T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/551
KARAR NO : 2024/207
DAVA : Maddi Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle)
DAVA TARİHİ : 07/11/2014
KARAR TARİHİ : 15/03/2024
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;
İDDİA;
Davacı vasisi vekili dava dilekçesi ile özetle; 08/11/2004 tarihinde (davacının adaşı) ...'ün sürücüsü, diğer davalıların sürücü ve sahibi olduğu araçların karıştığı trafik kazasının yaşandığını, araçta yolcu olan müvekkili ...'ün kaza sonrasında otuza yakın ameliyat geçirdiğini, geçirdiği bu ameliyatlar sonucu dahi durumunun kötü olduğunu, araç sürücüsünün İzmir ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı dava dosyasında yargılandığını, ceza aldığını, müvekkilinin, evin infak ve iaşesini temin eden ev reisinin bakıma muhtaç hale düşmesi ve ona bakmak zorunda kalması sebebiyle aciz hale düştüğünü, müvekkilinin Bornova Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfından muhtaçlık yardımı aldığını, söz konusu kaza sebebi ile davalılardan şoför ...'ün aracının sigorta acentesi olarak davalının da sorumluluğunun bulunduğunu, bu doğrultuda geç dahi olsa yasal süresi içerisinde davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğunu, ... numaralı hasar dosyası açılmış olmasına ve istenen tüm evrakların davalı tarafa iletilmesine rağmen, davalı tarafça hiç bir şekilde ödeme yapılmadığını, İzmir .... Noterliği'nden 24/09/2014 tarihinde gönderilen ... yevmiye numaralı ihtarnamenin de davalı tarafa 29/09/2014 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına rağmen davalı tarafın yine olumlu ya da olumsuz bir şekilde dönüş yapmadığını belirterek, müvekkilinin fiziki durumu ve kalıcı hasarı ile ilgili maluliyet raporu nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 400.000,00-TL tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
CEVAP ;
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/1. maddesi gereğince motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin isteklerin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl içinde zaman aşımına uğradığını; kabul anlamına gelmemek üzere müvekilinin sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, öncelikle kusur durumunun ve maluliyet oluşup oluşmadığının belirlenmesi gerektiğini, poliçedeki azami limitin kişi başına 40.000,00 TL olduğunu, bunun üzerinde bir sorumluluğun bulunmadığını, kaza tarihinden itibaren faiz istenemeyeceğini, iddia edilen zararla ilgili olarak müvekkiline başvuru yapılmadığını belirterek, davanın zaman aşımı nedeniyle reddine, bu olmadığı takdirde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER ;
... numaralı hasar dosyası, İzmir .... Noterliği'nin 24/09/2014 tarihli ve 29/09/2014 yevmiye numaralı ihtarnamesi, nüfus kaydı.
GEREKÇE ;
Dava; trafik kazasından kaynaklanan cismani zarara dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Mahkememizce; “davaya konu kazanın 08/11/2004 tarihinde meydana geldiği, bu tarihten sonra yasal 2 yıllık sürede ve uzamış zaman aşımı süresi içerisinde davanın açılmadığı, kaza tarihinden 10 yıl sonra davanın açıldığı, bu süre zarfında davanın açılmamasını gerektirir ve açıklayıcı hukuki bir nedenin de dosyada bulunmadığı, davacı vekili davasında bu süreçte ...'ün bilincinin sürekli kapalı olduğunu, 2013 yılında kendisine vasi atandığını ileri sürerek zaman aşımı süresinin işlemeyeceğini belirtmiş ise de; bu süre zarfında davacının hayatını nasıl idare ettirdiğine dair diğer bir deyimle vasi yardımına muhtaç olduğuna dair herhangi bir iddia ve delil sunamadığı, kaldı ki böyle bir durumun varlığı halinde de vasinin süresinde iş bu davayı açması gerektiği, vasi kararının daha sonra alınmış olmasının davalının aleyhine sonuç çıkartılmasına sebebiyet veremeyeceği, zaman aşımı definin yerinde olduğu” gerekçesiyle; “1-Türk Borçlar Kanunu'nun 153-154 maddelerinde ön görülen zaman aşımını kesen ve durduran nedenlerin olayda söz konusu olmadığı ve yasal zaman aşımı süresinin dolduğu anlaşılmakla davacının davasının reddine” ilişkin 11/09/2015 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı karar verilmiştir.
Verilen bu karar davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Mahkememiz kararını bozan Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 18/06/2019 tarihli, 2016/17799 Esas ve 2019/7726 Karar sayılı kararında;
“...Borçlar Kanunu'nun 41. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 60. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemi ile açacağı davaların bağlı olduğu zaman aşımı süreleri özel olarak düzenlenmiştir. BK'nın 60. maddesinde üç türlü zaman aşımı süresi öngörülmüş olup bunlar, zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıllık subjektif ve nispi nitelikteki kısa zaman aşımı süresi, herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık objektif ve mutlak nitelikte uzun zaman aşımı süresi ile olağan üstü nitelikteki ceza zaman aşımı süresidir (EREN Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s. 794).
Buna karşılık, özel bir kanun hükmünün, özel olarak zaman aşımı süresi öngördüğü tehlike sorumluluklarında BK m. 60 uygulanmaz. 2918 sayılı KTK'nın 109/I. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zaman aşımına uğrar" hükmüne, yine aynı kanunun 109/II. maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda, kaza 08/11/2004 tarihinde meydana gelmiş olup, davacı yaralanmıştır. Buna göre davaya konu eylem kaza tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nın 459/2. maddesi kapsamında kalmakta olup, eylem için (TCK 459/22) kaza tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nın 102/4. maddesinde öngörülen ceza zaman aşımı süresi 5 yıl ise de yukarıda açıklanan yasa hükmü uyarınca davacının maluliyeti/yaralanması ile ilgili olarak "gelişen bir durumun" olup olmadığı hususu KTK'nın 109/1 maddesindeki 10 yıllık (tavan) zaman aşımı süresinin uygulanabilirliği açısından önem arz etmektedir.
Dosya kapsamında, davacının kaza tarihinden bu yana tetkik ve muayene süreçlerine ilişkin tüm belgelerin bulunmadığı, davacının trafik kazasına bağlı olan maluliyet durumlarında "zaman içerisinde gelişen bir durum olup olmadığı" yönünden ayrıca ve açıkça bir tespit veya değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece, davacının yaralanması nedeniyle tedavileri tamamlanarak hangi tarihte sağlığına kavuşmuş sayılacağı, maluliyeti ile ilgili olarak gelişen bir durum bulunup bulunmadığı, tedavilerinin ne zaman sona erdiği, vücut çalışma gücü kaybının hangi tarihte kesin olarak belirlenebilir duruma geldiği konularında ayrıntılı ve açık şekilde rapor alınarak, davalının zaman aşımı defi bu kapsamda değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.” denmiştir.
Mahkememizce usul ve yasaya uygun bulunan bozma kararına uyulmasına karar verilmiştir.
Poliçe incelendiğinde; 28/02/2004 başlangıç, 28/02/2005 bitiş tarihli olduğu, ... plakalı minübüs için düzenlendiği, kişi başına teminat limitinin 40.000,00 TL olduğu görülmüştür.
İzmir .... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 28/03/2013 tarihli, ... Esas ve... Karar sayılı kararı incelendiğinde; davacının KISITLANMASINA, eşi ...’ün VASİ OLARAK ATANMASINA karar verildiği görülmüştür.
İzmir ...İş Mahkemesi’nin 01/07/2020 karar tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı dava dosyası incelendiğinde; davacı ... tarafından aralarında davalı sigorta şirketinin de bulunduğu davalılar hakkında davamızın da konusu olan kaza nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası açıldığı, dava dilekçesinde “davaya konu kaza neeniyle davacının çok ağır yaralandığı, sağ gözünün görme yeteneğini tamamen kaybettiği, yüzünde iz kaldığı, akli dengesini yitirdiği, davacının kaza sonrası ve halen çalışmadığı, tedaviye muhtaç olduğu, özel bakım ve ilgiye muhtaç olduğu, tek başına sokağa dahi çıkamadığı; doktora gitme gelme, ilaç vs masraflarının olduğu, 10,00 TL maddi tazminat isteklerinin bulunduğu; yaşamını başkalarına bağımlı olarak sürdürebilecek derecede aciz hale geldiğinden çalışma gücünü kaybetmesinden dolayı ileride bilirkişi raporu ile gerçek zararının ortaya çıkması halinde isteneceği kaydıyla kaza tarihinden dava tarihine kadar ve dava tarihinden itibaren olmak üzere şimdilik iş göremezlik tazminatı olarak 1.500,00 TL isteklerinin bulunduğu” hususunun ileri sürüldüğü, dava açılış tarihinin 20/04/2007 olduğu, manevi tazminatla birlikte toplam 51.510,00 TL’nin tahsilinin istendiği; mahkemece Adli Tıp Kurumu .... İhtisas Kurulu’ndan 01/12/2017 tarihli ... sayılı raporun aldırıldığı, bu raporda “davacının dava konusu kaza nedeniyle % 81 oranında maluliyetinin bulunduğunun” belirtildiği; hesap uzmanı bilirkişinin de “davacının toplam zararının 535.251,80 TL olduğunu” belirttiği, mahkemece istekle bağlı kalınarak davanın 535.251,80 TL üzerinden kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı taraflarca istinaf kanun yoluna gidildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi’nin 05/06/2023 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile kararın kaldırıldığı ve yeniden hüküm kurulduğu, gerekçesinde; “…Bu kapsamda davaya konu haksız fiilin meydana gelmesine etken olan kusur, aidiyet ve oranları olarak mevzuat çerçevesinde yapılan açıklamalar ışığında, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere göre davalıların kusur, aidiyet ve oranlarına ilişkin istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, hükmedilen maddi tazminat konusunda yapılan belirleme ve hesaplamada isabetsizlik bulunmadığı, davalı tarafça belirlenen meslekte güç kaybı oranına yönelik açılmış bir dava da bulunmadığı, manevi tazminat yönünden, kazanın meydana geldiği tarih, ülkenin ekonomik ve sosyal koşulları, hakkaniyet ilkesi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusur oranı, manevi tazminatın amacı, kapsamı ve caydırıcılık etkisi dikkate alınmak sureti ile takdir edilen miktarının somut olay ile manevi tazminatın kapsam ve amacına uygun olduğu anlaşıldığından davalıların bu yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.” dendiği, vekalet ücreti ve manevi tazminatla ilgili kaldırma gerekçesinin belirtildiği ve kesin olan kararın 11/07/2023 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Bu davanın açılışında davacı tarafça 10,00 TL maddi tazminat, 1.500,00 TL iş göremezlik tazminatı ve 50.000,00 TL manevi tazminat istendiği belirlenmiştir.
Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 03/01/2022 tarihli raporda; ...’ün Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ve Sosyal Güvenlik Kurumu Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği ekindeki Meslekte Kazanma Gücünün Azalma Oranları Tespit Cetveli kapsamında 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu’nun 01/12/2017 tarihli raporundaki % 81 olarak bildirilen oranında artış olduğu, kişinin sekelin belirlendiği günümüzdeki yaşına göre (49) meslekte kazanma gücünde azalma oranının % 93 olduğu, olay tarihinde (2004 yılında) 32 yaşında olduğundan meslekte kazanma gücünde azalma oranının % 91 olduğu, kaza nedeniyle meydana gelen sekellerin sürekli olduğu, tedaviyle kısmen düzelebileceği ancak bu düzelmenin maluliyet oranını etkileyecek düzeyde olmayacağı bildirilmiştir.
Dokuz Eylül Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 05/12/2022 tarihli ... Esas sayılı raporda; 03/08/2013 tarihli ve 28727 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ve 11/10/2008 tarihli ve 27021 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği ekindeki Meslekte Kazanma Gücünün Azalma Oranları Tespit Cetveli kapsamında en yakın karşılığı alınarak değerlendirildiğinde; davacının 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu’nun 01/12/2017 tarihli raporundaki % 81 olarak bildirilen oranında artış olduğu, kişinin sekelin belirlendiği günümüzdeki yaşına (49) göre meslekte kazanma gücünde azalma oranının % 93 olduğu, olay tarihi olan 2004 yılında 32 yaşında olduğundan meslekte kazanma gücünde azalma oranının % 91 olduğu, kaza nedeniyle iyileşme ve tedavi sürecinin tamamlandığı, meydana gelen sekellerin sürekli ve kalıcı olduğu, bundan sonraki süreçte maluliyet oranıyla ilgili bir değişiklik olmayacağı kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 114. maddesinde dava şartları sayılmıştır. Bu şartlardan biri de "ı" bendinde düzenlenen "aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması" şartıdır.
Aynı kanunun 115.maddesinin 1. fıkrasında "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her şamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." düzenlemesine yer verilmiştir.
Davalı vekili 04/02/2022 tarihli dilekçesi ile derdestlik itirazında bulunmuştur. Eldeki dava 07/11/2014 tarihinde açılmıştır. Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda ilk itiraz olarak düzenlenen derdestlik, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-(ı) maddesiyle dava şartı olarak kabul edilmiştir. Dava şartları, dava açılmasından hüküm verilmesine kadar var olmalıdır. Dava şartlarının davanın açıldığı günde bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının belirlenmesi durumunda dava dinlenebilir olmaktan çıkacaktır. Açılmış ve görülmekte olan bir davanın davacısı, hukuki korunma sürecini başlatmış olduğundan artık onun aynı davayı yeniden bir başka mahkeme önüne getirmesinde hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmamaktadır.
Toplanan tüm deliller çerçevesinde yapılan değerlendirme sonucunda; İzmir ...İş Mahkemesi'nde görülen ... Esas sayılı davanın 20/04/2007 tarihinde açıldığı ve 01/07/2020 tarihinde karara bağlandığı, söz konusu davada davacı tarafça davaya konu kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik isteğinde bulunulduğu, aldırılan raporda “davacının dava konusu kaza nedeniyle % 81 oranında maluliyetinin bulunduğunun” belirtildiği, hesap uzmanı bilirkişinin davacının toplam zararını 535.251,80 TL olarak hesapladığı ve davanın bu miktar üzerinden kabul edildiği, kararın istinaf incelemesi sonucunda vekalet ücreti ve manevi tazminat yönünden kaldırılarak yeniden tazminat hükmünün kurulduğu ve 11/07/2023 tarihinde kesinleştiği; mahkememiz nezdindeki bu davanın ise 07/11/2014 tarihinde yani İzmir ...İş Mahkemesi'nde görülen dava henüz kesinleşmeden açıldığı; davada davacının aynı kaza nedeniyle sürekli iş göremezliğine ilişkin maddi tazminat isteğinde bulunulduğu, davanın fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak açıldığı, mahkememizde açılan davanın İzmir ...İş Mahkemesi'nde görülen davaya ek olarak açılmış bir dava olmadığı gibi gelişen duruma bağlı olarak açılmış bir dava da olmadığı; zira; dava dilekçesinin içeriğinde böyle bir iddiaya ve açıklamaya yer verilmediği; eldeki davanın İzmir ...İş Mahkemesi'nin ... Esas sayılı davası derdest iken (karar henüz kesinleşmemişken) açıldığı, HMK'nın 114. maddesinin gerekçesine göre derdestlik itirazının hukuki yarar eksikliğinin somut ve özel planda bir düzenlenmiş bir şekli olduğu, ortada aynı davalı hakkında aynı sürekli iş göremezlik tazminatı istemiyle açılmış ve karara bağlanmış ancak henüz kesinleşmemiş bir dava var iken, mahkememizde ek dava şeklinde ya da gelişen duruma bağlı olmaksızın aynı davanın yeniden açılması nedeniyle ortada derdestlik durumunun söz konusu olduğu anlaşıldığından, davanın derdestliğe ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı HMK’nın 114/1-ı ve 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM;
Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
1-Davanın derdestliğe ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı HMK’nın 114/1-ı ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın peşin olarak alınan 6.831,00 TL harçtan düşülmesi ile kalan 6.403,40 TL harcın karar kesinleştiğinde isteği halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerine bırakılmasına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayarak artan kısmının karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 15/03/2024
Başkan...
e-imzalı
Üye...
e-imzalı
Üye...
e-imzalı
Katip...
e-imzalı
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!