WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Haziran 2026

İZMIR BÖLGE ADLIYE MAHKEMESI 17. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/407 Esas
KARAR NO : 2024/525
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/05/2023
KARAR TARİHİ : 04/07/2024
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket tarafından davalıya çeşitli miktarlarda çilek, brokoli ve benzeri tarımsal ürünler satılıp teslim edildiğini, ancak faturalı olarak satılan bu ürün bedellerinin ödenmemesi üzerine davalı şirket aleyhine İzmir ... İcra Dairesi'nin ... sayılı icra dosyasında 7 örnek ilamsız icra takibine geçildiğini, gönderilen ödeme emri 09/06/2022 tarihide tebliğ edildiğini, davalı şirketçe bu takibe karşı 14/06/20222 tarihinde itiraz edilmiş olduğunu ve takibin durdurulduğunu, (21/05/2022-24/02/2022-26/01/2022-25/02/2022 tarihli 4 adet) faturalar davalı şirketin ticari defterlerine işlendiğini, faturalara itiraz edilmemiş olduğunu ve içerikleri kesinleştiğini, teslim edilen mallarla ilgili herhangi ve süresinde bir ayıp ihbarının olmadığını, taraflar arasındaki uyuşmazlığın İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun ... sayılı İcra dosyasında müzakere edilmişse de anlaşma sağlanamadığını, bu nedenle davanın ikamesinin zorunlu hale geldiğini, açıklanan tüm bu nedenlerle ve fazlaya dair haklarının saklı kalmak kaydı ile şimdilik İzmir ... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyasında davalı borçlunun, şimdilik 100.000,00 TL'ye olan itirazının iptali ve takibin devamını, asıl alacağa ticari temerrüt faizi işletilmesine, borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmitştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket vekilince tanzim dava dilekçesi ile, davalı şirketin davacı tarafa 4 adet faturadan kaynaklı borcu bulunduğunu bu nedenle davacı tarafın itirazının iptal edilmesine ve davalı şirket aleyhine icra tazminatına hükmedilmesini gerektiğini, iddia ederek mahkemece dava açtığını, ancak davacı şirketçe açılan bu davanın haksız ve kötü niyetli olup taraflarınca cevap verme zorunluluklarının hasıl olduğunu, davalı şirketin, davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmamakta olduğunu, davacı şirket, davalı şirket ile arasında mevcut ticari ilişki nedeniyle davalı şirketin kendisine borçlu olduğunu ederek, davalı şirket aleyhine İzmir ... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlattığını, ancak davalı şirketin, davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığından bu takibe itiraz ettiğini, davalı şirketin herhangi bir borcu bulunmaksızın sırf davalı şirketi zarara uğratmak için maksadı ile kötü niyetli olarak davalı şirket aleyhinde icra takibi yapılmış olduğunu, ancak davalı şirketin, davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmamakta olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21/1. Maddesi uyarınca, ticari işletmesi gereği bir mal satan, üreten veya bir iş gören ya da menfaat sağlayan tacir, talep üzerine fatura düzenlemek ve bedel ödenmiş ise bu hususu da fatura da göstermek zorunda olduğunu, sözleşmenin yapılmasından sonra düzenlenene ve sözleşmenin ifasıyla ilgili bir belge olan fatura, Vergi Usul Kanunu'nun 229. maddesinde "satılan emtia ve yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya iş yapan tüccar tarafından müşteriye verilen vesika" olarak tanımlanmış olduğunu, faturada, sözleşme konusu malın veya işin türü, miktarı, fiyatı ve tutarı ile birlikte, mal alacıya teslim edilmişse teslim tarihi, bedel ödenmiş ise ödenen bedelin yer alması gerekmektedir." denilmekte olduğunu, bu nedenle açılan davanın reddinin gerektiğini, davalı şirket aleyhinde haksız ve kötü niyetli olarak başlatılan icra takibi nedeniyle davacı şirket aleyhinde kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekmekte olduğunu, davacı şirketin davasının reddi ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesi uyarınca davacı şirket aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin gerekmekte olduğunu, tüm bu hususların dikkate alındığında davalı şirketin söz konusu faturalardan kaynaklanan herhangi bir borcunun bulunmamakta ile birlikte davalı şirket aleyhinde başlatılmış icra takibinin iptal edilerek açılan davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, açıklanan tüm bu nedenlerle, davacı şirketçe açılan haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazın iptalinin ve icra inkar tazminatı taleplerinin reddini, davacı şirketin icra takibinin konusu olan meblağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR:
İzmir ... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyası UYAP sistemi üzerinden çıkartılarak dosya arasına alınmıştır.
İzmir Konak Vergi Dairesi'nden davacı şirketin 2022 yılına ait BA ve BS formları celp edilmiştir.
İzmir Menderes Vergi Dairesi'nden davalı şirketin 2022 yılına ait BA formları celp edilmiştir.
SMM Bilirkişi ...'dan 26/03/2024 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır.
-26/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
Davacı şirket vekilinin İzmir ... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyasında 01/06/2022 tarihinde 4 adet faturaya dayanılarak başlatılan 453.838,68 TL asıl alacak icra takibine Davalı şirketin borçlu sıfatıyla yaptığı itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemiyle açılan dava ile alakalı olarak; tarafların ticari defter ve kayıtları ile dava dosyasındaki belge, beyanların etraflarıca incelenmesi sonucu;
Bilirkişi raporunda ayrıntılı şekilde izah edildiği üzere hukuki ve delillerin nihai takdiri Mahkemeye ait olmak üzere;
-Davacı şirketin 2022 yılı yasal ticari defterlerinde 6762 sayılı TTK.'da öngörülen "açılış onaylarına" ilişkin vecibelerini ve "kapanış onaylarına" ilişkin vecibelerini yerine getirdiği anlaşılmakta olduğu,
-Davalı şirketin 2022 yılı yasal ticari defterlerinde 6762 sayılı TTK.'da öngörülen "açılış onaylarına" ilişkin vecibelerini ve "kapanış onaylarına" ilişkin vecibelerini yerine getirdiği anlaşılmakta olduğu,
-Usulüne uygun tutulduğu anlaşılan tarafların Yasal Ticari Defterleri karşılaştırıldığında farklılığın davacı şirketin yasal ticari defterlerinde kayıtlı ancak davalı şirketin yasal ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı anlaşılan, davacı şirket tarafından, davalı şirket adına düzenlenmiş 21/05/2022 tarih ... no'lu KDV dahil 100.000,00 TL bedelli faturanın tarafların dosyada mevcut BA-BS formlarında kayıtlı olduğunun anlaşılmakta olduğunu,
-Tarafların 2022 yılı Yasal Ticari Defterleri karşılaştırıldığında diğer farklılığın ise davacı şirketin Yasal Ticari Defterlerinde kayıtlı olmayan, ancak davalı yasal ticari defterlerinde kayıtıl olduğu görülmekle birlikte dosya kapsamında dayanak dekont, mektup ve benzeri belgeye tesadüf edilmemiş olan aşağıdaki bedelleri toplam 19.355,70 TL 2 adet davalı şirket ödemelerinden kaynaklandığı anlaşılmakta olduğunu,
-Mevcut tüm bu doneler birlikte değerlendirildiğinde, takdiri Mahkemeye ait olmak üzere tarafların incelenen 2022 yılı yasal ticari defter ve belgeleri ile dosyada mevcut BA-BS formları ve dosya kapsamına göre davacı şirketin 01/06/2022 takip tarihi itibariyle davalı şirketten 450.9560,11 TL takip tarihinden sonra yapılan 07/07/2022 tarihli 7.355,70 TL ödemenin dikkate alınması alinde ise sene sonu 31/12/2022 tarihi itibariyle 443.604,41 Tl asıl alacağının bulunduğu kanaatine ulaşmak mümkün olmakla birlikte kabulü hususundaki karar tamamen mahkemeye ait olarak görüş ve kanaatine varılmıştır.
GEREKÇE :
Dava; Faturadan kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.
Öncelikle taraflar arasında hukuki ilişki olup olmadığı, varsa hukuki ilişkinin niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeble de davacı ve davalının ileri sürmüş olduğu iddialar, vakıalar ve bunları ispat edip etmedikleri ve ispat yükünün kimde olduğu hususuna değinmekte yarar vardır.
HMK. 190. maddesi "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." hükmü mevcuttur.
İleri sürülen bir önermenin doğruluğu hususunda kanaat oluşturmak için bir nedenselliğin ortaya konulması olarak tanımlanabilen ispat, yargılama hukuku açısından dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir.
İspatın konusu olan vakıalar, hukuk açısından doğrudan önem taşıyan veya dolaylı olarak önem taşıyan vakıalar olarak ayrılabilir. Hukuk açısından doğrudan önem taşıyan olaylar; hukuken hakların ve hukuksal ilişkilerin doğumu, değişmesi, işlemez duruma gelmesi, doğumunun engellenmesi veya doğduktan sonra düşmesine yol açan olaylardır. Hukuk açısından dolayısıyla önem taşıyan ve "emareler (belirtiler)" olarak da tanımlanan olaylar ise; hak ve hukuksal ilişkilerde yukarıda belirtilen durumların meydana gelmiş olduğu, kendilerinden olağan yaşam deneyimleri kuralları uyarınca anlaşılabilen, bir başka deyişle bir eylemsel karine bağının kurulmasına olanak veren olaylardır. Emareler, ancak hâkimin delilleri serbestçe değerlendirme (takdir) serbestisinin bulunduğu (HMK. madde 198), bu serbestinin özel kurallar ile sınırlanmamış olduğu (HMK. madde 200 ve 201 gibi) durumlarda ispat konusu olabilir. (Bilge Umar; (1980), İspat Yükü, (2. Baskı), Büyükçekmece, Kazancı Matbaacılık Sanayi. sf. 19.)
İspatın, doğrudan delil göstererek ispat ve dolaylı ispat olarak ayrıma tabi tutulup, dolaylı ispatın emareler ile ispat olarak değerlendirildiği, bu kapsamda emareyi bir delil vasıtası olarak değil, ispata yardımcı, kanuni maddi unsura uymayan yabancı vakıalar olarak nitelendirildiği de görülmektedir. (M. Kamil Yıldırım; (1990), Medeni Usul Hukukunda Delillerin Değerlendirilmesi, İstanbul, Kazancı Kitap Ticaret. sf. 120, 121.)
İspat yükü belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden hâkimin aleyhte bir kararıyla karşılaşma tehlikesidir. Bu tanımda asıl davayı kaybetmek tehlikesinden değil, hâkimin aleyhte bir kararı ile karşılaşma tehlikesinden bahsedilmesi dikkate değerdir. Zira yalnızca davanın asıl konusu bakımından değil, aynı zamanda bir ön sorun veya bir ara sorun hakkında da iki tarafın birbirine zıt olarak ileri sürdükleri olayların hiçbirinin ispat edilememesi olasılığı vardır. Bu durunda hâkimin yapacağı iş söz konusu sorun bakımından ispat yükünü taşıyan tarafın, o sorunda ileri sürdüğü istemi reddetmek olacaktır. (Umar; İspat Yükü, sf. 3)
İspat yükü taraflar için bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Bilâkis kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; meselâ, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir. (Kuru; Arslan; Yılmaz; sf. 370.)
Tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede "Davacı şirketin 2022 yılı yasal ticari defterlerinde 6762 sayılı TTK.'da öngörülen "açılış onaylarına" ilişkin vecibelerini ve "kapanış onaylarına" ilişkin vecibelerini yerine getirdiği, Davalı şirketin 2022 yılı yasal ticari defterlerinde 6762 sayılı TTK.'da öngörülen "açılış onaylarına" ilişkin vecibelerini ve "kapanış onaylarına" ilişkin vecibelerini yerine getirdiği, usulüne uygun tutulduğu anlaşılan tarafların Yasal Ticari Defterleri karşılaştırıldığında farklılığın davacı şirketin yasal ticari defterlerinde kayıtlı ancak davalı şirketin yasal ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı anlaşılan, davacı şirket tarafından, davalı şirket adına düzenlenmiş 21/05/2022 tarih ... no'lu KDV dahil 100.000,00 TL bedelli faturanın tarafların dosyada mevcut BA-BS formlarında kayıtlı olduğu, Tarafların incelenen 2022 yılı yasal ticari defter ve belgeleri ile dosyada mevcut BA-BS formları ve dosya kapsamına göre davacı şirketin 01/06/2022 takip tarihi itibariyle davalı şirketten 450.9560,11 TL alacaklı olduğu, Davalı şirket kayıtlarında ve Vergi Dairesine yapılan bildiriminde Davalının 450. 960,11 TL borçlu olduğu " tespit edilmiştir.
HMK.'nın 222/1. fıkrası uyarınca taraf defterlerinin incelenmesinin kabul edildiği, kesin süre içinde ticari defter ve kayıtların ibraz edilmemesi veya bulunduğu yerin bildirilmemesi ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz edilmeme hakkında kabul edilebilir bir mazeret gösterilmediği takdirde, söz konusu ticari defter ve kayıtlara delil olarak dayanılmaktan vazgeçmiş sayılacağının, karşı tarafın ticari defter ve kayıtlarını sunması halinde, 28/07/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sy. yasanın 23. maddesi ile değişik HMK.'nın 222/3. fıkrası uyarınca karşı tarafın HMK.'nın 222/2. fıkrasına uygun olarak tutulmuş ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edileceğinin, defterinin sunulmasına yönelik usulüne uygun ihtar yapıldığı, davalı ve davacı tarafların ticari defterlerinin incelendiği, davacı alacağının davalı ticari defterlerinde de çıktığı, Davalı şirket tarafından da Vergi Dairesine bildirildiği anlaşılmakla, davalı tarafın kendi ticari defterine kayıt ettiği faturalara dayalı malları almadığını ispat yükünün davalı tarafa geçtiği, davalı tarafın kendi ticari defterlerinde de ödemeye ilişkin bir kayıt bulunmadığı, davacının ticari ilişkiyi ispat ettiği hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacı tarafın talebi ile bağlı kalınarak 100.000,00 TL üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir.
2004 sayılı İİK.'nın 67/2. Fıkrasına göre ;bir davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
Kanuni düzenlemeye göre davalı borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilebilmesi için takip tarihi itibari ile itirazında haksız bulunması yeterlidir. Diğer bir anlatımla kötüniyetli olması alacaklı bakımından getirilmiş bir koşuldur. Ancak itirazın haksızlığı tek başına icra inkar tazminatına hükmedilmesine elverişli değildir. Yani bu tazminata hükmedilmesi için takip konusu alacağın belirli, sabit olması, borçlu tarafından bilinmesi veya tayin ve tahkik edilmesinin mümkün nitelikte bulunması, hakimin takdirine bağlı olmaması gerekir. (Yargıtay HGK. 13/12/1967 Tarih, 9/1344- 615) Diğer bir anlatımla alacağın likit ve belli olması gerekir.
Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına karar verilmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KABULÜ ile;
1-İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davacının talebi ile bağlı kalınarak, davalının 100.000,00 TL borca ilişkin İTİRAZIN İPTALİ ile takip talebindeki koşullarda TAKİBİN DEVAMINA,
2-Alacak likit ve hesaplanabilir olduğunda alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 6.831‬,00 TL nispi harçtan, peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.651,1‬0 TL karar ve ilam harcının davalı taraftan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı, 179,90 TL peşin harç, 98,00 TL tebligat ve posta gideri ve 4.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.957,8‬0 TL yargılama giderinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
5-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00 TL'nin davada haksız çıkan davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT. hükümlerine göre 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
7-Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı.04/07/2024
Katip...
e-imzalı
Hakim...
e-imzalı...