T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/341 Esas
KARAR NO : 2024/269
DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/04/2024
KARAR TARİHİ : 20/03/2024
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili alacaklı, Gaziantep ilinde nakliyat isleri
ile uğraştığının davalı-borçlu, Şubat ayında Giresun İli Bulancak İlçesinde yer alan Bulancak
Belediyesine palmiye ağacı göndermek istediği ve bu amaçla nakliye aracı arayışına girdiği, Antalya’da faaliyet gösteren ...isimli sirket ile bu iş için toplamda fatura da yer alan bedele anlaştıkları, taraflar teslimattan sonra ödemenin yapılacağı konusunda anlaşmış olmalarına rağmen davalı tarafından bugüne kadar bir ödeme yapılmadığı, alacağın tahsili için davalı-borçlu hakkında 03.03.2023 tarihinde İzmir.... İcra Müdürlüğünü... Esas sayılı dosyası ile 29.744,00 TL asıl alacak ve 105,24 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 29.849,24 TL için ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı-borçlunun borca ve ferilerine itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA:
Davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmiş davalı davaya cevap vermemiş ve duruşmalara katılmamıştır.
DAVA:
Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
DELİLLER:
-İzmir ... İcra Dairesinin...esas sayılı dosya sureti,
-İzmir Vergi Dairesinin 08/05/2023 tarihli yazısı ve eki,
-Şehitkamil Vergi Dairesinin 08/05/2023 tarihli yazısı ve eki,
-Bilirkişi...n 07/12/2023 tarihli raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1663 E., 2021/1070 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı aleyhinde İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasında faturaya istinaden 29.744,00 TL asıl alacak, 105,24 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 29.849,24 TL alacak üzerinden icra takibi başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 13/03/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 16/03/2023 tarihinde yasal süresi içerisinde, borca ve ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame ettiği, davalıya ait eşyaların İzmir ve Antalya ilinden Giresun iline taşındığı, davalı tarafından taşıma bedelinin kısmen ödendiği, bakiye kısmın ödenmediği, takibe yapılan itirazın haksız olduğunu iddia ettiği ve davalı tarafından takibe yapılan itirazın iptalini talep ettiği, davalının davaya cevap vermediği, davacının iddialarını inkar etmiş sayıldığı, taraflar arasında taşıma sözleşmesi ilişkisi bulunup bulunmadığı, davacının takibe konu ettiği fatura sebebiyle davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne olduğu ve takibe yapılan itirazın iptali koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmıştır.
Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlığın mutlak ticari dava niteliğinde olduğu ve mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir.
Mahkememizce taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, ilişki var ise bu ilişkinin ticari defterlere ne şekilde yansıdığı hususunda taraf defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesine karar verildiği, bu kapsamda öncelikle davalıya dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak 2022-2023 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarını sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, davalının kendisine yapılan usulüne uygun tebliğe rağmen davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı ve bulunduğu yeri bildirmediği, daha sonra mahkememizce davacıya defter ve kayıtların bulunduğu adresini bildirmek veya mahkememize sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, davacı vekilinin ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirdiği, mahkememizce davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde mahalinde inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 07/12/2023 tarihli raporunda, davacının davaya konu uyuşmazlık dönemine ilişkin defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, davacının işletme hesabına göre defter tuttuğu, davacının BA ve BS bildirme yükümlülüğünün bulunmadığı, davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan dekonta göre davalı tarafından davacıya 21/02/2023 tarihinde 5.000,00 TL ödeme yapıldığı, davacının takibe dayanak faturayı e arşiv fatura olarak davalıya ilettiği, davalının bu faturayı BA formu ile bildirmediği, takibe dayanak faturanın davacının işletme defterinde gelir beyanında yer aldığı, takip tarihi itibariyle davacının faturadan kaynaklı olarak 24.744,00 TL alacaklı olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
6100 sayılı HMK'nun 222.maddesine göre ticari defterlerin delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamasının şart olduğu, ayrıca bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerin sahibi veya halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunların aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmemesi yahut defter ve kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerler ile ispatlanmamış olması gerektiği, diğer tarafın anılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı, bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtların birbirinden ayrılamayacağı, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtları birbirini doğrulamayan ticari defter ve kayıtların sahibi aleyhine delil olacağı, somut uyuşmazlıkta davacı defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede, davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, takibe konu faturanın davacı defterinde kayıtlı olduğu, ancak davacının işletme hesabına göre defter tutması nedeniyle takip tarihi itibariyle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın davacı defterlerinden belirlenmesinin mümkün olmadığı, davalının da usulüne uygun ihtarata rağmen ticari defter ve kayıtlarını mahkememize sunmadığı ve bulunduğu yeri bildirmediği, mahkememizce dava dilekçesinde davacının yemin deliline dayanmış olması nedeniyle davacı vekiline yemin delilinin hatırlatıldığı, davacının 23/01/2024 tarihli dilekçesi ile yemin deliline başvurduğu, yemin davetiyesinin davalı şirkete 04/03/2024 tarihinde usulüne uygun tebliğ edildiği, davalı şirket yetkilisinin yapılan usulüne uygun tebliğe rağmen 20/03/2024 tarihli celseye katılmadığı, yemini eda etmediği, davacının dava dilekçesinde davalı tarafından 21/02/2023 tarihinde 5.000,00 TL kısmi ödeme yapıldığını beyan ettiği, davaya konu takibin 03/03/2023 tarihinde başlatıldığı, bu durumda takip öncesi yapılan 5.000,00 TL'lik ödemenin asıl alacaktan mahsubu gerektiği, davalı tarafından yeminin eda edilmemiş olmasının yasal sonucu olarak davacının takip ve davaya konu sözleşme ilişkisini ve asıl alacağının varlığını 24.744,00 TL(29.744,00-5.000,00) üzerinden ispat ettiğinin kabulü gerektiği, davalının dosya kapsamı itibariyle herhangi bir karşı ispat vasıtası sunmadığı, davalının takip ile temerrüde düştüğü, tarafların tacir olmasına göre davacı tarafından talep edilebilecek faizin avans faizi olduğu, mahkememizce alınan bilirkişi raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, ayrıca uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlarının oluştuğu, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimi, mahkememizce yapılan incelemenin niteliğine göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile İzmir... İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 24.744,00 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2- 24.744,00 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 4.948,80 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Alınması gerekli 1.690,26 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 368,77 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.321,49 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvuru harcı, 368,77 TL peşin harç, 1.500,00 TL bilirkişi ücreti, 637,00 TL müzekkere-tebligat-posta giderinden oluşan toplam 2.685,67 TL yargılama giderinin davanın kısmen kabulü ile kısmen reddi sebebiyle tarafların haklılık oranına göre (24.744,00/30.333,45=0,81) 2.190,78 TL'nin davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
6-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,
7-İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun ... sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi uyarınca davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda açıkça okunup usulen anlatıldı.20/03/2024
Katip ... Hakim ...
E-İMZA E-İMZA
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!