WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Haziran 2026

İZMIR 4. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/39
KARAR NO : 2024/471
DAVA : Maddi ve Manevi Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle)
DAVA TARİHİ : 10/01/2018
KARAR TARİHİ : 07/06/2024
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;
İDDİA ;
Davacılar vekili dava dilekçesi ile özetle; davalı ... yönetimindeki ... plakalı kamyonet ile kaldırımda bekleyen müvekkili ...’e çarparak ciddi şekilde yaralanmasına, beyin kanaması geçirmesine ve uzun süre bitkisel hayatta kalmasına sebebiyet verdiğini, sonuç itibariyle müvekkili ...’in % 97 oranında engelli hale geldiğini, 18/11/2016 tarihli kazanın ardından kazaya sebebiyet veren sürücü davalı ...’in ve olay anında müvekkilinin yanında olan kişilerin ifadelerinin alındığını, müvekkilinin yoğun bakımda olmasından dolayı ifadesinin alınamadığını, tanıkların “sürücünün çok hızlı olduğunu ve kaldırıma çok yakın geçtiğini” beyan ettiklerini, ayrıca kaza tespit tutanağında da “davalı sürücünün KTK’nın 52/1 maddesinin a bendini ihlal ettiğinin” yetkililerce belirlendiğini, şüphelinin yol çalışması bulunmasına rağmen hızını azaltmadığını, aracın aynası ve sağ kapısı ile kaldırımda beklemekte olan müvekkiline çarptığını, aracın kaza yerinden ancak 200 metre ileride durabilmiş olmasının sürücünün hızını azaltmadığını gösterdiğini, davalı sürücü ...’in kullandığı kamyonetin davalı... Pazar. San. ve Tic. Ltd. Şti. isimli firmaya ait olduğunu, davalı sürücünün iş için Ayvalık istikametine gitmekte olduğunu belirtmesi nedeniyle iş saatlerinde kazanın yaşandığı göz önünde bulundurulduğunda işverenin sorumluluğunun doğduğunu, müvekkilinin kaza ve sonrası süreçlerde bakımıyla vasisi olan kardeşi ...’in ilgilendiğini, ...’in İzmir ... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 11/10/2017 tarihli ve ... sayılı kararı ile vasi olarak atandığını, müvekkilinin yardım olmaksızın beslenmesi dahi mümkün olmayan, altı bezlenen ve aspirasyon cihazıyla birlikte evde bakılan, yalnız bırakılamayan ve sosyal hayatı bitmiş, çalışamaz bir halde olduğunu, müvekkilinin ayakta duracak ve insanlarla iletişim kuracak yaşam gücünün bulunmadığını, müvekkilinin yaşamın baharında evlilik çağında hem fiziksel hem de zihinsel engelli hale geldiğini, uzun süre bitkisel hayatta kalarak makineye bağlı olarak belselndiğini, bilinci yerinde olmayıp bundan sonra hayatını başkalarının bakımına muhtaç şekilde geçireceğini, müvekkilinin yaşadığı acıyı azda olsa dindirecek manevi tazminat isteklerinin bulunduğunu, davalının kusuru nedeniyle ön ödeme isteklerinin bulunduğunu, davalı sigorta şirketine yapılan 29/12/2016 tarihli başvuruya olumlu bir yanıt verilmediğini, bu nedenle davayı sigorta şirketine de yönelttiklerini, müvekkilinin maddi zarar da gördüğünü, bir çok hastaneye götürüldüğünü, bir çok ilaç alındığını ve evde bakımının sağlanabilmes için bir takım tıbbi gerekçeler edinildiğini, gece-gündüz sürekli bakım hizmeti aldığını, ekonomik sıkıntı içinde olması nedeniyle dava harçları ile yargılama giderlerini karşılayamayacağını, müvekkilinin özürlü halde olması nedeniyle yaşamı boyunca bir daha çalışamayacağını, herhangi bir gelirinin de olmadığını belirterek, uğranılan maddi ve manevi zararları karşılamak amacıyla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili için 50.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak müvekkiline verilmesine, sigorta şirketinin sadece maddi tazminat ve limit oranında sorumlu olmasına; davanın konusuz kalmaması için davalı şirket adına kayıtlı ... plakalı kamyonet ile taşınmaz malları ve davalı sürücü ... adına kayıtlı taşınmaz mallar üzerine dava sonuçlanana kadar ihtiyati haciz konulmasına; davacının malul ve bakıma muhtaç olmasına sebebiyet veren davalı kusuru nazara alınarak müvekkilinin tedavisinin devam ettiği ve bakım giderlerinin de yüksek miktarda olduğu göz önüne alınarak mahkemece takdir edilecek tutarın ön ödeme olarak tahsiline; dava harcı ile yargılama giderlerinin adli yardım ödeneğinden karşılanmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP ;
Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile özetle; müvekkilinin ... plakalı araç ile İzmir Çanakkale yönünde seyir halindeyken yolun sağ tarafında yol kenarı üzerinde yaya olarak bekleyen davacıya kamyonetinin sağ tarafının ayna kısmı ile çarpması sonucu kazanın meydana geldiğini, davacının yaralandığını, kazayla ilgili olarak Dikili Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ...sayılı soruşturma dosyasında soruşturma başlatıldığını, halen devam ettiğini, dava dilekçesi ekindeki belgelerin taraflarına gönderilmediğini, ihtiyati tedbir/ ihtiyati haciz isteğinin dayanağının bulunmadığını, davanın ticari genişletilmiş kasko sigorta poliçesi kapsamında ... Sigorta’ya da yöneltilmesi gerektiğini, zira aracın sigortası kapsamına davacı tarafından istenen manevi tazminat dahil tüm alacak kalemlerinin girdiğini; öncelikle devam eden soruşturmanın sonuçlanmasının ve ardından açılması muhtemel ceza davasının sonucunun beklenmesinin gerektiğini, kazanın meydana geliş şekli incelendiğinde, müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kazanın yaşanmaması için elinden geleni yaptığını, kaza tarihinde kazanın meydana geldiği yolda yol çalışmasının yapıldığını ve yolun tek şerit gidiş geliş şeklinde olduğunu, müvekkilinin kendi şeridinde trafik kurallarına uygun şekilde ilerlediğini, davacının yolun kenarına çok yakın bir şekilde duruyor olması sebebiyle aracın sağ ayna kısmının çarptığını; istenen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, kabulünün mümkün olmadığını, olayın kasten gerçekleştirilmediğini belirterek, ceza soruşturmasının sonucunun beklenmesine, ihtiyati haciz isteğinin reddine, tedbir ara kararından dönülmesine, davanın ... Sigorta A.Ş.’ye ihbarına, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesi ile özetle; 2918 sayılı KTK’nın 99. maddesi gereğince başvuru şartının yerine getirilmemiş olması sebebiyle davanın usulden reddinin gerektiğini; ... plakalı aracın 29/11/2015- 29/11/2016 tarihleri arasında KTK Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında olmak üzere ölüm sakatlık halinde azami 310.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, müvekkili tarafından 17/09/2019 tarihli duruşma dışı karar gereğince davacıya 40.029,59 TL ödeme yapıldığını, böylelikle tüm sorumluluğun yerine getirildiğini; kabul anlamına gelmemek üzere yeniden aktüer hesabı yapılması halinde yapılan ödeme tutarının yanında faiz güncellemesinin de dikkate alınması gerektiğini, müvekkili tarafından yapılan ödeme tutarı ve ödeme tarihinden hesaplama tarihine kadar geçen süre için hesaplanan faiz tutarının bilirkişi tarafından hesaplanacak tazminat tutarından mahsup edilmesinin gerektiğini; öncelikle kusur tespitinin yapılması, bunun için de dosyanın ATK Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilmesinin gerektiğini, davacı tarafın alacak kalemlerini açıklamasının gerektiğini, şayet tazminat isteği geçici iş göremezliği kapsıyorsa bu tazminatın tedavi gideri tazminatı kapsamına dahil olduğunu ve poliçe teminatı kapsamında olmadığını, bir an için geçici iş göremezliğe ilişkin isteğin bulunduğu düşünüldüğünde dahi müvekkilinin geçici iş göremezlik isteği yönünden herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, kalıca iş göremezlik tazminatı isteğinin de reddinin gerektiğini, dosyada alınacak raporun erişkinler için engellilik değerlindirilmesi hakkında yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmesinin gerektiğini, kaza tarihinden itibaren faiz istenemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek üzere faize hükmedilmesi durumunda ancak dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini, müvekkilinin temerrüde düşmediğini belirterek, davanın öncelikle usulden, bunun kabul edilmemesi durumunda esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER ;
Sigorta poliçesi ve hasar dosyası, trafik kaydı, ekonomik ve sosyal durum araştırması, Dikili ... Asliye Ceza Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dava dosyası, İzmir ... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas ve ... Karar sayılı dava dosyası, tanık anlatımları bilirkişi raporları (kusur, zarar ve tazminat miktarına ilişkin).
GEREKÇE ;
Dava; trafik kazasına dayalı maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
11/01/2019 tarihli tensip tutanağıyla birlikte davacının adli yardım isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
27/10/2020 tarihli duruşmada taraflar arasındaki uyuşmazlığın; “meydana gelen 18/11/2016 tarihli trafik kazası nedeniyle davacının kazaya neden olduğu iddia edilen araç sürücüsü ... ile araç maliki işleteni davalı... Ltd Şti'nden, davalı aracın ZMM sigortalısı ... Sigorta A.Ş.'nin davacıya 28/05/2020 tarihinde yaptığı ödeme dışında maluliyetten kaynaklı diğer davalılardan maddi tazminat alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarı ve ne miktar maddi tazminatın ve manevi tazminatın, davalılar ... ile araç maliki işleteni davalı... Ltd Şti'nden tahsil edilip edilemeyeceği" konularında olduğu belirlenmiştir.
Davacı vekili 25/02/2021 tarihli duruşmada; maddi tazminata ilişkin isteklerinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00 TL olduğunu, bunun 25.000,00 TL’sinin geçici, 25.000,00 TL’sinin kesin maluliyet olduğunu, sigorta şirketinin 310.000,00 TL’sini ödediğini, geçici ve sürekli maluliyet ayrımının belirtilmediğini bildirmiştir.
... plakalı aracın trafik kaydı incelendiğinde; 2011 model, ... marka, kamyonet (kapalı kasa) cinsinde olduğu, davalı şirket... Pazar San. ve Tic. Ltd. Şti adına kayıtlı olduğu görülmüştür.
Kaza tespit tutanağı incelendiğinde; içeriğinde; “sürücü ... idaresindeki ... plakalı kamyoneti ile İzmir- Çanakkale yönüne seyrederken 122. Km’ye geldiği esnada beyanına göre kendisine yeşil yandığını beyan etmiş, geçiş yaptığı esnada ... önünden ... mandıra isimli işyeri karşı tarafına geçerken kamyonetin sağ ayna kısımları ve kafası ile yaya ...’e çarpması neticesi maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası meydana gelmiştir. Bu kazanın oluşumunda sürücü ... 2918 sayılı KTK’nın 52/1-A (araçların hızlarını kavşaklara yaklaşırken ve yaya geçitlerine girerken azaltmamak) kuralını ihlal ettiği, yaya ... 2918 sayılı KTK’nın 68/1-b-1 (yaya ve okul geçitlerinin bulunduğu yerlerdeki geçitlerde yayalar için ışıklı işaret olduğu halde bu işaretlere uymamak) kuralını ihlal ettiği kanaatine varılmıştır.” dendiği görülmüştür.
... plakalı aracın Motorlu Kara Taşıtları Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi incelendiğinde; 29/11/2015 başlangıç ve 29/11/2016 bitiş tarihli olduğu, davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından düzenlendiği, poliçede ölüm/sakatlık durumunda teminat limitinin kişi başına 290.000,00 TL olarak belirlendiği görülmüştür.
Davacı taraf 29/12/2016 tarihli dilekçesi ile davaya konu kaza sebebiyle uğradığı maddi ve manevi zararın davalı sigorta şirketi tarafından poliçe kapsamında ödenmesini istemiş ve dilekçesine, trafik kaza tespit tutanağını, poliçeyi, ruhsat fotokopisini, nüfus kaydını ve epikrizi eklemiştir.
Davalı sigorta şirketi davacı tarafın başvurusu üzerine 04/01/2017 tarihli yazısı ile; gönderilen belgelerin 02/01/2017 tarihinde tebliğ alındığını ve incelendiğini, eksik belgelerin gönderilmesinden sonra tazminat isteğinin değerlendirilerek bilgi verileceğini bildirmiş; söz konusu yazının altında eksik belgeleri belirtmiştir. Bu yazının altında eksik belgeler “kesin ve sürekli maluliyet oranını gösterir, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporu Hakkında Yönetmeliğe uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, gelir durumuna ilişkin resmi belge, hak sahibinin kimlik fotokopisi” olarak yazılmıştır.
Manisa Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü’ne yazılan yazıya verilen 22/03/2018 tarihli cevapta; davacıya 18/11/2016 tarihli kaza nedeniyle herhangi bir ödeme yapılmadığı bildirilmiştir.
Yapılan ekonomik ve sosyal durum araştırması sonucunda; davacı ...’in; “çalışmaz, orta okul mezunu, % 97 engelle, bekar olduğu, çalışmadığı için geliri olmadığını ve ailesinin baktığı, kira gelirinin olmadığı, üzerine kayıtlı menkul ya da gayrimenkul bulunmadığı, bakmakla yükümlü oldugğu kişinin olmadığı, ikamet ettiği konutun kendi evleri olduğu”; davalı ...’in; “pazarlamacı olduğu, 2.500,00 TL (asgari ücret) gelirinin olduğu, lise mezunu olduğu, başkaca gelirinin bulunmadığı, oturduğu evin kira olduğu, 1.200,00 TL kira ödediği, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin bulunmadığı, annesi ve babasıyla birlikte oturduğu, babasının emekli olduğu, davalının üzerine bir arsanın bulunduğu” belirlenmiştir.

Davacı vekili 28/05/2020 tarihli dilekçesiyle; davalı sigorta şirketi tarafından müvekkiline 29/04/2020 tarihinde 270.000,00 TL ana para, 30.000,00 TL faiz ve 200,00 TL yargılama gideri; 04/05/2020 tarihinde ise vekalet ücreti olarak 22.714,41 TL ödeme yapıldığını, daha önce mahkemece ön ödeme kararına dayanarak icra takibi başlatmaları üzerine sigorta şirketinin İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasına 40.000,00 TL’yi 26/09/2019 tarihinde ödediğini, sigorta poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere maddi tazminat istekleri için davalı sigorta şirketine ibraname verdiklerini belirterek, mahkemenin kararında bu hususların göz önünde tutulmasını istemiştir.
Davacı vekili 16/07/2020 tarihli duruşmada; davalı sigorta şirketi yönünden maddi tazminata yönelik açmış oldukları davadan feragat ettiklerini, sigorta şirketi yönünden vekalet ücreti ve yargılama gideri isteklerinin bulunmadığını, müvekkilinin maddi zararının sigorta limitini aşar durumda olduğunu, diğer davalılar yönünden açmış oldukları davaya devam ettiklerini belirtmiştir.
Aynı duruşmada davalı sigorta şirketi vekili; davacı taraf ile poliçe limiti yönünden görüşüp anlaştıklarını, davacının feragat ettiğini, vekalet ücreti ve yargılama isteklerinin bulunmadığını belirtmiştir. 24/04/2020 tarihli ibraname incelendiğinde; dava konusu tazminat isteğine ilişkin olarak 270.000,00 TL ana para, 30.000,00 TL faiz, 27.350,00 TL dava vekalet ücreti (brüt ücret + KDV) ve 200,00 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 327.500,00 TL’nin davalı sigorta şirketi tarafından davacıya ödendiğinin bildirildiği, bu şekilde ibranamenin düzenlendiği görülmüştür.
Dikili .... Asliye Ceza Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dava dosyası incelendiğinde; davamızın da konusu olan kaza ile ilgili ceza yargılamasının yürütüldüğü, mahkemece 12/03/2021 tarihinde kaza yerinde trafikçi bilirkişi ile keşif yapıldığı, trafik polisi ... tarafından 22/03/2021 tarihli raporun düzenlendiği, bu raporda “yaya ve okul geçitlerinin bulunduğu yerlerde geçitte yayalar için ışıklı işaret varsa bu işarete yayanın uymak zorunda olduğu, yaya davacı ...’in 2918 sayılı KTK’nın 68. Maddesinde belirtilen yayaların uyacakları kurallar başlıklı B madde hükmünü ihlal etmesi sebebiyle kazanın oluşunda etken olduğu; 2918 sayılı KTK’nın 52. Maddesinde belirtilen sürücüler başlıklı A bendine göre kavşaklara yaklaşırken dönemeçlere girerken tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken sürücülerin hızlarını azaltmak zorunda oldukları, ... plakalı kamyonet sürücüsü ...’in bu hükmü ihlal ettiği ve kazanın oluşunda etken olduğu” hususlarını bildirdiği görülmüştür.
İzmir ... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 11/10/2017 tarihli, ... Esas ve ...Karar sayılı kararı incelendiğinde; davacı ...’in “Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nin 19/09/2017 tarihli sağlık kurulu raporunda sekel beyin hasarı tanısının konulduğu” gerekçesiyle "TMK’nın 405. maddesi gereğince vesayet altına alınmasına, kendisine kardeşi ...’in vasi olarak atanmasına" karar verildiği; aynı mahkemenin 23/10/2017 tarihli ek kararı ile vasi ...’e "kısıtlı ...’in geçirdiği trafik kazasına ilişkin kişisel haklarını koruması için dava açmak ve açacağı davanın takibi için vekil tayin edebilmesi" konusunda izin ve yetki verildiği görülmüştür.
Davacı tanığı ... anlatımında; "Davacı benim öz kardeşimdir. Şu an benim yanımdadır. Kazanın nasıl olduğunu görmedim. Kardeşim 38 yaşında. Kazadan önce sağlıklıydı. Şoför olarak çalışıyordu. Nakliye işindeydi. Kazadan sonra 3 ay yoğun bakımda kaldı. Şu an küçük bir çocuk gibi kalkamıyor, bir adım atıp düşüyor. Altını bezliyorum. Yemeğini yediriyorum. Banyosunu yaptırıyorum. Her şeyiyle tüm ihtiyaçlarıyla bizzat ben ilgileniyorum. Sürekli nöbet geçiriyor. Bu kazadan dolayı sabahlara kadar başında bekliyorum. Atakları oluyor. Kazadan önceki yaşantısıyla şimdiki yaşantısı aynı değildir. Şu an yanında benim kızlarım var. Ben mahkemeye geldim. Yalnız bırakamıyorum. Maddi manevi zor durumda. Her ay bir milyar bez, ıslak mendil masrafı oluyor. Toplasan sonda ve diğerleriyle birlikte 1,5 milyardır. Bunları hep parayla alıyoruz. Faturalarını gösterebilirim. Yalnızca ilaçlarını Devlet ödüyor. Kaza nedeniyle sosyo-kültürel yaşantısına devam edememektedir. Kardeşim öncesinde çok değerli, hayata bağlı bir insandı. Şu an hayatı mahvolmuştur. Anne babamız da yoktur. Kazadan beri 4 yıldır ben ilgileniyorum. Çok zordayız." demiştir.
Davalı ... tanığı anlatımında; "Ben davalı ... ile aynı şirkette çalışıyordum. 2015 ya da 2016 yılı olarak aklımda kalmış, havanın sıcak olduğu bahar ya da yaz dönemi, gündüz vakti kaza oldu. Kaza sırasında şirket işi için İzmir'den mal aldık, fırınlara malzeme dağıtarak Ayvalığa doğru gidiyorduk. Kaza sırasında gittiğimiz yol duble yol olmasına rağmen yol çalışması nedeniyle bir bölüm kapatılmış tek bölüm gidiş geliş olarak kullanılıyordu. Biz seyir halindeyken davacı ile iki arkadaşını refüjde beklerken gördük. Tam yanlarından geçtiğimiz sırada ben şöfor koltuğunun yanında otururken bulunduğum koltuğun camın direğine davacının çarpma sesini duydum. Aynı anda karartısını da gördüm. Hızımız normaldi. 60-70 KM civarıydı. Sollama yapamıyorduk. Ayrıca şirket aracı olduğu için araç takip sistemi de vardı. Hız yapmak mümkün değildir. Davalının kural ihlali olduğunu düşünmüyorum." demiştir.
Mahkememizce verilen 17/09/2019 tarihli ara karar ile; “1-Borçlar Kanunu 76. maddesine göre davacı vekilinin ön ödeme talebinin KABULÜ ile, 40.000,00-TL geçici ödemenin, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile, davacıya verilmesine” karar verildiği, verilen karara ... vekili tarafından itiraz edildiği, itiraz hakkında mahkememizce 24/09/20219 tarihli duruşmada verilen 3 numaralı ara karar ile; “itirazların REDDİNE” karar verildiği, bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi’nin ... Esas ... Karar sayılı kararı ile; “…İhtiyati tedbir kararına karşı itirazı düzenleyen HMK’nın 394/5. maddesinde itiraz hakkında verilen karara karşı kanun yoluna başvurulabileceği düzenlenmiştir. Ancak istinaf yoluna başvurulan bir kararın Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf incelemesinin yapılabilmesi için öncelikle verilen kararın gerekçeli karar şeklinde yazılması gerekmekte olup, esasen istinaf denetiminin de gerekçeli karar üzerinden yapılması mümkündür. Nitekim, 1982 Anayasası’nın 141. maddesine göre de tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerekmektedir. Somut olayda, mahkemece duruşma sırasında verilen ara karar ile yazılı şekilde ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddine karar verilmiş ise de, ayrı bir gerekçeli karar yazılmadığından istinaf denetimi yapılması mümkün değildir. Bu durumda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne ve ilk derece mahkemesince verilen istinaf incelemesine konu kararların kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.” denilerek; “1-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/39 Esas sayılı dosyasında 24.09.2019 tarihli duruşmada verilen (3) numaralı ara kararının KALDIRILMASINA” şeklinde karar verildiği görülmüştür.
Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı tarafından düzenlenen 19/11/2021 tarihli raporda; davalı sürücü ...’in, yönetimindeki kamyonet ile meskun mahalde gündüz vakti yol çalışması nedeniyle bir bölümü kapatılarak, diğer bölümü iki yönlü olarak kullanılmakta olan yolda seyri sırasında dikkatli, tedbirli ve uygun hızda seyretmesi ve ayrıca ön ilerisinde yolun sağında bulunan orta refüj üzerinde karşıdan karşıya geçmek üzere önceden gördüğü yayalara karşı zamanında uyarıda bulunması ve bu yayaların uzağından geçecek biçimde müteyakkıs seyretmesi gerekirken bu hususlara gereken önem ve özeni göstermemesi, bu haliyle olay yerinden geçiş yaptığı sırada sağından yola giren yayaya aracının sağ ayna ve kapı kısımları ile çarpması ile meydana gelen olayda % 20 oranında kusurlu olduğu; yaya ...’in yol çalışması nedeniyle bir bölümü kapatılarak diğer bölümü iki yönlü olarak kullanılmakta olan yolda karşıdan karşıya geçmek istediğinde mahale yakın yerde bulunan ışıklı yaya geçidini kullanması gerekirken bu kurala uymadığı, kendi can güvenliğini tehlikeye atacak biçimde kontrolsüzce yola girdiği sırada seyirle gelen kamyonetin sağ ayna ve kapı kısımlarının çarpmasına maruz kalması ile meydana gelen olayda dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketleri ile % 80 oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir.
İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi Öğretim Üyeleri tarafından düzenlenen 04/01/2023 tarihli raporda; davalı sürücü ...’in % 20 oranında, davacı yaya ...’in % 80 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Dikili Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma dosyasında İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 19/04/2023 tarihli raporda; sanık sürücü ...’in yönetimindeki kamyonet ile seyri sırasında yola gereken dikkate ve özeni vermesi, seyrini seyir şeridi üzerinde müteyakkız şekilde sürdürmesi gerekirken bunları yapmadığı, orta refüje çok yakın seyredip orta refüj üzerinde karşıdan karşıya geçmek amacıyla beklemekte olan yaya ...’e yönetimindeki kamyonetin sağ ayna kısımlarıyla tedbirsizce çarptığı, olayda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ile asli kusurlu olduğu; yaya ...’in orta refüj üzerinde karşıdan karşıya geçmek üzere beklediği sırada orta refüje yakın seyredip kendisine çarpan sanık sürücü yönetimindeki kamyonetin sağ yan aynasına karşı alabileceği bir önlemin bulunmadığı, olayda atfı kabil kusurunun bulunmadığı, dolayısıyla kusursuz olduğu bildirilmiştir.
Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 01/11/2023 tarihli genişletilmiş uzmanlar kurulu raporunda; davalı sürücü ...’in % 100 oranında kusurlu olduğu, davacı yaya ...’in kusursuz olduğu bildirilmiştir.
Dikili ... Asliye Ceza Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dava dosyasında aldırılan 10/01/2024 tarihli heyet raporunda özetle; kamyon sürücüsü ...’in asli derecede ve tam kusurlu olduğu, yaya ...’in herhangi bir kusurunun bulunmadığı bildirilmiştir.
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 11/10/2021 tarihli 2266 sayılı raporda; davacının 18/11/2016 tarihinde geçirdiği kaza nedeniyle Engellilik Ölçütü Sınıflandırılması ve Egenllilere Verilecek Sağlık Kurulu Hakkındaki Yönetmelik hükümlerinden yararlanarak yapılan hesaplamaya göre; engellilik oranının % 100 olarak belirlendiği, yaralanma sebebiyle sürekli bakıma muhtaç olduğu, SGK’nın sorumluluğunda bulunmayan muhtemel tedavi giderlerinin ne olduğu konularında kişinin kazaya bağlı oluşan yaralanmaları ile ilgili branşlar olan nöroloji, plastik ve rekonstriktif cerrahi, üroloji, genel cerrahi, kulak burun boğaz hastalıklarına danışılmasının uygun olacağı bildirilmiştir.
Hesap uzmanı bilirkişi ... 30/03/2024 tarihli raporunda özetle; davacının kaza tarihi itibariyle aylık kazancına ilişkin dosyada herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmadığını, kamu düzeni gereği kimsenin asgari ücret altında bir ücretle çalıştırılamayacağı ilkesinden hareketle tazminat hesabına esas alınacak ücretin yasal aylık net asgari ücret olarak kabul edildiğini, hesaplamada Yargıtay kararlarına uygun olarak TRH 2010 yaşam tablosu ile %10 artırım ve % 10 iskonto oranı esasına dayalı progresif rant yönteminin kullanıldığını, davacıya SGK tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı bildirildiğinden bu yönde indirim uygulanmadığını, yine 01/11/2023 tarihli kusur raporunda davacıya kusur yükletilmediğinden kusur yönünden indirim yapılmadığını, davalı sigorta şirketi tarafından davacıya toplam 310.000,00 TL ödeme yapıldığını, davanın açılış tarihi 10/01/2018 olup, sigorta şirketinin tazminat ödemesi dava açıldıktan sonra yapıldığından 310.000,00 TL tutarındaki tazminat ödemesinin Yargıtay .... Hukuk Dairesi’nin ... Esas ve ... Karar sayılı kararı kapsamında faiz uygulanmaksızın hesaplanan tazminattan mahsup edildiğini, sigorta şirketinin kişi başı teminat limitinin 310.000,00 TL olduğunu, davacı için davaya konu kaza sebebiyle 6.246.455,63 TL bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı hesabının yapıldığını; sağlık kurulu raporunda davacının engellilik oranının % 100 olarak belirlenmesi ve ayrıca geçici iş göremezlik süresinin belirlenmemesi sebebiyle geçici iş göremezlik tazminatının hesaplanmadığını bildirmiştir.
Davacı vekili 19/04/2024 tarihli değer artırım dilekçesiyle; dava dilekçesinde istedikleri 50.000,00 TL maddi tazminatı 6.246.455,63 TL olarak artırdıklarını, bu miktarın sigorta şirketi dışındaki davalılardan alınarak müvekkiline verilmesini istediklerini, istedikleri maddi ve manevi tazminatın faiziyle birlikte davalılar ... ve... Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti.’den tahsiline karar verilmesini istediklerini belirtmiştir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gereklidir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi’nin emsal 01/07/2021 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı da bu yöndedir. Dava konusu kaza 29/08/2017 tarihinde gerçekleştiğinden, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından Erişkinler için Engellilik Ölçütü ve Sınıflandırılması Engellilere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak hazırlanan 11/10/2021 tarihli 2266 sayılı iş göremezlik raporuna göre değerlendirme yapılmıştır.
Anayasa Mahkemesi’nin 17/07/2020 tarihli, ...Esas ve ... Karar sayılı iptal kararı ile 14/04/2016 tarihli, 6704 sayılı kanunun 3. maddesiyle değiştirilen 2918 sayılı KTK’nın 90. maddesinin 1. cümlesinde yer alan “… ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresinin, 2. cümlesinde yer alan “… ve genel şartlarda…” ibaresinin iptaline karar verilmiş, bu karar 9 Ekim 2020 tarihli, 31269 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi sonucunda verdiği iptal kararları Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracak ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerekecektir. İptal kararı sonrasında oluşan yeni duruma göre KTK'nun 90. maddesi hükmü dikkate alındığında, zarar gören hak sahiplerinin zarar veren 3.kişilerden ve sigorta şirketinden isteyebilecekleri tazminatın kapsamının belirlenmesinde kullanılacak yöntem ve ölçütler konusunda kısıtlama bulunmadığından, davacının uğradığı iş göremezlik zararının tespitinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri dikkate alınarak Yargıtay tarafından uzun yıllardır benimsenen progresif rant (% 10 artırım ve iskonto) yöntemi ve Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla hazırlanan “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu”nun uygulanmasına geçilmiştir. SGK tarafından da ilk peşin sermaye değerlerinin hesabında bu tablonun uygulanmasına geçilmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 24/02/2021 tarihli, 2020/344 Esas ve 2021/1850 Karar sayılı kararı ile; “gerçek zarar hesabının özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olduğu, gerçeğe en yakın verilerin kullanılmasının esas olduğu, bu durumda diğer kurumlar ile ve Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi de göz önüne alındığında tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağı” hususunu tespit ve kabul ediliştir.
Sorumluluğu doğuran olayın zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlal etmesi hali 6098 sayılı TBK’nın 54. maddesinde özel olarak düzenlenmiştir. Bu düzenleme gereğince, vücut bütünlüğünün ihlali halinde mağdurun mal varlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddi zararın türleri; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplardır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde; “işletenlerin, bu kanunun 85/1.maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu”; 85/1.maddesinde; “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı”; 85/son maddesinde ise; “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olacağı” düzenlemelerine yer verilmiştir. Yine; Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de; “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” denmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili geçici iş göremezlikten dolayı müvekkilinin sorumlu olmadığını ileri sürmüş ise de; 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin “Sağlık Giderleri Teminatı” başlıklı (b) maddesinde; “Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesi hükmü gereğince sona ermiştir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu düzenlemeden hareketle; zarar görenin, tedavisine başlanmasından itibaren sürekli iş göremezlik raporu alınana kadarki tedavi sürecinde ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık giderleri kapsamında sayılmış ve Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu kabul edilmiştir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5-c maddesinde; "Sakatlanma Teminatı: Üçüncü kişinin sürekli sakatlığı dolayısıyla ileride ekonomik olarak uğrayacağı maddi zararları karşılamak üzere, bu Genel Şartların Ek 2’sinde yer alan esaslara göre belirlenen tazminatları içeren teminattır. Trafik kazası nedeniyle mağdurun geçici iş göremezliği ve sürekli sakatlığı bu teminattan karşılanır. Mağdurun tedavi sürecinin tamamlanması sonrasında sakatlık oranının ve geçici iş göremezlik süresinin belirlenmesinde, Kurul Raporu dikkate alınır. Tazminat ödemesinde, ilgili kurum ve kuruluşlarca tanzim edilecek trafik kazasına ilişkin belgelerde illiyet bağı ile ilgili tespitin yer alması durumunda bu tespitin aksini ispat sigorta şirketine aittir. Sigortacı söz konusu rapor hakkında ilgili mevzuat uyarınca itiraz usulüne başvurduğunda mağdurun itiraz üzerine yaptığı belgelenmiş harcamalarını bu teminat kapsamında karşılamakla yükümlüdür. Geçici iş göremezlik süresi ve sürekli sakatlık oranının belirlenmesinden sonra ortaya çıkan ve tıbben gerekli olan sürekli bakıcı giderleri de bu teminat kapsamındadır. Söz konusu tazminat miktarlarının tespitinde sakat kalan kişi esas alınır.
" düzenlemesine yer verilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 54. maddesi gereğince vücut bütünlüğünün ihlali sonucu ortaya çıkan zararlardan olan geçici çalışma gücü kaybı, ihlalin doğrudan bir sonucu olarak ortaya çıktığından ZMMS kapsamında bulunduğundan, davalı sigorta şirketleri vekilinin geçici iş göremezlik zararının poliçe teminatı kapsamında olmadığı yönündeki savunmalarına değer verilmemiştir.
Yukarıda yazılı yasal düzenlemelerde de açıkça belirtildiği üzere 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. maddesi gereğince Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, sigorta ettirenin, 3. kişilere verdiği zarardan dolayı hem üçüncü kişileri hem de sigorta ettireni koruma amacıyla oluşturulmuş bir zarar sigortası türüdür. Dolayısıyla 2918 sayılı KTK'nın 85/son maddesine göre işleten, araç sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğundan, oluşan zararın niteliği yönünden sigortacının sorumluluğunun işleten gibi değerlendirilmesi gerekir. 2918 sayılı KTK'nın 91/1. ve 85/1. maddeleri uyarınca Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasını yapan sigortacı, işletenin sorumluluğunu üstlenmektedir. Sigortacı limit ve aynı zamanda gerçek zarar miktarı ile sorumludur. Davacı vekili de tüm bu düzenlemeler kapsamında, sigortalı davalı (sürücü ve aynı zamanda araç sahibi) tarafından uğratılan zararın, aradaki poliçe ilişkisi nedeniyle davalı sigorta şirketi, TBK'nın 49. maddesinde düzenlenen haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler çerçevesinde ise araç sürücüsü (aynı zamanda 2918 sayılı kanunun 85. maddesi hükmü çerçevesinde araç sahibi olan-işleten) tarafından karşılanmasını istemiştir.
Toplanan deliller, aldırılan ve benimsenen ek bilirkişi raporları ile tüm dosya içeriğine göre; 18/11/2016 tarihinde gerçekleşen kazada mahkememizce de benimsenen Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulunun 01/11/2023 tarihli raporuna göre davalı sürücü ...’in % 100 oranında kusurlu olduğu, davacının kusurunun bulunmadığı belirlenmiştir. Davacının, bu kaza nedeniyle Engellilik Ölçütü Sınıflandırılması ve Egenllilere Verilecek Sağlık Kurulu Hakkındaki Yönetmelik hükümlerinden yararlanarak yapılan hesaplamada "engellilik oranının % 100 olduğu, yaralanma sebebiyle sürekli bakıma muhtaç olduğu" hususları belirlenmiştir. Kaza tarihinde davalı sürücü yönetiminde olan ve diğer davalı... Pazar. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye ait ... plakalı aracın kaza tarihini kapsayacak şekilde ZMMS poliçesi davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından düzenlenmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş.'nin ZMMS poliçesinde ölüm/sakatlık giderleri teminatı limiti ayrı ayrı 310.000,00 TL olarak belirlenmiştir. "TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” esas alınmak, peşin değer hesabı olarak her yıl % 10 artırım ve iskonto yöntemi uygulanmak suretiyle yapılan ve mahkememizce de benimsenen bilirkişi hesaplamasına göre davacının, dava konusu kaza nedeniyle davalı sürücünün % 100 oranında tam kusur durumuna göre 6.246.455,63 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatına hak kazandığı belirlenmiştir. Davacının, aldırılan raporuna göre sürekli maluliyeti % 100 olup, iyileşme durumu söz konusu olmadığından/olamayacağından hesap uzmanı bilirkişinin 18/11/2016 kaza tarihi ile davacının muhtemel yaşam süresi sonu olan 26/08/2054 tarihleri arasında yaptığı hesaplama, iş göremezlik tazminatını hesaplarken ölçü aldığı kriterler, hesaplama yöntemi ve gerekçe mahkememizce olaya uygun bulunmuş ve hazırladığı rapor hükme esas alınmıştır. Davalı sigorta şirketinin yapmış olduğu ödeme karşısında davacının, davalı sigorta şirketi hakında açtığı maddi tazminat davası konusuz kaldığından, bu davalı yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Davacının diğer davalılar hakkında açılan maddi tazminat davası yönünden ise; davalı sürücünün tam kusurlu olduğu davaya konu kaza sebebiyle davacının 6.246.455,63 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatına hak kazandığı anlaşıldığından, maddi tazminat davası haklı görülmüş ve kabulüne karar verilmiştir.
Manevi tazminat isteğine gelince; TBK'nın 56/2 maddesindeki "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." şeklindeki yasal düzenleme gereğince davacıların manevi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. 6098 sayılı TBK'nın 56. maddesine göre; hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilecektir. Dolayısıyla; manevi tazminat, zarar görende manevi olarak huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir nitelik taşıdığından, bir ceza olmadığı gibi bu düzenleme ile mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinmemiştir. Yani; zarar görenin zenginleşmemesi, zarara sebebiyet verenin de fakirleşmemesi gerekecektir. Amaç; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi olduğundan, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile birlikte olayın meydana geliş şeklinin de gözönünde bulundurulması, hakkaniyete uygun ve adaletli bir sonuca varılması önem taşıyacaktır. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar belirtilmiştir. Bu hal ve şartlar her olaya göre değişebilecektir. Bunun yanısıra tatmin duygusunun yanında caydırıcılık uyandırancak oranda manevi tazminata karar verilmesi önemlidir. Olaya bu açıdan bakıldığında; dava konusu kazanın oluş şekli, etkenleri ve özellikleri, kazadaki kusur durumu, kazanın gerçekleştiği tarih, davacının maluliyet oranı, olayın ağırlığı, duyulan acı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik koşullar, paranın satın alma gücü göz önüne alındığında davacı yönünden 150.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi hak ve nefaset kurallarına uygun bulunmuş, davacının manevi tazminat isteğinin bu miktar üzerinden tam kabulüne karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
1-Davacının, davalı sigorta şirketi hakında açtığı maddi tazminat davası ödeme nedeniyle konusuz kaldığından, bu davalı yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Davacının, davalı ... ve davalı... Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkında açtığı maddi tazminat davasının KABULÜ ile;
6.246.455,63 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 18/11/2016 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve... Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti.’den alınarak, davacıya verilmesine,
3-Davacının, davalı ... ve davalı... Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkında açtığı manevi tazminat davasının KABULÜ ile;
150.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 18/11/2016 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve... Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti.’den alınarak, davacıya verilmesine,
4-Maddi tazminat davası yönünden Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 426.695,38 TL harçtan peşin olarak alınan 3.415,50 TL harcın düşülmesi ile kalan 423.279,88 TL harcın davalılar ... ve... Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti.’den müştereken ve müteselsilen alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,
5-Manevi tazminat davası yönünden Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 10.246,50 TL harcın davalılar ... ve... Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti.’den müştereken ve müteselsilen alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,

6-Davacı tarafın yatırmış olduğu 54,40 TL'si başvurma harcı ve 3.415,50 TL'si peşin harç olmak üzere toplam 3.469,90 TL'nin davalılar ... ve... Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti.’den müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafça yapılan 650,00 TL'si posta-tebligat gideri ve 50,00 TL'si tanık ücreti olmak üzere toplam 700,00 TL yargılama giderinin davalılar ... ve... Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti.’den müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine,
8-Davada davacı taraf adli yardımdan yararlandığından suç üstü ödeneğinden karşılanan 13,40 TL'si posta gideri, 5.250,00 TL'si bilirkişi ücreti, 730,30 TL'si adli tıp rapor ücreti ve 5.095,00 TL'si genişletilmiş uzmanlar kurulu adli tıp rapor ücreti olmak üzere toplam 11.088,70 TL yargılama giderinin davalılar ... ve... Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti.’den müştereken ve müteselsilen alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,
9-Davacının maddi tazminat davası yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 366.464,56 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve... Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti.’den müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine,
10-Davacının manevi tazminat davası yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 24.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve... Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti.’den müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine,
11-Davacının konusuz kalan davalı sigorta şirketi hakında açtığı maddi tazminat davası yönünden, taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
12-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair; davalı sigorta şirketi vekili dışında diğer taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 07/06/2024
Başkan ...
¸E-imza
Üye ...
¸E-imza
Üye ...
¸E-imza
Katip ...
¸E-imza