WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 12 Haziran 2026

ISTANBUL BOLGE ADLIYE MAHKEMESI 4. HUKUK DAIRESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2023/4160
KARAR NO:2025/3040
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:30/05/2023
NUMARASI:2020/14 Esas - 2023/471 Karar
DAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:10/09/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; "Davalı ... A.Ş.isimli şirketin internet sitesinin 29.10.2017 tarihli saat 15:18'de yayınlanan "mahkemeden önemli düdüklü tencere kararı" başlıklı haberinde kullanmış olduğu görsel davacı-firmaya ait en çok satılan, müşterilerce mavi noktalı olarak tanınan ve bu özelliğiyle ... marka olduğu kullanıcılar tarafından ayırt edilebilen ürün olduğunu, haber başkaca haber kaynaklarında da aynı görselle kullanıldığını, oysa haber konusu ile davacı-firmanın hiçbir ilgisi bulunmadığını, buna rağmen bu haberi gören birçok kullanıcı görseli davacı şirkete ait ... marka ürünle ilişkilendirerek habere dair yorum ve paylaşımlarda bulunduğunu, konu hakkında davalı firmaya derhal ihtarname gönderildiğini, bu haksız eylem sebebiyle kamuoyunda sanki davacı firmaya ait düdüklü tencerede kusur varmış gibi bir algı oluştuğunu, olaya ilişkin davacı şirkete müşterilerce konuya dair sorular yöneltildiğini, davacı şirketin maddi manevi zararları meydana geldiğini, yıllardır bu işi yapan, saygınlığı ve güvenirliliğiyle sadece Türkiye'de değil Dünya'da tanınan ... markası bu sebeple çok büyük yara aldığını, markanın ve şirketin ticari itibarı zedelendiğini, Türkiye'nin en çok okunan haber sitelerinden olduğu iddiasını sürekli dile getiren davalı yanın tüketiciler üzerinde ürkütücü etkisi olacağı çok açık olan "düdüklü tencerede yemek pişirdiği sırada patlayınca yüzü ve vücudunda ağır yanıklar oluşan...." şeklindeki haberde davacı şirkete ait ürünün görselini kullanmış olması davacının uğradığı zararın büyüklüğünü ortaya koyduğunu, bu sebeple rle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00-TL maddi, 50.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini " talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde;"Davaya konu olan haberin ilk yayınlandığı tarihte kullanılan görselin herhangi bir düdüklü tencereye ait olabileceği izlenimi veren bir görsel olduğunu, davacı tarafın iddia ettiği gibi haberi okuyan ortalama bir okuyucunun bahsi geçen görselden o ürünün “...”marka olduğunu anlaması olağan hayatın akışında mümkün olmadığını, düdüklü tencere gibi basınçlı tencerelerin hepsinin zaten görünüş olarak birbirlerine benzediğini ve piyasada birçok markaya ait düdüklü tencere varken okuyucuların bahsi geçen görselden o düdüklü tencerenin hangi markaya ait olduğunu anlaması genel anlamda mümkün olmadığını, davalının, davacı şirketin ihtarname ile talebine karşılık herhangi bir yasal zorunluluğu olmamasına rağmen tamamen iyi niyetinden kaynaklı olarak görseli kaldırdığını ve düdüklü tencereye ait başka bir görseli kullandığını bu sebeple rle davacının maddi veya manevi zararının oluşmadığını ileri sürerek" davanın reddini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; "... Somut davada; davalı internet sitesinde paylaşılan haberde davacının Türkiye distribütörü olduğu ... marka ürün adından bahsedilmemiştir. Davacı vekili internet sitesinde yayımlanan düdüklü tencere görselinin ... marka mavi noktalı düdüklü tencere olduğunu ve bu sebeple herkesin bu ürünün ... marka düdüklü tencere olduğu hususunda yanılgıya kapıldığını ve kapılacağını ve zarara uğradıklarını iddia etmiştir. Mahkememizce davacının maddi tazminat talepleri sebebiyle ve haber sebebiyle ürünün satışından azalma olup olmadığı yönünden davacının defter ve kayıtları bilirkişi marifeti ile incelenmiş, bilirkişi tarafından davacının satışlarının dava konusu haberden sonra artış gösterdiği, ... marka düdüklü tencere satışlarının ayrı hesapta ayrı kaydı olmamasından dolayı tespitinin yapılmasının mümkün olmadığı tespit edilmiştir. Bilirkişi tespiti dikkate alındığında davacının genel olarak satışlarında düşüş değil artış görüldüğü, bu haliyle de söz konusu haberi okuyan ve gören okuyucularda haberde yayımlanan düdüklü tencere görselinin ... marka düdüklü tencere olduğu hususunda yanılgıya düşmediği ve etkilenmediği, davacının maddi zararının bulunmadığı ve haksız rekabet koşullarının oluşmadığı anlaşılmıştır.Davacı vekili tarafından haksız rekabet koşulları, ticari itibarının zarara uğradığı hususu ve maddi zararı ispat edilemediğinden maddi tazminat talepli davanın reddine karar verilmiştir.Davacı vekili dava konusu haber sebebiyle ticari itibarlarının zarara uğradığını ve bu sebeple manevi tazminat taleplerinin hüküm altına alınmasını talep etmiştir. 6120 Sayılı TTK'nun 56. maddesi, haksız rekabet sebebiyle ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlike ile karşılaşabilecek olan kimseye, 6098 Sayıklı TBK'nun 58. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, manevi tazminat isteme hakkı da tanımıştır. 6098 Sayılı TBK'nun 58. maddesi şahsi menfaatin ihlali esasına dayandığı halde, 6098 Sayılı TTK'nun 56. maddesi ekonomik menfaat bakımından zarar uğranılmasına ve hatta böyle bir tehliye maruz kalınması esasına dayanmaktadır.Her iki Kanun maddesinin birlikte değerlendirildiğinde haksız rekabet eylemi nedeniye manevi tazminata hükmedilebilmesi için davacının ekonomik menfaati yönünde zararın veya tehlikenin ve kusurun mevcudiyeti şarttır.Somut davamızda, bilirkişi tespiti dikkate alındığında davacının genel olarak satışlarında düşüş değil artış görüldüğü, bu haliyle de söz konusu haberi okuyan ve gören okuyucularda haberde yayımlanan düdüklü tencere görselinin ... marka düdüklü tencere olduğu hususunda yanılgıya düşmediği ve etkilenmediği, davacının maddi zararının bulunmadığı ve haksız rekabet koşullarının oluşmadığı, davacı vekili tarafından haksız rekabet koşulları, ticari itibarının zarara uğradığı hususu ve ekonomik kaybı ve zararı ispat edilemediğinden ve bu sebeple manevi tazminat koşulları oluşmadığından manevi tazminat talepli davanın da reddine karar verilmiştir A)Maddi tazminat talebine ilişkin dava yönünden;Açılan davanın REDDİNE,B)Manevi tazminat talebine ilişkin dava yönünden;Açılan davanın REDDİNE, ..." karar verilmiştir.Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, davalı tarafından sarfedilen davaya konu ifadelerin basın ve ifade özgürlüğü sınırlarını aştığını,Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, açmış oldukları davada tazminat koşullarının oluştuğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava;Basın yoluyla kişilik haklarına saldırı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.Anayasa Mahkemesi'nin emsal nitelikte 17/12/2024 tarih 2022/109219 esas sayılı ilamı ve benzer nitelikteki davalarda vermiş olduğu kararlarında ".... kullanılan dil ve üslup muhatabı açısından rahatsız edici olabilir. Somut unsurlarla desteklenmiyorsa değer yargısı ölçüsüz olabilir.Ancak Anayasa Mahkemesinin benimsediği gibi demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olan, toplumun ilerlemesi ve bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade özgürlüğü, sadece kabul gören veya zararsız yahut kayıtsızlık içeren bilgiler ya da fikirler için değil aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerlidir (Emin Aydın (2), B. No: 2013/3178, 25/6/2015, § 35; Bekir Coşkun, § 52).Nitekim basın özgürlüğünün kapsamının demokrasi ile yakın ilişkisinin doğal sonucu olarak bir dereceye kadar abartıya ve provoke etmeye izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiği kabul edilmelidir (Ali Suat Ertosun, B. No: 2013/1047, 15/4/2015, § 66; Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 102).Taraflar arasında mevcut polemik de dikkate alındığında yayının tümüyle keyfî bir kişisel saldırı oluşturduğu söylenemez.Üstelik davacının toplumsal konumu gereği, kendilerini hedef aldığını iddia ettikleri yazıya cevap verme ve bu cevabı geniş kitlelere ulaştırma imkânına sahip oldukları da gözardı edilmemelidir. Kaldı ki kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği öne sürülen ifadelerin başvurucu üzerinde kayda değer somut bir etki yarattığına dair herhangi bir iddia da bulunmamaktadır."gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi'ne yapılan başvuruların reddine karar verdiği gibi,Yargıtay 4. Hukuk Dairesi de emsal nitelikteki pek çok ilamında, aynı şekilde basın ve ifade özgürlüğünün geniş yorumlanması gerektiğine karar vermiştir.Davaya konu haber bir bütün olarak değerlendirildiğinde, doğrudan davacının kişilik haklarına saldırının hedeflenmediği,basının haber verme hakkı, toplumun da haber alma hakkının bulunduğu, güncel olan konuların yayıncılık tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekmesi için çarpıcı başlıklara yer verilerek iddia kapsamında ve eleştiri sınırları içerisinde aktarıldığı, basın ve bu kapsamda ifade özgürlüğünün yalnızca iyi karşılanan ya da zararsız veya önemsiz olduğu düşünülen değil, aynı zamanda kırıcı,hoş karşılanmayan ya da kaygı uyandıran “bilgiler” ya da “düşünceler” için de geçerli olduğu, dosyada mevcut delil durumuna göre; ispat yükü kendisine düşen davacının iddiasını ispat edemediği,davanın kabulünü gerektirecek bir delilin dosyaya kazandırılamadığı, buna göre Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesindeki manevi tazminatın ve 49. Maddesinde yer alan maddi tazminatın yasal koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/14 Esas 2023/471 Karar sayılı 30/05/2023 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 269,85 TL'nin mahsubuyla bakiye 345,55 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.10/09/2025