T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/542
KARAR NO : 2024/314
DAVA : Maddi ve Manevi Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 29/09/2020
KARAR TARİHİ : 19/04/2024
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;
İDDİA ;
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; 29/08/2017 tarihinde davalı ...'ın, yönetimindeki ... plakalı araç ile yaya geçidinden karşıya geçmek isteyen müvekkiline çarparak onun yaralanmasına sebep olduğunu, kaza sonrasında müvekkilinin tedavisine Adnan Menderes Üniversitesi’nda başlandığını, daha sonra tedavisine sevk edildiği Ege Üniversitesi Hastanesi'nde devam edildiğini; kaza sebebiyle Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığı'nda 2017/9430 sayılı soruşturmanın başlatıldığını, kaza sonrası müvekkilinin beyin kanaması geçirdiğini ve yaklaşık 10-15 gün kadar hastanede yatılı tedavi gördüğünü, tedavinin ardından taburcu olan müvekkilinin yaklaşık 1,5 yıl hafıza kaybı yaşadığını ve halen de dönem dönem hafıza kayıpları yaşadığını, müvekkilinin ağır bir beyin travması yaşadığını, beynine aldığı darbenin kalıcı hasarlar bıraktığını ve ayrıca kazadan dolayı sağ ayak kemiğinde kırıkların oluştuğunu, halen ilaç tedavisi gördüğünü, söz konusu sakatlıklar sebebiyle müvekkilinin halen çalışamadığını, Kuşadası'nda gerekli yerlerden izin alarak resmi olarak midye satarak geçimini sağladığını, müvekkilinin sadece dışarıda satış yapmadığını, aynı zamanda büyük lokanta ve ve otellere de midye sattığını, müvekkilinin iyi bir gelirinin olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, kaza tarihinden önce aylık ortalama 10.000,00 TL geliri olan müvekkilinin yaşanan sakatlık sebebiyle bu gelirden mahrum kaldığını, kazadan sonra midye tezgahını hiç açmadığını, ayrıca kazadan önce midye sattığı otel ve lokantalara da satış yapamamadığını, müvekkilinin, sürekli dışarıda ve ayakta olmasını gerektiren bu işi yapmasının imkansız hale geldiğini, başka işlerde çalışma olanağı bulsa bile güç kaybı yaşadığı için sağlıklı bir insana göre eskisinden çok daha fazla efor sarf etmek zorunda kalacağını, bu durumun müvekkilini maddi-manevi yıpratacağını; müvekkilinin yaşamış olduğu beyin travmasının iş hayatı dışında sosyal hayatını ve aile hayatını da olumsuz etkilediğini, kaza sonrası yaşamış olduğu hafıza kaybının yakınlarını derinden etkileyen bir durum olduğunu, ayrıca müvekkilinin eski hayatına olduğu gibi devam edememesinin ve sağlık sebeplerinden dolayı eski konforunu kaybetmesinin müvekkilini manevi olarak yıprattığını, arabuluculuk sürecinde anlaşmaya varılamadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere (yargılama aşamasında miktarları net olarak belirlenmek üzere) şimdilik 100,00 TL kaza sebebiyle müvekkilinin kaza tarihinden beri mahrum kaldığı kazanç, 100,00 TL ekonomik geleceğinin sarsılmasından kaynaklanan tazminat, 100,00 TL bakıcı gideri, 100,00 TL güç ve efor kaybı tazminatı ve sadece davalı ... yönünden 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19/08/2017 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
CEVAP ;
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesi ile özetle; dava açılmadan hatta dava konusu kaza meydana gelmeden önce 28/04/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6704 sayılı kanun ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesinin değiştirildiğini, trafik kazasından doğan tazminat istekleri için dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta şirketine yazılı olarak başvurunun bir dava şartı haline getirildiğini, müvekkiline yapılmış bir başvuru bulunmadığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini; davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davaya konu kazaya karışan ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde ... numaralı trafik sigorta poliçesi ile 31/10/2016-2017 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, müvekkilinin Karayolları Trafik Kanunu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi gereğince dava konusu zararlara ilişkin olarak sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olup, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve zarar nispetinde olduğunu, yargılama gideri, vekâlet ücreti sorumlulunun da bu miktara isabet eden oranlarda olacağını; öncelikle kazadaki kusur durumunun belirlenmesi gerektiğini, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmeliğe göre kişinin tüm tedavileri tamamlandıktan sonra şakatlığın 12 ay boyunca stabil ve kalıcı olması gerektiğini, bu nedenle davacının kalıcı bir sakatlığının olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini; trafik sigorta poliçesinin 31/10/2016 tarihinde düzenlendiğini, kaza 19/08/2017 tarihinde meydana geldiğinden 01/06/2015 tarihli Trafik Sigorta Poliçesi Genel Şartlarına tabi olduğunu, bu durumda kabul anlamına gelmemek kaydıyla 01/06/2015 tarihli Trafik Sigorta Pollçesi Genel Şartları ve ilgili mevzuat gereği destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin hesaplamanın güncel TRH-2010 tabloları esas alınarak yapılması gerektiğini, kaza nedeniyle geçici iş göremezlik gideri, geçici ve sürekli iş göremezlik dönemine ait tedavi giderileri, tedavi amaçlı ulaşım giderleri ve diğer giderlerden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, zira; bu hususta sorumluluğun Sosyal Güvenlik Kurumu’na ait olduğunu, davacının herhangi bir sosyal sigorta kurumuna bağlı olup olmadığı hususunun araştırılması gerektiğini, davacının, bir sosyal sigorta kurumuna bağlı olması halinde bu kurum tarafından yapılan ödemeler müvekkilinden istenemeyeceğinden mükerrer ödeme olmaması bakımından bu hususun belirlenmesi gerektiğini, ... plakalı araç müvekkili şirkete zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olup; davacı yanın manevi tazminat isteklerinden müvekkilinin sorumlu olmadığını, davacı tarafın iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydı ile faize hükmedilmesi halinde hükmedilecek faizin dava tarihinden itibaren ve yasal faiz olması gerektiğini belirterek, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER ;
Sigorta poliçesi, hasar dosyası, ekonomik sosyal durum araştırmaları, trafik kaydı, davacının gelir durumuna ilişkin belgeler, SGK yazısı, Bozova Sulh Hukuk Mahkemesi’nin... Esas ve... Karar sayılı kararı, İzmir ...Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas ve ... Karar sayılı dava dosyası, tanık anlatımları, kusur oranına, iş göremezliğe ve zarar miktarına ilişkin bilirkişi raporları.
GEREKÇE ;
Dava; trafik kazası nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkememizin 01/12/2023 tarihli duruşmasında, bu dava ile birleşmesine karar verilen İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin... Esas sayılı davasının ve mahkememizin ...Esas sayılı davasının bu davadan tefrikine karar verilmiştir.
Kaza tarihinde davalı ... adına kayıtlı bulunan ... plakalı hususi kamyonet vasfındaki aracın ... sayılı ZMMS poliçesi 31/10/2016-2017 dönemi için davalı ... A.Ş. tarafından düzenlenmiştir. Poliçe teminat limiti ölüm/sakatlık halleri ve sağlık giderleri için kişi başı 310.000,00'er TL olarak belirlenmiştir.
Davalı sigorta şirketi 23/12/2020 tarihli cevabında; dava açılmadan önce davacı tarafça başvuru yapılmadığı, davacıya ödeme yapılmadığı bildirilmiştir.
Davacı vekili de 29/09/2020 tarihli dilekçesi ile; başvuru yapmadıklarını belirtmiştir.
Davacı vekili 31/10/2022 tarihli dilekçesi ile; dava gereğince sigorta şirketine 07/03/2022 tarihinde başvurduklarını, sigorta şirketinden herhangi bir dönüş yapılmadığını belirtmiş, ekinde “Arama Sonuçları - ... Gönderi Takip” belgesini sunmuştur.
Davacı vekili 20/11/2023 tarihli dilekçesi ile; davalı sigorta şirketine yapılan başvurunun 10/03/2022 tarihinde ... imzası ile adresine teslim edildiğini bildirmiş, dilekçesi ekinde yapılan başvuruya ilişkin belge örneğini sunmuştur.
16/03/2021 tarihli ön inceleme duruşmasında taraflar arasındaki uyuşmazlığın; “a) Davacının bu kaza nedeniyle mahrum kalınan kazanç, ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanın kazanç, güç ve efor kaybının bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise meydana gelen zararların kaza ile arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı, b) Davacının isteyebileceği tazminat miktarının ne olması gerektiği ve davalıdan tazminini isteyip isteyemeyeceği, talep ettiği tazminatın sigorta teminatı kapsamında bulunup bulunmadığı, c) Davacının, karşı araç sürücüsünün veya üçüncü kişilerin ya da dış faktörlerin meydana gelen kazada kusurlarının bulunup bulunmadığı, varsa kusur oranlarının ne olduğu, d) Davacının hangi tarihten itibaren ve hangi oranda faiz talebinde bulunabileceği, e) Davacının manevi tazminat talebinin koşullarının bulunup bulunmadığı” konularında olduğu belirlenmiştir.
Yapılan ekonomik ve sosyal durum araştırmaları sonucunda; davacı ...’nın; seyyar olarak midye sattığı ancak son 3-4 yıldır çalışmadığı, iki adet dairesinin 350,00 TL’den kirada olduğu, toplamda aylık 700,00 TL kira gelirinin olduğu, oturduğu evin eşi adına kayıtlı olduğu ve kira ödemediği, eşine ve iki çocuğuna bakmakla yükümlü olduğu, eşinin okur yazar olmadığı ve çalışmadığı; oğlu ...’nın üniversite öğrncisi olduğu, kızı ...’nın üniversite mezunu olduğu, 2003 model yamaha marka aracının bulunduğu, başkaca mal varlığının bulunmadığı, okur yazar olmadığı, 64 yaşında ve evli olduğu; ...’nın; memur olduğu, aylık gelirinin 6.000-7.000,00 TL olduğu, 2.500,00 TL’ye kirada oturduğu, üzerine kayıtlı mal varlığının bulunmadığı, evli ve iki çocuğunun olduğu görülmüştür. Davalı ...'ın uyap sisteminde yapılan mal varlığı sorgusunda; adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz mal varlığının bulunmadığı, SSK emeklisi olduğu belirlenmiştir.
Davacı tanığı ... anlatımında; “Ben davacı ... iş ortamı nedeniyle tanırım. Davacıya midye satışı yaparım ve malzemelerini ben götürürüm. Midyeler davacının evinde hazırlanırdı. Ben de aracımla Kuşadasına davacıya götürürdüm. Kazadan benim haberim oldu. Benim tahmin ettiğim kadarıyla davacı sezonda aylık 10.000,00-TL kazanırdı. Sezon yaklaşık 6 ay sürerdi. Kış aylarında ise 8.000,00-TL’lere aylık kazancı düşerdi. Ben malzemeyi evinden alıp ona götürürdüm. Ondan nakliye ücreti alırdım. Nakliye başına 50,00-TL alırdım. Her gün nakliye yapardım. Bahsettiğim gelir ortalaması kazanın olduğu 2017 yılına aittir. Restoranlara da midye verdiği için kazancı fazlaydı. Seyyar satıcı olduğu için vergi vermezdi. İşgaliye de bildiğim kadarıyla yoktu. O restoranlara verirdi ama bireysel müşterileri de vardı. Tezgahta da satış yapardı. Ayrıca tezgahta incik boncuk da satardı. Standı vardı. Kaza olduktan sonra ben çalıştığını hiç görmedim.” demiştir.
Davacı tanığı... anlatımında; “Ben Aydın ili ...nin muhtarıyım. Davacıyı bu sebeple tanırım. Davacı, dilekçede bahsi geçen kazadan önce restorantlara ve otellere midye satarak geçimini sağlardı. Kazadan sonra bilinç kaybına uğradı. İş yapamaz duruma düştü. Artık mahallede de yaşamamaktadır. Ben davacının şu anda bulunduğu yeri dahi bilmiyorum. Çünkü davacı gidip geldiği yeri dahi bilememektedir. Davacıya ailesi bakmaktadır. Davacıyı son gördüğümüzde yani yaklaşık 2 yıl önce beni ve çevre esnafını da tanımadı. Ben arada sırada davacıyı arayıp sorduğumda benimle konuşuyor fakat bilincinin yerinde olmadığını düşünüyorum.” demiştir.
Kuşadası Belediye Başkanlığı Zabıta Müdürlüğü’nün 04/11/2021 tarihli cevabi yazısında; 29/09/2020 itibariyle bir seyyar midyecinin günlük 250-375 midye satışı ile ayda takribi 9.000,00 TL gelir sağlayabileceği bildirilmiştir.
Kuşadası Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanlığı’nın 02/11/2021 tarihli cevabi yazısında; emsal kazanç bilgilerinin belirlenemediği bildirilmiştir.
Kuşadası Ticaret Odası Başkanlığı’nın 02/11/2021 tarihli cevabi yazısında; emsal kazanç bilgilerinin belirlenemediği bildirilmiştir.
İzmir SGK İl Müdürlüğü’nün 18/12/2020 tarihli cevabi yazısı ekinde gönderilen Hizmet Döküm Cetvelleri incelendiğinde; davacının kaza tarihinde ve öncesinde herhangi bir çalışma ve gelir kaydı bulunmadığı, sadece 01/06/2018 giriş-01/10/2018 çıkış tarihli 4/b statüsünde çalışmalarının yer aldığı, prime esas kazancının asgari ücret düzeyinde olduğu belirlenmiştir.
Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen 14/04/2021 tarihli bilirkişi raporunda; davalı sürücü ...'ın, yönetimindeki kamyonet ile meskun mahalde gece vakti seyir halinde iken, olay yerinde ışık kontrollü kavşağa yaklaştığı sırada seyrini tedbir alabilecek şekilde sürdürmesi, yönüne göre sol taraftan sağ tarafa doğru yer işaretleri ile belirlenen yaya geçidinden karşıdan karşıya geçmeye çalışan davacı yayaya ilk geçiş hakkını vermesi, yayanın geçişinden sonra seyrini dikkatli bir şekilde sürdürmesi gerekirken, bu hususlara uymadığı, hızının da etkisi ile aldığı fren tedbirinde yetersiz kalarak davacı yayaya çarpması ile meydana gelen olayda % 80 oranında kusurlu olduğu; davacı yaya ...'nın olay yerinde yolda yer işaretleri ile belirlenen yaya geçidinden karşıdan karşıya geçiş yaptığı sırada sağ tarafından gelen davalı sürücü yönetimindeki aracın çarpmasına maruz kaldığı kazada kusurunun bulunmadığı; olay yerinde ışık kontrollü kavşak alanında sürücülere hitaben bulunan ışık sistemine rağmen yer işaretleri ile belirlenen yaya geçidine hitaben ışık sistemi ve levhanın bulunmamasının mevcut kazaya etkenlik göstermesi nedeniyle olayda yol yapım ve bakımından sorumlu kurum/kuruluş kişi/kişilerim % 20 oranında kusurlu oldukları bildirilmiştir
Kurumun kazanın oluş şekline göre kusur oranlarını belirlediği rapor, gerekçeli, somut olaya uygun bulunmuştur.
İzmir SGK İl Müdürlüğü’nün 18/12/2020 tarihli yazısında; kaza nedeni ile davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı, gelir bağlanmadığı bildirilmiştir.
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 06/10/2021 tarihli raporda; Erişkinler için Engellilik Ölçütü ve Sınıflandırılması Engellilere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre davacının kalıcı iş göremezlik oranının % 70 olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 9 ay olduğu, frontal lop sendromu nedeniyle sürekli bakıma muhtaç olduğu bildirilmiştir.
Yargılama sırasında davalı ... vefat etmiştir.
Bozova Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 21/04/2022 tarihli, ... Esas ve ...Karar sayılı mirasçılık belgesi incelendiğinde; 27/02/2022 tarihinde vefat eden ...’ın mirasçılarının 1 pay ile kızı ... ve 1 pay ile oğlu... olduğu görülmüştür.
Davalı ... mirasçıları davaya dahil edilmiştir.
Davalı ... mirasçıları ... ve ... vekili 13/06/2022 tarihli dilekçesinde ve 01/11/2022 tarihli duruşmada; İzmir ...Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ...Esas sayılı dosyasında mirasın reddi istemli davanın açıldığını belirterek, bu davanın bekletici mesele yapılmasını istemiştir.
Mahkememizce aynı duruşmada “İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasına” karar verilmiştir.
İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 06/09/2023 tarihli ... Esas ve ...Karar sayılı kararı incelendiğinde; davacılarının ... ve ..., davalısının ..., dava tarihinin 13/06/2022 olduğu, bu davada “muris ...’ın terekesinin borca batık olduğunun tespiti ile mirasın hükmen reddine karar verilmesinin” istendiği, davacıların daha sonra 01/09/2023 tarihli dilekçeleri ile davadan feragat ettikleri, mahkemece “davanın feragat nedeniyle reddine” karar verildiği, verilen kararın 18/10/2023 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Hesap uzmanı bilirkişi ... 28/02/2022 tarihli raporunda özetle ve sonuç olarak; sürekli iş göremezlik zararının hesabında “TRH 2010” adı verilen Ulusal Mortalite Tablosu ve her yıl % 10 artırım ve iskonto esasına dayalı progresif rant yönteminin kullanıldığını, davacının birlikte yaşadığı aile bireyleri ile birlikte kazadan önce midyecilik yaptığı ve tanık anlatımlarına göre en az 3-4 kişi çalıştıkları hususunun anlaşıldığını, bu aile içi ekip çalışmasında davacının zihinsel ve fiziksel katkısı ile elde edebileceği kazancın en az 3 kişi çalıştıkları kabul edilse bile asgari ücret düzeyinde olacağını, kaldı ki davacının kaza tarihinde 62 yaşında ve pasif dönemi içinde bulunduğunu, bu nedenle de Yargıtay kararlarına uygun olarak hesaplamada AGİ hariç net asgari ücretin kullanıldığını, dosya kapsamında bakıcı gideri ile ilgili belge olmamakla birlikte hesaplamalarda Yargıtay ....HD’nin kökleşmiş kararlarına uygun olarak brüt asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığını, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı ile zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre belirleneceğine dair düzenlemenin iptal edildiğini, o nedenle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK’nın ve 6098 sayılı TBK’nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerektiğini, ayrıca Yargıtay ... Hukuk Dairesi’nin ... Esas ve ... Karar sayılı, 04/10/2021 tarihli kararında da belirlendiği gibi bakıcı gideri zararlarının ZMMS poliçesinin sağlık giderleri teminatı kapsamında kaldığını; ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından uyuşmazlık konusu trafik kazasının oluşumunda % 20 oranında yol çalışmalarından sorumlu kurum ve kişilerin sorumlu oldukları belirlenmiş olmakla asıl dava dosyasında davalıların sorumluluğundaki davacı zararlarının; 693.881,41 TL sürekli bakıcı gideri, 9.806,32 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 703.687,73 TL olarak hesaplandığını, davalı sigorta şirketinin bu zararın 310.000,00 TL’sinden ZMMS poliçesinin sağlık giderleri teminatı kapsamında sorumlu olacağını, diğer davalının ise tamamından sorumlu olacağını; ayrıca 403.493,68 TL tutarındaki sürekli sakatlık zararının da 310.000,00 TL’sinden davalı sigorta şirketinin ZMMS poliçesinin ölüm/sakatlık giderleri teminatı kapsamında sorumlu bulunacağını, diğer davalının ise tamamından sorumlu olacağını; davalı sigorta şirketine dava açılmadan önce başvuru yapılmadığını, sigortalı aracın hususi nitelikte kamyonet vasfında bulunduğunu; birleşen dava dosyasında asıl dava davacısının eş ve çocuklarının manevi tazminat isteklerinin olduğunu, manevi tazminat istemlerinin ZMMS poliçesi teminatı kapsamı dışında kaldığını bildirmiştir.
Aynı bilirkişi 25/05/2023 tarihli ek raporunda özetle; davalıların sorumluluğundaki davacı zararlarının 2023 yılı asgari ücretleri üzerinden; 1.247.760,12 TL sürekli bakıcı gideri, 9.806,32 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 1.257.566,44 TL olarak hesaplandığını, davalı sigorta şirketinin bu zararın 310.000,00 TL’sinden ZMMS poliçesinin sağlık giderleri teminatı kapsamında sorumlu bulunacağını, diğer davalının ise tamamından sorumlu olacağını; ayrıca 733.051,53 TL tutarındaki sürekli sakatlık zararının da 310.000,00 TL’sinden davalı sigorta şirketinin ZMMS poliçesinin ölüm/sakatlık giderleri teminatı kapsamında sorumlu bulunacağını, diğer davalının ise tamamından sorumlu olacağını; böylece dava dosyasında hesaplanan toplam davacı zararının 1.990.617,97 TL’ye tekabül ettiğinin belirlendiğini bildirmiştir.
Davacı vekili 21/06/2023 tarihli bedel artırım dilekçesi ile; davalıların 2918 sayılı kanunun 88. maddesi gereğince meydana gelen zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlulukları olduğunu, müvekkilinin davaya konu trafik kazası sonucu yaralanması ile ilgili olarak iş göremezlik (geçici ve sürekli toplam olmak üzere) tazminatı için istedikleri 928.572,33 TL ve bakıcı gideri tazminatı için istedikleri 1.559.700,15 TL olmak üzere 2.488,272,48 TL'nin harcını tamlayarak isteklerini artırdıklarını belirtmiştir.
Hesap uzmanı bilirkişi 14/09/2023 tarihli ikinci ek raporunda özetle; davalıların sorumluluğundaki davacı zararının 2023 yılı Ocak ve Temmuz ayı değişikliklerinin yansıtıldığı asgari ücretler üzerinden hesaplaması yapıldığında 1.443.232,80 TL sürekli bakıcı gideri, 9.806,32 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 1.453.039,12 TL olarak hesaplandığını, davalı sigorta şirketinin bu zararın 310.000,00 TL’sinden ZMMS poliçesinin sağlık giderleri teminatı kapsamında sorumlu olacağını, diğer davalının ise tamamından sorumlu olacağını, ayrıca 849.361,60 TL tutarındaki sürekli sakatlık zararının da 310.000,00 TL’sinden davalı sigorta şirketinin ZMMS poliçesinin ölüm/sakatlık giderleri teminatı kapsamında sorumlu olacağını, diğer davalının ise tamamından sorumlu olacağını, böylece davada toplam davacı zararının 2.302.400,72 TL’ye tekabül ettiğini bildirmiştir.
Davacı vekili 20/09/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile; 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesine göre belirsiz alacak davası olarak açtıkları davada dava değerini geçici ve sürekli sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden 133.129,68 TL daha artırdıklarını, yine bakıcı gideri tazminatı yönünden 244.340,85 TL daha artırdıklarını belirterek, toplam 2.865.743,01 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Tüm davalılar vekili ıslah dilekçesine karşı zaman aşımı itirazı ileri sürmüşlerdir. Olayda uzamış ceza zaman aşımı süresi olan 8 yıl uygulanacaktır. Kaza tarihinin 29/08/2017 olduğu, ıslah dilekçesinin ise 20/09/2023 tarihinde verildiği dikkate alındığında 8 yıllık sürenin henüz dolmadığı anlaşıldığından, davalı tarafın zaman aşımı itirazı haklı görülmemiştir.
Dava, belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Davacı ... vekili belirsiz alacak davası olarak açtığı davada 21/06/2023 tarihli bedel artırım dilekçesini, ardından da 20/09/2023 tarihli ıslah dilekçesini vermiştir. Belirsiz alacak davası olarak açılmış olan bir davada bedel artırımından sonra bir kez ıslah yapılabileceğinden, aksi yöndeki davalı savunmalarına itibar edilmemiştir.
Davacı vekili 11/03/2024 tarihli dilekçesi ile; açmış oldukları belirsiz alacak şeklindeki davada değer artırımlarının kabul edilerek davalı sigorta şirketi yönünden sigorta poliçesindeki limit ile sınırlı kalmak kaydı ile 6100 sayılı kanunun 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası kapsamında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile ve açılabilecek tüm kısmi davalara ilişkin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkili ... için iş göremezlik (geçici ve sürekli) tazminatı olarak 1.061.702,01 TL'ye hükmedilmesine ve davalılardan tahsiline; bakıcı gideri tazminatı olarak 1.804.041,00 TL'ye hükmedilmesine ve davalılardan tahsiline; ayrıca davacının çektiği elem ve acılar nedeniyle davalı araç işletenin haksız eyleminden dolayı araç işleten yönünden 25.000,00 TL manevi tazminatın kabulüne; hükmedilecek tazminata dava dilekçesinde istenen kısım ile sonradan bilirkişi raporu doğrultısında artırılan kısımları biribirinden ayırmadan, tazminatın tamamına kaza tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz uygulanmasına; yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkememizin 15/03/2024 tarihli duruşmasında bir davada ikinci kez ıslahın mümkün olmaması sebebiyle ek rapor aldırılmasının eldeki davaya katkısı olmayacağından davacı tarafın ek rapor aldırılması yönündeki isteği reddedilmiş ve ayrıca eldeki dava yönünden bedel artırım ve ıslah dilekçesiyle istedikleri miktarların ne kadarının geçici iş göremezlik tazminatı ne kadarının ise sürekli iş göremezlik tazminatı olduğu konusunda açıklama yapması için davacı tarafa süre verilmiştir.
Davacı vekili 19/03/2024 tarihli açıklama dilekçesi ile; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davaya konu kaza nedeniyle belirsiz alacak davası olarak (100,00 TL) istenen ve 14/09/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre iyileşme sürecine denk gelen 9 aylık iş göremezlik tazminatının 12.257,91 TL olduğunu; aynı sebeplerle sürekli iş göremezlik tazminatı olarak dava dilekçesinde 100,00 TL olarak istenilen tazminatın 1.049.44,09 TL bedel artırarak istediklerini belirterek 12.257,91 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 1.049.44,09 TL sürekli iş göremezlik tazminatının araç işleten yönünden kaza tarihinden, sigorta şirketi yönünden ise arabuluculuk anlaşamama tutanağının düzenlendiği 01/09/2020 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gereklidir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi’nin emsal 01/07/2021 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı da bu yöndedir. Dava konusu kaza 29/08/2017 tarihinde gerçekleştiğinden, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından Erişkinler için Engellilik Ölçütü ve Sınıflandırılması Engellilere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak hazırlanan 06/10/2021 tarihli iş göremezlik raporuna göre değerlendirme yapılmıştır.
Anayasa Mahkemesi’nin 17/07/2020 tarihli, ... Esas ve... Karar sayılı iptal kararı ile 14/04/2016 tarihli, 6704 sayılı kanunun 3. maddesiyle değiştirilen 2918 sayılı KTK’nın 90. maddesinin 1. cümlesinde yer alan “… ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresinin, 2. cümlesinde yer alan “… ve genel şartlarda…” ibaresinin iptaline karar verilmiş, bu karar 9 Ekim 2020 tarihli, 31269 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi sonucunda verdiği iptal kararları Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracak ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerekecektir. İptal kararı sonrasında oluşan yeni duruma göre KTK'nun 90. maddesi hükmü dikkate alındığında, zarar gören hak sahiplerinin zarar veren 3.kişilerden ve sigorta şirketinden isteyebilecekleri tazminatın kapsamının belirlenmesinde kullanılacak yöntem ve ölçütler konusunda kısıtlama bulunmadığından, davacının uğradığı iş göremezlik zararının tespitinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri dikkate alınarak Yargıtay tarafından uzun yıllardır benimsenen progresif rant (% 10 artırım ve iskonto) yöntemi ve Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla hazırlanan “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu”nun uygulanmasına geçilmiştir. SGK tarafından da ilk peşin sermaye değerlerinin hesabında bu tablonun uygulanmasına geçilmiştir. Yargıtay .... Hukuk Dairesi’nin 24/02/2021 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile; “gerçek zarar hesabının özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olduğu, gerçeğe en yakın verilerin kullanılmasının esas olduğu, bu durumda diğer kurumlar ile ve Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi de göz önüne alındığında tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağı” hususunun tespit ve kabul edilmesi karşısında bu ilkeler çerçevesinde düzenlenen hesap uzmanı bilirkişinin raporu mahkememizce hükme esas alınmıştır.
Sorumluluğu doğuran olayın zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlal etmesi hali 6098 sayılı TBK’nın 54. maddesinde özel olarak düzenlenmiştir. Bu düzenleme gereğince, vücut bütünlüğünün ihlali halinde mağdurun mal varlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddi zararın türleri; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplardır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde; “işletenlerin, bu kanunun 85/1.maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu”; 85/1.maddesinde; “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı”; 85/son maddesinde ise; “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olacağı” düzenlemelerine yer verilmiştir. Yine; Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de; “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” denmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili bakıcı giderleri ve geçici iş göremezlikten dolayı müvekkilinin sorumlu olmadığını ileri sürmüş ise de; 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin “Sağlık Giderleri Teminatı” başlıklı (b) maddesinde; “Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesi hükmü gereğince sona ermiştir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu düzenlemeden hareketle; zarar görenin, tedavisine başlanmasından itibaren sürekli iş göremezlik raporu alınana kadarki tedavi sürecinde ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık giderleri kapsamında sayılmış ve Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu kabul edilmiştir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5-c maddesinde; "Sakatlanma Teminatı: Üçüncü kişinin sürekli sakatlığı dolayısıyla ileride ekonomik olarak uğrayacağı maddi zararları karşılamak üzere, bu Genel Şartların Ek 2’sinde yer alan esaslara göre belirlenen tazminatları içeren teminattır. Trafik kazası nedeniyle mağdurun geçici iş göremezliği ve sürekli sakatlığı bu teminattan karşılanır. Mağdurun tedavi sürecinin tamamlanması sonrasında sakatlık oranının ve geçici iş göremezlik süresinin belirlenmesinde, Kurul Raporu dikkate alınır. Tazminat ödemesinde, ilgili kurum ve kuruluşlarca tanzim edilecek trafik kazasına ilişkin belgelerde illiyet bağı ile ilgili tespitin yer alması durumunda bu tespitin aksini ispat sigorta şirketine aittir. Sigortacı söz konusu rapor hakkında ilgili mevzuat uyarınca itiraz usulüne başvurduğunda mağdurun itiraz üzerine yaptığı belgelenmiş harcamalarını bu teminat kapsamında karşılamakla yükümlüdür. Geçici iş göremezlik süresi ve sürekli sakatlık oranının belirlenmesinden sonra ortaya çıkan ve tıbben gerekli olan sürekli bakıcı giderleri de bu teminat kapsamındadır. Söz konusu tazminat miktarlarının tespitinde sakat kalan kişi esas alınır.
" düzenlemesine yer verilmiştir. Söz konusu düzenleme kapsamında sürekli sakatlık oranının belirlenmesinden sonra ortaya çıkan bakıcı gideri teminatı sürekli sakatlık teminatı kapsamına alınmıştır. 6111 sayılı kanunun 59. maddesi ile değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır. Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin emsal nitelikteki 13/06/2019 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı kararında da belirtildiği şekilde 2918 sayılı kanunun 98. maddesi kapsamında kalan tedavi giderleri yönünden Sosyal Güvenlik Kurumu'nun, bu kapsam dışında kalan giderler yönünden ise, sürücü, işleten ve sigorta şirketinin sorumluluğu söz konusudur. 6098 sayılı TBK'nın 54. maddesi gereğince vücut bütünlüğünün ihlali sonucu ortaya çıkan zararlardan olan geçici çalışma gücü kaybı, ihlalin doğrudan bir sonucu olarak ortaya çıktığından ZMMS kapsamında bulunduğundan, davalı sigorta şirketleri vekillerinin geçici iş göremezlik zararının ve bakıcı giderlerinin poliçe teminatı kapsamında olmadığı yönündeki savunmalarına değer verilmemiştir.
Yukarıda yazılı yasal düzenlemelerde de açıkça belirtildiği üzere 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. maddesi gereğince Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, sigorta ettirenin, 3. kişilere verdiği zarardan dolayı hem üçüncü kişileri hem de sigorta ettireni koruma amacıyla oluşturulmuş bir zarar sigortası türüdür. Dolayısıyla 2918 sayılı KTK'nın 85/son maddesine göre işleten, araç sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğundan, oluşan zararın niteliği yönünden sigortacının sorumluluğunun işleten gibi değerlendirilmesi gerekir. 2918 sayılı KTK'nın 91/1. ve 85/1. maddeleri uyarınca Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasını yapan sigortacı, işletenin sorumluluğunu üstlenmektedir. Sigortacı limit ve aynı zamanda gerçek zarar miktarı ile sorumludur. Davacı vekili de tüm bu düzenlemeler kapsamında, sigortalı davalı (sürücü ve aynı zamanda araç sahibi) tarafından uğratılan zararın, aradaki poliçe ilişkisi nedeniyle davalı sigorta şirketi, TBK'nın 49. maddesinde düzenlenen haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler çerçevesinde ise araç sürücüsü (aynı zamanda 2918 sayılı kanunun 85. maddesi hükmü çerçevesinde araç sahibi olan-işleten) tarafından karşılanmasını istemiştir.
Toplanan deliller, aldırılan ve benimsenen ek bilirkişi raporları ile tüm dosya içeriğine göre; 29/08/2017 tarihinde gerçekleşen kazada ... plakalı araç sürücüsü davalının % 80 oranında asli kusurlu olduğu, bilirkişi tarafından yol yapım ve bakımından sorumlu kurum ve kuruluşa % 20 oranında kusur yükletildiği, kazanın gerçekleşmesinde davacı ...'nın herhangi bir kusurunun bulunmadığı belirlenmiştir. Davacı ...'nın bu kaza nedeniyle Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen raporunda "% 70 oranında maluliyetinin oluştuğu, tıbbi iyileşme süresinin 9 ay olduğu ve sürekli bakıma muhtaç olduğu" belirlenmiştir. Kaza tarihinde davalı sürücü yönetiminde olan ve aynı zamanda üzerine kayıtlı bulunan ... plakalı aracın kaza tarihini kapsayacak şekilde ZMMS poliçesi davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından düzenlenmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş.'nin ZMMS poliçesinde ölüm/sakatlık giderleri teminatı limiti ayrı ayrı 310.000,00 TL olarak belirlenmiştir. "TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” esas alınmak, peşin değer hesabı olarak her yıl % 10 artırım ve iskonto yöntemi uygulanmak suretiyle yapılan ve mahkememizce de benimsenen bilirkişi hesaplamasına göre davacının, dava konusu kaza nedeniyle davalı taraftan % 80 kusur oranına göre 1.049.444,09 TL sürekli iş göremezlik, 1.804.041,00 TL bakıcı gideri ve 12.257,91 TL geçici iş göremezlik zararı alacağı doğmuştur. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5-c maddesinde; "Sakatlanma Teminatı: Üçüncü kişinin sürekli sakatlığı dolayısıyla ileride ekonomik olarak uğrayacağı maddi zararları karşılamak üzere bu Genel Şartların Ek 2’sinde yer alan esaslara göre belirlenen tazminatları içeren teminattır. Trafik kazası nedeniyle mağdurun geçici iş göremezliği ve sürekli sakatlığı bu teminattan karşılanır. Mağdurun tedavi sürecinin tamamlanması sonrasında sakatlık oranının ve geçici iş göremezlik süresinin belirlenmesinde, Kurul Raporu dikkate alınır. Tazminat ödemesinde, ilgili kurum ve kuruluşlarca tanzim edilecek trafik kazasına ilişkin belgelerde illiyet bağı ile ilgili tespitin yer alması durumunda bu tespitin aksini ispat sigorta şirketine aittir. Sigortacı söz konusu rapor hakkında ilgili mevzuat uyarınca itiraz usulüne başvurduğunda mağdurun itiraz üzerine yaptığı belgelenmiş harcamalarını bu teminat kapsamında karşılamakla yükümlüdür. Geçici iş göremezlik süresi ve sürekli sakatlık oranının belirlenmesinden sonra ortaya çıkan ve tıbben gerekli olan sürekli bakıcı giderleri de bu teminat kapsamındadır. Söz konusu tazminat miktarlarının tespitinde sakat kalan kişi esas alınır.
" düzenlemesine yer verilmiştir. "A.5 kapsamına giren teminat türleri" başlığı altında Genel Şart kapsamındaki teminat türleri sayılmıştır. Bunlardan biri maddi zararlar teminatı, diğeri sağlık giderleri teminatı, bir diğeri sürekli sakatlık teminatı ve ayrıca destekten yoksun kalma teminatıdır. Sağlık giderleri teminatı SGK'nın sorumluluğunda olup, ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabı'nın sorumluluğu 2918 sayılı KTK'nın 98. maddesi gereği sona ermiştir. Sürekli sakatlık teminatı üçüncü kişinin sürekli sakatlığı dolayısıyla ileride ekonomik olarak uğrayacağı maddi zararları karşılamak üzere Genel Şart ekinde yer alan esaslara göre belirlenecek teminattır. Kaza nedeniyle mağdurun tedavisinin tamamlanması sonrasında yetkili bir hastaneden alınacak özürlü sağlık kurulu raporu ile sürekli sakatlık oranının belirlenmesinden sonra ortaya çıkan bakıcı giderleri bu teminat limitleri ile sınırlı olmak koşuluyla sürekli sakatlık teminatı kapsamındadır. Özetle; söz konusu düzenleme kapsamında sürekli sakatlık oranının belirlenmesinden sonra ortaya çıkan bakıcı gideri teminatı sürekli sakatlık teminatı kapsamında olduğundan, davacı tarafın sürekli bakıcı gideri ile sürekli sakatlık tazminatı aynı teminat kapsamında yani sürekli sakatlık teminatı kapsamında değerlendirilmiş ve bu nedenle de mahkememizce hesap uzmanı bilirkişinin "sürekli bakıcı giderinin sağlık gideri teminatı kapsamında kaldığı" yönündeki görüşünden uzaklaşılmıştır. Bununla birlikte; hesap uzmanı bilirkişinin 14/09/2023 tarihli ek raporunda sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri tazminatını hesaplarken ölçü aldığı kriterler, hesaplama yöntemi ve gerekçe mahkememizce olaya uygun bulunmuş ve hükme esas alınmıştır. Davacının, davaya konu kaza sebebiyle 1.049.444,09 TL sürekli iş göremezlik, 1.804.041,00 TL bakıcı gideri ve 12.257,91 TL geçici iş göremezlik tazminatı alacağına hak kazandığı anlaşıldığından, bu miktarlara ilişkin maddi tazminat davası haklı görülmüş ve kabulüne karar verilmiştir. Davacı taraf her ne kadar dava dilekçesinde müvekkilinin ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı 100,00 TL tazminat isteğinde de bulunmuş ise de bu hususu ispata yarar delil sunmamış olduğundan, buna yönelik isteğinin reddine karar verilmiştir.
Manevi tazminat isteğine gelince; TBK'nın 56/2 maddesindeki "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." şeklindeki yasal düzenleme gereğince davacıların manevi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. 6098 sayılı TBK'nın 56. maddesine göre; hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilecektir. Dolayısıyla; manevi tazminat, zarar görende manevi olarak huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir nitelik taşıdığından, bir ceza olmadığı gibi bu düzenleme ile mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinmemiştir. Yani; zarar görenin zenginleşmemesi, zarara sebebiyet verenin de fakirleşmemesi gerekecektir. Amaç; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi olduğundan, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile birlikte olayın meydana geliş şeklinin de gözönünde bulundurulması, hakkaniyete uygun ve adaletli bir sonuca varılması önem taşıyacaktır. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar belirtilmiştir. Bu hal ve şartlar her olaya göre değişebilecektir. Bunun yanısıra tatmin duygusunun yanında caydırıcılık uyandırancak oranda manevi tazminata karar verilmesi önemlidir. Olaya bu açıdan bakıldığında; dava konusu kazanın oluş şekli, etkenleri ve özellikleri, kazadaki kusur durumu, kazanın gerçekleştiği tarih, olayın ağırlığı, duyulan acı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik koşullar, paranın satın alma gücü göz önüne alındığında davacı yönünden 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi hak ve nefaset kurallarına uygun bulunmuş, davacının manevi tazminat isteğinin bu miktar üzerinden tam kabulüne karar vermek gerekmiştir.
2918 sayılı KTK.’nun 99/1. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.2.b. maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşecektir. Somut olayda; davacı tarafın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olan davalı sigorta şirketine başvuru zorunluluğunu dava açıldıktan sonra yerine getirmiş olması sebebiyle davalı sigorta şirketinin dava tarihinde temerrüte düştüğü, diğer davalı yönünden ise haksız fiili tarihi olan kaza tarihinde temerrütün oluştuğu kabul edilmiştir. Davacı tarafça tazminat alacağının mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte tahsili istenmiş ve kazaya karışan araç ticari araç ise de; mevduata uygulanan en yüksek faiz avans faizi olmayıp, davacı tarafın avans faizi isteği de bulunmadığından, davacı tarafın isteği yasal faiz olarak nitelendirilmiş, hükmedilen maddi ve manevi tazminata yasal faiz yürütülmüştür.
HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
1-Davacının davalılar hakkındaki maddi tazminat isteminin KISMEN KABULÜ ile;
a-12.257,91 TL geçici iş göremezlik tazminatının davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihinden itibaren, diğer mirasçı davalılar yönünden ise kaza tarihi olan 19/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine,
b-1.049.444,09 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 1.804.041,00 TL sürekli bakıcı gideri tazminatı toplamı olan 2.853.485,09 TL maddi tazminatın (davalı sigorta şirketinin bu miktarın poliçe teminat limiti olan 310.000,00 TL’si ile sınırlı olarak sorumlu olması kaydı ile) davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihinden itibaren, diğer mirasçı davalılar yönünden ise kaza tarihi olan 19/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine,
c-Fazlaya ilişkin isteğin reddine,
2-Davacının davalı ... hakkında açtığı manevi tazminat davasının KABULÜ İLE;
20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte mirasçı davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
3-Maddi tazminat davası yönünden Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 195.758,90 TL harçtan peşin olarak alınan 348,39 TL harcın, 8.500,00 TL tamamlama harcının ve 6.444,26 TL tamamlama harcının düşülmesi ile kalan 180.466,25 TL harcın (bu miktarın 19.521,83 TL'sinden davalı sigorta şirketinin sınırlı olarak sorumlu olması kaydı ile) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,
4-Manevi tazminat davası yönünden Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.366,20 TL harcın davalı ... mirasçılarından müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
5-Davacının yatırmış olduğu 54,40 TL'si başvurma harcı, 348,39 TL'si peşin harç, 8.500,00 TL'si tamamlama harcı ve 6.444,26 TL'si tamamlama harcı olmak üzere toplam 15.347,05 TL'nin (bu miktarın 1.648,65 TL'sinden davalı sigorta şirketinin sınırlı olarak sorumlu olması kaydı ile) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine,
6-Davacının yapmış olduğu 857,48 TL'si posta-tebligat gideri, 1.200,00 TL'si bilirkişi ücreti ve 723,00 TL'si adli tıp raporu ücreti olmak üzere toplam 2.780,48 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre takdiren 2.780,38 TL'sinin (bu miktarın 298,67 TL'sinden davalı sigorta şirketinin sınırlı olarak sorumlu olması kaydı ile) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine, kalan kısmının davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Maddi tazminat davası yönünden dava kısmen kabul edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre kabul edilen kısım yönünden takdir ve tayin edilen 281.287,15 TL vekalet ücretinin (bu miktarın 30.428,07 TL'sinden davalı sigorta şirketinin sınırlı olarak sorumlu olması kaydı ile) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine,
8-Maddi tazminat davası yönünden dava kısmen reddedildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre reddedilen kısım yönünden takdir ve tayin edilen 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalılara eşit olarak verilmesine,
9-Manevi tazminat davası yönünden dava kısmen kabul edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre kabul edilen kısım yönünden takdir ve tayin edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalı ... mirasçılarından müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine,
10-Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair; davacı vekili ile davalı ... mirasçıları vekilinin yüzlerine karşı, davalı sigorta şirketi vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 19/04/2024
Başkan ...
¸E-imza
Üye ...
¸E-imza
Üye ...
¸E-imza
Katip ...
¸E-imza
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!