T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/319 Esas
KARAR NO : 2024/456
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/04/2022
KARAR TARİHİ : 15/05/2024
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası ile müvekkil aleyhine 400.000,00 TL miktarlı, 12/06/2020 tanzim tarihli ve 12/10/2020 vade tarihli bono ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, ancak söz konusu icra takibine dayanak bononun şirketin eski yetkilisi ...ın şirketten payını devrederek ayrılmasından sonra yine dava dışı... tarafından geriye dönük ve yetkisiz olarak müvekkil şirketi zarara uğratmak amacıyla sahte olarak düzenlendiğini belirterek müvekkil şirketin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA:
Davalıya dava dilekçesi tebliğ olmuş davalı davaya cevap vermemiş davalı vekili yargılama aşamasındaki beyanlarında davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA:
Dava, takip sonrası açılan sahte ve bedelsiz olduğu iddia olunan bono nedeniyle menfi tespit isteğine ilişkindir.
DELİLLER:
-İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 05/05/2022, 28/06/2022 tarihli yazısı ve ekleri,
-İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası,
-İzmir Esnaf ve Sanatlar Odasının 30/06/2022 tarihli yazısı ve eki,
-Kemalpaşa Vergi Dairesinin 28/06/2022 tarihli yazısı ve eki,
-İzmir CBS'nin ... esas sayılı dosya sureti,
-Bilirkişi ...un 26/09/2022 tarihli raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Çek ve bono bir kambiyo senedidir. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun “Menfi tespit ve istirdat davaları” başlıklı 72. Maddesi: “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.” düzenlemesini içermektedir.
Anılan maddeden anlaşıldığı üzere borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir ve takip konusu alacağın borçlusu olmadığının tespiti isteyebilir.
Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar ve bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur.
İİK'nın 72/5. maddesi gereğince borçlunun açmış olduğu menfi tespit davasında ihtiyati tedbir kararı almamış veya verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının herhangi bir sebeple kaldırılmış olması nedeniyle dava konusu borcu alacaklıya ödemiş olursa açılmış olan menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir. Bu durumda borçlunun menfi tespit davasının istirdat davasına dönüştürülerek devam edilmesi için bir talepte bulunmasına gerek yoktur. Borcun ödenmiş olduğunu öğrenen mahkemenin yukarıda yazılı yasa hükmü gereğince davaya kendiliğinden istirdat davası olarak devam etmesi gerekir(Çavdar, Seyit, İtirazın İptali,Borçtan Kurtulma, Menfi Tespit ve İstirdat Davaları, Ankara, 2007,s.803).
Bu noktada, konuyla ilgisi bakımından “ispat yükü”ne ilişkin açıklama yapılmasında yarar vardır:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)’nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190.maddesi; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” hükmünü içermektedir.
Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü taşıyacaktır. İspat yükünün belirlenebilmesi için önce ilgili maddî hukuk kuralındaki koşul vakıaların doğru bir şekilde tespit edilmiş olması ve buna uygun somut vakıaların ortaya konulmuş olması gerekir. Her bir vakıa bakımından lehine hak çıkarma çerçevesinde ispat yükü kuralları belirlenir. Ancak kanunda özel olarak ispat yükünün belirlendiği hallerde, genel kurala göre değil, kanunda belirtilen şekilde ispat yükü belirlenecektir. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı halinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Karine söz konusu olduğunda, karine temeli ile karine sonucunu birbirinden ayırt etmek gerekir. Karineye dayanan taraf, sadece karine sonucunu ispat yükünden kurtulmuş olur, ancak karine temelini ispat etmek yükü altındadır. Bu durumu vurgulamak için, fıkrada açık düzenleme yapılmıştır. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Fıkrada, özellikle aksini ispat kavramına yer verilmiştir. Zira, aksini ispat ve karşı ispat farklı kavramlardır. Karine söz konusu olduğunda, karşı ispat faaliyetinden değil, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir (6100 sayılı HMK. 190. madde gerekçesi).
Menfi tespit konulu eldeki davada ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Kambiyo senedinin bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davalının, davacı ve dava dışı ... aleyhinde İzmir... İcra Dairesinin... esas sayılı dosyasında 12/06/2020 tanzim tarihli ve 12/10/2020 vade tarihli, 400.000,00 TL bedelli bonoya istinaden 11/04/2022 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile 400.000,00 TL asıl alacak ve 53.852,05 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 453.852,05 TL alacak üzerinden takip başlattığı, ödeme emrinin davacıya 18/04/2022 tarihinde tebliğ edildiği, takibin kesinleştiği, takip kapsamında icra takip işlemlerinin yapıldığı, davacının dava dışı ...'ın davacı şirketteki hisselerini devrettikten sonra takibe konu senedi yetkisiz olarak ve sahte şekilde geriye dönük olarak düzenlediği, davacı şirket ile davalı arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı, bononun davacı şirket defter ve kayıtlarında kayıtlı olmadığı, davalının senedin düzenlenme nedenini ispat etmesi gerektiğini iddia ettiği, davalının ise davaya cevap vermediği, davacının iddialarını inkar etmiş sayıldığı, taraflar arasında takibe konu bononun dava dışı... tarafından geriye dönük olarak düzenlenip düzenlenmediği, davacı şirketin takibe konu bono nedeniyle davalıya borçlu olup olmadığı ve ispat külfetinin hangi tarafta olduğu hususlarında ihtilaf bulunduğu anlaşılmıştır.
İzmir ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takibine dayanak bononun incelenmesinde, keşidecinin ...ve ... San ve Tic. A.Ş, lehtarın ..., keşide tarihinin 12/06/2020, ödeme tarihinin 12/10/2020, keşide yerinin İzmir, bedelinin 400.000,00 TL olduğu ve senette nakden kaydının bulunduğu anlaşılmıştır.
İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünün 05/05/2022 tarihli yazısı ve ekinin incelenmesinde,...San ve Tic. A.Ş'nin 2018 yılında tek ortaklı olarak kurulduğu, dava konusu senedin düzenlenme tarihi olan 12/06/2020 tarihinde şirketin tek ortak ve yetkilisinin ... olduğu, şirketin tek ortağı ve yetkilisi olan ...'ın 23/12/2020 tarihinde şirketteki tüm paylarını...'a devrettiği, 06/01/2021 tarihinden sonra şirketin tek ortak ve yetkilisinin... olduğu görülmüştür.
Mahkememizce takip ve davaya konu bononun davacı şirket defter ve kayıtlarında kayıtlı olup olmadığı, kayıtlı ise ne şekilde kayıtlı olduğu hususunda bilirkişi incelemesi yapıldığı, yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde 26/09/2022 tarihli rapora göre; 2020-2021-2022 yıllarına ait davacı şirket defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, icra takip ve dava konusu olan 12/06/2020 tanzim tarihli, 12/10/2020 vade tarihli 400.000,00 TLtutarlı senedin davacı tarafın 2020-2021-2022 (Ocak-Şubat-Mart ayları) yıllarına ait ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacı taraf ile davalı ... arasında ticari ilişkiye dair davacı defter ve kayıtlarında herhangi bir kayıt bulunmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirdiği görülmüştür.
İzmir CBS'nın...soruşturma sayılı dosyasının incelenmesinde, müştekinin... San ve Tic. A.Ş, şüphelilerin ... ve..., soruşturma konusunun resmi belgede sahtecilik olduğu, yapılan soruşturma neticesinde uyuşmazlığın hukuki ihtilaf olduğu gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, bu karara karşı yapılan itirazın İzmir ... Sulh Ceza Hakimliğinin 17/11/2023 tarih ... sayılı kararı kesin olarak reddedildiği ve kararın aynı tarihte kesinleştiği görülmüştür.
Somut olayda, davacı tarafından dava konusu senedin sahte olarak düzenlendiği ve bedelsiz olduğu ileri sürüldüğüne ve davalı tarafından da davacı iddiaları inkar edildiğine göre ispat külfetinin davacıda olduğu, davacı şirketin 2018 yılında İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıtlı olarak kurulduğu, dava dışı ...n davacı şirketin kurucu ortağı ve tek yetkilisi olduğu, adı geçenin davacı şirketteki paylarını Bornova...Noterliği'nin 23/12/2020 tarih ve... yevmiye nolu pay devir sözleşmesi ile dava dışı ...a devrettiği, bu devir işleminin şirketin 23/12/2022 tarih 2020/02 sayılı genel kurulu kararı ile onaylandığı, 06/01/2021 tarihinden sonra davacı şirket yetkilisinin... olduğu, davacı şirket tarafından takip konusu 12/06/2020 keşide tarihli senedin şirketin eski ortağı ve yetkilisi olan dava dışı... tarafından 23/12/2020 tarihinde pay devri gerçekleştikten sonra geçmiş tarihli olarak düzenlendiği ve davalının da bu eyleme iştirak ettiğinin iddia edildiği, bu iddiaya ilişkin yürütülen ceza soruşturmasında davalı ve dava dışı ...hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, dava konusu senedin düzenlendiği 12/06/2020 tarihi itibariyle dava dışı ...'ın davacı şirketin tek yetkilisi olduğu, adı geçenin soruşturma kapsamında alınan beyanında senedin kendisi tarafından yetkili olduğu dönemde düzenlendiğinin beyan edildiği, mahkememizce davacı şirket defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede dava konusu bononun davacı şirket defter ve kayıtlarında kayıtlı olmadığı ve davacı ile davalı arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığının tespit edildiği, davalı tarafından her ne kadar davaya cevap verilmemiş ise de davalının yargılama aşamasındaki beyanlarında davacı ile aralarında herhangi bir ticari münasebet olmadığını, dava dışı...'a borç para verdiğini, bu paraya karşılık söz konusu senedin... ve davacı şirket tarafından düzenlenerek kendisine verildiğini beyan ettiği, davacı iddiası, davalının bu savunması ve senetteki nakden kaydı karşısında mahkememizce davalının defter ve kayıtlarının incelenmesinde lüzum görülmediği, yerleşik Yargıtay uygulaması uyarınca kambiyo senetlerinin ticari deftere kayıtlı olmasının zorunlu olmadığı, dava konusu senedin davacı defterinde kayıtlı olmamasının davalının kambiyo hukukundan kaynaklanan haklarını bertaraf etmeyeceği, bu durumun davacının iddiasının ispatı için yeterli olmadığı, davacı tarafından dava konusu senet üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması talep edilmiş ise de davacının senette tahrifat yapıldığına dair herhangi bir iddiasının bulunmadığı, yazı yaşının tespitinin bilimsel olarak olanaklı olmadığının herkesçe bilinen bir vakıa olduğu, bu sebeple mahkememizce davacının senet üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması talebinin yerinde görülmediği, yine davacı tarafından tanık deliline dayanılmış ise de davaya konu uyuşmazlığın senet ile ispat kuralına tabi olduğu, davacının iddiasını yazılı delillerle ispat etmesi gerektiği, mahkememizce davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı dikkate alınarak davacıya 21/02/2024 tarihli celsede yemin deliline başvurup başvurmayacağını açıklamak üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, sonuçlarının ihtar edildiği, davacı vekilinin 05/03/2024 tarihli dilekçesi ile yemin deliline başvurmayacağını beyan ettiği, tüm dosya kapsamı itibariyle davacının dava konusu bononun dava dışı... tarafından yetkili olmadığı dönemde geriye dönük olarak düzenlendiği ve bedelsiz olduğu hususunu ispat edemediği anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
Mahkememizce yargılama aşamasında takibe konu alacağın davalıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verildiği ve bu tedbir kararının uygulandığı, davalı lehine alacağını geç almaktan kaynaklanan zarara ilişkin olarak yasal tazminata hükmedilmesi gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:
1- Davanın REDDİNE,
2-2004 Sayılı İcra İflas Kanununun 72.maddesi uyarınca takip çıkış miktarı olan 453.852,05 TL üzerinden %20 oranında hesaplanan 90.770,41 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya ÖDENMESİNE,
3-Alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin olarak yatırılan 7.750,66 TL harçtan mahsubu ile bakiye 7.323,06 TL harcın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacıya İADESİNE,
4-Davacı tarafça yapılan masrafların kendisi üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Mahkememizce 05/05/2020 tarihinde ara kararla İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında icra veznesine yatırılacak olan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde verilen ihtiyati tedbir kararının kararın kesinleşmesi beklenmeksizin KALDIRILMASINA,
6-Davalı dava ve duruşmalarda kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4 maddesine göre hesap ve takdir edilen 69.539,29 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE,
7-HMK'nun 333.maddesi uyarınca taraflarca yatırılan gider avansının sarf edilmeyen kısmının karar kesinleştiğinde taraflara İADESİNE,
Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı tarafın yokluğunda açıkça okunup usulen anlatıldı.15/05/2024
Katip ... Hakim ...
E-İMZA E-İMZA
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!