WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Temmuz 2026

İZMIR 2. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/788 Esas
KARAR NO : 2024/406
DAVA : Tazminat (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)
DAVA TARİHİ : 29/09/2022
KARAR TARİHİ : 09/05/2024
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesi ile; müvekkili ...'un Güzellik Salonu işletmecisi olduğunu, lazer epilasyon işlemleri de yaptığını, işletmede kullanılmak üzere ... Laser System adlı lazer epilasyon cihazını 23/04/2018 tarihinde 141.502,40-TL bedelli satın aldığını, 03/02/2022 tarihine kadar çalıştığını sonrasında arızalandığını, arızanın giderildikten sonra 09/03/2022 tarihinde tekrardan arızalandığını, tekrardan arızalının giderildiği ancak 04/06/2022 tarihinde yeniden başlık arızası verdiğini, bu kez arızanın müvekkilinden kaynaklandığını belirterek 06/06/2022 tarihinde 3800 USD bedelli ...marka bir başlık sattığını, kalan 1900 USD için 15/09/2022 tarihli senet aldığını, son olarak 27/07/2022 tarihindeki arıza da ise yeni alınan başlığında yandığını, müvekkilin müşterilere karşı zor durumda kalmasından dolayı Esnaf Kefaletten kredi çekerek yeni bir cihaz almak zorunda kaldığını, BK 227 uyarınca 26.04.2022 tarihinde alınan... System adlı lazer epilasyon cihazı (ilk başlık dahil) ile 06.06.2022 tarihinde alınan ... başlığının davalı tarafından iade alınmasına ve ödenen bedellerin avans faiziyle birlikte iadesine bunun şimdilik 1.000 TL'sinin davalıdan tahsiline, müvekkilinin yaklaşık 4 günlük iş kaybı ile yeni cihaz alımı için kullandığı kredinin faizi ve BSMV'sine karşılık maddi zararının şimdilik 3.000 TL'lik kısımının tazminine, müvekkilini müşterileri ile iş çevresine karşı düştüğü durumdan karşılık 4.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini, Müvekkilinin borcuna karşılık ... tarafından verilen 15.09.2022 tarih ve 1.900 USD bedelli senedin müvekkili ...'a iadesine ve dava süresince takibe konulmaması için tedbir kararı verilmesine, TBK 229 ve HMK 329 uyarınca sözleşmesel vekalet ücreti, yargılama gideri ve KTVÜ'nün davalı tarafından ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davacı ...'un huzurdaki davayı açmada hukuki yararı bulunmadığını, 29/04/2021 tarihli Menkul Mal (Cihaz) Satış Sözleşmesinin davalı müvekkili şirket ile davacı ... arasında imzalandığını, davacı ...'un, söz konusu sözleşmenin tarafı olmayıp yalnızca 1900 USD bedelli senedin keşidecisi olduğunu, kaldı ki, söz konusu senet davalı müvekkili şirket tarafından işleme dahi konulmadığını, davacı ...'un düzenlemiş olduğu senet ile ilgili herhangi bir yasal işlem bulunmadığını ve davaya konu sözleşmenin tarafı olmamışken yalnızca ileride oluşacak yarar amacıyla huzurdaki davayı açmış olması hukuka aykırı olduğunu, davacı ...'un huzurdaki davayı açmada hukuki yararı bulunmadığından davacı ... yönünden davanın usulden reddi gerektiğini, davacıların; davalı müvekkili şirketten 29/04/2021 tarihli satış sözleşmesi uyarınca ... Laser System adlı lazer epilasyon cihazı aldığını, cihazın belirli aralıklarla arızalandığını, arızaların davalı müvekkil şirket tarafından giderildiğini, 06/06/2022 tarihinde davalı müvekkil şirketten başlık aldığını, bir süre sonra aldıkları başlığın yandığını, başlığın garanti kapsamında olduğunu ve davalı müvekkil şirketi aradıklarını, davalı müvekkil şirketin cihazı incelemeyerek kusuru regülatöre yüklediğini, oysa cihazın ana makinesinin arızalı ve ayıplı olduğunu, bu sebeple de T.B.K. Ve T.T.K.'nın ilgili maddeleri uyarınca huzurdaki davayı açtıklarını ileri sürdüklerini, davaya konu olan cihazın ana makine ve başlıktan oluştuğunu, cihazın Power’ının ve başlığının, herhangi bir voltaj düşüşünde yada artışında zarar görmemesi için mutlaka regülatör kullanımı gerektiğini, zira buna ilişkin olarak 29/04/2021 tarihli Menkul Mal (Cihaz) Satış Sözleşmesi'nin 4. numaralı Alıcının Yükümlülükleri maddesinin 4.1. numaralı alt başlığında "Şehir şebeke cereyanının elektrik voltaj tespitinin yaptırılarak 180-220 AC arasında olup olmadığının tespit ettirmek, eğer söz konusu elektriğin yetersiz olması durumunda 3KW'lık regilatör satın alınarak ilgili cihazda kullanılmasına," şeklinde alıcının yükümlülüğünün düzenlendiğini, davacı taraf ile davalı müvekkili şirket tarafından akdedilen sözleşmede, regülatör kullanımının önemi ve elektrik voltajının tespit edilerek yetersiz olması halinde cihazlara zarar verebileceği hususları açıkça düzenlendiğini, alıcının, yani davacının yükümlülüğünde olan "voltaj tespiti ile düşük olması halinde regülatör satın alınması" hususları sözleşme ile davacı tarafa bildirilmiş olmasına rağmen, davacı taraf yükümlülüklerini yerine getirmediğini, gerek taraflarca akdedilen sözleşmenin 4. maddesi ile gerekse davalı müvekkili şirket tarafından görevlendirilen teknik servis çalışanlarının ekte sundukları whatsapp yazışmalarındaki uyarılarına rağmen davacı taraf gerekli önlemleri almadığını ve cihazın arızalanmasına kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini, kaldı ki, davalı müvekkili şirketin görevlendirmiş oldukları teknik servis çalışanları, cihazı elektrik sıkıntısı olmayan bir yerde çalıştırdıklarında ana makinenin halihazırda çalışır vaziyette olduğunu tespit ettiklerini, Davacı taraf dava dilekçesinin 2. paragtafındaki, "Bu cihazdan yararlanmak amacıyla kurulum yapılmış, cihaz 03/02/2022 tarihine kadar çalışmış ve arızalanmıştır. Bu arıza giderilmiş 09/03/2022 tarihinde cihaz tekrardan arızalanmıştır. Arıza davalı tarafından giderilmiştir." şeklindeki ikrar içerikli beyanından da açıkça anlaşılacağı üzere davalı müvekkili şirket ve çalışanları, bildirilen tüm arıza ve sorunları tespit ederek çözüme kavuşturmuşlardır. Hatta ve hatta, davalı müvekkili şirket tarafından görevlendirilen teknik servis çalışanları, davacı tarafın mağdur olmaması adına sözleşmeye konu olan cihazın kasasını, yenisi ile de değiştirdiğini, zira tanık olarak bildirmiş oldukları teknik servis çalışanı olan ... dinlendiği takdirde, her defasında arızalara müdahale edildiği, arızaların regülatörden kaynaklı olduğu ve cihazın kasasının değiştirildiği ortaya çıkmış olacaklağını, dolayısıyla davacının, "Davalı cihazı incelememiş, arızaları onarmamış ve tüm kusuru regülatöre yüklemiştir." şeklindeki beyanlarının isabetsiz olduğunu, davalı müvekkili şirketir, sözleşmeye konu olan cihazı tam, sağlam ve çalışır vaziyette davacı tarafa teslim ettiğini, davacı taraf da cihazı teslim alırken tüm kontrolleri sağlayarak cihazı, eksiksiz ve çalışır vaziyette teslim aldığını, zira buna ilişkin olarak da 29/04/2021 tarihli Menkul Mal (Cihaz) Satış Sözleşmesi'nin 6. numaralı Genel Şartlar maddesinin 6.5. numaralı alt başlığında, "Alıcı satın aldığı cihazın markası, şekli, rengi ve seri numarası sair tüm özelliklerini kontrol ederek eksiksiz teslim almıştır." şeklinde düzenleme mevcut olup davacı taraf işbu maddeyi kabul ederek sözleşmeyi imzaladığını, davacı taraf, 29/04/2021 tarihli Menkul Mal (Cihaz) Satış Sözleşmesi'nin 4.1. Maddesindeki yükümlülüğüne aykırı davranarak, kendi kusuru ile cihazın arızalanmasına sebebiyet verdiğini, davacı taraf, ayıplı olarak nitelendirmiş olduğu cihazı bir buçuk yıldır kullanmakta ve bu süre zarfında bu cihaz sayesinde birçok kazanç elde ettiğini, davacı taraf, kendi kusuru ile cihazın arızalanmasına sebebiyet vermiş olmasına rağmen tüm sorumluluğu cihazın ayıplı olduğunu iddia edip davalı müvekkiline yüklemeye çalışması ve bu doğrultuda da haksız ve mesnetsiz taleplerde bulunmuş olması davacı tarafın iyiniyetli olmadığını ve haksız kazanç sağlamak adına huzurdaki davayı açtığını gösterdiğini, öncelikle mahkemenizin yetkisizliğine ve dosyanın yetkili Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine, davacı ...'un işbu davayı açmada hukuki yararı olmadığından usule ilişkin itirazlarımız neticesinde davacı ... yönünden davanın usulden reddine, İşbu davanın açılmasına davacıların kendi kusurları sebebiyet verdiğinden ve davalı müvekkil şirketin telafisi mümkün olmayan zararlar ile karşı karşıya kalmaması adına davacıların ihtiyati tedbir taleplerinin reddine, dosyaya sunmuş oldukları deliller ve esasa ilişkin açıkladıkları sebepler çerçevesinde davacıların açmış olduğu haksız ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
1-Dava, satış sözleşmesinden kaynaklanan satış bedelinin iadesi, sözleşmeden dönme ve menfi tespit davasıdır.
2-Davacı tarafça davalıdan satın alınan lazer epilasyon cihazı ve başlığının ayıplı olması nedeniyle satış bedelinin davacıya iadesi, cihazın çalışmaması nedeniyle iş kaybı zararının tazmini, müşteri ve iş çevresine karşı yaşanan olumsuzluk nedeniyle manevi tazminat ve satış bedelinin temini için verilen bononun davacıya iadesi talep edilmiştir.
Davalı tarafça yetki itirazında bulunulmuş ve taraflar arasında imzalanan sözleşmede yetki şartı bulunduğu savunulmuş ise de davacılar hakkında yapılan tacir araştırması neticesinde tacir olmadıklarının anlaşıldığı ve yetki sözleşmesinin 6100 sayılı HMK'nın 17. Maddesi gereğince tacir olmayan gerçek kişilerin yetki sözleşmesi yapamayacağı gözetilerek yetki şartının geçersiz olduğu anlaşılmış ve satış sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkta teslim yerinin mahkememiz yargı çevresinde olduğu gözetilerek yetki itirazının reddine karar verilmiştir.
3-Görev hususu kamu düzeninden olup yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerekmektedir.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
4-Somut uyuşmazlıkta her ne kadar talep sonucunda menfi tespit isteminin konusu bir bonoyu da içermekte ise de taraflar arasında bononun unsurları yönünden bir ihtilaf bulunmamakta, uyuşmazlığın konusunu temel ilişki olan satış sözleşmesi kapsamında davacıya satışı gerçekleştirilen epilasyon cihazının ayıplı olup olmadığı oluşturmaktadır.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ...Hukuk Dairesi'nin... Karar sayılı 29/12/2023 tarihli ilamında;
"Görev hususunun davanın her aşamasında mahkeme tarafından resen dikkate alınması gerekir. Davacının iddiası davaya konu bonoların borç alınan para karşılığında verildiğine yöneliktir. Davalı tarafından ise bu bonoların hayvan ticareti ilişkisine dayalı olarak alındığı belirtilmiştir. Her halükarda dava doğrudan kambiyo senedine açılmış değildir temelde dayalı olan hukuki ilişki kambiyo senedine dayalı olmadığından görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olması gerekir zira taraflar gerçek kişi olup tacir olduklarına dair dosyada belge ve iddia mevcut değildir ilk derece mahkemesinin dosya kapsamındaki iddia ve belgelere göre davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermesi ve dosyayı HMK 114 ve 115 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddetmesi kararın kesinleşmesi halinde talep halinde dosyanın nöbetçi İzmir Asliye Hukuk mahkemesine gönderilmesine dair karar vermesi gerekirken...."
"Davacı açmış olduğu davada temel ilişkiye dayanarak senedin dayanağı olan iş takip sözleşmesini fesih ettiğini, bu sözleşmeye dayalı bonoların iptali ile satış vaadi sözleşmesinin de iptalini istemiştir. Dava münhasıran bonoya dayalı dava değildir. Davacı temel ilişkiye dayandığından ve taraflar tacir olmadığından davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Mahkemece işin esası incelenerek sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir." (Yargıtay (Kapatılan)...Hukuk Dairesi'nin ... Karar sayılı 05/11/2015 tarihli ilamı)
Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin benzer bir uyuşmazlıkla ilgili incelemesinde ise;
"Somut olayda davacının temel ilişkiye dayandığı açık olup temel ilişkiye dayalı davanın ticari dava ihtiva edip etmediğinin tetkiki gerekmektedir. Taraflar arasındaki ilişkinin satım sözleşmesi olduğu, uyuşmazlığın bu nedenle mutlak ticari dava sayılamayacağı, davacı gerçek kişinin ise tacir sıfatının bulunmadığı belirlenmiş olup işbu davanın nispi ticari dava olduğu da söylenemeyecektir. Bu halde mahkemelerin görevine ilişkin düzenlemelerin kamu düzeni ile alakalı olduğu ve her aşamada görev hususunun nazara alınabileceği, dosya kapsamında verilen önceki temyiz incelemesinde Yargıtay'ın önüne görev hususu getirilmediğinden anılan bozma kararının görev ile ilgili müktesep hak oluşturmayacağı gözetilerek Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu kabul edilerek işin esasına girilmesi gerekirken davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır."(Yargıtay...Hukuk Dairesi'nin ...Karar sayılı 21/06/2023 tarihli ilamı)
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.12.2003 gün ve E:2003/19-781, K:2003/768; 12.10.2011 gün ve E:2011/19-473, K:2011/607; 04.12.2013 gün ve E:2013/19-89, K:2013/1645;14.05.2014 gün ve E:2013/19-1155, K:2014/660; 18.02.2015 gün ve E:2013/19-1362, K:2005/826 sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
"Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s.16). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır."(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/11-40 Esas 2021/542 Karar sayılı 29/04/2021 tarihli ilamı )
Somut uyuşmazlıkta davacı hakkında yapılan tacir araştırması neticesinde davacının tacirlik düzeyinde gelir ve hasılatının bulunmadığı, yapılan işin niteliği itibariyle mutlak ticari işlerden de olmadığı, bu nedenle her ne kadar davalı tacir ise de davacıların tacir sıfatını haiz olmadıkları ve temel ilişkinin asliye hukuk mahkemesi görev alanına girmesi nedeniyle temel ilişkiye dayalı olarak açılmış bulunan davada uyuşmazlığın asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği gözetilerek mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna dair görevsizlik kararı verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-DAVANIN, HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN GÖREVLİ OLDUĞUNA,
2-HMK'nun 20.maddesi uyarınca bu karara karşı süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dava dosyasının yetkili ve görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, kesinleşmeden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dosyanın yetkili ve görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmezse davanın açılmamış sayılacağının İHTARINA,
3-Yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkeme tarafından değerlendirilmesine,
Dair, davacı vekilinin e-duruşma yoluyla yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı taktirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
09/05/2024

Katip ...
e-imzalıdır

Hakim ...
e-imzalıdır