WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

İSTANBUL ANADOLU 9. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/689
KARAR NO: 2024/97
DAVA: Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 03/10/2023
KARAR TARİHİ: 25/01/2024

DAVA:Davacı vekili mahkememize sunduğu 03/10/2023 tevzi tarihli ve aynı tarihte harçlandırdığı dava dilekçesinde özetle: Davalının, 01.05.2003 ile 31.08.2017 tarihleri arasında sendikalı olarak çalışmış olup 01.09.2017 tarihinde beyaz yaka grubuna geçişinin sağlandığını, devamında 01.05.2023 tarihli iş sözleşmesinin ayrılmaz bir parçası olan 01.12.2019 tarihli iş sözleşmesi imzalandığını, neticede davalının müvekkili şirket bünyesinde, iş sözleşmesinin feshine kadar yaklaşık 20 yıl çalıştığını, davalının son ücretinin 21.618,00 TL olduğunu, davalının 01.12.2019 tarihli iş sözleşmesinin “Özel Şartlar” başlıklı bölümünün “İş Sözleşmesi’nin Sona Ermesi Halinde Rekabet Yasağı” başlıklı 4. Maddesinde mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’na atıf yapılmak suretiyle; “Personel’in yaptığı iş Borçlar Kanunu’nun 348. Maddesine uygun bir iş olduğundan, yukarıda anılan sır saklama ve rekabet etmeme yükümlülüğünün devamı olarak Personel, İş Sözleşmesi’nin herhangi bir sebeple sona ermesi halinde; sona erme tarihinden itibaren 2 (iki) yıl müddetle -------- Bölgesi içinde İşveren’in iştigal mevzuuna giren ve asıl işi sayılan konularda faaliyet gösteren resmi ya da özel müessese, şirket, ortaklık, şahıs ve sair işyerlerinde her ne nam altında olursa olsun çalışmamayı, kendi namına ya da başkası hesabına yürütmemeyi kabul ve taahhüt etmektedir. Ancak Personel’in İş Sözleşmesi’ni haklı nedenle feshinde veya işverenin geçersiz ya da haksız fesih yaptığı hallerde bu yükümlülükler geçersiz hale gelecektir.” denildiğini ve iş sözleşmesinin 5. maddesinde ise sır saklama ve rekabet etmeme yükümlülüğüne aykırı davranılması halinde “Personel, sır saklama ve rekabet yasağına ilişkin yukarıda yer alan yükümlülüklerinden herhangi birini bir şekilde ihlal etmesi halinde, ihlal tarihinde geçerli olan ücreti esas alınmak kaydıyla belirlenecek 1 (bir) yıllık ücreti tutarında bir maktu tazminatı, gayrıkabilirücu ve gayrıkabili tenkis olmak üzere ödeyeceğini kabul ve beyan etmektedir. İşveren’in, aşan zararlarını talep hakları ile Borçlar Kanunu’ndan ve Türk Ticaret Kanunu’ndan doğan diğer hakları saklıdır. İhlal İş Sözleşmesi sona erdikten sonra gerçekleşirse tazminat hesabına esas alınacak ücret Personel’in son ücretidir.” şeklinde yaptırımı olduğunu, davalının iş sözleşmesinin, 09.01.2023 tarihinde müvekkili şirkete ait metal malzemelerinin yetkisiz ve habersiz bir şekilde alması nedeniyle 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-(e) maddesi uyarınca haklı nedenle derhal feshedildiğini, meydana gelen olayın ardından müvekkili şirket tarafından karakolda suç duyurusunda bulunulduğunu, bunun üzerinde--------- Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından -------- numaralı dosya kapsamında soruşturma başlatılmış ve davalı hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-h maddesi uyarınca “Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında” nitelikli hırsızlık suçundan iddianame düzenlendiğini, düzenlenen iddianame üzerine davalı hakkında--------Esas sayılı dosyası üzerinden kamu davası açıldığını, söz konusu ceza yargılamasının halihazırda sürmekte olduğunu, müvekkili şirket tarafından edinilen bilgiler doğrultusunda davacının iş sözleşmesindeki rekabet yasağı maddesine aykırı davranarak iş sözleşmesinin haklı nedenle derhal feshinden itibaren henüz 2 (iki) yıl geçmeden, -------- Bölgesi’nde bulunan ve iştigal mevzuu müvekkil şirketle büyük oranda aynı olan bir şirkette çalışmaya başladığının öğrenildiğini, davalının iş sözleşmesi ile -------- Bölgesi içinde Müvekkil Şirketin iştigal mevzuuna giren ve asıl işi sayılan konularda faaliyet gösteren resmi ya da özel müessese, şirket, ortaklık, şahıs ve sair iş yerlerinde her ne nam altında olursa olsun çalışmamayı kabul ve taahhüt etmiş olmasına rağmen, iş sözleşmesinin fesih tarihinin üzerinden 2 (iki) yıl geçmeden müvekkili şirketle neredeyse aynı iştigal konularında faaliyet gösteren bir şirkette çalışmaya başladığını, bu hususun gerek davalının iş sözleşmesi ile kabul ve taahhüt ettiği rekabet etmeme borcuna gerekse 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 444-447. maddeleri arasında düzenlenen rekabet yasağı hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini beyanla bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalının müvekkili şirket ile imzaladığı iş sözleşmesinin rekabet yasağına aykırı davrandığının tespitine, sözleşme ile kararlaştırılan davalının 1 yıllık ücreti toplamı karşılığı olan 259.416,00 TL'nin en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı vekili mahkememize sunduğu 20/11/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle: Müvekkilinin davalı şirket nezdinde vardiya amiri olarak çalıştığını ancak söz konusu işyerinde çalıştığı süre içinde işyerinde iş sırrı kapsamında değerlendirilebilecek bilgilere sahip olan, özel üretim tekniklerini, sadece bu işyerinde tasarlanan programları öğrenen bir işçi statüsünde çalışmadığını, işverenin işçiyi eğitmesinin, ona iş konusunda mesleki bilgi vermesi ve tecrübe kazandırması durumunun tek başına işçinin iş sırlarını öğrendiği şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini, müvekkilinin çalıştığı işyeri -------- Şti. olduğunu, söz konusu şirkette paketleme bölümünde paketleme elemanı olarak çalışmakta olduğunu, asgari ücret aldığını, dolayısıyla müvekkilinin çalıştığı iş yeri rakip kuruluş olarak değerlendirilemeyeceğini, ayrıca söz konusu şirketlerin faaliyet alanlarının birbiriyle örtüşmediği gibi müvekkilinin çalıştığı pozisyon itibariyle rekabet yasağını ihlal eder bir durumun da olmadığını beyanla bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER:--------- Arabuluculuk Bürosunun --------- büro numaralı, -------- arabuluculuk esas numaralı dosyası UYAP sureti,
--------- Esas sayılı dosyası UYAP sureti,
--------- Merkezinin 26.10.2023 tarihli müzekkere cevabı,

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, iş sözleşmesi ile karalaştırılan rekabet yasağının iş akdinin feshinden sonra işçinin rekabet etmeme yasağına aykırı davranışları iddiasına dayalı cezai şart alacağının tahsiline ilişkin maddi tazminat davasıdır.Taraflar arasında farklı tarihlerde iş sözleşmesi imzalanmış olup iş sözleşmesinin özel şartlarının 4. . maddesi ile "Personel'in yaptığı iş Borçlar Kanunu'nun 348.- Maddesine uygun bir iş olduğundan, yukarıda anılan sır saklama ve rekabet etmeme yükümlülüğünün devamı olarak Personel, İş Sözleşmesi'nin herhangi bir sebeple sonaermesi halinde; sona erme tarihinden itibaren 2 (iki) yıl müddetle -------- Bölgesi içinde İşveren'in iştigal mevzuuna giren ve asıl işi sayılan konularda faaliyet gösteren resmi ya da özel müessese, şirket, ortaklık, şahıs ve sair işyerlerinde her ne nam altında olursa olsun çalışmamayı, böyle bir işletmeye doğrudan ya da dolaylı bir suretle ortak olmamayı, söz konusu işleri, faaliyeti kendi namına ya da başkası hesabına yürütmemeyi kabul ve taahhüt etmektedir. Ancak Personel'in İş Sözleşmesi'ni haklı nedenle feshinde veya işverenin geçersiz ya da haksız fesih yaptığı hallerde bu yükümlülükler geçersiz hale gelecektir." şeklinde iş sözleşmesi'nin sona ermesi halinde rekabet yasağına ilişkin düzenleme yapılmıştır.Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 444/1. maddesinde, fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebileceği düzenlenmiştir.7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5.maddesi, “a)5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına,b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere -------- veya -------- taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara,c)Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere bakar.” şeklinde düzenlenmiştir.25/10/2017 tarihli ------- yayımlanarak yürürlüğü giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5/1-a maddesindeki düzenleme ile, (...) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına ilişkin dava ve işlere iş mahkemelerinin bakacağı hüküm altına alınmıştır. Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümü hizmet sözleşmelerine ilişkin olarak 393 ve 469. maddeler arasındaki düzenlemelerden oluşmaktadır. İşçinin rekabet yasağına ilişkin 444. madde de bu bölümde düzenlenmiştir. İşçinin hizmet akdinin sonlanmasından sonra oluşan rekabet yasağının, haksız rekabet ve gizlilik yükümlülüklerine aykırılık nedeni ile açılan tazminat davalarına Yargıtay'ın istikrarlı içtihatlarına göre ticaret mahkemelerinin bakmakla görevli olduğu kabul edilmekteydi. Ayrıca Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 4/1-c maddesinde Türk Borçlar Kanununun rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447 maddelerinde öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava olarak kabul edilmiş ve TTK'nın 5/1. Maddesinde de aksine hüküm bulunmadıkça, tüm ticari davaların asliye ticaret mahkemesinde bakılacağı düzenlenmiş vaziyettedir. Ancak Mahkemelerin görevi davanın açıldığı durum ve koşullara göre belirlenir. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5/1-a maddesine göre işçinin rekabet yasağının da yer aldığı TBK'nın Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine ilişkin işçi ve işveren arasındaki ilişkiden kaynaklanan davalarda iş mahkemelerinin görevli olduğu düzenlenmiştir.7036 sayılı yasanın 5. Maddesinin gerekçesinde yapılan değişiklikle, iş mahkemelerinin görev alanının genişletildiği ve böylece iş mahkemelerinin işçi ve işveren arasındaki tüm ihtilafları çözmekle görevlendirilerek tam bir ihtisas mahkemesi olarak kabul edildiği, bu yaklaşımla işçi ve işveren arasındaki iş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda istikrarlı kararların verilmesinin sağlanacağı ve uzmanlık sebebiyle kısa sürede daha güvenilir sonuçlar elde edileceği ve yargı yoluna başvuranların haklarının daha iyi korunacağı belirtilmiştir. Taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesi her ne kadar iş sözleşmesinden sonraki döneme ilişkin ise de TBK'nın 444/2. Maddesinde açıkça rekabet yasağı kaydının, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olduğu düzenlenmiştir. Buna göre rekabet yasağının konusunu işçinin iş ilişkisi içinde öğrendiği işverene ilişkin bilgiler oluşturmaktadır. TBK'nın 446. maddesinde de, rekabet yasağına aykırı davranan işçinin, bunun sonucu olarak işverenin uğradığı bütün zararları gidermekle yükümlü olduğu ve işçinin kararlaştırılmışsa cezai şarttan da sorumlu olduğu düzenlenmiştir.İşçi ile işveren arasında sözleşmenin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağına ilişkin bir anlaşma olmadıkça, Borçlar Kanunu'ndaki hükümler tek başına işverene talep hakkı vermez. Başka bir anlatımla, taraflarca rekabet yasağı konusunda anlaşma yapılmışsa işveren, sözleşmeye aykırı davranıldığını ileri sürerek cezai şart ya da tazminat talebinde bulunabilecektir. Bu nedenle, burada borcun kaynağı kanun değil, iş sözleşmesidir.------- sayılı kararında da vurgulandığı üzere Borçlar Kanununun 348. maddesinde düzenlenen rekabet yasağı asli yükümlülük doğuran bir sözleşme değildir, iş akdine bağlı olarak fer’i nitelikte bir yükümlülük doğurmaktadır. İş ilişkilerinden doğan rekabet yasağının düzenlenmesinin dayanağı iş ilişkisidir. Bu açıklamalar ve yukarıda anılan düzenlemeler karşısında rekabet yasağının işçi ile iş veren arasındaki iş ilişkisinden kaynaklandığı nitelim taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinin özel şartlarının 4. . maddesi ile personelin iş sözleşmesi'ni haklı nedenle feshinde veya işverenin geçersiz ya da haksız fesih yaptığı hallerde rekabet yasağı yükümlülüklerinni geçersiz hale geleceği kararlaştırılmış olup bu durumda feshin haklı olup olmadığını değerlendirme görevinin iş mahkemesi görevinde olduğu açıktır. Açıklanan gerekçeler ile davada; uyuşmazlığın kaynağı iş sözleşmesi olduğundan Türk Borçlar Kanununun 444 ve devamı maddelerine dayalı olarak İş Kanunu kapsamında işçi sayılan kişinin, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali nedeniyle açılan tespit ve men ile cezai şart, maddi ve manevi tazminatın tahsiline ilişkin davalarda mahkememizin görevli olmadığı yine iş sözleşmesinin haklı nedenle feshine ilişkin değerlendirmenin de iş mahkemelerinin görevinde olduğu kanaatine ile benzer nitelikteki -------- sayılı ilamı ile sözleşmenin sona ermesinden sonraki dönem için de iş mahkemelerinin görevli olacağı hususu belirtilmiş olduğundan açıklanan gerekçeler ve Yargıtay kararı ışığında mahkememizin görevli olmadığı, görev hususunun kamu düzeninden olup yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği bu noktada usuli kazanılmış haktan da söz edilemeyeceği göz önüne alınarak davanın dava şartı yokluğu yönünden usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, bu nedenle 6100 sayılı HMK'nın 115/2. Maddesi uyarınca dava şartı noksanlığından davanın usulden REDDİNE,
2-Taraflardan birinin, karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli------- Nöbetçi İş Mahkemesi'ne gönderilmesine,
3-Yasal süre içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde, Mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin iş bu kararın tefhim/tebliği ile İHTARINA,
4-Dava dosyasının talep üzerine gönderilmesi halinde yargılama giderlerine görevli mahkemece hükmedilmesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile --------- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde kararın istinaf edilmemesi halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/01/2024