T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/76 Esas
KARAR NO:2024/69
DAVA:Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ :02/02/2023
KARAR TARİHİ: 30/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalıların müvekkili bankanın ----- kredi kartı no.lu ticari kredi kartı kullanımından kaynaklanan ve ------ numaralı ticari kredili mevduat hesabından kaynaklanan ticari kredi borçlusu olduğunu, ---- sözleşmesi ve aynı tarihli talep formları ve bilgilendirme formları ile ----- gereğince müvekkil bankanın ----konumunda olduğunu,---- gereğince; borçlu -----, borçlu şirket ile birlikte müteselsil kefil sıfatı ile 1.000.000,00TL kefalet tutarına imza atmak sureti ile müşterek ve müteselsilen kefili olduğunu, davalı/borçlu kullanmakta olduğu ---- numaralı kredi kartından doğan borcunu ve----- numaralı kredi borcunu ödemediğini, önce idari olarak borçluya ulaşıldığı ve borcunun ödenmesi talep edildiği sonuç alınamayınca, müvekkil bankaca davalı/borçluya -------- yevmiye no.lu ihtarname ile ----- itibariyle mevcut borcu bildirilmiş ve ödemesi gerektiğinin ihtarı yapıldığını, işbu ihtar mektubu ------- gereğince kefilin sözleşmede belirttiği, şirketin de banka kayıtlarındaki ve mernis kayıtlarındaki adresine posta edildiği ancak bila tebliğ iade olduğunu, bahse konu adresin resmi adresi olması sebebi ile banka ---- bu ihtarname ile borçluları temerrüde düşürüldüğünü,davalılar/borçlular tarafından ödeme yapılmaması üzerine ------- bu şirket ticari borcuna ilişkin yasal takip süreci başlatıldığını, davalı/borçlu hakkında ------- dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ödeme emri borçluların bilinen adresine yollandığını, bila olarak döndüğü ancak borçlular vekilinin ----- tarihli e-imzalı dilekçe ile takibe ve borca itiraz dilekçesi ile takibin durdurulduğunu, borçlular vekilinin aynı zamanda şahıs olan müşterek ve müteselsil kefil açısından yetki itirazının olduğunu, işbu itiraz borçlu şirketin ---- olması ve -- Adliyesi yetki sınırında bulunması sebebi ile kabul edilmediğini, zorunlu arabuluculuk başvurusu yapıldığını, anlaşamama tutanağı tutulduğunu, davalıların takibe vaki itirazları takibi sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu, haksız ve de kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin alacağına kavuşması için idari her yöntem denendiği ancak sonuç alınamayınca hukuki olarak dava açma zaruretinin doğduğunu, açıklanan sebeplerden ötürü davanın kabulü ile itirazın iptali ve takibin devamına, haksız ve kötü niyetle itiraz eden davalı/borçlu aleyhine en az %20 oranında icra-inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA:Davalı ------- vekili cevap dilekçesinde özetle, dava konusu ilamsız icra takibi yetkisiz icra dairesinde başlatıldığını, zira İcra İflas Kanunun 50. maddesinin ‘’Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur.‘’ hükmü gereğince icra dairelerinin yetkileri 6100 sayılı Kanununda yer alan yetki kurallarına göre kıyasen belirlendiğini, 6100 sayılı Kanunun 6. Maddesi ‘’Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.‘’ hükmü ile davalının yerleşim yerini genel yetkili mahkeme olarak kabul ettiğini, anılan maddenin kıyasen tatbik edilmesi halinde müvekkil ---- mukim olduğu ilçe icra takibinin açıldığı tarihte ----olması nedeni ile yetkili icra müdürlükleri ---- iken takibin ----- başlatılmış olması yasa ve usule aykırı olduğunu, --------- mevcut yetki kaydı müvekkil ------------ bakımından bağlayıcı olmadığını, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 17. maddesi “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler.” hükmü ile gerçek kişilerden yalnızca tacirlerin yetki sözleşmesi akdetme ehliyetine sahip olduğunu düzenlediğini, müvekkil ---- tacir ise sıfatı bulunmadığını, ------------ sayılı ilamında ------- Somut olayda takip dayanağı genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesinin asıl borçlusunun-------- olduğu, uyuşmazlık halinde, --------- Mahkemelerinin ve İcra Dairelerinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı görülmektedir. HMK'nun 17. maddesi gereğince; düzenlenen yetki sözleşmesi, tacirler arasında geçerlidir. Kredi sözleşmesinin müteselsil kefili olan borçlu ------ ise tacir sıfatı bulunmadığından, HMK'nun 17. maddesi uyarınca yapılan yetki sözleşmesi kendisini bağlamaz.…” şeklinde hüküm tesis ederek tacir olmayan müteselsil kefillerin yetki sözleşmesiyle bağlı olmadığını hükmettiğini, ödeme emrine itiraz dilekçesinde yine yetki itirazında bulunulduğunu, işbu nedenlerle yetkisiz icra müdürlüklerinde başlatılan ilamsız takibe karşı itirazımızın kabulü ile davanın müvekkil ----- yönünden usulden reddine karar verilmesini, müvekkil ------- yönünden müteselsil kefalet ilişkisi hukuken geçersiz olduğunu, davacı banka tarafından dosyaya sunulan sözleşme incelendiğinde müvekkilin bir bütün olarak ''müteselsil kefilim'' şeklinde kanuni şekil şartı olarak el yazısı ile bir ibare bulunmadığını, sunulan sözleşme form niteliğinde hazırlanmış olduğunu, ibarelerinde karşısına aynı ibareler yazdırıldığını, bu nedenle müteselsil kefalet ilişkisi hukuken geçerli olmadığından dolayı müvekkil ----yönünden davanın esastan reddi gerektiğini, ----------- ilamında “Dava konusu hukuki ilişkinin kurulduğu sırada yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesinin birinci fıkrasına göre; "Kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile belirtmesi şarttır." düzenlemesi yer almaktadır. Yasada tarif edilen şekle aykırı düzenlenen kefalet sözleşmesine istinaden kefalet sorumluluğu doğmaz. Somut olayda, davacı, davalı----- asıl borçluya sözlü kefil olduğu iddiasıyla davasını açmıştır. Davalı kefilin, kefilliğine ilişkin yazılı herhangi bir sözleşme bulunmadığından, kefilin sorumlu olduğu miktar, kefalet tarihi ve müteselsilen kefil olduğuna ilişkin açıklamalar kefilin el yazısı ile belirtilmediğinden, yasal şekle uygun verilen bir kefillikten bahsedilemeyecektir. Dolayısıyla davalı---- borçtan sorumlu tutulması mümkün değildir. ” şeklinde hüküm tesis ettiğini, ayrıca müvekkil müteselsil kefil olduğunu bilmediği gibi davacı banka tarafından bu hususta müvekkile bilgi verilmediğini, kesinlikle borcun kabulü anlamına gelmemek kaydıyla dava konusu ilamsız icra takibine konu alacak hakkı yasal dayanaktan yoksun olduğunu, zira davacı banka ilgili kredi borçlarının ödenmemesi dolayısıyla bu hususta müvekkile ihtarname gönderildiğini iddia ettiğini, ancak anılan ihtarname müvekkile kesinlikle usul ve yasaya uygun şekilde tebliğ edilmediğini, bu nedenle müvekkilin temerrüde de düşmemiş olduğunu, işlemiş faizlerden sorumluluğu bulunmadığını, dava konusu ilamsız icra takibine konu faiz alacakları da yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davacı banka hukuka aykırı olarak faiz talebinde bulunduğunu, davacı bankanın talep ettiği akdi ve temerrüt faiz oranı da fahiş olup Türk Borçlar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile Tüketici Kredisi Sözleşmeleri Yönetmeliğinde ve diğer ilgili kanunlarda yer alan sınırlamalara da aykırılık teşkil ettiğini, borcun kabulü anlamına gelmemek kaydıyla akdi faiz TBK md. 88 / 2 uyarınca %13,5'i geçemeyecekken buna göre de temerrüt faizi oranı Tüketici Kredisi Sözleşmeleri Yönetmeliği md. 18 / 2 uyarınca % 17,55'i geçemeyeceğini, bu nedenle bu kapsamda hesaplanan işlemiş, uygulanmış ve uygulanacak faiz kalemleri yönünden de davanın reddi gerektiğini, yetki itirazının kabulü ile davanın usulden reddine, davacı bankanın haksız mesnetsiz davasının müvekkil ---------yönünden esastan reddine, davacı bankanın haksız faiz alacağı ile akdi ve temerrüt faiz oranı talebinin reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı bankadan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle; genel kredi sözleşmesinden doğan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali ile icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.------- takip dosyası celp edilmiş incelenmesinde; davacı-takip alacaklısı tarafından davalı-takip borçlusu aleyhine 16/08/2022 tarihinde ticari kredi ve ticari kredi kartı alacaklarına yönelik asıl alacak + işlemiş faiz + gider vergisi+ masraf toplamı 66.723, 11 TL tutarındaki alacağın, fer'ileriyle birlikte tahsiline yönelik genel haciz yoluyla yapılan icra takibi olduğu, ödeme emrinin borçlulara tebliğ edilemediği, ancak borçlular vekilince bila tarihli itiraz dilekçesi sunulduğu, itiraz dilekçesinde yetkiye, borca ve fer'ilerine itiraz edildiği; icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğu, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Davalılar- borçlular icra dairesinin yetkisine itiraz ettiği, Mahkememizce öninceleme duruşmasında; yetkili icra dairesi İİK'nın 50. maddesinin yollamasıyla HMK'nun 6. maddesi uyarınca davalının yerleşim yerinin bulunduğu -------İcra Daireleri, TBK'nın 89. Maddesi uyarınca davacının yerleşim yerinin bulunduğu -------İcra Daireleri, aradaki genel kredi sözleşmesindeki münhasır yetki sözleşmesine göre ise ------ İcra Dairesidir. Davalı gerçek kişinin müteselsil ve müşterek kefil sıfatı ile imzaladığından yetki kaydı onun için de bağlayıcıdır.Davacı tarafça münhasır yetki kaydına göre ------ İcra Dairesi'nde usulüne uygun takip başlattığı gerekçesiyle davalının icra dairesinin yetkisine ilişkin itirazının reddine karar verilmiştir.Taraf teşkili sağlanmış, taraf delilleri celp edilmiş, uyuşmazlığın çözümü için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş olup bilirkişi kök rapor içeriğine göre; 28.04.2021 takip tarihi itibariyle davacı bankanın detayları tabloda gösterildiği üzere davalı şirketten toplam 63.367,93 TL talep edebileceği, davalı kefilden ise 63.334,94 TL talep edebileceği, davacı bankanın 16.08.2022 takip tarihi itibarı ile; davalılardan; 11.156,92 TL kredili mevduat hesabı asıl alacak tutarı ve 49.999,85 TL kredi kartı asıl alacak tutarı için; takip tarihinden borç tamamen ödeninceye kadar ----- aylık dönemler halinde yayınlanmakta olan gecikme faiz oranlarını aşmamak kaydıyla temerrüt faizi ve faizin gider vergisini isteyebileceğini, tarafların diğer taleplerinin Mahkememiz takdirleri içinde kaldığı bildirilmiştir.Bilirkişi ek rapor içeriğine göre; 16.08.2022 takip tarihi itibariyle davacı bankanın; takip tarihi itibariyle davalı şirket ve kefilden 63.332,92 TL Talep edebileceği, davacı bankanın 16.08.2022 takip tarihi itibarı ile; davalılardan; 11.156,92 TL kredili mevduat hesabı asıl alacak tutarı ve 49.999,85 TL kredi kartı asıl alacak tutarı için; takip tarihinden borç tamamen ödeninceye kadar ------------ 3'er aylık dönemler halinde yayınlanmakta olan gecikme faiz oranlarını aşmamak kaydıyla temerrüt faizi ve faizin gider vergisini isteyebileceği bildirilmiştir.TBK'nın kefalet sözleşmesinin şeklini düzenleyen 583. maddesinin ilk fıkrasında "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." hükmü getirilmiş ve kefalet sözleşmesinin geçerliliği bakımından şekli koşullar öngörülmüştür. Somut olayda; kefalete ilişkin şekil şartlarının yerine getirildiği anlaşılmaktadır. Kefalet kabul beyanı sözleşmenin zorunlu unsuru değildir. Bu itibarla, kefaletin şekil şartlarının yerine getirilip getirilmediği hususunda esas alınamaz.TBK'nın 586. maddesi uyarınca alacaklının müteselsil kefile başvurabilmesi için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. 6098 sayılı TBK'nın 88 ve 120. maddelerindeki faizle ilgili sınırlama tacirlerin ticari işleri hakkında uygulanmaz. Zira, 6102 sayılı TTK'nın 8/1. maddesi hükmüne göre "ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir.". Somut olayda; dayanak sözleşme "genel kredi sözleşmesi" olup, kullandırılan kredilerin ticari nitelikte olduğu, 6098 sayılı TBK'nın 88. ve 120. maddeleri hükümlerinin ticari işlerde uygulanamayacağı, sözleşmede belirtilen oranda akti ve temerrüt faizi talep edilebileceği anlaşıldığından, bilirkişi raporu ile belirlenen faiz oranı hükme esas alınmıştır.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişiden alınan rapor içeriğine göre; davalı--------- davacı banka arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiği, diğer davalının müteselsil kefil olarak sorumluluk altına girdiği, davacı banka tarafından kullandırılan kredilerin davalılar tarafından ödenmediği, davacı bankanın bakiye alacağının denetime elverişli bilirkişi raporu ile toplam 63.332,92TL olarak tespit edildiği, alacağın likit ve belirlenebilir olduğu anlaşıldığından, açıklanan gerekçeler ile aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davasının kısmen kabulü ile;
--- numaralı ticari kredili mevduat için;-------- sayılı takibine yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %25,20 oranında faiz işletilmek suretiyle, 11.156,92 TL asıl alacak, 328,01 TL işlemiş akdi faiz, 16,40 TL -------- olmak üzere toplamda 11.501,33TL üzerinden devamına, aşan istemin reddine,
Kredi kartı alacağı için;------ sayılı takibine yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %25,20 oranında faiz işletilmek suretiyle, 49.999,85 TL asıl alacak, 1.744,51 TL işlemiş akdi faiz, 87,23 TL -------- olmak üzere toplamda 51.831,59 TL üzerinden devamına, aşan istemin reddine,
Hükmolunan alacağın %20 si icra inkar tazminatının davalı taraftan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Alınması gerekli karar harcı 4.326,27 TL’den peşin olarak yatırılan 1.139,47 TL'nin mahsubu ile 3.186,80 TL bakiye harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafça yatırılan 1.139,47 TL peşin harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 205,50 TL ilk dava masrafı, 2.500,00 TL bilirkişi, 138,00 TL tebligat müzekkere gideri olmak üzere toplam 2.843,50 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre (% 95 kabul) 2.701,32 TL'sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, arta kalanın davacı üzerinden bırakılmasına,
5-Davalı taraflarca sarfedilen yargılama olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalı taraftan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı ------- kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 3.390,19 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Arabuluculuk aşamasında yapılan ve Hazine tarafından karşılanan 1.600,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranına göre (%95 kabul) 1.520,00 TL' sinin davalı taraftan müştereken ve müteselsilen, (% 5Ret) 80,00 TL'sinin davacıdan tahsili hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
9-Davacı tarafça dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içinde (HMK 345/1), mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle, ------------- Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince incelenmek üzere tarafların istinaf yasa yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair davacı vekilinin yüzüne, davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/01/2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!