T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/352 Esas
KARAR NO : 2024/271
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 24/04/2023
KARAR TARİHİ : 20/03/2024
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Menfi Tespit davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket aleyhine, davalı ... tarafından, 31.12.2022 tarihli ... fatura numaralı toplam 94,423,60 TL bedelli e-arşiv faturası düzenlendiği, davalı ile aralarında herhangi bir ilişki olmaması nedeniyle söz konusu faturanın hataen düzenlendiğinin düşünüldüğü ve hatanın giderilmesi amacıyla davalı ile iletişime geçilmeye çalışıldığı, müvekkili şirket ve davalıya ait ticari defterlerin incelenmesi halinde müvekkili şirketin herhangi bir borcu olmadığı gibi borcun tarafı da olmadığının anlaşılacağını belirterek davalı aleyhine açıkları iş bu menfi tespit davasının kabulü ile ,müvekkili şirketin, davalı tarafa herhangi bir borcunun ve borcun tarafı olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA:
Davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmiştir, davalı davaya cevap vermemiştir.
DAVA:
Dava, ticari hizmet sözleşmesi kapsamında düzenlenen fatura nedeniyle menfi tespit isteğine ilişkindir.
DELİLLER:
-İzmir Vergi Dairesinin 10/05/2023, 04/07/2023 tarihli yazısı ve eki,
-İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünün 06/07/2023 tarihli yazısı ve eki,
-İzmir Esnaf ve Sanatlarlar odasının 11/07/2023 tarihli yazısı ve eki,
-Bilirkişi ...'ın 29/11/2023 tarihli raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun “Menfi tespit ve istirdat davaları” başlıklı 72. Maddesi: “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.” düzenlemesini içermektedir.
Anılan maddeden anlaşıldığı üzere borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir ve takip konusu alacağın borçlusu olmadığının tespiti isteyebilir.
Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar ve bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur.
Bu noktada, konuyla ilgisi bakımından “ispat yükü”ne ilişkin açıklama yapılmasında yarar vardır:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)’nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190.maddesi; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” hükmünü içermektedir.
Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü taşıyacaktır. İspat yükünün belirlenebilmesi için önce ilgili maddî hukuk kuralındaki koşul vakıaların doğru bir şekilde tespit edilmiş olması ve buna uygun somut vakıaların ortaya konulmuş olması gerekir. Her bir vakıa bakımından lehine hak çıkarma çerçevesinde ispat yükü kuralları belirlenir. Ancak kanunda özel olarak ispat yükünün belirlendiği hallerde, genel kurala göre değil, kanunda belirtilen şekilde ispat yükü belirlenecektir. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı halinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Karine söz konusu olduğunda, karine temeli ile karine sonucunu birbirinden ayırt etmek gerekir. Karineye dayanan taraf, sadece karine sonucunu ispat yükünden kurtulmuş olur, ancak karine temelini ispat etmek yükü altındadır. Bu durumu vurgulamak için, fıkrada açık düzenleme yapılmıştır. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Fıkrada, özellikle aksini ispat kavramına yer verilmiştir. Zira, aksini ispat ve karşı ispat farklı kavramlardır. Karine söz konusu olduğunda, karşı ispat faaliyetinden değil, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir (6100 sayılı HMK. 190. madde gerekçesi).
Menfi tespit konulu eldeki davada ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; Davalının davacı aleyhinde ticari hizmet sözleşmesine ilişkin 31/12/2022 tarihli faturayı düzenlediği ve davacıya tebliğ ettiği, davacının söz konusu faturaya konu hizmeti davalıdan almadığı, faturanın haksız olduğu, fatura sebebiyle davalıya borçlu olmadığı iddiası ile eldeki davada 31/12/2022 tarihli 94.423,60 TL fatura sebebiyle davalıya borçlu olmadığı iddiası ile menfi tespit isteminde bulunduğu, davalının davaya cevap vermediği, davacının iddialarını inkar etmiş sayıldığı, taraflar arasında ticari hizmet sözleşmesi bulunup bulunmadığı, dava konusu faturada belirtilen hizmetlerin davalı tarafından davacıya verilip verilmediği, davacının fatura nedeniyle davalıya borçlu olup olmadığı hususlarında uyuşmazlık bulunduğu görülmüştür.
İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünün kayıtlarına göre davalının tacir olarak ticaret siciline kayıtlı olmadığı, İzmir Esnaf Odasının ve İzmir Vergi Dairesinin cevabı yazısına göre davalının oto bakım servis işini yaptığı, uyuşmazlık dönemi olan 2022 yılında geliri itibariyle tacir sayılan kimselerden olduğu, her iki tarafı tacir olan tarafların ticari işletmesini ilgilendiren, ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan nispi ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir.
Davacının uyap sistemi üzerinden online olarak davasını ikame ettiği, davanın açılış sürecinde dava türünün uyap sistemine hatalı girildiği, bu sebeple tevzi aşamasında nispi harca tabi iş bu davada peşin harcın maktu olarak alındığı, mahkememizce bu durumun 23/06/2023 tarihli celse ara kararı ile tespit edildiği ve eksik harcın davacıya tamamlattırıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, ilişki var ise bu ilişkinin ticari defterlere ne şekilde yansıdığı hususunda davacı defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesine karar verildiği, bu kapsamda davacıya dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak 2022-2023 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarını sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, davacı vekilinin ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirdiği, mahkememizce davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde mahalinde inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 29/11/2023 tarihli raporunda, davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, davacı şirketin ticari defterlerinde 31/12/2022 tarihli ...ın kayıtlı olmadığı, davacının ticari defter kayıtlarında davalıya borcunun bulunmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce davalının uyuşmazlık döneminde işletme hesabına göre defter tuttuğu, işletme hesabının niteliği itibariyle sadece gelir ve giderlerin kaydedildiği bir defter olması ve davacının söz konusu faturaya konu ticari ilişkiyi tamamen inkar etmesi (davalıya herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürmesi) nedeniyle davalı defterlerinin incelenmesinde yarar bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
Dava konusu uyuşmazlıkta alacaklı konumda olmasına rağmen ispat külfetinin davalıda olduğu, kural olarak davalının ticari hizmet sözleşmesi ilişkisini ve alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği, her ne kadar davacı ticari defter ve kayıtlarında dava konusu fatura kayıtlı değil ve taraflar arasında herhangi bir ticari ilişkiye rastlanmamış ise de mahkememizce dosyaya kazandırılan davacı şirkete ait BA ve BS formlarına göre davacı şirketin davaya konu faturayı BA formu ile ilgili vergi döneminde vergi dairesine bildirdiği, bu halde karine olarak davacının söz konusu faturaya konu hizmeti aldığının kabulü gerektiği, ispat külfetinin yer değiştirdiği, davacıya geçtiği, davacının bu karinenin aksini ispat etmesi gerektiği, davacının bu hususta herhangi bir yazılı delil sunmadığı, davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı, mahkememizce davacı vekiline 17/01/2024 tarihli celsede yemin delilinin hatırlatıldığı, davacı vekilinin kendisine tanınan kesin süre içerisinde yemin deliline dayanmadığı, bunun yasal sonucu olarak davacının iddiasını ispat edemediğinin kabulü gerektiği, iddianın ileri sürülüş biçimi, savunmanın kapsamı ve mahkememizce yapılan incelemenin niteliğine göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı anlaşılmakla davacının menfi tespit talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL peşin harç ve 1.432,61 TL tamamlama harcı toplamı olan 1.612,51 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.184,91 TL harcın kararın kesinleşmesinden sonra talebi halinde davacıya İADESİNE,
3-Mahkememizce bu yargılama nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,
Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/03/2024
Katip ... Hakim ...
E-İMZA E-İMZA
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!