T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/442 Esas
KARAR NO:2024/306
DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 13/07/2021
KARAR TARİHİ: 04/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
İDDİA, SAVUNMA, DOSYA KAPSAMI:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı şirket için ambalaj üretip davalı şirkete sattığını, taraflar arasında 14/02/2020 tarihinde satış sözleşmesi akdedildiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre davalı şirket tarafından tonu 1650 USD bedelle 10 ton+ %10 opsiyonlu olmak üzere ------- için müvekkili şirkete icapta bulunulduğunu, müvekkili şirketin kabulü ardından taraflar arasında sözleşme kurulduğunu, davalı şirketin sözleşmede kararlaştırılan malın ilk iki kısmını( 8 ton) teslim almış ancak son kısmın teslimini kabul etmediğini, davalı şirketin fabrikalarının covid-19 pandemisi nedeniyle kapalı olduğunu ve malı teslim alamayacağını bildirdiğini, müvekkil şirketin davalılarla aralarındaki ticari ilişki hasebiyle ifa tekliflerinin kabul edilmesi hususunda davalı şirketi zorlamadığını; Haziran 2020'de bir kez daha ifa teklifinde bulunulduğunu, fakat davalı şirketin 19/06/2020 tarihinde "ambalajı 1450 USD" fiyatından aldıklarını belirttiği, sözleşmede kararlaştırılan malı şu an alamayacaklarını bildirdikleri; daha sonra alabileceğini belirttiklerini, daha sonra 10/07/2020 tarihinde davalı ---- indirimli fiyat üzerinden 46 ton miktarında ---- şiparişi amacıyla müvekkili şirkete mail gönderdiklerini, ancak 15/07/2020 tarihindeki mailiyle müvekkili şirket halihazırda stoklarında ----- teslimin davalı şirket tarafından teslim alınması gerektiğini; bu sebeple ilkin 17/07/2020 tarihine kadar davalı şirketin ürünleri teslim alması için teklifte bulunulduğunu, davalı şirketin, 16/07/2020 tarihindeki mailinde, 14/02/2020 tarihindeki şiparişi zaten kendileri için değil müvekkili şirket için verdiklerini; müvekkili şirketin ürünü teslim edemediğini; malların üretiminden itibaren 2 ay geçtiğini ve artık üründe deformasyon olmuş olacağını belirtmiş ve ürünü ton 1550 USD birim fiyattan alabileceklerini ifade ettiklerini, bunun üzerine müvekkil şirket aynı gün gönderdiği mailde davalı şirkete cevaben ürünleri davalı şirketin Haziran ayına kadar covid-19 nedeniyle teslim almadığını; ürünleri teslime hazır olduklarını belirttiğini ve bir sonraki hafta için tekrar ifa teklifinde bulunduklarını, son olarak müvekkili şirketin 08/09/2020 tarihinde davalı şirketle aralarındaki uyuşmazlığı çözmek amacıyla mail gönderdiklerini; ancak aynı tarihte davalı şirket bu sefer ürünü kalite problemi nedeniyle almadıklarını belirttiklerini, ürünlerin sözleşmede kararlaştırılan ton birim fiyatı 1650 USD; alcaklının teslim almadığı miktar ise 2,874kg ve alıcının temerrüde düştüğü bedel ödeme borcu tutarı ise 4,742,20 USD, hurda bedeli kg birim fiyatı 0,60 USD olarak tespit edilen ürünün toplam hurda bedeli 1.724,43 USD olduğunu, nitekim müvekkilinin, 11/02/2021 tarihinde sözleşmede kararlaştırılan malın 2,874kg kısmını 1.724,43 USD bedelle sattığını ve 3.017,77 USD zarar ettiğini, davalı tarafın borca aykırı davranışıyla sebep olduğu bu zararı tazmin etmesi gerektiğini, dosya ekinde sunulan faturalar , delil tespiti dosyası, mail yazışmaları gibi alacağığı ispata yakın deliler karşısında öncelikle teminatsız yahut mahkemenin uygun göreceği bir teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın hukuki dayanaktan yoksun gerekçelere dayandığı dilekçede yer alan iddiaların haksız ve mesnetsiz olduğu hukuka aykırı olduğu iş bu iddiaların tamamına itiraz ettiklerini; davacı tarafın iddialarının aksine davacı ile davalı arasında herhangi bir yazılı sözleşme mevcut olmadığı gibi herhangi bir ticari alım satım ilişkisinin de mevcut olmadığını, dilekçede iddia edilen ürünleri sipariş etmediğini iddia edilen tüm hususlar ile davalının hiçbir bağı ve ilişkisinin bulunmadığı işbu dava hatalı olarak davalı aleyhine başlatılmış dava sıfatına haiz olmadığına husumet yönünden reddinin gerektiğini, davacı taraf şimdilik 10.000,00 TL üzerinden davayı başlattığını dava dilekçesinin sonuç ve istem bölümünde ” 3.017,77 USD' nin temerrüt tarihi olan 12.12.2020 tarihinden itibaren işleyecek Devlet Bankalarının USD ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödendiği en yüksek faiz oranı ile birlikte fiili ödeme günündeki kur üzerinden davalıdan alınıp davacıya verilmesine" şeklinde taleplerini ifade ettiğini, davacı tarafın talep ettiği alacak miktarı, dosyaya sunduğu tüm evraklardan ve faturadan açıkça anlaşıldığını bu nedenle açılan belirsiz alacak davasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu itiraz ettiklerini, huzurda açılan davanın kısmi dava olarak açılabilmesinin söz konusu olmadığını bu davanın açılabilmesi için talep konususun bölünebilir ve taraflar arası tartışmalı olması gerektiğini ancak davacı tarafın talepleri düşünüldüğünde tartışmasız bir şekilde hesaplanabilir olduğunu, davacı taraf alacak miktarını, gerek davalı şirkete gönderdiğini iddia ettiği 16.12.2020 tarihli----yevmiye numaralı ihtarname gerekse dava dilekçesinin sonuç istem bölümünde davalı şirketten toplamda 3.017,77 USD olarak talep ettiğini davacı tarafın likit alacak taleplerini kısmi dava ile talep etmesinde hukuki yararının bulunmadığını, bu nedenle huzurda açılan davanın usulden reddi gerektiğini, davacı tarafın hukuki dayanaklardan yoksun ve gerçeklerden uzak huzurda açmış olduğu davanın reddini talep ettiklerini, davalı tarafın davacı tarafın iddia ettiği ticari iş ile hiçbir hukuki bağının bulunmadığı ve işbu davanın tarafı olmadığı sebebi ile davanın öncelikle husumet yokluğundan reddine, sayın mahkemenin aksi kanaatte olması halinde yukarıda izah edilmiş olduğu sebeple davanın esastan reddine yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafça karşılanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE :Dava; hukuki niteliği itibariyle eser sözleşmeden kaynaklanan tazminat isteminden ibarettir.
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacı tarafından davalının siparişi üzerine davalı için özel olarak üretilen----- önce covid-19 hastalığı daha sonra ürünün kalitesinin bedeli öne sürülerek davalı tarafça kabul edilmediği iddiasıyla davalı için üretildiği iddia edilen 2,874 kg ürün için uğranılan zararın tazmini talebine ilişkindir.Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilerek deliller toplanmış, bilirkişi heyetinden rapor aldırılarak sonuca gidilmiştir.Davacı tarafın ticari defter ve kayıtları Bursa ilinde olduğundan defter incelemesi talimat yoluyla yaptırılmış olup;
25.04.2022 TARİHLİ MALİ MÜŞAVİR -------- HAZIRLADIĞI RAPORDA ÖZETLE; davacı tarafın 2020 yılı ve 2021 yılı Kasım ayına kadar olan döneme ait yasal defterleri olan yevmiye defteri, defteri kebir defterlerini beyan ettiği bu defterlerin yasal süresinde 6102 sayılı TK nu 64/3 maddesine ve 1 sıra nolu Elektronik Defter Genel Tebliğine göre aylık olarak alınması gereken beratların süresinde yapıldığı, 2021 yılı Aralık ayı berat alma süresi için 02.05.2020 tarihine kadar yasal süresinin mevcut olduğu, davacı şirketin ----- yılı yasal defter bilgilerine göre dava tarihi itibari ile davacı taraf ile davalı taraf arasındaki cari hesabın bakiyesinin olmadığı,---- tarihli bilirkişi raporu ile tespiti yapılan 2.874 kg malzemenin ------- fiyatla toplamda 1.724,43 USD değerinde 12.159,74 TL tutarla dava dışı ------- fatura edilmiş olduğu, (birim fiyat:0,6000104 x USD kuru 7,051324,2308 TL) 2.874 kg hurda plastik ham madde olarak satılan ürünün sipariş tutarı ile satılması durumunda 10.09 TL birim fiyatı ile satılması durumunda (2.874 kgx10,196 TL + KDV= 29.303,30 +5.274,59) 34.577,89 TL tutarla satılabileceği, hurda olarak 12.159,47 TL tutarla satılması arasındaki farkın 22.418,42 TL olduğu tespit ve rapor edilmiştir.Davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi ve uyuşmazlık konusu hakkında rapor düzenlenmesi için dosya bilirkişi heyetine tevdi ediliş olup;04.01.2022 TARİHLİ MALİ MÜŞAVİR ----- SÖZLEŞME HESAP UZMANI -----VE METALURJİ VE MALZEME MÜHENDİSİ -----ALINAN HEYET RAPORUNDA ÖZETLE; davalı şirketin usul ve yasaya uygun tutulan ticari defterlerindeki sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu, davacı şirketçe düzenlenen -----tutarlı faturaların;----- vergi kimlik numaralı mükellefi davalı ----adına düzenlenmemiş, farklı bir tüzel kişiliği olan ve ----- vergi kimlik numaralı üçüncü kişi dava dışı---- adına düzenlenmiş oldukları, dolayısıyla, davalı şirketin incelenen ticari defter kayıtlarında bu nedenle kayıtlı bulunmadıkları, davacı şirketin, davaya konu edilen alım/satım ilişkisinin, davalı şirketle değil, ----- farklı tüzel kişilik sicil numarası ve vergi kimlik numaralarıyla kaydı bulunan dava dışı üçüncü kişi ----- arasında gerçekleştiği, davalı şirkete yönelik olmak üzere tek işlemin sipariş tarihinden önce gerçekleştirilen-------- ürüne ilişkin bulunduğu, bu faturanın ise önemli bir kısmının (553 Kg) 22.02.2020 tarihli iade faturasına konu edildiği; tarafların iddia ve savunmaları açısından dosya değerlendirildiğinde; davacı, taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi kurulduğunu ve sipariş verildiğini iddia ederken, davalının bu hususu inkar ettiği, taraflar arasında bir eser sözleşmesinin kurulmadığını iddia ettiğinin görüldüğü, bu kapsamda sözleşmenin kurulduğuna yönelik olarak davacı tarafından bazı mail yazışmalarının sunulduğu, bu mail yazışmalarında görünen hususların davalı tarafından inkar edilmediği, davalı şirketin kurumsal mailini kullanan ve kendisini satın alma uzmanı olarak tanıtan kişi tarafından verilen siparişin, davalı tarafça yapılan bir öneri olduğu, bu anlamda yapılan önerinin sözleşmenin esaslı unsurlarını içeren irade açıklaması niteliğinde olduğu, sözleşmenin kurulması için aranan kabul beyanı gerçekleştiğinde, sözleşme ilişkisinin kurulmasını sağlayacak nitelikte olduğu, somut olayda sözleşme ilişkisinin kurulmasını sağlayan kabul beyanına yönelik somut bir delil bulunmadığı, davacı tarafından iki adet fatura ile 3.026 kg ve 4.465 Kg olmak üzere 8.391 Kg ürünün satıldığının (faturalandırıldığı) görüldüğü, ancak söz konusu faturalar davacı tarafından davalı şirkete değil, benzer unvanlı ---------- kesilmiş faturalar olduğu, mail yazışmalarında göre davalı yetkilisi tarafından üç tonluk mal alımının gerçekleştirildiği yönündeki beyanın, davacı tarafından üretilen ve iki parti halinde faturalandırılan ürünlerin kısmen davalı şirket tarafından, kısmen dava dışı ancak davalı ile bağlantısı bulunduğu iddia eden şirket tarafından kullanıldığı şeklinde yorumlanabileceği, sonraki yazışmalarda teslim alınan ürünlerin ayıplı olduğundan söz edilmekte olduğu, somut olayda ayıba ilişkin yazışmaların Haziran Temmuz aylarında yapıldığı, dikkate alınmaması gerektiği, davalının cevap dilekçesinde bu yönde bir savunmasının da bulunmadığı, baskılı ürünlerin davalı şirket tarafından alındığının kabul edilmesi halinde, davacının dava dilekçesindeki beyanları ve davalı satın alma uzmanının mail yazışmasındaki beyanı ile birlikte değerlendirildiğinde, toplam 8391 kg ürün teslim alındığı, kalan ürün olarak nitelendirilebilecek 1609 Kg ürünün teslim alınmadığının kabulünün gerekeceği, her ne kadar davacı elinde bundan fazla ürün bulundurduğunu iddia ediyor ise de davacının fazla ürünü üretmesine sebep olacak bir sözleşme ilişkisinin ispat edildiği benimsenmek suretiyle yapılan değerlendirmede;Sunulan belge ve faturalar ışığında, söz konusu ürünün 1.650 USD/Ton olmak üzere değerinin,1.609X 1,650 - 2.654,85 USD olacağı, bunun hurda değerinin ise 0,60 USD olduğunun kabulü ile,1609 X 0,600 - 965,40 USD olduğu belirlendiğinde,2.654,85 - 965,40 - 1.689,45 USD talep edilebilecek miktar olduğunun benimsenebileceği, söz konusu bedelin Bursa 10. Noterliğinin 16.12.2020 tarihli ihtarnamesi ile 18.12.2020 tarihinde tebliğ edilmiş ihtarname ile 10 gün süre verilmesi karşısında 28.12.2020 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanun m. da hükmünde belirtilen oranda faiz talep edilmesinin mümkün olduğu;İkinci ihtimal tarafların mail yoluyla yaptıkları yazışmalarda bir kısım ürünün alındığına ilişkin beyanlarının delil olarak kabul edilmemesi halinde, davacının 10.000 KG ürün siparişini konu alan sözleşmenin varlığını ispat edemediği sonucuna varılarak alacağın talep edilmesinin mümkün olmadığının benimsenebileceği hususları tespit ve rapor edilmiştir.Mahkememizce taraf itirazlarının değerlendirilmesi, Mahkememizce raporda eksik görülen hususların cevaplandırılması bakımından dosya ek rapor için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş olup;13.09.2023 TARİHLİ BİLİRKİŞİ EK HEYET RAPORUNDA ÖZETLE; Ek rapor kapsamında yapılan teknik değerlendirme sonucunda, hurda fiyatı incelemesinde esas raporda belirtilen hurda fiyatının kadri maruf olduğu, bu haliyle hurda emtiayı alan üçüncü kişi ile davacı arasındaki organik bağdan bağımsız olarak ürünün hurda değerinin piyasa koşullarına göre değerlendirildiği ve kök raporda bu hususun ortaya konulduğu, dava konusu--------- kırmızı renkli ve üstü özel marka baskılı olması sebebiyle, firmaya özel üretim olarak değerlendirildiği, yapılan üretimin 140 cm genişlikte rulolar olduğu ve bu genişlikteki rulolarda alternatif kullanımın kısıtlı olduğu kanaatine varıldığı, Sunulan belge ve faturalar ışığında, söz konusu ürünün 1.650 USD/Ton olmak üzere değerinin,1.609 X 1,650 = 2.654,85 USD olacağı, bunun hurda değerinin ise 0,60 USD olduğunun kabulü ile1609 X 0,600 = 965,40 USD olduğu belirlendiğinde talep edilebilecek miktarın,2.654,85 - 965,40 = 1.689,45 USD olabileceği;Davacı tarafın itirazı ile ortaya konan 10.800 Kg ürün üretildiğine yönelik iddia kabul edilirse, teslim alınmayan ürün miktarının 10800Kg - 8391 Kg = 2409 Kg olduğu benimsenmek suretiyle;Sunulan belge ve faturalar ışığında, söz konusu ürünün 1.650 USD/Ton olmak üzere değerinin,2.409 X 1,650 = 3.974,85 USD olacağı, bunun hurda değerinin ise 0,60 USD olduğunun kabulü ile
2.409 X 0,600 = 1.445,40 USD olduğu belirlendiğinde talep edilebilecek miktarın,3.974,85 USD - 1.445,40 USD = 2.529,45 USD olabileceği söz konusu bedelin ------------tarihinde tebliğ edilmiş olarak talep edildiği, ihtarname ile 10 gün süre verilmesi karşısında 28.12.2020 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanun hükmünde belirtilen oranda faiz talep edilmesinin mümkün olduğu tespit ve rapor edilmiştir.Mahkememizce taraf vekillerinin bilirkişi heyetinin 13.09.2023 tarihli ek raporuna karşı itirazlarını karşılar şekilde rapor tanzim edilmesi için dosya yeniden bilirkişi heyetine tevdi edilmiş olup;
22.01.2024 TARİHLİ BİLİRKİŞİ EK HEYET RAPORUNDA ÖZETLE; Ek raporda belirtilen hususlardan sonra yeni bir bilgi ve belge de sunulmadığı dikkate alınarak, kök raporda ortaya konan ihtimalli değerlendirmede bir değişiklik olmadığı yönünde kanaat bildirildiği anlaşılmıştır.Tüm dosya kapsamından; kural olarak eser sözleşmesi herhangi bir şekil şartına tabi olmayıp, tarafların "icap" ve "kabul" iradelerinin birleşmesiyle sözleşme ilişkisi kurulur. Şekil şartı, sözleşmenin geçerlilik şartı olmayıp, ispat şartıdır. 4721 sayılı TMK’nın “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmünü amirdir. 6100 sayılı HMK'nın “Senetle ispat zorunluluğu” başlıklı 200. maddesinde düzenlenen “(1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz." hükmü gereğince davacı taraf, davalı yanın eser sözleşmesinin tarafı olduğu yönündeki iddiasını senetle ispat etmek zorundadır.HMK nın 202. maddesinde, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge delil başlangıcı olarak tarif edilmiş ve senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebileceği belirtilmiştir.-----Senetle ispat zorunluluğuna ilişkin HMK’nın 200 vd. maddelerindeki düzenlemelerin sonucu olarak sözleşme ilişkisinin kurulması hukukî işlem niteliğinde olduğundan, eser sözleşmesine dayalı bir davada; davalının akdi ilişkiyi inkâr etmesi hâlinde, ispat yükü davacının üzerinde olup, sözleşmenin kurulduğunu davacının kural olarak yazılı delille veya ikrar, yemin, ticari defterler gibi diğer kesin delillerle ispatlaması gerekir.------Mail yazışmaları irdelendiğinde; davalı şirket yetkilisinin bir kısım ürünün teslim alındığına ilişkin beyanı ve mail yazışmalarının davalı tarafından inkar edilmediği hususu birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında yapılan yazışmaların akdi ilişkinin varlığını ispat edecek mahiyette olduğu sonucuna varılmıştır.Davacının alacağına ilişkin olarak mahkememizce yapılan değerlendirmede; sunulan belge ve faturalar kapsamında davalı tarafından toplam 8391 kg ürün teslim alındığı, kalan 1609 Kg özel üretilen ürünün teslim alınmadığı, bilirkişi heyetinin 04.01.2022 tarihli raporundaki hesaplamada belirlenen hurda fiyatının kadri maruf olduğu, davacı tarafından davalı şirkete özel üretim kapsamında yapıldığı kabul edilen ürünün 1.650 USD/ton olmak üzere değerinin, 1.609 X 1,650 = 2.654,85 USD olacağı, bunun hurda değerinin 0,60 USD olduğunun kabulü ile 1.609 X 0,600 = 965,40 USD olduğu, davacı tarafından talep edilebilecek miktarın 2.654,85 - 965,40 = 1.689,45 USD olacağı, davacının davalıdan teslim alınmayan ürünlerin hurda olarak satılması sonrasında ortaya çıkan bakiye zararı olarak 1.689,45 USD alacaklı olduğu kanaatine varılarak, davacı tarafından keşide edilen Bursa 10. Noterliğinin 16.12.2020 tarihli ihtarnamesinin davalıya 18.12.2020 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafından gönderilen ihtarnamede verilen sürenin sonu olan 28.12.2020 tarihinden itibaren davalının temerrüte düştüğü kabul edilerek, alacak miktarına 28.12.2020 temerrüt tarihinden itibaren ---- açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı işletilerek davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;
DAVANIN KISMEN KABULÜ ile;
1.689,45 USD alacağın 28.12.2020 temerrüt tarihinden itibaren Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Alınması gerekli 996,16-TL harçtan davacı tarafından peşin ve tamamlama harcı olarak yatırılan 445,78-TL harcın mahsubu ile bakiye 550,38-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3- Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 59,30-TL başvurma harcı, 445,78-TL peşin ve tamamlama harcın toplamı olan 505,08-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından sarfedilen toplam 8.414,00-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre takdiren (%55,98 kabul %44,02 ret oranında ) olmak üzere 4.710,45-TL 'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından sarfedilen toplam 937,50-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre takdiren (%55,98 kabul %44,02 ret oranında) olmak üzere 412,66-TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına
6- Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine,
7- Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davacı vekili için takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8- Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen miktar üzerinden davalı vekili için takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin 873,34-TL'sinin davalıdan tahsili ile, kalan 686,66-TL'sinin davacı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.04/04/2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!