WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Haziran 2026

İZMIR 2. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/538 Esas
KARAR NO : 2024/196
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 04/08/2021
KARAR TARİHİ : 05/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 20.09.2020 tarihinde, ...'ın sürdüğü ve ...' a ait...plakalı motosikletin arkasında yolculuk yaparken, İzmir Urla yolunda seyir halinde iken davalı... A.Ş.'ye ait olup şirket tarafından sürücü davalı ...'e kiralanan ... Plakalı aracın trafik kurallarını ihlal ederek arkadan gelerek çarpması sonucu kaza gerçekleştiğini, müvekkilinin kazada ağır yaralandığını, kazada müvekkilinin elleri,kolları, bacakları, dirsekleri ve ayaklarının yaralandığını ve derisinin yüzüldüğünü, ilgili yaraların uzun sürelerce iyileşmediğini aylarca yara içinde kaldığını,müvekkilinin fiziksel görüntüsünde olumsuz değişikliklerinin olduğunu, bu değişikliğin düzeltilmesini istemesinin yasal hakkı olduğunu, vücudunda kaza sebebi ile güç kaybının meydana geldiğini, müvekkilinin çalışma gücünün azaldığını, müvekkilinin zararının mevcut olduğunu, Urla Cumhuriyet Başsavcılığının... soruşturma nolu dosyasında alınan bilirkişi raporunda müvekkilinin kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığına karar verildiğini, davalı ...'ün ise tam ve asli kusuru olduğunun tespit edildiğini, kaza sonrasında kaçıp gitmesi ve müvekkilini yaralı şekilde terk etmesi sebebi ile müvekkilinin derin üzüntüler yaşadığını, kazada asli ve tam kusurlu sürücünün olduğunu, fakat araç sahibi... Otomotiv Ticaret ve Sanayi A.Ş. ve ... Sigorta A.Ş.'de yaşanan kazadan ve zarardan sorumlu olduğunu davalının da ödeme yapmadığını ve müvekkilinin zararının tazmin edilmediğini, yaşanan kazada müvekkilinin kusuru olmaması ve mağduriyeti sebebi ile davalılara karşı maddi ve manevi tazminat istemi ile İzmir arabuluculuk bürosunun... arabuluculuk numarası ile başvurusu yapıldığını, bu görüşmeler sonucunda anlaşmanın sağlanamadığını, tespit edilecek bu hasarların ve zararların miktarını tam olarak tespit edebilme imkanı şu aşamada olmadığından (fazlaya ilişkin haklarımızı saklı tutarak) şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın (çalışma gücünün azalmasından yada yitirilmesinden doğan kayıplar, ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan kayıplar, geçici /kalıcı maluliyet tazminatı, bakıcı giderleri , ileride yapılması zorunlu bulunan estetik v.s ameliyatlarının masrafları ) kazanın gerçekleştiği 20.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini, davacının manevi zararlarının tazmini için 50.000,00TL manevi tazminatın kazanın gerçekleştiği tarih olan 20.09.2020 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte ... Sigorta hariç diğer davalılardan müşterek ve müteselsil olarak tahsilini ve davacıya ödenmesini, davacının telafi edilemez bir zarara uğramasını engellemek amacı ile ... plakalı araç için ihtiyati tedbir/haciz kararı verilmesini, Manevi tazminata ilişkin yargılama giderleri ve vekalet ücretinin sigorta şirketi hariç, diğer taleplere ilişkin yargılama gideri ve vekalet ücretinin tüm davalılardan müşterek ve müteselsil olarak karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; 20/09/2020 tarihli kazaya karıştığı belirtilen ... plakalı araç, müvekkil şirkete 15/06/2020-2021 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, sigorta şirketine başvuru şartı, aynı zamanda dava şartı olduğunu, eksik evrak ile şirkete başvuru yapılması nedeniyle dava şartı olan sigorta şirkete başvuru gerçekleşmediğini, başvuranın estetik tedavi gideri ve bakıcı gideri tazminatı talebinin reddi gerekirken Yerel Mahkeme tarafından yeterli inceleme/irdeleme yapılmaksızın Bilirkişi Raporu uyarınca hüküm kurulması açıkça hukuka aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenle, Yerel Mahkeme tarafından verilen kararın istinaf incelemesi sonucu kaldırılması, dosyada kusur tespiti yapılması amacıyla dosyanın Adli Tıp Kurumu'na sevki, tazminat hesaplaması aktüer sıfatına ahipbilirkişiler tarafından ZMMS genel şartları çerçevesinde yapılması, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu Uyarınca Genel Şartlar İle Belirlenen TRH-2010 Mortalite Tablosu Ve %1,8 Teknik Faiz Oranı Esas Alınması, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı ve tedavi gideri tazminatı poliçe kapsamında olmadığı, kazada müterafik kusur araştırması yapılması gerektiğini, davacıların ceza yargılaması sırasında şikayetlerinden vazgeçmeleri ya da uzlaşma bildirimleri mahkemece ceza dosyasından tetkik edilerek araştırılması, talep edilen avans faiz talebi haksız ve hukuki mesnetten yoksun olup avans faiz talebinin reddine yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevli mahkemede açılmasının dava şartı olduğunu, davanın görevli Asliye Hukuk Mahkemeleri'nde açılmamış olmasına bağlanan sonuçlar göz önüne alındığında açılan davanın usulden reddi gerektiğini davalı gerçek kişi davalı TMK hükmü gereği yerleşim yeri (Maltepe/ İstanbul) olduğundan Genel Yetkili Mahkeme İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davacı tarafından iddialarını destekler nitelikte deliller tarafımıza tebliğ edilmediğini, müvekkilinin Çeşme istikametinden İzmir istikametine otoyol üzerinde sol şeritte normal bir hızla seyir halinde iken, Urla otoyol gişelerine yakın bir yere geldiğinde aynı istikamette sağ şeritten seyir halinde olan davacının arkasında yolcu olduğu ... plakalı motosiklet sürücüsü ..., müvekkilin aracının sağ tarafında aynı yöne giderken motosikletin önünde başka bir araç mevcuttur) davalı aracı ve diğer araç arasına geçmek isterken kaza meydana geldiğini, davacı yanın maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazasının ne şekilde meydana geldiğine ilişkin delilleri dava dosyasına sunmadığını, bu hususta kamera görüntüleri veya olay anını gösterecek başkaca deliller olmadan ve dosyaya sunulmadan sadece davacının beyanları dikkate alınarak kazanın meydana gelişi ve kusur dağılımına ilişkin tespitler yapılamayacağını, davacının beyanlarında yer aldığı üzere soruşturma dosyası kapsamında yapılan bilirkişi incelemesinde davalı müvekkil ...'ün kazanın oluşumunda asli ve tam kusurlu olduğu tespiti işbu dava bakımında bağlayıcı olamayacağını kusun oranlarının tespiti bilirkişiler tarafından yapılmakta olup alanında uzman bilirkişilerden dava konusu maddi hasara ilişkin olarak rapor alınması gereğinin hasıl olduğunu, bu hususta karşı tarafın iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte kusur dağılımının yapılabilmesi için dosyanın alanında uzman bilirkişiler tarafından incelenmesi durumunda Urla Cumhuriyet Başsavcılığı ... Soruşturma No'lu Dosyada Alınan Bilirkişi Raporunun Çelişki ve Hata Barındırdığı sübuta ereceğini, davalı sevk ve idaresinde ki ... plakalı aracın sağ taraflarında hasar bulunması, kazanın, davacı sürücünün şerit değiştirme kurallarını ihlal etmek suretiyle davalı çarparak savrulması şeklinde gerçekleştiği apaçık ortada olduğunu Bu durumda davacı araç sürücüsünün Karayolları Trafik Kanunu 46/1-b maddesinde yer alan kuralı ihlal etmekle yine aynı kanunun "Trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan haller" 84'üncü maddesinin "g" fıkrasında düzenlenen -şeride tecavüz etme- kuralını ihlal etmesi sonucu TAM VE ASLİ KUSURLU olarak sorumlu olacağı izahtan varestedir.Davalı olay yerini terk etmiş olduğu iddiaları kabul edilemez. dava konusu olay bakımından aktığımızda davalı sürücü ... tarafından can güvenliği nedeniyle olay yerinden uzaklaşma ve akabinde polis merkezine giderek gerekli bilgi ve belgelerin düzenlenmesini (alkol raporu vs.) gerçekleştirmesi söz konusu olduğunu, iş bu halde davalı yükümlülüklerini yerine getirdiğini davacı taraf koruyucu ekipman kullanmayarak zararın artmasına sebep olduğunu, davacının ve motorsiklet sürücüsünün zararın artmasına ve doğmasına sebep olan eylemleri dikkate alınarak tazminat miktarının indirilmesi gerektiğini davacı tarafın talep etmiş olduğu maddi ve manevi tazminat miktarı fahiş olduğunu, dava neticesinde davalıya kusur atfedilmesi ve maddi hasardan sorumlu tutulması söz konusu olacak ise işbu halde trafik poliçesi teminatları kapsamında maddi hasardan ... Sigorta A.Ş. sorumlu olacağını, dava neticesinde müvekkile kusur atfedilmesi durumunda davalı..., aracın ruhsatında malik olarak yer alması sebebiyle işleten sıfatına sahiptir ve kaza neticesinde, aracın sürücüsü kendisi olmasa bile, meydana gelen zarardan kusuru aranmaksızın müteselsilen ve müştereken sorumlu olacağını belirterek öncelikle davanın usulden reddine, haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddine , yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya ilişkin herhangi bir belge tarafımıza tebliğ edilmediğini, bu nedenle söz konusu bilgi ve belgeler tarafımıza iletildiğinde, ayrıntılı beyan ve itirazda bulunma haklarımızı saklı tuttuğu, davacı taraf davasını fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak açtığını belirtiğini, fazlaya ilişkin hakların saklı tutularak dava açılması davanın kısmi dava olarak açıldığının göstergesi olduğunu,ancak manevi tazminat bir bütündür ve bölünerek, kısmen talep edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle bu hususun göz önünde bulundurulmasını kazaya karışan müvekkil şirket adına kayıtlı ... plakalı araç, dava ilekçesinde belirtilen tarihte araç kiralama sözleşmesi ile ...’e kiralandığını, davalı bu araç kiralama sözleşmesi nedeni ile işleten sıfatı bulunmadığından, davalı aleyhine açılan işbu davanın öncelikle pasif husumet yokluğu nedeni ile reddi gerektiği, davalı şirket... Otomotiv Tic. Ve San. A.Ş., ... markasının Türkiye’deki temsilcisi olduğunu, bu markanın iştigal ettiği ticari faaliyet alanı ise araç kiralama işleridir. Kazaya karışan ve kayden maliki davalı şirket olan ... plakalı araç, 18.09.2020 tarihli araç kiralama sözleşmesi gereğince ...'e 2 / 8 kiralandığını,kaza sonrasında ise araç değişikliği yapıldığını, yapılan kiralama işlemleri sonucunda, işleten sıfatının aracı kiralayana geçeceği, yerleşik Yüksek Mahkeme kararları ile de kabul görmüş kesin bir hukuk kuralıdır. Bu kural, araç üzerindeki fiili hâkimiyet ve iktisaden yararlanma ilkesi dikkate alınarak getirilmiş bir kuraldır. Bu durum karşısında müvekkili şirketin işleten sıfatı bulunmadığı için, davacı tarafın zararların tazmini amacı ile müvekkili şirkete husumet yöneltmesi mümkün olamayacağını, davalı aleyhine açılmış olan iş bu davanın, öncelikle bu nedenle reddi gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesindeki iddiası, müvekkil şirketin kayden maliki olduğu araç sürücüsünün olayda tam ve asli kusurlu olduğunu kendisinin ise kusursuz olduğu yönünde olup davadaki talep de bu esasa dayandığını, davacı taraf davadaki manevi tazminat miktarını, kendisinin kusursuzluğuna dayanarak belirtiği kabul etmemekle birlikte eğer bir tazminata hükmedilecek ise bu husus göz ardı edilmesi, davacının kusura ilişkin bu iddiasını kabul etmediğini, kusur oranları, yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu ortaya çıkacağını,davacı taraf, var olduğunu iddia ettiği, maddi ve manevi tazminat talebine esas gösterdiği yaralarının ve güç kaybının, davaya ilişkin kaza ile illiyet bağının bulunduğunu ve hatta yaralanmasının artmasında kendisinin yada bir başka üçüncü kişinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını da ispat edilmesinin gerektiğini, KTK m.78 gereği belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunlu olduğunu, sürücü ...'ın sevk ve idaresinde bulunan aracın yolcusu ...'ın, araç seyir halindeyken koruyucu tertibat kullanmadığının açıkça görüldüğünü, tüm bu sayılan durumlar neticesinde araç sürücünün müterafik kusurunun bulunduğunu, sorumluluk hukuku gereğince herkesin kendi sorumlu olduğunu, bu kusurun bir başkasına yüklenmesinin hukuken mümkün olmadığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının davasının kabul edilecek olması halinde davalı şirket adına kayıtlı aracın hasarlanmasından ve kiraya tamiri süresince kiraya verilemesinden dolayı oluşan ve karşılanmayan davacının sorumluluğunda olan müvekkili şirketin zararına ilişkin olarak takas mahsup defini ileri sürdüklerini manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, manevi zararların giderilmesinden ziyade zenginleşmenin amaç olarak güdüldüğünü, davacının yaralanmasının meydana gelmesinden yada artmasında kendi kusurunun bulunduğunu, davanın reddi gerektiğinin aşikar olduğunu, aksi kanaat halinde ise talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu ve zenginleşme amacını güttüğünü, davacı taraf maddi tazminata ilişkin taleplerinin neler olduğunu miktarını da belirtmek sureti ile ayrı ayrı açıklamasının gerektiğini hukuka aykırı iş bu davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı 20/09/2020 tarihli trafik kazasında... plakalı motosiklette yolcu olup, davalı......A.Ş. ... plakalı aracın işleteni, ... aracın sürücüsü, sigorta şirketi ise aynı aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini düzenleyenidir.
Mahkememizin görevine ve yetkisine yapılan itiraz incelendiğinde;
Uyuşmazlığın temelinde haksız fiili bulunmakta ise de, davalılardan ... Sigorta A.Ş.' nin sorumlulukları sigortacılık yasasından kaynaklanmaktadır. Sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda, uyuşmazlık Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle, dava mutlak ticari dava olup, asliye ticaret mahkemesinin görev alanı içinde olduğundan görev itirazına mahkememizce itibar edilmemiştir.
6100 sayılı HMK.'nın genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesininin 1. fıkrasına göre; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. ", Yine aynı Yasa'nın 16. maddesinde ise, "Haksız fiilden doğan davalrda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." hükmü yer almaktadır Ancak, HMK.'da kesin yetki halleri açıkça sayılmış olup, haksız fiile ilişkin davalardaki yetki, kesin yetki olmayıp, bir seçimlik yetkidir.Diğer taraftan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesi ile ZMSS Genel Şartlarının C.7.maddesinde ise "Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentanın bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir." ifadesine yer verilmiştir. Bir davada, birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa, o zaman şeçme hakkı davalılara geçer.
Somut olayda, rizikonun, yani kazanın İzmir ilinde gerçekleştiği, davacının yerleşim yerinin de İzmir olduğu görüldüğünden, HMK' nın 16. Maddesi uyarınca davacının davasını İzmir ilinde açarak yetkili mahkemeyi doğru olarak seçmiş olduğu anlaşıldığından, davalının yetki itirazına mahkememizce itibar edilmemiştir.
Yargılama devam ederken davacı vekili 05/07/2022 tarihli dilekçesi ile; davalı sigorta şirketi ile maddi tazminata yönelik anlaşma sağlandığını bu sebeple manevi tazminat talebi yönünden davaya devam ettiklerini beyan etmiştir.
Dosyaya davacı vekili tarafından sunulan 16/11/2022 tarihli dilekçenin ekinde yer alan "Makbuz İbraname " başlıklı belge incelendiğinde maddi tazminat talebine yönelik 38.000,00 TL asıl alacak, 4.299,15 TL vekalet ücreti ile 2.262,71 TL icra vekalet ücreti olmak üzere toplam 44.561,86 TL ödemenin yapıldığı görülmüştür.
Maddi ve manevi tazminat yönünden olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nun 61 maddesi gereğince birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları taktirde haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.
Müteselsil borçlulardan birinin alacaklıya karşı sürebileceği defiler varsa bunu diğer borçlulardan bağımsız olarak ileri sürmesi mümkün olup, bu defi sonucu kurtulduğu borç miktarını diğer müteselsil borçlulara karşı da ileri sürebilir. Bu defiler 6098 sayılı TBK 164 maddesinde gösterilen ve şahsi ilişkiler veya mütelsil borcun sebep veya konusundan doğan defiler olup, bunların dışında ileri sürülen defiler müteselsil borçlular arasındaki rücu hakkını kaldırmaz. 6098 sayılı TBK 165. Maddesin uyarınca müteselsil borçlular arasında aksine bir sözleşme bulunmaması taktirde borçlulardan biri diğer borçluların durumunu ağırlaştıramaz. Dış ilişkide alacaklıya karşı sonuç doğurabilen böyle bir işlem, iç ilişkide rücu hakkını kısmen yada tamamen kaldırıcı etkiye sahip değildir.
6098 Sayılı TBK 166. Maddesine göre sorumlulardan birinin zararı ödemesi halinde diğeri bu oranda borçtan kurtulur. Ancak müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri alacaklının bilfiil tatmin edilmiş olması gereklidir. Bunun aksinin kabul edilebilmesi için alacaklının açıkça davadan (davanın özünden) feragat etmiş olması veya böyle bir feragatın durumdan kesin olarak anlaşılması lazımdır. Yine 6098 Sayılı TBK 168 madde hükmüne göre, rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her biri ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olacağına ve alacaklının diğerleri zararına müteselsil borçlulardan birinin durumunu iyileştirdiği taktirde bu fiilin sonuçlarına şahsen tahammül edeceği hükmünü içermektedir. (Yargıtay ...HD'nin ... K sayılı 20/11/2013 tarihli kararı)
Dosyaya sunulan "Makbuz İbraname " başlıklı belge ile yapılan ödeme ilişkin dekont incelendiğinde maddi tazminat yönünden davanın konusuz kaldığı açıktır. Yargılama giderleri davada haksız çıkan taraftan alınır (HMK m. 326). Hakim, Türk Hukukunu re’sen uygular (HMK m. 33). Mahkeme Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun emredici düzenlemelerinin gereğini yerine getirmek zorundadır (HGK 13.03.2013 tarih,...arar). Somut olayda; açılan maddi tazminat davasında, dava esasen konusuz kaldığından ve yargılama giderleri yönünden zarar göre davacı ödeme almadığından (vekalet ücreti dışında) davalılar aleyhine ayrıca yargılama giderine hükmedilmesine gerek görülmüştür.
Davalı......A.Ş. ve ... 'ün sorumluluğu incelendiğinde;
Davalılardan......A.Ş. Vekili aracın diğer davalıya kira sözleşmesi ile teslim edildiğini bu sebeple işleten sıfatlarının bulunmadığını savunmaktadır. Savunma ve dosyaya sunulan kira sözleşmesi birlikte incelendiğinde;
2198 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 3. maddesine göre işleten “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi” olarak tanımlanmış; ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edildiği takdirde bu kişinin de işleten sayılacağı belirtilmiştir. Araç sahibi, aracı için adına yetkili idare tarafından tescil belgesi verilmiş ya da sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişidir. Gerçek işleten, kural olarak aracın sahibi olup, genel hayat tecrübelerine göre aynı zamanda onun zilyetliğine de sahiptir. Ancak her zilyet araç işleteni olmadığı gibi her araç sahibi de zilyet ya da işleten olmayabilir. Trafik kaydı ve araç tescil belgesi mülkiyet ilişkisinin belirlenmesinde sadece bir karine fonksiyonuna sahiptir. İşletme ilişkisiyle, mülkiyet ilişkisi ve vazülyetlik ilişkisi tamamen birbirinden farklıdır ( Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2018, s.704 vd). Bu karine işletenin kim olduğunu gösteren mutlak bir karine olmayıp, işletenin kim olduğunu belirleyen güçlü bir delil niteliğindedir. Bu nedenle KTK’da işleten ve araç sahibi ayrı ayrı tanımlanmıştır. Karayolları Trafik Kanunu’nun 3. maddesinde işletenin tanımı yapılırken şekli ölçüt değil maddi ölçüt esas alındığından işletenin belirlenmesinde; araç üzerinde kurulan fiili hâkimiyet, araçtan ekonomik yararlanma, aracı kendi hesabına işletme, aracın masraf ve rizikolarına katlanma ilişkisi esas alınır. Özellikle aracın trafiğe sokulmasına veya trafikten çekilmesine, bakılmasına, muhafazasına, kim tarafından, nasıl ve hangi amaçla kullanılması gerektiğine karar verme yetkisi, fiili hâkimiyeti oluştururken; bir aracın masraf ve tehlikelerini üstlenme ise, onun donatım, bakım ve işletme giderlerini, vergi ve sigorta primlerini ödemeyi ifade etmektedir. Özellikle aracın yakıt, onarım, yağ, garaj ve diğer parça ve ihtiyaçlarını karşılamak için harcanan paralar, giderler arasında sayılabilir (Eren, s. 705). Yargıtayın sapma göstermeyen yerleşik uygulaması da bu yöndedir. İşleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hâkimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hâkimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Uzun süre kavramı, belirli bir gün sayısı ile sınırlı olmayıp, her somut olayın özelliğine göre ayrıca değerlendirilir. Ayrıca bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarına halel getirecek bir sonuç oluşturmaması şarttır. O hâlde; kısa süreli olmamak kaydıyla, araç herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devredildiğinde artık üzerindeki fiili hâkimiyetin ortadan kalkması, bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının da bulunmadığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hâkimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimse işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulacak, araç maliki sorumlu tutulamayacaktır.
Husumet (taraf sıfatı), bir usul hukuku sorunu olmayıp, davaya konu edilen subjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunudur. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında karar verilemeyeceğinden dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Taraf sıfatı bir dava şartı değildir. Taraf sıfatı, davada taraf olarak görünen kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def’i değil, yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu olan bir olgudur (Kuru, B.: Medeni Usul Hukuku El Kitabı, Ankara 2020, C.I, s. 331 vd). Eş söyleyiş ile taraf sıfatının araştırılması, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukukî koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise, def'i değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re'sen nazara alınmasıdır.
Uyaptan yapılan sorgulama sonucu Tescil kayıtlarına göre kazaya karışan ... plaka sayılı araç davalı... .... A.Ş.'ye ait olup,cevap dilekçesinde açıklandığı üzere işbu davalı tarafından diğer davalı ...' e kiraya verildiği, kira sözleşmesi ve araç teslim tutanağı ile sabittir.
Davalı... ... A.Ş. söz konusu aracı 20/09/2020 tarihli trafik kazasını kapsar şekilde 18/09/2020-21/09/2020 arasında 3 gün gün süre ile diğer davalı ...' e kiraya verdiğini savunarak işleten sıfatına haiz olmadığını ileri sürmüş ise de yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde söz konusu kira sözleşmesinin uzun süreli kira sözleşmesi olarak kabulüne imkan bulunmamaktadır. Kısa süreli kiracılık, rehin veya ariyet almak kişiyi işleten haline getirmez. Bu takdirde işleten sıfatı kira veya ariyet verende kalır. Bu nedenle davalılardan sürücü ...' ün işleten sıfatı taşımadığı, işleten sıfatının davalı... ... A.Ş 'ye ait olduğu dolayası ile davacının oluşan zararından davalı şirketin sorumluluğunun devam ettiği anlaşılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1 maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “ işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş, yaşanan trafik kazasında davalı......A.Ş. ... plakalı aracın işleteni ve diğer davalı ... aracın sürücüsüdür. Araç sürücüsü kendi kusurundan sorumlu olacak olup (TBK madde 49), işleten, sürücünün kusuru oranında yukarıda değinilen maddeye göre dava dilekçesi ile talep edilen maddi ve manevi tazminattan sorumlu olacaklardır.
TBK' nın 50. maddesi uyarınca davacı zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Bu sebeple davacı bilirkişi deliline dayanmış olup mahkememizce kusur ve maluliyet yönünden raporlar aldırılmıştır.
İstanbul Adli Tıp Kurumu... İhtisas Kurulundan alınan 24/12/2021 karar tarihli 1 ve 2 nolu bentlerde yer alan eksiklerin tamamlanması için Ege Üniversitesi Hastanesine yazı yazıldığı ve davacı asilin hastaneye başvurduğu Ege Üniversitesi tarafından sağlık kurulu raporlarının gönderildiği anlaşılmıştır.
İstanbul Adli Tıp... İhtisas Kurulu'ndan alınan 28/09/2023 tarihli raporun sonuç kısmına göre;" Mevcut belgelere göre ... doğumlu ...’ın 20.09.2020 tarihli trafik kazası 20.02.2019 tarih ve 30692 sayılı Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik Hükümleri kapsamında fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu dolayısıyla;
1.Kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu,
2.İyileşme süresinin (iş göremezlik süresi) olay tarihinden itibaren 1 (bir) aya kadar uzayabileceği, başkabirinin sürekli veya geçici olarak bakımına muhtaç durumda olmadığı,
3.Başka birinin sürekli veya geçici olarak bakımına muhtaç durumda olmadığı oy birliği ile mütalaa olunur."şeklinde rapor sundukları görülmüştür.
İstanbul Adli Tıp Kurumu... İhtisas Kurulundan alınan 28/04/2023 karar tarihli 3 nolu bendinde yer alan eksikliğin tamamlanması için Ege Üniversitesi Hastanesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerahhi Anabilim Dalı Başkanlığına yazı yazıldığı, ve davacı asilin hastaneye başvurduğu Ege Üniversitesi Hastanesi tarafından sağlık kurulu raporunun gönderildiği anlaşılmıştır.
İstanbul Adli Tıp ... İhtisas Kurulu'ndan alınan 02/11/2023 tarihli raporun sonuç kısmına göre;" Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Kurulu’nun 25.04.2022 tarih... karar nolu mütalaasında; Dosyaya ekli grafilerin incelenmesinde; 20.09.2020 tarihli sağ omuz dirsek el, sol ön kol, omuz, pelvis, krus grafilerinde BBT’de travmatik osseöz parankimal patoloji izlenmedi, sol dirsek BT’de ayak bileği BT’de osseöz patoloji izlenmediğine göre;
Mevcut belgelere göre... doğumlu ...’ın 20.09.2020 tarihli trafik kazası 20.02.2019 tarih ve 30692 sayılı Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik Hükümleri kapsamında fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu dolayısıyla; 1. Kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, 2. İyileşme süresinin (iş göremezlik süresi) olay tarihinden itibaren 1 (bir) aya kadar uzayabileceği, başkabirinin sürekli veya geçici olarak bakımına muhtaç durumda olmadığı, 3. Estetik cerrahi gerekip gerekmediği hususunun Plastik ve Rekonstruktif Cerrahi bölümü bulunan bir Üniversite veya Eğitim ve Araştırma Hastanesine gönderilerek görüş alınmasının uygun olduğu oy birliği ile mütalaa olunduğu,
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik Rekonstruktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nın 10.07.2023 tarihli epikrizinde; 24/04/2023 tarihinde adli rapor istemiyle polikliniğimize başvurmuştur. Hastanın kendi ifadesine göre 20/09/2020 tarihinde motor kazası geçirdiği ve dış merkezde değerlendirildiği öğrenildi. Yapılan fizik muayenesinde göz hareketleri olağan, diplopi tariflemedi. Ağız açıklığı olağan, oklüzyon olağan. Fasiyal sinir muayenesi olağan. Sol lomberde 4x4'cm lik stria ile uyumlu hipopigmente alanlar, sağ lomberde 8x6 cm'lik stria ile uyumlu hipopigmente alanlar görüldü. Sol patella üzerine 5cm uzanım gösteren yaklaşık 8 cm'lik vertikal uzanımlı, geçirdiği ortopedik cerrahiye ait matur hipopigmente insizyon skarı görüldü. İnsizyon hattının lateralinde 1,5 cm'lik hipopigmente skar izlendi. Sol lateral malleolde 3 cm'lik hiperpigmente skar dokusu ve 1 cm üzerinde yerleşmiş 4 cm'lik matur horizontal seyirli skar dokusu mevcut. Mevcut bu yaralanma ile ilgili olarak; Yüzde sabit eser niteliğinde ize rastlanmadığını, Vücutta bulunan ilgili skarların hastanın isteği halinde estetik işlem gerektireceği,
Mevcut belgelere göre... doğumlu ...’ın 20.09.2020 tarihli trafik kazası 20.02.2019 tarih ve 30692 sayılı Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik Hükümleri kapsamında fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu dolayısıyla;
1.Kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu,
2.İyileşme süresinin (iş göremezlik süresi) olay tarihinden itibaren 1 (bir) aya kadar uzayabileceği, başkabirinin sürekli veya geçici olarak bakımına muhtaç durumda olmadığı,
3.Başka birinin sürekli veya geçici olarak bakımına muhtaç durumda olmadığı oy birliği ile mütalaa olunur."şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Rapor kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmeliğe uygun olarak hazırlandığından hükme esas alınmıştır.Mahkememizin 28/11/2023 tarihli celsesi 3 nolu ara karar gereği resen seçilecek trafik bilirkişisine tevdi ile tüm dosya kapsamı ve celp edilen ceza dosyası da incelenerek sürücülerin oransal kusur durumunun belirlenmesi için Bilirkişiden alınan 12/02/2024 tarihli raporda;"... plaka sayılı davalı araç sürücüsü ... 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 56/c ve 52/b maddelerini ihlal ettiğinden dolayı kazanın oluşumuna tamamen hatası ile etken olduğu. ... plaka sayılı dava dışı motosiklet sürücüsü ... kazanın oluşumuna etken faktörü ve kural ihlali olmadığı.
Davacı ... motosikletin arkasında yolcu konumunda olup kazanın oluşumuna etken faktörü ve kural ihlali olmadığı."şeklinde rapor sunduğu görülmüştür. Sunulan raporda aynı maddi vakıaya ilişkin yürütülen soruşturma dosyasına ve İzmir... ATM' nin ... Esas sayılı dava dosyasına sunulan raporlar ile birlikte tanık anlatımlarının değerlendirildiği görüldüğünden davalı sürücünün tam kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır.
6098 sayılı TBK' nın 56. maddesi uyarınca hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Kural olarak manevi tazminat yalnız olay sırasında duyulan değil, bütün hayat boyu duyulup ve çekilecek elem ve ızdıraba karşılık olarak takdir edilen bir karşılıktır.
Tüm bu nedenler ile,20/09/2020 tarihli trafik kazasında, davalı işleten......A.Ş. Sürücü ...' ün kusuru oranında sorumlu olacağından, sürücü ise kendi kusuru oranında zararı gidermekle yükümlü bulunduğundan mahkememizce aldırılan bilirkişi raporlarına göre, davalı sürücü ...' ün tam kusurlu bulunduğu, kusurlu eylem sonucu davacının maluliyetinin bulunmadığı ve iyileşme süresinin 1 ay olduğu, sürücünün kusuru oranında davalılardan sigorta şirketi de sorumlu olacak ise de, maddi tazminat kalemlerine ilişkin dava devam ederken yapılan ödeme sonucu dava konusuz kaldığından maddi tazminat davasının konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, , davacı haksız fiil nedeni ile bedenen zarar gördüğü açık olup kusur ve iyileşme süresi ile haksız fiil tarihindeki paranın alım gücü nazara alınarak, davacı zarar gören lehine manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, kabul edilen bedel yönünden davalı sürücü ve işleten haksız fiil tarihinde temerrüte düşeceğinden kaza tarihinden itibaren, zarar verilen araç davalı tüzel kişi tacir adına kayıtlı olduğundan kullanım amacı ticari olarak değerlendirilmiş ve işleten yönünden avans, diğer davalı sürücü tacir olmadığından ve bu yönde bir iddia da ileri sürülmediğinden yasal faize hükmetmek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Maddi tazminat davası konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına,
2-Manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ İLE; 10.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ... ile......A.Ş.'den 20/09/2020 tarihinden itibaren, davalı ... 'den yasal, diğer davalıdan ise avans faiz ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,fazlaya ilişkin istemin reddine,
3-Maddi tazminat yönünden alınması gereken karar ve ilam harcının (427,60 TL) başlangıçta yatan peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 239,74 TL' nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine' ye irat kaydına,
4-Manevi tazminat yönünden alınması gereken 683,10 TL karar ve ilam harcının davalılar ... ile......A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye irat kaydına,
5-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan 187,86 TL ve 59,80 TL başvurma harcının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
6-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan ve harcanan 682,70 TL posta ve diğer giderler (Ege Üniversitesi' ne ödenen bedel dahil), 2.500,00 TL bilirkişi ücreti, 3.630,00 TL ATK fatura bedeli olmak üzere toplam 6.812,70 TL' nin kabul red oranı nazara alınarak (1.858,01 TL) 619,33 TL' sinin tüm davalılardan, 1.238,68 TL' nin ise yalnızca davalılar ... ile......A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı vekili dosyaya sunulan "Makbuz ve İbraname" başlıklı belge ile maddi tazminat kalemine ilişkin vekalet ücreti aldığından bu hususta yeniden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesap ve takdir edilen 10.000,00 TL vekâlet ücretinin davalılar ... ile......A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak alınarak ismi belirtilen davacıya ödenmesine,
9-Davalılar ... ile......A.Ş. kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden A.A.Ü.T. uyarınca reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesap ve takdir edilen 10.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak alınarak ismi ve unvanı belirtilen davalılara ödenmesine,
10-Davalılardan ... tarafından yatırılan ve harcanan 80,00 TL yargılama giderinin kabul red oranı nazara alınarak 58,19 TL' sinin davacıdan alınarak ismi belirtilen davalıya verilmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına,
11-6325 sayılı HUAK uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.360,00 TL arabuluculuk giderinin davalı sigorta şirketinden alınarak Hazine' ye irat kaydına,
12-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,
Dair, davacı vekili ve davalı gerçek kişi ile ... vekilinin yüzüne karşı diğer davalıların yokluğunda tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.05/03/2024
Katip...
E imza

Hakim ...
E imza