WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 28 Haziran 2026

İZMIR 4. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/123
KARAR NO : 2024/459
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/02/2020
KARAR TARİHİ : 06/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili şirket ile davalı firma arasında mal alım-satımı sebebiyle ticari ilişki bulunduğunu, davalı yan tarafından icra takibine konu cari hesapta yazılı faturalarda belirtilen mallaron teslim alındığın ve bedelinin ödenmediğini, davacı müvekkili tarafından fatura bedellerinin ödenmemesi sebebiyle davalı aleyhine ikame edilen İzmir .... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasına davalının haksız ve kötü niyetli olarak itirazı neticesinde takibin durduğunu, TBK 89/1 maddesi uyarınca irca dairesinin yetkisine yapılan itirazın yersiz olduğunu, davalı tarafın 115.569,14 TL bakiye cari hesap borcu bulunduğunu, davalı yanın tacir olması nedeniyle 6102 sayılı TTK'nın 21/2 maddesinde fatura ve içeriğine itiraz için “…Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır…” şeklinde hüküm altına alındığı dikkate alındığında davalının aldığı faturalara süresi içerisinde itiraz etmediğini, açıklanan nedenlerle, davalı tarafın İzmir .... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız itirazin iptali ile takibin devamına, davalı tarafın haksız ve yasal mesnetten yoksun kötü niyetli itirazı nedeniyle alacağin %20’sinden az olmamak üzere davalı aleyhinde icra inkâr tazminatina hükmedilmesine, yargılama masraf ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, takibe konu fatura bedelleri toplamı olan 115.562,64 TL nin müvekkili şirket tarafından ödenmesi gerektiği iddiasıyla Karşıyaka .... Noterliği aracılığıyla gönderdiği ... yevmiye nolu ihtarnamenin 20.01.2020 tarihinde taraflarına tebliğ edildiğini, söz konusu ihtarnamede tebliğden itibaren 5 iş günü içinde ödenme yapılmasının ihtar edildiğini, ihtarnameye göre sürenin 26.01.2020 tarihinde dolmasına rağmen bu süre beklenmeksizin yani müvekkili şirket temerrüde düşmeden 24.01.2020 tarihinde İzmir .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili davalı şirket aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, açıklanan bu sebeple davacı şirket temerrüt şartlarına uymadan yasal takibe başladığı için vaki davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, ortada taraflar arasında yapılmış sözleşmeden kaynaklı bir alacak olmayıp davacı tarafın tamamen kötü niyetli ve haksız olarak müvekkilini zor durumda bırakmak amacıyla ileri sürdüğü bir alacak talebi olduğunu, davacının sözleşmeden kaynaklanan bir para alacağını değil, talebe hakkı olmayan bir bedeli talep ettiğini, bu durumda, genel yetki kurallarının uygulanması gerektiğini, davalının yerleşim yeri olan İstanbul Anadolu icra daireleri ve mahkemelerinin yetkili olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte takip konusu alacak konusunda müvekkili temerrüde düşürülmeden faiz istenilmesinin mümkün olmadığını, davacı şirket ile müvekkili şirket arasında, tıbbi malzeme satımına ilişkin Distribütörlük/Bayilik anlaşması bulunduğunu, Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlik Uygulama Tebliği’nin 3.1.1.(2) maddesi gereğince müvekkili şirketin bayisi olduğu tıbbi malzemelerin bedelinin kurumca karşılanabilmesi için, öncelikle Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Ulusal Bilgi Bankasına (TİTUBB) kayıt/bildirim işleminin tamamlanmış olması gerektiğini, TİTUBB’a kayıtlı olan bir malzemenin ayrıca üretici ve/veya distribütör firmalarca bayilerinin de TİTUBB’da tanımlanmış olması gerektiğini, bu bağlamda davacı şirketin müvekkili şirketi TİTUBB sistemine bayii olarak tanıttığını ve tanımladığını, müvekkili şirketin, davacı şirketin bayisi olduğu için davaya konu tıbbi malzemeleri bayilik kapsamında davacı şirketten aldığını, müvekkili şirketin davaya ve faturaya konu ürünleri ancak bayilik kapsamında satabildiğini, davacı şirketin, müvekkili şirketi bayii olarak tanıttıktan sonra müvekkil şirketin bayiliğini ilk olarak 26.12.2019 tarihinde davacı tarafından önceden bildirim yapılmadan, haksız, mesnetsiz ve gerekçesiz olarak tek taraflı işlemle UTS sistemi üzerinden sonlandırdığını, bu durumun müvekkili şirketin ürün satamaması üzerine tesadüfen öğrenildiğini ve mağduriyetin bildirilmesi üzerine müvekkilinin bayiliğinin aynı gün tekrar başlatıldığını, ancak yasal mevzuatın ve sistemin vermiş olduğu yetkiyi ve hakkı kötüye kullanarak bu kez 10.01.2020 tarihinde yine davacı tarafından önceden bildirim yapılmadan, haksız, mesnetsiz ve gerekçesiz olarak tekrar tek taraflı işlemle sonlandırıldığını, bugüne kadar müvekkilinin bayiliğinin tekrar başlatılmamış olup bu tarihten sonra da tekrar başlatılması yönünde herhangi bir beklentisi kalmadığını, davacı, davalının bayiliğini iki kez bu şekilde sonlandırarak yasal mevzuatın ve sistemin vermiş olduğu yetkiyi ve hakkı kötüye kullandığını, daha önce davalıya gönderdiği ürünlerin 3. Kişilere satışına engel olduğunu, davalının bu ürünleri yasal olarak satma ihtimal ve imkanı kalmadığını, müvekkilinin tüm iyi niyeti ile ürünlerin son kullanma tarihleri geçmeden iade faturalarıyla ürünleri geri gönderdiğini, ancak davacının yine hakkı kötüye kullanarak ürünleri ve iade faturalarını kabul etmediğini ve adeta davalının mağdur olması için satılması mümkün olmayan ürünlerin bedellerini talep ettiğini, bu nedenle, iadeye konu ürünlerin ve iade faturalarının tekrar davacı tarafa iade edilerek gönderilmesi zarureti doğduğundan ... Kargo firmasının 24/01/2020 tarih ve ... takip nolu kargosu ile gönderilen ürünlerin teslim alınmasını ve davalı tarafça düzenlenen 27.12.2019 tarih ve Seri A Sıra No: ... olan 96.668,64 TL bedelli (Ek-1) ve yine 07.01.2020 tarih ve Seri A Sıra No: ... olan 18.900,00 TL bedelli (Ek-2) iade faturalarinin kabul edilmesini temin için davacı tarafa Kartal .... Noterliği aracılığıyla ... yevmiye nolu, 24.01.2020 tarihli ihtarname gönderildiğini, ilgili ihtarnamenin 29.01.2020 tarihinde tebliğ edildiğini, akabinde de söz konusu ürünlerin davacı tarafa 24.01.2020 tarihinde ... Kargo firması ... barkod numarası ile gönderildiğini, ancak davacı tarafça 30.01.2020 tarihinde kabul edilmeyerek tekrar müvekkili şirkete iade edildiğini, bu ürünleri, davacı tarafın kabul etmeyip geri iade etmesi nedeniyle halen müvekkil şirket nezdinde bulunmakta olup, istenildiği an teslime hazır olduğunu, müvekkili şirketin davacı şirket ile aralarındaki bayilik sözleşmesi gereğince satması gereken malları satamamasının sebebinin, müvekkilin bayiliğinin davacı tarafından önceden bildirim yapılmadan, haksız, mesnetsiz ve gerekçesiz olarak tek taraflı işlemle sonlandırılması olduğunu, müvekkilinin, bayiliği tekrar başlatılmadan söz konusu ürünlerin satışını yaparak fatura bedellerini davacı tarafa ödemesinin hukuken ve fiilen imkansız olduğunu, TTK nın 21/2 maddesindeki "... Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmünün somut olayda uygulanma imkanı bulunmadığnı, zira, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin gereği olarak, satılmak üzere müvekkile gönderilen ürünlere ilişkin faturanın gönderim tarihinden müvekkilinin bayiliğinin iptaline kadarki süre içinde fatura içeriğine itiraz etmeyi gerektiren bir durum oluşmadığını, söz konusu ürünler ve faturanın 2019 yılının eylül ayında müvekkiline gönderildiğini, bayiliğin ilk iptalinin ise yukarıda belirttiği üzere 26.12.2019 tarihinde gerçekleştiğini, davacı taraf, fatura içeriğine itiraz süresi geçtikten çok sonra müvekkilinin bayiliğini iptal ederek söz konusu sürenin kaçmasına bizzat sebebiyet verdiğini, ürün ve faturaların müvekkilince teslim alındığı tarihten bayiliğin iptal edildiği öğrenilene kadarki süreçte fatura içeriğine itiraz edilmesini gerektiren bir durum olmadığını, açıklanan nedenlerle, öncelikle yetki itirazının kabulü ile, esas hakkında itirazlara girilmeksizin muaccel bir borç doğmadan icra takibine girişilmiş olması ve yetkili icra dairesinde yapılan icra takibi bulunmaması nedeniyle itirazın iptali davasının usulden reddine, davacının haksız ve mesnetsiz davasının esastan reddine, davacının haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlatmış olması nedeniyle icra takibinin konusu olan meblağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet/icra -inkar tazminatina mahkum edilmesine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVABA CEVAP:Davacı taraf cevaba cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin alacağının para alacağı olduğunu ve dayanağının fatura olduğunu, dolayısı ile davalının borcu ödemesi için temerrüde düşürme zorunluluğunun bulunmadığını, faturanın alt kısmında açıkça “Fatura üzerinde belirtilen son ödeme tarihi geçmiş her ödeme için aylık gecikme faizi oranı %5 olarak tahsil edilecektir ve bu uygulama 3 ay ile sınırlı olup sonrasında yasal işlem başlatılacaktır” şeklinde şerh içerdiğini, dolayısı ile borç ödenecek borçlardan olup davalının dava şarti yokluğu iddialarının abesle iştigal ettiğini, davalının yetki itirazının yerinde olmadığını, esasen bu hususa dava dilekçesinde aytıntıları ile değinildiğini, dilekçedeki yegane doğru olan hususun TİTUBB’de davalının müvekkilinin eski bayiisi olarak tanımlandığı olduğunu, öncelikle ve özellikle belirtmek sözleşme gereğince peşin ödeme yapılması gerekirken davalıların sürekli olarak ödemelerde temerrüde düştüğünü, 26.12.2019 tarihinde de davalıların müvekkili şirkete ceman 173.14,00 TL bakiye borcu bulunmakta olup ödemeyle ilgili hiçbir müspet adım atmadıklarını, bunun üzerine UTS sistemi üzerinde alacağın tahsilini sağlamak amacıyla sözleşme hükümlerine riayet etmeyen borcunu ödemeyen davalının bayiliğinin dondurulduğunu, davalı firma yetkililerinin bunun üzerine müvekkilini arayarak ödeme hususunda kendisine söz verdiklerini ve aynı gün 26.12.2019 günü UTS den bayiliklerinin açıldığını, 27/12/2019 tarihinde davalıların 57.578,13 TL ödeme yaptıklarını, davalıların müvekkil şirketin Ana Bayii olmasına rağmen davalıların, davacı müvekkilin pazarlama elemanı olan ...’nu da yanlarına alarak yurt dışındaki ... ana firma ile bağlantı kurduklarını, müvekkili şirketin aleyhine ana bayiliğini sonlandırmak ve ana bayiliği almak üzere ticari örf ve adetlere aykırı işlemlere başladıklarını, müvekkkili şirket çalışanlarından birisinin 10/01/2020 tarihinde tesadüfen internetten UTS / bilgi bankası / firma / mediprime adresine girdiğinde davali şirketin müvekkilimizin ana distrübütorü olduğu ... marka mallarinin kendi adlarına kayıtlarını açtığını gördüğünü, ekte sundukları UTS sayfalarından da görüleceği üzere davalıların müvekkilinin Ana Bayisi olduğu ve alt bayii olarak tanımladığının sabit olduğunu, davalılar bu ürünleri 26.12.2019 tarihinde kendi adlarına kaydettirdiklerini, yapılan işlemin müvekkilinin Ana Bayilik sözleşmesine, davalılar ile yaptıkları bayilik sözleşmesine, Türk Ticaret Kanununa ve sair özel hukuk hükümlerine aykırı olduğu gibi ayrıca Türk Ceza Kanunu açısından da suç unsurları içerdiğini, gerek sözleşmelere gerek ticari örf ve adetlere uymayan, hatta bu hususta suç işlemeyi göze alan, müvekkili şirketin bünyesinde çalışan elemanlara bile çengel atan davalının bayilik sözleşmesinin fesh edilmesinden daha doğal bir şey söz konusu olamayacağını,yukarıda açıklanan nedenler ve TTK amir hükümleri gereğince davalıların suiniyetli, haksız, sözleşmelere aykırı eylemleri sebebiyle bayilik sözleşmesinin sona erdirilmesinin davalının müvekkili şirkete olan fatura borcunu ödemesine engel teşkil etmeyeceği , kaldı ki; davalı yanın kötüniyetli olarak ekte sundukları SUT belgelerinde de görüleceği gibi söz konusu ürünleri kendi adlarına tescil ettirdikleri, bu hususta ki iddialarının da hiçbir hukuki yanı olmadığını bildirmiştir.
İKİNCİ CEVAP DİLEKÇESİ:davalı vekili ikinci cevap ilekçesinde özetle; Davacı şirketin, müvekkili şirketin ödemelerinde temerrüde düştüğünü belirtmiş ise de bu ifadenin gerçeği yansıtmadığını, davacı şirketin distribütör olmasına rağmen bunun gereklerini yerine getirmediğini ve stoklarında yeterli ürün bulundurmadığını, mali durumu da yeterli olmadığı için müvekkiline vereceği ürünlerin ithalatı için ürün bedelini çoğunlukla müvekkilinden peşin tahsil ettiğini, ödediği bedellerle ithalat yapıldığını ve ürünlerin ortalama 30-40 gün sonra teslim alınabildiğini, bu sebeple sürekli temerrüde düşüldüğü gibi iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın distiribütörü olduğu İsviçre merkezli ... firmasının davacı tarafın distiribütörlük şatlarını yerine getirmemesi, stoğunda yeterince mal tutmaması, satış kabiliyetinin zayıflaması , taahhüd ettiği yıllık kotalarını dolduramaması gibi nedenlerle müvekkili firmaya distiribütörlük teklifi yaptığını ve Sağlık Bakanlığı ÜTS sistemine kayıt için gerekli belgeleri müvekkile gönderdiğini, yapılan başvuru üzerine müvekkilinin 26.12.2019 tarihinde ÜTS sisteminde kayıtlı hale geldiğini, iddia veya ima edildiği gibi dava konusu ürünlerin seri numaraları ile sisteme girilmediğini, yapılan kaydın sadece ürünlerin ismi ve türüne ilişkin olduğunu, ancak bu kaydın ürünlerin satışının yapılabileceği anlamına gelmediğini, satış yapabilmek için gereken SGK MEDULA onayının 16.03.2020 tarihinde gerçekleştiğini, davacı tarafın 26.12 2019 tarihinde yapmış olduğu ilk bayilik iptal işlemi temerrütten kaynaklanmayıp müvekkilin sisteme kayıt başvurusunu öğrenmeleri üzerine , ... firmasına duydukları kızgınlıktan kaynaklanan sebeplerle müvekkili şirketi cezalandırma amacıyla gerçekleştiğini, davacı şirket ile İsviçre merkezli ... firması ile aralarında yaptıkları sözleşme ve distribütörlük anlaşmalarının, müvekkili şirket ve dava konusunu ilgilendirmediğini, bayiliğin iptali üzerine davacı tarafla görüşüldüğünü, tedavisi yarım kalan hastalar olduğunu, hastaneler ile sözleşmelerin devam ettiğini ve ürünlerin satışının tamamen engellenmesiyle hem hastaların mağduriyetine sebep olunacağı hemde müvekkili şirketin müşterileri nezdinde ticari itibarı sarsılacağı ve maddi manevi zararı oluşacağı söylenerek bayilik kaydının tekrar açılması konusunda davacı tarafın ikna edildiğini ve bayiliğin yeniden tanımlandığını, davacı şirketin, müvekkili davalı şirketi cezalandırma amacıyla, yasal mevzuatın ve sistemin vermiş olduğu yetkiyi ve hakkı kötüye kullanarak bu kez 10.01.2020 tarihinde yine önceden bildirim yapılmadan, haksız, mesnetsiz ve gerekçesiz olarak tek taraflı işlemle bayiliği tekrar sonlandırdığı ve bir daha açmadığını, davacının yapmış olduğu bu eylem 4271 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde belirtilen hakkın kötüye kullanılması kapsamında olduğunu, ancak davacının, davalı müvekkilinin bayiliğini iki kez bu şekilde sonlandırarak daha önce davalı müvekkile gönderdiği ürünlerin 3. kişilere satışına engel olduğunu, cevap dilekçesinde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere davalı müvekkilinin bu ürünleri yasal olarak satma ihtimali ve imkanı kalmadığını, müvekkili şirketin son derece iyi niyetli olduğunu, bayiliğinin 2. kez iptal edildiği tarihte dava konusu mallar dışında, davacıdan aldığı ve ödemesini yapmış olduğu 333.380,88 TL tutarında stoğunda ürün bulunmasına rağmen bunlar ile ilgili herhangi bir iade işlemi yapmdığını, sadece ödemesi henüz yapılmayan ve son kullanma tarihleri yaklaşan dava konusu ürünleri iade ettiğini ancak davalı tarafın bunları kabul etmediğini, açıkça görüldüğü üzere müvekkili şirket bayiliğinin iptali ile dava konusu ürünler dışındaki ürünleri de satış yetkisinin tanımlandığı SGK MEDULA onayı olan 16.03.2020 tarihine kadar satamadığını ve bu nedenle de ayrıca maddi ve manevi zarara uğradığını, dava konusu malların iadesinin kabul edilmediği tarih ve satış yetkimizin bakanlık sisteminde tanındığı 16.03.2020 tarihileri arasında yasal olarak satış yetkileri bulunmadığını, bu arada dava konusu malların bir kısmının son kullanma tarihlerinin 31.01.2020 tarihileri itibariyle dolduğunu, bu durumun tek müsebbibinin distribütörlük hakkını intikam amacıyla kötüye kullanan böylece hem dava konusu ürünleri satmalarına engel olan hemde malları süresinde geri almayan davacı taraf olduğunu, iyi niyetli müvekkilinin dava konusu mallar dışındaki davacı tarafından gönderilen malları 16.03.2020 tarihinde kendisi de yetkili olduktan sonra sisteme girerek satış yapabilme hakkını kazandığını bildirerek davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
İcra Dosyası: İzmir .... İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı alacaklı ... Teknoloji Sistemleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından, davalı borçlu ... aleyhine dayanılarak, 115.569,14 TL asıl alacak, 1.698,71 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 117.267,85 TL alacak için, ilamsız icra yoluyla takip başlatıldığı, ödeme emrinin borçlu ... ’ne 27/01/2020 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu ... vekilinin 27/01/2020 tarihli dilekçesi ile “Yetki ve borca” itiraz ettiği, itiraz üzerine icra müdürlüğünce alınan 04/02/2020 tarihli kararla takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.
Faturalar : takip ve dava konusu cari hesaba dayanak faturaların 20/12/2019 tarihli 157.302,58-TL bedelli, 10/12/2019 tarihli 52.600,86 TL bedelli, 10.12.2019 tarihli 48.746,88 TL bedelli, 30.10.2019 tarihli, 114.952,50 TL bedelli, 22.08.2019 tarihli, 99.036,00 TL bedelli, 12.09.2019 tarihli, 96.663,64 TL bedelli, 12.09.2019 tarihli 18.900,00 TL bedelli faturalar olduğu görülmüştür.
BA formları: Davalı şirkete ait takip konusu fatura dönemini kapsayan BA formları ilgili vergi dairesinden getirtilmiş incelenmesinde 2019 dönemi BA formlarında davacı alacaklı ... Teknoloji Sistemleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi firması tarafından KDV hariç 545.099,00-TL mal veya hizmet alımında bulunduğunu beyan ettiği bildirilmiş, BA formları gönderilmiş olup, BA formlarında 8 adet faturanın bildirildiği görülmüştür.
İhtarname: Keşideci ... Teknoloji Sistemleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından Karşıyaka ... Noterlği'nin 16/01/2020 tarihli ... yevmiye nolu muhatab ... Sağlık Hizmetleri A.Ş'ne, haksız, mesnetten ve yasal dayanaktan yoksun yanlış ve hatalı ve Vergi Usul kanunlarına aykırı afaki ve gerçek dışı olarak düzenlenen ... seri nolu 27/12/2019 tarihli 96.668 TL 64 kuruş bedelli ve ... seri nolu 07/01/2020 tarihli 18.900 TL bedelli iki adet faturanın... ile 13/01/2020 tarihinde teslim alındığını, tarafından bu şekilde afaki haksız kazanç temin etmeye yönelik, anlaşmalara aykırı bir fatura keşide edilmesinin Vergi Usul Kanunları ve Ceza Kanunları nazarında suç olup haksız eylemin devam etmesi halinde Vergi Müfettişliği ve Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde haklarında suç duyurusunda bulunacaklarını, 15/01/2020 tarihi itibariyle şirketlerince muaccel olmuş 115.562,64 TL borcun bulunduğunu, iş bu borçların da ihtarnamenin taraflarına tebliğinden itibaren 5 iş günü içinde ödemensini aksi taktirde iş bu alacaklarının tahsili için aleyhlerine icra takibine başvuracağını, düzenlenen fatura içeriğine, bedeline ve düzenlenmesine itiraz ettiklerini, faturalarla ilgili olarak vergi Usul Kanunu gereğince taraflarından işleme alınmayacağını, bu tür illegal işlemlerde bulunulmaması gerektiği ihtaren bildirilmiştir.
T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç Ve Tıbbi Cihaz Kurumu 27/09/2022 Tarihli cevabi yazısında; 15/05/2014 tarihli ve 29001 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Tıbbi Cihaz Satış, Reklam ve Tanıtım Yönetmeliği, piyasaya arz edilen tıbbi cihazların satış, reklam ve tanıtım faaliyetlerine ilişkin usul ve esaslarının düzenlendiği, söz konusu Yönetmeliğin “Genel hükümler” başlıklı 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasında: “(Değişik:RG-2/9/2020-31232)Satış merkezleri, piyasaya arz ettiği veya piyasada bulundurduğu tıbbi cihazları, Kurum tarafından oluşturulan kayıt ve bilgi yönetim sistemine kaydetmek, kayıt altına alınan bilgileri güncel tutmak ve bu cihazların izlenebilirliğini sağlamak üzere tekil hareket bildirim işlemlerini yapmak zorundadır.” hükmünün yer aldığı, bununla birlikte mezkür Yönetmeliğin “Tanımlar” başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (m) bendine göre satış merkezi; cihazların satışının yapıldığı yerler olarak tanımlanmakta olup Yönetmeliğin imlülükler” başlıklı 26 ncı maddesinin birinci fıkrasında “Bu Yönetmelik hükümlerine göre yetkilendirilmemiş olan gerçek veya tüzel kişiler tarafından cihazların satışı yapılamaz.” hükmünün bulunduğu, anılan Yönetmelik hükümleri doğrultusunda; söz konusu firmanın ve ürünlerinin Kurumun kayıt sistemi olan Ürün Takip Sistemine (ÜTS) kayıtlı olması ve firmanın tıbbi cihaz satış merkezi olarak yetkilendirilmiş olması halinde tıbbi cihaz satışı yapabileceği bildirilmiştir.
T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu 14/10/2022 Tarihli cevabi yazısında; 15/05/2014 tarihli ve 29001 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Tıbbi Cihaz Satış, Reklam ve Tanıtım Yönetmeliği, piyasaya arz edilen tıbbi cihazların satış, reklam ve tanıtım faaliyetlerine ilişkin usul ve esasların düzenlendiği, söz konusu Yönetmeliğin “Genel hükümler” başlıklı 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasında: “(Değişik:RG-2/9/2020-31232)Satış merkezleri, piyasaya arz ettiği veya piyasada bulundurduğu tıbbi cihazları, Kurum tarafından oluşturulan kayıt ve bilgi yönetim sistemine kaydetmek, kayıt altına alınan bilgileri güncel tutmak ve bu cihazların izlenebilirliğini sağlamak üzere tekil hareket bildirim işlemlerini yapmak zorundadır.” hükmünün yer aldığı, bununla birlikte mezkür Yönetmeliğin “Tanımlar” başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (m) bendine göre satış merkezi; cihazların satışının yapıldığı yerler olarak tanımlanmakta olup, Yönetmeliğin “Yükümlülükler” başlıklı 26 ncı maddesinin birinci fıkrasında “Bu Yönetmelik hükümlerine göre yetkilendirilmemiş olan gerçek veya tüzel kişiler tarafından cihazların satışı yapılamaz.” hükmünün bulunduğu, anılan Yönetmelik hükümleri doğrultusunda davalı firmanın ÇKYS (Çekirdek Kaynak Yönetim Sistemi) ve ÜTS (Ürün Takip Sistemi) kayıtları incelendiğinde: ÇKYS'de firmanın kurulum tarihinin 07/10/2019 olduğu ve faaliyet durumunun “faal” olarak göründüğü, yine söz konusu davalı firmanın ÜTS'deki kaydında firma kayıt tarihinin 24/10/2019 olduğu ve firmanın mevcut durumunun aktif olduğunun göründüğü, açıklanan mevzuat hükümleri ve açıklamalar ışığında; anılan davalı firmanın tıbbi cihaz satış merkezi olarak yetkilendirilmiş olduğu, ÇKYS üzerinde kayıt altına alınan tarihten itibaren Kurumumuzca herhangi bir bayilik sözleşmesi aranmaksızın ÜTS'ye kayıtlı olan ve tıbbi cihaz satış merkezlerince satışı yapılabilen tüm tıbbi cihazların satışını yapma yetkisine sahip olduğu, ekte gönderilen faturalardaki ürünlerin ÜTS'ye kaydının bulunması dolayısıyla bahsi geçen ürünlerin de satışını yapmasında anılan mevzuat hükümlerince engel bir durumun bulunmadığı bildirilmiştir.
Bilirkişi Heyet Raporu:Bilirkişi ... ve Bilirkişi ...'ın 09/06/2022 tarihli bilirkişi raporu; T.C. Gelir İdaresi Başkanlığı, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı, Kartal Vergi Dairesi Müdürlüğünden gelen 11.06.2020 Tarihli ... sayılı yazının ekindeki davacı tarafa 2019 yılında tanzim edilmiş olan 1 adet KDV dahil 96.668,64 TL. tutarındaki iade faturasının, davalı tarafından 2019 yılına ait Mal ve Hizmet Satılan Kişilere İlişkin Bilgiler (Form BS)'da 1 adet KDV hariç 89.508,00 TL “ olarak Gelir İdaresi Başkanlığına bildirimde bulunulmuş olduğu, Ancak davacı tarafından söz konusu faturanın 2019 yılına ait Mal ve Hizmet Satın Alınan Kişilere İlişkin Bilgiler (Form BA)'de beyan edilmemiş olduğu, Davacı tarafından davalı tarafa 2019 yılında tanzim edilmiş olan toplam 7 adet KDV dahil 588.707,46 TL. tutarındaki faturaların davalı tarafından 2019 yılına ait Mal ve Hizmet Satın Alınan Kişilere İlişkin Bilgiler (Form BA)'da toplam 7 adet KDV hariç 545.099,00 TL olarak Gelir İdaresi Başkanlığına bildirimde bulunulmuş olduğu, davacı tarafından da 2019 yılına ait Mal ve Hizmet Satılan Kişilere İlişkin Bilgiler (Form BS)'de toplam 7 adet KDV hariç 545.099,00 TL olarak Gelir İdaresi Başkanlığına bildirimde bulunulmuş olduğu, davalı tarafın ticari defter kayıtları ve belgeleri üzerinde inceleme yapılmak üzere görevlendirilmiş bulunan bilirkişi SMMM ... tarafından düzenlenmiş olan 14.01.2022 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde sonuç kısmında davalının 2019-2020 yılına ait ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu ve sahibi lehine delil vasfına haiz olduğunu, 2019 yılına ait cari hesaba dayanak faturalar davalının defterlerinde kayıtlı olduğunu, BA formlarında beyan edildiğini, davalının davacıya düzenlediği 2019 yılına ait Seri A ... seri numaralı iade faturasının davalının 2019 yılı defterlerinde kayıtlı olduğu ve BS formanda beyan edildiğini, davalının davacıya 2020 yılı Ocak ayında düzenlendiği seri A... sıra numaralı iade faturasının davalının 2020 defter kayıtlarında yer aldığı, ancak 2020 yılı BS formlarında beyan edilmediği, davalının defterlerindeki ilgili kayıtlar neticesinde davalının davacıya 10 Ocak 2020 tarihi itibariyle 11.572,69 TL borçlu olduğunu, davacının kayıtlarında yer alan davalıya ait bu farka ilişkin ödemelerin davalı defterlerinde yer almadığı, ödemelerin makbuz, banka dekontu üzerinde açıklama olmamasına karşın 6098 sy. TBK”'nun 101.maddesine uygun şekilde fatura bazında yapıldığı, Davacı ... Teknoloji Sis.San.Ve Tic.A.Ş'nin 2019-2020 yıllarına ait ticari defterlerinin Noterden açılış onaylarının süresi içerisinde yaptırılmış olduğu 2019-2020 yıllarına ait yevmiye defterlerinin kananış (Görülmüştür) onaylarının süresi içerisinde yaptırılmış olduğu davacı tarafın 2019-2020 yıllarına ait ticari defterlerinin açılışlarının ve yevmiye defterlerinin kapanış (Görülmüştür) onaylarının süresi içerisinde yaptırılmış olmaları, usulüne uygun olarak tutulmaları ve kayıtların birbirlerini doğrulamaları nedeniyle sahibi lehine delil olma özelliği taşıdığı, Davacı tarafın 2019-2020 yıllarına ait ticari defterlerinde; davalı ile davacı taraf arasındaki ticari ilişkinin ... Hizmet A.Ş. Cari Hesabında açık hesap ilişkisi olarak takip edildiği, Davacı tarafından davalı tarafa 22.08.2019-20.12.2019 tarihleri arasında düzenlenmiş olan 7 adet 588.707,46 TL tutarındaki faturalar karşılığında davalı tarafın borçlandırıldığı, davalı tarafından 26.08.2019-27.12.2019 tarihleri arasında genel toplamda 461.566,13 TL tutarında tahsilat yapıldığı, (4.046,22417.525,97)= 11.572.19 TL tutarındaki virman şeklinde kayıt ile genel toplamda (461.566,134111.572,19)= 473.138,32 TL tutarında davalı tarafın alacaklandırıldığı ve icra takip tarihi olan 23.01.2020 tarihi itibarıyla davacı tarafın davalı taraftan 115.569,14 TL. tutarında alacaklı olduğu şeklinde kayıt bulunduğu, Davacı ve davalı tarafın ticari defterlerinin karşılaştırılması; Davalı tarafın ticari defterleri üzerinde inceleme yapmış bulunan Bilirkişi SMMM ... tarafından düzenlenmiş olan 14.01.2022 Tarihli Bilirkişi Raporuna göre; Davalı tarafın 2019-2020 yıllarına ait ticari defterlerinde; davalı tarafın davacı tarafa 10.01.2020 tarihi itibarıyla 11.572,69 TL tutarında borçlu olduğunun tespiti yapıldığı, davacı tarafın 2019-2020 yıllarına ait ticari defterlerinde ise, davacı tarafın davalı taraftan 115.569,14 TL tutarında alacaklı olduğunun tespitinin yapılmış olduğu, tarafların ticari defterlerindeki kayıtlara göre; taraflar arasında (115.569,14 -11.572,69) =103.996,45TL tutarında uyumsuzluk bulunduğunu, bu uyumsuzluğun davalı tarafından davacı tarafa düzenlenmiş olan 27/12/2019 tarih A seri ... sıra numaralı 96.668,64 TL tutarlı iade faturası ve 07/01/2020 tarih seri ... sıra numaralı 18.900,00 TL tutarlı iade faturası olmak üzere toplam 96.668,64 TL +18.900,00 TL =115.568,64 TL tutarındaki iade faturalarının davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu halde, davacı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından ve davacı tarafın ticari defterlerinde (4.046.224+7.525,91)11.572,19 TL tutarında (alacaklandırılan) virman şeklinde kayıtlı olduğu halde, davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından (115.568.,64-11.572,19) =103.996,45 TL.) kaynaklandığının tespit edilmiş olduğu, Bu durumda, davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu halde, davacı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı bulunmayan davalı tarafından davacı tarafa düzenlenmiş olan 27.12.2019 Tarih Seri ... sıra numaralı 96.668,64 TL tutarlı iade faturası ve 07.01.2020 Tarih Seri ...9 sıra numaralı 18.900,00 TL tutarlı iade faturası olmak üzere toplam (96.668,64 TL4+18.900,00 TL)İ 15.568,64 TL.tutarındaki iade faturalarının içeriği ve davacı tarafa tebliğ edildiğinin davalı tarafından ispat edilmesi gerekip gerekmediği hususundaki hukuki yönden değerlendirme Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, Sayın Mahkeme tarafından iade faturalarının içeriği ve davacı tarafa tebliğ edildiğinin davalı tarafından ispat edilmesi gerektiği yönünde karar verilmesi ve davalı tarafından da ispat edilmesi halinde; davalı taraf davacı tarafa icra tarihi olan 23.01.2020 tarihi itibarıyla, 11.572,69 TL tutarında borçlu olacaktır. ancak, davacı tarafın ticari defterlerindeki (4.046.224+7.525,97)511.572,19 TL tutarındaki (alacaklandırılan) virman şeklinde kayıt nedeniyle (11.572,69-11.572,19= 0,50 TL. tutarında borçlu olacağını, aksi taktirde; davalı tarafından ispat edilememesi halinde ise; davalı taraf davacı tarafa icra tarihi olan 23.01.2020 tarihi itibarıyla, (96.668,64+18.900,00 +11.572,69)=127.141,33 TL tutarında borçlu olacağını, ancak, davacı tarafın ticari defterlerindeki (4.046,22+7.525,97)=11.572,19 TL.tutarındaki (alacaklandırılan) virman şeklinde kayıt nedeniyle (127.141,33-11.572,19)= 115.569,14 TL. tutarında borçlu olacağını kanaatine varılmıştır.
Bilirkişi Raporu: İstanbul Asliye Ticaret mahkemesi'ne yazılan talimat üzerine görevlendirilen medikal mühendisi bilirkişi ...'nin 12/05/2023 tarihli raporunda; Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından yürütülen ÜTS (Ürün Takip Sistemi); Tıbbi Cihaz Yönetmeliğinin (93/42/EEC), kayıtla ilgili hükümleri gereğince; ülkemizde yerleşik bulunan üretici ve ithalatçı firmaların, bayilerinin ve anılan yönetmelikler kapsamında bulunan tüm tıbbi cihazlarının/ürünlerin, Sağlık Bakanlığı tıbbi cihaz kayıt sistemi olduğunu, bahsi geçen davalı ve davacı firma ÜTS'ye kayıtlı olduğunu, Sağlık Bakanlığı sisteminde kayıtlı olan firmaların tıbbi cihazların ülkemize ithalatı, satışı ve ticari faaliyetleri “15/05/2014 tarihli ve 29001 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tıbbi Cihaz Satış, Reklam ve Tanıtım Yönetmeliği'nin” belirlediği şekilde yapıldığını, ülkemizde tıbbi cihazların ticari faaliyetleri; ÜTS'ye kayıtlı Tıbbi Cihaz Satış Merkezlerinin yine ÜTS'ye kayıtlı cihazları üzerinden satışı, ithalatı ve pazarlaması şeklinde yapıldığını, sistemde kayıtları olmayan cihazların ithalatı, yurtdışına gönderimi, ikinci el cihazın gümrük geçişi ve cihaza uyumlu aksesuar başlık gibi malzemelerin ithalatı yönetmelikle yasaklandığını, denetim altına alındığını, davaya konu faturalarda bulunan tıbbi cihazlar ÜTS'de araştırıldığını, ... numaralı faturada yer alan cihaz, ...Soğutma - UBB:..., ... numaralı fatura faturada yer alan cihazlar Plazma Filtresi UBB:..., ... Set UBB:..., ... ... ÜTS'de UBB numaraları araştırılan ürünlerde halihazırda aynı numara ile kayıtlı ürünler ... Filtresi tabloda belirtildiği gibi olduğunu, ürün numarası değişen ürünler ... ve ... adlı ürünler olduğunu, ürünlerin ve firmaların kayıtları güncel olarak mevcuttur tıbbi cihaz satışının yapılabileceğini, ancak fatura kesim tarihinde bu ürünlerin bayiliği ve kayıtlarının olup olmadığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu'nun kayıtlarında talep edilebileceği kanaatine varılmıştır.
Bilirkişi Ek Raporu:Bilirkişi ... bila tarihli ek raporunda: İzmir ....İcra Dairesi Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı tarafa 23.01.2020 tarihinde 115.569,14 TL asıl alacak ve 1.698,71 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 117.267,85 TL toplam alacağın işleyecek (115.569,14 TL yıllık 413,75 avans faiz) faiz ile tahsili talebi için 23/01/2020 tarihinde icra takibi başlatıldığı tespit edilmiştir. Dava dosyasında taraflar arasında akdedilmiş bulunan herhangi bir sözleşmenin bulunmadığı görülmüş olmakla, 6102 sayılı TTK'nın 1530/4-a,b,c,d bentlerindeki yasal düzenlemeden hareket edilerek, davalı tarafın; ödenmeyen tüm faturalar yönünden aşağıda gösterildiği şekilde temerrüt tarihi ayrı avrı belirlenmis ve temerrüt faizi hesaplandığını, Davacı tarafından davalı tarafa düzenlenmiş olan faturaların temerrüt tarihleri yukarıda gösterildiği şekilde hesaplanmış ve temerrüt faizi olarak da 9,56 TL. tutarında işlemiş faiz hesaplandığını, Ayrıca 115.569,14 TL. tutarındaki bakiye alacak için de ( 19.01.2020 ile icra takip tarihi olan 23.01.2020 tarihleri arasındaki 4 günlük temerrüt faizi olarak 174,15 TL. hesaplanmış ve toplam (9,564174,15)= 183,71 TL. tutarında işlemiş faiz hesaplanmış olduğu kanaatine varılmıştır.
Bilirkişi Raporu:Bilirkişi ...'ün 14/01/2022 tarihli bilirkişi raporu; davalının 2019-2020 yılına ait ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu ve sahibi lehine delil vasfına haiz olduğunu, 2019 yılına ait cari hesaba dayanak faturalar davalının defterlerinde kayıtlı olduğunu, BA formlarında beyan edildiğini, davalının davacıya düzenlediği 2019 yılına ait Seri ... sıra numaralı iade faturasının davalının 2019 yılı defterlerinde kayıtlı olduğunu, BS formunda beyan edildiğini, davalının davacıya 2020 yılı Ocak ayında düzenlediği Seri ... sıra numaralı iade faturasının davalının 2020 defter kayıtlarında yer aldığını, 2020 yılı BS formlarında beyan edilmediğini, davalının defterlerindeki ilgili kayıtlar neticesinde davalının davacıyla 10 Ocak 2020 tarihi itibariyle 11.572,69 TL borçlu olduğunu, davacının kayıtlarında yer alan davalıya ait bu farka ilşikin ödemelerin davalı defterlerinde yer almadığını, ödemelerin makbuz, banka dekontu üzerinde açıklama olmamasına karşın 6098 sy TBK'nun 101. Maddesine uygun şekilde fatura bazında yapıldığının kanaatine varılmıştır.
Davacı tanığı ... yeminli beyanında: "ben davacı şirkette 4 yıldır muhasebe departmanında ön muhasebe elemanı olarak çalışıyorum. Davacı şirket medikal firması olup sağlık sektöründe medikal ürünler satmaktadır. Davalı şirket ise davacı şirketin bayisi olarak bir dönem çalışmıştır. Hangi tarih aralığında bayi olarak çalıştığını bilmiyorum. Bayilik ilişkisinin neden sonlandığını bilmiyorum. Benim bilgim yalnızca davacı şirket tarafından bayilik sözleşmesi devam ederken davalı şirkete kesilen faturalar uyarınca ürünlerin teslim edilmesine ve faturaların daalı tarafa gönderilmesine rağmen fatura bedellerin davalı tarafça ödenmediğine ilişkindir. Ben UTS kayıt sistemi üzerinden davacı şirketin bayi olan davalı şirketin kaydını iptal edip etmediğini etmiş ise ne gerekçe ile ettiğini bilmiyorum. Fatura ile gönderilen ürünlerin son kullanma tarihlerinin yakın olup olmadığını bilmiyorum, benim bilgim bundan ibarettir. " şeklinde ifade vermiştir.
Davacı tanığı ... yeminli beyanında: "ben davacı şirkette 4 yıldır satış pazarlama bölümünde müdür olarak görev yapıyorum. Aynı zamanda medikal bölümünün de sorumlu müdürüyüm. ... ürünleri satışını gerçekleştiriyoruz. Davalı şirket davacı şirketin bayisi olarak 2019-2020 yılları arasında yaklaşık bir yıl çalışmıştık. Biz bahsettiğim ürünlerin satışında davacı şirket tek yetkili firma idi ancak daha sonra 2020 yılı Kasım Aralık ayı gibi dava dışı ... isimli İsviçre firmasının aynı ürünleri Türkiye 'de bulunan bir firmayı yetkilendirerek satışına izin verilmiştir. Söz konusu ürünlerin satışının gerçekleştirilebilmesi için Sağlık Bakanlığı UTS sisteminde hem ithalatçı firmanın hem de bayisi olarak ürün satışını gerçekleştirecek olan firmaların kayıtlı olması şart olup sistemde kayıtlı olmayan firmaların ürün satışını gerçekleştirmesi mümkün değildir, davacı şirket davalı şirkete bayilik verdiğinde davalının UTS sisteminden bayi olarak tanımını ve kaydını yaptırmış olup, davalı şirket bayilik sözleşmesi süresi içerisinde dava konusu olaya kadar sorunsuz bir şekilde davacı şirket tarafından gönderilen ürünleri Türkiye de satışını gerçekleştirmiştir ancak davalı şirket davacı şirket ile aralarındaki bayilik sözleşmesi devam ederken bu sözleşmeye aykırı olarak ve davacı şirkete bilgi vermeksizin aynı ürünlerin satışını yapan ... isimli İsviçre firması ile anlaşmış ve bu şirketin ithalatçısı olarak kendisini UTS sistemine kaydettirmiştir. UTS sisteminden yapmış olduğum kontrolde davalının dava dışı ... firması ile anlaşarak UTS sistemine ithalatçı olarak kendisini kaydettirdiğini ben tespit ettim, bu taraflar arasındaki bayilik sözleşmesine aykırı olduğundan davacı şirket sözleşmenin ihlali nedeni ile bayilik sözleşmesini sona erdirmiş ve UTS sisteminden davalının bayi olarak kaydını kapatmıştır. Dava konusu faturalardaki ürünlerin geçerlilik tarihi iki yıl olup, fatura konusu ürünlerin tesliminden sonra halen son kullanma tarihine en az 5-6 ay hatta daha fazla olmasına rağmen neden bayilik ilişkisi sonlandırılıncaya kadar satamadıklarını bilmiyorum. Ancak davalı taraf bayilik ilişkisinin sona ermesine kendisi sebebiyet vermiş olup, ilişki sonlandırılmadan önce kesinlikle davalı tarafın UTS sisteminden kaydı kapatılarak satış yapmasına engel olunmamıştır, ayrıca ithalatçı olarak UTS sistemine kendisin kaydettirdikten sonra bizden daha önce almış olduğu ürünleri UTS kodlarının aynı olması nedeni ile ithalatçı sıfatıyla satış yetkisi bulunmakta olup, UTS kaydının bayiliğin sonlandırılması nedeni ile kapatılmasından sonra da bu ürünleri ithalatçı olarak satması mümkündür. Dolayısıyla davalının bayiliğe son verilip UTS kaydı kapatıldıktan sonra satış yapamadıkları yönündeki savunmaları geçerli değildir. Benim olay hakkındaki bilgim bundan ibarettir. " şeklinde ifade vermiştir.
Dava: alım satım ilişkisi kapsamında cari hesap bakiyesinden kaynaklanan alacağın tahisili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.
Davalı tarafından icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş ise de; davalı tarafından taraflar arasındaki akdi ilişkinin reddedilmediği, bu halde yetkili icra dairesinin İİK.nun 50.md. uyarınca HMK.nın yetkiye ilişkin hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanması suretiyle tespitinin gerektiği, alacağın cari hesap bakiyesinden kaynaklandığı, HMK.nın 10 ve TBK.nın 89.maddeleri uyarınca alacaklının yerleşim yeri olan İzmir İcra dairelerinin yetkili olduğu sonuç olarak yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir icra takibinin bulunduğu, dava şartının mevcut olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin icra dairesinin yetkisine yapmış olduğu itirazın reddine karar verilmiştir.
Davalı tarafça; mahkememizin yetkisine yapılan itiraz incelendiğinde, davalı tarafından taraflar arasındaki akdi ilişkinin reddedilmediği, alacağın cari hesap bakiyesinden kaynaklandığı, HMK.nın 10 ve TBK.nın 89.maddeleri uyarınca alacaklının ticari merkezinin bulunduğu yer olan İzmir mahkemelerinin yetkili olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin mahkememizin yetkisine yapmış olduğu itirazın reddedilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Somut olayda; dava dışı ... firmasının distribütörü olan davacının, yurt dışındaki bu firmadan temin ettiği tıbbi malzemelerin Türkiye’de satışına ilişkin olarak davalı ile aralarında sözlü bayilik anlaşması yapıldığı, dava-takip konusu cari hesaba dayanak faturalara ilişkin tıbbi ürünlerin davacı tarafından davalıya satılarak teslim edildiği, takip konusu bakiye alacağın davalı tarafça ödenmediği konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacı taraf, dava dışı yurt dışında mukim tıbbi malzeme üreten ... firmasının distribütörü olduğunu, davalıya bu firmanın tıbbi malzemelerinin Türkiye’de satışı konusunda bayilik verdiğini, davalıyı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Ulusal Bilgi Bankasına (TİTUBB) bayi olarak tanımladığını, cari hesaba dayanak faturalardaki tıbbi malzemeleri davalıya sattığını, davalının aralarındaki bayilik sözleşme ilişkisi içinde ödemeleri peşin yapması gerektiği halde ödemelerde geciktiğini, bu nedenle ilk kez 29.12.2019 tarihinde davalının TİTUBB’daki bayiliğini sistemden kapattığını, davalının ödeme taahhüdü üzerine aynı gün yeniden bayilik yetkisini TİTUBB sisteminden açtığını, davalının kendisinin bilgisi ve haberi olmadan doğrudan ... firması ile irtibata geçerek bayiliğe konu tıbbi malzemelerin Türkiye’de satışı için distribütörlük anlaşması yaptığını 10.01.2020 tarihinde satıma konu aynı ürünlüreni TİTUBB sisteminde davalı adına kaydının bulunduğunu tesadüfen fark etmeleri üzerine öğrendiklerini, bunun üzerine TİTUBB sistemi üzerinde davalı ile bayiliklerini kapatarak aralarındaki sözleşmeyi fesh ettiklerini, davalının daha önce satın almış olduğu ürünleri sözleşmenin feshi üzerine iade faturası keserek iade ettiğini, iade faturasına süresi içeresinde itiraz ederek, gelen ürünleri kabul etmediklerini, davalının sözleşme süresi içinde satın aldığı ve bedelini ödemediği bakiye satım bedellerinden sorumlu olduğunu iddia ederek itirazın iptalini talep etmiş, davalı taraf ise satıma konu ürünlerin Türkiye’de satışının yapılabilmesi için TİTUBB sistemine kayıtlı olmaları gerektiğini, davacı ile ... marka tıbbı malzemelerin satışı konusunda aralarında yapılan bayilik anlaşıması uyarınca davacı tarafından TİTUBB sistemine bayi kayıtlarının yapıldığını, dava ve takip konusu faturalara konu tıbbi malzemelerin davalıdan çoğunlukla peşin ödeme yapılarak satın alındığını, ancak davacının hiçbir sebep göstermeden ilk kez 29.12.2019 tarihinde TİTUBB bayilik kaydını kapattığından tıbbi malzemeleri satamadığını, davacı ile yapılan görüşmeler neticesinde davacının aynı gün bayilik yetkisi sistemden tekrar açtığını, bu kez 10.01.2020 tarihinde davacının yeniden TİTUBB sisteminden bayilik kaydını sebepsiz olarak kapattığını, medikal ürünlerin satışının yapılabilmesi TİTUBB’ta kayıtlı olmaları zorunlu olduğundan, sistemden bayilik kaydının kapatılması nedeniyle daha önce davalıdan satın aldığı ürünlerin satışını yapamadığını, bu sırada son kullanma tarihi dolan ürünleri davalıya iade faturası ile iade ettiğini ancak davacının iade faturasına itiraz ederek ürünleri kabul etmediğini, davalının haksız olarak bayilik kaydını kapatması nedeniyle tıbbi malzemelerin satılmasına engel olduğundan ürün bedellerinden sorumlu tutulamayacağını ve ürünleri davacıya iade etmeye hazır olduğunu, davacının distribütörlük şartlarını yerine getirmemesi, yeterli ürünü stoklarında bulundurmaması, satış kotasını dolduramaması gibi nedenlerle dava dışı ... firmasının kendilerine distribütörlük teklif ettiğini, bu teklifin kabul edilerek TİTUBB da distribütör olarak 26.12.2019 tarihinde kaydının yapıldığını, bu konunun dava konusu uyuşmazlık ile ilgisinin bulunmadığını, davacının temerrüt ihtarnamesi ile kendisine verilen süre dolmadan takip başlattığından asıl alacağa işlemiş faiz talep edemeyeceğini ve takibin usulsüz olduğunu, davacının haksız olarak bayilik ilişkisini sonlandırdığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Somut olayda, davacının, yurt dışında tıbbi malzeme üreten ... firması ile aralarında distribütörlük anlaşması bulunduğu, davacı distribütörün ... firmasından ithal ettiği medikal ürünlerin Türkiye'de satışı konusunda davalı ile bayilik anlaşması yaptıkları, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi devam ederken, davalı bayiin, davacının bilgisi ve haberi olmadan, doğrudan ... firması ile bağlantıya geçerek, bu firma ile distribütörlük sözleşmesi yaptığı, böylelikle ... firması tarafından üretilen ürünleri artık davacı distribütörden değil doğrudan üretici firmadan temin etme hakkını elde ettiği, 26.12.2019 tarihinde TİTUBB'da distribütör olarak kaydının yapıldığı, bu hususun 10.01.2020 tarihinde davacı tarafından tesadüfen öğrenilmesi üzerine davacının TİTUBB'deki davalının bayilik yetkisini kapatarak aralarındaki bayilik sözleşmesini eylemli olarak feshettiği, davalının, davacı ile aralarındaki bayilik sözleşmesi gereği ... firmasının ürettiği ürünleri, davacı firmadan satın alma yükümlülüğü varken, davacının bilgisi olmadan ve davacı ile aralarındaki bayilik sözleşmesi devam ederken doğrudan ... firması ile anlaşarak distribütör sıfatıyla aynı ürünlerin Türkiye'de satış yetkisini elde etmesinin, sözleşme ile bağlılık, dürüstlük ve iyiniyet kurallarına aykırılık teşkil ettiği, bu nedenle davacının 10.01.2020 tarihinde TİTUBB'da davalının bayilik yetkisine son vererek sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğu kanaatine varılmıştır.
Davalı taraf, davacıdan satın aldığı medikal ürünlerin son kullanma tarihi dolanları iade faturaları tanzim ederek, davacıya göndermiş, davacı tarafça ise iade edilen ürünler kabul edilmeyerek iade faturalarına yasal 8 günlük süre içerisinde itiraz edilmiştir. Davalı taraf, davacının bayisi olarak satış yaparken gönderilen ürünlerin son kullanma tarihlerinin yakın olduğunu, davacının 29.12.2019 ve 10.01.2020 tarihlerinde TİTUBB'daki bayilik kaydını haksız ve sebepsiz olarak kapatması nedeniyle ürünleri satamadığını, bu nedenle son kullanma tarihlerinin dolduğunu iddia ederek iade faturası düzenlemekte haklı olduğunu ve iade faturaları nazara alındığında bakiye cari hesap borcunun kalmadığını savunmuştur. Yukarıda açıklandığı üzere davacı taraf, 10.01.2020 tarihinde davalı ile aralarındaki bayilik sözleşmesini eylemli ve haklı nedenle feshetmiş olup, davalının, bu tarihte davacı tarafça yapılan bayilik kaydının kapatılması eyleminin haksız olduğu savunması yerinde görülmemiştir. Taraflar arasında yazılı bir anlaşma bulunmamakla birlikte, her iki taraf vekillerinin verdikleri dilekçelerin içeriklerinden, tarafların peşin ödemeli satış konusunda anlaştıkları, ticari defterlerindeki kayıtlar incelendiğinde, davalının bir kısım ürünlerin bedellerini peşin ödemekle birlikte bir kısmının bedelini peşin ödemediği, davacının, davalı bayiden cari satış bedeli alacağının doğduğu ve bu nedenle davalının TİTUBB' daki bayilik yetkisini 29.12.2019 tarihte kapattığı, ancak aynı gün yeniden açtığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 10.01.2020 fesih tarihine kadar ihtilafsız devam ettiği nazara alındığında davalının, peşin ödeme yükümlülüğüne uymaması nedeniyle davacı tarafından kısa süreli olarak bayilik yetkisinin kapatılması sözleşmeye aykırılık olarak kabul edilmemiştir. İstinabe yoluyla davalının elinde kalan ürünler incelenmiş olup, bayilik sözleşmesinin feshedildiği 10.01.2020 tarihi itibariyle son kullanma tarihi dolan ürün bulunmadığı, son kullanma tarihi yakın olan ürünlerden "secoloc sepsis kolonu" ürününün son kullanma tarihinin Ocak 2020, "plazma fitresi ürününün" son kullanma tarihinin ise Ağustos 2020 olduğu, diğer ürünlerin son kullanma tarihlerinin 2022 ve 2023 yıllarına denk geldiği, gerek biyomedikal mühendisi ...'nin 12/05/2023 tarihli raporu gerekse T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç Ve Tıbbi Cihaz Kurumu'nun cevabi yazıları dikkate alındığında, davalının dava dışı ... firması ile distribütörlük anlaşması yapması ve dava konusu satış faturalarına konu ürünler yönünden 26.01.2019 tarihi itibariyle TİTUBB'da distribütör olarak kaydının yapılması karşısında, davacıdan satın aldığı bu ürünleri, davacı tarafından bayilik sözleşmesi feshedilerek bayilik kaydı kapatılsa da Türkiye'de distribütör olarak satma hak ve yetkisine halen sahip olduğu, bayilik ilişkisi devam ederken satın alınan ürünlerin son kullanma tarihlerinin dolmadığı, davalı bayiin, davacı taraftan satın ve teslim aldığı ürünlerin son kullanma tarihlerini teslim anında bildiği, gönderilen ürünlerin son kullanma tarihleri yakın olanlara TTK'nun 23/1-c maddesine göre 2 gün içinde itiraz hakkı var iken, yasal haklarını kullanmayarak satılanı bu haliyle kabul ettiği anlaşılmakla davalının, davacıdan satın aldığı tüm medikal ürünlere ilişkin cari hesap borcundan davacıya karşı sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır.
Tarafların ticari defterlerine göre, davacı tarafından düzenlenen tüm faturaların ve davalı tarafça yapılan tüm ödemelerin her iki tarafın da ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının, davalıdan 115.569,14 TL bakiye cari hesap alacağının bulunduğu, bu alacağın ödenmesi için davalıya noter ihtarnamesinde ödeme için tebliğden itibaren 5 iş günü verildiği, ihtarnamenin davalıya 20.01.2020 tarihinde tebliğ edildiği, icra takibinin ise 24.01.2020 tarihinde 5 günlük ödeme süresi dolmadan başlatıldığı dikkate alındığında davacının takipteki işlemiş faiz isteğinin yerinde olmadığı anlaşılmakla davacının itirazın iptali davasının kısmen kabulü ile davalının asıl alacak olan 115.569,14 TL yönünden yaptığı itirazın iptali ile asıl alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi için takibin devamına, İİK'nun 67/2.maddesi uyarınca alacağın likit olması ve davalının itirazında haksız olması nedeniyle %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin isteğin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davasının KISMEN KABULÜNE,
Davalının, İzmir .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptali ile 115.569,14 TL asıl alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi için takibin devamına,
2-Hüküm altına alınan 115.569,14 TL alacak üzerinden hesaplanacak %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
4-Kabul edilen miktar üzerinden hesaplanmış olan 7.894,53 TL nispi harca, peşin alınan 1.416,31TL harcın mahsubu ile bakiye 6.478,22 TL karar ve ilam harcının davalı taraftan alınarak HAZİNE’ YE GELİR KAYDINA.
5-Dava kısmen kabul edildiğinden davacı tarafın yaptığı 7,80 TL vekalet suret harcı, 1.290,00 TL davetiye ve posta gideri, 2.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere 3.797,80 TL yargılama giderinden davanın kabul oranı nazara alınarak 3.740,83 TL yargılama gideri ile davacı tarafın karşıladığı 54,40 TL başvurma harcı, 1.416,31 TL peşin harç olmak üzere toplam 5.211,54 TL’nin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine. Davacı tarafın fazladan yaptığı yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına.
6-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sy Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL'nin, davanın kabul ve ret oranına göre 1.300,20 TL'lik kısmının davalıdan, bakiye 19,80 TL'lik kısmının davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
7-Dava kısmen reddedildiğinden davalı tarafın yaptığı 7,80 TL vekalet suret harcı, 750,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere 757,80 TL yargılama giderinden davanın red oranı nazara alınarak 11,37 TL yargılama giderinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine. Davalı tarafın fazladan yaptığı yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına.
8-Dava kısmen kabul edildiğinden kabul edilen miktar üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdir ve hesaplanmış olan; 18.491,06 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine.
9-Dava kısmen reddedildiğinden, reddedilen miktar üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdir ve hesaplanmış olan; 1.698,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine.
10-HMK.nun 333.maddesi uyarınca davacı tarafından yatırılan gider avansının, davalı tarafından yatırılan delil avansının sarf edilmeyen kısımlarının karar kesinleştiğind yatıran taraflara iadesine.
ilişkin, taraflar vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde, mahkememize veya bulunduğu yerde varsa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne, yoksa Asliye Hukuk Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 06/06/2024

Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır e-imzalıdır