T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/673 Esas
KARAR NO: 2024/279
DAVA: Sigorta (Kaza Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ: 25/09/2023
KARAR TARİHİ: 13/03/2024
Mahkememizde görülen Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA :Davacı taraf vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirkete ait ---- plakalı araç, sigorta ettiren davacı şirket ile sigortacı ---- arasında yapılan ----- kasko paket poliçesi ile aracın yanma, çalınma ve çarpışma rizikolarına karşı 03.07.2015 tarihine kadar rayiç değeri üzerinden sigortalıyken sürücü---- sevk ve idaresinde direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu----- sokağı takiben seyir halindeyken ------ nolu bina önünde bulunan park halindeki iki araca çarparak maddi hasarlı kaza meydana geldiğini, Anılan kaza neticesinde müvekkili şirkete ait araç kullanılmaz hale geldiğini, davalıya yapılan başvuru ---- tarihinde reddedilmesine mütakip, ----- sayılı dosyasından yargılama yapıldığını, daini mürtehin eksikliğinin giderilmesi sonrası------- sayılı dosyasından yapılan yargılama neticesinden ------ tarihi ile işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmedildiğini, Anılan hüküm --------- esas sayılı dosyasından icra takibine geçildiğini, söz konusu dosya borcu davalı şirket tarafından 12.07.2023 tarihinde, borcun muaccel hale geldiği 14.08.2014 tarihinden 9 yıl 1 ay 2 gün sonra ödendiğini, borçlunun borcunu geç ödemesi nedeniyle, ülke ekonomisindeki yüksek enflasyon ve dolayısıyla paranın alım gücünün düşmesi sonucu zarara uğrayan alacaklının talep edebileceği munzam (aşkın) zarar, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borç olarak borçlunun tazmin yükümlülüğünde olduğunun tartışmasız olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydı ile; Davacı müvekkiline ödenen tazminatların geç ödenmesi sebebiyle oluşan aşkın zararın tespiti tarihinde alacak talepleri artırmak üzere H.M.K. Md 107 gereğince belirsiz alacak davası olarak şimdilik 1.000,00 TL'nin işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; -----tüm aktif ve pasifleri ile birlikte devralması suretiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde iki şirketin birleşmesi işlemi,----- tarihinde tescil edildiğini ve bu kapsamda ------ tasfiye olmaksızın infisah ettiğini, tescil ile birlikte ---- tüzel kişiliği sona ermiş olduğundan, faaliyetine ------nezdinde devam edeceğini, talep edilen aşkın zarar talebi ile ilgili müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, talepte bulunan tarafından aşkın zarar talep edilebilmesi için aşkın zararın mutlaka somut olarak ispatlanması gerektiğini, aşkın zarar doğduğuna ilişkin hiçbir somut veri bulunmamakta olup; aşkın zarar talebinin reddi gerektiğini, maddi hasar talebine istinaden mahkeme nezdinde yapılan yargılama neticesinde kesin hüküm bulunmakta olup; bu nedenle işbu başvurunun her halde reddi gerektiğini belirterek müvekkili şirketin dava konusu olaya ilişkin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığının tespiti ile davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE :Dava, TBKnın 122.maddesine dayalı munzam zarar istemine ilişkindir.Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda uyuşmazlığın, davacının alacağını zamanında tahsil edememesinden kaynaklı munzam zararın oluşup oluşmadığı, oluştu ise miktarının davalıdan tahsilinin mümkün olup olmadığı noktasında toplandığı tespit edilmiştir. Hukukumuzda alacaklıya, zararın varlığını, miktarını ve borçlunun kusurunu ispat zorunda kalmaksızın temerrüt faizini talep edebilme hakkı tanınmıştır. Ayrıca temerrüt faizi yükümlülüğünün doğumu için borçlunun alıkoyduğu paradan yarar sağlaması şart olmadığı gibi bu yararların iadesi amacı da bulunmaz. Temerrüt faizi talep edebilmek için borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olması şart değildir. Borçlu, bu konuda kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ileri sürerek ve bunu kanıtlayarak faiz ödeme yükümlülüğünden kurtulamaz. Bunun yanında temerrüt faizi, sözleşmeden doğan para borçlarının yanı sıra, sözleşme dışı hukukî ilişkiden kaynaklanan para borçlarında da uygulama alanı bulur ------Munzam zarara ilişkin düzenleme TBK’nın 122. Maddesinde yapılmış olup, anılan madde “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.” hükmünü haizdir. Para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bu zarar, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsamaktadır. Munzam zarar talep edebilmek için ilk koşul bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığıdır. İkinci koşul; borçlunun temerrüdü nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanamayan alacaklı zararının mevcudiyetidir. üçüncü koşul; borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olmasıdır. Dördüncü koşul ise borçlunun temerrüdü ile alacaklının munzam zararı arasındaki illiyet bağının mevcudiyetidir------ ve Karar sayılı kararında belirtildiği üzere munzam zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerinde olup, alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 194. maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu itibarla ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz ----- Ayrıca bir para borcunun ödenmesinde temerrüde düşülmesinden dolayı alacaklının zarara uğrayacağı kabul edilerek bu zararın, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum dikkate alınarak belli bir oranda olacağı benimsenmiş ve TBK’nın 120. maddesi yollaması ile 3095 sayılı Kanun’un hükümleri çerçevesinde temerrüt faiz oranları belirlenmiştir. Uğranıldığı iddia olunan zararın, yetkili merciin belirlediğinden fazla ve bu nedenle TBK’nın 122. maddesine dayanılarak munzam zarar istenilmesi hâlinde ise artık açılmış olan davaya özgü somut vakıalara dayanılması gerekir. Bunlar da yasal, elverişli ve geçerli delillerle, geçerli ispat kuralları dairesinde kanıtlanmalıdır. Burada kanıtlanacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeniyle uğranılan fiili zarardır.-----Somut uyuşmazlıkta; davacı şirkete ait --- plakalı araç, sigorta ettiren davacı şirket ile sigortacı ----arasında yapılan----- aracın yanma, çalınma ve çarpışma rizikolarına karşı -----tarihine kadar rayiç değeri üzerinden sigortalıyken sürücü ----- sevk ve idaresinde direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu ------nolu bina önünde bulunan park halindeki iki araca çarparak maddi hasarlı kaza meydana geldiğini, Anılan kaza neticesinde müvekkili şirkete ait araç kullanılmaz hale geldiğini, davalıya yapılan başvuru 04.08.2014 tarihinde reddedilmesine mütakip, ------ dosyasından yargılama yapıldığını, daini mürtehin eksikliğinin giderilmesi sonrası ------ sayılı dosyasından yapılan yargılama neticesinden ----------- tarihi ile işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmedildiğini, kararın icra yoluyla tahsil edilebildiği iddia edilmiştir. Davacının davaya konu tazminat talebi, davacının kaza sonrası davalıya yaptığı müracaat esnasında ödeme yapmamış olması, ödemenin Mahkeme kararı neticesinde yapılmış olması, süreç içerisinde döviz kurunda yaşanan artış nedeni ile alım gücünün azalmasından ileri gelmektedir. Davacı munzam zarar talebinde bulunmuştur.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; TBK'nun 122. maddesinde "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder" düzenlemesinin yer aldığı, düzenleme uyarınca munzam zararı talep edebilmek için alacaklının munzam (aşkın) zarar talebinde bulunabilmesi için, alacaklının temerrüt faizini aşan zararının olması, temerrüt ile munzam zarar arasında illiyet bağının bulunması, borçlunun kusursuzluğunu ispatlayamamış olması gerekeceği açıktır. Somut uyuşmazlıkta Mahkeme kararı neticesinde davacı tarafa tazminat talebinin faizi ile ödenmesine karar verildiği, davalı sigorta şirketi tarafından icra kanalı ile gerekli ödemenin yapıldığı, davacının aşkın bir zararının bulunduğunu ve bu durumun davalının kusurundan ileri geldiği hususunu ispat edemediği görüldüğünden davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Peşin alınan 269,85 TL harçtan, alınması gereken 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacıdan tahsil ile hazineye gelir kaydına,
3-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettiğinden AAÜT uyarınca davalı yararına taktir olunan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
4-Davacının yaptığı yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davadan önce gidilen ara buluculukta devletçe karşılanan 3.120,00 TL ara buluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına,
7-Tarafların yatırmış olduğu gider avansından artan tutar varsa hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----------Adliye Mahkemesi' ne istinaf yolu açık olmak üzere huzurda bulunan davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 13/03/2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!