WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 20 Haziran 2026

İZMIR 2. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/7 Esas
KARAR NO : 2024/188
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/01/2023
KARAR TARİHİ : 29/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; " Torbalı İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile alacağın tahsili için ilamsız icra takip yoluna müracaat edilmiş olup davalı 14.10.2022 tarihinde haksız ve mesnetsiz olarak borca itiraz etmiştir. Davalı müvekkilden ... stok kodlu yem katkısı ürünleri satın almıştır. Yem katkısı ürünlerinin satışının gerçekleştirildiği 11.06.2022 tarih ve ... numaralı 1.504,38-TL bedelli, 20.06.2022 tarih ve... numaralı 7.555,37-TL bedelli, 21.06.2022 tarih ve ...numaralı 10.569,47-TL bedelli, 28.06.2022 tarih ve ... numaralı 48.168,01,16-TL bedelli e-arşiv faturalarında da görülmektedir. Yapılan tüm satışlara ilişkin düzenlenen 11.06.2022 tarih Seri ..., 20.06.2022 tarih Seri ..., 21.06.2022 tarih Seri ..., 28.06.2022 tarih Seri ... sıra numaralı sevk irsaliyeleri ekte sunuludur. Anılı e-arşiv faturalar ve ticari defter kayıtlarıyla da taraflar arasındaki ticari ilişki ve müvekkil alacağı açıkça görülecektir. Borçlunun tamamen haksız ve kötüniyetli itirazı üzerine, tarafımızdan İzmir Arabuluculuk Bürosuna müracaat edilmiş ve neticeten yapılan arabuluculuk süreci anlaşamama ile neticelenmiştir. Sunulu tüm bu nedenlerle, borçlunun itirazının iptali ile takibin devamı ve borçlunun haksız itirazı nedeni ile alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesi amacıyla Sayın Mahkemenize müracaat etme zorunluluğumuz oluşmuştur. Sunulu tüm bu nedenlerle, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, davamızın kabulü ile Torbalı İcra Müdürlüğünün... E. Sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, haksız itiraz nedeniyle %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini saygılarımla vekaleten arz ve talep ederim." şeklinde talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Mahkemenizde görülmekte olan dosyada davacı yanın dava dilekçesi 23.01.2023 tarihinde müvekkil şirkete tebliğ edilmiş olup tarafımızca süre uzatım talebinde bulunulmuş ve mahkemenizin 03.02.2023 tarihli ara kararı ile cevap süresinin bir hafta uzatılmasına karar verilmiştir. Süre uzatım kararı uyarınca dava dilekçesine karşı süresi içerisinde cevaplarımızı sunmaktayız. Özetle; Torbalı İcra Müdürlüğü...E. sayılı dosyası ile müvekkil şirket aleyhine haksız ve mesnetsiz olarak icra takibi başlatılmış, 14.10.2022 tarihinde tarafımızca borca, işlemiş faize, faiz oranına ve borcun tüm ferilerine itiraz edilmiş ve yapılan itiraz neticesinde icra takibi durmuştur. Bunun üzerine söz konusu takipte alacaklı olduğunu iddia eden tarafça işbu dava ikame edilmiştir. Müvekkil şirketin, davacı yanın iddia ettiği gibi muaccel hale gelmiş böyle bir borcu bulunmamaktadır. Öncelikle davacı yanın iddialarını kabul etmemiz mümkün değildir. Şöyle ki; davacı yan, müvekkil şirket ile arasındaki e-arşiv faturalarını ve sevk irsaliyelerini dayanak göstererek takip talebinde bulunmuş ise de müvekkil şirketin davacı yana, cari ilişkiye dayalı herhangi bir borcu bulunmamaktadır. Davacı yanın işbu dava konusu icra takibine dayanak olarak göstermiş olduğu faturalara ilişkin olarak işbu dilekçemiz ekinde sunulmuş olan Karşıyaka... Noterliğinin 24.08.2022 tarihli ...yevmiye numaralı ihtarnamesi ile de müvekkil şirketin davacı yanla herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığının, söz konusu düzenlenen faturaların kabul edilmeyeceğinin ve faturaların müvekkil şirkete ait ticari defter ve kayıtlara işlenmeyeceğinin ihtarı yapılmıştır. Müvekkil şirketin davacı yanla hiçbir ticari ilişkisi bulunmamakta ve davacıyla herhangi bir mal alım-satımı gerçekleştirilmemiştir. Bu nedenle gerçeği yansıtmayan söz konusu faturaların tarafımızca kabulü mümkün değildir. Müvekkil şirketin davacı yana herhangi bir borcu bulunmamaktadır. Bu husus müvekkilimize ait ticari defter ve kayıtların incelenmesi ile de sübuta erecektir. Davacı yan, müvekkilimizden ürün satın aldığını iddia ederek e-arşiv faturaları ve sevk irsaliyeleri düzenlemiştir. Ancak davacı yanın dava dilekçesinde sunmuş olduğu sevk irsaliyelerinde ürünleri teslim alan... isimli bir şahıs görünmektedir. Müvekkil şirket bünyesinde bu isimde çalışan bir personel bulunmamaktadır. Bu sebeple sevk irsaliyelerinin kuşkusuz, imzalı ve imzaların, alıcıya veya alıcının çalışanına ait olması gerektiğinden; nihayetinde davaya konu ticari ilişkinin tarafı olmamamız sebebiyle sözleşmeye konu işin, teslimin davacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Teslimatın tarafımıza yapıldığı da ispatlanamayacağından davanın reddi gerekmektedir. Arz ve izah edilen ve mahkemenizce re'sen göz önünde bulundurulacak sebeplerle; işbu kötüniyetli ve mesnetsiz davanın reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve arabuluculuk vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ederiz." şeklinde talep etmiştir.
Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan 4 adet fatura bedelinin tahsili için başlatılan icra takibinde ödeme emrine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davaya konu Torbalı İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı takip dosyasında davacı tarafından davalı aleyhine 4 adet fatura dayanak yapılarak faiz ile birlikte toplam 69.943,38-TL 'nin talep edildiği ödeme emrinin borçlu/davalıya tebliğ edildiği borçlunun süresinde yaptığı itiraz üzerine takibin durduğu görülmüştür.
Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığından işin esasına geçildi.
Davacı vekili, müvekkilinin takibe konu edilen dört adet faturada belirtilen yem katkısı ürünlerini teslim ettiğini ancak ödeme almadığını iddia etmekte, davalı vekili ise taraflar arasında ticari ilişkinin bulunmadığını, faturalara konu ürünlerin teslim edilmediğini ve sevk irsaliyesinde ismi geçen ... adında çalışanının bulunmadığını savunmaktadır.
Taraflar arasındaki satım sözleşmesinde davacı satıcı, davalı satın alandır. Satıcı davacı ürünü teslim ettiğini, davalı alıcı ise teslim edilen ürünler karşığında bedel ödediğini ispatla yükümlüdür.
Taraf ticari defterlerinin incelenmesi sonucu mahkememize sunulan 10/11/2023 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre;
"Mahkeme dosyası ve içindeki belgeler ile tarafların ticari defter kayıtlarının ve dayanağı belgelerin tetkiki sonucunda ve raporum içinde açıklanan nedenlerle,
1) Davacı şirketin 2022, 2023 yılı ticari defterlerinin 6100 sayılı H.M.K 222. Maddesine göre delil vasfına sahip olma niteliğinde olduğu,
2) Davalı şirketin 2022 yılı ticari defterlerinin 6100 sayılı H.M.K 222. Maddesine göre delil vasfına sahip olma niteliğinde olduğu,
3) Takip ve dava konusu yapılan faturaların davacı şirket ticari defter kayıtlarında kayıtlı olduğu, davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, iş bu faturalara ait düzenlenen sevk irsaliyelerinde teslim alan kısmında yer alan “...” adında 06/2022 döneminde davalı şirkette kayıtlı çalışan olmadığı, fakat 06/2022 dönemi BA Form’unda ... T.C. Kimlik nolu ...adlı kişiden 16 adet fatura karşılığı KDV hariç 194.650,00.-TL’lik mal/hizmet alımı yapıldığı tespit edilmiştir.
4) Takip ve dava konusu yapılan fatura ve fatura muhteviyatı mal/hizmetin davalı yan tarafından teslim alındığına Sayın Mahkeniz tarafından karar verildiği takdirde, takip ve dava konusu yapılan faturalardan kaynaklı olarak davacı şirketin davalı şirketten 67.797,23.-TL alacaklı olduğu kanaatine varılmıştır.
5) Davacı şirketin, davalı şirketten 2.146,15.-TL işlemiş faiz talep ettiği, ancak davalıyı temerrüte düşürdüğüne dair noter ihtarnamesi ya da sözleşme benzeri tevsik edici bir belgenin dava dosyasına sunulmadığı tespit edilmiş olup, faiz başlangıç tarihi belirlenemediğinden işlemiş faiz hesaplaması yapılamamıştır.
Takdiri Sayın Mahkemenize ait olmak üzere saygı ile sunulur." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Somut olayda, satıcı/davacı 4 adet faturayı dayanak yaparak icra takibi başlatmış ve icra takibinde ödeme emrine karşı yapılan itiraz üzerine eldeki itirazın iptali davası ikame edilmiştir. Davacı satıcı konumunda bulunduğundan ve davalı/satın alan ürünlerin teslim edilmediğini savunduğundan öncelikle davacı/satıcı faturalarda yer alan ürünleri teslim ettiğini ispatla yükümlüdür. Mahkememizce taraf ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde 4 adet faturanın davacı ticari defterlerine kaydedildiği buna karşılık davalının faturaları ticari defterlerine kaydetmediği belirtmiş ise de; emsal nitelikli Yargıtay... H.D.' nin ...Karar sayılı ilamı incelendiğinde, "Mahkemece taraflara usulüne uygun şekilde tarafların ticari defterlerinin ibrazı için süre verilmeli ve ibraz edilen ticari defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmalıdır. Ayrıca davacının takip dayanağı yaptığı faturada da davalı müşterinin vergi dairesi ve vergi numarası bulunmaktadır. Bu bilgilerden hareketle davalının bu fatura ile ilgili -BA- “Büyük Alış” beyannamesi verip vermediği sorulmalı, böyle bir beyanname vermiş ise malları teslim almış sayılacağı değerlendirilmelidir. " şeklinde içtihat oluşturduğu görülmektedir. Bu nedenle davacının düzenlediği faturalara ilişkin davalının bu faturalar ile ilgili -BA- “Büyük Alış” beyannamesi verdiği celp edilen vergi kayıtlarından sabit olduğundan davacının ürünleri teslim ettiği, davalının teslim edilen ürünlere karşılık ödeme yapmadığı anlaşılmakla TBK' nun 117. Maddesi gereği alacaklı/davacının ihtarı bulunmadığından ve TTK' nun 1530. Maddesine dayanılmadığından temerrütün gerçekleşmediği kanaatine varılarak itirazın asıl alacak üzerinden iptaline, kabul edilen miktar faturaya dayandığından likit olarak değerlendirilerek davacı lehine tazminata hükmetmek gerekmiştir.
Davalı vekiline yemin delili hatırlatılmış ve delilin kullanılması için huzuda kesin mehil verilmiş ancak yemin delili süresinde kullanılmıştır. Davalı vekili 29/02/2024 tarihli celse müvekkilinin yurt dışında bulunduğunu bu nedenle görüşme sağlanamadığını ve taraflarına yeninden mehil verilmesini talep etmiş ise de,
-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda öngörülen süreler, nitelikleri bakımından, taraflar için ve mahkemeler için konulmuş süreler olmak üzere ikiye, taraflar için konulmuş süreler ise kanunda belirtilen süreler ve hakim tarafından belirtilen süreler olmak üzere ikiye ayrılır. Kanunda belirtilen süreler; kanun tarafından öngörülmüş (cevap süresi, temyiz süresi gibi) süreler olup, bu süreler kesindir ve işlemin kanuni süresi içinde yapılıp yapılmadığı, mahkemece re’sen gözetilir. Hakimin tespit ettiği süreler ise kural olarak kesin değildir. Hakim, kendi tayin etmiş olduğu süreyi, 6100 sayılı Kanunun 90/2’nci maddesine göre iki tarafı dinledikten sonra haklı nedenlere dayanarak, azaltıp çoğaltabilir ve bu sürenin, kesin olduğuna da karar verebilir. (HMK m.94/2, HUMK m.159). Hakimin verdiği sürenin kesin olması için ya hakimin kesin olduğunu belirtmeksizin verdiği ilk sürede işlemin yapılmaması nedeniyle ilgili tarafın yeniden süre talep hakkının varlığı karşısında, bu talep üzerine hakimin verdiği ikinci sürenin kanundan kaynaklanan şekilde kesin olması (HUMK m.163, c.4, HMK 94/2); ya da hakimin tayin ettiği ilk sürenin kesin olduğuna karar vermiş olması gerekir. Hakimin tayin ettiği bu ilk sürenin kesin süre olarak hukuki sonuç doğurabilmesi için, buna ilişkin ara kararının kanuna ve içtihatlara uygun şekilde oluşturulması, hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık olması ve kesin süreye uyulmamasının sonuçlarının ilgili tarafa ihtar edilmesi gerekir. Kesin süreye ilişkin ara kararının verilmesiyle karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak doğmaktadır. Başka bir deyişle; ister kanun, ister hâkim tarafından tayin edilmiş olsun, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen işlemin, bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi olanaklı değildir.
Öte yandan 6100 sayılı Kanunun 94’ücü maddesi uyarınca kesin süreye ilişkin ara kararın hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması, taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her iş için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Bazı hallerde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu cümleden olarak, kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olmasının yanı sıra, tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerekir.
Bu yasal düzenlemeler göstermektedir ki, taraflar; dinlenmesini istedikleri tanık ve bilirkişinin veya yapılmasını istedikleri keşif ve sair işlemlerin masraflarını, mahkeme veznesine yatırmaya mecbur olup, hâkim tarafından verilen sürede gerekli masrafı vermeyen tarafın talebinden sarfınazar ettiği kabul edilir. Hâkimin, bu masrafların yatırılması konusunda verdiği sürenin kesin olduğunu usulünce karara bağladığı hallerde, kesin süreye uymayan tarafın bu delile dayanma olanağı kalmaz. Kesin süre tarafların yanında hâkimi de bağlayacağından uyulmaması halinde, gereğinin hâkim tarafından hemen yerine getirilmesi gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18/02/1983 gün 1980/1-1284, 1983/141; 22/11/1972 gün 8/832, 935; 13/10/2010 gün 2010/17-510-485; 28/04/2010 gün 2010/2-221-241; 28/03/2012 gün 2012/19-55-2012-249; 12/12/2012 gün 2012/9-1202-1218 sayılı kararları).
Eski hale getirme, elde olmayan sebeplerle süresinde yapılamayan bir işlemi sonradan yapma imkânı verebilmek için getirilmiş bir müessesedir. Eski hale getirme talebinin kabul edilebilmesi için sürenin arzu ve ihtiyar dışında elde olmayan bir sebeple kaçırılması (6100 Sayılı HMK md 95/1), süresinde yapılamayan işlemle ulaşılmak istenen aynı sonuca başka bir hukuki yoldan ulaşılamaması (md 95/2), eski hale getirme talebinin engelin kalkmasından itibaren 2 hafta içinde yapılması (md 96/1), en geç nihai karar verilinceye kadar eski hale getirme talebinde bulunulması (md 96/2) gerekir. Yine eski hale getirmenin temyiz yoluna başvuru hakkının düşmesi halinde Yargıtay'dan talep edileceği HMK'nın 98/2 maddesinde hükme bağlanmıştır.
Davalı vekiline 05/12/2023 tarihli celsede yemin delili hatırlatılmış ve kesin mehili içeren ihtarat tefhim edilmiş olmasına karşılık talik edilen 29/02/2024 tarihli celse müvekkilinin yurt dışında olduğu bu nedenle yeniden mehil verilmesi talep edilmiştir. Az evvel yukarıda da belirtildiği şekli ile mahkemelerce verilen kesin mehiller taraflar ile birlikte mahkemeleri de bağladığından ve HMK' nun 95. Maddesinde belirtilen eski hale getirme şartları (elde olmayan sebepler) dosyada mevcut olmadığından davalı vekiline yeniden mehil verilmesine gerek görülmemiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; davalı/borçlunun Torbalı İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın KISMEN iptali ile takibin asıl alacak üzerinden devamına,
2-Davalının sorumlu olduğu 67.797,23 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatı olan 13.559,45.-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gereken 4.631,22 TL karar ve ilam harcının yatan 844,74 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 3.786,48 TL' nin davalıdan alınarak Hazine' ye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan ve mahsup edilen 844,74 TL ve 179,90 TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan ve harcanan 101,00 TL posta ve diğer giderler, ile 1.400,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 1.501,00 TL yargılama giderinin kabul red oranı nazara alınarak 1.454,94 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 17.900,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. Uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 2.146,15 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
9-6325 sayılı HUAK uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk giderinin her iki tarafta oturuma katıldığından kabul red oranı nazara alınarak 95,74 TL' sinin davacıdan, bakiye kalan 3.024,26 TL' nin ise davalıdan alınarak Hazine' ye irat kaydına,
10-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,
Dair, taraf vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.29/02/2024

Katip ...
e-imzalıdır

Hakim ...
e-imzalıdır