T.C.
İZMİR
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/458 Esas
KARAR NO : 2024/47
DAVA : 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 05/06/2023
KARAR TARİHİ : 23/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir ... İcra Dairesi'nin ... numaralı dosyasında borçlu konumda olan ...'nin müvekkilinin abisi olduğunu, alacaklı şirketin icra dosyasında alacağını takip borçlusundan tahsil edemediğini ve borçlunun yakınlarının bilgilerini hukuka aykırı ele geçirerek belirli aralıklarla 89 haciz ihbarnameleri gönderdiğini, müvekkiline 08/12/2022 tarihinde 89/1 haciz ihbarnamesi gönderildiğini, müvekkilinin itiraz dilekçesini süresi içerisinde icra dairesine teslim ettiğini, 89/2 haciz ihbarnamesinden haberi dahi olmayan müvekkilinin 89/3 haciz ihbarnamesi tebliğ edildiğinde icra dairesine gittiğini, 89/1 ihbarnamesine süresi içerisinde itiraz ettiğini ihbarname gönderilmemesi gerektiğini söylediğini, icra dairesindeki memurların kendisine itiraz dilekçesinin dosya içerisinde bulunmadığını söylediklerini, 89/3 haciz ihbarnamesini tebliğ alan müvekkilinin iş bu davayı açmak zorunda kaldığını, müvekkilinin, takip borçlusu olan abisi ...'ye hiçbir şekilde borcu bulunmadığını, müvekkilinin, takip borçlusu ile arasında herhangi bir para alışverişi veya alacak verecek ilişkisi oluşturacak bir durum veya hukuki olay yaşanmadığını, takip alacaklısının, müvekkilinin takip borçlusuna borcu olduğuna dair dayanaksız iddiasının doğru olmadığını, takip alacaklısı olan davalının kötü niyetle hareket ettiğini belirterek, davanın kabul edilerek müvekkilinin takip borçlusuna borcu olmadığının tespit edilmesine, haksız ve kötü niyetli olarak 89 ihbarnameleri gönderen davalının %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; menfi tespit davalarının açılabilmesi için kişinin davayı açmakta korunmaya değer hukuki yararı olması gerektiğini, davacı ...'nin İzmir ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasında üçüncü şahıs sıfatına haiz olup henüz borçlu olarak eklenmediğini ve üzerine takibin kesinleşmediğini, davacı tarafın işbu davayı ikame ederken ortada hukuki yararının var olduğunu kanıtlayacak gerçeğe ve hukuka uygun bir açıklamada bulunmadığını, İzmir ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyasında kendisine gönderilen haciz ihbarnamelerine itiraz etmediğini ve ilgili dosyada üçüncü şahıs olarak bulunan davacı tarafın, hukuki yarar yokluğuna rağmen kötü niyetli olarak işbu menfi tespit davasını ikame ettiğini, söz konusu ihbarnamelerin kişinin, borçlu ile herhangi bir alacak-borç ilişkisi olup olmadığının tespitine ilişkin gönderilmekte olup
89 haciz ihbarnamelerin yanlızca soru sorma niteliği taşıdığını, üçüncü kişilerin, kendilerine gönderilen soru sorma evrakı niteliğindeki işbu haciz ihbarnamelerine yasal süreleri içerisinde, icra dairelerine verecekleri tek bir dilekçe ile itiraz edilebilme imkanlarının bulunduğunu, buna rağmen kendilerine gönderilen haciz ihbarnamelerine yasal süresi içerisinde itiraz etmeyip menfi tespit davası ikame ettikleri takdirde, İcra İflas Kanunu'nun 89/3 fıkrası dikkat alınması gerektiğini, menfi tespit davası ikame eden tarafın, takip borçlularına borçlarının olmadığını veyahut ellerinde takip borçlusuna ait hak ve alacak bulunmadığını dava aşamasında ispat etmekle yükümlü olduğunun vurgulandığını, davacı tarafından, dava aşamasına kadar bahse konu haciz ihbarnamelerine itiraz edilmediğini, konuya ilişkin işbu davanın konusu yapılamayacak asılsız iddialarda bulunulduğunu ve ilgili icra dosyasındaki borçluya ait hak ve alacak bulunmadığını ispata elverişli herhangi bir belge veya delil işbu dava dosyasına sunulmadığını, davacının mezkur davada üzerine düşen ispat yükünü yerine getirmediğini dolayısıyla işbu davanın ilgili İİK m.89/3 fıkrası gereğince de reddi gerektiğini, davacının ilgili icra dosyasında alacaklı olan müvekkiline mağduriyet yaşatmak istediğini, karşı yanın sadece kötü niyetle hareket ettiğini ve müvekkilini zarara uğratmayı hedeflediğini, bu bağlamda, hukuka aykırı ve kötü niyetli işbu davanın reddedilmesi ve İİK Md. 89/3 uyarınca dava konusu alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzerine müvekkili lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, belirterek, haksız ve hukuka aykırı işbu davanın tüm sonuçlarıyla reddine, alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla müvekkili lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, İİK'nın 89/3 ihbarnamesi gereğince açılan menfi tespit davasıdır.
Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.
TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesini değiştiren 6335 sayılı Kanun ile asliye hukuk mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır. Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir.
Somut olayda; davanın İİK'nın 89/3 ihbarnamesi gereğince menfi tespit davası olduğu, açılan davanın icra takibine konu senetlerle bir ilgisinin bulunmadığı, bu nedenle davanın mutlak ticari dava olarak kabul edilemeyeceği, davacı gerçek kişi yönünden yapılan tacir araştırmasında davacının ticaret siciline kayıtlı olmadığı gibi faal vergi mükellefiyetinin de bulunmadığı, ayrıca davacı vekilinin beyanına göre davacının sağlık kuruluşunda hemşire olarak görev yaptığı, davacının tacir olmadığı, bu nedenlerle açılan davanın nispi ticari dava da olmadığı, açılan davada görevli mahkemenin genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesi olduğu anlaşılmakla, görevsizlik kararı verilerek davanın usulden reddine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Davanın GÖREVSİZLİK NEDENİ ile 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2- Görevli Mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,
3- Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
4- 6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi gereği kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde iş bu dosya resen ele alınarak Mahkememizce davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE,
5- Yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemece karar verilmesine, davanın açılmamış sayılma şartları oluştuğu takdirde yargılama giderleri konusunda MAHKEMEMİZCE KARAR VERİLMESİNE,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı ve davalı vekilinin E-duruşma yolu ile yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.23/01/2024
Katip ...
E-imzalıdır.
Hakim ...
E-imzalıdır.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!