WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 24 Haziran 2026

İZMIR 4. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/384 ESAS
KARAR NO : 2024/93 KARAR
DAVA : Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/03/2018
KARAR TARİHİ : 07/02/2024
Mahkememizde görülen Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin adresinde faaliyet gösteren ... Dekorasyon Orman Ürünleri Medikal San. Tic. Ltd. Şti.'nin sahibi ve temsile tek yetkili müdürü olduğunu, müvekkilinin henüz kuruluş yılı içerisinde 1.000.000,00-TL kadar ciro sağladığını, davalı ...'ın müvekkilinin eski eşi ...'ın uzaktan akrabası olduğunu, kendisinin 2015 yılında herhangi bir iş ile iştigal etmediği için müvekkilinin işlerinde yardım etmeyi teklif ettiğini, müvekkilinin o dönemki eşinin de ısrarı ile bu teklifi kabul ettiğini, ...'ın bu şeklide iş yerinde vakit geçirmek üzere bulunmaya başladığını, bu süre zarfı içinde ...'ın müşterilerle tanıştığını işletmenin iş ve işleyişleri hakkında bilgi sahibi olduğunu, 2016 yılından itibaren davalı ...'nun gizlice müvekkilinin namına ve kendi hesabına çalışmaya başladığını, müvekkilinin kaşesini usulsüz kullanarak evrak tanzim ettiğini, elden paralar aldığını, şirket yetkilisi gibi şirketi borç altına sokan sözleşmelere imza attığını, araç dahi kiraladığını, ...'ın müvekkilinden bağımsız olarak müşterilerle görüşme ve tekliflerde bulunmaya başladığını, kendi tanzim ettiği evrakları şirketin farklı faaliyet yıllarına ilişkin dosyaların içerisine sakladığını, müvekkilinin eski eşi ...'ın 2017 yılında ceza evine girdiğini, devam eden yargılamalar boyunca müvekkilinin eşi ile ilgilenmek durumunda kaldığını, bu süreç içerisinde Davalı ...'ın eylemlerini arttırdığını, müvekkilinin davaları ve boşanma süreçleri içerisinde usulsüz işlemlerin devam ettiğini, müvekkilinin içinde bulunduğu bu süreç içerisinde davalının ve eşinin kendi adlarına şirket kartviziti bastığını, davalıların müvekkilinin ticari faaliyet biçimi ve evrakları küçük değişiklikler göstererek aynen kullandıklarını, "..." ismiyle evraklar bastıklarını, müvekkilinin kaşesi ile evraklara imzalar attıklarını, müvekkili adına çekleri aldığını, şirketlere çekler verdiğini ve bankadan tahsil ettiğini, müvekkilinin faaliyet gösterdiği yeri usulsüz şekilde kiraladığını, müvekkilinin davalıların eylemlerinden dolayı vergi, SGK borçlarına ve kar mahrumiyetine maruz kaldığını, müvekkilinin dava açacağını belirtmesi üzerine şirkette bulunan evrakların birden bire kaybolduğunu, açıkladığı nedenlerle; haksız rekabetten kaynaklı yanıltıcı beyanların düzeltilmesi ve müvekkilinin şirket antetti ile kullanılan her türlü kartvizit, belge, fatura gibi dokümanların imhasını, müvekkilinin uğradığı zarar nedeniyle 5.000,00-TL maddi ve 30.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili, cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddia ettiği üzere şirket kuruluşunun gerçekleşmediğini, müvekkili ... daha evvel orman ürünleri sektöründe uzun zaman çalışmış olmakla emekli olunca kendi adına iş kurmak maksatlı olarak girişimlerde bulunduğunda eşinin teyzesinin oğlunun eşi olan ... kendisinin bir kısım teşviklerden faydalanmak maksadı ile girişimler yaptığı ve bu nedenle de şirket kurabileceklerini beyan etmesi ile bu şirketten ve teşviklerden faydalanması için ... adına kurulan şirket ile işlerine başladığını, mevcut şirketin adı da ... şirketi olmakla orman ürünlerinde tecrübeli olan müvekkili ...'ın ad ve soyadından oluşmakta olan bir isim seçildiğini, seçilen ismin dahi müvekkiline ait olduğunu sadece şirketin davacı ... adına kurulduğunu, kurulan şirketle önce başka bir adreste daha sonra da halen faaliyette olunan adreste şirket illerine başlamış olmakla birlikte davacı ... dede de evde perde dikim işi ile uğraştığından kendisine bu işinden kaynaklı satış yapılabileceği de beyan edilmiş ve ...'nin bunu kabul ettiğini, davacı ... orman ürünleri ile ilgili bir bilgi, deneyim veya da müşteri portföyüne sahip olmadığını, şirket kurulduğu günden beri müvekkili ... tarafından yönetildiğini sadece kağıt üzerinde davacı adına kayıtlı olduğunu, şirketin mevcut amblemi markası yazışma antetlerinin dahi müvekkilinin tarafından tasarlandığını, davacının eşinin bir kısım dolandırıcılık olaylarından dolayı olarak yargılanmasının akabinde mahkum olduğunu ve cezaevine girdiğini, açıkladığı nedenlerle; davacının sahibi olduğu şirketin adından da anlaşılacağı üzere sadece kağıt üzerinde davacıya ait olan ancak müvekkile ait bulunan şirketin faaliyetlerine devam etmesinin haksız rekabet olması mümkün olmadığı için davacının davasının reddini, masraf ve vekalet ücretlerinden davacının sorumlu olmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Bilirkişi Raporu: Bilirkişi ... tarafından 11/10/2023 tarihinde düzenlenen raporda özetle; Dosyada yer alan tanık beyanları farklı iki ürün konusunda aynı işyerini kullanan / paylaşan iki tacirin varlığını düşündürmekte olduğu, nihai takdirin Mahkemeye ait olduğu, TTK’nın madde 55/1-c maddesinde yer alan haksız rekabet hallerinin mevcudiyetine ilişkin herhangi bir tespit yapılmasının mümkün olmadığı, görüşü ile raporunu düzenlemiştir.
Davacı tanığı ... mahkememizin 09/03/2021 tarihli celsesinde; "Ben davacılardan...'nin yakın arkadaşıyım. Ben olayları ...'nin bana anlaması üzerine biliyorum. Ben telefon konuşmalarını duyuyordum. Bu telefon konuşmalarında ... hanım ... hanıma borçları ödemen gerekiyor diyordu. Borçlardan kastedilen telefon, vergi borçları gibi borçlardır....'nin şirket kullanıldı. Kar elde edildiğini de biliyorum. Ancak hiçbir borcunun ödenmediğini söyledi. Tarihi tam olarak bilemiyorum ancak 2016-2020 arasıydı. Şirkete girişlerini bilmiyorum ama şirketin borçları olduğu için davalıların kapanış vermesini... istedi ve uyardı. ... başlarda şirkette çalışıyordu. Ancak eşiyle ayrılma sürecinde psikolojisi bozulduğu için şirkete gitmemeye başladı. Bu süreçte davaya konu olayla oldu dedi.
Davalı vekilinin sorusu üzerine ;Şirketin kuruluş aşamasını biliyorum. ... hanım ve eski eşi ... bey kurdular. ... hanımla da tanıştım. ... hanım ... beyin akrabasıydı. Onlara yardımcı olmak için geldiğini biliyorum. ... hanımın mesleği ile ilgili bir bilgim yoktur. ... hanımın ahşap işleri ile ilgili bilgisi var mıydı bilmiyorum. ... hanımla bu konuda yardımlaşma üzere gelmişti. ... hanım başkaca perde işi yapar" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı tanığı ... mahkememizin 22/06/2021 tarihli celsesinde; "Ben tarafları işyeri komşum olmaları nedeniyle tanırım. Yaklaşık 4-5 yıl önce davacı ... ve davalı ... benim işyerimin bişiğindeki işyerini kiraladılar. Hatta ... ... daha önce geldi. ... hanım perde işi yapıyordu. ... ise ahşap işi ile ilgileniyordu. Benim gördüğüm kadarıyla daha çok ... hanım geliyordu. Ben davacının eski eşi olduğunu söylediğiniz ... beyi tanımıyorum. Ancak bir keresinde bir adam geldi. Ben de kim diye sorduğumda ... hanım eşim dedi. Kiraladıklarından yaklaşık bir yıl sonra ... hanım dükkanda bulunan perdeyle ilgili malzemeleri topladı. Ben sorduğumda Buca'da emlakçılık yapacağını- söyledi.... hanım 1-2 sene daha devam etti. ... hanım'ın işyerinin tabelası ... idi. Ben ... ı ... hanımın oğullarından biri olarak tanırım. İki oğlu da dükkana gidip geliyorlardı. Bildiğim kadarıyla Karabağlar tarafında ahşap işinin imalatı yapılıyordu. Benim davalı ...'a kiralama yapılıp yapılmadığı ile ilgili bir bilgim yoktur. Ben dükkanın karvizitini ya da antetli kağıdını görmedim. Sadece talebasının ... olduğunu biliyorum. Bana bahsettiğiniz dükkanı yaklaşık 2 yıl önce ben ... hanımdan kiraladım. Yani ... hanım tahliye ettikten sonra ben geçtim" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı tanığı ... mahkememizin 22/06/2021 tarihli celsesinde; "avalı ... benim baldızım olur. 2009 yılında ... eşi bacanağım ...ekonomik sıkıntıya düştü. Kendisi ahşap malzeme satardı. Bunun toptancısıydı. Şirketinin adı ... idi. Baldızım ... ise ... parkede 25 yıl çalışıp emekli oldu. Davacı ... eski eşi ... ... eşi teyze çocuklarıdır. ... hanım o zamanlar fason olarak evinin üstünde yer alan atölyede perdecilere perde yapardı. ... bey bir şirket kuralım dedi. Şirkette ... perde işi yapar, siz de ahşap işine devam edersiniz, hatta Kadın Girişimciler için KOSGEB kredisi kullanırsınız dedi. Bu nedenle ... üzerine bir şirket kuruldu. Şirketin ...'ın isim ve soyisminin kısaltmasıdır. İşe başladılar. ... bu arada sahtecilik ve dolandırıcılıktan cezaevine girdi. Aynı zamanda kurdukları bu şirketi borçlandırdığı için ... işe gelmemeye başladı. Zaten de çok fazla gelmiyordu. Bu kurulan şirkette ... bir perde reyonu ve kataloğu vardı. ... o arada kimse ulaşamıyordu. Daha sonra icradan yazılar gelmeye başlayınca ... neden işe gelmediğini anladık. Bu arada ... çalışmaya devam etti. Şirketimiz hala devam ediyor. Bana sormuş olduğunuz kira kontratı yapıldığı doğrudur. Kiracı olarak ... gösterdik. Bunun nedeni ise ... hanım ortada olmadığı ve dükkan sahibi de muhatap bulamadığı için böyle bir şey yaptık. Hali hazırda şirket ... adına ... olarak devam etmektedir. Merkezi de Karabağlarda'dır" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı tanığı ... mahkememizin 20/10/2022 tarihli celsesinde; "Ben davacı ... eski eşi ... ile uzaktan akraba oluruz. Aynı zamanda davalılar ... yeğenim, ... ise yengem olur....'nin eski eşi ... ile ...'ın eşi ... teyze çocuklarıdır. Yanlış hatırlamıyorsam 2010 yılında ..., ... abiye eşi ... çalışmasını istediğini ve onlarla ortak olmak istediğini söyledi. O sırada ... iflas ettikleri için fason olarak mobilya sektörü ile çalışıyordu. Daha sonra ... de işe dahil ettiler. ... o zaman şirket kurdular. şirketin ismi ... oldu, bu da ...'ın kısaltılmış halidir. Daha sonra şirketin kredi kullanması gerektiği, şirketin tamamı ...'nin üzerineydi. Ancak eşi ... kredi çekebilmesi için vekalet vermişti. Şirkete kredi alınamadı. Çünkü ...'ın daha önce kredi çektiğini öğrendi. ... çektiği krediyi şirket için kullanmadı, kendisi için kullandı. Bu nedenle ... abi ve ... ayrılmak istedi. Ancak ... ayrılmak istemedi. Ancak fiziksel olarak ayrılık oldu, dedi.
Davalılar vekilinin sorusu üzerine; Ahşap mobilya işinden asıl anlayan ...'tır, ...'nin mobilya ile hiçbir ilişkisi yoktur. ...'ın ...'den habersiz şirket adına ancak kendi hesabına iş aldığı doğru değdir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Dava: Haksız Rekabetten kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasıdır.
Davacı, davalı ...'nun gizlice müvekkilinin namına ve kendi hesabına çalıştığı, davacı kaşesini usulsüz kullanarak evrak tanzim ettiğini, elden paralar aldığını, şirket yetkilisi gibi şirketi borç altına sokan sözleşmelere imza attığını, faaliyetlerinin haksız rekabet oluşturduğu, haksız rekabetten kaynaklı yanıltıcı beyanların düzeltilmesi ve müvekkilinin şirket antetti ile kullanılan her türlü kartvizit, belge, fatura gibi dokümanların imhasını, müvekkilinin uğradığı zarar nedeniyle 5.000,00-TL maddi ve 30.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalılar, davacının sahibi olduğu şirketinin sadece kağıt üzerinde davacıya ait olduğu, davalının faaliyetlerinin haksız rekabet olması mümkün olmadığı ve davanın reddini savunmuştur.
Haksız rekabet, TTK'nın 54. maddesinde,“rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer Şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar” olarak tanımlanmış ve hukuka aykırı olduğu belirtilmiştir.
TTK’nın madde 55/1-c,1 numaralı alt bendine göre, “Kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak,” haksız rekabet suçunu oluşturacaktır.
Belirtilen iş ürünleri, bunlardan haksız yararlanarak haksız rekabette bulunan kişiye emanet olarak bırakılmış iş ürünleridir. Bu noktada hukuka aykırılık, iş ürünlerinin ele geçirilmesinde değil, kendisine emanet olarak bırakılan ve yararlanılmaması gereken iş ürünlerinden haksız şekilde yararlanılması noktasındadır. Bu bağlamda “emanet edilme” terimi iş ürünlerinin sadece saklanmak üzere birine teslim edilmesi gibi dar anlamda değil, hak sahibinin kendi rızasıyla ve fakat yararlanılmaması koşuluyla teslim edildiği tüm ihtimalleri kapsar. Örneğin, satın alacağı bir ürün ile ilgili piyasadan teklif toplayan birinin kendisine sunulan teklifi kullanarak diğer firmaların tekliflerini revize ettirmeye ve ürün satın almaya çalışması halinde de böyle bir ihtimalden söz edilebilir.
TTK’nın madde 55/1-c,2 numaralı alt bendine göre, “Üçüncü kişilere ait teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden, bunların kendisine yetkisiz olarak tevdi edilmiş veya sağlanmış olduğunun bilinmesi gerektiği halde, yararlanmak,” dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edecektir.
Hükmün uygulanabilmesi için iş ürününün yetkisiz kişilerce tevdi edildiği veya sağlandığının sadece bilinmesi değil, bilinmesinin gerekli olması da yeterlidir. Bilmenin gerekliliği hususunda TTK’nın 18.maddesinde düzenlenen basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümü dikkate alınmalıdır. Yine bilinmenin ve bilinmenin gerekliliğinin varlığını, bunu iddia eden ispatlamalıdır.
TTK’nın madde 55/1-c,3 numaralı alt bendine göre, “Kendisinin uygun bir katkısı olmaksızın başkasına ait pazarlamaya hazır çalışma ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle devralıp onlardan yararlanmak,” dürüstlük kuralına aykırıdır.
Hüküm bu haksız rekabet hali için “kendisinin uygun bir katkısı olmaksızın” ibaresini ön şart olarak kabul etmiştir. Bu nedenle kişi, başkasına ait olmakla birlikte kendisinin de uygun bir katkıda bulunduğu bir takım pazarlama ürünlerini teknik çoğaltma imkanlarıyla devralıp yararlanmakta serbesttir.
Tüm bu yasal düzenlemeler ve dosya kapsamına göre; Davacının iddiasının, kendisine ait iş ürünlerinden yetkisiz yararlanılarak haksız rekabete sebebiyet verildiği yönündedir.
Çalışanın işverenin rızasına bağlı elde ettiği bilgileri kullanarak haksız rekabet yaratması halinde TTK m.55/1-c,1 uygulanırken, işverenin rızası dışında (gizlice, izinsiz veya başkaca hukuka aykırı şekilde) elde ettiği sır niteliğindeki bilgileri başkalarına bildirmesi halinde TTK m.55/1-d uygulanacaktır.
Dava konusu uyuşmazlık kapsamında, davalıya teslim edilen bir iş ürünün olmadığı, davalı ...'ın davacı şirket bağımlı çalışanı olduğuna dair bir delil sunulmamış, tanık beyanları ile aynı işyerini kullanan paylaşan iki tacirin varlığını düşünmüş, dava konusu uyuşmazlık kapsamında davalının kendisine yetkisiz olarak tevdi edilen bir iş ürünü olduğuna dair ve aynı zamanda davalının kendisinin uygun bir katkısı olmadığı herhangi iş ürününden yararlandığına dair bir bulguya da rastlanılmadığı tespit edilmiştir.
Müşteri çevresinin işletmenin faaliyetlerinin devam ettiği zaman diliminde özel bir koruyucu rejime tabi tutulması, iş ürünü kapsamında düzenlenen TTK m.55/1-c den hareketle haksız rekabet fiilleri ile gerçekleşir. İşletmenin malvarlığı içerisinde yeri olan müşteri çevresi, TTK m.55/1-c hükmü ile koruma altına alınmıştır. İşletmelerin müşteri çevresini başta çalışanların davranışları olmak üzere haksız rekabet fiillerine karşı korunması gerekir. Müşteri tercihlerini haksız fiillerle yönlendirerek başka bir yöne çekmenin işletmenin mal veya hizmetlerine olan talep üzerindeki azaltıcı etkiye sebep olacaktır, bu azaltıcı etki sonucu meydana gelen zararın, işletmeyi rekabet edemez duruma düşürüp, işletmenin piyasadan çekilmesine sebep olabileceği, İşletmelerin kurulduğu günden bu yana zamanla oluşan müşteri çevresi, hem maddi hem de manevi açıdan önemli bir güvence kaynağı oluşturur. Müşterilerin taşıdıkları bazı özellikleri nedeniyle de müşteri çevresi, aynı zamanda işletmelerin ticari itibar kaynaklarından birisi olduğu bilinmektedir.
Somut uyuşmazlıkta, Davacı ... ' nin aynı işyerinde perde üretimi işi iştigal etmekte iken davalının daha ziyade ahşap / parke işleri ile faaliyetini sürdürdüğünün anlaşıldığı, aynı işyerini kullanan / paylaşan iki tacirin varlığından söz edilebileceği, dolayısı ile ortak bir ürün ve bu ürüne ilişkin müşteri kaymasının varlığından söz edilemeyeceği, aksi durumun ve TTK’nın madde 55/1-c maddesinde yer alan haksız rekabet hallerinin mevcudiyetini gösteren bir delilin sunulmadığı, davacının davalılara yönelik haksız rekabete ilişkin davasını ispatlayamadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davacının Davasının REDDİNE,
1-Peşin alınan 597,72-TL harçtan, Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken maktu ret harç tutarı olan 427,60-TL’nin mahsubu ile fazladan alınan 170,12-TL harcın talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacı tarafa verilmesine,
2-Dava tamamen reddedildiğinden; Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davalılar yararına takdir olunan maktu 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Dava tamamen reddedildiğinden; davalı ...'ın yapmış olduğu 31,00-TL tebligat ve posta giderinin davacı taraftan alınarak bu davalıya verilmesine,
5-Davacı ve davalı yanca yatırılan delil ve gider avansından sarf edilmeyen kısmın karar kesinleştiğinden yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.07/02/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır