WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Temmuz 2026

İZMIR 2. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/521 Esas
KARAR NO : 2024/382
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 16/09/2021
KARAR TARİHİ : 02/05/2024
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 01.06.2017 tarihinde mevcut olan iş ilişkisini düzenleyen iş akdinin imzalandığını, iş akdinin davalı yanca 08.07.2021 tarihinde özel sebepler gerekçe gösterilerek istifa ile sonlandırıldığını, davalı yanın istifa kararını müvekkili şirketin İnsan Kaynaklarına iletmesinin akabinde gönderdiği mailde ... firmasına Ege Bölge Müdürü olarak gideceğini belirttiğini, davalı yanın, müvekkili şirkette 01.06.2017 ile 08.07.2021 tarihleri arasındaki dönemde "Satış Mühendisi" ünvanıyla çalıştığını, müvekkili şirket tarafından; 2017 yılından ayrıldığı tarihe kadar, verimli ve uzun soluklu bir çalışma sağlanması amacıyla davalıya çeşitli eğitimlere katılma olanağı sağlandığını ve tüm bu eğitimlerin giderlerinin müvekkili şirket tarafından karşılandığını, davalı yanca alınan eğitim giderleri karşılığı olarak müvekkili şirketçe; 482,36 TL kişisel gelişim eğitimleri ve 22.815,00 TL teknik eğitimleri için ödendiğini, müvekkili şirket tarafından giderleri karşılanan eğitimlerin çalışanın verimliliğini arttırma, iş sürecini öğrenme ve bulunduğu pozisyonu ileriye taşıması amacıyla aldırıldığını, sözkonusu eğitimlerin müvekkili şirkete geri dönüşü alınacağı süreçte davalının istifa ederek, deneyimlediği ve geliştirdiği tüm özelliklerini rakip firmada kullanmak üzere istifa ettiğini, davalı yanın, müvekkili şirket tarafından 4 yıl boyunca satış mühendisi olarak yetiştirildiğini ve sonrasında iş akdine aykırı olarak tam eğitimlerin karşılığının alınacağı dönemde rakip firmaya geçtiğini belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; 60.305,00 TL tazminatın arabuluculuk başvuru tarihinden itibaren işleyecek olan avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı müvekkilin davacıya ait iş yerinde çalışmakta iken istifa ederek işten ayrıldığını, işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde faaliyet gösteren başka bir firmada işe başladığını, bu durumun müvekkili ile imzaladıkları iş sözleşmesinin rekabet yasağı hükümlerine aykırı olduğunu ve bu nedenle müvekkilinden cezai şart tazmini talebiyle bu davayı ikame ettiklerini, söz konusu bu iddianın haksız, kötü niyetli ve hukuka aykırı olup reddi gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesi ile talep ettiği hususlarla ilgili olarak görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacı tarafın iddia ve talep ettiği alacak her ne kadar müvekkili ile davacı tarafın işçi-işveren ilişkisi ile alakalı olsa da iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra doğan rekabet yasağı ile hükümlerin mutlak ticari dava niteliği taşımakta olup görülme yerinin ise Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, huzurdaki davada İş Mahkemeleri görevsiz olduğundan dolayı görev itirazlarının kabulü ile Mahkemenin görevsizliğine karar verilmesi gerektiğini, rekabet yasağı sözleşmesinin koşullarının Türk Borçlar Kanununun 444. maddesinde düzenlendiğini, bunların; işçinin fiil ehliyetine sahip olması, sözleşmenin yazılı olarak yapılması ve işverenin korunmaya değer haklı menfaatinin varlığı olduğunu, geçerli bir rekabet yasağı sözleşmesinden söz edebilmek için bu koşulların hepsinin bir arada olması gerektiğini, rekabet yasağının sözleşmenin geçerliliği için bulunması zorunlu olan bu koşullara ilişkin hükümlerin emredici nitelikte olduğunu ve bu koşullardan herhangi birinin bulunmaması halinde sözleşmenin batıl olacağını, Türk Borçlar Kanununun işçilerin ekonomik anlamda gelişmelerinin rekabet yasağı şartı ile güçleştirilmesini engellemek için, ancak işverenin korunmaya değer haklı menfaatinin olduğu hallerde rekabet yasağını kabul ettiğini, işverenin böyle önemli bir menfaati ancak müşteri çevresi ve iş sırlarının korunması söz konusu olduğu zaman var olduğunu bu nedenle rekabet yasağının kararlaştırılabilmesi için, "İş sözleşmesinin işçiye işverenin bazı sırlarını öğrenme imkânını vermesi gerekir. Türk Borçlar Kanunu’nun 444. maddesinde, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.” denilmek suretiyle bu koşula işaret edildiğini, davacı tarafın, müvekkilinin kendilerine ait ticari sırlara vakıf olduğunu ve bu bilgilerin kullanılması halinde önemli zararlara uğrayabilecekleri iddiasında bulunduğunu, müvekkilinin, davacı iş yerinde çalıştığı pozisyon sebebiyle böyle önemli bilgilere ulaşabilmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER: sözleşme, ücret bordroları, SGK kayıtları, faturalar, ticari defter ve kayıtlar, bilirkişi raporları delil olarak değerlendirilmiştir.
Bilirkişi heyetinden alınan 26/01/2023 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "...Tespit ve değerlendirmelerimin Sayın Mahkemeyi bağlayıcı bir yönünün bulunmadığından hareketle; davalı yanın imzalamış olduğu iş sözleşmesinin rekabet yasağına ilişkin hükümlerinin hukuka ve yasaya uygunluğunun takdiri Sayın Mahkemeye olmak üzere, davalının sözleşmenin "...2 yıl süresince görev aldığı Ege Bölgesi ile sınırlı olmak üzere şirketimiz ile doğrudan veya dolaylı olarak rekabet içerisinde olan rakip şirketler ve/veya işletmeler ile; iş sözleşmesinde belirlenen iş tanımı kapsamındaki göreviyle doğrudan bağlantılı olarak herhangi bir işle uğraşmayacağını kabul eder." hükmüne aykırı olarak rakip bir firmada çalışmaya başladığı; teorik olarak, kısıtlı oranda da olsa davacının müşteri veya satış kaybına neden olabilecek mahiyetteki bilgilere sahip olduğu, buna karşın; davacı şirket ile rakip ... firmasının ürünleri ve satış kalemleri arasında, davacı yönünden yaklaşık 1100 çeşit ürün arasında 23 ürünün ortak nitelikte ürünler olduğu, davalının bu ürünlerle ilgili olarak davacının müşteri veya satış kaybına neden olduğuna dair bir tespit bulunmamakla birlikte, böyle bir durum oluştuğunda da bu kaybın davacının önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olamayacağına dair bir kanaate ulaşılmıştır..." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Bilirkişi heyetinden alınan 15/03/2024 tarihli ek rapora göre; "...Tespit ve değerlendirmelerimin Sayın Mahkemeyi bağlayıcı bir yönünün bulunmadığından hareketle; bilirkişi heyetimizin 26.01.2023 tarihli kök raporunda ürün grupları dikkate alınmak suretiyle tespit edilmiş olan 23 ortak ürün grubunun alt grupları da dikkate alındığında ... Firmasının mevcut kataloğunda yer alan 70 adet ürünün davacı firmanın 122 adet ürünü ile ikame edilebilecek nitelikte olduğu tespitine ulaşılmıştır." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
1-Dava, rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık nedeniyle cezai şart istemine ilişkindir.
2-6098 sayılı TBK’nın 444/2. maddesi hükmüne göre, rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse sonuç doğurur.
3-Somut olayda imzalanan 01/06/2017 tarihli hizmet sözleşmesinin incelenmesinde davalı ...L'un davacı şirket nezdinde satış mühendisi ünvanıyla istihdam edildiği, sözleşmenin 9. Maddesinde rekabet yasağı şartının yer aldığı, 9.1. Maddede davacının iş akdinin sona ermesinden sonra 2 yıl süre ile Ege Bölgesi ile sınırlı olarak davacı şirket ile doğrudan veya dolaylı rekabet içerisinde olan işletmeler ile ve iş sözleşmesinde belirlenen iş tanımı kapsamındaki göreviyle bağlantılı herhangi bir işle uğraşmayacağının taahhüt edildiği, 9.2. Maddede ise rekabet yasağının ihlali halinde davalının son brüt ücretinin 5 katı tutarında cezai şart öngörüldüğü anlaşılmıştır.
4-Rekabet yasağına dair cezai şartın incelenmesinde 2 yıl ile zaman sınırlaması bulunduğu ve ayrıca coğrafi yönden Ege Bölgesi ile sınırlı bir kısıtlama öngörüldüğü, bu haliyle davalının çalışma hürriyetinin aşırı oranda kısıtlandığının söylenemeyeceği, Yargıtay...Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamasına göre 2 yıllık sürenin makul bulunduğu ve coğrafi bölge bazlı bir sınırlamanın da aşırı nitelikte olmadığı, bu haliyle rekabet yasağı şartının geçerli olduğu kabul edilmiştir.
Davacı ile davalı arasında imzalanan rekabet yasağı sözleşmesinde davacı aleyhinde bir karşı edim öngörülmemiş olup bu hususun sözleşmenin sıhhatine etki edip etmeyeceğinin de değerlendirilmesi gerekmektedir. Yargıtay ...Hukuk Dairesi'nin ... Karar sayılı ilamında "TBK’nın 420. maddesi işçi ve işveren arasında düzenlenen hizmet sözleşmesine ilişkin olup hizmet sözleşmelerinde taraflardan sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun geçersiz olduğu düzenlenmiştir. Oysa somut olayda, davacı “hizmet sözleşmesine” dayanarak değil TBK’nın 444. maddesi ve devamında düzenlenen “rekabet yasağı sözleşmesine” dayalı olarak talepte bulunmaktadır. Yerleşik Daire kararları gereğince iş ilişkisinin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağı sözleşmelerinde kararlaştırılan ceza koşulunun karşılıklı olması gerekmemektedir." şeklinde açıklandığı üzere iş akdinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin düzenlenen rekabet yasağı sözleşmelerinde karşılıklı ceza koşulu varlığı şart olarak aranmamakta olup, somut uyuşmazlıktaki sözleşmede yalnızca davalı işçi aleyhinde cezai şart hükmü getirilmesinin sözleşmenin geçerliliğine bir etkisinin bulunmadığı değerlendirilmiştir.
5-Dosya kapsamında sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinde davalının, davacı nezdinde 01/06/2017-08/07/2021 tarihleri aralığında 3322.05 meslek kodu ile satış temsilcisi(01/06/2017-2020/06) ve 2433.03 meslek kodu ile satış temsilcisi(endüstriyel ürünler-2020/07-09/07/2021) olarak çalıştığı, iş akdinin 09/07/2021 tarihinde işçi tarafından feshedilerek(Kod-03) sona erdiği görülmüştür.
6-Davalı tarafça cevap dilekçesine davalının davacı nezdinde çalıştığı süre içerisinde davacıya zarar verebilecek nitelikte üretim sırrı veya iş çevresi ile ilgili bilgi edinmediğini, davalının belirli düzeyde bilgilere erişebildiğini, davalının davacı şirket müşteri çevresiyle ilgili yeni çalıştığı şirkette bir faaliyetinin veya iletişiminin bulunmadığını, davalının yeni çalıştığı dava dışı şirketin davacı şirket ile rekabet halinde bir şirket olmadığını, aşırı nitelikteki cezai şart koşullarının hakim tarafından tenkis edilmesi gerektiğini savumuştur.
7-Dava iş mahkemesi nezdinde açılmış, İzmir 23.İş Mahkemesi'nin görevsizlik kararı sonrası mahkememize tevzi edilmiştir.
Ticari davaları düzenleyen TTK'nın 4/1-c maddesi gereğince, işçinin rekabet yasağına ilişkin TBK'nın 444 ilâ 447. maddelerinde düzenlenen uyuşmazlıklar mutlak ticari dava olup, bu tür dava ve uyuşmazlıklara ticaret mahkemelerince bakılması gerekir. Ayrıca davacının iddiası iş sözleşmesi sona erdikten sonraki dönemde, davalının ticari sırlara vakıf olduğundan bahisle ticari sırların paylaşılacağı iddiasına dayalı olup, ticari sır kavramının ve niteliğinin de tayin ve tespitinin Ticaret Mahkemesi tarafından yapılması gerekmektedir. (Yargıtay 11. HD'nin yerleşik içtihadı da bu yöndedir: Yüksek... HD'nin... K sayılı, 06.02.2015 tarihli kararı; aynı Dairenin ... E- ...K sayılı, 27.04.2015 tarihli kararı; aynı Dairenin... K sayılı, 17.05.2018 tarihli kararı; Yargıtay HGK'nun 29.02.2012 tarih ve ... karar sayılı kararı). Açıklanan nedenlerle uyuşmazlığın görülmesinde mahkememizin görevli olduğu değerlendirilmiştir.
8-Esasa yönelik yapılan incelemede, davalı işçinin davacı nezdinde iş akdinin sona erdiği 09/07/2021 tarihinden yaklaşık 1 ay sonra 02/08/2021 tarihinde dava dışı ... ... ve Hidrolik Silindir Sanayi Tic. İth. İhr. Ltd. Şti.'nde çalışmaya başladığı, meslek kodunun 1213.19(Bölge Müdürü) olduğu, 2 yıllık rekabet yasağı süresi içerisinde çalışmanın başladığı, dava dışı şirketten celp edilen davalı işyeri sicil dosyasında yer alan 02/08/2021 tarihli "Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi"nde davacının "Satış Temsilcisi" olarak istihdam edileceğinin belirtildiği görülmüştür.
9-Mahkememizce öncelikle davalının, davacı şirket nezdinde çalıştığı sırada ticari nitelikte sırlara veya müşteri çevresiyle ilgili rekabet yasağı kapsamında kalabilecek bilgilere sahip olup olmadığı hususu incelenmiştir.
Dosya kapsamında dinlenen davacı tanığı ...n "ben davacı şirketin ege bölge müdürü olarak çalışıyorum davalı benim bir altımda çalışır, davalının belli bir noktaya kadar iskonto yetkisi vardı, onun sınırını aşan noktada ben devreye girerdim, biz ege bölge biriminde 9 personel olarak çalışıyoruz, bunlardan 7 tanesi satış mühendisi olarak davalı ile aynı işi yaparlardı, bizim ürün pörtföyümüzde 700 bin parça ürün bulunmaktadır, davalı, davacı şirkette yaklaşık 4 yıl çalıştı ben kendi müşteri pörtföyü vardı, kendi müşterilerine verilen istontolara vakıftı, yeni gittiği firmada bizim müşterilerimize ürün satarak davacı şirkete zararı olabilir, ürünlerin fiyatını ve iskonto oranlarını aklında tutabilmesi mümkün değildir, ancak çalışırken ürün fiyatlarını bir yere depolamışsa bunlardan faydalanabilir, bizim genel olarak rekabet yasağı sözleşmesinden umduğumuz şey müşterilerimizin ve müşterilerimize verilen fiyatların korunmasına yöneliktir dedi. tanıklık ücreti talebim yoktur" şeklinde beyanda bulunduğu, davacı tanığı ...'nun " satış mühendisi dediğimiz kişinin kendi portföyünde müşterileri vardır, bu müşteriler ile diyalog halinde olup davacı şirketin ticaretini yaptığı ürünlerin satışı ile ilgilenir, davacı şirket yaklaşık 800 bin ürünün satışını yapmaktadır, bunlardan 20 bini ana kalemlerdir, ...... fabrikası pnömatik parçalarında imalat sektöründe çalışmaktadır, davalı ... ta bölge satış müdürü olarak çalışıyor diye biliyorum, bizim çalıştığımız fabrikada üretim ve üretimde kullanılan gizli bir teknik bilgi yoktur, fabrikamız için gizli ve önemli olan şey müşteri çevresi ve müşterilere verilen fiyatlardır, davalının 800 bin kalem ürünün fiyatını aklında tutabilmesi mümkün değildir ancak bu sektörde temel ürünler belli başlıdır, davalı temel ürünlerde fiyatları hatırlayabilir." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Davalının davacı bünyesinde çalıştığı sırada satış temsilcisi olarak çalıştığı uyuşmazlık konusu değildir. Her ne kadar davalı tarafça davalının ticari sır niteliğinde bilgileri haiz olmadığını savunulmuş ise de yine davacı tanıklarının beyanlarına göre davalının ürünlerin satış bilgisi, satış fiyat bilgisi ve müşterilere yapılan satış miktarlarına ilişkin bilgisi bulunduğu, davalının davacı şirket nezdinde çalıştığı sırada bir ürünün müşteriye satış fiyatını ve bu ürünün satılabileceği en düşük fiyat gibi bilgileri bilmesi halinde sonraki çalıştığı şirkette bu bilgilerin kullanılarak daha düşük fiyat teklifi ile haksız rekabet oluşan bir davranışa girilmesinin mümkün olduğu, bu kapsamda müşterilere yapılan satış çeşitleri, satış fiyat bilgileri, alış yöntem ve alışkanlıkları gibi bilgilerin ticari sır kapsamında olacağı değerlendirilmiştir. Her ne kadar dosya kapsamında davalının bu yönde bir eylemde bulunduğuna dair bir delil bulunmuyor ise de rekabet yasağı sözleşmelerinden kaynaklanan cezai şart koşulunun oluşması esasen haksız rekabette bulunulması değil, bu yönde potansiyel bir tehlikenin bulunması yeterli görülmektedir. Buna göre, davacının görev tanımı ve tanıklar tarafından doğrulanan çalışma koşullarına göre davacı şirketin ticari sır niteliğindeki bilgilerine vakıf olabileceği bir görev yürüttüğü ve rekabet yasağı sözleşmesi kapsamında kararlaştırılan 2 yıllık süre içerisinde Ege Bölgesi dahilinde davacı şirket ile rekabet halinde olan bir şirkette çalışmasının rekabet yasağının ihlali sonucunu doğuracağı değerlendirilmiştir.
10-Taraflar arasındaki bir diğer uyuşmazlık dava dışı ... şirketinin davacı şirket ile rekabet halinde bir şirket olup olmadığı, davacı şirket ile aynı sektör ve faaliyet alanında iştigal edip etmediği noktalarında toplanmaktadır.
Mahkememizce sektörde uzmanlığı bulunan bilirkişi heyetinden iki şirket faaliyetlerinin kıyaslanması ve davacı şirketin rekabet yasağının ihlali nedeniyle zarar görme ihtimalinin bulunup bulunmadığı hususlarında rapor alınmış, dosyaya sunulan 26/01/2023 tarihli heyet raporunda iki şirket arasında 1100 çeşit ürün arasında 23 ürünün ortak nitelikte ürünler olduğu yönünde görüş bildirilmiş, 15/03/2024 tarihli ek raporda ise dava dışı ... şirketine ait 70 ürünün davacı şirketin 122 adet ürününe ikame edilebilecek nitelikte olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Bilirkişi ek raporuna karşı davacı tarafça kapsamlı itirazlar sunulmuş ise de mahkememizce dosya kapsamının ve sunulu olan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya yeterli olduğu gözetilerek yeniden rapor alınmasına gerek görülmemiştir.
11-Dosya kapsamı, bilirkişi raporları ve davacı tarafça dosyaya sunulan ürün katalogları birlikte değerlendirildiğinde, davacı şirket ile dava dışı ... şirketinin ortak ürün grupları bulunduğu sabit olup, toplam ürün çeşitliliği içerisinde ortak ürünlerin sayısı sınırlı ise de dava dışı şirketin iştigal alanı itibariyle davacı şirket ile rekabet oluşturacak nitelikte ürünlerinin bulunduğu görülmüştür. Ürün adedinin iş akdinin sona erdiği tarihte veya sonrası tarihlerde sınırlı olması tek başına rekabet yasağına etkili bir husus olarak kabul edilmemiştir. Zira davacı nezdinde belirli ürün grupları ve bunların satışının gerçekleştirildiği müşterilerle ilgili bilgi sahibi olan davalının, davacı nezdindeki iş akdi sonlandıktan sonra dava dışı şirket nezdinde çalışmaya başlaması ile dava dışı şirketin müşteri çevresi ve fiyat politikasına ilişkin edinebileceği bilgiler ile daha farklı ürün gruplarının üretim ve pazarlamasına girişebileceği dikkate alındığında rekabet yasağı sözleşmesinin koruduğu değer olan olası bir zararın önlenmesine yönelik tehlikenin davacı şirket açısından gerçekleştiğinin kabulü gerekmektedir. Açıklanan nedenle, davalının davacı şirket nezdinde elde ettiği müşteri çevresi ve fiyat bilgilerinin davacı açısından potansiyel düzeyde haksız rekabet teşkil edebileceği, dava dışı ... şirketinin faaliyet alanı ve ürün grupları itibariyle davacı şirket ile ortak alanlarda faaliyet yürüttüğü, ürünlerin birçoğunun aynı veya benzer özellikler gösterir nitelikte olduğu, bu haliyle davalının dava dışı ... şirketi nezdinde ve Ege Bölgesi dahilinde çalışmasının rekabet yasağının ihlali niteliğinde olduğu kabul edilmiştir.
Rekabet yasağı sözleşmesinde son brüt ücretin 5 katı cezai şart olarak belirlenmiştir. Dosyaya sunulan maaş bordrosu örneklerine göre davalının davacı şirket nezdinde çalıştığı son ay olan Temmuz-2021 döneminde brüt 12.061,00-TL maaş ile çalıştığı, 5 aylık cezai şart toplamının 60.305,00-TL olduğu görülmüştür. Davalının toplam hizmet süresi ve cezai şarta ilişkin coğrafi sınırlama alanı dikkat alındığında 5 aylık brüt ücretten ibaret cezai şart bedelinin makul düzeyde olduğu ve fahiş nitelikte bulunmadığı değerlendirildiğinden cezai şart bedelinin tenkisi yoluna gidilmemiş ve davanın 60.305,00-TL üzerinden kabulüne karar verilmiş, alacak miktarına dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE, 60.305,00-TL cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.119,43-TL harçtan peşin olarak alınan 1.029,86-TL harcın mahsubu ile bakiye 3.089,57‬-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.029,86-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafça sarf edilen 59,30-TL başvuru harcı ile 386,00-TL posta ve tebligat ücreti, 4.000‬,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.445,3‬0-TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
7-Dava şartı arabuluculuk kapsamında devlet hazinesinden karşılanan 680,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
Dair, davacı vekilinin e-duruşma yoluyla yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.02/05/2024

Katip...
e-imzalıdır

Hakim ...
e-imzalıdır