T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/10 Esas
KARAR NO:2024/370
DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 04/01/2022
KARAR TARİHİ: 24/04/2024
Mahkememizde görülen Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:Davacı vekili 04.01.2022 harç tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin----- ilçesinde kamu bünyesinde çalışırken, ---- tanıştığını, ------halihazırda kamu görevinde çalışan müvekkilinin görevinden ayrılması halinde tazminat haklarının kendisi tarafından karşılanacağının güvencesini vererek birlikte çalışmak istediğini söylediğini, müvekkilinin de ----- bu teklife evet diyerek beraber çalışmaya başladıklarını, müvekkili ----------- danışmanı olarak göreve başladığını birçok ilde farklı lokasyonlar da başlatılan ve tamamlanan projelerin arazi araştırması kadar çok yönlü çalıştıklarını sayısız yurtdışı seyahat yaparak ticareti genişletmeye çalıştığını,------ tarafından sıklıkla kendisine çok güven duyulduğunun söylendiğini belirtmiş, sonrasında ----bir turizm şirketi ------ istediğini ve müvekkili------- yüzde 20 hissedar yapacağını söylediğini ve bunun teminatı olarak ta kendi el yazısıyla müvekkili şirkete ortak yaptığına dair yazdığı yazıyı şirket insan kaynakları üzerinden müvekkile ulaştırdığını, gene müvekkilinin ------ yılından bu yana neredeyse hiç izin almadan çalıştığını 5 yıl süreyle -------toplantıları, belediye, valilik görüşmeleri,---- çalışmalar yaptığını, -------- de arazi incelemesi, zeytinlik satın alması, sera yapımı gibi birçok çalışma yaptığını ve tüm bu çalışmaları ve gayreti gören ------ o yıl kendisine prim ve ek ödemeler yapacağını ifade ettiğini ancak------hayatını kaybettiğini, ancak müvekkilinin bu bahsi geçen prim konuşmalarını ses kaydına aldığını, -------- ortaklığını gösteren el yazısı ile yazılmış belgenin aslının şirket ------ olduğu, müvekkilinin uzunca bir süre hakkının verileceği ümidi ile beklediğini ancak davalılardan bir ödeme yapılmaması üzerine bu davayı açmak zorunda kaldığını, sürecin bir çok şahidi olduğunu, -------ilanında pay sahiplerine kar payı dağıtılacağı açıkça belirtilmiş olmasına rağmen müvekkile hiç ödeme yapılmadığını, ayrıca TTK m.312/II uyarınca yönetim kurulu üyeleri pay sahibi olanlar arasından seçileceğini, Türk Ticaret kanunu açıkça yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olduğunu ifade ettiğini, gene ana sözleşme de aksine bir hüküm yoksa yönetim kurulu üyelerine hazır bulundukları her toplantı için bir ücret ( huzur hakkı ) verilir. Ancak müvekkiline ödeme yapılmadığını, müvekkilin davalı ------- 17 adet şirket yönetim kurulu üyelikleri ile ---------- bünyesindeki ----------müdürlük görevi dava tarihi ile devam ettiğini ve söz konusu alacaklarının halen varlığının sürdürdüğünü, müvekkilinin bu davayı açmasıyla birlikte hesaplarda bulunan nakit paraların çekilip diğer menkul ve gayrimenkullerin satılıp devretme ihtimalleri bakımından ivedilikle bankadaki paralara bloke konulması ve malları 3. Kişilere devredilmemesi yönünde İhtiyati Tedbir Kararı verilmesini talep etmiş, ve müvekkilinin alacaklarının miktarı bu aşamada tam belirli olmadığı için fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla 10.000,00 TL lik dava açtıklarını belirterek davalının bankadaki mevcut paralarına bloke konulmasına, ve malların 3. Kişilere devredilmemesi yönünde ihtiyatı tedbir kararı verilmesine, ---- müvekkil ------ çalışmaya başladığı ilk şirketin kuruluşundan itibaren --------- bünyesinde yer alan ------% 20 lik hissesine karşılık gelen tüm alacakları ile Müdürlük ücretinin en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte müvekkile ödenmesine, ----- yer alan 17 şirketin yönetim kurulu üyeliklerine ilişkin aylık ödemeleri ----- hak ediş tarihinden itibaren faizi ile birlikte müvekkile ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının ------ husumet yöneltebilmesinin mümkün olmadığı belirterek usule ilişkin itirazlarını dile getirdiğini, davacının ----- tarihleri arasında, son olarak yönetim kurulu üyesi olarak ve ---- unvanı ile çalıştığını, davacının aynı zamanda --------- bir dönem şirket müdürü olarak görev aldığını, davacının iş akdinin müvekkil şirket organizasyon yapısı değişikliği neticesinde feshedildiğini, holdinglerin yapı itibariyle ile bir anonim şirket olduğunu konu itibari ile sadece diğer şirketlere katılımcılık söz konusu olduğunu, şirket gruplarının her birinin bağımsız tüzel kişiliğe sahip olduğunu, davacının iddiasına ilişkin taleplerini dava dışı şirkete -------- yöneltmesi gerektiğini, holdinge husumet yöneltemeyeceğini bu sebeple davanın reddine karar verilmesi, dava dilekçesinin HMK’nın 119. Maddesinde sayılan zorunlu şartları taşımadığını yani uygun bir talep sonucu içermediğini, davacının istediği huzur hakkı alacakları da zaman aşımının beş yıl olduğunu bu nedenle huzur hakkı alacağını kabul etmemekle birlikte talep edilen alacağın zaman aşımına uğradığını, ve usul yönünden davanın reddini talep etmiş, Esas yönünden ise pay sahibi olmayan davacının kar payı talep etmesinin mümkün olmadığını, davacının dava dilekçesi ekinde olduğunu iddia ettiği ‘’şirketin % 20 hissedarı yapacağını’’ belge dosyada olmadığından dosyaya sunulursa cevap hakkını saklı tutuklarını yine de böyle bir belgenin var olması halinde dahi davacının şirket ortağı unvanını iktisap edebilmesinin mümkün olmadığını, limited şirketlerde ortaklık sıfatı kuruluş yoluyla, sermaye artırımı yoluyla, birleşme yoluyla ve tür değiştirme yoluyla, Anomin şirketlerde ise pay sahipliğinin iki şeklide olduğunu ilkinin aslen iktisap ikincisinin ise devren iktisap olduğunu dolayısıyla varlığı şüpheli belge ile müvekkil şirkette pay sahibi olamayacağını, davacının şirketlerdeki görevi karşılığında alacağı aylık ücret 5510 sayılı kanun 4/1 a bendi uyarınca ödendiğini ‘’ Müdürlük ‘’ ücreti adı altında herhangi bir ücret alacağının bulunmadığı, davacının dava dilekçesinin 7 numaralı paragrafında TTK 312/2 uyarınca Yönetim Kurulu Üyelerinin pay sahibi olanlar arasından seçileceğini belirtmişse de Ne TTK’nın 312. Maddesi böyle bir hükmü haiz olduğunu nede davacının belirttiği türde bir zorunluluk olduğunu müvekkil şirketin iç yönerge ve ana sözleşmesinde görüleceği üzere yönetim kurulu üyelerinin pay sahipleri arasından seçilmesine ilişkin bir zorunluluk olmadığını, Davacının pay sahibi olduğu iddialarını kabul etmemekle birlikte ticaret şirketlerinde kar payı dağıtımında zorunlu olmadığını, davacının huzur hakkı ödemesi talebinin de mümkün olamayacağını dava konusu edilen şirketler bakımında ne esas sözleşmede ne de genel kurullarda huzur hakkı ödemesi bir zorunluluk olarak kabul edilmediğini, müvekkili şirketin mal kaçırma, taşınmazı devretme
gibi bir gayesi olmadığını---------- denetimi ve kontrolü altında olduğunu belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir
DELİLLER VE GEREKÇE : Dava, kar payı bedeli ve müdürlük ücreti ile huzur hakkının davalıdan tahsili talebine ilişkindir.Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; uyuşmazlığın, davacının davalı ----bünyesinde bulunan------hak edilen %20lik şirket kar payı bedeli ve müdürlük ücreti ile ----- bünyesinde yer alan ------şirketinde ve 17 şirketin yönetim kurulu üyeliklerine ilişkin huzur haklarından dolayı şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsilinin mümkün olup olmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından, TTK 83-85.maddeleri ile HMK 222.maddesi uyarınca davalı şirketin tüm yasal ticari defterleri (defteri kebir, yevmiye, envanter defterleri ile ve var ise muavin kayıtları ve dayanak belgeleri) üzerinde Mahkememizce resen seçilen bilirkişiler eşliğinde şirket yöneticilerinin/müdürlerine ücret ödenmesi zorunlu olmayıp ancak ücret ödenmesine ilişkin genel kurul kararları varsa o karar esnasındaki müdürler ile birlikte daha sonra müdür seçilenlerde bu karar genel kurulca iptal edilene kadar bu ücretten faydalanacağı nazara alınarak bu çerçevede şirketlerin kayıtları incelenerek davacının müdürlüğü esnasında yada daha önce şirket müdürlerine ödeneceği bir maaş kararlaştırılması varsa ve bunu iptal eden bir karar yoksa davacının talep de haklı olduğu, müdür ücretinin hesaplanması, müdür maaşının ödenmesine ilişkin bir genel kurul kararı var ve başka genel kurul kararı iptali varsa iptal tarihe kadar maaş hesabı yapılması, ayrıca kar payı yönünden de yıl sonu genel kurul toplantılarında davacının talep ettiği seneler yönünden kar payı ödenmesine dair bir karar olup olmadığı, bir karar varsa davacının talep etmekte haklı olduğu kar payı ödemesinin ne olacağı, kar payı ödenmemesine dair kararların olduğu yıllar itibarı ile kar paylarının yedek akçe sayılmasını gerektirecek şirket mali durumunun bulunup bulunmadığı, gerekmiyor ise davacının payına düşebilecek kar payının ne olduğu hususunda rapor düzenlenmesinin istenilmesine, karar verilmiştir.
Bilirkişiler ---- tarihli raporunda; Davalı şirketin ------ incelendiğinde davacı-----bir işleme, kayda rastlanmadığını, davacının davalı ------ temsil yetkisinin bulunmadığı, ancak, Mahkemenin talebi
ile dava dosyasına ------- memurluğundan davalı holdingin grup şirketlerin ve bu şirketlerdeki yönetim kurulu üyeliklerinin bildirilmesi istenmiş, gelen müzekkere cevabında 19 şirketten sadece ------- hariç olmak üzere, diğer 18 şirketlerin tamamında ------ üyesi temsil ve ilzam yetkilisi olduğu, Dosya kapsamında davacının ------üyesi olduğu 18 şirkette huzur hakkı alınmasına dair genel kurul kararının bulunmadığı, davacının grup şirketlerinden bazılarında aynı zamanda hizmet akdi kapsamında sigortalı olarak çalışmalarının bulunduğu, davacının her ne kadar ----- ünvanlı grup şirketine %20 ortak olduğuna dair müteveffa ------- tarafından el yazısının holdingin insan kaynakları departmanında bulunduğunu, bir suretinin de delil olarak dava dilekçesi ekinde olduğunu beyan etse de, söz konusu belge suretine dosya kapsamında ulaşılamadığından ilave değerlendirme yapılamadığını, uyuşmazlık
konuları bağlamında gerek davacının ---------- %20 pay sahibi olduğu iddiasına bağlı mali hakları gerekse diğer 17 şirketin yönetim kurulu üyesi sıfatına bağlı huzur haklarının ödettirilmesi talepleri yönünde husumet yöneltilen davalı----- hissedarlarının gerçek kişi olduğu; varsayım olarak bahsi geçen şirketlere ------iştirak etmesi bir başka anlatımla pay sahibi olmasının, davacının bahsi geçen şirketlerden bir alacağı olması halinde husumet düşüp düşmediğinin takdir ve değerlendirmesinin Mahkeme’nin yargı yetkisi dahilinde olduğu, Öte yandan, işaret edilen durumun ayrık kalmak kaydıyla, iddianın kabul biçimine nazaran, “Uyuşmazlığı İrdelenmesi” başlığı altında davacının dava dışı ---- %20 pay sahibi olduğu iddiasının yapılan irdelemesi ve mevcut delil durumuna nazaran pay sahibi sıfatının sübuta ermediği; her ne kadar ortak olmayan müdür
sıfatı var ise de, (TTK.m.623 ve 629) 5510 sayılı Yasa m.4a kapsamında çalıştırıldığının yukarıdaki mali incelemeden anlaşıldığı; hizmet akdine (4857 sayılı kanun) dayalı bir alacak iddiası var ise, husumet durumu ayrık kalmak kaydıyla huzurda tartışılamayacağı; Yine, işaret edilen durum ayrık kalmak kaydıyla, iddianın kabul biçimine nazaran, yukarıda “Uyuşmazlığı İrdelenmesi” başlığı altında 6.3 maddesinde davacının dava dışı 17 şirkette yönetim kurulu üyesi sıfatına bağlı huzur hakkı ücretlerinin ödettirilmesi talebinin yapılan incelemesinde açıklanan nedenlerle, dava dışı 17 adet şirketin esas mukaveleleri dosyada bulunmadığından, huzur hakkı yönünden bir düzeleme olup-olmadığının tespit edilmediği; ancak yukarıda şirket kayıtlarında yapılan incelemeye nazaran genel kurul toplantılarında yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödeneceğine ilişkin karar alınmadığı (TTK:m.394); kaldı ki, iddianın sübutu halinde, davacının yönetim kurulu üyesi olduğu dava dışı adı geçen şirketlerin borçtan sorumluluğu gündeme geleceği; rapor edilmiştir.Yapılan yargılama sonunda toplanan tüm deliller ile denetlenip benimsenen ve somut olaya uygun görülen bilirkişi raporundaki gerekçelerde dikkate alınarak; Davacı, davalı -----bünyesinde yer alan ------- tarafında % 20 hissedar yapıldığından bahisle bu hissesine karşılık gelen tüm alacakları ile müdürlük ücretini tahsilini; yine davalı -------- yer alan 17 adet şirketin yönetim kurulu üyesi olması sebebiyle aylık ödemelerinin (huzur haklarının) hak ediş tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsili amacıyla iş bu davanın açıldığı; davalı cevap dilekçesinde, davalı -----husumet düşmediğini; iddiaya konu 17 adet şirketin ayrı tüzel kişiliği bulunduğunu; davacının bahse konu -------------- hissedar olmadığını: müdürlük görevininde yeniden yapılanma sebebiyle feshedildiğini; müdürlük görevine bağlı ücretlerinin ödendiğini; herhangi bir hakkı bulunmamakla beraber, taleplerin de zamanaşımına uğradığını; dava dışı şirketlerin esas mukavelesinde huzur hakkı ödenmesine ilişkin düzenleme bulunmadığı gibi, bu yönde genel kurul kararı da olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Mahkemece deliller toplanarak ticari defter ve kayıtlar üzerinde inceleme yapılarak rapor aldırılmıştır. Şirketin---- tarihinde ticaret sicile tescil edildiği, kuruluşta tek ortağının ------- olduğu; vefatı sonrasında payların mirasçılarına intikal ettiği; dava dışı şirketin pay defterinin incelenme olanağı bulunmadığı ancak, ticaret sicil kaydına nazaran bu yönde davacıya bir pay geçişinin görülemediği; şirket müdürü olarak yer aldığı; davacının da kendisine------tarafından yöntemince yapılan %20'lik pay devrini gösterir yasal bir delil sunulmadığı; hal böyle olunca ortaklık iddiasının bu aşamada mevcut delil durumuna nazaran sübuta ermediği; öte yandan husumet yöneltilen davalı ------- tarihinde ticaret siciline tescilinin gerçekleştiği; tüm ortaklarının gerçek kişilerden oluştuğu; bir başka anlatımla, davacının iddiasına konu ------ ortakları arasında olmadığı gibi, ----- davalı -------- ortak olduğu hususun da dosyaya yansımadığı; kaldı ki, ortak olsaydı bile ------ borcundan ortağı olduğu varsayımında -------- sorumlu olmayacağı; öte yandan kabul biçimi itibariyle davacının --------Ortak olduğu varsayımında dahi, ortaklık sıfatına bağlı olarak kâr payının gündeme geleceği; zira TTK.m,608M.2 “Şirket sözleşmesi lmedikçe, kâr payı, esas sermaye payının itibari değerine oranla hesaplanır; ayrıca yerine getirilen ek ödeme yükümlülüklerinin tutarı da kâr payının hesaplanmasında itibari değere eklenir” düzenlemesi bulunduğu; ancak, öncelikle şirketin kâr elde etmesi gerekeceği ve ortaklar kurulunun da kâr dağıtım kararı alması gerekeceği dava dışı şirketin bilançoları ibraz edilmediğinden, kâr elde edip etmediği belli olmadığı gibi, davaya da taraf olmadığı; davacı TTK m.312/ll uyarınca yönetim kurulu üyeleri pay sahibi olanlar arasından seçildiğini; Türk Ticaret Kanunu'nun açıkça yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olduğunu ifade ettiğini, dolayısıyla 17 adet şirket de ortak olduğunu ileri sürmüş ise de, davada yaslanılan TTK.m.312 hükmünün 6762 sayılı TTK” düzenlemesi olduğu; bir başka anlatımla yürürlükte olmayan kanun maddesine atıf yapılığı; 6102 sayılı TTK'nin 1534 maddesi uyarıca 01.07.2012 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlükte olan TTK hükmünde ve bu bağlamda konumuz ile TTK.m.359 hükmünde anonim şirket yönetim kurulu üyesi olmak (seçilmek ya da esas mukavele ile atanmak için) için şirkete pay sahibi olma kuralının bulunmadığı; kaldı ortak olduğunu gösterir pay/hisse senedinin ibraz edilmediği; Yönetim Kurulu başkan ve üyelerinin yaptıkları bu hizmetlerinin karşılığı olarak bir takım mali hakları bulunduğu; TTK'nın "Yönetim kurulu üyelerinin mali hakları" başlıklı 394'ncü maddenin 1'nci fıkrasında, yönetim kurulu başkan ve üyelerine bu sıfatları nedeniyle yapılan ödemeler; huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve kâr payı şeklinde beş kalem olarak sayıldığı; TTK m. 394'te sayılan ilk mali hakkın “huzur hakkı” olduğu;. huzur hakkı kavramının TTK'da tanımlanmadığı; bununla birlikte bu hakkı, yönetim kurulu üyelerinin hazır bulundukları her bir toplantı için harcadıkları mesai, emek ve zamanın karşılığı olarak gözetilen ve her bir yönetim kurulu toplantısı başına ödenen bir mali hak olarak tanımlamanın mümkün olduğu; şüphesiz ki bunun söz konusu olabilmesi için TTK m. 394'ün amir hükmü uyarınca tutarının esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmesi şartına bağlı olduğu, bahse konu 17 adet şirketin esas mukavelesinin dosyada bulunmadığı; buna göre esas mukavelesinde yönetim kurulu üyelerine toplantı başına ödenecek huzur hakkı konusunda bir miktar belirlemesi yer alıp almadığının anlaşılamadığı ancak, yukarıda şirket kayıtlarında yapılan incelemeye nazaran genel kurul toplantılarında yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödeneceğine ilişkin karar bulunmadığı; yine, yukarıda da açıklandığı üzere, böyle bir hakkın borçlusunun ilgili şirket olacağı, bir başka anlatımla, davacının yönetim kurulu üyesi olduğu şirketin borcu kapsamında olacağı; hangi dönem için istendiği açıklanmamakla beraber, davalı ---------- tarihinde ilk defa sicile tescilinin gerçekleştiği; varsayım olarak davacının yönetim kurulu üyesi olduğu şirketlerde davalı -------hissedar olsa bile, adı geçen davacının yönetim kurulu üyesi olduğu şirketlerin borçtan sorumluluğu gündeme geleceği, rapor edilmiş olup; mahkemece hükme esas alınmış ve davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilerek, aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere:
1--Davanın husumet yokluğu sebebi ile REDDİNE,
2-Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 170,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 256,82 TL fazla harcın davacıdan tahsil ile hazineye gelir kaydına,
3-Davalı taraf yararına AAÜT uyarınca 10.0000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa ödenmesine,
4-Davalı tarafça yapılan yargılama giderleri 93,60 TL'nin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
5-Davadan önce gidilen ara buluculukta devletçe karşılanan 1.320,00 TL ara buluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına,
6-Kullanılmayan gider avansı varsa hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yoluna başvurma yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı açıkça okunup usulen anlatıldı... 24/04/2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!