T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/246 Esas
KARAR NO:2024/63
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 31/03/2023
KARAR TARİHİ: 01/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili ----- tarafından davalı ----- olan ---- alacağına ilişkin olarak ------ dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, borçlu tarafından söz konusu takibe ilişkin olarak alacak aslına, faiz oranına, faizin başlangıç tarihine ve fer'ilerine itiraz edildiğini, bu hususta arabuluculuğa başvurulmuş olduğunu ve anlaşılamadığını, borçlunun 24.09.2022 tarihindeki itirazı üzerine başlatılan takibin durduğunu, borçlu tarafça yapılan itiraz haksız ve kötü niyetli olduğunu ve davacı müvekkili şirket söz konusu takip tutarı olan 20.000,00-TL'yi davalıya internet bankacılığı aracılığıyla göndermiş fakat araç satımından davalı tarafça vazgeçilmesine rağmen kapora ücretinin iadesi gerçekleştirilmediğini, davacı müvekkili tarafından davalıya araç satış sözlemesine istinaden verilmiş olan ----- tarihinde ----aracılığı ile davalıya ait olan----- no'lu hesaba ------ açıklamasıyla gönderildiğin belirterek, davalı-borçlunun ------- sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline ve takibin devamına karar verilmesini, takip konusu alacağa kapora gönderim tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte takibin devamını, Likit alacağa haksız ve kötü niyetli itiraz eden borçlu aleyhine takip konusu miktarın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu satış sözleşmesi ayakta olduğunu, dava dilekçesinde iddia edilen fesih iddialarının asılsız olduğunu, “Sözleşmenin feshi” sadece sürekli edimli sözleşmelerde bir sona erme sebebi iken sürekli edimli olmayan sözleşmelerde fesih değil sözleşmeden dönme söz konusu olduğunu, sözleşmeden dönüldüğüne dair geçerli bir bildirim yapılmadığını, sözleşmeden dönme TBK m.125'de seçimlik hak olarak düzenlendiğini, bu hakkın kullanılabilmesi için borçlunun borcunu ödemede temerrüde düşmüş olması gerektiğini, her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, müvekkiline hiçbir şekilde sözleşmeden dönüldüğüne dair geçerli bir bildirim yapılmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.Mahkememizce, Davalının ---- tarihindeki hesap hareketleri------tarihli hesap ekstresi etraflıca incelenmiştir. Mahkememizce -----müzekkere yazılarak davaya konu ------ plakalı aracın yakalanması/bağlanması ile ilgili bilgi belge ve görüntü kayıtlarının mahkememize gönderilmesi celp edilmiş olup, bahse konu ------ görevlilerince -------muhafaza altına alındığı ve yine aynı gün şirket yetkilisi ----- teslim edildiği anlaşılmıştır.
Yine mahkememizce ---------- sayılı icra dosyasının incelenmesinde; alacaklı davacı tarafından borçlu davalı aleyhine 20.000,00 TL alacak takibi başlatıldığı, davalı borçlu tarafından ödeme emrine, borca, takibe, faize ve takibin tüm ferilerine itiraz edildiği anlaşılmıştır.
İNCELEME ve GEREKÇE:
--------- sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; davacının davalı aleyhine ---------- üzerinden ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, borçlu vekilinin borca itiraz ettiği ve 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasının açıldığı görülmüştür.Dava araç satım sözleşmesinin kurulmaması nedeniyle sözleşme hazırlığı aşamasında bağlanma parası olarak karşı tarafa gönderilmiş olan 20.000,00 TL'nin iadesi için başlatılan icra takibine borçlunun itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasıdır. 20.000,00 TL 'nin davacı tarafından davalı tarafa banka ---- ve -------- açıklamasıyla gönderildiği anlaşılmaktadır. Davalı vekili, cevap dilekçesinde paranın cayma parası olduğunu savunmaktadır. Uyuşmazlık davacı tarafın gönderdiği paranın bağlanma parası mı cayma parası mı ve bunun iadesini isteme hakkı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
6098 sayılı TBK’nın 177. maddesinde "Bağlanma parası; sözleşme yapılırken bir kimsenin vermiş olduğu bir miktar para, cayma parası olarak değil sözleşmenin yapıldığına kanıt olarak verilmiş sayılır. Aksine sözleşme veya yerel adet olmadıkça, bağlanma parası esas alacaktan düşülür." şeklinde, 178. maddesinde "Cayma parası: Cayma parası kararlaştırılmışsa, taraflardan her biri sözleşmeden caymaya yetkili sayılır. Bu durumda parayı vermiş olan cayarsa verdiğini bırakır, almış olan cayarsa aldığının iki katını geri verir." düzenlemeleri bulunmaktadır. 6098 sayılı TBK m. 177. uyarınca, bağlanma parası verilmesi halinde, asıl olan onun akdin vukuuna delil olarak verilmiş olmasıdır. Açıkça cayma tazminatı olduğu şart edilmedikçe kaparo, pey akçesi gibi verilen paralar cayma tazminatı olamayacağından akdi bozmakta haklı olsun olmasın onu veren taraf istirdada yetkilidir. Cayma akçesi akdin yapıldığı sırada karşı tarafa verilen sözden cayıldığı takdirde karşı tarafta kalması kabul edilen bir paradır.-------------Somut olayda davalı davacının kendisine kapora açıklaması ile gönderdiği 20.000 TL'nin kapora bedeli olmadığını cayma bedeli olduğunu, sözleşmeden cayılması halinde gönderilen paranın irat kaydedileceği yönünde davacı ile aralarında sözleşme olduğunu ispat külfeti altındadır. Davacının dosyaya bu yönde kesin deliller sunmadığı görülmekle verilen paranın bağlanma parası olduğu kabul edilmiştir.Sözleşmenin butlan veya iptal gibi sebeplerle geçersiz olması halinde, bağlanma parasını alan alacaklı bunu borçluya sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri vermek zorundadır ----------Somut olayda söz konusu aracın davacının iş yerinin önünden emniyet görevlileri tarafından haciz yakalaması nedeniyle çekilmiş olduğu ve bu sebeple sözleşmenin kurulamadığı anlaşılmakla davalı tarafın bağlanma parası yani kapora olarak aldığı 20.000,00 TL'yi sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davacıya iade etmesi gerektiği, buna göre takibin haklı olduğu; ancak davalının temerrüde düşürüldüğüne dair dosya kapsamında bir belgeye rastlanmadığı bu nedenle işlemiş faiz talep edemeyeceği, alacağın likit ve belirlenebilir olduğu ve buna göre davacının icra inkar tazminatı talep etmekte haklı olduğu; vicdani kanaatine varılmıştır.
Açıklanan gerekçeyle davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜNE,
1-Davalının----------- sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 20.000 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Alacak likit olmakla, hüküm altına alınan miktarın % 20'si oranında 4.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3- Alınması gerekli 1.366,20 TL' harcın, peşin harç olarak alınan 351,24 TL harçtan mahsubu ile kalan bakiye 1.014,96 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından karşılanan 179,90 TL başvuru harcı ile 351,24 TL harç masrafının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından dava nedeniyle yapılan 214,25 TL yargılama giderinin kabul ve redde göre hesap olunan 208,34 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri masrafı bulunmadığından ret edilen miktar yönünden değerlendirilme yapılmasına yer olmadığına,
7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul miktarı dikkate alınarak takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen miktar dikkate alınarak takdir edilen 567,12 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
9-7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul-red durumuna göre 3.033,89 TL'sinin davalı taraftan 86,11 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
10-Gider avansından sarf edilmeyen fazla yatan miktarın karar kesinleştiğinde ----- numarası bildirilmesi halinde buraya, aksi halde ------- konutta ödemeli olarak taraflara İADESİNE,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı şirketin yokluğunda miktar itibariyle Kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 01/02/2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!