... sayılı İcra dosyası açıldığını belirterek davanın kabulüne karar verilmesini ve alacaklarının karşılığında borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
KANITLAR: İzmir... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyası UYAP sistemi üzerinden çıkartılarak dosya içerisine alınmıştır.
İzmir Kemalpaşa İcra Dairesi'nin... sayılı İcra dosyası UYAP sistemi üzerinden çıkartılarak dosya içerisine alınmıştır.
İzmir Hasan Tahsin Vergi Dairesi'nden davalı ...'ne ait BA ve BS formları celp edilmiştir.
İzmir Menderes Vergi Dairesi'nden davalı ...'ne ait 2021-2022 yıllarına ait BA ve BS formları celp edilmiştir.
SMM Bilirkişi ...'dan ve Makine Yüksek Mühendisi ...den oluşan bilirkişi heyetinden, 19/02/2024 tarihli bilirkişi heyet raporu alınmıştır.
-19/02/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;
Mahkeme dosyası ve içindeki belgeler ile tarafların ticari defter kayıtlarının ve dayanağı belgelerin tetkiki sonucunda ve rapor içinde açıklanan nedenlerle,
1-Davacı şirketin 2021 ve 2022 yılı ticari defterlerinin 6100 sayılı HMK.'nın 222. maddesi'ne göre sahibi lehine delil niteliğinde,
2-Davalı şirketin 2021 yılı ticari defterlerinin 6100 sayılı HMK.'nın 222. maddesi'ne göre sahibi lehine delil niteliğinde olduğu, 2022 yılı ticari defterlerinin 6100 sayılı HMK.'nın 222. maddesi'ne göre sahibi lehine delil niteliğinde olmadığı,
3-Tarafların incelenen ticari defterlerine göre, aralarında ticari ilişkinin var olduğu tespit edilmiştir. Davacı yan tarafından davalı adına düzenlenen fatura ve fatura muhteviyatlarının davalı şirket tarafından teslim alındığı ve kabulünde olduğu, mal/hizmet alım-satımına ilişkin faturalar hususunda anlaşmazlık olmadığı, tarafların tahsilat ve ödeme kayıtlarının da uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki anlaşmazlığın, davalı şirketin hatalı ürün iddiasına yönelik davacı şirket adına düzenlediği iade ve fiyat farkı faturalarından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Davalı yan tarafından düzenlenen iade faturalarının muhteviyatının davacı şirkete teslim edildiğinin ispatı gerekmekte olup, Teknik Bilirkişi tespitinde yer verildiği üzere "Davalı ... yetkilileri itiraza konu olan bu hatalı üretilmiş olduğu söylenen ürünlerin hurdaya verildiği/atıldığı" beyan edilmiştir. Dava konusu itiraza konu olan ve hatalı üretildiği belirtilen ürünlerin olmaması, bu hatalı olduğu beyan edilen ürünlere ait teknik resimlerindeki ölçüler ile karşılaştırma imkanı bulunmadığından konu ile ilgili bir kanaat oluşturulamamış olup, davalı yanca düzenlenen fiyat farkı faturalarına ait hukuki yorum mahkemeye aittir. Takip ve dava tarihi itibariyle ile davacı yanın davalı şirketten 99.774,06 TL alacaklı göründüğü, taleple bağlıklı ilkesi gereğince 78.551,52 TL talep edebileceği, davalı yan tarafından davacı şirket adına düzenlenen 21/05/2022 tarihli, ... no'lu, 4.930,63 TL bedelli ve16/06/2022 tarihli, ... no'lu 1.062,00 TL bedelli fatura muhteviyatının davacı yana teslim edildiğinin ispat edilmesi halinde ve mahkemece 27/05/2022...82.174,92 TL bedelli fiyat farkı faturasının kabulü halinde ise alacak bakiyesinden mahsup edilmesi gerektiği, böylece davacı şirketin davalı şirketten (99.774,06 TL, - (4.930,63 TL + 1.062,00 TL + 82.174,92 TL= 1.606,51 TL) alacaklı olacağı, tespit ve görüşler ile konunun hukuki ve nihai takdiri mahkemeye ait olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREKÇE :
Asıl Dava ve Birleşen dava cari hesaptan-ticari satımdan kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.
Öncelikle taraflar arasında hukuki ilişki olup olmadığı, varsa hukuki ilişkinin niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeble de davacı ve davalının ileri sürmüş olduğu iddialar, vakıalar ve bunları ispat edip etmedikleri ve ispat yükünün kimde olduğu hususuna değinmekte yarar vardır.
HMK. 190. maddesi "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." hükmü mevcuttur.
İleri sürülen bir önermenin doğruluğu hususunda kanaat oluşturmak için bir nedenselliğin ortaya konulması olarak tanımlanabilen ispat, yargılama hukuku açısından dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir.
İspatın konusu olan vakıalar, hukuk açısından doğrudan önem taşıyan veya dolaylı olarak önem taşıyan vakıalar olarak ayrılabilir. Hukuk açısından doğrudan önem taşıyan olaylar; hukuken hakların ve hukuksal ilişkilerin doğumu, değişmesi, işlemez duruma gelmesi, doğumunun engellenmesi veya doğduktan sonra düşmesine yol açan olaylardır. Hukuk açısından dolayısıyla önem taşıyan ve "emareler (belirtiler) " olarak da tanımlanan olaylar ise; hak ve hukuksal ilişkilerde yukarıda belirtilen durumların meydana gelmiş olduğu, kendilerinden olağan yaşam deneyimleri kuralları uyarınca anlaşılabilen, bir başka deyişle bir eylemsel karine bağının kurulmasına olanak veren olaylardır. Emareler, ancak hâkimin delilleri serbestçe değerlendirme (takdir) serbestisinin bulunduğu (HMK. madde 198), bu serbestinin özel kurallar ile sınırlanmamış olduğu (HMK. madde 200 ve 201 gibi) durumlarda ispat konusu olabilir. (Bilge Umar; (1980), İspat Yükü, (2. Baskı), Büyükçekmece, Kazancı Matbaacılık Sanayi. sf. 19.)
İspatın, doğrudan delil göstererek ispat ve dolaylı ispat olarak ayrıma tabi tutulup, dolaylı ispatın emareler ile ispat olarak değerlendirildiği, bu kapsamda emareyi bir delil vasıtası olarak değil, ispata yardımcı, kanuni maddi unsura uymayan yabancı vakıalar olarak nitelendirildiği de görülmektedir. (M. Kamil Yıldırım; (1990), Medeni Usul Hukukunda Delillerin Değerlendirilmesi, İstanbul, Kazancı Kitap Ticaret. sf. 120, 121.)
İspat yükü belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden hâkimin aleyhte bir kararıyla karşılaşma tehlikesidir. Bu tanımda asıl davayı kaybetmek tehlikesinden değil, hâkimin aleyhte bir kararı ile karşılaşma tehlikesinden bahsedilmesi dikkate değerdir. Zira yalnızca davanın asıl konusu bakımından değil, aynı zamanda bir ön sorun veya bir ara sorun hakkında da iki tarafın birbirine zıt olarak ileri sürdükleri olayların hiçbirinin ispat edilememesi olasılığı vardır. Bu durunda hâkimin yapacağı iş söz konusu sorun bakımından ispat yükünü taşıyan tarafın, o sorunda ileri sürdüğü istemi reddetmek olacaktır. (Umar; İspat Yükü, sf. 3)
İspat yükü taraflar için bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Bilâkis kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; meselâ, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir. (Kuru; Arslan; Yılmaz; sf. 370.)
Taraflara arasında ticari ilişki olduğu konusuda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı taraf ayıp iddiasında bulunmuş olup ayıp konusundaki ispat yükü davalı üzerindedir.
TTK.'nın 23. maddesine göre göre tacirler arasındaki mal ve satış sözleşmelerinde Borçlar Kanunu hükümleri uygulanacaktır. TBK.'nın 223. maddesinde ayıba ilişkin düzenlemeye yer verilmiştir.
6102 sayılı TTK.'nın 23/son maddesine göre; malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde inceleme veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda ise Türk Borçlar Kanunu'nun 223. maddesinin ikinci fıkrası uygulanacaktır.
6098 sayılı TBK.'nın 223. maddesinde; "(1) Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. (2) Gizli ayıp mevcut ise herhangi bir şarta ve sınırlamaya tabi olmaksızın alıcının seçimlik hakkını kullanması için yeterlidir. Satıcı ise tercih edilen seçimlik hakkı yerine getirmek zorundadır. Dolayısıyla ayıbın küçük, büyük veya orantılı olup olmaması sonucu değiştirmeyecektir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Açık ayıplar bakımından durum bu olmakla birlikte, olağan bir gözden geçirmeyle anlaşılamayacak ve sonradan ortaya çıkan gizli ayıplar bakımından farklı bir değerlendirme yapmak gerekmektedir. TTK. m. 23/1-c hükmünün son cümlesinde, diğer durumlarda TBK. m. 223 hükmünün uygulanacağı belirtilerek, tacirler arası ticari satışlarda gizli ayıplar bakımından iki ve sekiz günlük sürelerin uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır. Buna göre, alıcının gizli ayıp nedeniyle ayıptan doğan seçimlik haklarını kullanabilmesi için satılanda ortaya çıkan ayıbı hemen (uygun bir süre içinde) satıcıya bildirmesi zorunludur (TBK. m. 223/27) Ayıp ihbarı, TTK. m. 18/2'de sayılan ihbarlardan olmadığından, tacirler arasında dahi olsa ayıp ihbarının belirli bir şekilde yapılması gerekmez.
Satış hukuku bakımından ayıp, satılanda satıcı tarafından bildirilen ya da kullanım amacı gereği satılanda bulunması gereken niteliklerin bulunmaması, satılandaki nitelik eksikliğidir. Satıcının ayıptan doğan sorumluluğu, kusurdan bağımsız bir sebep sorumluluğudur. Alıcı, muayene ve ihbar külfetlerini yerine getirmek koşuluyla, satıcının kusuru olmasa dahi TBK m. 227/1'de sayılan seçimlik haklarını kullanabilir. Satıcının kusuru, yalnızca genel hükümlere tabi olan tazminat talebi bakımından önem taşımaktadır (TBK. m. 227/2; TBK. m. 112).
TBK. 227 madde ;"Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:
1.Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.
2.Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.
3.Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.
4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.
Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.
Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.
Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir..."
Davalı tarafından düzenlenen iade faturası ve fark faturası davacı tarafından iade edilmiştir. Davalı taraf malların ayıplı olduğunu iddia ederek söz konusu malları imha ettiğini beyan ederek iade ve fark faturası düzenlenmiştir. Ancak davalı tarafından ayıplı olduğu iddia edilen ürünler üzerinde bilirkişi incelemesi ya da delil tespiti yaptırmadan malların imha edildiği bildirildiğinden Mahkememizce görevlendirilen teknik bilirkişi tarafından malların imha edilmesi nedeniyle ayıp nedeniyle inceleme yapılamadığına ilişkin rapor tanzim edilmiştir. Davalı tarafından her ne kadar dava dışı şirkete verilen malların iade edilmesi nedeniyle ayıplı sayılması gerektiği bildirilmiş ise de bu konuda inceleme yapılmaksızın davalı şirket tarafından dava dışı şirkete davaya konu malları iade etmesinin malların ayıplı olduğu iddasını ispata yeterli olmayacağı, dava açılmadan önce bu konuda bilirkişi incelemesi veya delil tespiti yaptırılmadığı, davalı tarafın sunduğu fotoğraflardan da söz konusu malların ayıplı olup olmadığı, dava konusu malların davacının teslim ettiği mallar olup olmadığı hususunun teknik bilirkişinin de belirttiği üzere tespitinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalının ek rapor aldırılmasına yönelik talebi kabul edilmemiştir.
Ayrıca davalı tarafın 07/03/2024 tarihli celsede dava konusu sacların hurdaya ayrılması nedeniyle hurda yerlerinde araştırıldığını, bulunduğu takdirde saclar üzerinde teknik inceleme yapılmasını talep etmiş ise de davalının cevap dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarından dava konusu sacların imha edildiği bildirildiğinden davalı tarafın teknik inceleme için hazır edeceğini beyan ettiği sacların bu davanın konusu saclar olup olmadığı hususunun da tespiti mümkün olmayacağı anlaşılmakla davalı tarafın talebi kabul edilmemiştir.
Ayıp iddiasını ispat yükünün davalı üzerinde olması, davalının ayıplı malları iade faturası ile birlikte davacıya teslim ettiğini ispat edememesi, ayrıca ayıplı malları da imha ederek Mahkememizce teknik bilirkişi vasıtasıyla incelemesine de olanak bulunmadığı anlaşılmakla davalının ayıp iddiasını ispat edemediği bu nedenle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekili tarafından her ne kadar icra dosyasındaki takip miktarının tamamı üzerinden icra inkar tazminatı ve vekalet ücreti verilmesi hususunda talebi var ise de davanın itirazın iptali davası olması nedeniyle takip ve davacının açtığı, harcını ikmal ettiği miktarla bağlı olunduğu bu nedenle de davacının harcını yatırdığı miktar üzerinden değerlendirilme yapılması gerektiği kanaatiyle davacının bu konudaki istekleri kabul edilmemiştir.
Davacı tarafından ek rapor aldırılmasına yönelik talebi ise; asıl ve birleşen dava açısından bilirkişilerce ayrı ayrı değerlendirme yapılmamış olduğu, alacağın asıl ve birleşen dava talep miktarı ile uyuştuğu bu konuda Mahkemece re'sen değerlendirme yapılabileceği anlaşılmakla yeniden ek rapor aldırılmamıştır.
2004 sayılı İİK.'nın 67/2. Fıkrasına göre ;bir davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
Kanuni düzenlemeye göre davalı borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilebilmesi için takip tarihi itibari ile itirazında haksız bulunması yeterlidir. Diğer bir anlatımla kötüniyetli olması alacaklı bakımından getirilmiş bir koşuldur. Ancak itirazın haksızlığı tek başına icra inkar tazminatına hükmedilmesine elverişli değildir. Yani bu tazminata hükmedilmesi için takip konusu alacağın belirli, sabit olması, borçlu tarafından bilinmesi veya tayin ve tahkik edilmesinin mümkün nitelikte bulunması, hakimin takdirine bağlı olmaması gerekir. (Yargıtay HGK 13/12/1967 Tarih, 9/1344- 615) Diğer bir anlatımla alacağın likit ve belli olması gerekir.
Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına karar verilmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A-1-ASIL DAVANIN KABULÜ ile;
Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün... E. sayılı dosyasında davalının 78.551,52 TL asıl alacağa yönelik yapılan itirazının İPTALİNE, takibin bu miktar üzerinden takip talebinde belirtilen şartlar altında DEVAMINA,
2-Alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan asıl alacağın %20' si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 5.365,85 TL nispi harçtan, peşin alınan 1.341,47 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.024,38 TL karar ve ilam harcının davalı taraftan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı ve 1.341,47 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.422,17 TL harcın davalı taraftan alınarak, davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 317,00 TL tebligat ve posta gideri ve 4.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.817,00 TL yargılama giderinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
6-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00 TL'nin davada haksız çıkan davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT. hükümlerine göre 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine.
B-1-BİRLEŞEN İZMİR ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN .., ESAS ,,, KARAR SAYILI DAVANIN KABULÜ ile;
Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün... E. sayılı dosyasında davalının 21.222,54 TL asıl alacağa yönelik yapılan itirazının İPTALİNE, takibin bu miktar üzerinden takip talebinde belirtilen şartlar altında DEVAMINA,
2-Alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan asıl alacağın %20' si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.449,71 TL nispi harçtan, peşin alınan 362,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.087,71 TL karar ve ilam harcının davalı taraftan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı ve 362,43 TL peşin harç olmak üzere toplam 443,13 TL harcın davalı taraftan alınarak, davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderleri bakımından, davanın birleşen dosya olması nedeniyle, yapılan yargılama gideri bulunmadığından, bu konuda hüküm verilmesine yer olmadığına,
6-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00 TL'nin davada haksız çıkan davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT. hükümlerine göre 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine.
8-Dosyalarda Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı. 07/03/2024

Katip ...
¸E-imza

Hakim ...
¸E-imza