T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/2 Esas
KARAR NO: 2024/158
DAVA: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 23/01/2023
KARAR TARİHİ: 15/02/2024
DAVA:Davacılar vekili Mahkemeye sunduğu 23/01/2023 havale tarihli ve aynı tarihte harçlandırdığı dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkillerinin miras bırakanı -------, davalı ile sahibi olduğu evin üzerine kat yapması amacıyla şifahi bir anlaşma yaptıklarını, bu anlaşmaya göre; katların yapımı için toplam 440.000.TL, ayrıca çatı yapımı için de 58.000.TL olarak toplam da 498.000.TL'na anlaştıklarını, bu anlaşma gereği miras bırakan --------- davacıya 55 adet 8.000.TL'lık toplamda 440.000. TL'lık senet vermiş, ayrıca da bir adet 58.000.TL'lık (bu senedin arka yüzünde açıklaması vardır) bir adet senet verdiğini, bunların dışında senet verilmediğini, Miras bırakan --------- davacıya 21 adet senedin bedelini ödediğini ve senetleri geri aldığını, ödenen bu senetlerin bedelinin de 21*8.000=168.000.TL olduğunu, bu ödemeler yapıldıktan sonra --------- vefat ettiğini ve geriye de 498.000-168.000.= 330.000.TL borç kaldığını, Davacılardan müvekkili ..., davalı ile kalan 330.000.TL borcu üstlendiğini, davalıya borçlusu ... olan 10.000.TL'lık 33 adet (10.000.TL*33=330.000.TL) senet verdiğini, Davalının, miras bırakan ------- ait olduğunu söylediği ve teminat senedi olarak aldığını beyan ettiği 440.000. TL'lık bir senedi müvekkili ... iade ettiğini ancak başkaca senet vermediğini, bu anlaşmadan sonra Müvekkili ... vermiş olduğu senetleri düzenli şekilde ödediğini ve senet asıllarını davalıdan aldığını, bu şekilde miras bırakan ile davalı arasında anlaşmaya varılan 498.000.TL'lık ödemenin tamamlandığını, davalının da miras bırakan -------- ile anlaştığı işi bitirdiğini, Davalının, aradan yaklaşık 3 yıl gibi bir zaman geçtikten sonra 10.12.2018 tarihinde miras bırakan --------- ait ve iade edilmeyen --------- sıra nolu senetleri -------- E sayılı dosyası ile takibe koyduğunu, Kambiyo takibi dolayısıyla ------- İcra Hukuk mahkemesine yapılan ve ------- esasa kaydedilen itiraz sonucu imzaların muris bırakan ---------- ait olduğunun tespit edildiğini ve davanın reddedildiğini, dolayısıyla müvekkillerinin İcra baskısı altında davalıya borçları olmadığı halde 200.000.TL fazladan ödeme yaparak icra dosyasını kapattıklarını, yapılan bu ödemeden sonra müvekkillerinin artık davalı tarafa bir borçları olmadığını, fazladan para ödediklerini düşünürken davalı tarafından 04.07.2022 tarihinde aleyhlerine icra takibi başlatıldığını, ---------E sayılı dosyası ile başlatılan takibin dayanağı, müvekkillerinin miras bırakanı ------- ait ve daha fazlasıyla davalıya ödenen ve davalı tarafından iade edilmeyen sıralı senetlerden --------- sıra numaralı senetler olduğunu, Müvekkillerinin takibe itiraz ettiklerini fakat müvekkillerinden ... adına takibin kesinleştiğini ve gayrimenkullerine haciz konulduğunu, Davalının , tamamen kötü niyetli olarak, bedellerini müvekkillerinden almış olduğu müvekkillerinin miras bırakanı -------- ait senetleri iade etmeyerek kısım kısım icra takibine girişerek para tahsil ettiğini, Davalının alacağı olmadığı halde kötü niyetle elinde tuttuğu senetlerin tahsili için icra takibi yapmış olması nedeniyle, müvekkillerinin davalıya borçlu olmadığının tespiti, icra baskısı altında davalıya fazladan ödenen 200.000.TL için yasal haklarının saklı tutulması, kötü niyetle hareket eden davalının % 20 den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesi amacıyla iş bu davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu beyan ederek haklı davanın kabulü ile davalıya borçlarının bulunmadığının tespitine, davalıya icra baskısı altında ödedikleri 200.000. TL için yasal haklarının saklı tutulmasına, mahkemece belirlenecek teminat karşılığı veya teminatsız olarak ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile icra dosyasına yatıracakları teminatın dava sonuna kadar alacaklıya ödenmemesine, davalı tarafın % 20 den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, masraf ve vekalet ücretinin davalıya aidiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili Mahkemeye sunduğu 03/04/2023 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle: Davacı tarafın, takibe dayanak senetler bakımından imza ya da hukuki ilişki inkarında bulunmadığını; aksine dayanak senetlerin keşidecisi olan murisleri ile müvekkili arasındaki hukuki ilişkiyi ve de senetler üzerinde yer alan imzanın murislerine ait olduğu konusunda ikrarda bulunduklarını, bu bakımdan menfi tespit davalarında davalı (alacaklı) üzerinde olan hukuki ilişkiyi ve alacağın varlığını ispat yükü, bizzat davacı tarafın ikrarı ile yerine getirildiğini, buna karşın davacı tarafın, takibe konu senetler bakımından borcun ödenmiş olduğu iddiasında bulunduğunu, Davacı tarafın, borcun ödendiği ya da muris ile müvekkili arasındaki borcu ortadan kaldıracak şekilde davalı ... ile müvekkili arasında başka bir alacak ilişkisi kurulduğu ve bu kapsamda ... tarafından düzenlenen senetlerin ödenmesi ile murislerinin müvekkiline olan borcunun sona erdirildiği şeklindeki iddiasının gerçek dışı olduğunu, hukuki ilişkiyi kabul etmekle beraber ödeme iddiasında bulunan davacının taraf bu iddiasını ispatla yükümlü olduğunu, nitekim dava dilekçesi dikkate alındığında: muris ile müvekkili arasındaki hukuki ilişkinin varlığı, takibe dayanak senetlerin murisin el ürünü olduğu ve muris tarafından rızaen müvekkile teslim edilmiş olduğu hususları davacılarında kabulünde olmakla çekişmesiz olduğunu, Davacı tarafın, yine davacılardan ... el ürünü olan birtakım belgeler sunarak bunlara ispat vasıtası olarak dayandığını, bir kimsenin, yine kendisi tarafından tanzim olunmuş belgelere dayanarak herhangi bir vakıayı ispat etmesinin düşünülemeyeceğini, diğer yandan davacının, davacı tarafın iddiasının, murisleri tarafından toplam -------- sıralı senedin ödenerek müvekkilinden teslim alınmış olduğu şeklinde olduğunu davacı tarafın bu kapsamdaki iddiasının da müvekkilin alacağının varlığını ortaya koyduğunu zira takibe dayanak senetler incelendiğinde --------- numaralı senetlerin takibe konulduğunun görüldüğünü; davacı tarafça ödeme iddiasında bulunulan -------- nolu senet bakımından mükerrer alacak tahsilinde bulunulmadığının anlaşıldığını, Davacı tarafın, 'geri alınmayan --------- nolu senetler dışındaki senetlerin de "bedelleri ödenerek borcun sonlandırıldığı" şeklindeki iddiasının ise gerçek dışı olup ispata muhtaç olduğunu beyan ederek davanın reddine, davacılar aleyhine %40’sinden aşağı olmayacak şekilde icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerine tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE KANAAT :Davacılar, icra takibine konu senetler nedeniyle borçlu olmadıklarının tesbitini talep etmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 1. maddesinde; görevin kamu düzenine ilişkin olduğu düzenlenmiş olup aynı yasanın 114/1-c maddesinde; görevin dava şartı olduğu belirtilerek, mahkemenin görevli olup olmadığını davanın her aşamasında mahkemenin kendiliğinden araştıracağı hükmüne yer verilmiştir.6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Anılan maddenin 1. fıkrasında her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın madde metninde yer alan a,b,c,d,e ve f bentlerinde sayılan davaların ticari dava olduğu öngörülmüştür. Bununla birlikte aynı kanunun 12. maddesi "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir" hükmünü içermektedir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi mahkemenin görevli olup olmadığı yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olamaz. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile resen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır. Bu durum 6100 sayılı HMK'nın 115. maddesinde açıkça düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanununun 4 üncü maddesi uyarınca sadece mutlak ya da nispi ticari davalar asliye ticaret mahkemesinde görülürken, bunlar dışında kalan davalar (istisnalar saklı kalmak kaydıyla) asliye hukuk mahkemelerinde görülmelidir.
Kambiyo senedinden kaynaklanan davalarda göreve ilişkin değerlendirme yapılırken senedin düzenlenmesine esas temel hukuki ilişki ve tarafların sıfatına da bakılması gerekmektedir. Nitekim -------- sayılı ilamında da belirtildiği üzere icra takibinin dayanağının kambiyo senedi olması tek başına görevin asliye ticaret mahkemesine ait olduğunu göstermemektedir. Tarafların tacir ve işin her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması halinde asliye ticaret mahkemesi görevli olacaktır.-------- sayılı 23/10/2023 görevsizlik kararı 26/12/2023 tarihinde kesinleşmiş ve dava dosyası mahkememize tevzi edilip -------- Esas sırasına kaydedilmiştir. -------- sayılı ile verilen görevsizlik kararının incelenmesinde; Bonoların 6102 sayılı TTK 776. Maddesine düzenlenmesi nedeniyle görevsizlik kararı verildiği görülmüştür.Celp edilen -------- E sayılı dosyası sayılı icra dosyasının incelenmesinde; ilamsız icra takibi olarak takip işlemlerinin yapıldığı, takip dayanağının senet bedelleri olduğu, ancak takibin kambiyo senetlerine mahsus takip usulüne göre yapılmadığı tespit edilmiştir.-------- sayılı dosyası ile davanın ticari dava mahiyetinde olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş ise de davaya ve takibe konu alacağın ilamsız takip konusu yapılan senet bedelleri olduğu, ancak bono senedine dayalı takip yapılmadığından alacağın sebebinin kambiyo senedi vasfından sayılamayacağı, kaldı ki bonoların zamanaşımına uğradığı, tarafların da tacir ve yapılan işin de ticari iş olmadığı anlaşıldığından mahkememizin karşı görevsizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere;
1-Davanın Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görev alanında olması nedeniyle HMK'nın 114/1-c, 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddi ile, MAHKEMEMİZİN KARŞI GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Dosyanın yetkili ve görevli -------Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
3-Dava dosyası hakkında -------Asliye Hukuk Mahkemesi ile Mahkememiz arasında görev uyuşmazlığı olduğundan, mahkememizin görevsizlik kararı istinaf edilmeksizin kesinleştiğinde, HMK 21/1-c maddesi gereğince dosyanın görev uyuşmazlığının halli ve merci tayini için -------- Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesine resen gönderilmesine,
4-HMK'nun 331/2.maddesi gereğince harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile --------- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde kararın istinaf edilmemesi halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.15/02/2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!