T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/72 Esas
KARAR NO : 2024/367
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 03/02/2022
KARAR TARİHİ : 19/04/2024
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Alacak davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, davalı şirketten altı adet faturaya dayalı toplam 88.711,00TL alacağı bulunduğunu, bu alacağına bağlı davalı şirket aleyhine Selçuk İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından icra takibi yaptığını, davalının herhangi bir belge ibraz etmeden soyut bir beyan ile alacaklı müvekkili şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını bildirerek borcun tamamına itiraz ettiğini, arabuluculuk başvurusunun anlaşamama ile sonuçlandığını, takibe dayanak faturaların e-fatura olduğunu, davalı şirket ticari defterlerinde kayıtları olduğunu, borçlunun taşınmaz ve araçları üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep ettiklerini, vb. beyanlarla ihtiyati haciz kararı verilmesine, Selçuk İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından vaki itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, takip konusu alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı şirketten alınarak müvekkili şirkete ödenmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesi ve tensip zaptının müvekkiline usulsüz olarak tebliğ edildiğini, müvekkili şirketin davacı firmaya herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkiliyle davacı arasında müvekkili şirkete ait İzmir ili Selçuk ilçesi... parselde bulunan taşınmaz üzerine yapılacak konut yapım işinin kısmi malzeme tedariği (mermer malzeme ve işçilik dahil) yapım işi için 24/03/2020 tarihli... Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi imzalandığını, davacı firmanın sözleşmede belirtilen edimlerini gerektiği şekilde yerine getirmediği gibi müvekkili firmaya borcu olmasına rağmen haksız bir şekilde huzurdaki davayı açtığını, müvekkilinin sözleşmede kararlaştırıldığı şekliyle işin yapımı karşılığı yüklenici firmaya devredilecek olan taşınmazların devrinin yapıldığını,60.000,00TL bedelli teminat çeki de davacı firma tarafından tahsil edilerek ve iş karşılığında müvekkili firma tarafından davacı şirkete sözleşmede belirtildiği şekliyle tapu devirleri ve 60.000,00TL bedelli çek ile ödeme yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA:
Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
DELİLLER:
-İzmir vergi dairesinin 08/03/2022, 10/03/2022 tarihli yazısı ve eki,
-Selçuk İcra Dairesinin ...esas sayılı takip dosyası sureti,
-Denizli Vergi Dairesinin 16/03/2022 tarihli yazısı ve eki,
-Sözleşme,
-Bilirkişi ...n'in 20/09/2022 tarihli raporu,
-Selçuk Tapu Müdürlüğünün 30/11/2022 tarihli yazısı ve eki,
-Bilirkişi ...19/01/2023 tarihli kök ve 05/06/2023 tarihli 1. Ek raporu ile 25/02/2024 tarihli 2. ek raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve... K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı aleyhinde Selçuk İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyasında ticari satımdan kaynaklanan 6 adet fatura alacağına istinaden 88.711,00 TL asıl alacak, 4.382,35 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 93.093,35 TL alacak üzerinden icra takibi başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğe çıkartıldığı, 18/11/2021 tarihinde bila ikmal tebligatın iade edildiği, davalı borçlunun haricen takipten haberdar olduğu ve 25/11/2021 tarihinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame ettiği, davalı ile aralarında satım sözleşmesi bulunduğu, bu sözleşme kapsamında davalıya takibe dayanak faturalara konu malın teslim edildiği, davalının fatura bedellerini ödemediği, itirazın haksız olduğunu iddia ettiği ve davalı tarafından takibe yapılan itirazın iptalini talep ettiği, davalının ise dava dilekçesinin tebliğinin usulsüz olduğu, davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığı, davacıdan satın alınan malzeme karşılığında davacıya bağımsız bölüm satışının vadedildiği, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre bağımsız bölümünün bedelinin 420.000,00 TL olarak belirlendiği, ayrıca güvence amacıyla davacıya 60.000,00 TL teminat çeki verildiği, davacıya bağımsız bölümün devredildiği ve davacı tarafından teminat amacıyla verilen çek bedelinin tahsil edildiği, davacının malzeme teslim etmediği halde fatura düzenlediği, bu faturaların davacıya iade edildiğini savunduğu, taraflar arasında satım sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ihtilafsız olup, uyuşmazlığın takibe dayanak faturaya konu mal ve hizmetin davalıya teslim edilip edilmediği, fatura bedelinin ödenip ödenmediği, davacının faturalar nedeniyle alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne kadar olduğu ve takibe yapılan itirazın iptali koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda olduğu anlaşılmıştır.
Her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren, ticari satımdan kaynaklanan nispi ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir.
Mahkememizce dava dilekçesinde gösterilen davalı adresine dava dilekçesi ve tensip zaptının tebliğe çıkartıldığı, tebligatın bila ikmal iade edildiği, mahkememizce davalı şirketin ticaret sicil adresinin tespit edilerek bu adrese doğrudan Tebligat Kanunun 35.maddesi uyarınca 07/04/2022 tarihinde tebligat yapıldığı, davalı tarafından davadan cevap dilekçesi tarihi itibariyle haricen haberdar olunduğunun beyan edildiği, mahkememizce davalıya doğrudan Tebligat Kanunun 35.maddesi uyarınca tebligat yapılmasının usule uygun olmadığı, davalının usulsüz tebligat iddiasının yerinde olduğu, cevap dilekçesinin süresinde olduğunun kabulü gerektiği anlaşılmıştır.
Davacının dava dilekçesinde takibe konu asıl alacak miktarı üzerinden harca esas değeri göstermiş olduğu ve harcı yatırmış olduğu, ancak dilekçesinin talep sonucu kısmında davalının takibe itirazının iptalini talep ettiği, mahkememizce 6100 sayılı HMK nun 31 ve 194 sayılı maddeleri uyarınca davacı vekiline takip öncesi işlemiş faiz talebi bulunup bulunmadığını açıklamak, talebi var ise bu talep yönünden harcı yatırmak üzere 15/04/2022 tarihli celsede ara kararla süre verildiği, davacı vekilinin 22/04/2022 tarihli dilekçesi ile takip öncesi işlemiş faiz talebi olmadığını beyan ettiği görülmüştür.
Mahkememizce taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, ilişki var ise bu ilişkinin ticari defterlere ne şekilde yansıdığı hususunda taraf defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesine karar verildiği, bu kapsamda öncelikle davalıya dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak 2020-2021-2022 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarını sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, davalı vekilinin ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirdiği, mahkememizce davalının ticari defter ve kayıtları üzerinde mahalinde inceleme yapılması için dosyanın talimat mahkemesine gönderildiği, talimat mahkemesince dosyanın smmm bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 20/09/2022 tarihli raporunda, davalının davaya konu uyuşmazlık dönemine ilişkin defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, taraflar arasında 2020 yılından itibaren ticari ilişki bulunduğu, takip konusu faturaların davalı şirketin defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı şirketin söz konusu fatura nedeniyle bir ödemesinin bulunmadığı, davalının söz konusu faturaları 25/11/2021 tarihinde iade ettiği, dava tarihi itibariyle davalının kendi defterlerine göre davacıdan 135.518,72 TL alacaklı olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
Davalı tarafından cevap dilekçesi ekinde bir örneği sunulan ve taraflar arasındaki sözleşmede teminat amacıyla davacıya verildiği iddia olunan ... A.Ş İzmir Selçuk şubesine ait keşidecisi ... İnşaat Taahhüt Nakliyat Gıda Emlak Ticaret ve İthalat İhracat Ltd Şti, hamili ...Doğaltaş Mermer İnşaat Ltd Şti, keşide tarihi 30/06/2020, keşide yeri Selçuk, seri numarası ... olan çekin ibrazına ilişkin olarak mahkememizce Ziraat Bankasından bilgi istenildiği, ... Bankasının 22/11/2022 tarihli cevabı yazısında keşide tarihinin keşidecisinin imzası ile değiştirildiği, 11/05/2020 yapıldığı ve çek bedelinin 11/05/2020 tarihinde davacı şirkete ödendiğinin bildirildiği görülmüştür.
Davalı tarafından taraflar arasındaki sözleşme uyarınca satım bedeli olarak davacıya devredildiği iddia olunan bağımsız bölümlere ilişkin olarak Selçuk Tapu Müdürlüğünden mahkememizce bilgi istenildiği, Selçuk Tapu Müdürlüğünün 30/11/2022 tarihli cevabı yazısı ekinde gönderilen tapu kayıtlarına göre İzmir İli Selçuk İlçesi ...nolu parsel, zemin kat 4 nolu bağımsız bölüm ile 1.kat 8 nolu bağımsız bölümün davalı şirket tarafından davacı şirkete devredildiği, davacı şirket tarafından da bu bağımsız bölümlerin dava dışı üçüncü kişilere satışının gerçekleştirildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce 16/11/2022 tarihli celse ara kararı ile davacıya dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak 2020-2021-2022 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarını sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, davacı vekilinin ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirdiği, mahkememizce davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde mahalinde inceleme yapılması için dosyanın smmm bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 19/01/2023 tarihli kök raporunda, davacının davaya konu uyuşmazlık dönemine ilişkin defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin açık hesap şeklinde davacı defterinde takip edildiği, takip konusu 6 adet faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı tarafından 2020-2021 yıllarında davalı adına 57 adet fatura düzenlendiği ve davalının 753.829,90 TL borçlandırıldığı, davalı tarafından davacıya toplam 236.840,00 TL tutarında çekle ödeme yapıldığı, davalı tarafından davacı tarafa daire bedeli olarak iki adet toplam 439.350,00 TL tutarında fatura düzenlendiği, buna göre davalı tarafından yapılan toplam ödeme tutarının 676.190,00 TL olduğu, takip tarihi itibariyle davacının kendi defterlerine göre davalıdan 58.289,90 TL, dava tarihi itibariyle ise 76.639,90 TL alacaklı olduğu, davalı tarafından takip dayanağı faturaya ilişkin olarak nakden çek veya banka havale veya eft' si ile yapılan herhangi bir ödeme bulunmadığı, davalı tarafından davacı tarafa düzenlenmiş olan (191.900,00+247.450,00=) 439.350,00 TL tutarındaki 2 adet daire fatura bedelinin, icra takibine konu olan fatura borcundan önceki cari hesap bakiyesi olan 401.913,90 TL'den düşüldüğünde, bakiye (401.913,90-439.350,00=)37.436,10 TL tutarındaki fazlalığın icra takibine konu fatura borcuna karşılık olduğu, davacı tarafın davalı taraftan (88.711,00-37.436,10=) 51.274,90 TL tutarında icra takibine dayanak olan faturalardan alacaklı olacağı, davacı tarafından davalı tarafa icra takip tarihinden sonra 8 Nolu daire bedeline istinaden düzenlenmiş olan 19.350,00 TL tutarındaki fiyat farkı fatura bedelinin bakiye alacağa ilave edildiğinde icra takibine konu fatura borcuna karşılık davacının (51.274,90+19.350,00=) 70.624,90 TL tutarında icra takibine dayanak olan faturalardan alacaklı olacağı, davalı tarafından davacı tarafa icra takip tarihinden sonra düzenlenmiş olan toplam 8 adet 164.942,60 TL. tutarındaki iade e-Arşiv Faturaları konusundaki hukuki yönden değerlendirmenin Mahkemenin takdirinde olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
Davalı tarafından kök rapora itiraz edildiği, mahkememizce davalı tarafın itirazlarının karşılanması ve davacı ile davalı defter kayıtları arasındaki uyuşmazlığın tespiti için dosyanın kök rapor hazırlayan bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişiden ek rapor düzenlenmesinin istenildiği, bilirkişi tarafından düzenlenen 01/06/2023 tarihli 1.ek raporda davalı tarafından 8 adet toplam 164.942,60 TL iade faturası düzenlenmiş ise de bu faturaların iade işlemlerinin süresinde olmadığı ve bu faturaların davacı şirketin defter ve kayıtlarında kayıtlı olmadığı, ancak davalı tarafından ilgili vergi dairesine BA formuyla bildirildiği, iade faturaları konusunda hukuki değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu, taraf defterleri arasında 213.518,62 TL tutarında uyuşmazlık bulunduğu, bu uyuşmazlığın davacı tarafın ticari defterlerinde davacı tarafından davalı tarafa düzenlenmiş olan 18.01.2021 tarih 19001 nolu 3.510,01 TL ve 28.02.2021 tarih 19006 nolu 3.100,00 TL tutarlı faturalar kayıtlı olduğu halde davalı tarafın ticari defterlerinde bu faturaların kayıtlı olmaması ile davalı tarafın ticari defterlerinde davalı tarafından 10.01.2021 tarihli toplam 41.606,01 TL tutarındaki mahsubun kayıtlı bulunduğu halde davacı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olmaması ve davalı tarafın ticari defterlerinde “davalı tarafından davacı tarafa düzenlenmiş olan toplam 8 adet toplam 164.942.,60 TL tutarındaki iade e-Arşiv Faturalarının davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu halde davacı tarafın ticari defterlerinde bu faturaların kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, davalı tarafın kendi defterlerine göre davacı taraftan olan 135.518,72 TL tutarındaki alacağından davacı tarafından davalı tarafa düzenlenmiş olan ancak ticari defterlerinde kayıtlı bulunmayan 2 adet 6.610,01 TL tutarındaki 2 adet fatura bedelinin düşülmesiyle davalı tarafın davacı taraftan (135.518,72-6.610,01=) 128.908,71 TL tutarında alacaklı olacağı, davalı tarafından 10/01/2021 tarihli borcundan düşülen 41.606,01 TL tutarındaki mahsubun ve davalı tarafından davacı tarafa düzenlenmiş olan toplam 8 adet 164.942,60 TL tutarındaki iade Arşiv Faturalarının ispat edilememesi veya mahkeme tarafından kabul edilmemesi yönünde takdir edilip karar verilmesi halinde davalı tarafın davacı tarafa (41.606,01+164.942,60= 206.548,61-128.908,71=) 77.639,90 TL tutarında borçlu olacağı, aksi takdirde davalı tarafın davacı taraftan 128.908,71 TL tutarında alacaklı olacağı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
Mahkememizce 19/01/2023 tarihli kök rapor ile 05/06/2023 tarihli ek rapor arasında hesaplama açısından çelişki bulunduğu ve takibin faturaya dayalı olduğu dikkate alınarak bilirkişiden 2.kez ek rapor düzenlenmesi istenildiği, bilirkişi tarafından düzenlenen 28/02/2024 tarihli ek raporda, kök raporda faturalardan kaynaklı hesaplama yapıldığı ancak ek raporda açık cari hesap kayıtlarının dikkate alındığı, 18/01/2021 ve 28/01/2021 tarihli toplam 6.610,01 TL bedelli 2 adet faturanın davalı defterinde kayıtlı olmadığı, davacı tarafından takip tarihinden sonra 8 nolu daire bedeline istinaden 19.350,00 TL tutarında fiyat farkı faturası düzenlendiği ve davalıya gönderildiği, davacının takip tarihi itibariyle takibe konu 6 adet fatura bedeli olan 88.711,00 TL'den yine takip konusu faturalardan önceki cari hesaptaki 37.436,10 TL tutarındaki fazlalık ile davalı defterinde kayıtlı olmayan 18/01/2021 ve 28/01/2021 tarihli faturaların toplam bedeli olan 6.610,01 TL'nin düşülmesi neticesinde davalıdan 44.664,89 TL alacaklı olduğu, davalı defterinde kayıtlı olan 8 adet 164.942,60 TL tutarındaki iade faturası ile davacı borcundan düşülen 41.606,01 TL tutarındaki mahsup kaydının ispat edilip edilmediği ve hesaplama dikkate alınıp alınmayacağı hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu, yine davacı tarafından takip tarihinden sonra 8 nolu daire bedeline istinaden düzenlenen ve davalı defterinde kayıtlı olan 19.350,00 TL tutarında fiyat farkı faturasının hesaplamada dikkate alınması halinde ise davacının davalıdan 64.014,89 TL tutarında alacaklı olacağı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
6100 sayılı HMK'nun 222/2,3 maddesi uyarınca kural olarak ticari defter ve kayıtların ilgilisi lehine delil olarak kabul edilebilmesi için defter kayıtlarının birbirini doğrulaması, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtlarının bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya kesin delille ispatlanmamış olması gerektiği, yine diğer tarafın usulüne uygun tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı, somut olayda; davacının 6 adet faturaya istinaden davalı aleyhinde takip başlattığı, davalının faturaya konu malların kendisine teslim edilmediği ve faturalar sebebiyle borcunun bulunmadığını savunduğu, mahkememizce yapılan taraf defterlerinin incelenmesinde takibe dayanak 6 adet faturanın takip tarihi itibariyle taraf defterlerinde kayıtlı olduğunun tespit edildiği, davalı tarafından takip tarihinden sonra söz konusu 6 adet faturaya ilişkin olarak 25/11/2021 tarihinde iade faturası düzenlendiği, iade faturalarının davacı defterinde kayıtlı olmadığı, her ne kadar dosyaya kazandırılan BA ve BS formlarında iade faturaları davacı tarafın BA formunda yer almakta ise de, 2021 yılı Temmuz ayı itibariyle 523 sıra nolu VUK'nun genel tebliğinde yapılan değişiklikle e arşiv faturalarının tarafların bildirimi olmaksızın tarafların BA ve BS formlarında yer aldığı, bu sebeple davacının ilgili döneme ait BA formunda söz konusu iade faturasının yer almasının davacı tarafından iade faturasının kabul edildiği anlamı taşımadığı, yine davalı defter ve kayıtlarında takibe konu 6 adet faturaya ilişkin davalı tarafından yapılan herhangi bir ödemenin bulunmadığı, buna göre davacının takip tarihi itibariyle taraf defterlerinde kayıtlı olan takibe konu 6 adet fatura bedeli olan 88.711,00 TL alacağından bu faturalar öncesinde taraflar arasındaki cari hesap uyarınca davalı tarafından davacıya yapılan 37.436,10 TL'lik fazla ödeme ile yine takip tarihi itibariyle davalı defterinde kayıtlı olmayan 18/01/2021 ve 28/01/2021 tarihli faturaların toplam bedeli olan 6.610,01 TL'nin düşülmesi neticesinde davalıdan 44.664,89 TL alacağı bulunduğunu ispat ettiğinin kabulü gerektiği, bu durumda ispat külfetinin yer değiştirdiği ve takip konusu 6 adet faturaya konu malı davacıdan aldığı ve borçlu olduğu karine olarak kabul edilen davalıya geçtiği, davalının takip dayanağı faturalara konu malı teslim almadığını senede karşı senetle ispat kuralı uyarınca yazılı delillerle ispatlaması gerektiği, davalı tarafından bu hususta herhangi bir yazılı delil sunulmadığı, senede karşı tanık dinlenilmesinin de yasal olarak olanaklı olmadığı, böylece davalının savunmasını ispat edemediği ve davacının takibe konu asıl alacağının varlığını ve miktarını 44.664,89 TL'lik kısım yönünden ispat ettiğinin kabulü gerektiği, davalının itirazında kısmen haksız olduğu, tarafların sıfatına ve dava konusu uyuşmazlığın niteliğine göre talep edilebilecek faizin avans faizi olduğu, mahkememizce alınan bilirkişi kök ve ek raporlarının usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, ayrıca uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlarının oluştuğu, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimi, mahkememizce yapılan incelemenin kapsamına göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile Selçuk İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 44.664,89 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-44.664,89 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 8.932,97 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Alınması gerekli 3.051,05 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 1.514,97 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.536,08 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvuru harcı, 1.514,97 TL peşin harç, 2.750,00 TL bilirkişi ücreti, 635,10 TL müzekkere-tebligat-posta giderinden oluşan toplam 4.980,77 TL yargılama giderinin davanın kısmen kabulü ile kısmen reddi sebebiyle tarafların haklılık oranına göre (44.664,89/88.711,00=0,50) 2.507,75 TL'nin davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
6-Davalı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE,
7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,
8-Selçuk Arabuluculuk Bürosu'nun... sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi uyarınca davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/04/2024
Katip ... Hakim ...
E-İMZA E-İMZA
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!