T.C.
İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/352
KARAR NO : 2024/234
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/05/2021
KARAR TARİHİ : 21/03/2024
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;
DAVA ; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 30/07/2020 tarihinde davacı ...rahim Hakkı caddesi üzerinde kendi şeridinde seyir halindeyken... plakalı araç sürücüsü olan ...'in kendi şeridinden çıkarak davacının bulunduğu şerit üzerinden kontrolsüz şekilde dönüş yapması ve aracını davacının motosikleti önüne kırması sonucu yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davaya konu kazada tutulan 30/07/2020 tarihli ölümlü yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağında, bu kazanın oluşumunda davacının kusurunun olmadığı davalı ...'in sürücülerin sola dönüşlerde sağdan ve karşıdan gelen trafiğe ilk geçiş hakkını vermemesi maddesini ihlal ettiği görüş ve kanaatine varıldığını, davaya konu olay sonrasında davacının sürücüden şikayetçi olarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı... hz. Numaralı dosya kapsamında yapılan soruşturma sonucunda İzmir Asliye Ceza Mahkemesi ...eza dosyasının da açıldığını, oluşan kazada davacının vücudunda çeşitli kırıkların oluştuğunu ve devamlı ağrı çektiğini, günlük işlerini artık eskisi gibi yapamadığını, bu nedenle davacının maluliyet oranı belirlendikten sonra maddi tazminat talep ettiklerini, davacının motosikletinde kaza sonucunda hasar ve buna bağlı olarak değer kaybının oluştuğunu belirterek işbu açıklanan sebeplerle 1.200,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek olan faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderleri ve karşı vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP ; Davalı ...Sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı... plakalı aracın trafik poliçesi ile davalı şirkete sigortalı olduğunu, poliçede verilen teminat tutarının araç başına 41.000,00 TL olduğu, ayrıca davacının bedeni taleplerinin de mevcut poliçede şahıs başına sakatlık teminatın ise 410.000 TL olduğun fakat bu bedellerin mutlak suretle ödeneceği anlamını taşımadığı, işbu nedenlerle davacının öncelikle reddine; temerrüde düşmemiş ve dava açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan davalı şirket aleyhine vekalet ücreti, yargılama giderleri ve faize karar verilmemesine, kabul anlamına gelmemek üzere aleyhe hüküm kurulması halinde ise poliçe limiti ve sigortalının kusur oranı dikkate alınarak hüküm kurulması gerekliliğine, reddedilen kısım için ise yargılama ücreti ve ücreti vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...'in cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazada davalının her ne kadar asli kusurlu olsa da davacının da gerekli dikkat ve özeni göstermediği için tali kusurlu olduğu, davacının emekli olup çalışma hayatını bitirmiş bir kişi olduğu, kaza sonrası maddi zararlarının gerek sigorta gerekse kasko sigortasından karşılayabilecek durumda olduğunu, davalının manevi tazminat isteminde belirtilen rakamların hayatın olağan akışına göre fahiş olarak nitelenecek rakamlar olduğu, davalı açısından fakirleşmeye davacı açısından zenginleşmeye sebep olacağını işbu sebeple davanın reddini, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti ve yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR ; -14/12/2023 tarihli adli tıp raporunda özetle;
-Davalı sürücü ...'in %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu,
-Davacı sürücü ...n kusursuz olduğu kanaatini bildirir müşterek rapordur.
-28/03/2022 tarihli sağlık kurulu raporunda özetle;
Bu bulgulara dayanılarak... doğumlu ...'ın 30.07.2020 tarihli trafik kazasına bağlı olarak oluşan engellilik oranı. üst yazınızda belirtilen “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” (Resmi Gazete, 20.02.2019 tarihli 30692 sayılı) dikkate alınarak değerlendirildiğinde:
Sonuç olarak; 30.07.2020 tarihli trafik kazasına bağlı şahısta boyun omurga (C2 vertebrada transvers proçes) kemiğindeki kırık nedeniyle kişinin engellilik oranı “48 (sekiz) olarak bulunmuştur. Tıbbi iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 4 (dört) ay olarak kabulünün uygun olacağı. ancak kesin iyileşme süresinin varsa kişinin takip ve tedavisini yapan hekimler (sağlık kuruluşu) tarafından düzenlenmiş iştirahat veya çalışabilir. raporu ile belirlenebileceği mütalaasına varılmıştır. Tespit edilen geçici iş göremezlik/sürekli iş göremezlik ile gerçekleşen kaza arasında illiyet bağının bulunduğu mütalaasına varılmıştır.
-İzmir ... Asliye Ceza Mahkemesine yazılan yazıya cevap verilmiştir.
-Konak Sosyal Güvenlik Merkezine yazılan yazıya cevap verilmiştir.
-Bayraklı İlçe Emniyet Müdürlüğüne yazılan yazıya cevap verilmiştir.
GEREKÇE ;
Dava; trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminatın karşı araç ZMMS sigortacısından, sürücüsünden ve işletenden tahsili amacıyla açılan tazminat davasıdır.
Dava tarihinde yürürlükte olan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1.maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı yasanın 85/1.maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın amacı A.1 maddesinde “Karayolları Trafik Kanunu uyarınca motorlu araç işletenlerine yüklenen hukuki sorumluluk için düzenlenen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasına yönelik ilgililerinin hak ve yükümlülüklerine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesidir.” şeklinde belirlenmiştir. Sigortanın kapsamı ise genel şartlar A.3. maddesinde “sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı KTK.nın 90. maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme ve zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı kapsamı dışında bulunan hallerin düzenlendiği 92/i maddesindeki “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarına göre belirleneceğine dair düzenleme iptal edilmiştir. T.C. Anayasası’nın 153/6. maddesinde, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnalarının bulunduğu, yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması, benzer şekilde uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilmesi hallerinde, usulü kazanılmış hakka göre değil, İBK'na veya geçmişe etkili yeni kanuna ya da Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebileceği (HGK’nın 21.01.2004 tarihli ve... K.; 03.02.2010 tarihli ve...K), dolayısıyla bilirkişi raporları alındıktan ve bu raporlar nedeniyle taraflar lehine oluşan usulü kazanılmış hakka göre değil sonra Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilmesi gerektiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin ... karar sayılı,... karar sayılı emsal kararlarında da belirtildiği üzere Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda anılan iptal kararı sonrasında oluşan yeni duruma göre KTK'nun 90. Maddesi hükmü dikkate alındığında, zarar gören hak sahiplerinin zarar veren 3.kişilerden ve sigorta şirketinden talep edebilecekleri tazminatın kapsamının belirlenmesinde kullanılacak yöntem ve ölçütler konusunda kısıtlama bulunmadığından, üçüncü kişi olan davacıların uğradığı sürekli iş göremezlik zararının tespitinde 6098 sy Türk Borçlar Kanunu hükümleri dikkate alınarak, Yargıtay tarafından uzun yıllardır benimsenen progresif rant (%10 artırım ve iskonto) yöntemi ve Yargıtay ... HD’nin...Karar sayılı 21/01/2021 tarihli ,... karar sayılı 14/01/2021 tarihli emsal kararlarında “Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, ... Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, Sosyal Güvenlik Kurumu'nca da ilk peşin sermaye değerlerinin hesabında anılan tabloların uygulanmasına geçilmiştir. Gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi de göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağı” yönündeki gerekçesi dikkate alınarak TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” esas alınarak yapılan hesaplama esas alınmıştır.
Davacının tazminat hesabı için, uğradığı maluliyetin varlığı ve oranının mevzuata uygun bir şekilde belirlenmesi gerekir. Kaza tarihi 8.01.2017 olup, bu tarihte yürürlükte olan mevzuat ise “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik” tir. Yargıtay ...HD.nin...K. Sayılı içtihadında “.. veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir...” denilmiştir.
Davacı vekili davalı sigorta şirketi ile maddi tazminat konusunda anlaşarak sulh olunduğunu beyan ettiğinden maddi tazminat açısından davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Tarafların vekalet ücreti ve yargılama gideri talebi bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına
karar vermek gerekmiştir.
Davalı ...İnşaat Şirketinin işleten sıfatı ve dosyaya sundukları kira sözleşmesi açısından yapılan değerlendirme; 2918 sayılı KTK’nın 3. maddesinde; “İşleten; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." düzenlemesine yer verilmiş ve böylece işletenin tanımı yapılmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise; "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." düzenlemesine yer verilmiştir. Bu yasal düzenlemeler karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.
Dosyaya sunulu kira sözleşmesinin incelemesinde; Davalı ...İnşaat şirketinin söz konusu aracı kiraladığı ve aracın ...'e kiralandığı tespit edilmiş ise de kira sözleşmesinden kira süresinin 5 günlük olması nedeniyle uzun süreli kiralama ilişkisinin olmadığı anlaşılmakla Davalı ...İnşaat şirketinin savunmalarına itibar edilmemiştir.
Manevi tazminat açısından yapılan değerlendirmede; TBK. nun 56/2 maddesindeki "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. " şeklindeki yasal düzenleme gereğince davacının manevi tazminat talep etme hakkı mevcuttur. Manevi tazminat, 22.06.1966 tarih ve 7/7.sayılı İçtihatları Birleştirme Kararı'nda da etraflıca açıklandığı üzere, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Zarara uğrayanın manevi ızdırabını bir nebze dindiren, ruhsal tahribatını onaran bir araçtır.Takdir edilecek manevi tazminat miktarı bir yandan manevi acıları gidermeli, kamuoyu ve sosyal vicdanda kabul görmeli, diğer yandan ise zarar gören açısından zenginleşme aracı olmamalıdır. Kusur oranı, her ne kadar matematiksel anlamda bir indirim yapılmasını gerektirmezse de manevi tazminatın miktarını tayinde önem arz eder. Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, davacının yaralanmasına neden olan kazanın meydana geliş şekli, davaya konu trafik kazasında davacının kusurunun bulunmaması, davacının sürekli maluliyetinin olması, olay tarihindeki paranın alım gücü, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, davacının yaralanması nedeniyle çektiği elem ve ızdırap nazara alınarak, davacının manevi tazminat talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
A-1-MADDİ TAZMİNAT AÇISINDAN DAVANIN KONUSUZ KALMASI NEDENİYLE ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA
2- Tarafların vekalet ücreti ve yargılama gideri talebi bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına
B-1-Davacının manevi tazminat davasının KABULÜ ile 50.000,00 TL manevi tazminatın 30/07/2020 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve Davalı ...İnşaat Taahhüt Enerji Turizm Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 3.415,5 TL nispi ilam harcından, peşin alınan 874,37 TL harcın düşülmesi ile kalan 2.541,13 TL karar ve ilam harcının davalılar ... ve Davalı ...İnşaat Taahhüt Enerji Turizm Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen alınarak, Hazineye gelir kaydına,
3-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.360,00 TL'nin davada haksız çıkan davalılar ... ve Davalı ...İnşaat Taahhüt Enerji Turizm Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davacının yatırmış olduğu 59,30 TL başvurma harcı, 874,37 TL peşin harç toplamı olan 933,67 TL'nin davalılar ... ve Davalı ...İnşaat Taahhüt Enerji Turizm Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacının yapmış olduğu 738,60 TL'si tebligat-posta gideri ve 2.345,00 TL'si Adli Tıp rapor ücreti olmak üzere toplam 3.083,6 TL yargılama giderinin davalılar ... ve Davalı ...İnşaat Taahhüt Enerji Turizm Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve Davalı ...İnşaat Taahhüt Enerji Turizm Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, Davacı ve Davalı ...İnşaat Taahhüt Enerji Turizm Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi vekilinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı. 21/03/2024
Katip...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!