T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/209 Esas
KARAR NO : 2024/105
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/03/2023
KARAR TARİHİ : 08/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 31/10/2022 tarihinde davacı ... sevk ve idaresinde bulunan... plakalı aracıyla Gaziemir Sarnıç Hürriyet Mah....okak üzerinde seyir halindeyken, ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın aniden yola çıkması nedeniyle çift taraflı maddi hasarlı trafik kazası meydan geldiğini, meydana gelen kazada ... plakalı araç sürücüsü ... %100 oranında kusurlu bulunduğunu, davacı... plakalı ...HB CONCEPT 1.4 DİZEL 90 - 2017 model aracı meydana gelen kaza nedeniyle emsallerine göre değer kaybettiğini, müvekkilinin uğramış olduğu zararın tazmini için, karşı aracın yabancı plakası olması nedeniyle Türkiye Motorlu Taşıt Bürosu'na 23.11.2022 Tarihinde gerekli başvuru yapıldığını, Türkiye Motorlu Taşıt Bürosu tarafından 27.12.2022 tarihinde 2022002320/1-16JOT98 açıklaması ile 439,00 TL ödeme yapıldığını, Türkiye Motorlu Taşıtlar Bürosu tarafından yapılan ödemenin müvekkilin gerçek zararının karşılamadığını, davacının gerçek zararı karşılanmaması nedeniyle işbu davayı açma zorunluluğu meydan geldiğini belirterek, fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalması kaydıyla müvekkile ait ... plakalı araçta 31.10.2022 tarihli meydana gelen trafik kazasından kaynaklı, 100,00 TL değer kaybı tazminat bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin kaşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetkili mahkemenin İstanbul Çağlayan mahkemeleri olduğunu zamanaşımı sonrası açıldığını, hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazı olduğunu, davanın 31/10/2022 tarihinde,... plakalı sürücüsü davacı ... ile... plaka sayılı yabancı araç sürücüsü arasında meydana gelen çift taraflı kaza sebebiyle bakiye değer kaybı tazminatı talepli olduğunu, kurum tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası çerçevesinde, ekte sunulan eksper raporuna göre gerekli ödemelerin davacıya yapıldığını, yapılacak başka bir ödeme bulunmadığını, bu sebeple davacının müvekkilinden hiçbir tazminat alacağının bulunmadığını, davacı tarafın taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının haksız yere maddi kazanç sağlamak amacıyla açtığı davanın dürüstlük ilkesiyle bağdaşmadığını, belirterek öncelikle davanın usulden reddine, şayet Sayın Mahkeme davanın esasına gerecek olursa, davacı tarafa gerekli ödeme yapıldığından dolayı esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan bakiye değer kaybı tazminatı istemine ilişkindir.
KTK' nın 97. Maddesi gereği başvuru şartı incelendiğinde dava dilekçesinin ekinde yer alan dilekçeye göre (e-mail) davacı tarafından davalıya başvuruda bulunulduğu görülmüştür.
Hakdüşürücü süre ve Zamanaşımı defi değerlendirildiğinde; 2918 sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmü, yine aynı kanunun 109/2. maddesinde ise "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir.
Davaya konu trafik kazası 31.10.2022 tarihinde meydana gelmiş, olayın, maddi hasarlı trafik kazası olması nedeniyle, uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanmasını gerektirir bir durum bulunmamaktadır. Bu itibarla, davaya konu talepler yönünden 2 yıllık zamanaşımı süresi geçerli olup, dava dilekçesine konu edilen maddi tazminat taleplerinin, 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde ileri sürülmesi gerekmektedir. Kaza tarihinin 31.10.2022, arabulucuya başvuru tarihinin 31/01/2023, dava tarihinin 08/03/2023 olduğu ve dava tarihinden önce kısmi ödemenin de bulunduğu görüldüğünden davaya konu tazminatın 2 yıllık süre içerisinde talep edildiği görülmüştür. Ayrıca eldeki dava da hakdüşürücü süre yönünden kanunda açık bir düzenleme bulunmadığından bu yönde yapılan itirazın da reddi gerekmiştir.
Davalı vekilinin yetki itirazı değerlendirildiğinde;
6100 sayılı HMK.'nın genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesininin 1. fıkrasına göre; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. ", Yine aynı Yasa'nın 16. maddesinde ise, "Haksız fiilden doğan davalrda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." hükmü yer almaktadır Ancak, HMK.'da kesin yetki halleri açıkça sayılmış olup, haksız fiile ilişkin davalardaki yetki, kesin yetki olmayıp, bir seçimlik yetkidir. Bir davada, birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa, o zaman şeçme hakkı davalılara geçer.
Somut olayda, rizikonun, yani kazanın İzmir ilinde gerçekleştiği, davacının yerleşim yerinin de İzmir olduğu görüldüğünden, HMK' nın 16. Maddesi uyarınca davacının davasını İzmir ilinde açarak yetkili mahkemeyi doğru olarak seçmiş olduğu anlaşıldığından, davalının yetki itirazına mahkememizce itibar edilmemiştir.
Davalının sorumluluğu değerlendirildiğinde;
Türkiye Motorlu Taşıt Bürosu'nun çalışma esas ve usulleri hakkındaki 26.10.1991 gün ve 21033 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan yönetmeliğin "Büronun amacı" başlığını taşıyan 5. maddesinin 3. bendi uyarınca, yurt dışında sigortalanmış bulunan ve geçerli olan sigorta sertifikası taşıyan motorlu kara taşıt araçları sahipleri veya sürücüleri tarafından Türkiye'de sebebiyet verilmiş hasarların, doğrudan doğruya idare ve ödenmesi hususundaki işlemleri yapmak, büronun amaçları arasında sayılmıştır. Bu nedenle yabancı plakalı araçların Türkiye'de karıştıkları kazalarda, şayet geçerli bir yeşil kart sigortaları varsa, bunların sigorta yaptırmalarına gerek olmaksızın araçlarının neden olacağı zararlar karşılanacaktır. Bir başka deyişle, yeşil kart poliçesi o ülkede düzenlenmiş zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi gibi kabul edilecektir. Buna göre yeşil kart sigortası, anlaşmaya dahil yabancı ülkelerin zorunlu mali sorumluluk sigortalarını bir araya getiren üniform ve beynelminel bir sigorta poliçesi olarak tanımlanmaktadır. Memleketimizin de üyesi bulunduğu Avrupa Konseyi mensuplarının 20 Nisan 1959 tarihinde imzaladıkları "Beynelminel Mecburi Mesuliyet Sigortasına dair Avrupa Sözleşmesi" gereğince ülkemizde de tüzel kişiliği haiz Türkiye Sigorta ve Reasünans Şirketleri Birliği Motorlu Taşıt Bürosu kurulmuş olup, yeşil kart sistemi uygulanmaktadır.
Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. maddesi ile Ülkemizin de üyesi bulunduğu Avrupa Konseyi mensuplarının 20 Nisan 1959 tarihinde Strazburg şehrinde imzaladıkları “Beynelminel Mecburi Mesuliyet Sigortası İhdası” ile ilgili anlaşma hükümleri uyarınca, yabancı plakalı motorlu araçların, şayet milletlerarası geçerli olup Türkiye’de de kabul edilen sigortaları varsa, bunların sigorta yaptırmalarına gerek olmaksızın araçlarının neden olacağı zararlar, zorunlu trafik sigorta güvencesinde olacaktır. Şayet böyle bir sigortası yoksa, bu araçlar için Türkiye sınırlarına girişlerinde, zorunlu trafik sigorta sözleşmesi yapılacaktır.
Yukarıda açıklandığı üzere, Türkiye Motorlu Taşıtlar Bürosunun, yabancı plakalı araçların Türkiye'de karıştığı kazalarda zararların karşılanması sorumluluğu araçların yeşil kart sigortası olması halinde, kaza tarihindeki Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası limitleri ile sınırlıdır. Eldeki davada yabancı plakalı aracın yeşil kart sigortasının olmadığı yönünde bir savunma bulunmadığından ve davalı tarafça kısmi ödeme de yapıldığından davalının sorumluluğunun bulunduğu sabittir.
TBK' nın 50. maddesi uyarınca davacı zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Bu sebeple davacı bilirkişi deliline dayanmış olup mahkememizce tramer kayıtları da celp edilerek bilirkişilerden kusur ve değer kaybı bedelinin belirlenmesi için rapor aldırılmıştır.
Mahkememizin 13/06/2023 tarihli celsesi 1 nolu ara kararı gereğice; tüm dosya kapsamı incelenerek davacı ve dava dışı sürücünün oransal kusur durumu ve aynı trafik kazası sebebiyle davacının malik olduğu aracın değer kaybının aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki farka göre hesaplanmasının ve ayrıca aracın makul tamir süresine göre istenilebilecek ikame araç ücretinin sigorta şirketlerinin limitleri ile özel ve genel şartlarına göre sorumluluk miktarlarının belirtilmesi için Bilirkişilerden alınan 28/10/2023 tarihli raporda;
Dosyanın tetkiki neticesinde,
1- Kazanın Oluş Şekli ve İhlaller Bakımından;
• ... yabancı plaka sayılı davalı taraf araç sürücüsü ... 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 84. maddesindeki trafik kazalarında asli kusur sayılan hallerden (h) bendi (Kavşaklarda geçiş önceliğine uymamak) kapsamına giren aynı kanunun 57. maddesi ve Karayolları Trafik Yönetmeliğinin madde 109. maddelerini ihlal ettiğinden dolayı kazanın oluşumuna hatası ile ETKEN OLDUĞU.
•... plaka sayılı davacı araç sürücüsü ... 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunun 52. maddesi ve Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 101. Maddelerini ihlal ettiğinden dolayı kazanın oluşumuna hatası ile ETKEN OLDUĞU,
2- Değer Kaybı Bedeli Bakımından;
• 2017 model Aracın onarımı yapıldıktan sonraki rayiç değeri araştırması neticesinde, kaza tarihi itibarıyla, onarım sonrası rayicinin 388.000 TL ile 392.000 TL olduğu, ortalama değerinin 390.000 TL olduğu, tespit edilmiştir. Yargıtay 17 HD. nin Gerçek zarar ile ilgili “gerçek zarar ve değer kaybının, aracın kaza öncesi rayici ile (400.000 TL) onarım sonrası rayici (390.000 TL) arasındaki farktır” kararları göz önüne alındığında ve değerlendirildiğinde aracın piyasa koşullarında değer kaybının 10.000,00 TL olduğu,
• Ödendiği beyan edilen ve dekontu sunulan 439,00 TL düşüldüğünde, kalan bakiyenin (10.000 TL-439 TL) 9.561,00 TL olacağı," şeklinde rapor sundukları görülmüştür.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda kusura yönelik tespitlere itiraz edilmiş ise de, 30/11/2023 tarihli ara karar ile; "Davaya konu trafik kazasında; dava dışı araç sürücü ... plaka sayılı aracı ile 1063
Sokak üzerinde seyri sırasında, trafik işaret ve levhaları ile belirtilmemiş olan olay mahallindeki kontrolsüz kavşağa yaklaşırken, trafik güvenliği açısından, hızını azaltması, kavşak başına geldiğinde,
gerekiyorsa durması, yolu kontrol edip kavşaktaki sağından gelen... plakalı davacı aracına yol verdikten sonra yolun müsait olmasına müteakip seyrine devam etmesi gerekirken, aksi bir davranışla seyrine devam etmek suretiyle önüne gelen davacı aracı ile çarpışmak sureti ile kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiği, bu hali ile olayda %80 oranında kusurlu, davacı ise; sevk ve idaresindeki... plaka sayılı aracı ile 1104 sokağı üzerinde seyrine devam ederek 1063 Sokak başına geldiğinde, sol tarafından gelen araç sürücüsüne göre, kavşakta sağdan gelen araç sürücüsü olarak ilk geçiş hakkına sahip olduğu anlaşılsa da, olay mahalli kontrolsüz kavşağa girerken, aynı kavşağa farklı kollardan başka araçlarında girebileceğini ön görüp hızını azaltması, yan kolları gözeterek, bu yeri yavaş ve dikkatli bir şekilde geçmesi gerekirken bu durumu dikkate almadan önlemsiz vaziyette kavşağa giriş yapıp, ... plaka sayılı araç ile çarpışması olayında %20 oranında kusurlu bulunduğu" kanaatine varılmakla kusura ilişkin yapılan itirazın reddine karar verilmiştir.
Bilirkişi tarafından değer kaybına ilişkin hesaplama; trafik kazası sebebiyle davacının malik olduğu araçta oluşan değer kaybının aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları ile önceki hasarları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki farka göre değerlendirme yapıldığından ve tramer kayıtlarıda incelendiğinden itiraz mahkememizce kabul edilmemiştir. Kaldı ki 6704 sayılı yasayla değişik 2918 sayılı KTK nun 90.maddesinde yer alan zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu kanun ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabi olan hükümlerinden tarafı olmadığı zmms sözleşmesindeki şartların davacı açısından bağlayıcı olmaması ve Anayasa Mahkemesi'nin nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre 6704 Sayılı Kanunun 3.maddesiyle değiştirilen 90. maddesinin birinci cümlesinde yeralan “ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda” ibaresinin ve ikinci cümlesinde yeralan “ve genel şartlarda ’’ ibaresinin iptal edilmiş olması sebebiyle uygulanmayacağından hükme esas alınmıştır.
Davacı vekili bedel artırım dilekçesi ile 7.561,00-TL değer kaybı bedelinin en yüksek faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Tüm bu nedenler ile; 31/10/2022 tarihli çift taraflı trafik kazasında ... plakalı aracın 26.10.1991 gün ve 21033 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan yönetmelik ve Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. Maddesi gereği verdiği zarardan sürücünün kusuru oranında davalının sorumlu olacağı sabit olmakla, yabancı plakalı aracın dava dışı sürücünün %80 oranında kusurlu olduğu ve davacının maliki olduğu araçta mahkememizce aldırılan bilirkişi raporuna göre 10.000,00 TL değer kaybının bulunduğu, kusur oranları ile dava tarihinden önce davalı tarafından yapılan 439,00 TL ödeme nazara alındığında davacının bakiye 7.561,00 TL değer kaybı zararının bulunduğu görüldüğünden davanın kabulüne, kabul edilen maddi tazminat kalemine davalı sigorta şirketi başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonunda temerrüte düşeceğinden bu tarihten itibaren davacı tacir olmadığından ve zarar veren aracın taciri olduğu da iddia edilmediğinden yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile;
-7.561,00 TL değer kaybı tazminatının davalıdan (bakiye kalan poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere)06/12/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine,
2-Alınması gereken 516,49 TL karar ve ilam harcının yatan 307,32 TL peşin harç ve tamamlama harcından mahsubu ile eksik kalan 209,17 TL' nin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
3-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan ve harcanan 307,32 TL peşin harç, 179,90 TL başvurma harcı, 101,25 TL posta ve diğer giderler ile 3.000,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 3.588,47 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 7.561,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
5-6325 sayılı HUAK uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan alınarak Hazine' ye irat kaydına,
6-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.08/02/2024
Katip ...
e imza
Hakim ...
E imza
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!