T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/157 Esas
KARAR NO : 2024/117
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 20/02/2022
KARAR TARİHİ : 13/02/2024
YAZIM TARİHİ : 13/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "23.12.2021 tarihinde, müvekkil ...'a ait ... Plakalı araç, sürücü ... kontrolündeyken; ... plakalı davalı ...'a ait ve yine davalı ... sevk ve idaresindeki araç ile aralarında yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Söz konusu kaza neticesinde müvekkile ait araç kullanılabilir olmaktan çıkmış ve perte ayrılmıştır. Söz konusu kazaya ilişkin tahkikat evrakları dosyamız arasına getirtildiğinde ve ekte sunmuş olduğumuz kaza tespit ve olay yeri tutanaklarından görüleceği üzere davalı ... söz konusu kazanın oluşumunda asli ve ağır kusurludur. Her ne kadar olay yeri tutanaklarından anlaşılsa da söz konusu kaza şu şekilde meydana gelmiştir: Sürücü ... bölünmüş yolda, sağ şeritten tüm trafik kurallarına riayet eder bir vaziyette seyir halindeyken, davalı sürücü ... almış olduğu alkolün de etkisiyle çok süratli bir şekilde sol şeritten gelerek müvekkile ait araca arkadan çarpmış ve aracın tamamen kullanılamaz hale gelmesine neden olmuştur. Sürücü ... da kaza neticesinde ciddi yaralar almış, ölümden dönmüştür. Kaza sonrası davalı sürücü ...'a yapılan alkol muayenesinde 1.66 promil alkollü olduğu ortaya çıkmış hatta bu sebeple davalı taraf sürücüyü değiştirmeye çalışırken kolluk kuvvetlerince bu durum fark edilmiş ve derhal duruma müdahale edilerek yaşanan bu durum tutanak altına alınmıştır. Bahsettiğimiz üzere davalı söz konusu kazada hem hız kurallarına, hem şerit değiştirme kurallarına uymamış hem de alkollü olarak direksiyon başına geçerek %100 kusurlu olarak kazanın oluşumuna sebebiyet vermiştir. Söz konusu kaza neticesinde ekte sunmuş olduğumuz müvekkile ait aracın fotoğraflarından da görüleceği üzere araç kullanılamaz hale gelmiştir. Müvekkilin aracı ekte sunmuş olduğumuz ruhsat fotoğrafından da görüleceği üzere 2020 yılı trafiğe çıkışlı, hiçbir hasar ve kusuru bulunmayan, sıfır ayarında ...Marka bir araçtır. Müvekkil söz konusu aracı tekrardan almaya kalksa, piyasa değeri itibariyle hali hazırda aynı araç 400.000-450.000 bandında bir araç olup müvekkilin yaşanan kaza sebebiyle maddi kaybı çok büyüktür. Bu sebeple müvekkil önce 07.01.2022 Tarihinde aracın kaskosunu yapmış olan davalı...Sigorta A.Ş.'ye başvuru yapmış ancak kendileri tarafından müvekkile oldukça komik rakamlar teklif edilmiştir. Davalı...Sigorta A.Ş tarafından müvekkile ait aracın perte ayrıldığı kendi eksper şirketi olan, ...Ekspertiz Şirketi tarafından tespit edilmesine rağmen; aracın piyasa değerini müvekkile ödeme konusundaki sorumluluğu davalı tarafından yerine getirilmemiştir. Bunun üzerine müvekkil kaskoyu yapan bu şirkete karşı arabuluculuk yoluna başvurmuş ancak bu aşamada da davalı...Sigorta A.Ş ödeme yapmayı kabul etmemiştir. Buna ilişkin olarak arabuluculuk son tutanağının arabulucu tarafından onaylanmış barkodlu e-imzalı aslı ekte sunulmuştur. Bunun yanı sıra söz konusu kazanın ve hasarın oluşumuna sebebiyet veren davalı ...'a ait aracı sigortalayan...A.Ş'ye de poliçe teminatı kapsamında ödeme yapmaları için başvuru yapılmış ancak...A.Ş 'de herhangi bir ödeme yapmamıştır. Bunun üzerine aynı şekilde...A.Ş için de tarafımızca arabuluculuk yoluna başvurulmuş ancak bu aşamada da sigorta şirketi ödeme yapmayı kabul etmemiştir. Buna ilişkin olarak bu arabuluculuk son tutanağının arabulucu tarafından onaylanmış barkodlu e-imzalı aslı da ekte sunulmuştur. Yukarıda açıklamış olduğumuz sebeplerle müvekkilin maddi kaybı çok büyüktür ve sorumlular tarafından bu kaybı tazmin edilmemiştir. Bu sebeple sayın mahkemeye başvuru zorunluluğumuz doğmuştur. Müvekkilin söz konusu maddi kaybından davalı sürücü ... açısından haksız fiilin gerçekleşme tarihi olan 23.12.2021'den itibaren işleyecek yasal faizle; müvekkile ait aracın kaskosunu yapan...Sigorta A.Ş açısından ise kendilerine başvuru tarihimiz olan 07.01.2022 tarihinden itibaren işleyecek olan bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte; davalıya ait aracı sigortalayan davalı...A.Ş açısından ise (poliçe teminat limiti dahilinde) kendilerine yazılı olarak başvuru tarihimiz olan 25.01.2022 Tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur." şeklinde dava ve talepte bulunmuştur.
Davalı ...vekili cevap dilekçesinde özetle; " Öncelikle, huzurda görülmekte olan dava zamanaşımına uğradığından zamanaşımı itirazımızı sunuyoruz. Davanın zamanaşımı nedeniyle reddini talep ederiz.Davacı taraf, araç hasarı zararı yönünden talep konusunu belirlemiş ve fakat davasını yine de belirsiz alacak davası olarak ikame etmiştir. Kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davacı tarafın dava konusu tamamen ve açık şekilde belirli olduğunu iddia etmesine rağmen davanın belirsiz alacak davası olarak açılması hukuka aykırıdır. Bu nedenle davacının belirsiz alacak davası açmakta menfaati bulunmadığından, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesi uyarınca davanın esasına girmeden doğrudan ve usulen reddini talep etmekteyiz. Müvekkil şirketin sorumluluğu sigortalısının kusuru ve bakiye poliçe limiti ile sınırlıdır. Öncelikle, mükerrer ödeme ve sebepsiz zenginleşmenin engellenmesi için konu kaza nedeniyle sigortalı veya kasko sigortacısı tarafından zarar görene bakiye ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun tespitini talep ederiz. Kabul anlamına gelmemek kaydıyla sayın mahkeme tarafından dosyanın bilirkişiye tevdiinin uygun görülmesi halinde hasar gören otomobilin kaza sonrasında onarılmasının ekonomik olup olmayacağı ve sürüş güvenliği-ekonomik fayda gözetilerek pert total işlemi gerektirip gerektirmeyeceğininin tartışılması yönünde bilirkişiye talimat verilmesini talep ederiz. Zamanaşımına uğramış davanın reddine, zarar meblağının belirlendiği iddia edilmesine rağmen belirsiz alacak davası açıldığı müşahede edildiğinden davanın usulden reddine, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, değer kaybı ve pert tazminatı taleplerinin cevap dilekçemizde belirttiğimiz ve re'sen gözetilecek nedenlerle esastan reddine, ret taleplerimizin kabul edilmemesi halinde; kabul anlamına gelmemek kaydı ile, araç hasarı ve değer kaybı yönünden yukarıda belirttiğimiz gibi bilirkişi incelemesi yapılmasına ve tarafların kusur durumu ile bakiye teminat limiti gözetilerek hüküm kurulmasına, talebin kabulü halinde, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline, karar verilmesini dilerim." şeklinde talepte bulunmuştur.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; "Öncelikle Müvekkil ... 'a husumet yöneltilmesi hukuka aykırıdır. Zira 2918 Sayılı KTK nın 86/1 "İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur." hükmü mevcut olup meydana gelen kazanın araçtaki bir bozukluktan kaynaklanmadığının kaza olayı ile ilgili tutanaklarda sabit olup, kaza teşebbüs sahibinin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerden kaynaklanmadığından trafik kazasının meydana gelmesinde araç işleteninin sorumluluğundan bahsedilemeyeceğinden husumet itirazımız bulunmaktadır. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle 23.12.2021 tarihinde müvekkili ...'a ait ... plakalı araç ile müvekkile ait ... plakalı aracın maddi hasarlı kazaya karıştığını, kaza tutağına göre müvekkilin asli ve ağır kusurlu olduğunu, davalı müvekkilin alkolün etkisi ile çok süratli bir şekilde gelerek sağ şeritten giden davacıya arkadan çarptığını, kaza sonrası davacıya ait aracın kullanılamaz hale geldiğini, davacıya ait aracın kasko işlemini yapan ...Sigorta şirketi ile müvekkilin aracının sigorta işlemlerini yapan...şirketine başvurduklarını, arabuluculuk görüşmelerinin olumsuz sonuçlandığını, bu nedenlerle maddi tazminat talebinde bulunduklarını belirtmiştir. Davacı tarafın dilekçesinde belirttiği hususların, kaza raporunun ve kazanın müvekkilin tam kusurundan kaynaklandığı yönündeki iddiaların kabulü mümkün değildir. Şöyle ki; kaza raporu incelendiğinde kazanın ne şekilde olduğu açıkça belirtilmemiş, hatta kroki dahi özensizce düzenlenmiştir. Raporu düzenleyen görevliler müvekkilin alkollü olmasını tam kusur için yeterli görmüş, ve "zaten alkollü kesin kazaya sebebiyet vermiştir" mantığı ile yaklaşmışlardır. Oysa her alkol alan kişinin aynı derecede kontrol yeteneğini kaybetmediği, aynı promilin farklı kişilerde aynı etkiyi yapmadığı bilinen gerçektir. Görevlilerin bu yaklaşımının doğrudan kabulü halinde kişinin alkollü olması "ki çıkan promilin kişide kontrolü kaybettirmemesine rağmen" kazanın karşı tarafının kazanın oluşumuna tam kusurla sebebiyet vermesi durumunda dahi diğer tarafın kusurunun görmezden gelinmesi sonucunu doğuracaktır. Bu kazada tutulan raporda tam olarak bu şekilde ve bu düşünce ile hazırlanmış bir rapordur. Kazanın özeti kısmından da bu durum açıkça anlaşılmaktadır. Zira kaza sonrası olay yerine gelen görevliler müvekkilin araç sürüş yeteneğini adeta rapor alınarak tespit etmişcesine müvekkilin "alkolün etkisinde direksiyon hakimiyetini kaybettiğini" belirtmişlerdir. Ve sırf bu nedenle davacı tarafın beyanına itibar ederek kazanın onların anlattığı şekilde olduğuna kanaat getirmişlerdir. Bunun dışında ne fren izinden ne mesafelerden ne de kazanın oluş ihtimallerinden bahsetmek ya da bu ihtimali değerlendirmek gereği dahi duymamışlardır. Kaza sırasında müvekkilin alkollü olduğu doğrudur ancak kazanın oluş sebebi müvekkilin alkollü olması değildir. Müvekkil sol şeritte seyrettiği sırada davacı bir anda sol şeride geçmeye çalışmış ve kaza bu sırada meydana gelmiştir. Zira davacıya ait araca ait görüntüler incelendiğinde çarpma noktasının aracın arkası değil yanı olduğu görülmektedir ki bu dahi öndeki aracın manevrasının bulunduğunu göstermektedir. İddia edildiği şekilde müvekkilin sağ şeride geçmesi sebebi ile kazanın olması ihtimalinde ise davacıya ait araca arkadan çarpılmış olması gerekmektedir. Kazanın bu şekilde müvekkilin sağ şeride geçmesi sonucu olduğu konusunda gerçeğin söylenmediği kurgunun eksikliğinden de ortaya çıkmaktadır. Çünkü beyanlarda ısrarla arkadan çarpıldığı belirtilmekte ancak aracın yan tarafının arka sağından çarpılmış olduğu dikkatten kaçırılmaktadır. Hal böyle iken müvekkil alkollü olmasa dahi bu kazanın olması kaçınılmazdır. Burada değerlendirilmesi gereken bu şekilde gerçekleşen kazada davacının kusur durumudur. Öte yandan gerçekleşen kaza olayı sebebi ile Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığının... soruşturma nolu dosyası ile soruşturma başlatılmış olup, dosya halen savcılık aşamasındadır. Soruşturma dosyasında henüz bir kusur rapor alınmamıştır. Açıkladığımız ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle davanın usul ve esas bakımından reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ederiz." şeklinde talepte bulunmuştur.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan hasar bedeli ve değer kaybı tazminatı istemine ilişkindir.
Davacı 23/12/2021 tarihli trafik kazasında ... plakalı aracın işleteni olup, davalı ... ... plakalı aracın sürücüsü ve işleteni, sigorta şirketi ise aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini düzenleyendir.
Davacı vekili zararın tazmini için...Sigorta A.Ş. Aleyhine de dava açmış ise de, davacı ile davalı arasında kaza tarihini kapsar riskleri içerisine alan kasko poliçesi bulunduğundan ve davacı taraf tacir olmadığından mahkememizce tefrik kararı verilmiştir. Tefrik edilen dosya mahkememizin 2024/30 Esasına kaydedilerek ihtilafın çözümünde Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu kanaatiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
KTK' nın 97. Maddesi gereği başvuru şartı incelendiğinde dava dilekçesinin ekinde yer alan dilekçeye göre (e-mail) davacı tarafından davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğu görülmüştür.
Zamanaşımı defi değerlendirildiğinde; 2918 sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmü, yine aynı kanunun 109/2. maddesinde ise "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir.
Davaya konu trafik kazası 23.12.2021 tarihinde meydana gelmiş, olayın, maddi hasarlı trafik kazası olması nedeniyle, uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanmasını gerektirir bir durum bulunmamaktadır. Bu itibarla, davaya konu talepler yönünden 2 yıllık zamanaşımı süresi geçerli olup, dava dilekçesine konu edilen maddi tazminat taleplerinin, 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde ileri sürülmesi gerekmektedir. Kaza tarihinin 23.12.2021, arabulucuya başvuru tarihinin 01/02/2022, dava tarihinin 20/02/2022 olduğu görüldüğünden davaya konu tazminatın 2 yıllık süre içerisinde talep edildiği görülmüştür. Dava dilekçesinde açıkça HMK' nun 107. Maddesi dayanak gösterilerek davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı görüldüğünden arttırılan miktar yönünden de zamanaşımı süresi dava tarihi itibari ile kesileceğinden davalı sigorta vekilinin bedel arttırım dilekçesine karşı yapmış olduğu zamanaşımı defiinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı...Anonim Şirketi' nin sorumluluğu değerlendirildiğinde;
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1.maddesine göre “işletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”. Kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.3 maddesinde de “sigortacı poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde genel şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta teminat limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür." şeklinde sigorta şirketin sorumluluğunun kapsamı ifade edilmiştir. Bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası motorlu bir aracın kara yolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Kazaya karışan ... plakalı araç 28.09.2021-2022 tarihleri arasında zorunlu mali sorumluluk trafik sigortası ile davalıya sigortalıdır. Kaza 23/12/2021 tarihinde meydana gelmiş olup, risk periyodu içerisinde olduğundan davacının talep ettiği hasar bedeli ile değer kaybından davalı araç sürücüsünün kusuru oranında sigorta şirketi sorumlu olacaktır.
Davalı ... 'un sorumluluğu incelendiğinde;
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1 maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “ işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş, yaşanan trafik kazasında davalı ... plakalı aracın işleteni ve sürücüsüdür. Araç sürücüsü kendi kusurundan sorumlu olacağından (TBK madde 49), yukarıda değinilen maddeye göre dava dilekçesi ile talep edilen maddi zarar kalemlerinden sorumlu olacaklardır. Bu nedenle de husumet itirazına mahkememizce itibar edilmemiştir.
TBK' nın 50. maddesi uyarınca davacı zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Bu sebeple davacı bilirkişi deliline dayanmış olup mahkememizce bilirkişiden kusur, hasar bedeli ile değer kaybı tazminatının belirlenmesi için rapor aldırılmıştır.
Bilirkişi heyetinden alınan 15/08/2022 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "Dosya kapsamında 23.12.2021 tarihinde ve saat : 01.20 sıralarında meydana gelen trafik kazası nedeniyle Nazilli Bölge Trafik Denetleme İstasyon Amirliği’nin tanzim ettiği “Ölümlü/Yaralanmalı Trafik Kazası Tespit Tutanağı”na göre “ Sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile Nazilli’den, Denizli istikametine doğru seyir halindeyken almış olduğu alkolün de etkisiyle aracının direksiyon hakimiyetini kaybederek aracının sağ ön kısımları ile aynı istikamette sağ şeritte giden sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobilin sol arka kısımlarına çarpması sonucu iki araçlı yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, bu kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü ...’ un 2918 sayılı KYT Kanununda yer alan kusurlarından 56/1-A (Şerit izleme ve değiştirme kuralına uymamak) ve aynı kanunun 48/5 (Alkollü olarak araç kullanmak) kurallarını ihlal ettiği, ... plakalı otomobil sürücüsü ...’ ın ise bir kural ihlalinin olmadığı kaza yerinde yapılan inceleme sonucu ve sürücü beyanlarından anlaşıldığı” belirtildiği,
İş bu 23.12.2021 tarihli kazanın oluşumunda Davalı ... ait ... plaka sayılı araç sürücüsünün “ETKEN OLDUĞU”, Davacı tarafa ait ... plaka sayılı araç sürücüsünün ise “ETKEN OLMADIĞI”,
Bu kaza nedeniyle bahse konu ... plaka sayılı araçta Meydana gelen hasarların, ifadelerde izah edilen kazanın oluş şekli ile uyumlu olduğu, Yedek parça ve işçilik olmak üzere toplam 111.581,44.-TL (KDV Hariç) hasar meydana geldiği, buna ek olarak; hem KDV ilavesi, hem de aracın sökülmesi ve onarımı sırasında çıkabilecek yeni ek parçalar ve işçiliklerle aracın hasarının yükseleceği, Aracın kazadan önceki ikinci el piyasa rayiç değerinin 290.000,00.-TL ve sovtaj (hurda) değerinin 176.750,00.-TL olduğu,
Yargıtay... Hukuk Dairesi, 18.05.2016 tarih,... Karar nolu kararında; “…..dairemiz uygulamasına göre hasar bedeli, araç rayicinin %50’sini aştığından aracın tamirinin ekonomik olmadığı açıktır. Bu durumda, bilirkişiden ek rapor alınıp, araç pert total kabul edilerek aracın sovtaj bedeli de belirlenmek sureti ile hasarsız piyasa rayici ile sovtaj bedeli arasındaki farkın hasar miktarı olarak belirlenmesi gerekir. Bu nedenle, eksik incelemeye dayalı verilen hükmün bozulması gerekmiştir” hükmünü içerdiği, bu bağlamda; kaza sonrası oluşan hasar miktarının, araç rayicinin %50’sini aştığından tamirinin ekonomik olmadığı, aracın ağır hasarlı olduğu, mevcut hali ile çekme belgeli olarak pert – total edilmesinin teknik ve ekonomik açıdan uygun olacağı, buna göre;
Araç Piyasa Değeri : 290.000,00.-TL
Aracın Sovtaj (Hurda) Değeri : – 176.750,00.-TL
Toplam Gerçek Hasar : 113.250,00.-TL olarak bulunduğu,
Yargıtay ... Hukuk Dairesi 25.04.2017 tarihli, ... Karar Sayılı Kararında; “……aracın pert olarak değerlendirilmesi halinde ayrıca değer kaybı oluşmayacağı hususu da göz önünde bulundurularak ve dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir” hususunun hükme bağlandığı, değer kaybının, aracın piyasa değerindeki azalma olduğu, buna göre pert kabul edilen aracın, piyasa değeri göz önüne alınarak zarar hesaplandığından, araç sahibinin bir zararı oluşmaması nedeniyle değer kaybı oluşmayacağı kanaatine varıldığı,
Dava konusu ... plaka sayılı aracın pert olması nedeni ile benzer donanım ve teknik özelliklerde yeni bir araç edininceye kadar geçen makul sürenin 15 gün olduğu belirlendiği, yapılan piyasa araştırmaları neticesinde ve ayrıca araç kiralama firmalarından alınan bilgilerde; riziko tarihi olan 2021 yılı Aralık ayında aynı donanım ve teknik özelliklere sahip muadil bir aracın mevsim koşulları da dikkate alındığında günlük kiralama bedelinin 250,00.-TL olduğu, buna göre aracın pert olması nedeni ile benzer donanım ve teknik özelliklerde yeni bir araç edininceye kadar geçen makul süre olan 15 günlük süreçte (15 gün X 250,00.-TL =) 3.750,00.-TL ikame araç bedelinin uygun olabileceği görüş ve kanaatine varıldığı, KTK Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik) Sigortası, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.91 gereği, işletenlerin, KTK nun 85.maddesinin 1.fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere yasaca yaptırmaları zorunlu kılınan ve yine KTK kapsamında motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne, yaralanmasına veya bir şeyin zarar uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3.kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler ve kusur oranı dahilinde ve gerçek zarar miktarı ile karşılamayı amaçlayan sorumluluk sigortası olduğu, Davalı ...’a ait ... plakalı araç, davalı...şirketine 28.09.2021-2022 tarihleri arasında geçerli ve ... sayılı poliçe ile ZMS (Trafik) poliçesiyle sigortalı olduğu,
• ZMM sigorta teminatları içinde hasar ve değer kaybı zararları olduğu
• Ancak ikame araç zararlarının teminat kapsamında olmadığı
• Kazanın teminat süresi içinde meydana geldiği,
• Kaza tarihinde teminat limitinin 43.000 TL sı ile sınırlı olduğu,
• Sigorta şirketi yapılan müracaatın 8 iş günü sonrasının 09.02.2022 tarihine isabet ettiği
KASKO Sigorta Sözleşmesinin, sigorta ettirenin ve sigortadan faydalanan kimsenin veya eylemlerinden hukuken sorumlu oldukları kimselerinde kusurlu davranışlarından kaynaklanan ve araçta meydana gelen hasar ve ziyaı karşılamayı sigortacı tarafından taahhüt edilen yani sigorta ettirenin bizzat uğradığı zararların sigorta güvencesine alındığı mal sigortası türü olduğu, davacı yana ait ... plakalı aracın davalılardan...Sigorta A.Ş. tarafından... nolu poliçe ile 28.12.2020-2021 tarihleri arasında kasko sigorta örüntüsü içine alındığı, olayın meydana geliş şeklinin Kasko Sigortası genel Şartlarında sayılan gerek hareket gerek durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde … gibi kazalar, şeklinde oluştuğu , dosyadaki bilgilere göre olayda teminat dışı bir halin varlığının tespit edilmediği,
• Kasko sigortacısının araçtaki zararının tamamını üstlendiği, Pert total zararlarda ikame araçzararları için teminat verilmediği,
• Kazanın teminat süresi içinde meydana geldiği,
• Sigorta şirketi yapılan müracaatın 8 iş günü sonrasının 24.01.2022 tarihine isabet ettiği
Hususlarında yapılan tespitleri içerir rapor, hukuki değerlendirme ve son karar Sayın Mahkemeye ait olmak üzere saygı ile arz olunur. " şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Mahkememizce 29/11/2022 tarihli celsede; "T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ ... HUKUK DAİRESİ... Karar sayılı ilamında: "Mahkemece; davacının aracındaki hasar tutarına dair makine mühendisi bilirkişiden kök ve ek raporlar alındığı, buna göre hüküm tesis edildiği anlaşılmakta ise de, alınan bu raporların hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmadığı görülmüş olup, eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Şöyle ki, davalı sigorta şirketi yargılamanın tüm aşamalarında ve raporlara itirazlarında davacıya ait aracın dava konusu kazadan önce defalarca kazaya karışmış olduğunu, bu nedenle bu kazalara ait hasar dosyaları da getirtilip incelenerek aracın hangi kısımlarından onarım gördüğünün, orjinal parçalarla onarılıp onarılmadığının ve buna göre kaza anındaki rayiç bedelinin, sovtajının ve hasar onarım tutarının belirlenmesi gerektiğini beyan etmiş, delilleri arasında da tramer kayıtlarına dayanmış olduğu halde ve hükme esas alınan raporda dahi dosya içerisinde bir kısım hasar dosyaları olmadığından bu konuda yorum yapılamadığı belirtildiği halde, sözkonusu hasarlar yeterince araştırılmaksızın yalnızca getirtilen birkaç kaza dosyasına istinaden sonuca varılması yerinde olmamıştır (Bu yönde bknz. Yargıtay (kapatılan) ... Hukuk Dairesi... K, ... K). Belirlemesinde bulunduğundan ve dosya arasında davacının maliki olduğu aracın tramer kaydı bulunmadığından ... plakalı aracın tramer kaydının celbine," karar verilmiş ve celp edilen tramer kaydından yer alan hasar dosyası da celp edilerek bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verilmiş olup, sunulan 12/12/2023 tarihli bilirkişi ek raporunun sonuç kısmına göre;
"Davaya konu ... plaka sayılı aracın, Türkiye Sigorta Birliği “Kasko Değer Listesi”ne göre; kaza tarihindeki değerinin 276.113,00.-TL olduğu belirlenmiştir.
1. Aracın Piyasa Rayiç Değeri :
• Davaya konu aracın piyasa rayiç değerine ilişkin TSRSB “Kasko Değer Listesi”,
Ülkemizde en çok rağbet edilen internet siteleri ikinci el araç satış ilanları, markasına hizmet veren yetkili satış ve servis bayileri ... Otomotiv (...) ile piyasa koşullarında yapılan inceleme ve araştırmalar sonucunda (...), ... Otomotiv (...), ...Otomotiv (...),...),... Oto (...),... Oto (...) bahse konu aracın, marka, model, tipi, km.si, yakıt cinsi, vites türü, kullanım şekli, kullanım süresi, kullanılmışlık düzeyi, yıpranma payı ve ayrıca pazarlık payı da dikkate alındığında kazadan önceki ikinci el piyasa rayiç değerinin 290.000,00.-TL olduğu,
• Bu bağlamda; kaza sonrası oluşan hasar miktarının, hem KDV ilavesi hem de aracın onarımı sırasında çıkması muhtemel yedek parça ve işçiliklerle araç rayicinin %50’sini aştığından tamirinin ekonomik olmadığı, aracın ağır hasarlı olduğu, mevcut hali ile çekme belgeli olarak pert – total edilmesinin teknik ve ekonomik açıdan uygun olacağı,
• Dava konusu aracın kaza nedeniyle, hava yastıklarının aktif hale gelerek açılmadığı, buna göre; aracın hasarlı haliyle sovtaj (hurda) bedeli için hasarlı araç alım – satım işi ile iştigal eden firmalarla ve ayrıca piyasa koşullarında yapılan inceleme ve araştırmalarda sovtaj (hurda) bedeli için firmalarla ... Otomotiv (...), ... Oto (...) ... Oto (..., .... Otomotiv (...), Joker Otomotiv (...) ve... Oto (...) ile yapılan görüşmelerde dava konusu aracın hasarının özellikle mekanik aksam ağırlıklı olması ve dolayısı ile bu parçaların piyasadan çıkma/yan sanayi/eşdeğer parça olarak uygun koşullarda ve fiyatlarda temin edilecek olması ve ayrıca doğrultma işlemi ile bazı parçaların değiştirilmeden kurtarılabilecek olması nedeniyle sovtaj (hurda) bedelinin yüksek olacağı ve piyasa şartlarına göre 176.750,00.-TL uygun olduğu belirlenmiştir. Buna göre;
Araç Piyasa Değeri : 290.000,00.-TL
Aracın Sovtaj (Hurda) Değeri : – 176.750,00.-TL
Toplam Gerçek Hasar : 113.250,00.-TL olarak bulunur.
Hukuki durumun ve delillerin takdiri ile değerlendirilmesi Sayın Mahkemenize ait olmak üzere, teknik konulardaki görüş ve kanaatlerimi saygılarımla arz ederim. " şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Mahkememize sunulan ek raporda davacının maliki olduğu aracın dava konusu trafik kazasından önce ki hasar dosyasının ekleri bulunmadığından yeterli inceleme yapılmadığı görüldüğünden hasar dosyası yeniden celp edilerek bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiş olup Bilirkişiden alınan 05/06/2023 tarihli bilirkişi 2. ek raporunun sonuç kısmına göre; " MUNZAM ZARAR BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME (Rapor Tarihi İtibariyle):
• Aracın Kasko Değeri :
• Davaya konu ... plaka sayılı aracın, döviz kurlarındaki dalgalanmalar, sıfır araç piyasasında araç temininin zorlaşması ve araç fiyatlarındaki neredeyse haftalık artışlar yaşanması gibi etkenler nedeniyle oluşabilecek zararı en aza indirmek için 10.06.2022 tarihinden itibaren ayda üç defa yayınlanmasına karar verilen ve halen özellikle araçların noter satışları esnasında rayiç değeri ile ilgili olarak esas teşkil etmekte kullanılan Türkiye Sigorta Birliği “Kasko Değer Listesi”ne göre; güncel kasko değerinin 580.755,00.-TL olduğu belirlenmiştir.
1. Aracın Piyasa Rayiç Değeri :
• Davaya konu aracın piyasa rayiç değerlemesi "Emsal Karşılaştırma Yaklaşımı" (Pazar Metodu) şeklinde benzer veya ikame araçların satış ve piyasa verileri dikkate alınarak yapılmış, açık piyasada gerçekleştirilen benzer araçların satışlarıyla karşılaştırılmıştır. Bu değerlemede varılmış olan sonuçlar; ülke ekonomik koşulları, piyasa koşulları ve hazırlanmış olduğu tarih itibariyle geçerli olan diğer koşullar esas alınarak belirlenmiştir.
Reel piyasa şartlarında 2. el araç alımı sırasında herhangi bir hasar kaydı olmayan veya en az kaydı olan ve düşük km.deki araçlar tercih edilmektedir.
Davaya konu aracın piyasa rayiç değerine ilişkin olarak TSRSB “Kasko Değer Listesi”, Renault markasına hizmet veren yetkili satış ve servis bayilerinde...Otomotiv (...), ...: (...,... MAİS A.Ş. (...) yapılan inceleme ve araştırmalar, 2. el araç alım – satımı yapan veya aracılık eden firmaların Ülkemizde en çok rağbet edilen internet siteleri ikinci el araç satış ilanları (Ekteki ilanlar; bahse konu aracın güncel değerlerini göstermekle beraber, davaya konu aracın kaza tarihindeki piyasa rayiç değeri hususunda fikir vermesi amacını taşımaktadır) ve piyasa koşullarında yapılan inceleme ve araştırmalar sonucunda ... Otomotiv (..., ... Otomotiv (...),... Otomotiv (...),... (...), ... Oto (...), ... Otomotiv (...),... (...), ... Oto (...),... Oto (...), ....Otomotiv (...) bahse konu aracın, marka, model, tipi, km.si, yakıt cinsi, vites türü, kullanım şekli, kullanım süresi, kullanılmışlık düzeyi, yıpranma durumu ve ayrıca pazarlık payı da dikkate alındığında ikinci el piyasa rayiç değerinin 650.000,00.-TL ile 670.000,00.-TL olduğu, buna göre kazadan önceki ikinci el piyasa rayiç değerinin ortalama 660.000,00.-TL seviyelerinde olabileceği tespit edilmiştir.
Dava konusu aracın kaza nedeniyle, hava yastıklarının aktif hale gelerek açılmadığı, buna göre; aracın hasarlı haliyle sovtaj (hurda) bedeli için hasarlı araç alım – satım işi ile iştigal eden firmalarla ve ayrıca piyasa koşullarında yapılan inceleme ve araştırmalarda sovtaj (hurda) bedeli için firmalarla ... Otomotiv (...), ... Oto (...) ... Oto (...), .... Otomotiv (...) ve... Oto (...) ile yapılan görüşmelerde dava konusu aracın hasarının özellikle mekanik aksam ağırlıklı olması ve dolayısı ile bu parçaların piyasadan çıkma/yan sanayi/eşdeğer parça olarak uygun koşullarda ve fiyatlarda temin edilecek olması ve ayrıca doğrultma işlemi ile bazı parçaların değiştirilmeden kurtarılabilecek olması nedeniyle sovtaj (hurda) bedelinin yüksek olacağı ve piyasa şartlarına göre günümüz şartlarında 400.000,00.-TL uygun olabileceği belirlenmiştir.
Buna göre;
Araç Piyasa Değeri : 660.000,00.-TL
Aracın Sovtaj (Hurda) Değeri : – 400.000,00.-TL
Toplam Gerçek Hasar : 260.000,00.-TL olabileceği;
Hususlarında tespit, görüş ve kanaatimi içeren raporumu, hukuki değerlendirmesi ve delillerin takdiri Sayın Hakimliğinize ait olmak üzere, teknik konulardaki görüş ve kanaatlerimi saygılarımla arz ederim."şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Mahkememize sunulan kusura ilişkin bilirkişi raporu, açıkça itiraza uğramayan ve kolluk görevlileri tarafından tanzim edilen kaza tespit tutanağı ile uyumlu olduğundan kusura ilişkin değerlendirme mahkememizce hükme esas alınmıştır.
Zarar bedelinin belirlenmesine yönelik hesaplamaya itiraz edilmiş ise de, trafik kazası tarihi itibariyle; kaza sonucu hasar gören davacının maliki olduğu aracın hasar bedelinin araç rayicinin % 50'sini aştığı, bu durumda aracın tamirinin ekonomik olmayacağı, bilirkişi tarafından da aracın pert-total işlemi yapıldığı takdirde sovtaj bedelinin raporda belirtildiği, dava konusu aracın model ve markası dikkate alındığında bilirkişi raporunda bu hususun da irdelendiği, pert total kabul edilerek aracın sovtaj bedeli de belirlenmek sureti ile hasarsız piyasa rayici ile sovtaj bedeli arasındaki farkın hasar miktarı olarak belirlendiği (Yargıtay... HDB'nın 18.05.2016 tarih ve ... Karar Sayılı ilamı), bu itibarla mahkememizce alınan son bilirkişi ek raporunun hükme esas almaya el verişli ve yeterli mahiyette bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Davacı vekili bedel arttırım dilekçesi ile; 113.250,00 TL maddi tazminatının ve 10,00 TL munzam zararın tahsilini talep etmiştir.
Tüm bu nedenler ile; 23/12/2021 tarihli çift taraflı trafik kazasında ...
plakalı aracın sigorta şirketi, davalı sürücü ...' un kusuru oranında sorumlu olacağından, davalı ...' un tam kusurlu olduğu ve davacının maliki olduğu aracın kaza tarihi itibari pert-total işlemine tabi tutulması gerektiği ve sovtaj değerinin de düşülmesi sonucu 113.250,00 TL zararın bulunduğu, dava tarihinden ödemenin de olmadığı görüldüğünden bedel arttırım dilekçesi doğrultusunda davanın kısmen kabulüne, kabul edilen maddi tazminat kalemine davalı sigorta şirketine usulüne uygun başvuruda bulunulmadığından dava tarihinde, diğer davalı ise kaza tarihinde temerrüte düşeceğinden bu tarihten itibaren zarar veren aracın kullanım amacı hususi olduğundan yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
Davacı vekili 22/06/2022 tarihli dilekçesi ile ikame araç ücretinin tahsilini talep etmiş ise de; iş bu talep dava dilekçesinde yer almayan (dava konusu edilmeyen) istem olup açılan davadaki taleplerin yanında dava dilekçesinde dile getirilmeyen bir şeyin kısmi ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine yasal açıdan olanak bulunmamaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 29.06.2011 gün, 2011/1-364 Esas, 2011/453 sayılı kararı ve 15.02.2017 gün, 2015/7-917 Esas, 2017/265 Karar sayılı, 15. HD 18.04.2013 gün, 2012/3598 Esas, 2013/2707 Karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2021/1460 Esas-2022/5859 Karar sayılı kararları). Kaldı ki bu yönde bir ıslah dilekçesi de yer almadığından ikame araç istemi yönünden ayrıca hüküm tesisine gerek görülmemiştir.
Davacı vekili 16/08/2022 tarihli bilirkişi kök raporuna karşı yapmış olduğu itiraz dilekçesinde zarar hesabının güncel tarih itibari ile yapılmasını akabinde ise bu taleplerinin munzam zarar kapsamında kaldığını belirterek talep doğrultusunda işlem yapılmasını istemiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu' nun 2021/11-938 Esas ve 2022/401 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere munzam zararda önem arz eden husus alacaklının temerrüt faiziyle karşılanamayan zararının mevcudiyetinin alacaklı tarafça ispatıdır. Aşkın (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla alacaklı tarafça aşkın (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 194. maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu itibarla ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz (Uygur, s. 816). Ayrıca bir para borcunun ödenmesinde temerrüde düşülmesinden dolayı alacaklının zarara uğrayacağı kabul edilerek bu zararın, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum dikkate alınarak belli bir oranda olacağı benimsenmiş ve TBK’nın 120. maddesi yollaması ile 3095 sayılı Kanun’un hükümleri çerçevesinde temerrüt faiz oranları belirlenmiştir. Buradan hareketle kanun koyucu tüm bu ekonomik olumsuzlukları değerlendirip, bunların doğuracağı zarar dolayısıyla tazminat oranını T.C. Anayasası’ndan aldığı yasa yapma yetkisine dayanıp temerrüt faizi olarak belirlemiş iken, zımnen bu takdirin yerinde olmadığı ileri sürülüp sadece aynı ekonomik göstergelere dayanılarak tazmin edilecek zararın geçmiş günler faizinden fazla olduğu kabul edilemez.
Uğranıldığı iddia olunan zararın, yetkili merciin belirlediğinden fazla ve bu nedenle TBK’nın 122. maddesine dayanılarak aşkın (munzam) zarar istenilmesi hâlinde ise artık açılmış olan davaya özgü somut vakıalara dayanılması gerekir. Bunlar da yasal, elverişli ve geçerli delillerle, geçerli ispat kuralları dairesinde kanıtlanmalıdır. Burada kanıtlanacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeniyle uğranılan fiili zarardır.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; uğranılan zarar iddiasından ziyade ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücündeki meydana gelen azalmanın aşkın (munzam) zararı oluşturduğu yönünde olduğundan, başka bir anlatımla davacı tarafından, ülkemizdeki belirli dönemlerdeki ekonomik koşullarda mevcut olumsuzluklardan hareketle, kendi durumuna özgü şekilde açık ve somut olarak oluşan bir zarar olgusuna dair bir iddiada bulunulmadığı gibi bu yönde ispata yeter herhangi bir delil de sunulmadığından, açılan davada munzam zarara ilişkin sadece, ekonomik koşullardaki olumsuzluklardan hareketle meydana gelen zarar miktarının arttığı faraziyeye dayalı olarak aşkın (munzam) zararın ortaya çıktığı ileri sürüldüğünden TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Burada kanıtlanacak olgular; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarardır. Ancak yapılan yargılama sırasında, davacı tarafından yukarıda belirtildiği şekilde bir zarar olgusunun ileri sürülüp yasal çerçevede ispatlandığı söylenemeyeceğinden ayrıca faizi aşar miktarda zararın oluşmadığı kanaatine varılarak Yargıtay... Hukuk Dairesi' nin de istikrar bulmuş emsal kararları da ... Karar) dikkate alınarak munzam zarara ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;
-113.250,00 TL hasar tazminatının;
43.000,00 TL' sinin sigorta şirketinden (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) 02/02/2022 tarihinden diğer davalı ...' dan ise kaza tarihi olan 23/12/2021 itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
Bakiye 70.250,00 TL tazminatın ise davalı ...' dan ise kaza tarihi olan 23/12/2021 itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine,
-davacının munzam zarara ilişkin isteminin REDDİNE,
2-Alınması gereken 7.736,10 TL karar ve ilam harcının yatan 1.997,70 TL peşin harç ve tamamlama harcından mahsubu ile eksik kalan 5.738,40 TL' nin, 2.178,81 TL' sinin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, bakiye kalan 3.559,59 TL' nin ise yalnızca davalı ...' dan alınarak Hazine' ye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan ve mahsup edilen 1.997,70 TL ve 80,70 TL başvurma harcının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
4-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan ve harcanan 282,50 TL posta ve diğer giderler ile 2.500,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 2.782,50 TL yargılama giderinin kabul red oranı (2.782,25 TL) nazara alınarak 1.056,39 TL' sinin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, bakiye kalan 1.725,86 TL' nin ise yalnızca davalı ...' dan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 18.120,00 TL vekâlet ücretinin tarafların sorumluluk oranı nazara alındığında 6.880,00 TL' sinin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, bakiye kalan 11.240,00 TL' nin ise yalnızca davalı ...' dan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. Uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 10,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine,
7-6325 sayılı HUAK uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk giderinin her iki tarafta oturuma katıldığından kabul red oranı nazara alınarak 0,13 TL' sinin davacıdan, bakiye kalan 1.559,87 TL' nin ise davalı sigorta şirketinden alınarak Hazine' ye irat kaydına,
8-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,
Dair, davacı vekili ve davalı gerçek kişi vekilinin yüzüne karşı diğer davalının yokluğunda tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/02/2024
Katip...
e-imzalıdır
Hakim...
e-imzalıdır
TASHİH ŞERHİ
Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir. Tashih kararı verildiği takdirde, düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş olan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır, imzalanır ve mühürlenir (HMK 304. M.) dosya kapsamı incelendiğinde "43.000,00 TL' sinin sigorta şirketinden (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) 02/02/2022 tarihinden diğer davalı ...' dan ise kaza tarihi olan 23/12/2021 itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine," bölümünde tarihin sehven 02/02/2022 olarak yazıldığı dava tarihinin 20/02/2020 olduğu görüldüğünden resen hükmün aşağıdaki şekilde tahsisine karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Mahkememizin 13/02/2024 tarih ... Karar sayılı ilamında hükmün üçüncü bendinde yer alan "43.000,00 TL' sinin sigorta şirketinden (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) 02/02/2022 tarihinden ..." kısmının,
"43.000,00 TL' sinin sigorta şirketinden (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) 20/02/2022 tarihinden " şeklinde TASHİHİNE,
Dair, taraf vekillerinin yokluğunda tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.13/02/2024
Katip...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!