WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Haziran 2026

İZMIR 2. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2022/66 Esas
KARAR NO : 2024/220
DAVA : Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 19/01/2022
KARAR TARİHİ : 12/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) Davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA : Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde; Müvekkil ...’ün teknolojiye olan ilgisi ve daha önce ... (bilgisayar destekli tasarım ve bilgisayar destekli imalat) sistemlerini kuran bir firmada çalışmış olması neticesinde sektörde yetersiz olarak görüp tespit ettiği implant üstü çözümler alanında bazı yeni ürünler geliştirebileceğini düşünmüş ve bu düşüncesini Diş laboratuvarı sahibi eniştesi ve kız kardeşi ile paylaşmıştır. Bu düşüncelerinin onlar tarafından da onaylanması üzerine çalışmalarına başlamış ve müvekkil ... yaklaşık 3.5 sene diğer erkek kardeşinin kendisine emanet verdiği araç ile, tamamen kendi imkanları ile ... ve ...den herhangi bir maaş almadan, hiçbir geliri olmadan, İzmir, İstanbul, Trabzon illerinde tamamen tasarımı kendisine ait olan ürün ve ürünü işleyebilecek aparatlar imal ettirmiştir. Bu süreçte bütün bu çabalar, müvekkil tarafından gerçekleştirilmiştir. Şirket ortaklarından ve davalı ... fikir ve ürün oluşumu aşamasındayken bu projeye inanmadığını açıklasa da sonrasında ürünün ortaya çıkmasıyla konuya daha fazla dahil olmuştur. ..., Söz konusu ürünün implant firmalarının sistemlerinin içerisine gömülerek patent kullanım bedeli alınmasının daha iyi olacağı kanaatinde olduğunu belirtmiş ve bu sebeple ürüne patent alarak (incelemesiz) sektördeki bazı firmalara kullandırmaya başlamıştır. Ancak müvekkilimin kendisine de belirttiği gibi sektördeki firmalar patent haklarını ihlal ederek ürünü bedelsiz kullanma yönünde eğilim göstermişlerdir. Bu nedenle ...’nin stratejisi terk edilerek ... SANAYİ VE TİC. LTD. ŞTİ ünvanlı şirketi kurma kararını almışlardır. Üç yıl kadar sonra şirket ünvanı , ... TEKNOLOJİLERİ SANAYİ VE TİC. LTD. ŞTİ olarak değiştirilmiştir. Bu aşamada müvekkilimiz ...,12.09.2014 tarihinde kurulan ...Teknolojileri Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti.nin görünürde ortağı olmamıştır. Şirket halihazırda davalı olarak dilekçemizde yer alan kardeşi ... ile eniştesi ... adına kurulmuştur. Müvekkilin payları da kız kardeşi ... ve eniştesi ... adına kaydedilmiştir. Müvekkil , o dönemdeki vergi ve piyasa borçlarından dolayı resmi olarak şirketin itibarına ve çalışmasına zarar vermemek için ilk kuruluşta şirketin ortağı olmaktan kaçınmıştır. Ablası ve eniştesinin önerisiyle kendisine ait payları kardeşi ve eniştesine inançlı işlemle verilmiştir. Müvekkilin inançlı işlemlerle devrettiği payların müvekkilimize intikal ettirilmesi gerekir. Bunun için davalı şirketin pay defterine pay sahipliklerinin düzeltilerek müvekkilimizin pay sahipliği sıfatı işlenmelidir.
.Diğer pay sahipleri ... ile ...’nin sahibi olduğu payların fazla kısmının da müvekkile devredilmesi gerekir. Zira inançlı işlemde inanan konumunda bulunan müvekkilin bu işlemleri inanç sözleşmesine aykırı davranıldığı için artık geçersiz olmalıdır. Müvekkilin davalı şirketten, görünürdeki davalı ortaklar olan ... ve ...’den fazlalık paylarının müvekkile verilmesi gerekir. Ancak ... ve ...’nin müvekkile ait payın da kar payını ya da kar payı dağıtmaksızın şirket karını şahsi servetlerine katması da kabul edilemez. Bu sebeple müvekkile ait bu kısmın dahi müvekkile ödenmesi gerekir. Şirkette bu konuda bilirkişiler tarafından yapılacak olan bir incelemede bu miktar bulunabilecektir. İnançlı işleme dayalı olarak müvekkile ait pay olan %33,3’ünün davalı şirket pay defterinde müvekkil adına kaydedilmesini, Şirketin kuruluşundan bu yana müvekkile ödenmeyen şirket kar payı ya da hangi nam adı altında olursa olsun ... ve ...’ye aktarılan payların müvekkile ait kısmın hesaplanarak fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla işleyecek ticari faizi ile birlikte şimdilik 50.000 TL’sinin ödenmesini, Şirkette ne tür suiistimallerin yapıldığının tespiti amacıyla inceleme yapılmasını, TTK.m. 630’a göre şirkete kayyım atanmasını, şirketin içinin boşaltılmaması ve şirket malvarlığının korunması amaçlı tedbirlerin alınmasını, Şirkete kayyım atanmasını, Yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini" şeklinde talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA : Davalı tarafın cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf ise , dava dilekçesinde kendisini sanki bilgisayar dâhisi ve implant sektöründe buluşlar yapan bir kişi gibi gösterse de bildiğimiz kadarı ile lise mezunu , üniversite mezunu bile olmayan , bu zamana kadar hiçbir teknik ve ticari başarısı olmayan bir kişidir. İşte , davacı ve davalı tarafın bu zamana kadar ki teknik ve ticari tecrübe ve başarıları karşılaştırılması durumunda bile müvekkilim ...'nin, şirketin yaptığı implant teknolojisine ait patentlerin buluşçusu ve sahibi olduğu kolayca anlaşılmaktadır. Zaten hayatın olağan akışı da bunu gerektirmektedir. Kaldı ki; TPE nezdinde patent hakkı da müvekkilim ... ye aittir. Eğer bu konuda davacı "patent benim" iddiasında samimi olsaydı "patent iptali" için dava açardı. Böyle bir davanın bu zamana açılmaması da davacının iddiasını haksız ve mesnetsiz olduğunu göstermektedir. Müvekkilim ... bu patentleri aldıktan sonra , şirket üzerinden bu patentleri ticari olarak uygulamasına başlamış ve bu patentteki sistemin çalışması için çok ciddi teknik alt yapı, arge, cihaz alımı, yazılım ve eğitim yatırımı yapılmıştır. Birçok firmadan proje, arge, eğitim desteği alınmış, davacı ... dahil şirketin tüm teknik personeline eğitimler verilmiştir. Uzman firmalardan teknik alt yapı, arge , cihaz alımı , yazılım ve eğitim yatırım hizmeti alındığına ilişkin alınan hizmetlere ilişkin fatura vb belgeler ile davacı ... e verilen teknik eğitime ilişkin sertifikalarını da ekte ibraz ediyoruz. Davacı ... e bu şekilde eğitim verildikten sonra , müvekkillerim ... nin kardeşi olması da dikkate alınarak ... şirkette ÜRETİM MÜDÜRÜ olarak çalışmaya başlamıştır. Yoksa, davacı tarafın iddia ettiği gibi davacı ... ün şirkete ortak yapılması gibi bir durum söz konusu değildir. Davacı ... , 30.10.2014 - 17.06.2020 tarihleri arasında müvekkilim şirkette ÜRETİM MÜDÜRÜ olarak çalışmış, ancak şirket içinde davranışları ile huzursuzluk çıkarması ve İşyerine alkollü gelmesi vb nedenlerle 17.06.2020 tarihinde İSTİFA ederek işten ayrılmıştır. Buna ilişkin İSTİFA ve İBRANAME belgeleri ve SGK işe giriş çıkış belgelerini ekte ibraz ediyoruz. Açıklanan nedenlerle dava tarafın inançlı işlem davasını ispat eden belgesi sözleşmesi olmadığı halde sanki şirketin resmi ortağıymış gibi deil listesinde şirketin ticari sırların mahiyetine gelen hakka dava dışı ve şirket dışı 3 şahısların şansına ait banka kurum vb kuruşlara ait müzekkere yazılarak buralardan şirketin ve 3 şahısların sırlarının ifşa olmasına ve bu nedenle de şirketin ve müvekkil şirketin ortaklarının geri dönülmez zarara uğramasına neden olacak sözde delil toplanması taleplerinin mahkemece reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE :
Dava; inanç sözleşmesine dayalı olarak şirket ortaklığının tespiti, şirket hisselerinin % 33,3'ünün pay defterinde davacı adına kaydı ve şirketin kuruluşundan itibaren geçmişe yönelik kar payının ve diğer ortaklara aktarılan payların faiziyle birlikte davacıya ödenmesi istemine ilişkindir.
Tarafların iddia ve savunmaları kapsamında ileri sürmüş oldukları delilleri mahkememizce toplanmıştır.
Mahkememizce aldırılan 03/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda; Şirketin piyasa değerinin 14.377.079,31-TL olduğu, beher payın piyasa değerinin 3.594,27-TL olduğu, Şirketin 19.01.2022 tarihi itibariyle defter değerinin 312.957,79-TL olduğu, şirket sermayesinin 4000 Adet paydan oluştuğu, beher payın defter değerinin 78,24-TL olduğu, şeklinde görüş ve kanaatini bildirmiştir.
Mahkememizce aldırılan 25/06/2023 tarihli bilirkişi raporunda; 2014 yılında 187.710,47-TL, 2015 yılında 41.931,80-TL, 2016 yılında 183.599,61-TL, 2017 yılında 37.879,89-TL, 2019 yılında 462.482,68-TL, 2022 Yılının 19.01.2022 tarihine kadar 23.100,57-TL. Olmak üzere toplamda 936.705,02 TL zarar ettiği, 2018 yılında 179.209,64-TL, 2020 Yılında 413.972,30-TL, 2021 Yılında 143.230,23-TL Olmak üzere toplamda 736.412,17-TL kar ettiği, Karın dağıtılabilmesi için öncelikle geçmiş yıl zararlarının mahsup edilmesi gerektiğinden kuruluştan bu yana hiç bir dönemde kar dağıtımının mümkün olmadığı, kar zarar arasındaki farkın 19.01.2022 tarihi itibariyle, 200.292,85-TL zararın fazla olduğu bu sebeple hiçbir ortak lehine kar payı oluşmadığı, şeklinde görüş ve kanaatine varılmıştır.
İnançlı işlem inananın (itimat edenin) bir hakkını belirli bir süre veya amaçla inanılana geçirmeyi, inanılanda inananın emir ve talimatlarına göre kullanıp amaç gerçekleşince veya süre dolunca hakkı tekrar inanana devretmeyi yüklendiği sözleşmeler olarak tanımlanabilir. İnançlı işlem güven esas alınarak yapılan ve öngörülen koşulların ileride gerçekleşmesi halinde bu anlaşmaya uygun hareket etme yükümlülüğünü doğuran hukuki işlemdir.
Yargısal kararlarda ise, inançlı sözleşme inanılan tarafın elde ettiği hakkı taraflarca güdülen amaç sona erdikten veya belirli bir süre geçtikten sonra inanana veya 3.kişiye devretme taahhüdünü içeren bir anlaşma olarak tarif edilmiştir.
İnançlı sözleşme ile inanan (itimat eden) bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana (mutemede) devretmekte borçlandırıcı bir sözleşme ile de inanılan kişinin hak ve yetkilerini sınırlandırmaktadır. İnanılan (mutemet) hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleştiğinde veya süre dolduğunda tekrar hakkı inanana (itimat edene) iade etmeyi yükümlenmektedir.
Yargıtay kararlarına göre inanç anlaşması ancak yazılı kanıtla ispat edilebilir.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller değerlendirildiğinde;
İnanç sözleşmesinin ancak yazılı delille kanıtlanabileceği, bu yazılı delilin tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olması gerekmekte olup, bir yazılı delil bulunmasa da taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) "delil başlangıcı" niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202. maddesi uyarınca inanç sözleşmesi "tanık" dahil her türlü delille ispat edilebilecektir. Yazılı delil veya "delil başlangıcı" yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK'nın 188. maddesi ) yemin (HMK'nın 225 ve devam eden maddeleri) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklı ise de davacının sunduğu e-mail yazışmalarında tereddütsüz bir şekilde delil başlangıcı sayılabilecek her hangi ibareye rastlanmamış, ayrıca davacının yemin deliline dayanmamış olduğu görülmüştür.
Davacı ile davalıların davalı şirket hisselerinin bir kısmının davalılar tarafından daha sonra davacıya devrolunacağı inancına dayanarak hareket ettiklerine dair yazılı bir delil sunulamadığı, davacının inançlı işleme dayalı olarak hareket ettiği iddiasının olağan hayat tecrübeleri dikkate alındığında TMK'nın 2. maddesi bağdaşmadığı, TMK'nın 6. maddesi gereğince kural olarak herkesi iddiasını ispat etmekle yükümlü olup, davalılar davacı ile aralarındaki ortaklık ilişkisini reddettiğine göre ortaklık ilişkisinin ancak kesin delille ispatlanması gerektiği, davacı tarafça ileri sürülen inançlı işlemin temel kanıtı olarak da bir belge sunulmadığı, Yargıtay uygulamalarına göre de inanç anlaşması ancak yazılı delille ispatlanabileceği de belirtilerek davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının taleplerinin REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 427,60-TL harcın, peşin alınan 853,88-TL'den mahsubu ile davacıya iadesi gereken bakiye 426,28‬-TL'nin, Arabuluculuk Kanunu Madde 18/A fıkra 13, 14 gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL'den mahsubu ile bakiye 893,72‬-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari ücret tarifesi uyarınca hesaplanan 17.900,00-TL Vekalet Ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4- Davacı tarafından yapılan Yargılama Giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5- Taraflarca yatırılan Gider Avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair; davacı ve davalılar vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğden itibaren 2 Hafta İçerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Yolu Açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 12/03/2024
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza

BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP AYRICA ISLAK İMZA UYGULANMAYACAKTIR.
“5070 sayılı yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur”