WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Temmuz 2026

İZMIR 1. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/304 Esas
KARAR NO : 2024/352
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/04/2023
KARAR TARİHİ : 17/04/2024
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkili şirketin alacağının tahsili için davalı-borçlu ... (... Mekanik Isıtma Soğutma Tesisat Taahhüt Ticaret) hakkında İzmir ..İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibine giriştiği, davalı-borçlunun takibe haksız itirazı neticesinde takibin durduğunu belirterek takibe yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın müvekkile fazla ödeme yaptığı iddiasının gerçek dışı ve son derece mesnetsiz iddialar olduğu, davacı tarafın da dava dilekçesinde belirttikleri şekilde müvekkil ile davacı şirket arasında iş yapım sözleşmeleri imzalandığı, davacının iddiasının aksine yapılan iş sözleşmeleri nedeni ile müvekkilinin davacıya borçlu değil davacıdan alacaklı olduğu, ancak müvekkilin davacı ile başka projelerde de birlikte çalışma ihtimali bulunduğundan müvekkilinin bunu iş ilişkisi bozulmasın diye söz konusu etmediği ve buna yönelik davacıdan eksik ödemelerle ilgili herhangi bir talepte bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA:
Dava, eser sözleşmesi kapsamında davalı yükleniciye fazla ödeme yapıldığı iddiası ile cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
DELİLLER:
-Sözleşmeler, faturalar,
-İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünün 24/04/2023 tarihli yazısı ve eki,
-İzmir Vergi Dairesi Başkanlığının 09/06/2023 tarihli yazısı ve eki,
-Bilirkişi...ın 24/11/2023 tarihli kök raporu ve 20/02/2024 tarihli ek raporu,
-Karşıyaka ... Noterliğinin 02/02/2024 tarihli yazısı ve eki.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Karşılıklı edimleri içeren eser sözleşmelerinde yüklenicinin görevi eseri sözleşmesine, amacına ve tekniğine uygun tamamlayarak teslim etmek; iş sahibinin görevi ise, sözleşmede kararlaştırılan yükümlülükler varsa bunların yerine getirilmesiyle eserin bedelini ödemekten ibarettir.
Kural olarak eser sözleşmesi ilişkisinin kurulması herhangi bir şekil şartına tabi olmayıp, tarafların "icap" ve "kabul" iradelerinin birleşmesiyle sözleşme ilişkisi kurulur. Şekil şartı, sözleşmenin geçerlilik şartı olmayıp, ispat şartıdır. (Yargıtay 15 Hukuk Dairesi'nin 25/09/2018 tarih, 2018/3698 Esas, 2018/3394 karar sayılı kararı) 4721 sayılı TMK’nın “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmünü amirdir.
Eser sözleşmesi ilişkilerinde ayıp sözleşme ve ekleri ile iş sahibinin ondan beklediği amaca göre eserde bulunması gereken bazı niteliklerin bulunmaması veya olmaması gereken bozuklukların bulunması olarak ifade edilmektedir. Eserin ayıplı yapılmış olması sözleşmeye aykırılık teşkil eder. Ayıp açık ve gizli olabileceği maddi ve hukuki ayıp şeklinde de olabilir. Açık ayıp, eserin tesliminden sonra makul süre içerisinde yapılan kontrol ve muayene sonucu görülüp tespit edilebilecek ayıplardır. Gizli ayıplar ise basit bir kontrol ve muayene ile ortaya çıkmayıp kullanılmaya başlamasından sonra ortaya çıkan ayıplardır. Maddi ayıplar, açık veya gizli olsun; ortaya çıkan, gözle görülen ve duyu organları ile hissedilen ayıplardır. Bunun dışında gözle görülmeyen ancak yapılmamış olması nedeni ile karşı tarafça fark edilen ayıplarda bulunmaktadır. Örneğin, projenin onaylatılmaması, yapı kullanma izin belgesi alma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi gibi. Maddi ve hukuki ayıplar da açık ve gizli ayıplar gibi yükleniciye ihbarı gereken ayıplardır.
Eser sözleşmelerinde ayıplı imalât halinde 6098 sayılı TBK'nın 474/I. maddesi uyarınca açık ayıplarda iş sahibi eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek, gizli ayıplarda ise aynı Kanun'un 477/son maddesi uyarınca ortaya çıkması üzerine gecikmeksizin ayıp ihbarında bulunmak zorundadır. İş sahibi gözden geçirmeyi ve ihbarda bulunmayı ihmâl etmişse eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılır.
Eserin ayıplı olması halinde; iş sahibi, süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunması şartıyla, sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. Bu hakkın kullanması için iş sahibi ayrı bir dava açılabileceği gibi, yüklenici tarafından aleyhine açılmış olan bir davada bu hususu def'i olarak da ileri sürebilir. Sözü edilen Türk Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde; yapılan şey iş sahibinin kullanamayacağı ve hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde kusurlu veya sözleşme hükümlerine aykırı olursa iş sahibinin o şeyi kabulden kaçınabileceği ve bu hususta yüklenicinin kusuru bulunursa zarar ve ziyan da isteyebileceği, yine aynı maddenin devamında ayıbın eserin reddini gerektirecek nitelikte bulunmaması halinde iş sahibinin işin kıymetinin noksanı nispetinde bedelden indirim veya eğer o işin onarımı büyük bir masrafı gerektirmez ise yükleniciyi onarmaya mecbur edebileceği hüküm altına alınmıştır. Bunlar eserin ayıplı olması halinde iş sahibinin haiz olduğu haklardır.
Türk Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde eser sahibine tanınan haklardan hangisini kullanabileceği, mahkemece uzman bilirkişi aracılığıyla eser üzerinde yaptıracağı inceleme sonucu ayıbın derecesi belirlenmek suretiyle takdir olunur.Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1663 E., 2021/1070 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı aleyhinde İzmir... İcra Dairesi'nin... esas sayılı dosyasında cari hesap alacağına istinaden 630.966,18 TL asıl alacak, 16.316,42 TL faiz olmak üzere toplam 647.282,60 TL alacak üzerinden takip başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 25/11/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 29/11/2022 tarihinde yasal süresi içerisinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını ikame ettiği, davacının davalı ile aralarında birden fazla eser sözleşmesi bulunduğu, davalının yüklenici olduğu, davalıya sözleşmeler kapsamında fazla ödemeler yapıldığı, davalıya yapılan ihtaratlara rağmen davalının eksik işleri tamamlamadığı, sözleşme kapsamında yükümlülükleri yerine getirmediği, davalıdan cari hesap alacağı bulunduğu, bu kapsamda davalı aleyhinde takip yapıldığı, davalı tarafından takibe yapılan itirazın haksız olduğunu iddia ettiği, davalının taraflar arasında birden fazla eser sözleşmesi bulunduğu, kendisinin yüklenici olduğu, dava konusu sözleşmeler sebebiyle davacıya borçlu olmadığı, aksine alacaklı olduğu, takip öncesinde temerrüdün gerçekleşmediğini savunduğu, taraflar arasında birden fazla eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ihtilafsız olup, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan cari hesaba istinaden alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne kadar olduğu ve takibe yapılan itirazın haksız olup olmadığı hususlarında ihtilaf bulunduğu anlaşılmıştır.
İzmir Vergi Dairesi, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü ve İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odasının cevabı yazılarına göre davacının tacir olarak ticaret siciline kayıtlı olduğu, bilanço usulüne göre defter tuttuğu, her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren nispi ticari dava niteliğindeki eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir.
Mahkememizce taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, ilişki var ise bu ilişkinin ticari defterlere ne şekilde yansıdığı hususunda taraf defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesine karar verildiği, bu kapsamda taraflara dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak 2021-2022-2023 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarını sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, tarafların ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirdiği, mahkememizce bu mahalde inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 24/11/2023 tarihli kök raporunda, davacı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, taraflar arasındaki ilişkinin cari hesap şeklinde davacı defterlerine yansıdığı, takip tarihi itibariyle davacının kendi defterlerine göre 630.966,18 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın 2022-2023 yıllarına ait ticari defterlerinden yevmiye, defter-i kebir ve envanter defterlerinin sayfalarının kayıtlı (işli) olmamaları, 2023 yılına ait yevmiye, defter-i kebir ve envanter defterlerinin Noterden açılış onaylarına ait tasdiknamelerin ibraz edilememeleri ve söz konusu defterlerin Noterde bulunduklarından görülememesi nedeniyle de usulüne uygun olarak tutulup tutulmadıkları ve ticari defterlerin birbirlerini doğrulayıp doğrulamadıklarının tespiti yapılamadığı, davalı tarafın 2022-2023 yıllarına ait ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma özelliği taşımadığı, davalı defterlerinde davacı ile olan ilişkinin cari hesap şeklinde takip edildiği, davalının defterlerinde takip tarihi itibariyle sipariş avans hesaplarında davacıya 629.178,42 TL borçlu göründüğü yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
Mahkememizce davacı tarafından takip öncesinde davalıya gönderilen Karşıyaka ... Noterliğinin 21/09/2022 tarih... yevmiye nolu ihtarnamesinin tebliğine ilişin tebligat parçasının istenildiği, sonrasında dosyanın kök rapor hazırlayan bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişiden ihtarnamede belirtilen miktara göre yine ihtarnamede belirtilen sürenin sonunda davalının temerrüde düştüğü dikkate alınarak takip tarihe kadar işlemiş takip öncesi faize ilişkin hesaplama yapılmasının istenildiği, bilirkişinin 20/02/2024 tarihli ek raporunda, ihtarnamenin davalıya 23/09/2022 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarnamede davalıya 3 gün süre verildiği, davalının 26/09/2022 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, 26/09/2022 ile takip tarihi olan 23/11/2022 tarihleri arasında ihtarnamede talep edilen 595.251,74 TL alacak yönünden yapılan işlemiş avans faizi hesabında takip öncesi işlemiş faizin 16.543,04 TL tutarında hesaplanmış olduğu, ancak davacı tarafından davalı aleyhinde başlatılmış olan icra takibinde, takip öncesi 16.316,42 TL tutarında işlemiş faizin takip talebinde talep edilmiş olduğu, takibe bağlı kalınıp kalınmaması konusunda değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu yönünde görüş ve kanat bildirildiği anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK'nun 222.maddesine göre ticari defterlerin delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamasının şart olduğu, ayrıca bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerin sahibi veya halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunların aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmemesi yahut defter ve kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerler ile ispatlanmamış olması gerektiği, diğer tarafın anılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı, bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtların birbirinden ayrılamayacağı, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtları birbirini doğrulamayan ticari defter ve kayıtların sahibi aleyhine delil olacağı, somut uyuşmazlıkta mahkememizce alınan bilirkişi kök ve ek raporuna göre taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davacının usulüne uygun tutulan defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalıdan cari hesap nedeniyle 630.965,96 TL alacaklı olduğu, davalının ise 2022 yılına ait yevmiye, defter-i kebir ve envanter defterlerinin sayfalarının kayıtlı (işli) olmadıkları(boş bulundukları), 2023 yılına ait yevmiye, defter-i kebir ve envanter defterlerinin Noterden açılış onaylarına ait tasdiknamelerin ve defterlerin ibraz edilmediği, bu sebeple davalı defterlerinin davalı lehine delil olma özelliğinin bulunmadığı, davalının kendi defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacıya cari hesapta 629.178,42 TL borçlu göründüğü, taraf defterlerinin takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 629.178,42 TL alacaklı olduğu konusunda uyumlu olduğu, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtları birbirini doğrulamayan davalı ticari defter ve kayıtlarının sahibi aleyhine delil olacağı, davacının iddiasını ve asıl alacağının varlığını taraf defterlerinin uyuştuğu 629.178,42 TL tutarında ispat ettiği, bu durumda ispat külfetinin yer değiştirdiği davalıya geçtiği, davalı tarafından banka hesap hareketlerinin ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin incelenmesi gerektiği savunulmuş ise de, ticari defter ve kayıtlarının kesin delil niteliğine sahip olduğu, davalının kendi defterlerindeki kaydın gerçeği yansıtmadığı yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceği, davalı defter ve kayıtlarındaki aleyhe kayıtlar karşısında davalı tarafından incelenmesi talep edilen belgelerin incelenmesinin yargılamaya katkı sağlamayacağı, davalı tarafından borcun sona erdiğinin (ödeme v.s) yazılı delille ispat edilmesi gerektiği, davalı tarafından bu yönde herhangi bir yazılı ispat vasıtası sunulmadığı, davacı tarafından davalıya takip öncesinde ihtarname gönderildiği, ihtarnamenin davalıya 23/09/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalının ihtarnamede kendisine tanınan 3 günlük yasal sürenin sonunda 26/09/2022 tarihinde temerrüde düştüğü, ihtarnamede davalıdan talep edilen 595.251,74 TL'lik alacak yönünden bilirkişi ek raporunda takip öncesi işlemiş faizin 16.543,04 TL olarak hesaplandığı, ancak davacının takipte takip öncesi işlemiş faiz olarak 16.316,42 TL talep ettiği, taleple bağlı kalınması gerektiği, buna göre davalının takibe itirazının 629.178,42 TL asıl alacak ve 16.316,42 TL işlemiş faiz olmak üzere 645.494,84 TL alacak tutarında yerinde olmadığı ve itirazında haksız olduğu, tarafların sıfatı ve dava konusu uyuşmazlığın niteliğine göre talep edilebilecek faiz türünün avans faiz olduğu, mahkememizce alınan bilirkişi kök ve ek raporlarının usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, ayrıca uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlarının oluştuğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile İzmir... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 629.178,42 TL asıl alacak ve 16.316,42 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 645.494,84‬ TL alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-629.178,42TL asıl alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 125.835,68 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Alınması gerekli 44.093,75 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 7.817,56 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 36.276,19 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvuru harcı, 7.817,56 TL peşin harç, 2.250,00 TL bilirkişi ücreti, 336,25 TL müzekkere-tebligat-posta giderinden oluşan toplam 10.583,71‬ TL yargılama giderinin davanın kısmen kabulü ile kısmen reddi sebebiyle tarafların haklılık oranına göre (645,494,84/647.282,60=0,99) 10.554,47 TL'nin davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 96.369,28 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
6-Davalı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 1.787,76‬ TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE,
7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,
8-İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun 2022/8134 sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi uyarınca davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/04/2024

Katip ... Hakim...
E-İMZA E-İMZA