WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

İZMIR 2. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/197 Esas
KARAR NO : 2024/54
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/03/2023
KARAR TARİHİ : 22/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 24/07/2023 tarihli ara karar ile "dosyaya sunulu bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu uyuşmazlık kambiyo senedinden kaynaklanmakta olup kural olarak senet alacaklısı senet içeriğini oluşturan para veya malı senet borçlusu/keşideciye verdiği karine olarak kabul edilmektedir. Ancak senet alacaklısının senetin üzerinde yer alan düzenleme sebebini değiştirmesi halinde ispat külfetini üzerine almakta olup, somut uyuşmazlıkta dava konusu bononun üzerinde düzenleme sebebi gösterilmediği, davalı senet alacaklısının ceza soruşturması aşamasında alınan beyanları ile Kemalpaşa İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün yürüttüğü idari tahkikat sırasında alınan beyanlarının çelişkiler içerdiği, bu çelişkilerin senedin ihdas nedeninin talili olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği yargılamayı gerektirmekle birlikte beyanlar birlikte incelendiğinde ihtiyati tedbir uygulanmasına yeterli ölçüde ispatın sağlandığı değerlendirilmekle davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiğini " ancak söz konusu kararın kabulü mümkün olmadığından itiraz etme gereğinin doğduğunu, 18/07/2023 tarihli beyan dilekçemizde belirtiğimiz üzere söz konusu beyanlar ikrar niteliği taşımadığından bağlayıcılığı bulunmadığını, davacı tarafın kötü niyetli olarak borçtan kurtulmaya çalıştığını, ancak dosyaya sebepten mücerret olan bononun bedelsiz olduğuna ilişkin yazılı senet sunmadığını, salt mahkeme dışı ikrar kabul edilmeyecek beyanlar da sunduğunu belirterek ihtiyati tedbir kararına itirazlarının kabulü ile tedbir kaldırılmasına, davanın reddine yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacının karşılıklı olarak alacak -borç , harici hayvan alım satım vs. İşleri yapmadıklarını, davacı tarafta söz konusu işlemler sebebiyle müvekkile olan borcuna karşılık müvekkile senet düzenleyerek teslim ettiğini, ancak söz konusu senedin vadesi gelmesine rağmen borcunu ifa etmemesi üzerine müvekkilinin alacağına kavuşabilmek amacıyla İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile davacı taraf aleyhine icra takibi başlattığını, ancak bu sefer davacı taraf söz konusu icra takibine karşı da haksız ve kötü niyetli olarak salt borcunu ödemekten kaçınmak amacıyla imzaya itiraz ettiğini, imzaya itiraz sonucunda İzmir ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... K. Sayılı ilamı ile imzaya itirazı reddolduğunu, bunun üzerine karara karşı istinaf kanun yolu başvurusu yapılmış olup, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... E. Sayılı dosyası ile dosya derdest olduğunu, bununla kalmadığı gibi davacı yan müvekkilin alacağına istinaden taşınmazı da hacizli olarak satarak müvekkilin alacağını almasını zorlaştırmaya devam ettiğini,davacı tarafça, müvekkilin alacağın temliki yoluyla İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün... E. Sayılı dosyasına konu alacağını diğer davalı ...'e devretmiş olmasını kötü niyetli ve danışıklı işlem olduğu ve müvekkil ile davacının husumetli olması sebebiyle temlik işlemi yapmış olmasının kötüniyetli olduğunu beyan ettiğini, ancak alacağın temliki TBK madde düzenlenmiş olup, kanunua uygun olarak temlik işlemi gerçekleştirildiğini bunun dışında alacağı temlik alanın dosya borçlusu ile temlik eden arasında husumet olup olmadığını araştırma yükümlülüğününde bulunmadığını, resen gözetilecek nedenler ile cevaplarımızın kabulü ile haksız davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Bu açıklamalara ve İzmir BAM ... Hukuk Dairesinin ... Karar sayılı ilamı incelendiğinde; görev hususunun davanın her aşamasında mahkeme tarafından resen dikkate alınması gerekir. Davacının iddiası davaya konu bonoların borç alınan para karşılığında verildiğine yöneliktir. Davalı lehtar ise bu bonoların hayvan ticareti ilişkisine dayalı olarak alındığı belirtilmiştir. Her halükarda dava doğrudan kambiyo senedine açılmış değildir temelde dayalı olan hukuki ilişki kambiyo senedine dayalı olmadığından görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olması gerekir zira taraflar gerçek kişi olup tacir olduklarına dair dosyada belge ve iddia mevcut değildir. Bu sebeple eldeki dava yönünden ihtilafın Asliye Hukuk Mahkemelerinde çözülmesi gerektiği kanaatine varılmakla mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davada HMK'nun 114/1-c maddesinde düzenlenen göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK'nun 115/2 maddesi gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-Kararın kesinleşmesine müteakip süresinde müracaat halinde yetkili ve görevli İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
3-İhtiyati tedbir talebinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
4-HMK'nun 331/2. maddesi gereğince yetkisizlik kararından sonra davaya yetkili mahkemede devam edilmesi hâlinde harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin yetkili mahkemece hüküm altına alınmasına, yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi halinde talep üzerine mahkememizce dosya üzerinden bu durumun tespiti ile yargılama giderlerine ilişkin karar verilmesine,
Dair, tarafların yokluğunda, tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan incelemede karar verildi. 22/01/2024
Katip ...
E imza
Hakim ...
E imza