T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/231 ESAS
KARAR NO : 2024/278 KARAR
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/03/2022
KARAR TARİHİ : 03/04/2024
Mahkememizde görülen Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası kapsamında müvekkili ... aleyhine 17.000,00-TL bedelli kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, Müvekkili ile alacaklı şirket arasındaki icra dosyasına konu kambiyo senetlerinin bedelsiz olduğunu, müvekkili ile davalı şirket arasında yapılan sözleşme karşılığında müvekkili tarafından söz konusu icra takibine konu olan 30.10.2019 vadeli 5.000,00-TL'lik, 31.10.2019 vadeli 6.000,00-TL'lik, 30.11.2019 vadeli 6.000,00-TL'lik üç adet senet düzenlendiğini ancak bu senetlerin vadesinde ödenememesi sebebiyle müvekkilinin davalı şirkete bu üç senet yerine yeniden senet düzenlediğini, davalı şirket temsilcisi tarafından bu hususun imza altına alındığını, takibe konu senetlerin ödenmesi yerine yeniden senet alındığının belirtildiğini, eski senetlerin müvekkiline teslim edileceğinin yazılı olarak taahhüt edildiğini, davalının senetleri müvekkiline teslim etmek yerine bedelsiz olan bu senetlerle icra takibi başlattığını, davalı tarafından başlatılan bu icra takibinin son bulduğunu bir borç ilişkisine yönelik olduğunu haksız kazanç elde etme amacı güttüğünü, açıkladığı nedenlerle; İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkilinin İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ve takibe konu 0.10.2019 vadeli 5000,00 TL'lik, 31.10.2019 vadeli 6000,00 TL'lik, 30.11.2019 vadeli 6000,00 TL'lik senetler yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitini, davalının kötü niyetli takip yaptığını bu nedenle icra takibine konu alacağın %20'sinden az olmamak üzere hesaplanacak kötü niyet tazminatının davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin huzurda açılan davada taraf sıfatının bulunmadığını, bu nedenle husumet yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, müvekkilinin senetleri kötü niyetli olarak devralmadığından ve davacı tarafından bu hususun ispatlanmadığından davanın husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, müvekkili tarafından alacağını tahsil amacı ile davalı aleyhine İzmir ... İcra Müdürlüğü... Esas sayılı dosyası ile dava konusu senetlere ilişkin icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından İzmir... İcra Hukuk Mahkemesinde ... esas sayılı dosya ile borca, imzaya ve yetkiye itiraz edilerek dava açıldığını, yapılan yargılama neticesinde senet üzerindeki imzanın davalıya ait olduğu ortaya çıktığını ve davanın reddine karar verildiğini, davalı tarafın imzanın kendisine ait olduğu halde kötü niyetli olarak dava ikame ettiğini ve bu defa da huzurdaki davayı ikame ederek bütün hukuki mekanizmaları kullanmayı amaçlayarak borcunu ödemekten kaçınmaya çalıştığını, davalının müvekkili ile arasındaki icra dosyasına konu kambiyo senetlerinin bedelsiz olduğunu, müvekkili tarafından yeniden senet düzenlendiğini, müvekkili tarafından bu hususun imza altına alındığını, senetlerin bedelsiz kaldığını iddia etse de bu iddialarının asılsız olduğunu, huzurda ikame edilen davanın reddinin gerektiğini, davalı tarafın dava dilekçesinde de açıkça müvekkili ile olan ticari ilişkisini beyan ettiğini ve sözleşme karşılığında icra takibine konu olan 30.10.2019 vadeli 5000,00 TL'lik, 31.10.2019 vadeli 6000,00 TL'lik, 30.11.2019 vadeli 6000,00 TL'lik üç adet senet düzenlendiğini ancak bu senetlerin vadesinde ödenmediğini belirttiğini, dava dilekçesininde belirtildiği üzere senetlerin bedellerinin belirli olduğunu, davacının iddia ettiği gibi sundukları evrakın müvekkili şirket yetkilisi tarafından verilmediğini, davacı tarafın bu iddiasını destekler nitelikte başkaca bir senet veya ödeme belgesi sunmadığını, açıkladığı nedenlerle; davanın reddine, davanın açılmasında ve borcun ödenmemesinde tamamen kötüniyetli olan davacının alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmolunmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası, İzmir ...İcra Hukuk Mahkemesinin ... E. ... K. sayılı dosyası,
Yemin İfadesi: Davalı Şirket Yetkilisi ... mahkememizin 03/04/2024 tarihli celsesinde; "Davacının vadesinde ödemediği ve icra takibine konu olan 30.10.2019 vadeli 5.000,00-TL'lik, 31.10.2019 vadeli 6.000,00-TL'lik, 30.11.2019 vadeli 6.000,00-TL'lik üç adet bono yerine davacıdan yeniden senet almadığıma, yeni senet alındığı için icra takibine konu edilen senetlerin iadesini taahhüt etmediğime, dava konusu senetler yönünden davacının borcunun devam ettiğine, davacı tarafından mahkemeye sunulan 07/09/2020 tarihli belgenin şirket temsilcisi olan şirketin tek temsilcisi olan benim tarafımdan imzalanmadığına namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum dedi", Davalı şirket temsilcisi; anlatımım ve yeminim doğrudur, ısrar ediyorum dedi." şeklinde yemin etmiştir.
Dava: kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davası
Davacı, Taraflar arasında yapılan sözleşme karşılığında davacı tarafından 30.10.2019 vadeli 5000,00 TL'lik, 31.10.2019 vadeli 6000,00 TL'lik, 30.11.2019 vadeli 6000,00 TL'lik üç adet senet düzenlendiği, ancak bu senetlerin vadesinde ödenememesi sebebiyle davacının davalı şirkete bu üç senet yerine yeniden senet düzenlediği, eski senetlerin davacıya teslim edileceği yazılı olarak taahhüt edildiği, senetlerin teslim edilmediği gibi bedelsiz olan bu senetler icra takibine konu edildiğini ileri sürmüştür.
Davalı, husumet itirazında bulunmuş, senetlerin kötü niyetli olarak devralmadığı, İzmir ... İcra Hukuk Mahkemesinde ... esas sayılı dosyasında borca, imzaya ve yetkiye itiraz edildiği, senet üzerindeki imzanın davacıya ait olduğunun ortaya çıktığı davanın reddine karar verildiği, davacının kötü niyetli olduğunu, vadesinde ödenmeyen senetler için davacının sunduğu evrakın davalı şirket yetkilisi tarafından verilmediğinin ileri sürmüş davanın reddini savunmuştur.
Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki yararın bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır.
Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Buna rağmen, borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması hâlinde borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Bunun dışında, icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür.
Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Ancak, borçlu borcunu icra dairesine ödedikten sonra, artık menfi tespit davası açamaz. Bu hâlde, borçlunun sırf borçlu olmadığının tespitinde, hukuki bir yararı yoktur. Bundan sonra, ödediği paranın geri alınması için bir dava açması söz konusu olur ki, bu da istirdat davasıdır (Pekcanıtez, H./ Atalay, O./ Sungurtekin Özkan, M./ Özekes, M.: İcra ve İflas Hukuku, s.156- 164).
Menfi tespit davası, normal bir hukuk davası gibi açılır. Borçlu, itirazın kaldırılması sırasında icra mahkemesinde (m. 68-68a) ileri sürüp ispat edemediği itiraz ve def’ilerini menfi tespit davasında yeniden ileri sürebilir; çünkü itirazın kaldırılması kararı, menfi tespit davasında kesin hüküm teşkil etmez. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 17.03.2010 tarihli ve ... E. ...K; 07.12.2011 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Menfi tespit davalarında ispat yükümlülüğü kural olarak davalı alacaklıya düşer. Ancak imzası ikrar edilmiş bono alacağın varlığını ispatlayan kesin delil niteliğinde olup bu kez borçlunun borcunun bulunmadığını, usulüne uygun delillerle kanıtlaması gerekir. Bono, ödeme vaadi niteliğinde kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir. Bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir, ispat külfeti davacı taraftadır.
Senetle İspat Zorunluluğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200. maddesinde; ''Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.
Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir.'' şeklinde düzenlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 201. maddesinde ise, ''Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz.'' hükmü ile senede karşı tanıkla ispat yasağı hususuna yer verilmiştir.
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Bu genel açıklamadan sonra hemen belirtelim ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedidir. Bu nedenle bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 691/1).
Bonoda şekil şartları TTK’nın 688. maddesinde sayılmıştır. Bunlar; “Bono” ya da “Emre Muharrer Senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir.
Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden yada malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir (Poroy,R.: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları 11. Bası, İstanbul 1989, s. 237 vd.).
Yerleşik Yargıtay içtihatları ve öğretide kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik “bedel kaydı”dır. Yinelemek gerekirse “bedel kaydı” kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehtarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu sebeple de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehtar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel defi sebeplerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır.
Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehtarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır.
Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir (12/4/1933 gün ve 1933/30-6 sayılı YİBK ).
Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu sebeple bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK’nın m. 191/1, TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır.
Tüm yasal düzenlemelerve dosya kapsamına göre; Davacının İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı takip dosyasına konu edilen 30.10.2019 vadeli 5000,00 TL'lik, 31.10.2019 vadeli 6000,00 TL'lik, 30.11.2019 vadeli 6000,00 TL'lik senetler yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, bu senetlerin vadesinde ödenemediğinin davacının kabulünde olduğu bununla beraber davacının davalı şirkete bu üç senet yerine yeniden senet düzenleyerek verdiğini iddia ettiği,
Dava dilekçe ekine ekli 07.09.2020 tarihli belge isimli adi yazılı belgede " ...' ya ait 30.09.2019 vadeli 5.000- TL... 31.10.2019 vadeli 6.000-TL lik senetler ödenmemiştir. yerine yeniden evrak alınıp kapatılmıştır. Eski Senetler daha sonra kendilerine teslim edilecektir." yazılı olduğu altında davalı şirkte kaşesinin bulunduğu ve imza bulunduğu görülmüştür.
Davalı şirket yetkilisinin 07.09.2020 tarihli belgedeki imzasının incelenmesi amacıyla mahkememizce imza örnekleri ve ıslak imzaları celb edilmiş ancak davacı vekiline İstanbul ATK Fizik incelemeler/Grafoloji İhtisas dairesi Başkanlığı'nca yapılacak inceleme için takdir edilen delil avansının verilen kesin sürede yatırmadığı anlaşılmıştır.
Ancak imzası ikrar edilmiş bono alacağın varlığını ispatlayan kesin delil niteliğinde olup bu kez borçlunun borcunun bulunmadığını, usulüne uygun delillerle kanıtlaması gerekeceğinden ve bono, ödeme vaadi niteliğinde kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerdiği, Bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa ait olduğundan ispat külfeti davacı taraftadır.
Davacı vekili dava dilekçesinden açıkça yemin deliline dayandığından yemin delili hatırlatılmış,
03.04.2024 tarihli celsede, Davalı Şirket Yetkilisi ...; "Davacının vadesinde ödemediği ve icra takibine konu olan 30.10.2019 vadeli 5.000,00-TL'lik, 31.10.2019 vadeli 6.000,00-TL'lik, 30.11.2019 vadeli 6.000,00-TL'lik üç adet bono yerine davacıdan yeniden senet almadığıma, yeni senet alındığı için icra takibine konu edilen senetlerin iadesini taahhüt etmediğime, dava konusu senetler yönünden davacının borcunun devam ettiğine, davacı tarafından mahkemeye sunulan 07/09/2020 tarihli belgenin şirket temsilcisi olan şirketin tek temsilcisi olan benim tarafımdan imzalanmadığına namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum ... " şeklinde yemin beyanı verdiği davacının davasını ispata yarar delil sunmadığı, anlaşılmakla,
Davacı tarafça ispatlanamayan davanın reddine, Davacının iş bu davayı açmakta dava konusu senetlerdeki imzayı inkar etmemiş olması buna karşılık dayandığı adi yazılı belge yönünden delil avansını tamamlamadığı davacının kötü niyetli olduğu kanaati ile dava konusu alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar vermek gerekmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davasının REDDİNE,
2-Dava değerinin %20'si oranında kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin alınan 356,22-TL harcın mahsubu ile bakiye 71,38-TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR OLARAK KAYDINA,
4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davalı yararına takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Dava tamamen reddedildiğinden davacı tarafların yaptığı tüm yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı ve davalı yanca yatırılan delil ve gider avansından sarf edilmeyen kısmın karar kesinleştiğinden yatıran tarafa iadesine,
Dair, davalı vekilinin ve yemin eden şirket yetkilisi ...'ın yüzüne karşı, davacı tarafın yokluğunda miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.03/04/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!