T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/41 Esas
KARAR NO: 2024/387
DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 20/02/2020
KARAR TARİHİ: 24/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekilinin, 19.02.2020 tarihli dava dilekçesinde özetle; " Somut olayda davalıların tespit edilen kötü niyetli eylemlerinin bulunduğunu, yargılama sırasında mal varlıklarını azaltacakları kuvvetle muhtemel olduğunu, davalıların tüm menkul, gâyrimenkullerine ve banka hesaplarına ihtiyati haciz konulmasını talep ettiklerini, davalı çalışanların, müvekkil şirket'te çalıştıkları dönemde, müvekkil Şirket'in savunma sanayiine ilişkin en önemli ve kilit bilgilerini haiz ekip olduklarını, davalı çalışanların birlikte hareket ettiklerini davalı şirket nezdinde çalışmak üzere müvekkil Şirket'teki iş sözleşmelerini istifa yoluyla sona erdirdiklerini müvekkil şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirket'in davalı çalışanlar'dan ------- tarafından, kendisi halen müvekkil Şirket bünyesinde çalışmakta iken taraflar arasındaki iş ilişkisinden kaynaklanan sadakat yükümlülüğüne aykırı olarak 18 Haziran 2019 tarihinde kurulduğu, ---------- müvekkil Şirket'le iş ilişkisini sona erdirdikten sonra, Davalı Şirket nezdinde aynı alanda faaliyetlerine devam ederek rekabet etmeme yükümlülüğüne de aykırı hareket ettiği, diğer yandan, diğer davalı çalışanlar'ın da birlikte hareket ederek, müvekkil Şirket ile aralarındaki iş sözleşmelerini kendi iradeleriyle sona erdikten sadece 1 gün sonra Davalı Şirket bünyesinde çalışmaya başladıklarını davalı şirket'in, müvekkil şirket'in işçilerini ayartarak kendisinde çalışmaya teşvik ettiğini davalı şirket'in müvekkil şirket ile aynı müşteri kitlesine hizmet verdiğini, müvekkil şirket'in, davalı çalışanlar ve davalı şirket'in eylemleri nedeniyle uğramış olduğu zararın, cezai şart bedellerini aşan tam miktarı bu aşamada tam olarak bilinmediğini, Bu kapsamda, müvekkil Şirket'in uğradığı zararın, Davalı Çalışanlar'ın ödemekle mükellef olduğu cezai şart tutarını aşan kısmı bakımından, yargılama sırasında tespit edilecek orana daha sonra artırılmak üzere, şimdilik 5.000 TL'sinin, tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tazminini talep ettiklerini, Davalı çalışanlar'ın müvekkil şirket ile aynı alanda üretim yapan bir firma olan davalı şirket'te işe başlaması, müvekkil Şirket'in faaliyet gösterdiği pazarda söylentilerin oluşmasına neden olmuş ve müvekkil şirket'in müşterilerinin, kadrosuna olan güvenini sarsma tehlikesi yarattığını müvekkil şirket'in uğradığı manevi zararın tazmini adına tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen 50.000 TL tutarında manevi tazminat talep ettiklerini, tüm harç yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine yükletilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı şirket vekilinin, cevap dilekçesinde özetle, Dava dilekçesindeki iddialardan anlaşıldığı kadarıyla müvekkile atfedilen herhangi bir dürüstlük kuralı ihlali bulunmadığını, Davalı müvekkil, davacı şirketin müşterilerine karşı davacıyı kötülememiş, aldatıcı reklam veya bilgilendirmelerde bulunmamış, davacının ekonomik varlığı ile kendi varlığı arasında iltibas oluşturacak yanıltıcı davranışlarda bulunmamış, davacının logolarını kullanmamış, irtibat telefonlarını kendisine yönlendirmediğini, davacı --------, minibüs, otobüs, kamyon vb. "araç" üreten bir şirket olduğunu, buna karşılık, müvekkil nezdinde "araç" üretilmediğini Davalı şirketin, davacı şirkete rakip olan veya pazar kaybettirecek niteliğe sahip olan bir firma olmadığını, ispat yükünün gereğini yerine getiremeyen davacının davasının tümden reddi gerekmektedir, dava dilekçesinde davalı müvekkilin, davacı yanın herhangi bir müşterisini "elinden alması" veya herhangi bir ihalede "önünü kesmesi" gibi bir iddiada dahi bulunulmadığını diğer davalıların iş sözleşmeleri, büyük ölçüde işyerinde uygulanan haksız çalışma koşullarının etkisiyle sona erdiğini bu konuda, diğer davalılar tarafından ikame edilmiş olan işçilik alacağı taleplerini haiz davalar, tamamı--------- Adliyesinde olmak üzere ------- İş Mah.--------E., --------- İş Mah. --------E. -------- İş Mah. ---------., ---------İş Mah. --------., -------- İş Mah. -------- ------- İş mah. ---------E numaralarına kayıtlı dosyalarda yargılama sürdüğünü Davalı müvekkilin, eski çalışan diğer gerçek kişi davalıların "kilit personel" olmalarından bahisle "ayartma" eyleminin gerçekleştiği iddia edildiğini bu kişilerin kilit personel olmaları ile başka bir işletme tarafından ayartıldıkları iddiası arasında illiyet bağının olmadığını davacının maddi tazminat talebi hukuki dayanaktan yoksun olduğunu haksız rekabet iddiasına karşılık davacı şirket, uğradığını düşündüğü zarara ilişkin hiçbir ispat aracı sunmadığını, manevi tazminat talebi de aynı şekilde hukuki dayanaktan yoksun olduğunu bu nedenle tazminat talebinin reddinin gerektiğini, dava dilekçesiyle talep edilen tüm alacak kalemleri zamanaşımına uğradığını, arabuluculuk Safhası usulüne uygun gerçekleştirilmediğini, bu nedenle davanın öncelikle usulden reddi gerektiğini, ayartma iddialarının sıhhati ile iş ilişkisinin akıbeti ve nasıl sona erdiği ile ilintili olduğundan işçilik dava dosyalarının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacı yan tarafından rekabete aykırılıktan ötürü-------- soruşturma numaralı dosyası üzerinden müvekkil hakkında Suç duyurusunda bulunulmuş olduğunu Halihazırda anılan soruşturma dosyasından takipsizlik kararı verildiğini haksız davanın tümden reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına kararverilmesini beyan ve talep etmiştir. Davacı vekilinin, 04.09.2020 tarihli cevaba cevap dilekçesinde özetle, Davalı Çalışanlar'dan --------- sadakat yükümlülüğüne aykırı olarak henüz müvekkil Şirket'te çalıştığı dönemde, müvekkil Şirket'te edindiği Şirket Bilgileri'ni değerlendireceği, müvekkil şirket'te çalıştığı aynı alanda faaliyet gösteren yeni bir şirket (Davalı Şirket) kurduğunu Müvekkil Şirket'ten ayrılır ayrılmaz, müvekkil şirket'te çalıştığı aynı alanda faaliyet gösteren yeni bir şirket kurduğunu, davalı tarafların iddiaları doğrultusunda müvekkil Şirket'in çalışma faaliyetleri tek bir proje kapsamında daraltılmaya çalışılmış ve hem Müvekkil Şirket'in itibarı ve faaliyet çerçevesi hem de işbu ihtilafın mahiyeti kötü niyetli bir şekilde vasıfsızlaştırılmaya çalıştığını, ---------, ilgili departmanın ve diğer davalı çalışanların tümünün direktörü olduğunu, Davalı Çalışan --------, müvekkil Şirket bünyesinde Askeri Araçlar-Uygulama Yazılımları Birim Yöneticisi olarak 3 Aralık 2012 tarihinde çalışmaya başlamış ve 31 Temmuz 2019tarihine kadar kesintisiz olarak çalıştığını, Davalı Çalışan ---------, müvekkil Şirket bünyesinde Askeri Araçlar-Programlanabilir Devre Yazılımları Birim Yöneticisi olarak 25 Kasım 2013 tarihinde çalışmaya başlamış ve 31 Temmuz 2019 tarihine kadar kesintisiz olarak çalışmıştır. Davalı Çalışan ---------- müvekkil Şirket bünyesinde Askeri Araçlar-Donanım Tasarım Birim Yöneticisi olarak 18 Ocak 2016 tarihinde çalışmaya başlamış ve 31 Temmuz 2019 tarihine kadar kesintisiz olarak çalıştığını, Davalı Çalışan ----------, müvekkil Şirket bünyesindeki iş akdini feshettiğinde, Askeri Araçlar-Elektronik Donanım Prototip Geliştirme Uzmanı olarak çalışmakta olup, müvekkil Şirket'te 11 Mart 2013 tarihinde çalışmaya başladığını ve 23 Ağustos 2019 tarihine kadar kesintisiz olarak çalıştığını, Davalı Çalışan --------, müvekkil Şirket bünyesinde müvekkil Şirket bünyesindeki iş akdini feshettiğinde, Askeri Araçlar-Elektronik Donanım Uzmanı Mühendisi olarak çalışmakta olduğunu, müvekkil Şirket'te 13 Haziran 2011 tarihinde çalışmaya başladığını ve 23 Ağustos 2019 tarihine kadar kesintisiz olarak çalıştığını, sözleşme uyarınca rekabet yasağı ile ilgili süre sınırının bulunmadığı, ihtilafa konu alacakların zamanaşımına uğradığı, arabuluculuk görüşmesinin usulsüz yapıldığı, davalı -------- şirketinin faaliyet alanlarının --------- aleni olarak yazmasına rağmen davaya cevap dilekçesinde çarpıtıldığı dikkate alındığında kötü niyetli olduğunu dava ve talep etmiştir.Davalı şirket vekilinin, 2.cevap dilekçesi, Davacının iddiaları yanıltıcı ve hatalı olduğunu, iddia edilen rekabet yasağı kaydına ilişkin davalı müvekkillerin imzaları bulunmadığını, davacı yanın bu kayıt altında davalıların imzalarının olduğunu ifade ettiğini ancak bu kaydın altındaki imzayı bir türlü ortaya koyamadığını, Davacı yan tarafından cevaba cevap dilekçesinin zikredilen -------- Hukuk Dairesi'nin 24.12.2015 tarihli kararın da eldeki davayla alakası bulunmadığını, davacı yanın cevaba cevap dilekçesi ile görev tanımlarını itiraz ettiklerini, cevap dilekçemizde belirttiğimiz üzere, imzalı bir görev tanımı bulunmadığını, davacı yanın iddialarını somutlaştırmadığını, Davacının iddiasının afaki bir iddia olarak kalmasının temel sebebinin müvekkil -------- davacı şirkete rakip bir işletme olmamasından kaynaklandığını, Davacı yanın ayartma iddialarını somut olarak/fiilen hangi davranışlarda bulunulduğunu açıklayamadıklarını, Haksız davanın tümden REDDİNE, yargılama gideri ile karşı vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller değerlendirildiğinde ; Dava; rekabet yasağına aykırılık nedeniyle cezai şart ve TTK 54 ve devamı maddeleri gereği haksız rekabetten kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Davalılardan şirket dışındaki davalıların davacı şirkette daha önce çalıştıkları işyerinden ayrıldıktan sonra diğer davalı şirkette çalışmaya başladıklarından davalıların dava dilekçesinde ve 9.12.2020 tarihli dilekçesinde ayrıntıları yazılı şekilde haksız rekabeti teşkil edecek eylemleri bulunup bulunmadığı, davacı şirketin haksız rekabet oluşmuş ise bir zarara uğrayıp uğramadığı, davalı şirket dışındaki diğer davalılardan T.B.K 444. Maddesi kapsamında cezai şart talep edip edemeyeceği, edebilecek ise miktarı ve cezai şart hükmedilecek ise hükmedilecek cezai şartın dışında davacının haksız rekabet nedeni ile karşılanmayan maddi zararı olup olmadığı, yine davacının manevi zarara uğrayıp uğramadığı, uğramış ise miktarı ve davacının davalılardan talep edip edemeyeceği uyuşmazlık konusu olduğu anlaşılmaktadır. Haksız rekabeti düzenleyen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nun 54/2 maddesi "Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." şeklinde haksız rekabeti tanımlamış, 55. Maddesinde sayılan bazı hallerin haksız rekabet hallerinin başlıcaları olarak örnek kabilinden sayılmıştır. Aynı yasanın 56. Maddesi ise "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b) Haksız rekabetin men'ini, c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların bulunması halinde manevi tazminata verilmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir. Davacı lehine ve (d) bendi hükmünce tazminat olarak hâkim, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir. " düzenlemesini içermektedir. Haksız rekabet varlığı için rekabet ilişkisi, yarar sağlama, kusur ve zarar gerekli olmamakla birlikte tazminat davaları bakımından davalının kusuru aranmaktadır. Diğer dava türleri için ise kusur aranmaz. Yine Tespit, men ve eski hale iade davaları bakımından zararın varlığı dava şartı değildir. Zararın varlığı sadece tazminat davaları bakımından rol oynar (TK 56/1-d).Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Haksız fiillerde ispat yüküyle ilgili özel düzenleme getiren Türk Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi gereği zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. TTK'nın 58'nci maddesinde haksız rekabet nedeniyle zarar gören kimsenin maddi tazminat isteyebileceği belirtilmiştir. Kural olarak böyle bir istemin kabul edilebilmesi için haksız rekabeti oluşturan eylemin ve davacının uğradığı zararın kanıtlanması gereklidir. Bu şekildeki tazminat davasında asıl olan, haksız rekabet nedeniyle davacının aktifinde azalma olduğunun iddia ve ispat edilmesidir. Ancak, bu tür zararın ispat edilmesindeki güçlüğü dikkate alan kanun koyucu, TTK'nın 58/e maddesinde eylemin mali bakımından karşılıksız kalmaması bakımından haksız rekabette bulunanın davranışı sonucu elde etmesi mümkün bulunan menfaatin karşılığını da maddi tazminat olarak hükmetme yetkisini hakime vermiştir. Manevi tazminata hükmedilebilmesinin temel şartı ise haksız rekabet fiilinin davacının kişilik haklarına zarar vermiş olmasıdır.6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi uyarınca, fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. Yani, rekabet yasağı kaydı karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması aranmaktadır. Somut uyuşmazlıkta, dosya içine celp edilen İş Mahkemesi dosyalarına göre davalı işçilerin davacı şirketteki sözleşmelerini haklı nedenle feshettiği, (İş Kanunu 24-e maddesine dayandıkları) ve bu hususların Mahkeme kararları da sabit olduğu, davacı tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmediği, bu fesihlerle TBK'nın 447/2 maddesi hükmü uyarınca rekabet yasağının sona erdiği anlaşılmıştır. Ayrıca davacı talebi değerlendirildiğinde davalı işçilerin ayartılmasından bahsedilmediği, bu yönüyle haksız rekabetten söz edilemeyeceği, davacı tarafından suç duyurusu üzerine takipsizlik kararı verildiği ve bu kararın kesinleştiği anlaşmaktadır. Ayrıca davacı şirket ile davalı şirketin aynı iş kolunda olmadıkları, TTK'nun 54 ve devamı maddelerine göre haksız rekabetin unsurlarının varlığını ve TTK'nun 56 maddesinde düzenlenen taleplere hak kazandığını somut delillerle ispat edememiş olması karşısında davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir.Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
G.D/ Gerekçesi ayrıntılı kararında açıklanacağı üzere;
1-Davanın REDDİNE
2-Harçlar Yasasına göre alınması gereken 427,60 TL'nin başlangıçta peşin alınan 19.055,08 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 18.628,28 TL'nin karar kesinleştiğinde talep edilmesi halinde davacıya iadesine,
3-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu masrafların üzerine bırakılmasına,
4-Maddi tazminat davası yönünden davalılar yargılama sırasında kendini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'nin 13/4 maddesi gereğince hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Manevi tazminat davası yönünden davalılar yargılama sırasında kendini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'nin 10/3 maddesi gereğince hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-Arabuluculuk aşamasında suçüstü ödeneğinden karşılanan arabuluculuk ücreti olan 3.120,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
5-Karar kesinleştiğinde talep olması halinde artan gider avansının talep eden tarafa iadesine,
Dair, taraf vekilleri yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere OY BİRLİĞİ ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 24/04/2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!