WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Temmuz 2026

İZMIR 4. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/195 Esas
KARAR NO : 2024/413
DAVA : Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 24/02/2022
KARAR TARİHİ : 23/05/2024
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Almanya'da ikamet etmekte olan davacı tarafın Türkiye'de bulunduğu dönemde 28/07/2021 tarihinde davacı tarafın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile Zonguldak ili Çaycuma-Çabalı kavşağın içinde bulunduğu esnada ... tarafından gelmekte olan davalı ... adına kayıtlı ve davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile kavşaktan yola çıkarken yol hakkının davacı tarafta olduğu halde yola çıkmaya çalışması sonucu, davacı tarafın aracının sağ ön tarafından çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen trafik kazası sonrası davacı tarafın ikamet adresinin bulunduğu Almanya'ya döndüğünü, aracında kaza sonrası meydana gelen hasarın tespit edilebilmesi adına yetkili servisten 17/08/2021 tarihinde ekspertiz rapor aldırıldığını, bu raporun için davacı tarafın ödemiş olduğu tutarın 676,52 EURO olduğunu, Almanya'dan alınan rapordan anlaşılacağı üzere davacı tarafın aracında meydana gelen toplam hasarın 17/08/2021 tarihinde (KDV dahil) 3.205,71 EURO olarak tespit edildiğini, davalı taraf adına kayıtlı aracın ZMMS sigorta şirketi olan davalı ... Sigorta Anonim Şirketi tarafından 20/10/2021 tarihinde 251,00 EURO davacı tarafa ödenmiş olmakla birlikte, ... Sigorta Anonim Şirketi tarafından yapılan ödeme mahsup edilmiş haliyle 2.954,71 EURO'luk bakiye hasar bakımından 01/12/2021 tarihinde sigorta şirketine hasar başvurusunda bulunulduğunu, yapılan hasar başvurusu sonucu başkaca bir ödeme yapılmamasına takiben taraflarınca zorunlu dava şartı olan arabuluculuk yoluna gidildiğini, yapılan müzakereler sonucu anlaşama yönünde sonuçlanmasına istinaden anlaşamama yönünden tutanak altına alınan dosyanın 12/01/2022 tarihinde imza altına alınarak kapatıldığını, davalı ZMMS sigorta şirketi tarafından henüz şirketlerine hasar başvurusu yapılmadan evvel taraflarınca ödenen tutar meydana gelen trafik kazasına dayalı maddi hasarı karşılamaya elverişli tutar olmamasından ve başkaca bir ödeme de bulunmamasından kaynaklı olarak söz konusu davayı ikame ettiklerini, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı mahkemece re'sen göz önünde bulundurulacak nedenlerle, açılan davanın kabulü ile davacı tarafın aracında meydana gelen toplam 3.205,71 EURO'luk hasar bedelinin ZMMS tarafından 20/10/2021 tarihinde ödenen 251,00 EURO tutarın mahsup edilmiş hali ile elde edilen 2.954,71 EURO'luk maddi tazminatın fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının Davalı ZMMS sigorta şirketi ... Sigorta Anonim Şirketi yönünden, poliçe limitleri dahilinde hasar başvurusunun davalı tarafa tebliğ tarihi olan 03/12/2021 tarihine 8 iş günü eklenmesiyle bulunacak 15/12/2021 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunu'nun 4/a maddesi uyarınca işletilecek faizi ile birlikte davalı ... ve ... yönünden, kaza tarihi olan 28/07/2021 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunu'nun 4/a maddesi uyarınca işletilecek faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP: Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davacı tarafın, davasını yetkisi mahkemede ikame etmiş olduğunu, dava konusu tazminatın sebebi olan kaza'nın Zonguldak ili, Çaycuma ilçesinde meydana geldiğini, ayrıca davacı davalıların ikametgah adresinin de Zonguldak ili, Çaycuma İlçesi sınırlarında olduğunu, dolayısıyla açılan davada görevli ve yetkili mahkemenin Zonguldak Çaycuma Nöbetçi Asilye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) olduğunu, bu itibarla öncelikle usule ilişkin yetkisizlik itirazlarının kabulü ile dava dosyasının görevli ve yetkili Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakma yetkisi haiz olan Zonguldak Çaycuma Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemeleri'ne gönderilmesini talep ettiklerini, davacı tarafın dilekçesinde yer alan hususların ve taleplerin tamamen haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalılara karşı ikame edilmiş olan bu davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, dava konusu kazada kusurun davacı tarafa ait olduğunu, hiç kimsenin kendi kusurundan kaynaklı olarak hak talep edemeyeceği kuralı gereğince davacı tarafın bu davada tazminat talep etmesinin haksız ve hukuka aykırı olacağını, davacı taraf her ne kadar yol geçiş hakkının kendisinde bulunduğunu iddia etse de bu hususun gerçeği yansıtmadığını, dava konusu olaya ilişkin olarak daha önce alınmış bir kusur raporunun da bulunmadığını, bu nedenle mahkemece yeniden kusur incelemesinin yapılmasını talep ettiklerini, kazanın Türkiye sınırları içerisinde gerçekleşmiş olduğundan dolayı davalıların sigorta poliçesi Türkiye sınırları içerisinde tamirat ve tadilat masraflarını karşılamaya yetkili olduğunu, davacı tarafın haksız ve kötü niyetli olarak kazaya karışan aracın kazalı olarak Almanya'ya götürdüğünü ve Almanya'da tamir ettirdiğini, Almanya'daki ekonomik şartların, para biriminin, iki ülke arasındaki kur farkının, paranın satın alım gücünün farklı olduğundan dolayı davacı tarafın tamirat ve tadilata ilişkin fatura ve belgelerinin Türkiye Hukuk Sistemine dahil edilerek haksız ve fahiş miktarda davacı tarafından tazminat talep edilmesi haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın bu davasının her şeyden önce TMK.'nın 2. maddesinde ifade edilen iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil ettiğini, davacı tarafın Türkiye ekonomik şartlarına göre talepte bulunmadığını ve ekonomik koşulları çok daha farklı olan ve parasının satın alma gücü yaklaşık 16 kat daha yüksek olan Almanya ekonomik şartları uyarınca davalılardan tazminat talep ettiğini, ayrıca davacı tarafın kazalı araçla Türkiye'den binlerce kilometre uzaklıkta bulunan Almanya'ya gittiğini ve yol boşunca davaya konu aracını kullandığını, davacı tarafın bir süre de Almanya'da aracın kullandıktan sonra aracını tamir ettirdiğinden bahisle belge, fatura ve ekspertiz raporları düzenleterek davalılara karşı bu davayı ikame ettiğini, dava konusu olay tarihi 28/07/2021 tarihi olduğu halde, davacı tarafça 17/08/2021 tarihinde ekspertiz raporu aldırıldığını, davacı tarafın bu şekilde dava açmasının açıkça iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil ettiğini, kazaya karışan aracın Türkiye'deki yetkili serviste ve Türkiye şartlarında tamir ettirebilecek iken Almanya'ya giderek tamir ettirmiş olmasının, onun açıkça kötü niyetini göstermekte olduğunu, Almanya'ya giderken binlerce kilometre yol kat eden ve orada aracını kullanan davacı tarafın, yolculuk boyunca kaza yapmış olması veya Almanya'da yeni bir kaza yapmış olmasının da muhtemel olabileceğini, bunun yanı sıra Almanya'da yapılan tamir işlemlerinin kazaya ilişkin olmayan ve fakat davacı tarafın aracına ilişkin diğer hasarların da dahil olmasının muhtemel olduğunu, davacı tarafın aracında bulunduğu iddia edilen hasarın, bahse konu trafik kazasının sebebiyet verdiği hususunda bir kesinliğinin bulunmadığını, davacı ...'in aracını Türkiye'de değil de Almanya'da tamir ettirerek müphem ve şüpheli bir tazminat talebinde bulunduğunu, bu nedenle haksız ve kötü niyetli tazminat talebinin kabul etmelerinin mümkün olmadığını, davalılardan ...'ın kazaya karışan ... plakalı Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesini tanzim eden ... Sigorta Anonim Şirketi tarafından davacı tarafın Türkiye şartlarındaki maddi zararının ödenmiş olduğunu, kaza sonrası Türkiye şartlarına göre düzenlenen ekspertiz uyarınca davacı tarafın maddi zararının giderilmiş olduğundan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı ve mahkemece re'sen gözetilecek nedenlerle, öncelikle usule ilişkin itirazlarının kabulü ile mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi suretiyle davanın görevli ve yetkili Zonguldak Çaycuma Nöbetçi Asliye Hukuk (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesi'ne gönderilmesini, esasa ilişkin beyanlarının kabulü ile davacı tarafın haksız, hukuka aykırı ve iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil eden davasının reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan davalı ... plaka sayılı aracın davalı şirket nezdinde 11/12/2020-11/12/2021 başlangıç ve bitiş tarihli ... no'lu Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalı olduğunu, davalı şirket tarafından davacı talep sahibine ekli eksper raporu doğrultusunda hasar ödemesi yapıldığını, davacı tarafın başvuru konusu zararının tamamının tanzim edildiğini, davacı tarafın davalı sigorta şirketine başvurması üzerine ... no'lu hasar dosyasının açıldığını, açılan hasar dosyası kapsamında, maddi hasara yönelik eksper raporunun temin edildiğini ve ekspertiz raporu doğrultusunda, davacı tarafa 19/10/2021 tarihinde 251,00 EURO ödeme yapıldığını ve bu ödeme ile davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun gereği gibi eksiksiz bir şekilde yerine getirildiğini, dolayısıyla davacı tarafın dava konusu taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunun kendiliğinden kanıtlandığını, gerekli onarımın yapılacak aracın davacı tarafa teslim edildiğinin açık olduğunu, bu kapsamda davacı başvuru sahibinin gerçek zararı karşılanmış olmakla, aracın eski haline getirildiğinin izahtan vareste olduğunu, davalı sigorta şirketinin hasar bedelinin KDV'sine ilişkin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacı tarafa 251,00 EURO ödendiğini, fiili ödeme günü ödenen meblağın Türk Lirası karşılığı'nın 2.700,00 TL olduğundan, bu ödenen meblağın mahsubu ile hesaplanan davalı sigorta şirketinin dava konusu kazaya ilişkin bakiye poliçe limiti 40.300,00 TL olduğunu, bu yönüyle sigorta şirketinin bakiye poliçe limiti üzerine kalan taleplere ilişkin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davalı sigorta şirketinden kaza tarihinden itibaren faiz talep edilemeyeceğini, davacı tarafın, davalı sigorta şirketine başvuru yapmadan önce temin ettiği ekspertiz raporuna ilişkin harcamalardan davalı sigorta şirketinin sorumlu olmadığını, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı ve mahkemece re'sen gözetilecek sebeplerle davalı sigorta şirketinin dava konusu olaya ilişkin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığının tespiti ile davanın davalı sigorta şirketi yönünden reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR:
Türkiye Noterler Birliği'nden Trafik Tescil'den davalı aracın bilgileri celp edilmiştir.
Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nden kazaya ilişkin bilgi ve belgeler celp edilmiştir.
Zonguldak Çaycuma ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...Talimat dosyası ile tanık ...'in beyanları alınmıştır.
Almanya Federal Mahkemeleri'nde yurt dışı istinabe yoluyla ile tanık ...'in beyanları alınmıştır.
Trafik Bilirkişi ..., Makine Mühendisi Bilirkişi...'den oluşan bilirkişi heyetinden, 08/05/2023 tarihli bilirkişi heyet raporu alınmıştır.
Trafik Bilirkişi ..., Makine Mühendisi Bilirkişi ...'den oluşan bilirkişi heyetinden, 18/09/2023 tarihli bilirkişi ek heyet raporu alınmıştır.
İzmir Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'nden tarafların kusur oranlarına ilişkin 11/03/2024 tarihli Adli Tıp Raporu aldırılmıştır.
Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekilinin 04/04/2024 tarihli İbraname ve Feragatname'ye ilişkin sulh dilekçesi dilekçesi sunmuştur.
Davacı vekilinin davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nce taraflarına poliçe limitleri ile sınırlı kalmak üzere ödeme yapıldığına ilişkin 04/04/2024 tarihinde feragat dilekçesi sunmuştur.
-08/05/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;
"Bilirkişi Daire Başkanlığı" tarafından bilirkişinin uyacağı rehber ilkeler ve Bilirkişi Raporlarında bulunması gereken standartlar başlığında 07/09/2020 tarihinde 32 maddelik bir talimat yayımlanmıştır. Bu talimatın 27. maddesinde açıkça belirtilen "Kusurun tespiti normatif bir değerlendirmesiyle mümkündür ve sadece hakimin yetkisindedir. Bilirkişi münhasıran hakimin yetkisinde olan kusurluluk konusunda (asli tali kusurlu kusursuz yüzdelik kusur oranı) herhangi bir değerlendirme yapamaz. Aksi yöndeki tutum bilirkişilik görevinin sınırlarını aşmayı ve hakimin yerine geçmeye ifade eder" denilmektedir. Yine bu husus İzmir Bilirkişilik Bölge Kurulu tarafından da tarafımızca bildirilmiştir. Bu gerekçe ile tebliğ gününden itibaren raporlarda kusur dağılımı yapılmamaktadır. Bu hali ile;
1-... plakalı araç sürücüsü ... kavşaklarda geçiş önceliğine uymadığı için kazanın oluşumunda etken;
2-... plakalı araç sürücüsü ...'in, atfı kabil kural ihlalinde bulunmadığından dolayı kazanın oluşumunda etken değil ise de;
3-... plakalı davacı aracında meydana gelen hasarın 624,69 EURO (KDV Dahil) olduğu;
4-Ekspertiz Ücreti'nin 676,52 EURO olduğu;
5-Araçta meydana gelen toplam hasarın 1.301,21 EURO olduğu;
6-Davalı Sigorta Şirketi tarafından davacıya 251,00 EURO ödendiği;
7-Hasardan geriye kalan 1.050,221 EURO bedelin daha Merkez Bankası Efektif Euro Satış Bedeli üzerinden TL bazından ödenmesinden davalı Sigorta Şirketi'nin sorumlu olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır.
-18/09/2023 tarihli bilirkişi ek heyet raporunda özetle;
*... plakalı araç sürücüsü ... kavşaklarda geçiş önceliğine uymadığı için kazanın oluşumuna etken;
*... plakalı davacı aracında meydana gelen hasarın 624.69 EURO (KDV Dahil) olduğu;
*Ekspertiz ücretinin 676,52 EURO olduğu;
*Araçta meydana gelen toplam hasarın 1.301,21 EURO olduğu;
*Davalı sigorta şirketi tarafından davacıya 251,00 EURO ödendiği;
*Hasardan geriye kalan 1.050,221 EURO bedelin daha Merkez Bankası Efektif Euro Satış Bedeli üzerinden TL bazında ödenmesinden davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır.
-11/03/2024 tarihli İzmir Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'nin adli tıp raporunda özetle;
Açıklanan nedenlerle;
-Kusur durumu;
-Davalı Sürücü ...'ın %80 (yüzde seksen) oranında kusurlu olduğu,
-Davacı sürücü ...'in %20 (yüzde yirmi) oranında olduğu,
-Hasar durumu;
-Dava konusu araçtaki hasar miktarı 3.205,71 EURO (KDV dahil) ve ekspertiz ücreti de 676,52 EURO olduğu,
-Değer kaybı durumu;
-Değer kaybı tespitinin heyet tarafından yapılmamış olduğu kanaatine varılmıştır.
GEREKÇE :
Dava; davacı aracında meydana gelen hasar bedeli zararının karşı taraf araç maliki-sürücüsü ve ZMMS sigortacısından tahsili davasıdır.
Dava tarihinde yürürlükte olan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. maddesinde, "işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.", aynı yasanın 85/1. maddesinde, "bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı", aynı yasanın 85/son maddesinde ise, "işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." hükümlerine yer verilmiş, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın amacı A.1 maddesinde "Karayolları Trafik Kanunu uyarınca motorlu araç işletenlerine yüklenen hukuki sorumluluk için düzenlenen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasına yönelik ilgililerinin hak ve yükümlülüklerine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesidir." şeklinde belirlenmiştir. Sigortanın kapsamı ise genel şartlar A.3. maddesinde "sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır." şeklinde düzenlenmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı KTK.'nın 90. maddesinde "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır." şeklindeki düzenleme ve zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı kapsamı dışında bulunan hallerin düzenlendiği 92/i maddesindeki "Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler." şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarihinde... E.-... K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan "...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…" ibaresi ile ikinci cümlesindeki "…ve genel şartlarda…" ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı ile zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarına göre belirleneceğine dair düzenleme iptal edilmiştir. T.C. Anayasası'nın 153/6. maddesinde, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi'nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete'de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen "usuli kazanılmış hak" olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnalarının bulunduğu, yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK.) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması, benzer şekilde uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesi'nce iptaline karar verilmesi hallerinde, usulü kazanılmış hakka göre değil, İBK.'ya veya geçmişe etkili yeni kanuna ya da Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebileceği (HGK.'nın 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 19 K.; 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K.), dolayısıyla bilirkişi raporları alındıktan ve bu raporlar nedeniyle taraflar lehine oluşan usulü kazanılmış hakka göre değil sonra Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilmesi gerektiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı,... Esas, ... Karar sayılı emsal kararlarında da belirtildiği üzere Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda anılan iptal kararı sonrasında oluşan yeni duruma göre KTK'.nın 90. maddesi hükmü dikkate alındığında, zarar gören hak sahiplerinin zarar veren 3. kişilerden ve sigorta şirketinden talep edebilecekleri tazminatın kapsamının belirlenmesinde kullanılacak yöntem ve ölçütler konusunda kısıtlama bulunmadığından, üçüncü kişi olan davacının uğradığı hasar zararının tespitinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri dikkate alınarak yerel piyasa koşulları, yedek parça ve servis maliyetleri, kazalı parça ve yeri, işçilik maliyetleri, KDV dikkate alınması gerektiği kanaatine varılmıştır.
DAVACIYA AİT OLAN ARACIN YABANCI PLAKA OLMASI VE YAPILAN HASAR TAZMİNATI HESABININ YABANCI PARA OLUP OLMAYACAĞINA İLİŞKİN İNCELEMEDE;
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... Esas, ... Karar sayılı ilamında ".......Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında da aracın yurt dışındaki hasar tespiti ve onarım bedeline yakın meblağların belirlendiği görülmektedir. Davalı taraf kusuru oranında sigortalı araçta meydan gelen gerçek zarardan sorumlu olacağından, olayda kaza tarihi itibariyle yurt dışında uğranılan gerçek zarar miktarı belirlenerek bu miktara hükmedilmesi gerektiği açıktır. Yurt dışında yaşayan araç malikinin geçici olarak Türkiye’de bulunduğu sırada oluşan hasar nedeniyle, aracın Türkiye'de tamiri mümkün olabilecek olsa da, aracın tamirini burada yaptırmaya zorlanamayacağı kabul edilmelidir" gerekçesiyle oybirliğiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
....Almanya'da ikamet eden, tatilini geçirmek üzere Türkiye'de bulunan ve geçici olarak getirdiği aracı trafik kazası sonucunda hasara uğrayan sigortalının, aracının onarımını Türkiye’de yapması konusunda zorlanamayacağının kabulü gerekir. Sigorta ettiren, aracını Türkiye’de veya ikamet ettiği ülkede tamir ettirmek konusunda seçimlik hakka sahiptir. Sigorta ettirenin bu seçimlik hakkını ikamet ettiği ülkede tamir ettirme yönünde kullanması durumunda, yurt dışı tamirine ilişkin gerçek hasar bedelinin tespit edilerek bu bedelin Türk Lirası karşılığının rücuen tazminine karar verilmelidir"
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... Esas, ... Karar sayılı ilamında ... Esas, ... Karar sayılı "Borçlar Kanunu'nun 23.11.1990 gün ve 3678 sayılı Yasa ile değişik 83. maddesinde haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeden doğan alacaklarda yabancı para üzerinden zararın ne şekilde giderileceği konusunda açık ve net bir hüküm bulunmamakla birlikte, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeden doğan davalarda oluşan zararın yabancı para üzerinden ödenmesine engel emredici ve yasaklayıcı bir hüküm de yer almış değildir. Bu konuda yasada bir boşluk bulunduğu şüphesizdir.
Nitekim İsviçre'de de haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeden doğan zararlarda İsviçre Borçlar Kanunu'nda zararın yabancı para üzerinden ödeneceğine dair düzenleyici bir hüküm bulunmamasına rağmen, uygulama ve öğretide bu hallerde de zararın yabancı para üzerinden giderilmesi kabul edilmektedir. Bu sonuca şu gerekçelerle ulaşılmaktadır: Tazminatın amacı, zarar gören kişinin gerçek zararını karşılama olmalıdır. Zararın giderilmesinde hangi para biriminin esas alınacağı sorusu da, zararın hangi para birimi ile tam olarak karşılanabileceği şeklinde olmalıdır. Yasanın amacı, zararın tamamen giderilmesine yöneliktir. Sözleşme dışı tazminat taleplerinde doğru ve hakkaniyete uygun bir sonuca varılabilmesi gerekir. Böylece ileride munzam zarar ve kur farkı davalarına (BK.m.105) meydana verilmemesi ve zararın tam olarak karışlanması için, bu zararın zarar gören açısından tespiti gerekir. Zarar gören açısından zarar, hangi para birimine göre doğmuşsa, o para biriminin tazminat olarak talep edilmesi amaca uygunluk yönünden en uygun olanıdır. (Bkz. BGE. 48 II 79: BGE. 47 II 194). Örneğin deniz taşımalarında kullanılan yabancı menşeli konteyner haksız eylem sonucu Türkiye'de hasarlanmış ise, hasarlanan konteynerin yerine konulacak yabancı menşeli bir konteynerin Türkiye ve yabancı ülkelerde yabancı para ile alınabileceği belirgindir. Zarar gören kişinin zararı ancak yabancı para ile giderilebilir.
Bu noktada, zarar ve tazminat kavramları hakkında kısa bir açıklama yapılmasında yarar vardır.
Hemen belirtmelidir ki, kaynağı veya hukuki sebebi ne olursa olsun, zarar kavramı, zarar görenin mal veya manevi varlığındaki bir azalmayı; zararın tazmini ise, eğer zarar oluşmasaydı zarar görenin malvarlığı hangi halde olacak idiyse, o halin yeniden sağlanmasını ifade eder.
Doğaldır ki; kaynağına, sebebine ve her somut olayda farklı şekillerde gündeme gelebilecek benzeri ölçütlere göre, hem zararın nitelik ve kapsamı ve hem de tazmini, her olayın kendine özgü yapısı içerisinde, değişen bir özellik gösterecektir. Dolayısıyla, zarar verenin tazminat yükümlülüğü belirlenirken, zarar görenin malvarlığının zararın doğumundan önceki hale getirilmesinin sağlanması yeterli olacak miktarda tazminata hükmedilmeli; tazminat miktarı, zarar görenin malvarlığında zarardan önceki duruma göre bir artış sağlamamalı, ancak azalmaya da neden olmamalıdır.
Açıklanan ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.12.2003 gün ve E:... K:... sayılı ilamında benimsenmiştir..."
Yukarı belirtilen Yargıtay Hukuk Genel Kurul kararları dikkate alındığında davacı vekilinin zararını bulunduğu ülke koşullarına göre istemesinde kanuna aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Yabancı ekspertiz ücretine ilişkin yapılan değerlendirmede; Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı ilamında "... Ancak yargılama giderlerinden olan ekspertiz masrafı ile ilgili karar verilmemiştir. Ekspertiz gideri yargılama giderlerinden olup yargılama giderlerine eklenerek davanın kabul ve red oranına göre karar verilmesi gerekirken, bu hususta karar verilmemiş olması doğru değil bozma sebebi ise de bu yöndeki yanılgının giderilşmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden ...."
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'nin .... Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı ilamında "Ekspertiz gideri ayrı bir alacak olmayıp yargılama gideri olması nedeniyle yargılama giderine dahil edilerek kabul ve red oranına göre tahsiline karar verilmesi gerekmektedir. Taraflara tefhim edilen kısa kararda ekspertiz giderinin yargılama gideri bölümünde tahsiline karar verildiği belirtildiğinden bu doğrultuda gerekçeli kararın son paragrafında ekspertiz giderinin yargılama giderleri bölümünde değerlendirilerek kabul ve red oranına göre davalıdan tahsiline karar verildiğinin belirtilmesi kısa karar ile gerekçe arasında çelişki oluşturmayıp bu yöndeki davalı vekilinin istinaf itirazının reddi gerekmekte ise de hükmün yargılama giderlerine ilişkin 4 no'lu bendinde ekspertiz giderlerinin unutulduğu anlaşıldığından davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmüştür. Ancak yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına göre yabancı ekspertiz ücretinin fiili ödeme tarihindeki kura göre tahsiline karar verilmesi gerekirken davacı vekili dava dilekçesinde karar tarihindeki kura göre tahsil isteyerek talebini daralttığından davacı vekilinin fiili ödeme tarihindeki kura göre hüküm kurulması gerektiğine" şekilde ilamları mevcuttur.
Tüm bu yasal düzenlemeler ve somut olay birlikte değerlendirildiğinde; Almanya'da ikamet etmekte olan davacı tarafın Türkiye'de bulunduğu dönemde 28/07/2021 tarihinde davacı tarafın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile Zonguldak ili Çaycuma-Çabalı kavşağın içinde bulunduğu esnada ... tarafından gelmekte olan davalı ... adına kayıtlı ve davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda açıklanan gerekçelerle ... plakalı araç sürücüsü ... kavşaklarda geçiş önceliğine uymadığı için kazanın oluşumunda etken, ... plakalı araç sürücüsü ...'in, atfı kabil kural ihlalinde bulunmadığından dolayı kazanın oluşumunda etken olmadığı, ... plakalı davacı aracında meydana gelen hasarın 624,69 Euro (KDV Dahil) olduğu, araçta meydana gelen toplam hasarın 1.301,21 EURO olduğunun bildirildiği, itirazlar doğrultusunda İzmir Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'nin Adli Tıp Kurumu raporunda; Davalı Sürücü ...'ın %80 (yüzde seksen) oranında, Davacı sürücü ...'in %20 (yüzde yirmi) oranında kusurlu olduğu, Dava konusu araçtaki hasar miktarı 3.205,71 EURO (KDV dahil) ve ekspertiz ücreti de 676,52 EURO olduğunun bildirildiği, itirazlar doğrultusunda aldırılan İzmir Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'nden aldırılan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olması ve itirazları karşılar nitelikte olması nedeniyle üstünlük tanındığı, Sigorta şirketi tarafından 251 Euro, 2.04.2024 tarihinde 40.300, TL ödeme yapıldığı, ( Euro Kuru 34,62 TL=1.163,9 EURO, Sigorta şirketi tarafından Toplam 1.414,9 Euro ödeme yapılmıştır. ), bakiye hasar tazminatının 1.790,81 Euro olduğu, davacı tarafın da itirazlar doğrultusunda aldırılan bilirkişi raporunda % 20 oranda kusurlu olduğu, tazminattan kusur oranında indirim yapılması gerektiği ( 1.790,81 Euro-358,16 Euro=1.432,64 Euro) bakiye hasar tazminatından, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme ile teminat limiti dolmuş olup bakiye hasar tazminatından davalı sürücü ve işletenin poliçe kapsamında doğan hasar kaybı zararından sorumlu olduğu anlaşılmakla aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davacının davasının KISMEN KABULÜNE,
A-1-Davalı Sigorta Şirketi hakkında açılan davadan dava açıldığı tarihten sonra Davalı Sigorta Şirketi tarafından 2.04.2024 tarihinde 40.300,00 TL ödeme yapılması nedeniyle (ödeme yapılan 2.04.2023 tarihindeki Euro kuru; 34,62= 1.163,9 Euro) Davanın bu miktarı açısından KONUSUZ KALDIĞINDAN KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Tarafların bu miktar açısından karşılıklı olarak yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi bulunmadığı anlaşılmakla bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
B-Davacının değer kaybına ilişkin usulüne uygun açılmış ve harcı yatırılmış dava bulunmadığından BU KONUDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
C-1-1.432,64 Euro Hasar tazminatın, davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 28/07/2021 tarihinden itibaren itibaren 3095 Sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca işleyecek değişken faiziyle birlikte, fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankasının efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının müşterek ve müteselsilen alınarak Davacıya verilmesine,
2-Davacının Fazlaya dair tazminat talebinin reddine,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.535,24 TL nispi harçtan, peşin alınan 791,58 TL harcın mahsubu ile bakiye 743,66 TL karar ve ilam harcının davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı, 791,58 TL peşin harç olmak üzere toplam 872,28 TL harcın davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 729,50 TL tebligat ve posta gideri, 5.250,00 TL Adli Tıp Rapor Ücreti ve 4.250,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.229,50 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranı dikkate alınarak 7.673,00 TL'sinin ve ayrıca 676,52 EURO ekspertiz ücretinin kabul ve ret oranı dikkate alınarak 507,43 EURO'nun davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.600,00 TL'nin kabul ve ret oranı dikkate alınarak 1.200,00 TL'sinin davada haksız çıkan davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT. hükümlerine göre 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine,
8-Davalılar ... ve ...' kendilerini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT. hükümlerine göre 5.615,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalılar ... ve ...'a eşit olarak verilmesine,
9-Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı.
23/05/2024
Katip ...
¸E-imza
Hakim ...
¸E-imza