T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/768 Esas
KARAR NO:2024/268
DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ:03/10/2022
KARAR TARİHİ:13/03/2024
Mahkememizde görülen İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı borçlu aleyhine, müvekkilinin davalı şirkete ait----- kablolarını koparmış olması sebebi ile kabloların kopmasına bağlı olarak üçüncü şahıslara ödenen hasar bedellerinin rücuna ilişkin olarak ----- sayılı dosyası ile------ sayılı dosyaları ile icra takibine girişildiğini, davalının farklı zamanlarda müvekkili şirket varlıklarına zarar vermiş olduğunu, işbu hasara bağlı olarak üçüncü kişilerin elektrikli cihazlarında da arızalar meydana geldiğini,----- dosya muhteviyatındaki belgelere göre:-------adresinde, davalılar tarafından yapılan çalışma esnasında, davacı müvekkilim şirkete ait yeraltı kablolarına zarar verildiğini, Bu nedenle müşterinin elektrikli cihazlarının hasar gördüğünü, müşterinin zararının müvekkili şirketçe karşılanmış olduğunu, davalılardan "Hasar Rücu Bedeli" talep edildiğini, ------dosya muhteviyatındaki belgelere göre: ------adresinde, davalılar tarafından yapılan çalışma esnasında, davacı müvekkilinin şirkete ait yeraltı kablolarına zarar verildiğini, bu nedenle müşterinin elektrikli cihazları hasar gördüğünü,------- isimli müşterinin zararı müvekkil şirketçe karşılanmış olup davalılardan "Hasar Rücu Bedeli " talep edildiğini, 28.05.2019 tarihinde --------- davalılar tarafından yapılan çalışma esnasında, davacı müvekkili şirkete ait yeraltı kablolarına zarar verildiğini, Bu nedenle müşterinin elektrikli cihazları hasar gördüğünü, ------------ isimli müşterinin zararı müvekkili şirketçe karşılanmış olup davalılardan "Hasar Rücu Bedeli " talep edildiğini, geçen hasarlar sonrasında müvekkili şirketin enerji sağlamış olduğu birçok tüketicinin elektrikli cihazlarında hasar meydana geldiğini, Davalı/ borçlunun filli neticesinde meydana gelen işbu zararlardan davalı / borçlu hukuken sorumlu olduğunu, Nitekim tüketiciler tarafından müvekkilinin davalı şirkete yapılan başvurular tüketici mağduriyetini gidermek amacıyla geri çevrilmeyerek daha sonra davalı / borçluya rücu edilmek üzere ödendiğini, Davalı / borçlunun sebep olduğu hasarın tamiri için müvekkili şirkete fatura edilen bedelin tazmini amacıyla 14.01.2020 tarihinde----------numaralı yazı ile davalı/ borçlu' ya bildirim yapıldığını, bildirime rağmen ödeme yapılmadığından icra takip yoluna gidildiğini, Davalı/ borçlunun filli neticesinde meydana gelen zararların rücuya yönelik icra takibine itirazların iptaline, davanın kabulüne, Davalının asıl alacağın %20' sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ---------- vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacı yan soyut beyanları kapsamında asıl borçlu olduğunu iddia ettiğini, üçüncü kişilere yapılan ödemelerin rücuen tazminini istediğini, halihazırda TTK' dan kaynaklanan herhangi bir rücu hakkı yahut kanunlarda açıkça öngörülmüş bir halefiyet durumu da söz konusu olmadığını, soyut rücuen 3.571,93 TL bedelin tazmininin istenildiği işbu haksız dava kapsamında görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemelerinin olduğunu, mahkemeniz işbu dava konusu talepler bakımından görevli bulunmadığını, resen gözetilecek göreve ilişkin açıklamalarımız çerçevesinde davanın esasa girilmeksizin reddine karar verilmesini, davacının 2 adet farklı tarih ve lokasyonda kendisine ait ag kablolara zarar verildiğini, kablo hasarına ilişkin dolaylı üçüncü kişi zararlarını ödediğini, işbu soyut hasar iddiasının ---------- tarihlerinde olduğunu iddia etmekte olduğunu, fakat soyut haksız fiil iddiası ile ilgili üçüncü kişilere ödenen bedellerin rücuen tazmini iddiası için öngörülen zamanaşımı süresi de geçtiğini, müvekkili bakımından öncelikle zamanaşımı itirazımız bulunduğunu, haklı ve süresinde sunulan zamanaşımı itirazımız gözetilerek davanın evveliyetle zamanaşımı sebebi ile reddini gerekmekte olduğunu, davacının kablolarına hasar verildiğini, bu sebeple üçüncü kişilerin cihazlarında arızalar olduğu iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, iddia edilen zararın oluştuğu mahallerde, müvekkili şirketin kazı çalışması olup olmadığı şu aşamada tespit edilmediğini, davacı tarafından tutulan tek taraflı soyut tutanakta davalı şirket muhatap göstertilmek istenildiğini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın izah edilen nedenlerle reddine karar verilmesini, davacının alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini,Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ------ cevap dilekçesi sunmadığı görüldü.
DELİLLER:Dava dilekçesi, cevap dilekçesi,------- Sayılı dosyasının---- çıktıları,------ gelen müzekkere cevapları, tanık beyanları,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, hukuki niteliği itibariyle haksız eylemden kaynaklanan zarar nedeniyle alacak istemine ilişkindir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterlİ görülmüştür.Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır.TTK' nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; davalı şirketin davacıya ait kablolara zarar verdiği, hasara bağlı olarak üçüncü kişilerin elektrikli cihazlarında arızalar meydana geldiği, üçüncü kişilerin hasarlarının davacı şirketten tahsili için davacı şirket aleyhine icra takibi başlattıkları iddia edilerek, davacı şirket tarafından yapılan ödemelerin davalı şirkete rücu edilmesi istemi ile eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Belirtmek gerekir ki, davacı taraf haksız fiil hukuksal nedenine dayalı olarak üçüncü kişilere yaptığı ödemeleri davalıya rücu ettiğinden eldeki davada görevli mahkeme belirlenirken üçüncü kişilerle davalı şirket arasındaki ilişkiye bakmak gerekecektir. Davadışı üçüncü kişiler gerçek kişi olup tacir olmadığından taraflar arasındaki ilişki haksız fiil hukuksal nedenine dayalı olduğundan ve eldeki dava nispi veya mutlak ticari dava olmadığından eldeki uyuşmazlığa bakmakta mahkememizin görevsiz olduğu, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu kanaati ve gerekçesi ile görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli ------Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere ------Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2.maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair karar, davacı vekilinin yüzüne karşı, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ---------- Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak karar verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu. 13/03/2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!