T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/128
KARAR NO : 2024/215
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/02/2021
KARAR TARİHİ : 19/03/2024
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;
DAVA ; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ve yazılım işleri ile uğraşan davalı arasında, davacının "..." adı ile hasarlı araç alım satımı yapan işletmesine ait "..." web sitesinin yeniden yapılandırılması amacıyla "web sitesi, mobil site, mobil uygulama (ios ve android) ve web tabanlı yönetim paneli" yazılımları yapım işi için ekte yer alan 27.03.2019 tarihli sözleşme imzalandığı, sözleşme uyarınca davacının, 01.04.2019 (sözleşme başlangıç tarihi) ve 15.05.2019 tarihlerinde 9.750 TL + 9.750 TL olmak üzere 19.500.-TL, teslimat tarihinde ve teslimattan 2 ay sonra da yine 9.750 TL + 9.750 TL olmak üzere 19.500.-TL. ödeme yapacağı, davalının ise sözleşme konusu yazılımları 90 gün içinde tamamlayacağını taahhüt ettiği, yine sözleşme uyarınca, teslimatın gecikmesi halinde, bir ay ile sınırlı olmak üzere, gecikilen her gün için 433,33.-TL. cezai şart kararlaştırıldığı, müvekkilinin, sözleşme uyarınca yükümlülüklerini yerine getirip ödemelerini yapmasına rağmen yazılımların zamanında teslim edilmediği, davalıya davacı tarafından ekstra süre verildiği fakat işin yine tamamlanmadığı, davalının talebi üzerine, 16.04.2020 tarihinde, sistemin 01.05.2020 günü hazır edileceğine, hazır edilmediği takdirde, davacı tarafından yapılan ödemelerin iade edileceğine dair bir ek sözleşme imzalandığı, davacının sözleşme gereği üzerine düşenleri yapmasına rağmen, davalının sözleşme konusu yazılımları tamamlamadığı ve teslim etmediği, bunun üzerine, davacının sözleşmeden dönmek zorunda kaldığı, davalıyla yapılan ödemelerin iadesi konusunda anlaşma sağlanamaması nedeniyle davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı ancak davalının bu takibe de 18.01.2021 tarihinde kötü niyetli olarak itiraz ettiği, arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığı belirtilerek; İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile 05.01.2021 tarihinde başlatılan icra takibine davalının yapmış olduğu haksız itirazın, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 19.500.-TL. asıl alacak açısından iptali ile icra takibinin bu alacak açısından devamına, ayrıca davalının söz konusu itirazı kötü niyetle gerçekleştirdiği sabit olduğundan, hakkında dava konusu alacak miktarının % 20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.
CEVAP ; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ve davalı arasında "Yazılım ve İnternet Hizmetleri Sözleşmesi" ve "Ürün Adı, Detayı ve İş Planı" başlıklı sözleşme eki imzalandığı, anılan sözleşme ekinde; işin konusu ürün ve hizmetler: Tam kontrol kullanıcı yönetimi, Kullanıcı ve üye grupları yönetimi, Sms ile onaylı üyelik, Onaylı üyelik, üye engelleme, engelleme sebepleri, Teminat onay/iade formu, Üye bakiye (teminat) hakkı, Üye özel sayfaları, Kullanıcı kayıt ve giriş esnasında sms ile doğrulama, Toplu sms gönderebilme, Üye olmayan bir kişiye sms gönderebilme, Yönetici izin kısıtlamaları, Site genel ayarları, Yönetimden araç eklerken plaka ve araç kodu kontrolü, Teklif verirken 10.000.-Tl. üzeri artırım kontrolü, Süreli ilan yaratımı, Üyelik Sistemi, Sms entegrasyonu, Arama motoru, Genel Ayarlar, Genel Kontroller, İlan Yönetimi, Reklam yönetimi, Bildirim sistemi, Yorum sistemi, Duyuru sistemi, Blog sistem, Canlı yardım, İçerik yönetim sistemi, Log sistemi şeklinde sıralandığı, davalının sözleşme konusu, yukarıda sayılı işleri tamamladığı ve ... sitesi üzerinden, yayına geçirilerek davacıya teslim edildiği, söz konusu yazılımlara ait kodların dilekçe ekinde sunulu olduğu, kodların yapım ve yayın tarihlerinin değiştirilmesi teknolojik olarak imkansız olduğundan, dilekçe ekinde sundukları flash bellek üzerinde yapılan Bilirkişi incelemesi ile söz konusu hususun görülebileceği, davalı tarafından sözleşmedeki hususların yerine getirilmesine karşın, davalının iş ortağı konumundaki ... tarafından, sözleşmede belirtilmeyen hususlarla ilgili, e-mail ve ... üzerinden, projenin revizesi talepleri gönderildiği, müvekkilinin mümkün olduğu ölçüde, biten ve teslim edilen projenin üzerine, başkaca taleplere karşın iyi niyetle hareket ederek cevap vermeye çalıştığı, fakat davacının taleplerinin, revize boyutunu aşıp, asıl projenin önüne geçer niteliğe geldiği, bu sebeple, tamamlanan proje üzerindeki değişikliklerin, davalı tarafından, e-mail ve ... üzerinden gönderilen iletilerden anlaşıldığı kadarıyla, proje tamamlanmamış olarak kabul edildiği, sözleşmeye konu işlerin yapılıp teslim edildiği, teslime karşın, davacı tarafından, usulüne uygun ve süresinde yapılmış ayıp ihbarı da bulunmadığı belirtilerek; davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
KANITLAR ; 24/09/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
•Davalı ...’nin ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede; Davalının, davacı ile imzaladığı 27.03.2019 sözleşme tarihi ve davacı adına fatura düzenlediği tarihler itibariyle Defter Beyan Sistemi (Elektronik ortamda) üzerinden yasal defter tuttuğu, 25.06.2020 tarihine kadar “...- ... ve İnternet Hizmetleri Tercümanlık” unvanı altında gerçek kişi tacir olarak hizmet işletmesi faaliyetini sürdürdüğü,
•Davalının yasal defter kayıtları ile dava dosyasına sunulan banka dekontlarına göre; Davalı tarafından davacı adına, 01.04.2019, 17.05.2019 tarihlerinde 19.500,68.-Tl. toplam tutarında fatura düzenlendiği, aynı tarihlerde davacı ... tarafından davalı ...’ye banka havalesi yoluyla 19.500.-Tl. toplam tutarında ödeme yapıldığı, 05.01.2021 takip tarihi itibariyle hesabın sıfırlandığının anlaşıldığı,
•05.01.2020 takip, 22.02.2021 dava tarihi itibariyle, “...- ... ve İnternet Hizmetleri Tercümanlık” unvanlı işletmenin faaliyetine son verildiğinden bu unvanlı bir işletme bulunmadığı,
•26.06.2020 tarihi itibariyle davalı ...’nin, ... Hizmetleri San. Ve Tic. Ltd. Şti. unvanlı firmanın kurucu ortağı olduğunun anlaşıldığına ilişkin tespit yapılmıştır.
-04/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
•Bilanço esasına göre defter tutuğu anlaşılan gerçek kişi tacir Davacı’nın 2019,2020 ve 2021 yılı yasal ticari defterlerinde 6762 sayılı TTK’nunda öngörülen “ açılış onaylarına” ilişkin vecibelerini yerine getirdiği ve “kapanış onaylarına” ilişkin vecibeleri ise 2019 ve 2020 yılı defterlerinde yerine getirdiği 2021 yılında işbu rapor tarihi itibariyle yasal süresi dolmadığı için yerine getirmediği anlaşılmakta olduğu,
•Bilirkişi MM. ... tarafından düzenlenen dosyada mevcut 24.09.2021 tarihli bilirkişi raporu incelendiğindeDavalı ...’nin ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede; Davalının, davacı ile imzaladığı 27.03.2019 sözleşme tarihi ve davacı adına fatura düzenlediği tarihler itibariyle Defter Beyan Sistemi (Elektronik ortamda) üzerinden yasal defter tuttuğu, 25.06.2020 tarihine kadar “...- ... ve İnternet Hizmetleri Tercümanlık” unvanı altında gerçek kişi tacir olarak hizmet işletmesi faaliyetini sürdürdüğü,Davalının yasal defter kayıtları ile dava dosyasına sunulan banka dekontlarına göre; Davalı tarafından davacı adına, 01.04.2019, 17.05.2019 tarihlerinde 19.500,68.-Tl. toplam tutarında fatura düzenlendiği, aynı tarihlerde davacı ... tarafından davalı ...’ye banka havalesi yoluyla 19.500.-Tl. toplam tutarında ödeme yapıldığı, 05.01.2021 takip tarihi itibariyle hesabın sıfırlandığının anlaşıldığı, 05.01.2020 takip, 22.02.2021 dava tarihi itibariyle, “...- ... ve İnternet Hizmetleri Tercümanlık” unvanlı işletmenin faaliyetine son verildiğinden bu unvanlı bir işletme bulunmadığı, 26.06.2020 tarihi itibariyle davalı ...’nin, ... Hizmetleri San. Ve Tic. Ltd. Şti. unvanlı firmanın kurucu ortağı olduğu şeklinde tesbit ve değerlendirme yapıldığı görülmekte olduğu,
•Tarafların Yasal Ticari defterleri karşılaştırıldığında davalı Tarafından davacı adına iki adet 19.500TL toplam bedelli fatura düzenlendiği davacı tarafından 19.500TL davalı’ya ödeme yapıldığı anlaşılmakta olup farklılığın bulunmadığı anlaşılmakta olduğu,
•Dava konusu yazışmalarla birlikte dava dosyasındaki deliller incelendiğinde kabul edilebilir sözleşmenin son geçerlilik tarihinin 14.12.2020 tarihinden 1 ay sonrası olarak 14.01.2021 tarihi kabul edilmesi gerektiği,
•Davacının dava dosyasına teslim ettiği kodlar incelendiğinde dava konusu kodların 17.05.2021 tarihinde son kez değiştirildiği, ancak modeller incelendiğinde son kez 16.05.2021 tarihinde değiştirildiği, aynı durumun proje kodlarının ana dizininde de devam ettiği,
•Bu duruma rağmen bu kodların davacının davalı adına geliştirdiği projeye ait kodlar olduğunun kabul edilmesi durumunda davacının davalı adına yapması gereken edimlerin %64’lük kısmını tamamladığı, Sonuç ve kanaatine varılmıştır.
-09/06/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle:
•Davacının davalı adına geliştirdiği projeye ait kodlar olduğunun kabul edilmesi durumunda ve proje içerisindeki 5 ana parça bulunduğu kabul edildiğinde, davacının davalı adına yapması gereken edimlerin %39’lük kısmını tamamladığı, Sonuç ve kanaatine varılmıştır.
-03/10/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
•Dava konusu yazılıma ait kodların incelendiğinde, sözleşmede ifade edilen paketlerden %45’lük kısmın tamamladığının görüldüğü, yazılıma ait veritabanına ulaşılamadığı, yazılımın çalışır ve kullanmaya elverişli durumda olmadığı, bu haliyle yazılımından beklenen faydanın alınamayacağı, yazılımdaki eksikliklerin sadece bu yazılımı geliştiren davalıya ait yazılım ekibi tarafından tamamlanabileceği, davacının yazılımı çalışır duruma getirmesinin mümkün olmadığı,
•Davacı ... 'nın takip tarihi (01.04.2021) itibariyle ;
Asıl Alacak 31.633,24 TL + Toplam İşlemiş Faiz 4.652,32 TL= 36.285,56 TL alacaklı olduğu, kanaatine varılmıştır.
-Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan yazıya cevap verilmiştir.
-İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan yazıya cevap verilmiştir.
-İzmir ... İcra Dairesine yazılan yazıya cevap verilmiştir.
GEREKÇE ;
Dava; Taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklı ticari ilişkiden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.
Öncelikle taraflar arasında hukuki ilişki olup olmadığı, varsa hukuki ilişkinin niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeble de davacı ve davalının ileri sürmüş olduğu iddialar, vakıalar ve bunları ispat edip etmedikleri ve ispat yükünün kimde olduğu hususuna değinmekte yarar vardır.
HMK. 190. maddesi "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." hükmü mevcuttur.
İleri sürülen bir önermenin doğruluğu hususunda kanaat oluşturmak için bir nedenselliğin ortaya konulması olarak tanımlanabilen ispat, yargılama hukuku açısından dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir.
İspatın konusu olan vakıalar, hukuk açısından doğrudan önem taşıyan veya dolaylı olarak önem taşıyan vakıalar olarak ayrılabilir. Hukuk açısından doğrudan önem taşıyan olaylar; hukuken hakların ve hukuksal ilişkilerin doğumu, değişmesi, işlemez duruma gelmesi, doğumunun engellenmesi veya doğduktan sonra düşmesine yol açan olaylardır. Hukuk açısından dolayısıyla önem taşıyan ve “emareler (belirtiler) ” olarak da tanımlanan olaylar ise; hak ve hukuksal ilişkilerde yukarıda belirtilen durumların meydana gelmiş olduğu, kendilerinden olağan yaşam deneyimleri kuralları uyarınca anlaşılabilen, bir başka deyişle bir eylemsel karine bağının kurulmasına olanak veren olaylardır. Emareler, ancak hâkimin delilleri serbestçe değerlendirme (takdir) serbestisinin bulunduğu (HMK. madde 198), bu serbestinin özel kurallar ile sınırlanmamış olduğu (HMK. madde 200 ve 201 gibi) durumlarda ispat konusu olabilir. (Bilge Umar; (1980), İspat Yükü, (2. Baskı), Büyükçekmece, Kazancı Matbaacılık Sanayi. sf. 19.)
İspatın, doğrudan delil göstererek ispat ve dolaylı ispat olarak ayrıma tabi tutulup, dolaylı ispatın emareler ile ispat olarak değerlendirildiği, bu kapsamda emareyi bir delil vasıtası olarak değil, ispata yardımcı, kanuni maddi unsura uymayan yabancı vakıalar olarak nitelendirildiği de görülmektedir.( M. Kamil Yıldırım; (1990), Medeni Usul Hukukunda Delillerin Değerlendirilmesi, İstanbul, Kazancı Kitap Ticaret. sf. 120, 121.)
İspat yükü belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden hâkimin aleyhte bir kararıyla karşılaşma tehlikesidir. Bu tanımda asıl davayı kaybetmek tehlikesinden değil, hâkimin aleyhte bir kararı ile karşılaşma tehlikesinden bahsedilmesi dikkate değerdir. Zira yalnızca davanın asıl konusu bakımından değil, aynı zamanda bir ön sorun veya bir ara sorun hakkında da iki tarafın birbirine zıt olarak ileri sürdükleri olayların hiçbirinin ispat edilememesi olasılığı vardır. Bu durunda hâkimin yapacağı iş söz konusu sorun bakımından ispat yükünü taşıyan tarafın, o sorunda ileri sürdüğü istemi reddetmek olacaktır.(Umar; İspat Yükü, sf. 3)
İspat yükü taraflar için bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Bilâkis kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; meselâ, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir.(Kuru; Arslan; Yılmaz; sf. 370.)
Davacı şirketin dava dilekçesinde ; Davacı ve yazılım işleri ile uğraşan davalı arasında, davacının "..." adı ile hasarlı araç alım satımı yapan işletmesine ait "..." web sitesinin yeniden yapılandırılması amacıyla "web sitesi, mobil site, mobil uygulama (ios ve android) ve web tabanlı yönetim paneli" yazılımları yapım işi için ekte yer alan 27.03.2019 tarihli sözleşme imzalandığı, davacı tarafından ödemeler yapılmasına rağmen davalı tarafından sözleşme konusu edimin yerine getirilmediği, süresinde teslim yapılmaması durumunda davacı tarafından yapılan ödemelerin iade edileceğine dair bir ek sözleşme imzalandığı, davacının sözleşme gereği üzerine düşenleri yapmasına rağmen, davalının sözleşme konusu yazılımları tamamlamadığı ve teslim etmediği, bunun üzerine, davacının sözleşmeden dönmek zorunda kaldığına ilişkin iddiasının ;davalı taraf dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; davalının sözleşme konusu sayılı işleri tamamladığı ve ... sitesi üzerinden, yayına geçirilerek davacıya teslim edildiği, davalı tarafından sözleşmedeki hususların yerine getirilmesine karşın davalının iş ortağı konumundaki ... tarafından, sözleşmede belirtilmeyen hususlarla ilgili, e-mail ve ... üzerinden, projenin revizesi talepleri gönderildiği, davacının taleplerinin, revize boyutunu aşıp, asıl projenin önüne geçer niteliğe geldiği, bu sebeple, tamamlanan proje üzerindeki değişikliklerin, davalı tarafından, e-mail ve ... üzerinden gönderilen iletilerden anlaşıldığı kadarıyla, proje tamamlanmamış olarak kabul edildiğini beyan ederek taraflar arasındaki ticari ilişkinin olduğunu kabul ve ikrar etmiştir.
Taraflar arasında sözleşme olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşme kapsamında eksiksiz edim ifa edildiğini ispat yükü davalı taraftadır.
Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler 6098 sayılı TBK.'nın 474-478 maddeleri arasında düzenlenmiştir. İmâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla dava tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. 6098 sayılı TBK.'nın 475. maddesinde ayıp halinde iş sahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır.
Eser sözleşmesi ilişkilerinde 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK.'nın 474. maddesi hükümlerine göre iş sahibi açık ayıplarda eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz (makul süre içerisinde) eseri muayene ve açık ayıpları ihbar etmek zorunda olduğu, B. K. 362 son ve TBK.'nın 472/son maddesi hükümleri gereğince ayıbın gizli olup sonradan ortaya çıkması halinde gecikmeksizin (derhal) ayıbı yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, aksi halde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı hükümleri getirilmiştir. Bu hükümler gereğince gerek açık gerek gizli ayıplarda iş sahibinin ihbar zorunluluğu bulunmakta ise de yüklenici eserdeki işçilik, malzeme ve yapımla ilgili açık ve gizli ayıplardan dolayı sorumluluğu garanti ettiği süre için önceden kabul ettiğinden yüklenici lehine olan iş sahibinin ihbar zorunluluğunu aramaktan vazgeçtiği ve garanti süresi içinde ortaya çıkan bu ayıpları ücretsiz olarak gidermeyi sözleşme tarihinde peşinen kabul ve taahhüt ettiği kabul edilmektedir. İş sahibi ihbar zorunluluğu olmaksızın garanti süresi içinde ortaya çıkan açık ve gizli ayıplarla ilgili zamanaşımı süresi içinde seçimlik haklarını kullanarak yükleniciden ayıpların giderilmesini talep edebileceği gibi, aleyhine dava açabilecek ve iş bedelini ayıp giderim bedeli miktarınca ödemekten kaçınabilecektir. (Yargıtay 15. H.D. 19.06.2014 gün, 2013/4976 E. 2014/4282 K. sayılı ilamı ile benzer uygulama ve içtihatları).
Eser sözleşmesinde eserin teslim anı, yarar ve hasarın iş sahibine geçmesi, ayıba karşı tekeffülde muayene ve ihbar sürelerinin işlemeye başlaması, ayıba karşı tekeffülden doğan davalarda zamanaşımı süresinin işlemeye başlaması ve müteahhidin ücret alacağının muaccel olması bakımından önem taşımaktadır.
Ayıbın bildirilmesi, içeriği ve zamanında yapıldığını ispat külfeti, alıcıya aittir.
6102 Sayılı TTK'nın 18. maddesinin 3. fıkrasında "tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığı ile taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır" düzenlemesi bulunmaktadır.
Eserdeki ayıpların ihbarı, herhangi bir şekle tabi tutulmamıştır. Ancak, uyuşmazlık halinde ayıp ihbarının yapıldığının kanıtlanması gereklidir. Tacirler arası ticari işlerde ayıp ihbarı, sözleşmeden dönmeyi de içerdiğinden, 6102 Sayılı TTK'nın 18/3 maddede öngörülen şekilde yapılmalıdır.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda dava konusu yazılıma ait kodların sözleşmede ifade edilen paketlerden %45’lük kısmın tamamladığı, yazılıma ait veritabanına ulaşılamadığı, yazılımın çalışır ve kullanmaya elverişli durumda olmadığı, bu haliyle yazılımından beklenen faydanın alınamayacağı, yazılımdaki eksikliklerin sadece bu yazılımı geliştiren davalıya ait yazılım ekibi tarafından tamamlanabileceği, davacının yazılımı çalışır duruma getirmesinin mümkün olmadığı, davacı vekili tarafından süresinde teslim edilmeyen iş nedeniyle davalı tarafa yeniden verilen süre içerisinde eksikliğin tamamlanmadığı, ayıbın giderilmediği anlaşılmış olup taraflar arasındaki eser sözleşmesi gereğince davalı tarafından ediminin eksiksiz yerine getirilmediği ve getirilen kısım dikkate alındığında da davacının bu yazılımdan herhangi bir fayda sağlayamayacağı bu nedenle sözleşmeden dönme hakkını kullanmasında hukuki yararı bulunduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
2004 sayılı İİK'nun 67/2. Fıkrasına göre ;bir davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
Kanuni düzenlemeye göre davalı borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilebilmesi için takip tarihi itibari ile itirazında haksız bulunması yeterlidir. Diğer bir anlatımla kötüniyetli olması alacaklı bakımından getirilmiş bir koşuldur. Ancak itirazın haksızlığı tek başına icra inkar tazminatına hükmedilmesine elverişli değildir. Yani bu tazminata hükmedilmesi için takip konusu alacağın belirli, sabit olması, borçlu tarafından bilinmesi veya tayin ve tahkik edilmesinin mümkün nitelikte bulunması, hakimin takdirine bağlı olmaması gerekir. (Yargıtay HGK 13/12/1967 Tarih, 9/1344- 615) Diğer bir anlatımla alacağın likit ve belli olması gerekir.
Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatına karar verilmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
1-Davanın KABULÜ ile;
İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında davalının 31.633,24 TL asıl alacak, 4.652,32 TL işlemiş faiz olma üzere Toplam 36.285,56 TL alacağa yönelik yapılan itirazının İPTALİNE, takibin takip talebinde belirtilen şartlar altında DEVAMINA,
2-Alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan alacağın %20' si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 2.478,67 TL nispi ilam harcından, peşin alınan 151,59 TL ve eksik nisbi harç ile tamamlanan 286,66 TL harcın düşülmesi ile kalan 2.040,42 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak, Hazineye gelir kaydına,
4-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL'nin davada haksız çıkan davalılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
5-Davacının yatırmış olduğu 59,30 TL başvurma harcı, 151,59 TL peşin harç ve 286,66 TL eksik nispi harç toplamı olan 497,55 TL'nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
6-Davacının yapmış olduğu 211,60 TL'si tebligat-posta gideri, 40,00 TL tanık reddiyatı ve 6.600,00 TL'si bilirkişi ücreti gideri olmak üzere toplam 6.851,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı.19/03/2024
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!