T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/131 Esas
KARAR NO : 2024/28
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/02/2023
KARAR TARİHİ : 16/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Müvekkili ... Mühendislik Ltd. Şti.’ne ait, ...'in, sürücüsü olduğu ... tescil plakasına kayıtlı Scoda marka otomobil ile 11/02/2021 günü 0-30 Otoyol (İzmir Çevre Yolu) üzerinde Bornova- Buca istikametine doğru seyir halinde iken ... tescil plakalı aracın sürücüsü ...'ın kusurlu sürüşü nedeniyle maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazası meydana gelmiş olup, davacı müvekkile ait araçta ağır hasar meydana gelmiştir. Davaya konu kazada müvekkile ait araç sürücüsü de yaralanmış olup kazanın akabinde davalı sürücü ... hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığın'ın ... Sor. Numaralı dosyası ile başlatılan soruşturma halen derdesttir. Ayrıca müvekkil ve müvekkile ait aracı kullanan sürücü gıyabında Bornova Bölge Trafik Otoyol Büro Amirliği’nce 11.02.2021 tarihli yaralamalı trafik kazası tespit tutanağı tutulmuş ve İzmir Valiliği Emniyet Müdürlüğü Bölge Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü Şehit Güryay Çelik Otoyol Büro Amirliğince 12/02/2021 tarihinde aslı gibidir yapılarak sürücü ...'e teslim edilmiştir. İşbu tutanakta yer alan tespitler hatalı ve hukuka aykırı olduğu gerekçesi İzmir... Sulh Ceza Hakimliği ... D.İş sayılı Sayılı dosyası ile kusur tespiti genel mahkemece yapılacağı gerekçesi ile reddedilmiştir. Davalı sürücünün kusuru sebebiyle davaya konu meydana gelmiş olup müvekkil aracında oluşan hasarın tazmini için huzurdaki davanın açılma mecburiyeti doğmuştur. Maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklanan araçta meydana gelen hasar sebebiyle Tazminat Davası (HMK m.107 Belirsiz Alacak Davası) Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun m.107 uyarınca tahkikat sonucunda maddi zararın değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere şu an itibarı ile 2.000,00-TL araçta oluşan maddi zarar (Belirsiz Alacak Davası), 500,00-TL kardan yoksun kalma (Belirsiz Alacak Davası) ve 500,00-TL değer kaybı alacağı (Belirsiz Alacak Davası) Talebimizin trafik kazası tarihi olan 11/02/2021 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi istemidir." şeklinde talep ve dava etmiştir.
Davalı... Lojistik vekili cevap dilekçesinde özetle; "Müvekkil şirket yönünden huzurdaki davanın pasif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini talep ederiz. Davacı Taraf Delillerini ve Dayandırdığı Maddi Vakıaları Somutlaştıramamış ve İddialarını İspat Edememiştir. Davacı yanın, davasını ve iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte; haksız fiile dayalı olarak dava konusu etmiş olduğu tazminat taleplerinin 2 yıllık zamanaşımı süresi dolmuş olduğundan davacı yanın taleplerini zamanaşımına uğramış olup bu sebeple zamanaşımı itirazımızın kabulü ile davanın usulden reddine karar verilmesini talep ederiz. Müvekkil Şirkete Kaza Nedeniyle Kusur Atfedilemeyecek olup, Ayrıca Kazanın Meydana Gelmesiyle İlliyet Bağı Kurulamayacaktır. Kazaya Davacı Şirketin Yetkilisinin Ağır Kusurlu Eylemleri Sebebiyet Vermiştir.Dolaylı kazanç kapsamında yer alan ve ihtimale dayalı kar kaybının kanunen müvekkil şirketten istenebilmesi mümkün değildir. Davayı ve davacının iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla; ayrıca davacı yanın kar kaybına dair hiçbir somut iddia ve iddiasını kanıtlar nitelikte bir delil ibraz edememiş oluğu görülmektedir. Yine taraflar arasında dolaylı zararın talebine yönelik bir anlaşma veya uzlaşı da bulunmamaktadır. Davanın...Lojistik İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi'ne ve... Lojistik İç ve Dış Ticaret Aş'ne ihbarına, öncelikle usuli itirazlarımız doğrultusunda müvekkil şirket yönünden davanın usulden reddine, herhalde müvekkil şirket yönünden davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini vekaleten talep ederiz." şeklinde talepte bulunmuştur. Diğer davalı ... dava dilekçesi tebliğine rağmen davaya cevap vermemiştir.
Dava, haksız fiil nedeniyle hasar bedeli, değer kaybı ve kar yoksunluğu tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili, 11/02/2021 tarihinde müvekkilinin maliki olduğu ... plakalı aracın, davalılardan ...' ın sürücü olduğu ... plakalı aracın kusurlu eylemi sonucu zarar gördüğünü iddia etmektedir.
Davalılardan ... Lojistik vekili ... plakalı aracın maliki veya kiracısı olmadığını bu nedenle eldeki davada müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunmaktadır.
Davalı şirketin husumet itirazı incelendiğinde; 2198 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 3. maddesine göre işleten “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi” olarak tanımlanmış; ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edildiği takdirde bu kişinin de işleten sayılacağı belirtilmiştir. Araç sahibi, aracı için adına yetkili idare tarafından tescil belgesi verilmiş ya da sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişidir. Gerçek işleten, kural olarak aracın sahibi olup, genel hayat tecrübelerine göre aynı zamanda onun zilyetliğine de sahiptir. Ancak her zilyet araç işleteni olmadığı gibi her araç sahibi de zilyet ya da işleten olmayabilir. Trafik kaydı ve araç tescil belgesi mülkiyet ilişkisinin belirlenmesinde sadece bir karine fonksiyonuna sahiptir. İşletme ilişkisiyle, mülkiyet ilişkisi ve vazülyetlik ilişkisi tamamen birbirinden farklıdır ( Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2018, s.704 vd). Bu karine işletenin kim olduğunu gösteren mutlak bir karine olmayıp, işletenin kim olduğunu belirleyen güçlü bir delil niteliğindedir. Bu nedenle KTK’da işleten ve araç sahibi ayrı ayrı tanımlanmıştır. Karayolları Trafik Kanunu’nun 3. maddesinde işletenin tanımı yapılırken şekli ölçüt değil maddi ölçüt esas alındığından işletenin belirlenmesinde; araç üzerinde kurulan fiili hâkimiyet, araçtan ekonomik yararlanma, aracı kendi hesabına işletme, aracın masraf ve rizikolarına katlanma ilişkisi esas alınır. Özellikle aracın trafiğe sokulmasına veya trafikten çekilmesine, bakılmasına, muhafazasına, kim tarafından, nasıl ve hangi amaçla kullanılması gerektiğine karar verme yetkisi, fiili hâkimiyeti oluştururken; bir aracın masraf ve tehlikelerini üstlenme ise, onun donatım, bakım ve işletme giderlerini, vergi ve sigorta primlerini ödemeyi ifade etmektedir. Özellikle aracın yakıt, onarım, yağ, garaj ve diğer parça ve ihtiyaçlarını karşılamak için harcanan paralar, giderler arasında sayılabilir (Eren, s. 705). Yargıtayın sapma göstermeyen yerleşik uygulaması da bu yöndedir. İşleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hâkimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hâkimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Uzun süre kavramı, belirli bir gün sayısı ile sınırlı olmayıp, her somut olayın özelliğine göre ayrıca değerlendirilir. Ayrıca bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarına halel getirecek bir sonuç oluşturmaması şarttır. O hâlde; kısa süreli olmamak kaydıyla, araç herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devredildiğinde artık üzerindeki fiili hâkimiyetin ortadan kalkması, bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının da bulunmadığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hâkimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimse işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulacak, araç maliki sorumlu tutulamayacaktır.
Husumet (taraf sıfatı), bir usul hukuku sorunu olmayıp, davaya konu edilen subjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunudur. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında karar verilemeyeceğinden dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Taraf sıfatı bir dava şartı değildir. Taraf sıfatı, davada taraf olarak görünen kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def’i değil, yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu olan bir olgudur (Kuru, B.: Medeni Usul Hukuku El Kitabı, Ankara 2020, C.I, s. 331 vd). Eş söyleyiş ile taraf sıfatının araştırılması, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukukî koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise, def'i değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re'sen nazara alınmasıdır.
Davacı ... plakalı aracın davalı şirket adına çalıştırıldığını ve bu sebeple davalının işleten olduğunu iddia etmektedir. Dava dilekçesinin ekinde yer alan kaza tespit tutağında ... plaka sayılı aracın malikinin davalı şirket olarak yer aldığı görülmekte ise de, Uyap üzerinden yapılan sorgulamada aracın ihbar olunan ...Lojistik İç Ve Dış Ticaret Limited Şirketi' ne ait olduğu sabittir. Ayrıca sürücü olan diğer davalı ...' ın Uyap üzerinden SGK kaydı sorgulandığında 2020 yılının 8. Ayından 2023 yılının 9. Ayına kadar kesintisiz olarak ihbar olunan ... Lojistik İç Ve Dış Ticaret Limited Şirketi çalışanı olduğu görülmektedir. Ayrıca dosya arasında yer alan İzmir CBS' nin ... soruşturma sayılı dosyasında ... plaka sayılı aracın içerisinde yer alan...' inde davalı çalışanı olmayıp diğer ihbar olunan şirketin kaza anında işçisi olduğu anlaşılmıştır. Bu hali ile zarara sebebiyet verdiği iddia edilen ... plaka sayılı aracın işleteninin davalı şirket olduğuna yönelik dosya arasında bir delilin yer almadığı, araç şoförünün ihbar olunan şirket çalışanı olduğu davalının araç üzerinde fiili hakimiyetinin bulunmadığı kanaatine varılarak ... Lojistik ... A.Ş. Aleyhine açılan davanın husumetten reddine karar vermek gerekmiştir.
Diğer davalı sürücü ...' ın sorumluluğu incelendiğinde; TBK' nın 50. maddesi uyarınca davacı zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Bu sebeple davacı bilirkişi deliline dayanmış olup mahkememizce bilirkişiden kusur, değer kaybı ve ikame araç bedelinin belirlenmesi için rapor aldırılmıştır.
Bilirkişi heyetinden alınan 23/10/2023 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "Yukarıda açıklanan hususlardan dolayı,
1-... plakalı araç sürücüsü ...'in meydana gelen kazada %100 oranında kusurlu olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır.
2-... plakalı araç sürücüsü ...'ın meydana gelen kazada kusursuz olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır.
3-... plakalı araç sürücüsü ...'nın meydana gelen kazada kusursuz olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır.
4-Plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen kamyonet sürücünün kusursuz olduğu kanaatine varılmıştır.
Sayın Mahkemeye saygı ile arz olunur." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Dosyaya delil olarak bildirilen ve mahkememizce celp edilen İzmir CBS' nin ... soruşturma numaralı dosyası incelendiğinde, 19/08/2022 tarihinde şüpheliler ... ve ... hakkında kusurları bulunmadığından kovuşturma yapılmasına yer olmadığına kararının verildiği, verilen karara karşı eldeki davada araç malikinin sürücüsü konumunda yer alan ... tarafından itiraz dilekçesinin sunulduğu, itirazı inceleyen İzmir ... Sulh Ceza Hakimliği tarafından itirazın reddine karar verildiği ve dosyanın kesinleştirildiği görülmüştür.
Somut olayda, 11/02/2021 tarihinde yaşanan trafik kazası nedeniyle davacı zarar kalemlerinin tazminini talep etmiştir. Zarara sebebiyet verdiği iddia edilen aracın sürücüsü davalı ... olduğundan TBK' nun 49. Maddesi gereği davalı kendi kusuruna denk gelen zarardan sorumlu olacaktır. Ayrıca az evvelde belirtildiği gibi zarar gördüğünü iddia eden davacı TBK' nun 50. Maddesi uyarınca zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Mahkememizce aynı maddi vakıaya ilişkin yürütülen soruşturma dosyasında bilirkişiden ve ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden rapor alındığı görüldüğünden, İTÜ Trafik Kürsüsü'nden rapor alınmasına karar verilmiş olup, sunulan bilirkişi heyet raporunda soruşturma aşamasında aldırılan raporlar ile uzman raporunun incelendiği ve netice itibari ile ATK Trafik İhtisas Dairesi' nin raporuna iştirak edilerek davalı sürücü ...' ın kusurunun bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı, sunulan rapor maddi vakıaya uygun olduğundan ve CD inceleme tutanağı da incelenerek hazırlandığından mahkememizce hükme esas alınarak zarara sebebiyet verdiği iddia edilen ...' ın kusurunun bulunmadığı kanaatine varılmakla davanın iş bu davalı yönünden esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalılardan ... aleyhine açılan davanın REDDİNE,
2-Davalılardan ... Loj ... A.Ş. Aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
3-Alınması gereken karar ve ilam harcının (427,60 TL) başlangıçta yatan peşin harçtan mahsubuna, eksik kalan harcın davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan ve harcanan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı ... Loj ... A.Ş. Tarafından yatırılan ve harcanan 327,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak unvanı belirtilen davalıya verilmesine,
6-Davalı ... Loj ... A.Ş. kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT madde 7/2 ve 13 uyarınca hesap ve takdir edilen 480,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-6325 sayılı HUAK uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.360,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak Hazine' ye irat kaydına,
8-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,
Dair, davacı vekili, davalı şirket vekili ve ihbar olunan vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/01/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!