T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/545
KARAR NO : 2024/80
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/06/2022
KARAR TARİHİ : 02/02/2024
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;
İDDİA ;
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; davalı tarafından İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında müvekkili aleyhine 15/03/2020 düzenleme tarihli, 30/10/2020 vade tarihli, 600.000,00 TL miktarlı senede dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını ancak söz konusu senet üzerinde yer alan imzaların müvekkiline ait olmadığını, örneğini sundukları vekaletname suretinden de görüleceği senet üzerindeki müvekkiline ait olduğu iddia edilen iki imzanın açıkça görüleceği üzere müvekkilinin kendi el ürünü imzaları ile örtüşmediğini, müvekkilinin imzasının taklit edildiğini, yapılacak bilirkişi incelemesi ile bu durumun ortaya çıkacağını, taklit imza ile müvekkiline icra takibi açılması nedeniyle dava açma haklarını saklı tuttuklarını belirterek, öncelikle teminatsız olarak veya uygun görülecek bir teminatla icra takibinin durdurulmasına; müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra takibinin iptaline ve davalının takip konusu alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
Dava 601.166,67 TL dava değeri üzerinden açılmıştır.
CEVAP ;
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; İzmir .... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı icra dosyası ile başlatmış oldukları takip nedeniyle borçluya gönderilmiş olan icra takibi hakkında (örnek 10 ödeme emri ve dayanak belge sureti) karşı tarafça borca itirazda bulunulduğunu ve takibin kesinleştiğini, anılan takibe dayanak senetteki imzaya itiraz edilmediğini, davacı tarafın yersiz iddialarını kabul etmediklerini, senet üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını ve imzanın taklit edildiğini iddia eden davacının gerek senet üzerindeki gerek icra dosyasındaki tebligat parçasındaki gerekse borçlu tarafından müvekkiline verilen diğer senet ve borçlu trafından imzalanan sözleşmelerdeki imzaları incelendiğinde tüm imzaların benzer olduğunun görüleceğini, gerekli görülmesi halinde yapılacak bilirkişi incelemesiyle de ilgili imzanın borçluya ait olduğunun ortaya çıkacağını, senedin düzenlendiği tarihten öncesinde ve sonrasında resmi dairelerde bulunan davacı imza örneklerinin istenmesi gerektiğini, davacı borçlunun davalı müvekkili ile imzalamış olduğu 01/02/2020 tarihli sözleşme ile borcunu kabul etmiş olduğunu, “tüm borcunu 30/10/2020 tarihinde ödeyeceğine” dair takibe ve davaya konu senedi verdiğini, iddia edilenin aksine senet üzerindeki imzanın davacıya ait olduğunu, alacağı sürüncemede bırakmak amacıyla haksız ve kötü niyetli olarak bu davanın açıldığını, borçlu olan davacıya ait bir araç bulunduğunu ve satış aşamasında olduğunu, taşınırın açık artırma ilanının yapıdığını ve birinci ihalenin 08/09/2022 tarihinde yapılacağını belirterek, haksız ve kötü niyetli imzaya itirazın reddedilmesine ve karşı tarafın alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ile yine bu miktar üzerinden % 10 oranında para cezasına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER ;
İzmir .... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı icra dosyası, bono, 01/02/2020 tarihli sözleşme, bilirkişi raporu.
GEREKÇE ;
Dava; kambiyo takibine konu bono üzerindeki imzanın sahte olduğunun ileri sürülerek borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
İzmir .... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı icra dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının davalı ... ve takip borçlusunun davacı ... olduğu, takip tarihinin 06/11/2020 olduğu, takibin kambiyo takibi olduğu, takipte 600.000,00 TL asıl alacak ve 1.166,67 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 601.166,67 TL tutarındaki alacağın tahsilinin istendiği; takibin dayanağının 15/03/2020 düzenleme tarihli 30/10/2020 ödeme tarihli 600,000,00 TL bedelli bono olduğu, bono metninde “nakden” ya da “malen” ibaresinin bulunmadığı görülmüştür.
Davalı vekilinin cevap dilekçesi ekinde sunduğu 01/02/2020 tarihli adi yazılı sözleşme incelendiğinde; “(1) numaralı maddesinde; ... tarafından ...’a 450.000,00 TL para ödenmiştir. (2) numaralı maddesinde; bu miktar ...’in kayınvalidesi olan ... adına arsa alımı için verilmiştir. (3) numaralı maddesinde; ... bu arsa alımından vazgeçmiştir. Vermiş olduğu 450.000,00 TL parasını ...’dan istemektedir. ... ise şu an bu parayı hemen veremeyeceğini ancak 26/02/2020 tarihinde ödeyeceğini söylemiştir. (4) numaralı maddesinde; ... tarafından ...’a 450.000,00 TL parayı ödemesi için 26/02/2020 tarihine kadar süre verilmiştir. Bu tarihte 450.000,00 TL kayıtsız şartsız ...’e ödemesi ... tarafından yapılacaktır. Taraflar bu şekilde anlaşmışlardır” şeklinde düzenlendiği, altında “parayı alacak olan” olarak ...’in, “parayı verecek olan” olarak ...’ın isimlerinin yazılı olduğu, alt tarafta da el yazısı ile “250.000,00 TL 15/06/2020 tarihinde ödenecektir. 300.000,00 TL 15/10/2020 tarihinde ödenecektir. Yukarıda yazılı anlaşma elle düzeltilmiş ve yukarıdaki gibi düzeltilmiştir. Ödemeler elle yazılan tarihlerde ödenecektir. Taraflar bu şekilde anlaşmışlardır. 01/02/2020” ibarelerinin yazılı olduğu, elle yazılı olan bu kısmın alt tarafında da yine el yazısı ile “parayı alacak olan” ..., “parayı verecek olan” ... isimlerinin yazıldığı, altlarında da imzalarının bulunduğu görülmüştür.
Davacı vekili 20/02/2023 havale tarihli dilekçesi ile; müvekkilinin sözleşmenin üstündeki imzanın kendisine ait olduğunu kabul etse de sözleşmenin içeriği ve üstündeki doldurulan maktu yazıları kabul etmediğini, bu yazıların sonradan eklendiğini, sözleşme ile senedin herhangi bir bağlantısının bulunmadığını, bu sözleşme haricinde taraflar arasında başka bir ticari işlemin yapıldığını ve müvekkilinin şirket hisselerini devrederek sözleşmeye konu olayın taraflar arasında sonlandırıldığını, sonuç olarak; sözleşmedeki borcun taraflar arasında kapandığını, müvekkilinin sözleşmeye dayalı hiçbir borcunun bulunmadığını, müvekkilinin sözleşmede yer alan imzasıyla takibe dayanak senetteki imzanın uyuşmadığını, ayrıca miktarların da uyuşmadığını belirtmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; “İzmir .... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasında takibin dayanağı olarak gösterilen 15/03/2020 düzenleme tarihli 30/10/2020 ödeme tarihli 600,000,00 TL bedelli senetteki keşideci imzalarının davacının eli ürünü olup olmadığı; taraflar arasında bu senedin düzenlenmesini gerektirir bir ticari ya da hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı; davacının bu senet nedeniyle davalıya borcunun bulunup bulunmadığı, varsa dava tarihi itibariyle borç miktarının ne olduğu, tazminat istenebilme koşullarının oluşup oluşmadığı” konularındadır.
Mahkememizce davaya konu senet üzerindeki imzaların davacının eli ürünü olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 31/10/2023 tarihli raporda; inceleme konusu senette ödeyecek kısmında atılı imzalar ile davacının mukayese imzaları arasında tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi yönünden farklılıklar saptandığından söz konusu imzaların davacının eli ürünü olmadığı bildirilmiştir.
Kambiyo senetleri, soyut borç ikraını içeren senet niteliğindedir. Kambiyo senedi ile borç altına giren kimsenin borçlu olmadığını iddia etmesi durumunda bu hususu ispat yükümlülüğü söz konusudur Dolayısıyla çek veya senedin bedelsiz oldığu ileri sürülerek açılacak memfi tespit davasında ispat yükü davacı borçluya aittir.
Somut olayda; davacı tarafça davaya ve takibe konu 15/03/2020 düzenleme tarihli 30/10/2020 ödeme tarihli 600,000,00 TL bedelli bono üzerindeki imzanın sahte olduğu yani davacının eli ürünü olmadığı ileri sürülmüştür. İspat yükü kendisinde olan davacı tarafça bilirkişi deliline de delil olarak dayanılmış ve bu kapsamda mahkememizce davacının imza örnekleri alınarak ve imzası bulunan belge asılları temin edilerek bono üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi’nden aldırılan bilirkişi raporu ile birlikte davaya konu bono altındaki imzanın davacının eli ürünü olmadığı belirlenmiştir. Davalı taraf her ne kadar rapora itiraz ederek yeni bir rapor aldırılmasını istemiş ise de; aldırılan raporda herhangi bir kuşkuya yer verilmeksizin tespit yapılmış olması ve tespitin bononun düzenleme tarihinden önceki imza asılları üzerinden yapılması karşısında yeni bir rapor aldırılmasının sonuca katkısının olmayacağı kanaatine ulaşılmıştır. Davalı taraf her ne kadar davacının imzaladığı 01/02/2020 tarihli sözleşme ile borcunu kabul ettiğini ve "30/10/2020 tarihinde ödeyeceğine ilişkin takibe ve davaya konu senedi verdiğini" savunmuş ise de; anılan sözleşmede davaya konu bonoya atıf yapılmadığından, davalı tarafın bu savunmasına itibar edilmemiştir. Bilirkişi raporu ile birlikte davaya konu bonodaki imzanın davacının eli ürünü olmadığı, dolayısıyla davacının borçlu olmadığı anlaşıldığından, haklı görülen davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuştur.
Bononun davalı emrine düzenlenmiş olması ve onun tarafından takibe konu edilmiş olması nedeniyle, davalının bu bononun sahte olduğunu bilebilecek durumda olduğu kabul edilmiş ve davacı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmiştir.
HÜKÜM;
Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
1-Davanın KABULÜ ile;
İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra takibi ve takibe konu edilen 15/03/2020 düzenleme tarihli 30/10/2020 ödeme tarihli 600.000,00 TL bedelli bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,
2-601.166,67 TL’nin % 20’si oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
3-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 41.065,70 TL nispi ilam harcından, peşin alınan 10.266,43 TL harcın düşülmesi ile kalan 30.799,27 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davacının yatırmış olduğu 80,70 TL başvurma harcı ve 10.266,43 TL peşin harç toplamı olan 10.347,13 TL'nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
5-Davacının yapmış olduğu 278,50 TL'si tebligat-posta gideri ve 3.345,00 TL'si bilirkişi ücreti gideri olmak üzere toplam 3.623,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 90.163,33 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 02/02/2024
Başkan...
e-imzalı
Üye...
e-imzalı
Üye...
e-imzalı
Katip...
e-imzalı
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!