WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Temmuz 2026

İZMIR 4. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/322
KARAR NO : 2024/294
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 27/01/2022
KARAR TARİHİ : 05/04/2024
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;
İTİRAZ ;
Aliağa İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında 921.799,28 TL’si asıl alacak, 38.185,22 TL’si işlemiş faiz olmak üzere toplam 959.984,50 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatılmıştır.
Takipte dayanak olarak Ankara ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Karar sayılı kararı gösterilmiştir.
Kendisine ödeme emri tebliğ edilen davalı borçlu vekili aracılığıyla verdiği 03/06/2021 tarihli dilekçesi ile; takibe dayanak gösterilen Ankara ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin dosyasında kendisinin davanın tarafı olmadığını, kararın tarafları bağlayacağını, ... plakalı aracının hiç olmadığını, böyle bir aracın trafik kazasından sorumlu tutulamayacağını, takibin dayanağı kararın henüz kesinleşmediğini ve herhangi bir ödeme yapılmadığını, ...’un yönetimindeki traktörün evin duvarına çarpması ve duvarın yıkılması sonucu ...simli kişinin yaralanmasında olayın trafik kazası olmadığını, iş kazası olduğunu, İzmir... İş Mahkemesi’nin... Karar sayılı kararının kesinleşmediğini ve istinaf incelemesinde olduğunu, aradan 8 yıl geçmekle alacağın zaman aşımına uğradığını, dayanak karar kesinleşirse mükerrer ve hatalı olacağını, Ali Şan’ın aynı avukatının İzmir, Ankara ve Bergama mahkemelerinde tazminat davası açtığını, üç ayrı mahkemede üç mükerrer isteğin söz konusu olduğunu, takibin dayanağı davada kendisine ihbar yapılmadığını ileri sürerek, borca itiraz etmiştir.
İDDİA ;
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; ... plakalı aracın müvekkili nezdinde 27/03/2013-27/03/2014 tarihleri arasında ZMMS poliçesi ile davalı adına sigortalı olduğunu, 02/06/2013 tarihinde ... plakalı araç sürücüsü dava dışı ...’un geriye manevra yaparken duvara çarptığını, dava dışı 3. kişi ...’ın duvarın altında kaldığını, kaza sonrasında müvekkili aleyhinde dava açıldığını ve yargılama sırasında dava dışı ...’ın “sürücü belgesinin olmadığının” belirlendiğini; dava dışı 3. kişi tarafından Ankara ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nde sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatı istemiyle... Esas sayılı davanın açıldığını, bu davanın sonucunda müvekkili tarafından 26/08/2020 tarihinde 921.799,28 TL tazminatın ödendiğini, sonrasında ise davalıdan rücu isteğinde bulunulduğunu ancak davalının ödeme yapmadığını, bunun üzerine müvekkili tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün... sayılı dosyasında davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının borca ve yetkiye itiraz ettiğini, bunun üzerine dosyanın Aliağa İcra Müdürlüğü’ne gönderildiğini ve ... sayısını aldığını, davalının bu takibe de 03/06/2021 tarihinde itiraz ettiğini, ardından müvekkili tarafından arabuluculuk sürecinin başlatıldığını, anlaşmaya varılmadığını ve 06/12/2021 tarihli tutanağın düzenlendiğini; sigortalı araç sürücüsü dava dışı ...’un kazanın meydana gelmesinde tek ve asli kusurlu olduğunu, ehliyetinin de olmadığı göz önüne alındığında müvekkili yönünden rücu koşullarının oluştuğunu, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.4 maddesinin (b) bendine göre ehliyetsiz sürücünün neden olduğu zararların rücu sebebi olduğunu; bu nedenle de müvekkilinin ödediği tazminatı sigorta poliçesinin karşı akiti olan davalıdan isteme hakkının bulunduğunu, görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydı ile; öncelikli olarak davalıya ait bulunan... plakalı motorlu aracın mahkemece belirlenecek davalı adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz malların üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla kayıtlarına teminatsız ve/veya mahkemece uygun görülecek teminatın yatırılması halinde ihtiyati tedbir (haciz) konulmasına, Aliağa İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı icra dosyası ile başlatılan takibe davalının yapmış olduğu haksız ve hukuka aykırı itirazın iptaliyle takibin devamına, davalı/borçlunun haksız ve kötü niyetle itirazı nedeniyle % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiştir.
CEVAP ;
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; bu davada Tüketici Mahkemeleri'nin görevsiz olduğunu, dava ticari dava niteliğinde olduğundan görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu; 2918 sayılı KTK’nın 109. maddesi gereğince 2 yılllık zaman aşımı süresinin dolduğunu, Ankara... Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görülen davanın müvekkiline ihbar edilmediğini, mahkeme kararının tarfları bağlayacağını, Ankara ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin kararının müvekkili yönünden bağlayıcı olmadığını, davacının ödediğini ileri sürdüğü 921.799,28 TL’nin poliçe limitlerinin çok üzerinde olduğunu, davacı tarafın kendi kusuruyla yüksek faiz ve tazminat ödemek zorunda kaldığını; kazanın Bergama’da gerçekleştiğini, Ankara ... Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkisiz olduğunu, İzmir... İş Mahkemesi’nin ... Karar sayılı kararı ile kazanın iş kazası olduğuna ilişkin karar alındığını, dava kendilerine ihbar edilse idi bu konuda da itiraz ileri sürecek olduklarını, kaldı ki sürücünün 2013 yılında evin bahçesinde traktörünü yanaştırırken duvara çarpmasının trafik kazası şeklinde kabul edilemeyeceğini, traktörü kullanan ...’un sürücü belgesinin bulunduğunu, davaya konu kazanın köyde evin bahçesinde meydana geldiğini, karayolunda olmadığını, İzmir... İzmir ... İş Mahkemesi’nin kesinleşmiş... Karar sayılı kararına göre Tüketici Mahkemesinin görevli olmadığını belirterek, öncelikle davanın görev yönünden reddine, davanın esasına girilecek ise davanın esastan reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE ;
Dava; trafik kazası nedeniyle davacı sigorta şirketi tarafından 3. kişiye ödenen maddi tazminatın 2918 sayılı KTK'nın 95. maddesi ile ZMSS Poliçesi ve Genel Şartları gereği sigortalı sürücüden rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Dava ilkin Aliağa Asliye Hukuk Mahkemesi’nde (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)... Esas sayısı üzerinden açılmıştır. Bu mahkeme tarafından 28/01/2022 tarihli kararla “Aliağa ilçesinde müstakil Tüketici Mahkemesinin bulunmadığı, davanın yargı çevresi itibariyle İzmir Tüketici Mahkemelerinde görülmesi gerektiği” gerekçesiyle “Göreve ilişkin dava şartı eksikliği nedeniyle HMK’nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince davanın usulden reddine” karar verilmiştir. Karara istinaf yoluna gidilmeyerek 28/01/2022 tarihinde kesinleşmiştir. Bu dava dosyası tevzi sonucunda İzmir ... Tüketici Mahkemesi’nde ... Esas sayısını almıştır. Bu mahkemece “….somut olayda; ZMSS poliçesi ile davacı sigorta şirketine sigortalı ve davalı adına kayıtlı ... plakalı aracın trafik tescil kaydı ile sigorta poliçesine istinaden cinsinin traktör olduğu, tarımsal faaliyetlerde kullanıldığı, kaldı ki davalı borçlu tarafından takibe yönelik 03/06/2021 tarihli itiraz dilekçesinde; dava konusu edilen kaza olayına ilişkin olarak iş kazasından kaynaklı İzmir ... İş Mahkemesi'nin ... Karar sayılı dosyasında görülmekte olan davanın istinaf incelemesinde olduğunun anlaşıldığı, bu itibarla davalının dava konusu aracı tarımsal faaliyetlerde gelir elde etme amacıyla kullanmakta olduğunun anlaşıldığı ve 6502 sayılı kanun kapsamında tüketici olarak kabul edilemeyeceği, poliçe kaynaklı uyuşmazlığın çözümünde TTK'nın 4. ve 5. maddeleri uyarınca Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu” gerekçesiyle “Davanın HMK’nın 114/1-c, 115. maddeleri gereğince görev yönünden usulden reddine” ilişkin 15/03/2022 tarihli ve... Karar sayılı karar verilmiş, karara karşı istinaf yoluna gidilmemiş ve karar 05/04/2022 tarihinde kesinlemiştir. Davacı vekilinin 04/04/2022 tarihli başvurusu üzerine 05/04/2022 tarihli yazı ekinde dava dosyası mahkememize gönderilmiştir.
Davacı sigorta şirketi tarafından düzenlenen ZMMS poliçesi incelendiğinde;... plakalı araca ilişkin olduğu, aracın cinsinin “zirai traktör” olduğu, sigorta başlangıç tarihinin 27/03/2013, bitiş tarihinin ise 27/03/2014 olduğu; poliçenin davalı ... adına düzenlendiği, teminat limitinin sakatlanma ve ölüm durumunda kişi başına 250.000,00 TL olduğu, sağlık gideri teminaının da kişi başına 250.000,00 TL olduğu görülmüştür.
Türkiye Noterler Birliği’nden gönderilen araç tescil özet raporu incelendiğinde;... plakalı traktörün (tarım) 25/03/2013 tarihinde davalı ... adına tescil edildiği görülmüştür.
01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı kanunun 5/3. maddesinde; “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” düzenlemesine yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Diğer yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
28/11/2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2. maddesinde kanunun kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” şeklinde açıklanmıştır.
Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi; “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır. 6502 sayılı kanunun 73. maddesi ile tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. 83.maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.
28/05/2014 tarihinde 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un yürürlüğe girmesiyle birlikte sigorta sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar yönünden görevli mahkemeler tüketici mahkemeleridir. Bu kanun kapsamında trafik kazalarında sigorta şirketi tarafından açılan rücu davalarında görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olabilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekmektedir. Eğer taraflardan en az biri tüketici değil ise söz konusu uyuşmazlıkta Asliye Ticaret Mahkemeleri görevli mahkemedir.
Yapılan değerlendirme sonucunda; eldeki dava, davacı sigorta şirketinin, zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortaladığı aracın geçerli sürücü belgesi olmayan dava dışı araç sürücüsünün yönetiminde iken, kazaya sebep olunduğu gerekçesiyle açılmıştır. Davadaki isteğin dayanağı; davacı sigorta şirketi ile davalı arasındaki ZMSS poliçesi ve ZMSS Genel Şartlarıdır. Kazaya konu traktör, zirai amaçla kullanılan bir araçtır. Davacı, sigortacı; davalı sigortalı ise tüketici konumunda olup, taraflar arasında düzenlenen sigorta sözleşmesi bir tüketici işlemidir. Bu durumda tüketici işleminden kaynaklanan bu davanın Tüketici Mahkemelerinde görülmesi gerektiğinden, Yargıtay... Hukuk Dairesi’nin 21/05/2019 tarihli, ...Karar sayılı ve 15/12/2020 tarihli,... Karar sayılı kararları da bu yönde olduğundan, mahkememiz görevli olmadığından, davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, mahkememizin bu kararı ile birlikte somut olay yönünden olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğundan, yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
1-Mahkememizin görevsiz olması, uyuşmazlığın çözümünde İzmir 7. Tüketici Mahkemesi’nin görevli olması nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğundan dolayı USULDEN REDDİNE,
2-Mahkememiz ile İzmir ... Tüketici Mahkemesi arasında olumsuz görev uyuşmazlığı çıktığından, mahkememizin kararının istinaf kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi durumunda görevli mahkemenin (yargı yerinin) belirlenmesi için HMK'nın 21. ve devamı maddeleri uyarınca dosyanın İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNE gönderilmesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 05/04/2024

Başkan ...
¸E-imza
Üye ...
¸E-imza
Üye ...
¸E-imza
Katip ...
¸E-imza