T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/314 Esas
KARAR NO:2024/608
DAVA: İpoteğin Fekki (Banka Lehine Konan İpoteğin)
DAVA TARİHİ: 23/04/2023
KARAR TARİHİ: 27/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan İpoteğin Fekki (Banka Lehine Konan İpoteğin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA:Davacı vekili, dava dışı------davalı banka arasında imzalanan kredi sözleşmesine teminat olarak davacı ----bağımsız bölüm üzerinde ipotek tesis edildiğini, davacıların karı koca iken --- boşandıklarını, boşanma protokolü gereğince ipoteğe konu dairenin davacı bayana devri yapıldığını, tapuda ipotekli olarak devredildiğini; devirden önce davacı kadın müvekkili banka müdürüyle görüştüğünü, banka müdürünün ''kredi borcu ödenmiş, talep edin kaldıralım'' dediğini, 11/05/2022 tarihinde ipoteğin kaldırılması için bankadan talepte bulunulduğunu, ancak olumlu bir sonuç alınamadığını bunun üzerine 29/06/2022 tarihinde Noter ihtarı gönderilerek ipoteğin kaldırılmasının istendiği, bankanın ----- tarihli cevabı ihtarında ''borç devam ediyor'' denildiğini; bir müddet sonra davalı ---- tarafından müvekkili aleyhine----- icra takibi başlatılarak ipoteğin paraya çevrilmesinin istendiğini; -----tarafından banka borcu ödenerek banka alacağının temlik alındığından bahisle icra takibine başlandığını; bu şahsın borçlu şirket ------ ortağı olduğunu, banka ile aralarında muvazaa yaparak iş bu temliği gerçekleştirdiklerini; şirketinin borçlarını ödeyen ---- artık sadece bu borca ipotek veren davacı yana başvuramayacağını belirterek; alacağı kalmayan bankanın söz konusu temliği yapamayacağı, temliğin geçersiz olduğunu bu nedenle ipoteğin fekkine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı ---------- vekili, davacı adına kayıtlı taşınmaz üzerinde davalı banka lehine ipotek tesis edildiğini, usulünce oluşturulan ipoteğin yasal gereklilikler oluşmadan fekkinin talep edilemeyeceğini, müvekkilinin ipotek ve teminat altına alınan banka borcunu ödeyerek bankadan alacak haklarını temlik aldığını, temliğin usulünce alındığını, dava dışı borçlu şirketin 2 ortaklı bir şirket olduğunu, müvekkilinin %50 hissesinin bulunduğunu; bu nedenle müvekkilinden şirketin sahibi olarak bahsedilmesinin ve borçlu şirket ile temlik alacaklısı sıfatlarının birleştiğinden bahsedebilmenin mümkün olmadığını, davacı -----ortaklarının ---- haksız menfaat sağlamak amacıyla hileli davranışlarda bulunarak yüklü miktarda mal aldıklarını, ödeme yapmayarak şirketi zarara soktuklarını; alacakları içinde ------ yarı hissesinin müvekkiline devrini taahhüt ettiklerini, tüm görüşmeler ve çekilen ihtarlara rağmen hisse devrini gerçekleştirmediklerini; müvekkili ile banka arasındaki anlaşma gereğince, müvekkilince ortağı olan şirketin tarafı olduğu kredi ilişkisini sona erdirmek ve şirketin daha çok zarar görmesini engellemek için, müvekkilinin kendi cebinden borcu ödeyerek banka alacağını temlik aldığını belirtmiş, davanın reddini talep etmiş, Davalı banka, dava dışı ---- kredi verdiklerini, verilen krediye teminat olarak; o vakit taşınmazın maliki olan davacı----- rızası ile ipotek konduğunu; daha sonra taşınmazın ipotekli olarak ---- tarafından diğer davacıya satıldığını; taşınmaz üzerinde------- mülkiyet hakkı sona erdiği için esasen aktif dava ehliyeti kalmadığını; temlik tarihi itibarıyla bankanın kredi alacağının devam ettiğini, kredi alacağının bir kısmının temlik edildiğini, bunu içinde ipotekten kaynaklı haklarının da bulunduğunu; ipoteğin doğmuş ve doğacak tüm borçlar için kurulup limiti ve temin ettiği borç miktarı ile geçerli olduğunu; alacaklı bankanın herhangi bir izne tabi olmaksızın alacağını temlik etme hakkının bulunduğunu; bu çerçevede temliğin gerçekleştiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ipoteğin fekkine ilişkindir. Getirtilen tapu kayıtlarında taraf beyanlarından ve tüm dosya kapsamından dava dışı-----kredi çektiği, kredinin teminatı olarak o an --------- adına tapuda kayıtlı olan taşınmaz üzerine ipotek konulduğu; elbette taşınmaz malikinin rızası ve talebiyle ipotek işleminin gerçekleştirildiği; bilahare eş olan davacıların boşanma davasında ipotekli olan bu dairenin davacı bayan eşe devri konusunda tarafların anlaştıkları, ipotekli olarak dairenin davacı bayan eşe devir edildiği, banka tarafından kredi borcu ödenmediğinden dolayı hesabın kat edildiği, bilahare kredi borçlusu şirketin 2 ortağından biri olan davalı----kredi borcuna mahsuben ödeme yaparak ----- yevmiye nolu ----bankanın alacağını temlik aldığı, bu temliğe dayalı olarak ------sayılı dosyasının ---- tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığını; davacı yan aleyhine 2.220.000,00 TL asıl alacak, 1.721.746,85 TL işlemiş faiz üzerinden toplam 3.941.748,85 TL üzerinden başlatılan takipten sonra eldeki iş bu davanın açıldığı ihtilafsızdır.Taraflar arasındaki ihtilaf, %50 hissedarı olduğu şirketin banka borcunu ödeyerek bankanın bu kredi sözleşmesinden kaynaklı alacaklarını temlik alan şirket ortağı --- kredi borcu için teminat olarak verilen ipoteğin paraya çevrilmesini isteyip isteyemeyeceği hususunda toplanmaktadır.
Mahkememizce davalı banka vekilinin davacı -----yönünden aktif dava sıfatının bulunmadığı hususundaki talebi değerlendirilmiş olup; gerek ipoteğin paraya çevrilmesi yönünden --- tarafından başlatılan icra takibinde tapu maliki olan ------da borçlu olarak gösterilip, onun hakkında da icra takibi başlatılmış olması; öte yandan can ------ boşanma protokolü çerçevesinde ipoteklide olsa daireyi diğer davacımız olan eşine devretmesi ve ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan bu takip sebebiyle taşınmazın satılıp bedelinin davalı tarafından tahsil edilmesi durumunda; boşanma taahhüdü çerçevesinde dairenin rayiç bedeli kadar eşine ödeme yapmak zorunda kalabileceğinden; davada da temliğin geçersizliği iddia edilip, muvazaa türündeki davaların söz konusu bu işlemden hakkı helal dar olan herkes tarafından açılabileceği gözetildiğinde davacı --- aktif davacı sıfatının bulunduğu mahkememizce kabul edilmiştir.Hemen belirtmek gerekir ki davalı bankanın, kredi sözleşmesinden doğan alacaklarına TBK çerçevesinde temlik etmesi mümkün olup, ''alacağın temliği'' borçlunun iznine tabi değildir. Davalı banka diğer davalıyla davacılar ve ----arasındaki ilişkilerde tamamen ayrık olarak ipotekten kaynaklanan haklarının --- devretmekle artık ipotek verilen daire üzerinde herhangi bir hakkı kalmadığından iş bu davada verilecek her türlü karar yönünden ona husumet düşmeyeceği değerlendirilmiş ve bu nedenle hakkında açılan davanın husumetten reddine karar verilmiştir.Davacılar ile davalı----- arasındaki davada ise; çıkarılan firma kaydından -----yılında kurulduğu, %50'şer hisse ile ----- isimlik 2 ortağının bulunduğu, bunlardan----- aynı zamanda şirketin tek temsilcisi olduğu anlaşılmıştır. Bilindiği üzere------kamu borçları hariç şirket ortaklarının şirket borçlarından dolayı şahsın sorumlulukları yoktur. Yani şirketin ve ortakların kese ve bütçeleri ayrıdır. Davamıza konu olan bu olayda---- yerine, banka alacağının ---------- olmayan 3.bir şahıs temlik almış olsa, hiçbir tereddüt olmayacak ve bankanın alacağını borçlularının izni olmaksızın TBK'daki alacağın temliği hükümleri çerçevesinde temlik edebileceğinden dolayı, temlik alacaklısı 3.şahısın ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatmasında tartışılacak herhangi bir husus olmayacaktı. Somut olayda -------- kredi borçlusu şirketin ortağı olması ve ortağı olduğu şirketin borcunu ödemesinden dolayı bankadan banka alacaklarını temlik almak suretiyle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine başlaması nedeniyle; söz konusu temliğin geçerli olup olmadığı ve asıl icra takibi başlatmasının mümkün olup olmadığı gündeme gelmiştir. Ancak yukarıda da açıklandığı gibi Limited Şirketlerde de şirket ortağı ile şirketin bütçeleri ayrı olduğundan; mahkememizce bu durum mümkün görülmüş; şirketin banka borcunu ödemekle şahsi sorumluluğu bulunmayan-------- bu ödemeyi gerçekleştirip şirketini borçtan kurtardıktan sonra, banka alacaklarını temlik alıp bu temlik çerçevesinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluna başvurabileceği; ipoteğin paraya çevrilmesinden sonra ---- bu yolla ödenen borcu kadar sebepsiz zenginleşmiş olacağı, taşınmaz maliki olan davacımız ----aşamada ----- karşı rücuen alacak davası açabileceği, taşınmazın bedelini bu yolla isteyebileceği; alacağı mahkeme kararının infazı için şirketin yeterli mal varlığı yoksa o takdirde şirketin iflasını talep edip tasfiyeye sokturabileceği nazara alınarak; aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın --------- yönünden HUSUMETTEN REDDİNE,
Davanın davalı ------------------ yönünden ise ESASTAN REDDİNE,
Ret harcı maktu olduğundan baştan alınan ve bilahare tamamlatılan 37.712,49 TL peşin ilam harcından maktu ret harcının mahsubu ile bakiye 37.284,89 TL harcın talebi halinde davacıya iadesine,
Tamamı davacı tarafça karşılanan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar kesinleştiğinde bakiye gider avansı kalırsa davacıya iadesine,
Karar tarihindeki AAÜT gereğince 249.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacılardan alınarak kendisini vekiller temsil ettiren davalı ----------verilmesine, hakkındaki dava husumetten nedeni ile ret olan davalı banka lehine ise 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı bankaya verilmesine,
Dair karar, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde -----------Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak oy birliği ile verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu. 27/06/2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!