WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 01 Temmuz 2026

İZMIR 3. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İZMİR
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/696
KARAR NO : 2024/30
DAVA : İtirazın İptali (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 20/07/2012
KARAR TARİHİ : 17/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından İzmir ... ASHM'nin ... esas sayılı dosyasına sunulan dava dilekçesi ile özetle; müvekkilinin alacağı nedeniyle borçlular aleyhine İzmir ... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı icra dosyası ile takibe geçildiğini, boçluların itirazı üzerine icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiğini, borçlu davalıların bu itirazlarının haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, borçlu davalıların itiraz dilekçelerinde senetteki imzalarını inkar etmediklerini belirterek; borçlu davalıların itirazlarının iptali ile takibin devamına, kötüniyetli itirazları nedeniyle davalı borçlular aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... ve ... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi ile özetle; takibe itiraz dilekçelerindeki yetki itirazlarını yinelediklerini, bahsi geçen icra takibinde İzmir İcra Daireleri'nin yetkisiz olduğunu, yetkili icra dairesinin Aydın İcra Daireleri olduğunu, alacaklı ile borçlu asilin karı-koca olup işbu senedin keşide ve vade tarihinde evli olduklarını, tarafların daha sonra boşandıklarını, takip konusu alacağın var olduğu kabul edilse bile bunun eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden bu uyuşmazlığının çözüm yerinin genel mahkemeler olmadığını, bononun ön yüzünde keşideci kaşesi incelendiğinde Eskişehir adresindeki eczanenin kaşesinin kullanıldığını, ancak davalı ...'nin keşide tarihinde Eskişehir'de değil Aydın ili Orta mahalledeki eczanesinde faaliyet gösterdiğini, tarafların karı-koca ilişkileri de dikkate alındığında karı-koca arasındaki güven ilişkisini kullanan davacının başka amaçla düzenlenen işbu senedi ele geçirdiklerini ve taraflar boşandıktan sonra ve boşanmada kendisinin ağır kusurlu görülmesini hazmedemeyerek intikam almak istediğini, var olduğu iddia edilen ve kabul etmedikleri alacak borç ilişkisinin evlilik birliğinin devamı esnasında kurulduğundan konu açılacak olan "mal rejiminin tasfiyesi" davasının konusu olduğunu, dolasıyla açacakları mal rejiminin tasfiyesi davasının bekletici mesele sayılması gerekeceğini belirterek; davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Adı geçen Mahkemece ... karar sayılı ilam ile davanın reddine dair verilen karara yapılan temyiz istemi üzerine Yargıtay ... HD'nin ... esas ve ... karar sayılı ilamı ile görevli Mahkemenin ATM olması nedeniyle hükmün bozulması üzerine verilen görevsizlik kararı neticesi Mahkememizin ... esas sırasına kaydı yapılmakla dosyanın incelenmesinde 04/04/2017 tarih ve ... karar sayılı ilam ile davanın reddine karar verilmesi üzerine yeniden yapılan temyiz istemi üzerine Yargıtay ... Hukuk Dairesinin 15/05/2019 tarih ... E. ... K. Sayılı ilamı ile; "Mahkemece dava konusu senedin davacı ile davalı ... arasında evlilik birliği devam ederken verildiği bu nedenle HMK 203/1-a bendi uyarınca eşler arasında düzenlenen işlemlerde tanık dinlenebileceği belirtilerek dinlenen tanık beyanlarına göre davanın reddine karar verilmiş ise de eşler arasında HMK 203/1 maddesi senetle ispat zorunluluğu istisnaları belirtilmiş olup işlem senede bağlanmış ise HMK 201 maddesi uyarınca senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ispat yükümlülüğünün yine senetle yapılması gerekir. Tanıkla ispat mümkün değildir. Bu durumda davalı ... İddiasım yazılı delille ispat etmesi gerekirken davacımn açık muvafakati olmaksızın tanık dinlemek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesiyle Mahkememiz kararının bozulmasına karar verilmekle karar düzeltme talebinin de reddi üzerine dosyanın Mahkememiz ... esas sırasına kaydı yapılmış ve Mahkememizce yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde 12/10/2021 tarih ve ... karar sayılı ilam ile davalı ... yönünden davanın reddine, ... yönünden ise kısmen kabulüne dair verilen hükmün temyizi üzerine bu sefer Yargıtay .... HD'nin 16/02/2023 tarihli ve ... Esas -... Karar sayılı ilamı ile "dava ve takibe konu bonunun incelenmesinde bononun vadesinin 15.05.2009 olduğu, icra takibinin ise 01.03.2012 tarihinde yapıldığı anlaşılmıştır. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 661 inci (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 749 uncu maddesinin birinci fıkrası) uyarınca bonolarda zamanaşımı süresi 3 yıl olup icra takip tarihinde henüz bono zamanaşımına uğramadığından kambiyo senedi niteliğini kaybetmemiştir. Bono ön yüzünde keşideci imzası dışında müşterek borçlu olduğu belirtilmeyen tüm imzalar 6102 sayılı Kanun’un 702 nci maddesi uyarınca aval hükmündedir. Aval veren kişinin bono zamanaşımına uğramadığı veya bononun bedeli ödenmediği bedelsiz olmadığı hallerde sorumluluğu devam etmektedir. Mahkeme gerekçesinde aval veren ... imzasının adi kefalet niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Ancak 6102 sayılı Kanun’un 702 nci maddesi uyarınca davalı aval veren olup adi kefâlet şeklinde herhangi bir kefâletinin bulunmadığı gözetilmeksizin bu davalı hakkında da davanın kabul edilmesi gerekirken" gerekçesi ile Mahkememizce kurulan ... Esas- ... Karar sayılı hüküm kaldırılmakla sonuçta Mahkememizin ... esas sırasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır.
DELİLLER:
Aydın İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yazılan müzekkere cevabı, İzmir ... Aile Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosya aslı, İzmir CBS'nin ... soruşturma sayılı dosyasına yazılan müzekkere cevabı, İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yazılan müzekkere cevabı, İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına konu senet aslı ile tanık beyanları Mahkememiz dosyası arasında olduğu anlaşılmıştır.
İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... e.sayılı dosyası celp edilerek dosyamız arasına alınmış, dosyanın yapılan incelemesinde; Mahkememiz davacısı tarafından davalılar aleyhine 150.000,00 TL asıl alacak ve 39.000.00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 189.000.00 TL tutarındaki alacağın tahsili bakımından ilamsız takip başlatıldığı, takip dayanağının 15.05.2009 vade tarihli 150.000,00 TL bedelli bir adet senet olarak belirtildiği, davalılar tarafından geniş anlamda borca itiraz üzerine takibin durdurulduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce dosyanın tevdisi üzerine alınan ve taraflara tevdi edildiği anlaşılan SMMM bilirkişisi ... tarafından tanzim edilen 09/04/2021 havale tarihli raporda özetle; senede işlemiş ve işleyecek faiz tutar yönünden ayrı ayrı hesap yapılmakla birlikte 16/05/2021 tarihi itibariyle senet konusu alacağın toplam ulaştığı değerin 165.525,00 TL olduğu yönünde tespite yönelik kanaat belirtildiği görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Mahkememiz davacısı tarafından davalılar aleyhine yukarıda belirtilen şekilde ilamsız icra takibi başlatılması üzerine davalılarca yapılan geniş anlamda borca itiraz üzerine takibin durdurulduğu, takip dayanağı kambiyonun şekli incelemesinde davalı ... tarafından keşideci sıfatıyla tanzim edilen 25/03/2009 tarihli 150.000,00 TL bedelli senedin 15/05/2009 vade tarihli olarak belirlendiği lehtarının Mahkememiz davacısı olduğu, davalı ...'nın senedin ön yüzüne kefil sıfatıyla imza attığı konularında bir uyuşmazlık olmadığı tespit edilmiştir.
Yukarıdaki tespit göz önüne alındığında taraflar arası uyuşmazlığın söz konusu senetten kaynaklı davacının davalılardan alacaklı olup olmadığı, bu anlamda davalılar itirazlarının yerine olup olmadığının tespiti ile değerlendirilmesine yönelik itirazın iptali isteminin yanı sıra istem konusu edilen tazminatların somut olay bakımından yasal koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine yönelik olduğu anlaşılmıştır.
Uyuşmazlığın değerlendirilmesine geçmeden evvel şu hususun belirilmesinde fayda vardır; davalılar tarafından yapılan itiraz üzerine iş bu itirazın iptali davasının yasal 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
İleri sürülen iddialar kapsamında somut uyuşmazlığın değerlendirilmesine geçmeden önce konu itirazın iptali açısından davalılarca ileri sürülen borçlu olunmadığı yönündeki savunma göz önüne alındığında şu hususlara değinilmesi gerektiği kanaati ile; ispat külfeti açısından kural olarak, Medeni Kanunun 6. maddesine göre; bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden tarafın o vakıayı ispat etmeye mecbur olduğu ve dolayısı ile ispat yüküne ilişkin bu genel kuralın itirazın iptali davaları için de geçerli olacağı yani konu davalarda da ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp bu genel kuralın uygulanması gerektiği kanaatine varılmakla birlikte menfi tespit davasında borçlunun; ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya iradesi olmakla borçlanma durumunun gerçekleşmediğini ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle borçlu olmadığı yönünde savunmada bulunabileceği göz önüne alındığında ispat yükünün kural olarak davalı/alacaklıda olduğu ve alacaklının hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumunda olduğu kabul edilmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2003/19/781 esas ve 2003/768 karar sayılı ilamı) davacının davalılardan alacaklı olduğu yönünde takip dayanağı bono göz önünde bulundurulduğunda borcun varlığı inkar edildiğinden ispat yükünün somut olayda davalılar üzerinde olduğu kanaatine varılmıştır.
Yukarıdaki açıklama kapsamında her ne kadar aksi belirtilmiş ise de takip dayanağı bonodan dolayı davacının eski eşi olan ...''nin söz konusu senedin 3. bir şahsa teminat amacıyla davacıya verildiği iddia edilerek bu kapsamda borçlu olunmadığı ileri sürülmüş ise de bunun davacı yanca kabul edilmediği göz önüne alındığında 6100 sayılı HMK'nın 201 maddesi kapsamında senede karşı senet ile ispat kuralı çerçevesinde davalı ...'nin beyanın soyut bir iddiadan öteye geçemediği gibi cevap dilekçesinin aksine 21/11/2014 tarihli dilekçe ile yemin deliline dayanılmadığının belirtilmesi üzerine davalı ...'nin bu yönelik iddialarının ispatlanamadığı kanaatine varılmakla birlikte yine her ne kadar en son bozma ilamı öncesinde Mahkememizce aksi yönde bir değerlendirme yapılmış ise de Yargıtay ... HD'nin ... esas ve ... karar sayılı ilamına uyulması sonucu zaman aşımına uğramadığı sabit olan bononun ön yüzündeki kefil bölümünde ismi geçen davalı ...'nın ... borcuna aval veren olduğu ve ortada adi nitelikte bir kefalet bulunmadığı anlaşılmıştır.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde Mahkememiz davacısı tarafından davalılar aleyhine İzmir ... İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyasından 01/02/2012 tarihinde başlatılan ilamsız takibe konu edilen 15/05/2009 vade tarihli bononun takip tarihi itibariyle zaman aşımına uğramadığı anlaşılmakla her iki davalının da senedin ön yüzündeki atılı imzası göz önüne alındığında senet konusu borç tutarı olan 150.000,00 TL yönünden borç ikrarında bulundukları, davalıların senetten kaynaklı borçlu olunmadığı yönündeki iddiaların soyut bir iddiadan öteye geçemediği, her ne kadar davacı ve davalı ...'nin eş olmaları sebebiyle tanık dinlenilmiş ise de 6100 sayılı HMK'nın 201 maddesi karşısında tanıkların beyanlarının senede karşı senetle ispat kuralının istisnalarını oluşturmadığından ve davalı iddialarının ispatına dair somut bir delil sunulmadığından tanık beyanlarının değerlendirmeye alınamayacağı kanaatine varılmakla davalıların asıl alacak yönünden itirazlarının yerinde olmadığı, işlemiş faiz yönünden yapılan değerlendirme neticesinde ise her ne kadar aksi iddia edilmiş ise de vade tarihinden takip tarihine kadar talpele bağlılık ilkesi gereği davacının yasal faiz talebinde bulunabileceği göz önüne alındığında bozma öncesi dosyaya kazandırılan 09/04/2021 havale tarihli rapordaki 38.287,50 TL'lik bedel yönünden yapılan hesaplamanın yerinde olduğu değerlendirilmekle bu anlamda işlemiş faiz yönünden de itirazların yerinde olmadığı anlaşılmakla her iki borçlu yönünden her ne kadar davacı tarafça 189.000,00 TL'lik tutar yönünden itirazın iptali isteminde bulunulmulş ise de yukaırdaki belirtilen tutar toplaın 188.287,50 TL olduğu anlaşılmakla davanın davalılar yönünden kısmen kabulüne, davacının talep konusu ettiği icra inkar tazminatının yasal koşşullarının somut olayda gerçekleştiği anlaşılmakla bu yöndeki talebin de kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Her ne kadar yukarıda da belirtildiği şekilde Mahkememizce verilen hükmün temyizi üzerine Yargıtay .... HD'nin 16/02/2023 tarihli ve ... Esas -... Karar sayılı ilamı ile davalı ... yönünden temyiz taleplerinin reddi yönünde kesin nitelikte karar verilmekle ileri sürülen temyiz istemleri ve bozma kapsamı göz önünde bulundurulduğunda yapılan hesaplamanın yerinde olduğu tespiti ile esasen Hale yönünden kararın kesinleştiği ve fakat Yargıtayca hükmün ortadan kaldırılmasına karar verildiğinden davalı ... yönünden de şeklen yeniden hüküm tesis etmek gerekmiş ve ancak adı geçen Hale yönünden önceki verilen hükme yönelik kazanılmış haklar göz önünde tutulmakla Hale yönünden davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinde bir değişikliği gidilmemesi gerektiği değerlendirilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1- Davanın KISMEN KABULÜ ile İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden yürütülen takibe davalılarca yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 150.000,00 TL asıl alacak, 38.287,50 TL işlemiş faizden oluşan toplam 188.287,50 TL alacağın tahsili bakımından devamına, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
- Hükmedilen 150.000,00 TL'ye takip tarihinden itibaren % 9 oranından fazla olmamak üzere yasal faiz uygulanmasına,
- Hükmedilen tutarın % 20'si olarak hesaplanan 37.657,50 TL icra inkar tazminatının DAVALILARDAN ALINARAK DAVCIYA VERİLMESİNE,
2- Bozma öncesi verilen hükümde tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla karar tarihi itibariyle alınması gerekli 12.861,91 TL karar ve ilam harcından evvelce alınan 2.806,65 TL (1.861,65 TL peşin harç ile 945,00 TL icra dosya peşin harcından oluşan) TL harcın mahsubu ile hazineye irad kaydına, bakiye 10.055,26 TL karar ve ilam harcının DAVALILARDAN MÜTESELSİLEN TAHSİLİ ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA, söz konusu tutar ile ilgili 492 sayılı harçlar kanunu 28. Madde uyarınca kararın tebliğinden itibaren 1 ay içerisinde tahsil harç müzekkeresi düzenlenmesine,
3- Bozma öncesi tahsilinde tekerrür olmamak kaydıyla davacı tarafça yatırlan toplam 2.827,80 TL harç ile gider avansından kullanılan ( bozma öncesi ve bozma sonrası) kısmın ret kabul oranına göre hesaplanan 1.423,91 TL'sinden oluşan toplam 4.251,71 TL yargılama giderinin DAVALILARDAN MÜTESELSİLEN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4- Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK'nın Gider avans Tarifesinin 5. maddesi gereğince DAVACIYA İADESİNE,
5- Davalı ... tarafından yatırılan gider avansı kullanılmadığından 6100 sayılı HMK'nın Gider avans Tarifesinin 5. maddesi gereğince adı geçen DAVALIYA İADESİNE,
6- Davalı ... tarafından yatırılan gider avansından kullanılan kısmın ret kabul oranına göre hesaplanan 1.17 TL'sinin DAVACIDAN ALINARAK ADI GEÇEN DAVALIYA VERİLMESİNE, arta kalan kısmın 6100 sayılı HMK'nın Gider avans Tarifesinin 5. maddesi gereğince DAVALIYA İADESİNE,
7- Bozma öncesi tahsilinde tekerrür olmamak kaydıyla davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümleri gereğince kabul tutarı üzerinden hesap ve takdir edilen 30.126,00 TL vekalet ücretinin DAVALILARDAN (davalı ...'nin bu tutarın 21.630,13 TL'sinden sınırlı sorumlu olması kaydıyla) MÜTESELSİLEN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE,
8- Bozma öncesi tahsilinde tekerrür olmamak kaydıyla davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümleri gereğince ret tutarı üzerinden hesap ve takdir edilen 712,50 TL vekalet ücretinin DAVACIDAN ALINARAK 1/2 oranında DAVALILARA VERİLMESİNE,
9- İzmir ... Aile Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının kararın kesinleşmesinden sonra adı geçen Mahkemeye iadesine,
10- İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının kararın kesinleşmesinden sonra adı geçen Müdürlüğe iadesine,
11- Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafların yokluğunda 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. Maddesinin 2. Fıkrası gereği gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 17/01/2024
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı