T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2023/4415
KARAR NO:2025/3062
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:01/11/2023
NUMARASI:2020/560 Esas - 2023/851 Karar
DAVANIN KONUSU:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan Alacak
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde;Müvekkilinin şirket ortağı olduğu ... Şti. firma hakkında davalı tarafından ... sayılı icra dosyası ile icra takibi yapıldığını,açılan icra takibine taraflarınca itirazda bulunulduğunu, müvekkilinin,açılan menfi tespit davasında icra dosya borcu olan 226.615,00 TL'yi haciz baskısı altında ödemek zorunda kaldığını, müvekkili tarafından ödenmek zorunda kalınan bu para kısmı için davanın istirdat davasına döndüğünü, istirdat davası aşamasında temlikname ile bu ödenen kısım da dahil olmak üzere dosyanın 226.615,00 TL'lik kısmı için tüm faiz ve ferileri ile birlikte davada taraf olduğunu, açılan davanın lehlerine sonuçlandığını, yapılan bilirkişi incelemelerinde imzanın ve senedin müvekkili firmaya ait olmadığının tespit edildiğini,davalı tarafın banka olup göstermesi gereken özen ve dikkati göstermediğini, basiretli bir tacir gibi davranmadığını, sahte senet kullanarak icra takibi ve haciz işlemleri yaptığını, yapılan bu haksız fiillerin müvekkilinin ortağı olduğu şirket nezdinde ticari itibarının zedelenmesine ve müşterileri tarafından ödeme güçlüğü içerisinde bulundukları düşüncesine sebep olduğunu, müvekkilinin, firmanın ortağı olarak icra takibinin devamında ve dava aşamasında 226.615,00 TL miktarı ödeyip ödemeyi temlik almak zorunda kaldığını, bu ödemenin 2011 yılı itibariyle bankanın eline geçtiğini, davalının bu parayı 2011 yılından bu yana kullandığını, istirdat davası ile bu paranın iadesine karar verildiğini, İstirdat davası ile ödenen bu paranın aynen iadesine karar verilmesinin hakkaniyete ve mülkiyet hakkının kullanımına uygun düşmediğini, 2011 yılında yatırılan paranın aynı miktar olarak bugün tarihi itibariyle müvekkiline ödenmesinin hakkaniyete uymadığını, bu paranın yasal faiz ile iadesinin dahi haksızlık oluşturacağını,davalı bankanın bu parayı İcra Müdürlüğü'nden hesabına havale ettirerek 2011 yılından bu yana mevduatta, dövizde, altında kullanıp değerlendirdiğini, ekonomik şartlar göz önüne alındığında bu paranın aynen iadesinin büyük bir haksızlık oluşturacağını, mahkemece müvekkilinin haksız olarak ödemek zorunda kaldığı paranın dava ve ödeme tarihine kadar mevduat, döviz ve altın değerlenmesinin ortalaması alınarak hakkaniyete göre bulunan değerin müvekkiline ödenmesini talep ettiklerini, müvekkilinin haksız yere ödediği miktarı aradan geçen uzun süreye rağmen henüz tahsil edemediğini,bu paranın icra dosyasına ödendiği tarihteki satın alma gücü dikkate alındığında zararlarını kanıtlamış olduklarının kabul edilmesi gerektiğini, müvekkilinin uğradığı zararın hesaplanması çok güç olduğundan ve dava devam edip ödeme almadığı sürece bu zararın değişiklik göstereceğinden bahisle davalarını belirsiz alacak olarak açtıklarını belirtmiş olup, davanın kabulüne, sahte senetle haksız olarak müvekkilinin ortağı olduğu şirket hakkında icra işlemi uygulayıp haksız para tahsilatı yapmasından dolayı 100.000 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan icra takibi tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müvekkiline ödenmesine, müvekkilinin haksız olarak ödemek zorunda kaldığı ve temlik aldığı 226.615,00 TL miktarlı paranın ödeme tarihi olan 26.10.2011 tarihinden mahkeme karar tarihine kadar olan sürede ulaştığı değerin mahkemece hesaplanmasına, dava ve ödeme tarihine kadar mevduat, döviz ve altın değerlenmesinin ortalaması alınarak hakkaniyete göre bulunacak miktarın hesaplandıktan sonra bulunan bu miktarın üzerine ticari faiz eklenerek müvekkiline ödenmesi yönünde 1.000 TL belirsiz alacak davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde;Davacı tarafın manevi tazminat taleplerinin yersiz olduğunu, davacı tarafın herhangi bir maddi zararı olmadığı gibi işbu davayı açmakta da haksız olduğunu, davaya konu olay sebebi ile müvekkili bankanın da zarar gördüğünün açıkça ortada olduğunu, davacı tarafın kötü niyetli olduğunu, kaldı ki davacı tarafın temlik alan olup bu durumu bilerek dosyayı temlik almış olup, ortada bir maddi zarar olmadığının da açıkça belli olduğunu belirtmiş olup, usul ve yasaya aykırı davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen İstanbul Anadolu 1 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/6 E., 2022/40 K sayılı dosyası yönünden davacı vekili dava dilekçesinde: Müvekkilinin aynı yönde ve aynı davalıya karşı açtığı maddi ve manevi alacak istemli davanın İstanbul Anadolu 3 Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/560 Esas sayılı dosyası derdest olarak bulunduğunu, bu davada faiz alacağı talep isteminin unutulduğunu, dava konusu yaptıkları ... sayılı icra dosyasından yapılan ödemenin Sakarya Asliye Hukuk Mahkemesi 2019/321 Esas nolu dosyası ile istirdadına karar verildiğini, davanın menfi tespit davasından istirdat davasına döndüğü için faiz talep edilip hüküm altına alınamadığını, belirtmiş olduğukları faiz alacağının davanın da icra dosyasındaki faiz alacağı oranından hesap edilerek bulunmasını ve müvekkile ödenmesini talep ettiklerini, bu davanın görülmekte olan İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/560 Esas sayılı dosyası ile birleştirilerek görülmesini talep ettiklerini, bu davanın birleştirilmesini istedikleri dosyada unutulan faiz alacağı istemine yönelik olduğunu, dava şartı olan arabuluculuk aşaması yerine getirildiğini anlaşma sağlanamadığını, davada zamanaşımı hususu bulunmadığını, zamanaşımının müvekkile istirdat konusu paranın iadesinden sonra başlayacağından bu yönde yapılacak olan itirazların yerinde olmayacağını, menfi tespit davası dosyası Yargıtayda karar düzeltme aşamasında olan ve birleştirme talep ettikleri İstanbul Anadolu 3 ATM'nin 2020/560 Esas sayılı dosyasından bekletici mesele yapıldığını, bu sebeplerle davamızın hukuki ve fiili irtibattan dolayı ve unutulan bir dava olup faiz alacağı davasının ana davası olan İstanbul Anadolu 3 ATM.nin 2020/560 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, fazlaya dair dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000 TL faiz alacağının davanın istirdat konusu icra dosyasındaki faize göre hesap edilerek müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen İstanbul Anadolu 2 ATM'nin 2022/388 E sayılı dosyası yönünden davacı vekili dava dilekçesinde;Davalı bankaca müvekkil aleyhine sahte senet kullanılarak ... sayılı dosyası ile 3.000.000,00 TL lik senet ile icra takibi yaptığını, icra takibine müvekkilce Sakarya 1. icra Hukuk Mahkemesi 2011/281 Esas sayılı dosyası ile imza itirazında bulunulduğunu, müvekkili şirkete ait olmadığı anlaşıldığını, takip aşamasında davalı yan müvekkili firmaya araç gayrimenkul ve fiili hacizler uyguladığını, müvekkil firmayı çalışamaz hale geldiğini, icra baskısı ile 226.000 TL tahsilat yaptığını, Sakarya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2019/321 Esas 2019/367 kara sayılı ilamı ile açılan davada müvekkil lehine karar verilmiş olup bu karar en son Yargıtay karar düzeltmeden geçerek 03.02.2022 tarihinde kesinleştiğini, kesinleşen bu karara göre yapılan bu icra takibi sahte senede dayalı olup icra işlemi niteliği itibari ile haksız fiil niteliğinde olduğunu, dava konusu manevi, tazminat hususunda davalıyla ara buluculuk görüşmesinin başarısızlıkla neticelendiğini, 500.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan haksız icra takibinden (30.09.2011) itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilinine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen İstanbul Anadolu 2 ATM'nin 2022/388 E sayılı dosyası yönünden davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı tarafça ... Sayılı dosyası ile yapılan takibin haksız olması sebebi ile manevi tazminat talepli işbu dava açılmış olup davanın kabulünün mümkün olmadığını, somut olayda icra takibi 2011 yılında açılmış olup 2 yıllık zamanaşımı süresi dolduğunu, davacı tarafça icra takibinin başlatıldığı tarihten itibaren iki yıl içerisinde işbu davanın açılarak diğer davaların bekletici mesele yapılması gerekirken manevi tazminat talebine ilişkin herhangi bir işlem yapılmamış olup manevi tazminat hakkının zamanaşımına uğradığını, davacı ... Firması ile takibe konu senedin keşideci borçlusu ... Şti.’nin ortakları tanzim tarihi itibarı ile aynı olduğunu, Bu husus Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne Müzekkere yazıldığında ortaya çıkacağını, Sakarya 4.Asliye Ceza Mahkemenin 2012/375 e.sayılı dosyasında dinlenen tanık beyanları ile de sabit olduğunu, Davacı ... Firması ve dava dışı Borçlu ..., ...ması durumunda olduğunu, davalı müvekkil bankaya ... Gıdaya kullandırılacak krediler için vadesinde ödenmek üzere takibe konu bono alındığını, ... sayılı dosyasından geçilen icra takibine diğer grup firmaları olan ... Gıda,... Gıda,... Gıda firmaları itiraz etmemişlerdir. Bu husus değerlendirildiğinden imzanın davacı Firma yetkilisi tarafından atıldığı anlaşıldığını, davacının sadece imzaya itiraz ettiğini, kaşeye itiraz etmediğini, kaşenin kendilerine ait olduklarını kabul etttiklerini, kredi veren davalı bankanın sahte kaşe yaptırıp, sahte İmza atarak davacı firmaya kredi kullandırması hayatın olağan akışına aykırı olacağını, davacı ... Firmasının ipotekli taşınmazların satışından sonra kalan borç bakiyesini ödememesi neticesinde ... sayılı dosyasından yasal takip başlatıldığını ve borçlu davacı firmaya hacze gidildiğini, şirket yetkili ... borcun 100.000.00 TL’lik kısmını kabul ettiğini beyan ettiğini ve bu beyanı zapta geçirildiğini, tüm beyanları doğrultusunda davacının davasının ve taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; "...Toplanan tüm bilgi, belge, alınan raporlardan anlaşıldığı üzere, davacı davasını asıl borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı tutarın denkleştirici adalet ilkesine dayandırmış, maddi tazminat, faiz tutarı ve haksız icra takibine uğradığı için uğradığı manevi tazminat talep etmiştir.Gerçekten de, geçerli bir sebebe dayanmaksızın, bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerin eksiksiz iadesi, denkleştirici adalet düşüncesine dayanır.Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri verme zorunda olduğu ve gerçek bir eski hale getirme yükümlülüğü bulunduğunu ifade eder. Belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana ve enflasyon oranlarına bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve az olduğu da bilinen bir gerçektir.Bu tanımdan hareketle, mahkememizce davacının denkleştirici adalet ilkesine göre talepte bulunabileceği düşüncesiyle bilirkişi incelemeleri yaptırılmışsa da; yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, davacı ile banka arasında hiç bir akdi ilişki olmadığı, olduğunun da iddia edilmediği; denkleştirici adaletin her geçersiz ödeme için değil; Yargıtay içtihatlarıyla sadece şekil şartına uyulmadan yapılmış geçersiz sözleşmeler sebebiyle yapılan ödemeler için hakkaniyet ilkesi gereği benimsenen bir uygulama olduğu anlaşılmıştır. Bir diğer ifadeyle denkleştirici adalet ilkesine göre talepte bulunabilmek için taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi olacak, bu sözleşme şekil şartı sebebiyle geçersiz olacak ve bu şeklen geçersiz sözleşmeye dayanarak ödeme yapan tarafın aradan geçen sürede sadece ödediği tutarı iade alması adalet ve hakkaniyet kurallarına aykırı olacak. Bu hallerde ödenen tutar en az beş parametre ile güncelleştirilerek(ifanın imkansız olduğu tarihteki karşılığı) istenebilecektir. Somut olayda davacı davalı ile her hangi bir akdi ilişki kurmamış, bunu iddia da etmemiştir.Yine, somut olayda bir akdi ilişkinin şekil şartı ihlal edilmiş değildir.Sadece davacı, takipte borçlu olmadığı bir tutarı icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmıştır.Bu durumda sadece sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği ödediği tutarı geri isteyebilir.Şayet bu dayanaksız ödeme sebebiyle faizi aşan zararı var ise, o zaman da munzam zarar talep edebilir. Yargılama süreci boyunca davacı defaten yazılı ve sözlü beyanlarında, munzam zarar istemediğini, bu davada denkleştirici adalet ilkesine dayandığını, tekrar etmiştir. Bu sebeple asıl alacağın ödendiğini, munzam zararın istenmediği asıl davada istenen alacak bakımından davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Asıl davada davacı temlik alan ortak ... ayrıca manevi tazminat talep etmişse de, manevi zararlar TMK nun 25. maddesine göre devredilemeyeceğinden, temlik tarihinde asıl alacaklı şirketin manevi tazminat talebinde bulunmadığı, dolayısıyla temliğin de bunu kapsamadığı açık olduğundan davacı ortağın asıl davadaki manevi tazminat talebi reddedilmiştir. Limited şirketin ortağı olarak kendisi için manevi tazminat talebinde de bulunamayacağı kabul edilmiştir.Birleşen birinci davada temlik alan ortak tarafından istenen faiz istemi bakımından, faiz isteminin haklı bir talep olduğu kabul edilmiştir. Menfi tespit davası iken istirdada dönen davada faiz istenmemiş olması, davacının faiz alacağı isteyemeyeceği sonucunu doğurmayacaktır.Davalı asıl alacak borcunu ödemediği sürece faizden de sorumlu olur.Davalı vekilinin itiraz dilekçesi ekinde sunduğu Yargıtay kararları da bu doğrultudadır.Davalının dayandığı içtihatlarda asıl alacak ihtirazi kayıt olmadan tahsil edilmiş olduğu için faiz istenemeyeceği belirtilmiştir. Somut olayda banka asıl alacağı 07/02/2022 tarihinde ödemiş olup, henüz asıl alacak ödenmeden davacı 04/01/2022 tarihinde faiz isteminde bulunmuştur. Bu noktada kural olarak faiz ödeme gününe kadar işletilirse de, davacının birleşen dava tarihi 04/01/2022 olup, bu tarihe kadar işlemiş faiz tutarı bilirkişilere hesaplatılarak 208.032,57 TL faiz hüküm altına alınmıştır.Ancak bu birleşen dava kısmi dava olarak 100.000 TL üzerinden açılmış, yargılama sırasında 23/08/2022 tarihinde ıslahla (213.229,19 TL ye) artırılmıştır. Bu sebeple ıslahla artan kısım için faiz ıslah tarihinden başlatılmıştır. Yine taleple bağlı kalınarak yasal faize hükmedilmiştir. Son olarak ikinci birleşen davada, şirket tarafından istenen manevi tazminat talebi yönünden ise, haksız bir icra takibi altında kalan şirketin uğradığı haksız icra takibi sebebiyle ticari itibarının zedeleneceği kabulü ile manevi tazminat istenmektedir.Davalı bu manevi tazminat isteminin zamaanışımına uğradığını ileri sürmüşse de, menfi tespit davası istirdada dönüşmüş ve nihayetinde verilen karar 24/02/2022 tarihinde kesinleşmiştir. Manevi tazminat istenen ikinci birleşen dava 18/05/2022 tarihinde açılmış, zamanaşımına uğramadığı anlaşılmıştır.Öte yandan manevi tazminatın şartları da oluşmamıştır. Somut olayda banka, dava dışı... Gıda… şirketine 2010 yılında 3.000.000 TL lik kredi tahsis etmiş, 3.000.000 TL tutarı bu bonoyu da teminat olarak almıştır. Asıl kredi borçlusu ... gıda ile ortak üç paydaşı olan davacı ...şirketinin bu bonoda avalist olarak kaşe ve imzası mevcuttur. Davalı banka avalisti de ekleyerek ... takip başlatmış; açılan menfi tespit (hemen sonra istirdat davasına dönüşmüş) davasında imza incelemesi ile ... şirketinin kaşesi üzerindeki imzanın şirket yetkililerine ait olmadığı anlaşılmıştır. Bu şekilde takibe maruz kalan şirket manevi tazminat talep etmişse de, kişilik haklarının zedelendiği, ticari itibarının sarsıldığı hususları usulünce ortaya konmuş değildir.Malvarlığında bir zarar meydana gelmesi halinde de kişinin az veya çok üzüleceği ve manevi olarak acı çekeceği kuşkusuzdur. Ancak manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir.Yerleşik içtihatlarla benimsendiği üzere haksız takip yapan alacaklının kötüniyetli veya ağır kusurlu olması gerekir.Davaya konu olayda bankanın sahte imzanın varlığını bildiği halde kötüniyetle takip yaptığı ortaya konamadığı gibi senette avalist olarak atılmış imzanın ... şirket yetkililerine ait olmadığını bilebilecek durumda olduğu da söylenemeyeceğinden ağır kusurlu da sayılmaz. Celp edilip incelenen (ayrıca dava dilekçesine ekli) Sakarya 4. Asliye Ceza Mahk.nin 2012/375 E, 2013/835 K sayılı dosyada alınan tanık beyanları ve mahkeme kabulü de takibin haksız ve kötü niyetli yapılmadığını ortaya koymaktadır. ...A-Asıl davada istenen denkleştirici adalet ilkesine göre istenen alacak ile manevi tazminat taleplerinin AYRI AYRI REDDİNE:
B-Birleşen (İstanbul Anadolu 1. ATM'nin 2022/6 Esas, 2022/40 Karar) davanın KISMEN KABULÜNE;208.032,57 TL alacağın,100.000 TL’sine birleşen dava tarihi olan 04/01/2022 tarihinden itibaren, bakiyesi 108.032,57 TL/sine ıslah tarihi olan 23/08/2022 tarihinden itibaren işleyecek talep gibi yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine; fazlaya ilişkin KISMIN REDDİNE;C-Birleşen (İstanbul Anadolu 2 ATM'nin 2022/388 Esas, 2023/156 Karar) davanın REDDİNE..." karar verilmiştir.Verilen karara karşı davacılar vekili ve davalı ... Bankası A.Ş. vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; Dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, davalı yanın banka olarak haksız yere aldığı parayı ekonomik kazançta 5 katı değerlendirip yaklaşık 10 yıl sonra sadece asıl alacağı iade etmek istediğini,bir çok Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kararlarında nema ve gelirler olmaksızın çıplak şekilde aynı ile iadenin (ödemenin) mülkiyet hakkının ruhuna aykırı olduğunun belirlendiğini, mahkemece hükmedilen alacağa yasal faiz işletilmesinin yanlış olduğunu, açmış oldukları davada manevi tazminat koşullarının oluştuğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Bankası A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; Davacının faiz alacağı talebinin zamanaşımına uğradığını, Sakarya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/833 E son esas nosu 2019/321 E sayılı dosyası incelendiğinde imzanın kime ait olduğu bilenemediği dosya kapsamındaki alınan raporlarla sabit olup, davacının kötü niyetli olduğunu,Yerel Mahkemenin kısmen kabulüne karar verdiği faiz alacağına tekrar faizine hükmetmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Asıl davada, davacının borçlu olmadığı bonoya dayalı yapılan takipte ödemek zorunda kaldığı 226.615 TL ile ilgili açtığı menfi tespit davasında, dava ödemeyle istirdat davasına dönüşmüş olup; davasının kabulüne ve ödenen tutarın istirdadına karar verildiğini ileri sürerek aradan geçen sürede ödediği tutarın denkleştirici adalet ilkesi gereği güncel karşılığını istenmiştir. Birleşen 1. davada faiz isteminde, birleşen 2. davada da manevi tazminat isteminde bulunulmuştur.Davalı banka tarafından dava dışı ... Ltd Şti'ye karşı bonoya dayalı takip yapılmış, bu davanın davacısı da bu takipte borçlunun mallarını elinde bulunduran üçüncü kişi konumunda olup haciz baskısı altında 226.615 TL ödeme yapmak zorunda kalmış; açtığı menfi tespit davası ödeme ile istirdada dönüşmüş, Sakarya 1 AHM.nin 2019/321 E, 367 K ile 24/09/2019 tarihinde davanın kabulüne karar verilmiştir.İşte asıl davada, 30/10/2020 tarihli dava dilekçesiyle, 24/09/2019 tarihinde verilen istirdat kararına konu 226.615 TL nin denkleştirici adalet ilkesi gereği ulaştığı güncel tutarın hesaplanarak tahsilini talep etmiştir.UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede, istirdat hükmünün karar düzeltme aşamasından geçerek, Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin, 2021/2153 Esas,2022/1223 Karar sayılı ilamıyla 24/02/2022 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.Dosyada mevcut bilgi ve belgelerden, davacılar ile davalı banka ile her hangi bir sözleşme ilişkisi bulunmadığından,denkleştirici adalet ilkesi gereğince davacılar lehine tazminat şartının oluşmadığı, aynı sebeple davacılar lehine yasal faize hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, eldeki davanın açılış tarihi 18/5/2022 tarihi olup, istirdat davasının ise 24/02/2022 tarihinde kesinleştiği anlaşıldığından davanın bir yıllık zaman aşımı süresi dolmadan ikame edildiği,dava konusu alacak menfi tespit ve devamında davalıya haksız olarak ödenen paranın iadesine yönelik olup ,istirdat davası davacılar lehine neticelendiğinden, davacıların faiz talebinin yerinde olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 388/3'te ''Faizin anaparaya eklenerek birlikte yeniden faiz yürütülmesi kararlaştırılamaz.''hükmünü havi olup İlk Derece Mahkemesi kararında faizin anaparaya eklenerek birlikte yeniden faiz yürütülmediği, yalnızca davacının faiz alacağının dava ve ıslah tarihi itibariyle ulaştığı değere yasal faiz yürütüldüğü anlaşıldığından taraf vekillerinin bu hususlara ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Haksız takip ve haciz, haksız fiil niteliğindedir. Uyuşmazlığa, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nun 50. maddesi uygulanmalıdır. Belirtilen hükümler gereğince; haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli olup zararın kanıtlanması davacı tarafa,hükmedilecek tazminatın miktarının belirlenmesi ise hakime aittir (Yargıtay 4 HD'nin 2021/17980 E. - 2022/9874 K. Sayılı ilamı).Haciz isteminin dayanağının bir hak veya alacak olması ve haciz tarihinde mevcut bulunması gerekir.Aksi halde, haksız bir haciz ve buna bağlı olarak da sorumluluk söz konusudur. Eylem ile zararlı sonuç arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerek ve yeterlidir. Haciz isteyen alacaklı haksız çıktığı takdirde, borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan kusursuz olarak sorumludur. Ancak bu durumda dahi uğranılan maddi zararın ispatı zorunludur (Yargıtay 4 HD'nin 2016/14413 E. - 2019/483 K. Sayılı ilamı) Haksız icra takibi veya hacze dayalı manevi tazminat istemi 818 sayılı BK.'nun 49. maddesinden (6098 sayılı TBK'nun 58. maddesi) kaynaklanan bir sorumluluk olup, kusura dayanan bir sorumluluk türüdür. Bu sebeple de takip (haciz) yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça manevi tazminatla sorumlu tutulamaz. Somut olayda; Her ne kadar davacı haksız işlemden dolayı tazminat talep etmişse de taraflar arasında borç ilişkisi olduğuna ilişkin bazı emareler olduğu, asıl kredi borçlusu ... gıda ile ortak üç paydaşı olan davacı ... şirketinin takibe konu bonoda avalist olarak kaşe ve imzası mevcut olduğu, bu doğrultuda davalının icra takibi yapmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, ufak emarelerin dahi işlemi haksız olmaktan çıkartacağı, davalının takipte veya haciz işleminde kötü niyetli ve ağır kusurlu olmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre,İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/560 Esas 2023/851 Karar sayılı 01/11/2023 günlü kararına yönelik taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince asıl dava yönünden alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 269,85 TL'nin mahsubuyla bakiye 345,55 TL harcın davacı ...n'dan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince birleşen İstanbul Anadolu 1 ATM'nin 2022/6 E., 2022/40 K. sayılı dosyası yönünden alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının davacı ...'dan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,4- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince birleşen İstanbul Anadolu 2 ATM'nin 2022/388 E., 2023/156 K. sayılı dosyası yönünden alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 269,85 TL'nin mahsubuyla bakiye 345,55 TL harcın davacı ... Şirketi'nden tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,5- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince birleşen İstanbul Anadolu 1 ATM'nin 2022/6 E., 2022/40 K. sayılı dosyası yönünden alınması gereken 14.210,70 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 3.553,00 TL'nin mahsubuyla bakiye 10.657,70 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,6- İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 7- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 8- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,9- Karar tebliği ve harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi Dairemizce yapılmasına, harç ve avans iadesi işlemleri ile 6100 Sayılı HMK'nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.10/09/2025
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!