T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/242 Esas
KARAR NO: 2024/566
DAVA: Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)
DAVA TARİHİ: 28/03/2023
KARAR TARİHİ: 12/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı Vekili Dava Dilekçesinde özetle; Davacının, davalı --------- şirketinde 1.975.000 TL sermaye ile 9616,7 oranında ortak olduğunu, Davalı şirketin ortaklık yapısının, -------- 4.384.500 TL, --------- 3.765.675 TL, --------- 1.066.500 TL, ---------- 658.325,00 TL olmak üzere, sermaye sahibi ortaklardan oluştuğunu, Şirkette hakim pay sahibi ve müdürler kurulu başkanının ---------- olduğunu, Müdür --------- ve ortak -------- ve ---------kardeşi olup, -------- da dahil olmak üzere tamamının her konuda -------- talimatı altında birlikte hareket ettiğini, Davacı ---------- bu sebeple azınlık ortak olduğunu, Davalı şirketle benzer sermaye yapısına sahip ve davalı şirketle grup şirket ilişkisi birçok şirket bulunduğunu, Bu şirketlerin tamamında -------- hakim ortak, davacının ise azınlık pay sahibi olduğunu, Bunlardan en önemlileri --------- Şirketi, -------- Şirketi, --------- Şirketi olduğunu, --------, --------, --------, -----------, ---------- gibi birçok şirket ------------- tedarik şirketleri olarak grup şirket şeklinde kurulduğunu, Davacının, grup şirketlerde müdürlük görevinin sona erdiği tarihe kadar --------- şirketlerinde kuruluşundan 2015 yılına kadar sadece müşteri ilişkileri (halkla ilişkiler) ve kurumlarla (belediyeler, tarım müdürlükleri gibi) olan ilişkileri takip ettiğini, Davacı -------- ile hâkim ortak ----------- arasında, 17-25 Aralık süreci sonrasında fikir ayrılıkları başlamış ve 15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi sonrasında fikir ayrılıkları derinleşerek devamında husumet oluştuğunu, Nitekim davacının ortağı olduğu davalı şirket --------- müdürü ve hakim ortağı --------- hakkında --------- terör örgütü ile iltisaklı olduğuna ilişkin olarak 2016 yılında soruşturmalar açıldığını, Bu nedenlerle, yukarıda izah ettikleri üzere aynı keyfi yönetimin, davalı şirketin ticari ilişkide bulundukları ve benzer ortaklık yapısına sahip grup şirketler -------- şirketlerinde de söz konusu olup, davacının bu şirketlerin ortaklığından ayrılmasına ilişkin --------- E. sayılı dosyası ile yargılama devam ettiğini ve hatta dava dilekçelerinde detaylarını etraflıca izah edecekleri üzere, grup --------- şirketlerindeki usulsüz yönetim nedeniyle ---------- E. sayılı dosyadan denetim ve onay kayyımı atanmasına karar verildiğini, Söz konusu karara karşı her ne kadar -------- şirketleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuşsa da ----------- Sayılı 26.01.2023 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve denetim ve onay kayyımı atanması kararı kesinleştiğini, davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalılar Vekili Cevap Dilekçesinde özetle; Davacı-------- --------- kuruluşunda yer almamakla birlikte ---------- ve kardeşlerinin yakın akrabası olmasının etkisiyle şirkete ortak edildiğini, mevcut ortaklık yapısı itibariyle herhangi bir kişinin tek başına ----------- hâkimiyet oluşturması söz konusu olmadığını, Davacının dilekçesinde sözünü ettiği ve esasen huzurdaki talebinin haklılığına temel dayanak olarak gösterdiği vakıaların yaşandığını ileri sürdüğü ---------- gerek faaliyet konuları, gerek ortaklık yapıları, gerekse malvarlıklarının --------- ile hiçbir ilgisi bulunmadığını, Gelişen süreçte şirketin üretim ve pazarlama faaliyetini birlikte yürütmesinin şirkete zarar vermesi, rekabet gücünü artırılmasına engel olması, maliyet hesapları, üretim kapasitesinin büyütülmesi ihtiyacı ve benzeri gerekçelerle ortakların aldığı kararla aynı ortaklık yapısı ve sermaye miktarı korunarak ---------- kurulduğunu, -------- ile --------- ortaklık yapıları farklı olduğu gibi --------- şirketleri ile --------- şirketlerinin de hem faaliyet alanları, hem de ortaklık yapıları farklı olduğunu, Davacı---------, --------- kendisinin müdür olarak seçilmesini sağlayabilecek bir esas sermaye payı ve oy gücünü elinde bulundurmadığı hâlde, diğer ortakların muvafakati ile uzun yıllar müdür olarak görev yaptığı, davalı şirkete kayyım atanması talebinin reddi kararı zaten derecattan geçerek kesinleştiğini, Esasen davacının davalı şirkete kayyım atanması talebinin, davalı şirketin menfaatinin korunması amacına hizmet etmekten uzak olduğunu, Davalı ---------- hâlihazırda görevde olan iki müdürü bulunduğunu, Bunlar ---------- ve ---------- olduğunu, davalı -------- malvarlığı mütemadiyen artmakta, şirket sürekli olarak yeni taşınmazlar iktisap ettiğini, Öyle ki bizatihi davacı, bu yeni taşınmazlar üzerinde de ihtiyati tedbir uygulanmasını talep etmiş ve işbu davaya konu dilekçesinin 28. sayfasında, edinilen yeni taşınmazlardan ve onlar üzerine ihtiyati tedbir konulması talebinde söz edildiğini, Davalı şirketin kötü yönetildiğini iddia eden davacı, bugüne kadar müdürlere karşı tek bir sorumluluk davası yöneltmediği gibi açtığı haklı sebeple çıkma davasında mahkemeden talep ettiği şirkete yönetim veya denetim kayyımı atanması talebi de reddedilmiş ve bu karar kesinleştiğini, Davacı, -------- şirketlerine karşı haklı sebeple çıkma davası açmış ve beraberinde, tıpkı -------- şirketlerine karşı açtığı davada olduğu gibi, hem şirketlere yönetim kayyımı atanmasına, hem de taşınmazlar üzerinde ihtiyati tedbir uygulanmasına karar verilmesini talep ettiğini, Yerel mahkeme davacının bu taleplerini reddetmiş, davacının buna karşı yaptığı istinaf başvurusu da ---------- sayılı kararı ile onandığını, Yapılan varsılama sonunda ise mahkeme davanın haklı temeli olmadığına, haklı sebeple çıkma şartlarının oluşmadığına karar verdiğini ve davayı reddettiğini, -----------, faaliyet konusu itibariyle bir inşaat şirketi olmadığını unlu mamul ve gıda üretimi ile iştigal eden bir şirket olduğunu, Şirketin dava dışı “--------Ş”nin %50 oranındaki payını satın alarak anılan şirkette pay sahibi olmasının sebebi de bir ticari kazanç sağlama amacı olmadığını, Anılan şirkete ortak olunmasının amacı, şirketin sosyal sorumluluk kapsamında aldığı ve davacının da katıldığı karar uyarınca şirket çalışanlarının konut ihtiyaçlarının karşılanması olduğunu, Söz konusu proje, ortak olunan şirketin büyük oranda bankalardan aldığı krediler ile ürdürüldi Ne var ki 2017 yılında inşaat sektöründe başlayan durgunluk nedeniyle projenin fiilen müteahhitliğini yapan ve aynı zamanda “-------Ş”nin ortağı olan ve davalı şirketlerle veya ortaklarıyla başkaca hiçbir ilgisi bulunmayan ----------- projeyi devam ettiremez hale gelince bankalar “-------- şirketine kredi vermeyi durdurduğunu, Bunun sonucunda da inşaat tamamlanamaz duruma geldiğini, Bankaların, “-------- şirketine kredi verme şartlarından biri olarak --------- şirkette pay sahibi olmasını ileri sürmeleri üzerine ---------, 500.000 TL'ye satın aldığı payları 590.000 TL'ye ---------- sattığını, işte, işlemin yapılış neden ve aşamaları tamamıyla bu minval üzerine yürüdüğü ve davacı da bu konudan bütünüyle bilgi sahibi olduğu için anılan işlem dolayısıyla davacı, ne işlemin geçersizliği, ne de sorumluluk doğurucu mahiyet taşıdığı iddiasıyla bugüne kadar hiçbir hukuki işlemde bulunmadığını, Ancak daha sonra haklı sebeple çıkma talebi ile dava açma düşüncesi kendisinde oluşunca, artık “kavgada yumruk sayılmaz” fehvasından hareketle davacı, haklı sebep oluşturmak amacıyla --------- aleyhine bir suç duyurusunda bulunma yoluna gitti Davacının dava dilekçesinde dile getirdiği bir takım araç ve taşınmazların da davalı şirketle bir ilgisi bulunmadığını, araç ve taşınmazlar dava dışı ------------ ait olduğunu, Davalı şirket adına kayıtlı olan taşınmazların devri de mümkün olmadığını, Davacının açmış olduğu ortaklıktan çıkma dava dosyasından verilen tedbir kararı uyarınca taşınmazların üçüncü şahıslara devir ve temliki de zaten mümkün olmadığını, Davacının --------- şirketlerine karşı açtığı haklı sebeple çıkma davaları sonunda ---------- sayılı davayı reddettiğini, davalı gerçek kişiler hakkında ceza soruşturması devam ettirildiğini, davalılar 25.03.2023 tarihinde göz altına alınmış; --------- ve -----------, emniyetteki ifadelerinin ardından 26.03.2023 tarihinde serbest bırakılmış, --------- ise 28.03.2023 tarihinde tutuklandığını, bu arada davacı da 27.03.2023 tarihinde huzurdaki davayı açtığını davalı şirketin diğer ortaklarının ceza kovuşturmasında ifadesi alındığı gün işbu dava açılmış, akabinde tanık olarak dinletecekleri tarafların ortak tanıdıkları aracılığı ile taraflar arasında sağlandığını, davacı, ortaklık payının derhal ödenmesini, aksi takdirde şirketlere kayyım atanması yönünde karar aldıracağı tehdidinde bulunduğunu, davalı şirketin diğer ortaklarının davacının bu şantajına olumsuz cevap vermeleri üzerine de görüşmeler sonlandırıldığını, ceza kovuşturması dosyasında tüm sanıklar tutuksuz yargılandığını, Davacı iftiralarına dava dilekçesinde devam ettiğini, Dava dilekçesinde yer verilen ---------- internet yazarlarından---------- haberi de bu iftiralardan biri olduğunu, Dava dilekçesinde ismi geçen --------- terör örgütü ile iltisaklı kişilerin çalıştığı yönündeki iddialar da doğru olmadığını, adı geçen şahıslardan ---------, --------- ve -------- davalı şirkette çalışmadığını, Söz konusu ceza yargılamasının hiçbir ilgisinin bulunmadığını, dosyada söz konusu şirketlere yönelik hiçbir talep yer almadığını, davacının anılan ceza yargılamasına dayalı olarak, müdürlerin yönetim görevlerini kötüye kullandıkları savının en küçük bir gerçekliğinin de olmadığını talep ve beyan etmiştir.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde;Dava, TTK 630/2 maddesi uyarınca davalıların diğer davalı şirket --------- Şirketindeki müdürlük görevininden azli ile temsil ve ilzam yetkisinin kaldırılmasına ilişkin olup, davalı şirkete yönetim kayyımı atanması talepli olarak açılmıştır.davacı ve davalıların ortağı, davalılar --------- ve -------- yetkilisi oldukları diğer davalı şirketteki yönetim görevinden dava dilekçesinde ayrıntılı yazılı nedenlerden dolayı azline ilişkin koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği belirtilen bu hususların uyuşmazlık konusu olduğu anlaşılmaktadır.TTK 625. ve 626. maddelerine göre, müdürler görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlüdürler.Müdürün azline ilişkin TTK 630. Maddesinde; "...(1) Genel kurul, müdürü veya müdürleri görevden alabilir, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabilir. (2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. (3) Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur. (4) Görevden alınan yöneticinin tazminat hakları saklıdır..." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Tarafların tüm delilleri celbolunarak dava dosyası ve davalı şirketim tarafların ortağı olduğu ait tüm ticari defter, kayıt ve belgeleri incelenerek raporlar alınmıştır. Somut dosyada bilirkişi heyeti tarafından yapılan incelemede " Davalı şirketin dönen varlıklar grubunda bir yıl veya daha kısa süre içinde paraya çevrilebilecek değerlerin yer aldığı, 2020-2022 aralığındaki mizanlarında 131-Ortaklardan Alacaklar hesabında herhangi borç bakiyesine rastlanılmadığı, duran varlıklar grubunda, 2020 yılında %39 artış olduğu, davalı Şirketin aktiflerindeki, Maddi Duran Varlıklarında artış olduğu, Kısa Vadeli Yabancı Kaynakların 2020-2022 yılı arasında yükselerek 2,60 katı arttığı, Uzun Vadeli Yabancı Kaynakların düştüğü, şirketin öz kaynaklarının 2020-2022 aralığında yükseldiği, aradaki artışın dağıtılmayan vergi sonrası net kardan oluştuğunun anlaşıldığı, Davalı şirketin 2020-2021-2022 yıllarında vergi öncesi kar beyan ettiği, 2023 yılının henüz kesinleşmemiş olup 12 aylık mizandan çıkartılan gelir tablosu ile 240.941.895 TL elde edilen kar olduğunun tespit edildiği, davalı şirket karının bir önceki dönemine göre artarak devam ettiği, 2022 Yılı Olağan Genel Kurul Toplantı Tutanağında, mali tablolara göre 2022 yılı dönem karından yasal kesintiler yapıldıktan sonra kalan tutarın, pay sahiplerine 2023 hesap döneminden ödeyemeye başlamak üzere dağıtılmasına ve davacı muhalefetine karşılık diğer ortakların 395.000 adet karın dağıtılması yönündeki oyları ile ve oy çokluğu ile kabul edildiği, dönem içerinde asgari ücrette artış yapılması halinde asgari ücrete yapılacak artış oranında müdürlere ödenecek ücretlere artış yapılarak ödenmesine, davacının muhalefet şerhiyle oy çokluğu ile karar verildiği şeklinde tespitlere yer verilmiştir. Davacının davalı şirkete ve dava dışı grup şirketlere karşı açtığı haklı sebeple çıkma ve ortaklık payının tahsili istemli davalarının derdest olduğu, tarafların yargılandığı ceza davasının derdest olduğu, davalı müdürlerin tutuksuz yargılandığı göz önüne alındığında, davalı müdürlerin görevden azlini gerektirecek nitelikte şirket menfaatini zedeleyici şekilde bir davranışın varlığının tespit edilemediği, davalıların TTK’da öngörülen özen yükümlülüklerini ihlal edici ve kanuna aykırı, güven zedeleyici bir davranışlarının tespit edilemediği, bu anlamda haklarında açılan ceza davasının derdest olması, söz konusu davanın varlığı ve tutukluluğun uzun sürmemesinin de şirket yönetimini engelleyici bir durum teşkil etmediği, şirketin yönetim açısından görevine devam ettiği gibi yönetim boşluğu olmadığı ve söz konusu durumların azil koşulları oluşturmadığı, anlaşılmaktadır.Mahkememizce yukarıdaki değerlendirmeler doğrultusunda dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi raporunda deliller değerlendirerek rapor sunulmuş, bilirkişi heyetinin yaptığı inceleme hükümde dikkate alınmış, mahkememizce rapor olaya uygun ve kanaat verici bulunmuş, tüm bu açıklamalar ışığında ve sunulan hükme elverişli rapor doğrultusunda açılan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması cihetine gidilmiştir.Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-DAVANIN REDDİNE
2-Harçlar Yasasına göre alınması gerekli olan 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Yargılama sırasında davalı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T gereğince alınması gereken 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı 12/06/2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!