WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 23 Haziran 2026

İSTANBUL ANADOLU 9. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2019/248 Esas
KARAR NO: 2024/143
DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 21/05/2019
KARAR TARİHİ: 08/02/2024

DAVA:Davacı vekili Mahkememize sunduğu 21/05/2019 havale tarihli ve aynı tarihte harçlandırdığı dava dilekçesinde özetle; Müvekkil --------, "-------” unvanıyla birçok sigorta şirketinin acenteliğini yaptığını, müvekkilin, dava konusu uyuşmazlık öncesinde davalı sigorta şirketinin de acenteliğini yaptığını, müvekkil tamamen kendi gayret ve girişimi sonucu dava dışı ------- ile 16.12.2015 tarihli "-------- ile -------- Sigorta Arasında --------- Protokolü”nü imzaladığını,16.12.2015 tarihli ------- ile ---------Sigorta Arasında ------- Protokolü anılan protokol uyarınca müvekkil, ------ve-------- bağlı -------- sendikaların üyeleri ve birinci derece yakınları için, acenteliğini yaptığı veya yapmadığı tüm sigorta şirketlerinden en avantajlı poliçe fiyat teklifleri alacak, yapacağı anlaşmalar ile en indirimli fiyat üzerinden poliçe kesmeyi taahhüt edecek, hatta piyasada daha düşük fiyatlı bir indirim tespit edilmesi halinde derhal bu indirimi kendi fiyatlarına yansıtacak ve ilgili üyeye aradaki meblağı ödeyeceğini, bu yükümlülüklerin gereği gibi yerine getirilip getirilmediği, -------- - tarafından - görevlendirilecek bir - koordinatör - tarafından denetleneceğini, bunun karşılığında --------- ise, üyelerine bu indirimi yalnızca --------- Sigorta'nın sağladığı yönünde reklam yapacak, bu surette "-------" adı altında özel bir web sitesi hazırlayacak, --------- Projesi'nin bilgi, belge, afiş vs. kanallarla ve il başkanlıkları vasıtasıyla tüm üyelere duyurulmasını sağlayacağını, protokolle belirlenen çalışmaların yapılabilmesi için protokolde öngörüldüğü gibi, --------- tarafından müvekkile tüm üyelerinin bilgilerinin yer aldığı yaklaşık 800.000 kişilik liste teslim edildiğini, müvekkil protokol gereği kendisine listenin teslim edilmesinin akabinde, derhal çalışmalara başlayarak çeşitli sigorta şirketleriyle temas kurduğunu, müvekkilin bir sigorta şirketinin yetkilileriyle ön görüşme yaptığını, ön görüşmeler olumlu seyrettiği takdirde sigorta şirketi ile bir gizlilik protokolü imzalamakta, gizlilik protokolü imzalandıktan sonra muhatap sigorta şirketi yetkilileriyle kendisine teslim edilen üye listesini paylaşmakta, muhatap sigorta şirketi tarafından listede yer alan bilgileri işlenerek teklif hazırlanmakta, müvekkil bu teklifleri karşılaştırmak suretiyle çalışmalara devam etmektedir..." şeklinde başlayan ve toplamda 8 sayfalık dava dilekçesi ve eklerinden oluşan taleplerini sunduğunu, davacı taraf netice olarak "davalı sigorta şirketinin hukuka aykırı davranışları nedeniyle Haksız Rekabetin Tespiti, Meni, Ref'i, TTK 56/1-d,e fıkraları uyarınca davalının elde etmesi mümkün görünen menfaatin alacak belirli hale geldiğinde müddeabih artırılmak üzere şimdilik 15.000,00- TL'sinin ve 300.000,00-TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tazmini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

SAVUNMA:Davalı vekili Mahkememize sunduğu 03/07/2019 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle: müvekkilin Sigorta Şirketi'nin davacı tarafından paylaşılmış olan ------- üyelerine ait TC kimlik numaralarından sağlamış olduğu bir menfaati olmadığını, bu kişilerin bir kısmı o dönemde müvekkilinin sigortalısı olduğunu, müvekkilimizin sigortalısı olmayan kişiler tramer sorgusu yapılmamış, bu kişilere müvekkilimiz kendiliğinden bir teklif götürmediğini, davacı tarafın -------- kayıtları ve -------- levhasından da anlaşılacağı üzere bir çok sigorta şirketi ile acentelik sözleşmesi olmadığın, iş bu sebeple aynı listenin davacı tarafından diğer sigorta şirketlerine de verildiğini, eğer ki davacı tarafın bu TC Kimlik bilgilerinin başkaca acentelere de paylaşıldığı gibi bir düşüncesi varsa, bunun diğer sigorta şirketleri tarafından da yapılmış olmasının mümkün olduğunu, davacı tarafın müvekkili şirket tarafından böyle bir paylaşım yapıldığını her nereden çıkarmışsa, hatalı bir çıkarım yaptığını, bu TC numaralarının başkaca acentelerle paylaşılmış olduğu iddiası da gerçeği yansıtmadığını, kaldı ki, davacı tarafın paylaştığı TC Kimlik Numaralarından müvekkili nezdinde poliçe yaptırmamış kişilerin bilgileri silinerek imha edildiğini, halen müvekkilin elinde tutulan bir TC Kimlik verisi de bulunmadığını, haksız rekabet koşulları mevcut değildir, kaldı ki davacı tarafın müvekkile teklif ettiği işbirliği koşulları, diğer acenteler yönünden haksız rekabet oluşturabileceği için kabul edilmediğini, davacı tarafın delil olarak sunduğu belgeler de incelendiğinde aslında davacı tarafın kendisinin acentelik faaliyetlerinde yetersiz donanıma sahip olduğu için zaten müşterileri tarafından da çeşitli platformlarda şikayet edilen bir acente olduğu anlaşılacağını, davanın ve maddi-manevi tazminat taleplerinin esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

DELİLLER:-------- Noterliğine müzekkere yazılarak 26.04.2018 tarihli --------- yevmiye numaralı ihtarnamenin tebliğ şerhli örneğinin çıkarılarak Mahkememiz dosyası arasına alınmıştır.
--------- Noterliğine müzekkere yazılarak 02/01/2018 tarihli --------- yevmiye numaralı fesih ihtarnamesinin tebliğ şerhli örneği Mahkememiz dosyası arasına alınmıştır.
Bilirkişi heyeti 07/07/2021 tarihli raporunda özetle; davalının yasal defterlerini usulüne uygun tutulduğunu, TTK hükümlerine uygun olarak noter açılış tasdiklerinin süresi içerisinde alındığını ve dolayısıyla ticari defterlerin lehe delil olarak ileri sürülebileceğini, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi sona erdikten sonra da davalının, davacının sağladığı avantajlardan faydalanarak poliçe hazırladığına dair teknik bir veriye rastlanamadığını, bu teknik tespit karşısında, davalının eyleminin haksız rekabet olarak nitelendirilemeyeceğini, anayasal sözleşme ve rekabet hürriyeti kapsamında olduğunu beyan ve rapor etmiştir. Bilirkişi heyeti 25/01/2022 tarihli ek raporunda özetle; kök raporda varmış oldukları kanaat ve sonuçta bir değişiklik yapmayı gerektirecek herhangi bir bulgu, tespit veya eyleme rastlanamadığını, bu sebeple kök raporda belirtilen kanaatin muhafaza edildiğini beyan ve rapor etmiştir. Bilirkişi heyeti 09/05/2023 tarihli ek raporunda özetle; teknik ve bilişim yönünden değerlendirme; yerinde yapılan inceleme ve tespitlerde alınan veriler ve çekin edilerek incelemesi yapılan poliçe ve sigortalı verilerin incelemesinin ekran görüntüleri alınarak bilirkişi heyet raporuna eklendiğini, indirim uygulanan poliçelerin ekran kayıtlarından ve Sigorta İşletim Sistemi'nde yapılan incelemelerde yapılan indirimlerin --------- çalışanlarına yönelik otomatik olarak yapılması gerektiğine ilişkin bir kayda, delile veya veriye rastlanmadığını, davacı tarafça, davalı taraf ile paylaşıldığı iddia edilen --------- üyelerine ilişkin verilerin, davalı sigorta şirketinin başkaca acenteleri ile paylaştığına dair de Sigorta İşletim Sistemi'nde yapılan incelemelerde bir kayda, delile veya veriye rastlanmadığını, haksız rekabet hukuku yönünden somut olay değerlendirildiğinde, somut olayda davacı tarafından davalıya iletilen bilgilerin davalı tarafından üçüncü kişilere kullandırtılması veya bizzat kendisinin kullanılması, TTK m. 55/1,c-1 kapsamında haksız rekabet teşkil edebilecektir. Elbette davacı tarafından söz konusu bilgilerin davalıca kullanıldığı veya üçüncü kişilere kullandırıldığının ispat edilmesi gerekmekte olup bu hususta nihai takdirin mahkemede olduğunu, somut olay TTK m. 54 kapsamında değerlendirildiğinde ise davacının -------- ile yaptığı protokol neticesinde oluşturduğu işbirliği ve elde ettiği bilgilerin haksız rekabet hükümleri ile korunan “emek” olarak kabul edilebileceğini, davalı tarafından bu emekten haksız yararlanılması durumunda genel hüküm kapsamında haksız rekabetin söz konusu olabileceğini, bu hususta nihai takdirin mahkemede olduğunu, sigorta yönünden değerlendirmede; taraflar arasında --------- üyelerine indirim uygulanacağına ve sadece poliçelerin davacı acente tarafından düzenleneceğine ilişkin her hangi bir anlaşma mevcut olmadığını, yerinde yapılan incelemede, indirim oranlarının, her poliçe bazında acentelerin müşterilerine yapabildiği olağan indirim oranları olduğunu beyan ve rapor etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE KANAAT :Tarafların ana başlıklarıyla " Davacının Sigorta Acenteliği işi yaptığı, bu sıfatla davalı şirketin de 14.02.2014 tarihinden itibaren Sigorta Acentesi olarak faaliyette bulunduğu, davalı tarafından 14.02.2014 tarihli sözleşme yapma ve prim tahsil etme yetkisine haiz acentelik sözleşmesinin ------- Noterliğinden gönderilen 19.12.2017 tarihli ihtarname ile feshedildiği, feshedilen sözleşmeye dayanılarak düzenlenmiş olan -------- Noterliğinin 21.02.2014 tarihli -------- yevmiye numaralı vekaletname ile verilen tüm yetkilerden de yine --------- Noterliğinden gönderilen 02.01.2018 tarihli ihtarname ile azledildiğinin bildirildiği sabit olmakla davalının sözleşme yürürlükte iken davacıdan edindiği bilgileri kullanmak sureti ile davacı aleyhine haksız rekabet eyleminde bulunup bulunmadığı, bulunmuş ise davacının uğradığı zararın olup olmadığı, varsa miktarın ve davacının tespit edilecek haksız rekabet fiili nedeni ile manevi tazminat talep edip edemeyeceği edebilecek ise miktarı " hususlarında uyuşmazlığa düştükleri anlaşılmıştır.
Uyuşmazlığın TTK m. 54 uyarınca değerlendirmeye tabi tutulması gerekmektedir. Zira bir eylemin TTK m. 55 kapsamındaki hallerden birine dahil olmaması, eylemin TTK m.54 kapsamında da haksız rekabet teşkil etmediği sonucunu doğurmamaktadır. Dolayısıyla genel hüküm niteliğindeki TTK m. 54 kapsamında somut olayın değerlendirilmesi zaruridir. TTK m. 54/1 hükmü “dürüst ve bozulmamış” bir rekabetten söz etmektedir. Anlaşılacağı üzere “dürüst rekabet” ile “oyunun dürüstlük kurallarına, centilmenliğe uygun olarak oynandığı katışıksız, saf bir rekabet” kastedilmektedir. "Bozulmamış rekabet” ise çok daha geniş bir kavram olup en genel haliyle “güven duyulan, hilesiz rekabet” anlayışını temsil etmektedir. Hangi durumda bir rekabetin “dürüst ve bozulmamış” olarak nitelendirileceğinde kullanılacak kriterlerin başında “emek ilkesi” yer almaktadır. İktisadi hayatta, katılanların tamamının kendi emeği nispetinde bir netice alması beklenmektedir. Bu sebeple de bir başkasının emeğinden haksız bir şekilde yararlanarak elde edilen menfaatler, hukuk düzeni tarafından korunmamaktadır. Haklı rekabetin de haksız rekabetten ayrımında bu kuraldan hareketle, kendi emeğine ve gayretine dayanan rekabet haklı rekabet olarak nitelendirilirken, başkasının emeğinden haksız yere yararlanmak isteyen kimsenin müracaat ettiği vasıtalar, başkasının iktisadi faaliyetine kısmen veya tamamen mani oluyorsa bu rekabet de haksız rekabet olarak nitelendirilmektedir Haksız rekabet hukuku uygulamasında “emek” kavramı geniş bir anlamda kullanılmakta ve müşterinin, satıcı/sağlayıcı tarafından yapılan icabı kabul etmesine yarayacak her türlü fiil ve davranış olarak değerlendirilmektedir. Nitekim Yargıtay da emek kavramını, işletmesel çaba, birikim ve yatırım olarak tanımlamış ve rakibinin emeğinden haksız bir şekilde kazanç sağlanılmasını dürüstlük kuralına aykırı ticari yöntem ve uygulama olarak görerek bunun haksız rekabet teşkil ettiğini içtihat etmiştir. Yargıtay bu hususu “Haksız rekabet hukukunun konusu, dürüstlük ilkesine aykırı ticaret yöntem ve uygulamalarına karşı emek ilkesi uyarınca işletmesel çabayı, birikimi ve yatırımı kapsayan emeğin korunmasıdır.” şeklinde somutlaştırmaktadır. Emek ilkesi de kendi emeğini ortaya koymadan gerçekleşen ve rakipleri rekabette engellemeye yönelik her türlü davranışta kendisini göstermektedir . Yukarıda belirtilen kararlardan da anlaşılacağı üzere, bir kimsenin emek sarf ederek meydana getirdiği bir ürününden veya herhangi bir ticari değerinden bir başkasının haksız yere faydalanması; başka bir ifadeyle bir kimsenin uzun zamana dayanan, masraflı ve yorucu gayretleri sonucu elde ettiği bir durumdan bir başkasının aynı emek, masraf ve gayreti harcamadan faydalanması emek ilkesine aykırı bir davranış ve dolayısıyla bir haksız rekabet hali olarak nitelendirilmektedir. Sonuç olarak, 6102 sayılı TTK'nın haksız rekabete ilişkin hükümleri, dürüst ve bozulmamış rekabeti tesis etmeyi amaçlamakta ve kişinin ticari rekabette kendi emeği ile var olmasını, rekabet ortamında tutunacak ve öne geçecek ise bunun da yine kendi emeği ile gerçekleşmesini hedeflemektedir. Somut olayda davacı tarafın, dava dışı -------- ile yaptığı protokol çerçevesinde oluşturulan işbirliği ve bu kapsamda elde ettiği bilgilerin davacının emeği olarak nitelendirilmesi ve bu minvalde haksız rekabet hükümleri ile korunması mümkündür. Davacının söz konusu emeğinden davalının haksız olarak yararlanması ise TTK m. 54 hükmü uyarınca da haksız rekabet olarak nitelendirilebilecektir. Bu hususta ispat yükü davacı taraf üzerindedir.Bilirkişi heyeti 07/07/2021 tarihli raporunda taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi sona erdikten sonra da davalının, davacının sağladığı avantajlardan faydalanarak poliçe hazırladığına dair teknik bir veriye rastlanamadığını, bu teknik tespit karşısında, davalının eyleminin haksız rekabet olarak nitelendirilemeyeceğini, anayasal sözleşme ve rekabet hürriyeti kapsamında olduğunu beyan ve rapor etmiştirBilirkişi heyeti 09/05/2023 tarihli ek raporunda davacı tarafından davalıya iletilen bilgilerin davalı tarafından üçüncü kişilere kullandırtılması veya bizzat kendisinin kullanılması, TTK m. 55/1,c-1 kapsamında haksız rekabet teşkil edebilecektir. Elbette davacı tarafından söz konusu bilgilerin davalıca kullanıldığı veya üçüncü kişilere kullandırıldığının ispat edilmesi gerekmekte olup bu hususta nihai takdirin mahkemede olduğunu, somut olay TTK m. 54 kapsamında değerlendirildiğinde ise davacının ------- ile yaptığı protokol neticesinde oluşturduğu işbirliği ve elde ettiği bilgilerin haksız rekabet hükümleri ile korunan “emek” olarak kabul edilebileceğini, davalı tarafından bu emekten haksız yararlanılması durumunda genel hüküm kapsamında haksız rekabetin söz konusu olabileceğini, bu hususta nihai takdirin mahkemede olduğunu, sigorta yönünden değerlendirmede; taraflar arasında -------- üyelerine indirim uygulanacağına ve sadece poliçelerin davacı acente tarafından düzenleneceğine ilişkin her hangi bir anlaşma mevcut olmadığını, yerinde yapılan incelemede, indirim oranlarının, her poliçe bazında acentelerin müşterilerine yapabildiği olağan indirim oranları olduğunu beyan ve rapor etmiştir.Tüm dosya kapsamına göre haksız rekabetin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 54 vd maddelerinde düzenlendiği, TTK m. 54/1 hükmü haksız rekabet hukukunun amacını “Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.” şeklinde belirttiği, aynı maddenin 2. fıkrasında Kanun Koyucunun haksız rekabeti, “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.” şeklinde tanımladığı, TTK 55.maddesinin haksız rekabet hallerini sınırlayıcı olmayacak şekilde saydığı, davacının Sigorta Acenteliği işi yaptığı, bu sıfatla davalı şirketin de 14.02.2014 tarihinden itibaren Sigorta Acentesi olarak faaliyette bulunduğu, davalı tarafından 14.02.2014 tarihli sözleşme yapma ve prim tahsil etme yetkisine haiz acentelik sözleşmesinin -------- Noterliğinden gönderilen 19.12.2017 tarihli ihtarname ile feshedildiği, feshedilen sözleşmeye dayanılarak düzenlenmiş olan -------- Noterliğinin 21.02.2014 tarihli -------- yevmiye numaralı vekaletname ile verilen tüm yetkilerden de yine ------ Noterliğinden gönderilen 02.01.2018 tarihli ihtarname ile azledildiğinin bildirildiği, alınan bilirkişi heyeti raporlarında taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi sona erdikten sonra da davalının, davacının sağladığı avantajlardan faydalanarak poliçe hazırladığına dair teknik bir veriye rastlanamadığını, bu teknik tespit karşısında, davalının eyleminin haksız rekabet olarak nitelendirilemeyeceğini, anayasal sözleşme ve rekabet hürriyeti kapsamında olduğunu beyan ve rapor etmekle davalının sözleşme yürürlükte iken davacıdan edindiği bilgileri kullanmak sureti ile davacı aleyhine haksız rekabet eyleminde bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcının davacı tarafça peşin yatırılan 256,17 TL ve tamamlama harcı olarak alınan 5.123,25 TL'nin mahsubu ile fazla yatan 4.951,82 TL'nin davacı tarafa iadesine,
3-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca manevi tazminat davası yönünden hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca maddi tazminat davası yönünden hesaplanan 15.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-6325 Sayılı Yasa' nın 18/A maddesinin 11 ve 13. Fıkraları uyarınca zorunlu arabuluculuk nedeniyle arabulucuya hazine tarafından ödenen 1.320,00 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
6-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından yapılan 93,00 TL bilirkişi ücretinden oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Yatırılan gider avansından kullanılan kısmın mahsubu ile bakiye kısmın kararın kesinleşmesi ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile -------- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, istinaf yoluna başvurulmasının İİK'nın 36. maddesi saklı kalmak kaydıyla kararın icrasını durdurmayacağı, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesin hüküm ve kesin delil oluşturacağı açıklanmak suretiyle açık duruşmada verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/02/2024